Trakya’nın dörtte üçü kamulaştırma tehdidi altında
TEKİRDAĞİYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşçı, TBMM’nin yeni yasama döneminde Trakya’nın büyüyen çevre sorunlarını Meclis gündemine taşıdı. Petrol ve doğal gaz aramalarından RES’lere, maden sahalarından kaya gazına kadar çok sayıda yatırımın aynı bölgede yoğunlaşmasına dikkat çeken Taşçı, “Bölgenin bütüncül ve kümülatif etkileri araştırılmalı” dedi.
TBMM’nin yeni yasama döneminin başlamasıyla birlikte Trakya’nın çevre sorunları yeniden Meclis gündemine taşındı. İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşçı, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli ve Çanakkale’nin Gelibolu ilçesini kapsayan geniş bölgede, enerji ve madencilik faaliyetlerinin oluşturduğu toplam çevresel yükün araştırılması amacıyla Meclis Araştırması Komisyonu kurulmasını istedi.
Taşçı’nın Meclis Başkanlığına sunduğu araştırma önergesinde, özellikle 5 Eylül’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile petrol ve doğal gaz arama faaliyetleri kapsamında ihtiyaç duyulabilecek taşınmazların kamulaştırılmasının önünün açılmasına dikkat çekildi.
“BÜTÜN YÜK BİR BÖLGEYE YÜKLENMEMELİ”
Türkiye’nin enerji bağımlılığını azaltmaya yönelik çalışmaların önemli olduğunu belirten Taşçı, ancak enerji yatırımları gerçekleştirilirken çevresel yükün belirli bir bölgenin üzerine yoğunlaştırılmaması gerektiğini vurguladı.
Trakya’nın son yıllarda enerji, madencilik ve altyapı yatırımlarının yoğunlaştığı bir bölge haline geldiğini belirten Taşçı; insan sağlığı, tarım arazileri, su kaynakları, ormanlar, meralar ve doğal yaşam alanlarının bu projelerden nasıl etkileneceğinin yalnızca proje bazında değil, birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
KAMULAŞTIRMA KARARI GÜNDEMDE
Araştırma önergesinin en dikkat çekici başlıklarından birini ise geniş bir alanı kapsayan kamulaştırma kararı oluşturdu.
Kararla; Tekirdağ, Edirne, Kırklareli ve Gelibolu’nun geniş bir bölümünde, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı tarafından yürütülecek petrol ve doğal gaz arama ve üretim faaliyetleri kapsamında ihtiyaç duyulacak taşınmazların kamulaştırılmasının önü açıldı.
Kapsamda yalnızca petrol ve doğal gaz aramaları değil; kaya gazı ve kaya petrolü aramaları, sondaj ve üretim tesisleri, petrol ve doğal gaz boru hatları, enerji nakil hatları ile idari ve teknik tesisler de bulunuyor.
Taşçı, kararın özellikle mülkiyet hakkı, tarım arazileri, ormanlar ve meralar üzerindeki olası etkilerinin ayrıntılı biçimde incelenmesi gerektiğini belirtti.
645 PROJE DİKKAT ÇEKİYOR
Taşçı’nın önergesinde Trakya’daki enerji ve madencilik faaliyetlerinin ulaştığı boyutlara ilişkin dikkat çekici rakamlara da yer verildi.
Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli’nde son 10 yılda enerji, maden, petrol ve doğal gaz alanında en az 645 proje için “ÇED Olumlu” veya “ÇED Gerekli Değildir” kararı verildiği belirtildi.
Bu projelerin;
258’i Tekirdağ’da, 206’sı Kırklareli’nde, 181’i Edirne’de bulunuyor.Ayrıca 24 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan maden sahası ihale ilanında Kırklareli’nde 7, Tekirdağ’da 2 sahanın ihaleye çıkarıldığı hatırlatıldı. Eylül ayında gerçekleştirilen ihaleyle Kırklareli’ndeki 2 sahanın ihalesinin tamamlandığı belirtildi.
RES’LERDE TRİO TRİLYONLUK KAPASİTEYE ULAŞTI
Trakya’nın rüzgar enerjisi yatırımlarındaki büyüklüğü de önergenin önemli başlıkları arasında yer aldı.
Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği verilerine göre Haziran 2026 sonu itibarıyla Türkiye’de toplam 20.998,3 MW ön lisanslı RES kapasitesi bulunuyor.
Bu kapasitenin;
4.890,3 MW’ı Tekirdağ’da,
3.067,9 MW’ı Kırklareli’nde,
2.677,8 MW’ı Edirne’de bulunuyor.
Böylece üç Trakya ilindeki ön lisanslı RES kapasitesinin, Türkiye toplamının yaklaşık yarısına karşılık geldiğine dikkat çekildi.
Taşçı, RES projelerinin aynı bölgede yoğunlaşmasının ormanlar, meralar, tarım alanları ve doğal habitatlar üzerindeki baskıyı artırabileceği uyarısında bulundu.
İĞNEADA İÇİN NÜKLEER SANTRAL UYARISI
Trakya’nın çevre gündemindeki bir diğer başlık ise Kırklareli’nin İğneada bölgesi oldu.
Araştırma önergesinde, İğneada’nın nükleer santral açısından güçlü adaylardan biri olarak gösterildiği hatırlatılırken, bölgenin biyolojik çeşitliliği ve longoz ormanları açısından taşıdığı öneme dikkat çekildi.
Olası bir nükleer santralin Karadeniz ekosistemi üzerindeki etkileri ile soğutma suyu kullanımının deniz ekosistemine oluşturabileceği risklerin ayrıntılı şekilde araştırılması gerektiği ifade edildi.
“SU KAYNAKLARI ÜZERİNDEKİ BASKI ARTABİLİR”
Taşçı’nın önergesinde kaya gazı arama ve üretim faaliyetlerinin su kaynakları üzerindeki olası etkileri de gündeme getirildi.
Yüksek miktarda su ve çeşitli kimyasalların yer altına enjekte edilmesini gerektiren yöntemlerin kullanılması halinde yer altı suları ve toprağın kirlenmesi riskine dikkat çekildi.
Trakya’nın mevcut su kaynaklarının bu tür faaliyetleri kaldırıp kaldıramayacağının bilimsel olarak ortaya konulması gerektiği belirtilirken, faaliyetlerin yaygınlaşması durumunda bölgenin yer üstü ve yer altı su kaynakları üzerindeki baskının artabileceği ifade edildi.
“TRAKYA’NIN GELECEĞİ BÜTÜNCÜL OLARAK ARAŞTIRILMALI”
Taşçı, çevresel değerlendirmelerde yalnızca tek tek projelerin etkilerine bakılmasının yeterli olmadığını savundu.
Aynı bölgede yoğunlaşan maden sahaları, RES projeleri, nükleer enerji planlaması, petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerinin birlikte oluşturduğu toplam çevresel yükün ortaya konulması gerektiğini belirtti.
Meclis Araştırması önergesinde, Trakya’da gerçekleştirilen, devam eden ve planlanan enerji, madencilik, petrol ve doğal gaz faaliyetlerinin insan sağlığı, su kaynakları, tarım alanları, ormanlar, meralar ve ekosistem üzerindeki mevcut ve muhtemel etkilerinin bütüncül ve kümülatif olarak araştırılması talep edildi.
Trakya’nın geleceğini doğrudan ilgilendiren önergenin Meclis’te nasıl karşılık bulacağı ise önümüzdeki süreçte belli olacak.
İlginizi Çekebilir