<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Çerkezköy Ekspres Gazetesi</title>
        <link>https://www.cerkezkoyekspres.com/</link>
        <description>Tarafsız ve ilkeli habercilik. Çerkezköy ve trakya bölgesine dair tüm gelişmeleri internet sitemiz ve sosyal medya&#039;dan takip edebilirsiniz</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>SEÇİM GELİR Mİ?</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/secim-gelir-mi-656</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/secim-gelir-mi-656</guid>
                <description><![CDATA[SEÇİM GELİR Mİ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;Seçimin ne zaman yapılacağı konusunda “kitabın ortasından” konuşmak gerekirse: Halk kesinlikle bir erken seçim beklentisi içindedir. Bunun en büyük nedeni de herkesin bildiği, yaşadığı gibi bir türlü kurtulamadığımız ekonomik krizdir. ABD ile İsrail in – İran a saldırmasıyla başlayan orta doğu savaşı tüm dünya ekonomisini zorlarken, savaşın uzadığı her saat ülkemiz ekonomisine verdiği zarar, Halkın yaşam koşullarını daha da ağırlaştırmaktadır. Bu durum yıllardır ekonomik krizle boğuşan, kuru soğana muhtaç hale gelmiş Halkımızı her geçen gün bir öncekini arar hale getirmektedir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Halkın tek umudu; seçim sonrası oluşacak yeni bir meclis, yıpranmamış yeni bir hükümet, yeni bir program, yeni kadroların getireceği moral, enerji, bilgi, deneyim ve çabayla ekonominin düzelmesidir. Halk uzun bir süredir devam eden ekonomik krizden mevcut yönetimle çıkma umudunu yitirmiştir. Bu yönetimin ekonomik krizden çıkmak için uygulayacağı yeni bir programa güven kalmamıştır. Alınan her karar: Emekli, asgari ücretli gibi dar gelirlileri daha da yoksul hale getirmektedir. Dar gelirliler seçimi adeta mucizevi bir kurtuluş umudu olarak görmektedir. Ama o kadar kolay olmayacaktır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Siyasilerin seçim tarihi için yüz elli yıllık parlamento geleneğine yakışmayan akla ziyan beklentileri var. Ara seçim anayasa emri kaçmayın diyenden, ara seçimin işler düzelmeye başlamışken istikrarı bozacağını iddia edene kadar her çeşidi var. İnsan siyasileri dinleyince </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“bunlar acaba nerede yaşıyor”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;demekten kendini alamıyor. Hele önceki yıllarda erken seçim yapılması için gerekçe olarak söylediklerini unutanlar bir tarafa, koalisyonu bozarak erken seçimi ısrarla gündemde tutanların bugün söylediklerine bakıldığında; Halk anlayamadığı için seçim talebinde ısrar ediyor. Yapılan araştırmalarda ülke sorunlarını hangi parti çözer sorusuna ”HİÇ BİRİ” cevabının en yüksek oranda çıkmış olması böyle bir siyasete ve siyasetçiye güven kalmadığı, inanmadığı, göstergesi değilse nedir?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;AKP iktidarı hemen her seçime giderken özellikle dar gelirlilerin ekonomik durumunu iyileştirmek için seçim döneminde ekonomide uyguladığı politikalarla, az da olsa iyileştirmeler yaptı, karşılığını da sandıkta oy olarak aldı. Ancak bugün bütçe ve ülkenin ekonomik şartları müsait olmadığı için böyle bir uygulama yapama imkânı çok zordur. O zaman da iktidarın seçim kazanması şansı hayal olacaktır. Hiçbir iktidar kaybedeceği seçime girmek istemediği için erken seçim taleplerine sıcak bakmaz. Bu gün siyaset sahnemizde yaşanan: Muhalefet bir an önce seçim yapılması stratejisi üzerine çalışırken, iktidar da; önce ekonomiyi olabildiğince düzeltmek amacıyla zaman kazanarak seçim tarihini yasal sınırları içinde geciktirme hesapları yapıyor. Bunun için siyasiler erken seçim mi, ara seçim mi, kontrollü seçim mi, genel seçim mi tartışması sürdürürken, insanın aklına ister istemez kuru soğana muhtaç Halkın unutulmuş olma ihtimali de gelmiyor değil hani. Malum bir de başlatılan, raporu hazırlanan çıkarılacak kanunların meclise sevki beklenen çözüm sürecimizde vardı sahi. Acaba diyorum: Seçim tarihi ile çözüm süreci takvimi arasında bir bağ olabilir mi? </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yetkililer çözüm sürecinin başarılı şekilde sürdüğünden duydukları memnuniyeti açıklarken, Dem parti temsilcileri İmralı ziyaretleri için adaya gidip gelmeye devam ediyorlar. Herkes gelişmelerden memnun ama elde Halkın bildiği somut bir şey yok. Meclis çözüm komisyonu raporunda belirlenen eksikliklerin giderilmesi için kanun teklifleri verileceğinden bahsetmişti ama Halkın duyduğu, gördüğü bir teklif henüz ortalarda yok. Gecikme olduğu artık gizlenemez bir gerçek ama Halka doğru dürüst bilgilendirme yapılmadığı için nerede ne oluyor veya olmuyor tam olarak bilemiyoruz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İktidarın CHP belediyeleri üzerinde uyguladığı baskı artık başkanları tahammül edemez hale getirmiş olacak ki geçen hafta ABB Başkanı Mansur YAVAŞ yapılan bir toplantı sonrası CHP'li belediyelere yönelik operasyonlara tepki gösterdi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel yurt dışından geldikten sonra topluca konuşacaklarını açıklayan M. Yavaş; </span><strong><span style="font-family:Calibri">"Hukuk askıya alındı. Biz bunu seyredemeyiz. Bütün belediye başkanlarımız haksız bir uygulamaya, bir iftiraya maruz kalacağı endişesiyle yaşadığı gibi trol grupları da belediye başkanlarımıza 'Sıra sana geldi' diye tehditvari konuşmalar yapılıyor. Genel Başkanımız İspanya'dan dönünce bunu topluca konuşmamızın zamanı geldi. Topluca bir karar almamız gerekiyor."</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Sözleriyle konuşmasını tamamladı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;CHP nin iktidarı erken seçime zorlamak için düzenli olarak yapılan mitinglerden istenilen sonuç tam olarak alınmadığı için uygulanan programda bir format değişikliğine gitmesini bekliyorum. Yanlış anlaşılmasın yapılan mitingler bu güne kadar denenmeyen bir çalışmaydı, bence başarılıydı. Ancak ne erken seçim kararı için cumhur ittifakında bir baskı oluşturdu, ne de CHP belediyeleri üzerindeki operasyonları engellendi. &nbsp;Erken seçim için yeni bir format ve söylemle yine yollara düşerek Halkla kucaklaşarak, yaşanan ekonomik krizden çıkılması için CHP nin nasıl bir program hazırladığının anlatılması lazım. CHP nin MYK ve PM toplantıları sonrası gelecek hafta başında yapılacak açıklamalar ile yeni yol haritasını kamuoyu paylaşacağını düşünüyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;CHP Mitinglerde Halkın üreteceği sloganları sahiplenmeli, yaygınlaşmasını sağlamalıdır. Seçmenlerimiz seçimlerde genelde doğru oy tercihi yapmak yerine kişiye özel slogan üretmekte çok başarılı olmuş, iktidar değişimlerine öncülük etmiştir. Örnek olarak 20 Ekim 1991 tarihinde yapılan&nbsp;genel seçimler gösterilebilir. Seçimler sonucu sekiz yıl süren&nbsp;</span><a href="https://www.nedemek.page/kavramlar/anap"><span style="font-family:Calibri">ANAP</span></a><span style="font-family:Calibri">&nbsp;iktidarı sona ermiş, S. DEMİREL başbakanlığında Türkiye Cumhuriyeti'nin 49. hükümetini oluşturulmuştur. Seçmen bu seçimde S. Demirel’i” </span><strong><span style="font-family:Calibri"><strong>KURTAR BİZİ BABA” </strong></span></strong><span style="font-family:Calibri">ve &nbsp;</span><strong><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">“SİLKELE BABA DÜŞECEKLER”</span></strong></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;sloganı ile tekrar iktidara getirmişti.</span>&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yakın zamana örnek olarak 2019 yerel seçimlerinde bir gencin seçim otobüsünün yanında koşarken attığı </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK ”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Ekrem abi sloganı oldu. Halk tarafından çok beğenildi, benimsendi, seçimin sembolü haline geldi. Doğaçlama ortaya atılan bu sloganın 25 yıl sonra CHP nin İstanbul B. Belediyesini AKP den almasında önemli bir payı olduğu unutulmasın. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Profesyonel reklam şirketlerinden çok, yaşadığı sıkıntılara çözüm için Halkın kendi yarattığı sloganlar daha samimi ve inandırıcı olmaktadır. Çünkü: Dert seçmendeyse , derman da seçmenin elindedir!..</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 16:42:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Düşünen mi? Çok çalışan mı?</title>
                <category>YELİZ ATASOY</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/dusunen-mi-cok-calisan-mi-655</link>
                <author>atasoyyeliz@gmail.com (YELİZ ATASOY)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/dusunen-mi-cok-calisan-mi-655</guid>
                <description><![CDATA[Düşünen mi? Çok çalışan mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Eğitim öğretim sistemi çocuklarımıza ne veriyor, bize neler kazandırıyor? Bizi biraz Sokrates gibi düşünen bireyler mi yapıyor, yoksa sadece meslek sahibi bireyler mi?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Günümüzde eğitimle ilgili en büyük iki sorun olduğunu düşünüyorum. Eğitimi ya satın alıyoruz, düşünemiyoruz, dayatılıyoruz ya da zorla düşünme sistemine takılıyoruz; felsefe yapmak zor geliyor. İkinci olarak ise sadece para kazanmak ve ayakta kalmak için okumak zorunda kalıyoruz. Komutlarla yönlendiriliyor, yine felsefe yapamıyoruz.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bence bu eğitim sistemi, sadece sorgulamayan, eleştirmeyen, savunmayan bir çalışan profili yetiştiriyor. Değişmek, üretmek zor geliyor; problemi tanımakta zorlanıyoruz.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Sevgili okurlar, bize ve çocuklarımıza hep aynı yol gösteriliyor: “Oku, sınavı geç ve bir meslek seç.” Peki düşünüyor muyuz, sorguluyor muyuz, mutlu muyuz?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Eğitim sistemi çoğu zaman cevapları üretiyor, fakat soruları ve sorunları üretmiyor. Oysa Sokrates bize şunu hatırlatır: Asıl değerli olan sorgulamaktır. İş seçimi buna bağlı olmalıdır. Meslek sahibi olabiliriz ama düşünmeden, sorgulamadan gerçekten kendimiz olabilir miyiz?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Asıl mesele sadece meslek ve iş sahibi olmak değil; Sokrates gibi düşünerek, üreterek ve çalışarak yaşamaktır.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Yeni influencerların dediği gibi, “Part 2’de buluşmak üzere.” Sevgiyle kalın…</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 16:14:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2026/04/yeliz-atasoy-1776863951.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/ogrenilmis-caresizlik-654</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/ogrenilmis-caresizlik-654</guid>
                <description><![CDATA[ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Hafta sonunda Macaristan da yapılan seçimler sonucu 16 yıllık iktidarın seçimleri kaybetmesini, muhalefetten bazı siyasiler ve medya hemen örnek alarak incelemeye başladı. Macaristan seçiminden kopya çekerek, ülkemize benzer propaganda vaatleriyle sonuç almaya çalışmak, bence gereksiz vakit kaybı olur. Halkların seçim vaatleri ve programlara bakışında benzerlikler olsa da her zaman kopya propagandalarla aynı sonucu alma imkânı olmaz. Ülkemizde seçimlerle iktidar değişikliği yapılabilmesi için öncelikle 2023 seçim sonuçlarının iyi analiz edilmesi gerekir. &nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ayrıca seçmenlerimizde psikolojide öğrenilmiş çaresizlik olarak tanımlanan davranışın olduğunu da dikkate almak gerekir. Burada öğrenilmiş çaresizliği; seçmenlerin zamanla oluşan başarısızlıklar karşısında bir şeyleri başarma isteğini kaybetmesi olarak görüyorum. Seçmenin devamlı olarak başarısızlıkla sonuçlanan seçim sonucunu kabullenmesi çok zor bir durumdur, bıkkınlık yapar. Seçmenlerde sürekli karşılaştıkları seçim yenilgilerinden kurtulmak daha iyi bir sonuç elde etmek için bir çaba göstermeme eğilimi ve seçimlere </span><strong><span style="font-family:Calibri">"Ne olursa olsun kazanamayız."</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;mantığıyla bakma halini oluşturur. Yapılan araştırmalarda uzun yıllar seçim kaybetmenin sonucu olarak; ülkenin sorunlarını hangi parti çözer sorusuna umutsuzluk içinde </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">”hiç biri”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;cevabı verilmesi de bundandır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bana göre seçimlerle iktidarı değiştirmek için öncelikle parti üyelerini ve seçmenleri öğrenilmiş çaresizlikten kurtarmak gerekir. Bunun için üyeleri ve seçmenleri; </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“yapamayız, kazanamayız”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;gibi olumsuz düşüncelerden kurtarıp, </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“bu kadrolarla, bu programla, halkla kucaklaşarak, daha çok çalışarak, bu defa kazanacağız”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;düşüncesine inandırmak gerekir. Seçmene bu morali verecek siyasi partilerin, işe güven arttırıcı çalışmalardan başlaması gerekir. Çünkü seçmen, meclisteki kavgalar ve Halktan çok kendi menfaatlerini düşünen milyarder vekiller yüzünden güvenini kaybetmiştir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Seçmen güvenini kazanmanın ilk adımı vekil adaylarının parti üyelerinin tümünün katılacağı, YSK denetiminde yapılacak ön seçimlerde belirlenmesidir. Daha sonra yeni bir program ve etkili bir propagandayla seçmenlerin beklentilerine partinin nasıl çözümler sunacağı açık ve samimi olarak anlatılmalıdır. Güvenilir, yıpranmamış, yeni kadrolarla, yeni bir programla sonuç alınabileceğinı düşünüyorum. Seçmelerin görevi burada da bitmiyor. Demokrasiyi oturtmuş, kurumları ve kurallarıyla sorunsuz çalıştıran ülkelerde seçmenlerin görevi seçimden sonra da devam eder. Önemli olan seçilen vekillerin parlamentoda görev yaparken önceliğin halkın sorunlarını çözmek olduğunu denetlemektir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Vekillerin denetlenmesi konusunda görev seçmenlerdedir. Asıl olan seçmenlerdir. Meclise gönderilenler, vekilleridir. Seçmen vekiline bireysel değil, Halkın çoğunluğunu ilgilendiren sorunları bildirecek, çözülmesini talep ve takip edecektir</span><strong><span style="font-family:Calibri">.(Kurtuluş yok tek başına)</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Vekillik kişisel zenginleşme için araç olacak makam değildir. Vekillerin mecliste anlaşarak öncelikli olarak seçim kanunu ve siyasi partiler kanununda değişiklik yapması gerekir. AYM ve Yerel mahkemeler arasında yaşanan yetki karmaşası olarak açıklanan uzlaşmazlık giderilmelidir. Anayasa da açık şekilde yer almasına rağmen yerel mahkemenin AYM kararına uymaması inanılır gibi değil. Yetmez gibi birde ara seçim gündeme geldi. Koskoca siyasi parti yöneticileri, parlamento geleneğimizde uygulanmış olan bir ara seçimi, ilgili Anayasa maddesini yok sayarak görmezden gelebiliyor. Türkçe bir metin olan Anayasa ola ki ikinci bir dil mecliste kabul edilirse siyasiler o zaman nasıl anlaşacaklar acaba? Sadece merakımdan soruyorum. &nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Halkımız; bir türlü aşılamayan ekonomik krizle boğuşurken, ABD ve İsrail in İran’a saldırmasıyla başlayan ve daha ilk günü ABD nin okula attığı füze ile adeta soykırım gibi 180 e yakın çocuğun öldürülmesine neden olan savaş nedeniyle daha büyük sorunlarla karşılaşacak gibi gözüküyor. Uzun bir süredir hemen herkesin yaptığı iç cephede birlik çağrıları yazık ki hala cevap bulmuyor. Bu duruma inanmak ta çok zor ama hepsi gözümüzün önünde gerçekleşiyor ve sadece izliyoruz işte. Daha vahimi iç cephede birliği sağlayacak siyasiler de bizimle birlikte izliyor. Oysa yapacak daha ne kadar çok işiniz var, olmalı da. Çünkü eğitimden- sağlığa, savunmadan-barınmaya, işsizlikten- güvenliğe, tarımdan-sanayiye, ulaşımdan- gıdaya, enflasyondan- faiz’ e sorunlar görmezden gelinerek, arkanızı dönerek çözülmüyor. İç cephede paylaşılamayan ne var ki? Bir araya gelerek çözüm üretilemiyor. Yüz yıl önce emperyalist devletlerin tuzaklarını, dayatmalarını ve yaptıklarını nasıl unuttuk böyle. Doğrusunu söyleyeyim; Sevr i, Sevr’in unutulacağını rüyada görsem inanmazdım. Ya bu toprakları kanlarıyla sulayarak vatan yapan, bizlere emanet eden gazilerimizi ve şehitlerimizi?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Yazıyı halk ozanı Nazım HİKMET in KUVAYI MİLLİYE ŞEHİTLERİ şiiri ile bitiriyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri"><strong>Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,</strong></span></strong><br />
<strong><span style="font-family:Calibri"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; mezardan çıkmanın vaktidir!</strong></span></strong><br />
<strong><span style="font-family:Calibri"><strong>Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,</strong></span></strong><br />
<strong><span style="font-family:Calibri"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sakarya'da, İnönü'nde, Afyon'dakiler</strong></span></strong><br />
<strong><span style="font-family:Calibri"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dumlupınar'dakiler de elbet</strong></span></strong><br />
<strong><span style="font-family:Calibri"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; ve de Aydın'da, Antep'te vurulup düşenler,</strong></span></strong><br />
<strong><span style="font-family:Calibri"><strong>siz toprak altında ulu köklerimizsiniz</strong></span></strong><br />
<strong><span style="font-family:Calibri"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; yatarsınız al kanlar içinde.</strong></span></strong><br />
<strong><span style="font-family:Calibri"><strong>Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,</strong></span></strong><br />
<strong><span style="font-family:Calibri"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; siz toprak altında derin uykudayken</strong></span></strong><br />
<strong><span style="font-family:Calibri"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; düşmanı çağırdılar,</strong></span></strong><br />
<strong><span style="font-family:Calibri"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; satıldık, uyanın!</strong></span></strong><br />
<strong><span style="font-family:Calibri"><strong>Biz toprak üstünde derin uykulardayız,</strong></span></strong><br />
<strong><span style="font-family:Calibri"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; kalkıp uyandırın bizi!</strong></span></strong><br />
<strong><span style="font-family:Calibri"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; uyandırın bizi!</strong></span></strong><br />
<strong><span style="font-family:Calibri"><strong>Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,</strong></span></strong><br />
<strong><span style="font-family:Calibri"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; mezardan çıkmanın vaktidir!</strong></span></strong><br />
<strong><span style="font-family:Calibri"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 1959</strong></span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 16:13:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>PARTİNİN ANAHTARI!</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/partinin-anahtari-653</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/partinin-anahtari-653</guid>
                <description><![CDATA[PARTİNİN ANAHTARI!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">CHP TBMM Grup başkan vekili Gökhan GÜNAYDIN gazeteci Yılmaz ÖZDİL in parti yönetimine getirdiği eleştiriye </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“CHP nin anahtarını sana verelim, sen arzu ettiğin gibi yönet partiyi. Neyi ne zaman yapacağımızı sana sorarak mı yapacağız.”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Diyerek cevap vermiş. Şimdi; açıklamasının devamında Yılmaz ÖZDİL e sorduğu soruyu kendisine yöneltmek istiyorum. Sayın CHP Grup Başkan Vekili; gazeteciye verdiği cevabı bir kere daha okuduğu zaman ne hissediyor acaba? Sormuş olayım. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Daha önceki yazılarımda da dile getirdim, başta siyasiler olmak üzere eleştiriye açık olduğumuzu ilan etsek te yapılan en küçük eleştiriyi kabul etmiyor, eleştiriyi getirene var gücümüzle yüklenerek cevaplamaya çalışıyoruz. Grup başkan vekiline, kendisinin ÖZDİL e sorduğu ne hissediyor sorusunu özellikle sordum. Kendisini bazen TBMM Genel Kurul toplantılarında izliyorum. İzlenimim; sakin, soğukkanlı, cevaplarından gördüğüm kadarıyla da donanımlı bir vekil. Cevabı kendine yakıştıramadım. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bana göre CHP grup başkan vekili CHP belediye başkanlarına yapılan sabah operasyonlarının baskısı altında fazla düşünmeden o açıklamayı yapmış. Gazetecinin birinci görevinin halka doğru ve tarafsız haber vermek olduğunu benden daha iyi bildiğini tahmin ediyorum. Gazeteci yorum yaparken yalan söylemeden, kimseye iftira atmadan yazar. Kendisine teklif edilen kişisel çıkar olursa düşünmeden, elinin tersi ile iter. Yorum hiçbir etki etki altında kalmadan özgür irade ile yapılmalıdır. Gazeteci gerekirse kalemini kırmalı, ama asla satmamalıdır. Tam da Yılmaz ÖZDİL in yaptığı gibi yani. Yılmaz ÖZDİL i benden daha iyi tanıyan okurlar vardır, gazeteciğini yazmaya kalksam, yetersiz kalmaktan korkarım. Ancak genç gazetecilerin örnek aldıkları yaşayan bir rol model olduğunu çok rahat söylerim.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sayın CHP TBMM Grup Başkan Vekiline gelecek olursak; Öncelikle yazacaklarımı daha önce yazdığım için, tekrar zamanlarını alacağım okurların anlayışına sığınıyorum. Kısa bir hatırlatma yaparak başlamak istiyorum. Tekirdağ B.B Başkanlığı İtfaiye Daire Başkanlığı, Çerkezköy İtfaiye İstasyonunun faaliyette bulunduğu bina ile Çerkezköy Belediyesinin kullandığı binalar müştemilatlarla beraber ÇOSB de faaliyette bulunan bir sanayi kuruluşuna İhaleye çıkılmadan ÇOSB Müdürlüğü üzerinden satılmıştır. Konu hakkında </span><strong><span style="font-family:Calibri">Bilgi Edindirme Kanunu</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;gereği TBB Başkanlığı ve Çerkezköy Belediye Başkanlığına yaptığım başvurulardan yasak savma amacı ile verilen ilgisiz cevaplar dışında yazık ki bilgi alamadım. Bu arsa devir işleminde normal olmayan bir şeyler olmalı ki kol kırılır yen içinde kalır anlayışıyla teknik bilgileri bir kenara bırakalım, devir fiyatının bilgisi bile verilmedi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Konu hakkında yaşanan gelişmeleri ve bilgileri CHP Genel Başkanı başta olmak üzere, CHP TBMM Grup Başkan Vekilleri ile Genel Başkan Yardımcıları ve Genel sekreter e TBMM ve CHP sitesinde bulunan e-posta adresleri üzerinden iki kez paylaştım. Üzülerek belirtmeliyim ki tek bir geri dönüş alamadım. Eleştirilerimi gazetedeki köşe yazılarımda okurlarla paylaştığım için de troller tarafından CHP düşmanı ilan edildim. Sorumluluğunu bilmeyen, görevini yapmayan sadece </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“parti anahtarı dağıtan”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;sözde yöneticiler; eleştirileri doğru değerlendirerek gereğini yapmak yerine, eleştiri yapanları CHP düşmanı diye yaftalayarak kime nasıl hizmet ettiklerini hiç düşünüyorlar mı acaba? Kendilerini bir an önce sorumluluklarını öğrenerek doğru dürüst görev yapmaya davet ediyorum. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Seçim döneminde aday belirleme yöntemine de eleştiri getirmiştim. Dört dönem milletvekilliğinden sonra eski vekilin belediye başkan adayı olarak gösterilmesinin yanlış olduğunu söylemiştim. Üstelik 38.olağan kurultayda genel başkan tarafından seçimlerde milletvekili ve belediye başkan adaylarının ön seçimle belirleneceği sözü verilmişken, adaylar yine merkez yoklamasıyla seçildi. Neden ön seçimle aday belirlenmedi. Üstelik PM tarafından onaylanan bu adaylardan bazılarının CHP ne yakışmayan davranışlarda bulunması karşısında yavaş davranılmasını da anlayamıyorum. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;En önemlisi bunları belediye başkanlığına uygun görerek onaylayan PM üyelerinden bir kişi olsun sorumluluk alarak istifa bile etmedi, bu durum nasıl açıklanabilir? Şimdi suç; görevinin sorumluluğunu yerine getirmeden belediye başkan adayını onaylayan PM üyelerinde mi, yanlış aday belirleyen PM üyelerini eleştirenler de mi? Hangisi gerçek CHP düşmanıdır? Öyle </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“parti anahtarı”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;dağıtarak “</span><strong><span style="font-family:Calibri">neyi ne zaman yapacağımız sana mı soracağız</span></strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">” diyerek aklı sıra eleştirenleri itibarsızlaştırarak sorumluluktan kaçmak olmaz. Onayladığınız, aday gösterdiğiniz Belediye Başkanlarının yaptıklarından veya yapmadıklarından sizler sorumlusunuz. Gördüğü yanlışları eleştirenlere çemkirerek, düşmanlıkla suçlayarak, parti anahtarı dağıtarak sorumluluktan kurtulamazsınız. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Gerçekten ne yaptığınızın farkında bile değilsiniz. Dokunulmazlığınız olmasına rağmen iktidarla gerektiği gibi mücadele etmiyor, eleştirenleri CHP düşmanlığı ile suçluyorsunuz. Bakın şimdi dost acı söylermiş, hoş ben sizin dostunuz değilim ancak CHP nin dostu sayılırım. Öyle ya Genel Başkanlığıyla övündüğünüz ancak 28 Haziran 1974 kurultayında parti tüzüğüne koydurduğu CHP DEMOKRATİK SOL PARTİDİR maddesini tüzükten kaldırdığınız, ihtiyaç duyduğunuzda dürüstlüğüne ve Kıbrıs fatihi olmasına sarıldığınız rahmetli Bülent ECEVİT benimde genel başkanımdı. Ben CHP yi ECEVİT in mirası olarak hala DEMOKRATİ SOL PARTİ olarak görürüm. Dolayısıyla sizler değil ama CHP dostum sayılır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Şimdi acı olanı söyleyeyim: Halk fakruzaruret içinde kuru soğana muhtaç yaşamaya çalışırken sizler beş yüz elli bin lira maaşı beğenmiyorsunuz. Aldığınız maaşları hak ediyor musunuz? Cevap için yardım edeyim. Kesinlikle Hak Etmiyorsunuz. Halkın gelirini arttırmak için ne yaptınız, yapıyorsunuz. Ne yapacaksınız? Bakın şimdi; CHP de Genel başkan ve bir iki vekil daha halkın anlayacağı şekilde mal beyanında bulundu. Genel başkan belediye seçimlerinden sonra seçilen belediye başkanlarının her yıl mal beyanında bulunacağını söylemedi mi? Yasaya uygun mal beyanında bulunan ve halkla paylaşan bir belediye başkanımız, vekilimiz, seçilmişimiz var mı? YOK; YOK; YOKK! NEDEN? Ben bilmiyorum, varsa ispat edin ağzımda kalan beş dişten birini de onun için kendim kıracağım!</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">TROLLER YAZIN: BİR DAHA, BİR DAHA, BİR DAHA YAZIN! </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">MEHMET UZ CHP DÜŞMANLIĞINA DEVAM EDİYOR HALA!</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 18:56:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ASIL SUÇLU !</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/asil-suclu-652</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/asil-suclu-652</guid>
                <description><![CDATA[ASIL SUÇLU !]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">2024 yerel seçimleri öncesi CHP Tekirdağ Büyükşehir belediye başkanı adayı olarak dört dönem vekillik yapmış birini gösterdi. Adayın milletvekili seçilememesi üzerine peşin olarak aldığı üç aylık maaşın çalışmadığı kısmını iade ettiğini belgeleyerek açıklamaması üzerine “ OLMADI, HİÇ AMA HİÇ OLMADI” başlıklı yazı dizisi ile görüş ve düşüncelerimi açıklamıştım. Yazıyı okuyan bazı okurlar ve daha çokta TROLLERİN yazı üzerinden haksız saldırılarına uğradım. Bunun üzerine adaya karşı çıkma gerekçelerimi detaylı olarak aktarmak amacıyla beş yazı daha yazmak zorunda kaldım. Geçen hafta sonu CHP Uşak belediye başkanının gözaltına alınmasıyla yaşanan gelişmelerden sonra 2024 te bu kadar doğru gerekçeler yazmış olduğum için hiç ama hiç mutlu olamadım. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Eski genel başkanın (K.K) kaybedilen seçim sonucu açıkladığı aday belirleme yöntemi, aday belirlemede eş, dost, arkadaş adam kayırmalar sonucu yapılan yanlış tercihler bu gün yaşananların gerçek sebebidir. Ama daha vahimi defalarca izlediğimiz bu tabloyu yaratan PM üyeleri, suç ve suçluyu bütün parti üyeleri bilmesine rağmen ortaya çıkartmadığı gibi bir kişi olsun sorumluluk alarak görevinden istifa da etmedi. Asıl suçlu bulunamıyor, her kes koltuklarında oturmaya devam ediyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;CHP merkez, il ve ilçe yönetimleri yapılan eleştirileri içeriğine bakmadan tümünü </span><strong><span style="font-family:Calibri">düşmanlık </span></strong><span style="font-family:Calibri">olarak değerlendirdiği için de eleştirilerden doğru sonuçlar çıkarıp sorunlara çözüm üretecek projeler hayata geçirilemiyor. 2024 yerel seçimleri sonrası genel merkez bünyesinde Prof.Dr. Yılmaz BÜYÜKERŞEN başkanlığında oluşturulacak bir komisyonla belediyelere parti içi denetim uygulayarak kanuna aykırı iş ve işlemler yapılması önlenecek hem de belediyelere proje desteği sağlanacaktı. Çok önemli ve örnek bir uygulama olabilirdi. İki yıl geçti bu güne kadar hayata geçirildiğine dair bir bilgi sahibi olamadık.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Onun parası yok diye hakkında tek bir şaibe olmayan, ne bir çalışanı ne de tek bir meclis üyesi savcılığa ifadeye bile gitmemiş eski Belediye Başkanını milletvekilinin isteğiyle aday göstermeyen CHP yöneticileri, çok parası olduğu sahip olduğu TIR filosundan belli olan Uşak Belediye başkanı için şimdi ne diyorlar acaba? AKP ye geçen milletvekili için PM de herkesin itiraz ettiğini kendi ağızlarından öğrendik te, üç dönem vekillik yapan bu başkanın adaylığı için hiç kimse itiraz etmemiş, neden?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Hep yazdım, söyledim aynı noktadayım CHP yi temsil eden Belediye Başkanları, Belediye Meclisi üyeleri, Milletvekillerinin partiye zarar verecek hareketlerini görüp eleştirenler düşman değil, asıl CHP düşmanları; beklentiyle bunlara göz yuman, görmezden gelen, arkasını dönenlerdir. Bu yöntemle belirlenen ve seçilen başka belediye başkanlarının CHP ne aynı akıbeti yaşatmalarından korkuyorum. Bu konuda eleştirilerimi de kahve köşelerinde dedikodu yapmak yerine Halkın cevabı öğrenme hakkına saygı duyarak açık şekilde dile getiriyorum. Eleştirilerimin hiç birine cevap verilmedi. Neden?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;Eleştirilerime örnek 23Ocak 2024 tarihinde yazdığım “OLMADI, HİÇ AMA, HİÇ OLMADI!.” Başlıklı yazımı gösterebilirim. Şimdi yazıdan bazı alıntılar yapacağım</span><strong><span style="font-family:Calibri">.“ Bu arada CHP parti meclisi Tekirdağ Büyükşehir belediye başkanı adayı olarak emekli vekil Candan Yüceer’i belirledi. Bu tercih benim için sürpriz olmadı zaten Aralık ayı başındaki yazımda CHP yönetiminin söz verdiğini emekli vekil Candan Yüceer’in %99,9 Büyükşehir başkan adayı olacağını yazmıştım, yanılmadım. Sonuç; OLMADI, HEM DE HİÇ OLMADI!.. Ayrıca Parti Meclisi bu tercihi ile değişim diyerek çıktığı yolda en büyük hatayı yaptı. Hani üç, dört ve daha fazla dönem milletvekilliği olmayacaktı? Ne oldu şimdi; üç dönem milletvekilliğinden sonra belediye başkan adaylığı mı olacak. Üç ve daha fazla dönem milletvekilliği yapanlar için yeni bir yol açılmış olmadı mı? Bu mu yani CHP deki değişim. Değişim diye yola çıkılmışken daha ilk adımda böyle bir tercih olur mu? Bu tercih bize değişmeyen tek şeyin değişim olduğu gerçeğine karşı, sadece CHP de bunun asla olmayacağını gösteriyor. Parti meclisi üyelerine sesleniyorum; Ziya Paşa’nın dediği gibi: Siz; Herkesi kör, halkı sersem mi sanıyorsunuz?”</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;<span style="font-family:Calibri">“Atanan aday, belediye başkanlığında tecrübeli, yönettiği belediyede rant yaratıp paylaşmamış, yolsuzluğa bulaşmamış (Prof. Yılmaz Büyükerşen gibi) kendini kanıtlamış mutlaka değerlendirilmesi gereken bir kişi olsa amenna. Yahu siz Prof. Y. Büyükerşen’i harcadınız, dört dönem milletvekilliği yapmış, belediye yönetimi ile ilgili hiçbir eğitimi ve tecrübesi olmayan birini alıp Tekirdağ Büyükşehir başkan adayı yapıyorsunuz. Olur mu hiç? Bu tercihin sebebi nedir?&nbsp; Aday, değişim diye çıktığınız delege avına katılarak size destek verdiği için mi? Yoksa değişim tuzağını gören Tekirdağ delegeleri size destek vermedi diye ceza kesmek için mi tercih edildi.”</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;CHP parti meclisinin atadığı aday kendi ağzı ile söylüyor işte: Yaptıkları yapacaklarının teminatıymış. Ne yaptı emekli vekil Candan Hanım: Peşin olarak aldığı üç aylık vekil ödeneği ve yolluğun meclis fesih edildiği ve kendisi de tekrar aday olmadığı için çalışmadığı kısmına düşen kısmını iade etmedi. Tamam&nbsp; kanuni bir boşluk var da ağzınızdan düşürmediğiniz siyasi etik ne oldu şimdi? Ücret, maaş, ödenek adına ne derseniz deyin, bir emeğin karşılığı değil midir? Fiilen çalışma karşılığı ödenmesi gerekmez mi? TBMM üyeliği statüsünün sona ermesinden sonra, bu statüye bağlı bir çalışma ve emekten söz edilebilir mi? Dolayısıyla bulunulmayan bir statüye ve çalışılmayan bir süreye ait mali hak söz konusu olabilir mi? Bu şartlarda yapılan ödeme örnek olması gereken vekilleri tarafından kanun boşluğundan faydalanılarak geri iade edilmezse 86 milyon vatan evladının kul hakkı ne olacak? </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Son olarak 26 Ağustos 2024 tarihinde gazetemizde yayımlanan “CHP DÜŞMANLIĞI” başlıklı yazımda; CHP ne yönelik eleştirilerimi aklınca düşmanlık olarak niteleyen trollere verdiğim cevabı hatırlatmak isterim. </span><strong><span style="font-family:Calibri">TROL: Sen hala Belediyenin sattığı arsa için sorduğum sorulara cevap verilmediği halde; cevap vermeyeni değil, soru soranı suçluyorsun. Erken seçim için hamle yaparak iktidarı sıkıştıracağına, ceylan derisi koltuklarda oturarak özlük haklarına kavuşma hayalleri kuranları suçlayacağına, bunları eleştireni suçluyorsun. Sen; CHP düşmanlığı yapıyor mesajlarına devam et! Mehmet UZ, CHP düşmanlığına devam ediyor hala diye yaz ama bekliyorum...</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Trol: </span></strong><span style="font-family:Calibri">Aslında CHP düşmanı sensin. Gerçek yüzünü gizlemek için maske olarak eleştirilerimi kullanmaya çalışıyorsun. Yöneticiler kansa da Halk bu oyunlara gelmez. Çünkü senin gibilerin maskesini düşürüyor artık. Senin gibilerin yapacağı CHP düşmanı suçlamalarına kaldıysa belki birkaç AHMAK belki inanır hepsi o kadar. Sen git yemleyenlerden kendi mamanı al. Anlamadın değil mi? TROL!</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 16:48:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HAFTALIK YÜKSELEN BURÇ YORUMLARI</title>
                <category>Hülya TACİR</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/haftalik-yukselen-burc-yorumlari-651</link>
                <author>hulya-1994@outlook.com (Hülya TACİR)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/haftalik-yukselen-burc-yorumlari-651</guid>
                <description><![CDATA[HAFTALIK YÜKSELEN BURÇ YORUMLARI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>​♈ Yükselen Koç<br />
​Bu haftaya günlük rutinleriniz, sağlığınız ve çalışma hayatınızla ilgili konularla başlıyorsunuz. Mars ve Merkür'ün Balık'taki konumu, iş yerinde bazı yanlış anlaşılmalara veya zihinsel dağınıklığa yol açabilir, Ay Başak karşıtlığı ise bu durumu daha da belirginleştirebilir. Venüs'ün Boğa'ya geçişi, maddi konularda yeni fırsatlar ve iş birlikleri için kapı aralıyor. Hafta ortasındaki Terazi Dolunayı, ikili ilişkiler, ortaklıklar ve evlilik alanında önemli bir netleşme ve denge kurma ihtiyacı getirebilir. Jüpiter'in karesi, aile ve yuva konularında bazı sorgulamalara neden olsa da, hafta sonu Ay Akrep'teyken oluşan su üçgeni, ortak kazançlar, miras veya yatırımlarla ilgili olumlu ve şifalı gelişmeler vaat ediyor. Hem para girişleri hem de çıkışları olabileceği için bütçenizi dengelemeye dikkat edin.<br />
​♉ Yükselen Boğa<br />
​Haftaya yaratıcılık, hobiler, aşk hayatı ve çocuklarla ilgili konularla adım atıyorsunuz. Venüs'ün burcunuza geçmesiyle kendinizi daha çekici ve huzurlu hissedecek, maddi ve manevi anlamda istikrar arayışına gireceksiniz. Hafta ortasındaki Terazi Dolunayı, günlük rutinleriniz, sağlığınız ve iş ortamınızla ilgili bir tamamlanma ve denge getirebilir. Jüpiter'in karesi, abartılı harcamalardan veya beklentilerden kaçınmanız gerektiğini hatırlatıyor. Hafta sonu Ay Akrep'teyken oluşan su üçgeni, ikili ilişkilerde ve ortaklıklarda derinleşme, şifalanma ve uyum getirecek. Eşiniz veya ortağınızla olan iletişimin güçlendiğini hissedebilirsiniz.<br />
​♊ Yükselen İkizler<br />
​Bu haftanın ana temaları ev, aile ve yuva konuları olacak. Mars ve Merkür'ün Balık'taki konumu, ailevi iletişimde bazı karmaşalara veya yanlış anlaşılmalara neden olabilir. Venüs'ün Boğa'ya geçişi, içsel bir huzur arayışı ve kendi başınıza kalma isteğini artırabilir. Hafta ortasındaki Terazi Dolunayı, aşk hayatınız, çocuklarınız veya yaratıcı projelerinizle ilgili bir netleşme ve denge getirebilir. Jüpiter'in karesi, bu alanlarda abartılı beklentilerden kaçınmanız gerektiğine işaret ediyor. Hafta sonu Ay Akrep'teyken oluşan su üçgeni, günlük rutinleriniz, iş ortamınız ve sağlığınızla ilgili konulara derinlemesine bakmanızı ve şifalanmanızı sağlayacak. İş birliklerinde daha uyumlu olabilirsiniz.<br />
​♋ Yükselen Yengeç<br />
​Haftaya iletişim, kardeşler, yakın çevre ve kısa yolculuklarla ilgili konularla başlıyorsunuz. Mars ve Merkür'ün Balık'taki konumu, iletişimde bazı belirsizliklere veya yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Venüs'ün Boğa'ya geçişi, arkadaşlık ilişkilerinizde ve sosyal çevrenizde daha fazla keyif ve uyum getirecek. Hafta ortasındaki Terazi Dolunayı, ev, aile ve yuva konularında bir tamamlanma ve denge getirebilir. Jüpiter'in karesi, ailevi konularda abartılı tepkilerden kaçınmanız gerektiğini hatırlatıyor. Hafta sonu Ay Akrep'teyken oluşan su üçgeni, aşk hayatınız, çocuklarınız ve yaratıcı projelerinizle ilgili derinleşme, şifalanma ve keyifli gelişmeler vaat ediyor.<br />
​♌ Yükselen Aslan<br />
​Maddi konular, gelirleriniz ve özdeğer algınız haftaya damgasını vuracak. Venüs'ün Boğa'ya geçişi, kariyer ve iş hayatınızda maddi ve manevi anlamda istikrar arayışını destekleyecek. Hafta ortasındaki Terazi Dolunayı, iletişim, yakın çevre ve eğitim konularında bir netleşme ve denge getirebilir. Jüpiter'in karesi, iletişimde abartılı sözlerden veya beklentilerden kaçınmanız gerektiğini işaret ediyor. Hafta sonu Ay Akrep'teyken oluşan su üçgeni, ev, aile ve yuva konularında derinleşme, şifalanma ve uyum getirecek. Aile içi iletişimin güçlendiğini hissedebilirsiniz.<br />
​♍ Yükselen Başak<br />
​Haftaya kendiniz, fiziksel görünümünüz ve kişisel hedeflerinizle ilgili konularla başlıyorsunuz. Ay burcunuzdayken Mars ve Merkür karşıtlığı, zihinsel bir karmaşa ve iletişimde bazı engeller getirebilir. Venüs'ün Boğa'ya geçişi, uzak yolculuklar, eğitim ve inançlarla ilgili konularda keyifli ve istikrarlı gelişmeler vaat ediyor. Hafta ortasındaki Terazi Dolunayı, maddi konular, gelirleriniz ve özdeğer algınızla ilgili bir tamamlanma ve denge getirebilir. Jüpiter'in karesi, harcamalarda dikkatli olmanız gerektiğini hatırlatıyor. Hafta sonu Ay Akrep'teyken oluşan su üçgeni, iletişim, yakın çevre ve eğitim konularında derinleşme, şifalanma ve uyum vaat ediyor.<br />
​♎ Yükselen Terazi<br />
​Bu haftanın ana temaları içsel dünya, bilinçaltı ve kendi başınıza kalma isteği olacak. Venüs'ün Boğa'ya geçişi, ortak kazançlar, miras veya yatırımlarla ilgili konularda maddi ve manevi anlamda istikrar arayışını destekleyecek. Hafta ortasındaki Terazi Dolunayı, kendiniz, fiziksel görünümünüz ve kişisel hedeflerinizle ilgili bir netleşme ve denge getirebilir. Jüpiter'in karesi, abartılı beklentilerden veya harcamalardan kaçınmanız gerektiğine işaret ediyor. Hafta sonu Ay Akrep'teyken oluşan su üçgeni, maddi konular, gelirleriniz ve özdeğer algınızla ilgili derinleşme, şifalanma ve uyum vaat ediyor.<br />
​♏ Yükselen Akrep<br />
​Haftaya arkadaşlık ilişkileri, sosyal çevre ve ideallerinizle ilgili konularla başlıyorsunuz. Mars ve Merkür'ün Balık'taki konumu, iletişimde bazı belirsizliklere veya yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Venüs'ün Boğa'ya geçişi, ikili ilişkiler, ortaklıklar ve evlilik alanında daha fazla keyif ve uyum getirecek. Hafta ortasındaki Terazi Dolunayı, içsel dünyanız, bilinçaltınız ve kendi başınıza kalma isteğinizle ilgili bir netleşme ve denge getirebilir. Jüpiter'in karesi, bu alanlarda abartılı tepkilerden kaçınmanız gerektiğini hatırlatıyor. Hafta sonu Ay burcunuzdayken oluşan su üçgeni, kendiniz, fiziksel görünümünüz ve kişisel hedeflerinizle ilgili derinleşme, şifalanma ve uyum vaat ediyor.<br />
​♐ Yükselen Yay<br />
​Kariyer, iş hayatı ve toplumsal statünüz haftaya damgasını vuracak. Mars ve Merkür'ün Balık'taki konumu, iş yerinde bazı karmaşalara veya yanlış anlaşılmalara neden olabilir. Venüs'ün Boğa'ya geçişi, günlük rutinleriniz, iş ortamınız ve sağlığınızla ilgili konularda daha fazla keyif ve uyum getirecek. Hafta ortasındaki Terazi Dolunayı, arkadaşlık ilişkileriniz, sosyal çevreniz ve ideallerinizle ilgili bir netleşme ve denge getirebilir. Jüpiter'in karesi, abartılı beklentilerden veya harcamalardan kaçınmanız gerektiğini hatırlatıyor. Hafta sonu Ay Akrep'teyken oluşan su üçgeni, içsel dünyanız, bilinçaltınız ve kendi başınıza kalma isteğinizle ilgili derinleşme, şifalanma ve uyum vaat ediyor.<br />
​♑ Yükselen Oğlak<br />
​Haftaya uzak yolculuklar, eğitim, inançlar ve felsefi konularla başlıyorsunuz. Venüs'ün Boğa'ya geçişi, aşk hayatınız, çocuklarınız veya yaratıcı projelerinizle ilgili konularda maddi ve manevi anlamda istikrar arayışını destekleyecek. Hafta ortasındaki Terazi Dolunayı, kariyer, iş hayatı ve toplumsal statünüzle ilgili bir netleşme ve denge getirebilir. Jüpiter'in karesi, abartılı beklentilerden veya tepkilerden kaçınmanız gerektiğine işaret ediyor. Hafta sonu Ay Akrep'teyken oluşan su üçgeni, arkadaşlık ilişkileriniz, sosyal çevreniz ve ideallerinizle ilgili derinleşme, şifalanma ve uyum vaat ediyor.<br />
​♒ Yükselen Kova<br />
​Bu haftanın ana temaları ortak kazançlar, miras, yatırımlar ve dönüşüm konuları olacak. Mars ve Merkür'ün Balık'taki konumu, iletişimde bazı belirsizliklere veya yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Venüs'ün Boğa'ya geçişi, ev, aile ve yuva konularında daha fazla keyif ve uyum getirecek. Hafta ortasındaki Terazi Dolunayı, uzak yolculuklar, eğitim ve inançlarla ilgili konularda bir netleşme ve denge getirebilir. Jüpiter'in karesi, harcamalarda dikkatli olmanız gerektiğini hatırlatıyor. Hafta sonu Ay Akrep'teyken oluşan su üçgeni, kariyer, iş hayatı ve toplumsal statünüzle ilgili derinleşme, şifalanma ve uyum vaat ediyor.<br />
​♓ Yükselen Balık<br />
​Haftaya ikili ilişkiler, ortaklıklar ve evlilik alanındaki konularla başlıyorsunuz. Mars ve Merkür burcunuzdayken Ay karşıtlığı, zihinsel bir karmaşa ve iletişimde bazı engeller getirebilir. Venüs'ün Boğa'ya geçişi, iletişim, yakın çevre ve eğitim konularında maddi ve manevi anlamda istikrar arayışını destekleyecek. Hafta ortasındaki Terazi Dolunayı, ortak kazançlar, miras veya yatırımlarla ilgili konularda bir netleşme ve denge getirebilir. Jüpiter'in karesi, abartılı beklentilerden kaçınmanız gerektiğini hatırlatıyor. Hafta sonu Ay Akrep'teyken oluşan su üçgeni, uzak yolculuklar, eğitim ve inançlarla ilgili konularda derinleşme, şifalanma ve uyum vaat ediyor</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 16:36:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2026/02/hulya-tacir-1771677907.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TAZİYE MESAJI:</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/taziye-mesaji-650</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/taziye-mesaji-650</guid>
                <description><![CDATA[TAZİYE MESAJI:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Gazetemizin imtiyaz sahibi Edip Nurettin AKIN’ın hayatını kaybeden annesi 21 Mart 2026 Cumartesi günü öğle namazını müteakip Bağlık Mahallesi Veysel Karani Camisinde kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı. Edip Nurettin AKIN başta olmak üzere tüm aile bireylerinin acılarını paylaşıyor, başsağlığı diliyorum. Allah sabırlar versin, merhumeye Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun, ışıklar içinde uyusun.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ölüm ne zaman ve nasıl olursa olsun kabullenmesi her zaman zor oluyor, büyük acı veriyor. Ancak inancımız gereği Kur’an-ı Kerim’de de yer alan <strong>“Her canlı ölümü tadacaktır”</strong> ayetinde dendiği gibi ölüm kaçınılmaz bir gerçektir. Herkesin, er ya da geç Allah’a döneceği <strong>ANKEBÛT SURESİ 57. AYET </strong>başta olmak üzere Kur’an’da birkaç yerde daha geçmektedir. Ayete göre ölüm bir son değil, fani hayattan baki hayata geçiş köprüsüdür. Burada dünya hayatının bir imtihan olduğu, hayır ve şerle sınanan insanların sonuçta hesap vermek üzere Allah’a döndürülecekleri hatırlatılmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Aile hayatımızda anne: Aile bireyleri arasında köprü görevi görerek, sevgi ve fedakârlığıyla yuvayı bir arada tutan, huzuru sağlayan temel unsurdur. Çocukları iyi, ahlaklı, topluma faydalı birey olarak yetiştiren en önemli eğitimcidir. Değerlerin, örf ve adetlerin yeni nesillere aktarılmasında, kültürel mirasın devamlılığında kilit rol oynar. Çocuklarını karşılık beklemeden sever, onlar için fedakârlıklara katlanır. Anne, aile yapımızda yaşamın temelini atan vazgeçilmez bir değerdir.</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>“CENNET ANNELERİN AYAKLARI ALTINDADIR” </strong>Hadis-i şerifi dinimizde anneye gösterilmesi gereken sevgi ve saygının en yüksek mertebede olduğunu ifade eder. Hadis-i Şerif aynı zamanda annelerin hakkının ödenemeyeceğini, onlara iyi davranmak gerektiğini de vurgulamaktadır.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Edip Nurettin AKIN ve aile fertlerinin annelerine karşı görevlerini eksiksiz yaptıklarına şahidim. Merhumenin yakalandığı amansız hastalıkla mücadelesinde her zaman annelerinin yanında oldular. Ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Ama vade dolunca ne ailenin ne doktorların yapacakları bir şey olmuyor maalesef. Aile fertleri başta olmak üzere çaba gösteren herkesten Allah razı olsun.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Güzel Türkçemizde de “ANA GİBİ YAR OLMAZ” sözü ile Annenin sağladığı şefkat gibi bir dost olamayacağı belirtilmiştir. Canı yanan çok insanın ilk olarak aklına gelen “yandım anam” feryadı belki de bundandır. Rahmetli babam doyamadan daha dokuz yaşında annesini kaybetmiş, anılarını hatırladığımda gözleri dolar, hep özlemle, hasretle anardı. Belediye meclis üyelerimden biri de annesini küçük yaşta kaybetmiş o da hep “Allah’ım neden benim annem, neden ben” diye haykırdığını annesinin kaybını kolay kabul edemediğini anlatırdı.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Saygı değer okurlar bugünkü yazıyı da Bülent ECEVİT’in “Pülümür’ün Yaşsız Kadını” şiiri ile bitiriyorum.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Pülümür’ün bir dağ köyünde gördüm onu, yaşını sordum bir giz gibi güldü.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Kimi seksen dedi, köylülerden kimi yüz. Yüzüne baktım bir giz güldü.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bir asa vardı elinde, bir solmuş krallığın kadifeden harmanisi üzerinde.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bir Hititliydi o bir Selçukluydu, bir Kürt’tü, bir Türk.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Yaşını sordum bir giz gibi güldü, koluma girdi bir soylu kadınca.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Tozlu köy yolunda sürüyerek eteğini, beni tek gözlü sarayına götürdü. Köy yapısı kulübesinin.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Zamanı onda yitirdim ben, yitik zamana onda eriştim.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">En soylu yoksulluğun toprak döşeli sarayında bir taç gibi kondu başıma Türkiyeliliğim. </span></p>

<p><span style="font-size:16px">(1969)</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 15:28:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DÖNMEYİZ!</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/donmeyiz-649</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/donmeyiz-649</guid>
                <description><![CDATA[DÖNMEYİZ!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<span style="font-size:18px">&nbsp;Çanakkale Deniz Zaferinin 111. Yıl dönümünde; Kanlarıyla, canlarıyla yaşadığımız toprakları VATAN yaparak bizlere emanet eden; başta Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere tüm şehit ve gazilerimizi rahmetle anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum. &nbsp;Bizlere emanet ettikleri; Vatanımızı ve Cumhuriyetimizi koruyup kollayacağımıza dair verdiğimiz söze son nefesimizi verene kadar sadık kalacağımıza yemin ettik. Dönmeyiz! </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Mustafa Kemal ATATÜRK: </span><strong><span style="font-family:Calibri">"Asıl&nbsp;olan&nbsp;iç&nbsp;cephedir.&nbsp;Bu&nbsp;cephe&nbsp;bütün&nbsp;milletin&nbsp;oluşturduğu&nbsp;cephedir.&nbsp;Dış&nbsp;cephe,&nbsp;ordunun&nbsp;düşman&nbsp;karşısındaki&nbsp;silahlı&nbsp;cephesidir.&nbsp;Bu&nbsp;cephe&nbsp;mağlup&nbsp;olabilir;&nbsp;fakat&nbsp;hiçbir&nbsp;zaman&nbsp;bir&nbsp;memleketi&nbsp;yok&nbsp;edemez.&nbsp;Memleketi&nbsp;temelinden&nbsp;yıkan&nbsp;iç&nbsp;cephenin&nbsp;çökmesidir"</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;sözleriyle iç&nbsp;cephe&nbsp;ve&nbsp;milli&nbsp;birliğin&nbsp;önemini&nbsp;vurguladığını daha önce defalarca yazdım, çağrı yaptım, bu güne kadar siyasi partiler aynı çağrıyı dillendirseler de hayata geçirmek için gerekeni yaptıklarını göremedik. Dileğim; geç olmadan, hiç olmazsa bu defa samimiyetle, iç cephede birlik sağlamak için oy hesabını bir tarafa bırakarak daha çok çaba göstermeleridir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yazının bundan sonraki bölümünde Çanakkale Deniz Zaferin 111. Yılı anısına; Çanakkale kara savaşlarında Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün tarihe mal olmuş emirleri ile duygu ve düşüncelerini içeren sözlerini aynen alıntılayacağım. ATATÜRK Yarbay rütbesiyle cepheye gittiği zaman alaya yaptığı ilk konuşmada şunları söylemiştir:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong><span style="font-family:Calibri"><strong>&nbsp;Benimle beraber burada muharebe eden askerler kesin olarak bilmelidir ki, bize verilen namus görevini eksiksiz yapmak için bir adım geri gitmek yoktur. Uyku, dinlenme aramanın, bu dinlenmeden yalnız bizim değil, bütün milletimizin sonsuza kadar mahrum kalmasına sebep olacağını hepinize hatırlatırım.</strong></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">57.Alay a verdiği emir:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler gelir, başka komutanlar hâkim olabilir.</strong></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Tüm personeli şehit olan 57.Alay için söyledikleri</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">“ Onlar mukaddes vatan toprakları için canlarını seve seve vermişler, Çanakkale Savaşları'nın kaderini değiştirmişlerdir. Burada geçen her saniye, kullanılan her an, ölen her nefer, Türk vatan ve milletinin mukadderatını çizmiştir. Kara savaşlarına katılan ilk birlik olan 57. Alay, vatan sevgisinin ne olduğunu insanlığa göstermiştir. Bu kahraman Alayı hayranlık, minnet ve rahmetle anıyorum.</span></strong></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;14 Mayıs 1915'te 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal'in siperlerin durumu ve bu durumda Türk askerinin ruh halini şu sözlerle anlattığını aktardı:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri"><strong>"Karşılıklı siperler arasındaki mesafe 8 metre, yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekilerin hiçbirisi, kurtulmamacasına hepsi düşüyor. İkinci siperdekiler yıldırım gibi onların yerine gidiyor fakat ne kadar imrenilecek bir soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz? Bomba, şarapnel, kurşun yağmuru altında öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyor. Sarsılma yok. Okuma bilenler Kur'an-ı Kerim okuyor ve cennete gitmeye hazırlanıyor. Bilmeyenler ise Kelime-i Şehadet getiriyor ve ezan okuyarak yürüyor. Sıcak cehennem gibi kaynıyor. 20 düşmana karşı her siperde bir nefer süngüyle çarpışıyor. Ölüyor, öldürüyor. İşte bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren dünyanın hiçbir askerinde bulunmayan tebriğe değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki Çanakkale Muharebeleri' ni kazandıran bu yüksek ruhtur."</strong></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bu günkü yazıyı Çanakkale şehitliğini ziyaret eden rahmetli Bülent ECEVİT in yazdığı ÇANAKKALE adlı şiirden yaptığım alıntı ile bitiriyorum. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Çanakkale topraklarında,</span><br />
<span style="font-family:Calibri">her birinin erken biten yaşam öyküsü</span><br />
<span style="font-family:Calibri">eski yazıtlar gibi taşlara böyle kazılı.</span><br />
<span style="font-family:Calibri">'Anlamaz mıyım' dedi 'halinizden kardeşler'</span><br />
<span style="font-family:Calibri">adına yazılı taşı bile olmayan asker</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Anadolulu Mehmet</span><br />
<span style="font-family:Calibri">ben de yüz yıllarca yaban ellerde</span><br />
<span style="font-family:Calibri">neyin uğruna bilmeden can vermişim</span><br />
<span style="font-family:Calibri">kendi yurdum uğruna can vermenin tadına</span><br />
<span style="font-family:Calibri">ilk kez Çanakkale'de ermişim.</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Uğrunda can verdikçe vatandı ancak</span><br />
<span style="font-family:Calibri">ekip biçtiğim padişah mülkü toprak</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Tüm okurların Ramazan bayramlarını sağlık, barış ve huzur getirmesi dileklerimle kutluyor, saygılar sunuyorum. Bayram ziyareti için şehir dışına çıkacaklara hayırlı yolculuklar dilerim.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 17:40:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YOK; OLMUYOR, OLMAYACAK!</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/yok-olmuyor-olmayacak-648</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/yok-olmuyor-olmayacak-648</guid>
                <description><![CDATA[YOK; OLMUYOR, OLMAYACAK!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Okurlar şahittir; 2023 Seçimlerinden bu yana yazılarımda defalarca tekrar ederek yaptığım Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ün </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“iç cephede birlik”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;çağrısını İran’dan nasıl geldiği henüz tam olarak tespit edilemeyen balistik füze sonrası aşağı yukarı tüm siyasi parti genel başkanları tekrar eder hale geldi. Tamam, doğru da; iç cephede birliği sağlamak nasıl olacak? Birliği kim sağlayacak?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmeden önce, ülke bir krizle karşılaştığında; tarafsız Cumhurbaşkanı TBMM de grubu bulunan tüm siyasi parti liderlerini yuvarlak masa etrafında bir araya getirerek yaşanan sorun hakkında görüş ve düşüncelerini dinler, krize ortak çözüm aranırdı. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildikten sonra böyle toplantıları görmez olduk. Neden yapılmadığı konusunda siyasilerin görüşlerini bilemiyoruz. Ancak ülkemizde bu güne kadar böyle toplantılarla kolay aşılabilecek sorunlar yaşandığını biliyoruz. Vatanımıza düşen Balistik Füzeler konusunda iç cephede birlik çağrısı yapmadan önce mecliste grubu bulunan parti liderleriyle toplantı yapılması doğru olmaz mıydı? Bunun yerine TBMM de Savunma ve Dışişleri Bakanlarının kapalı toplantıda vekillere Halka on yıl süreyle açıklanması yasak olan bilgi vermeleri yeterli oldu mu? </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;TBMM de grubu bulunan siyasi parti liderlerini bir masa etrafında toplayarak görüş ve düşünce alma toplantısını Cumhurbaşkanlığı düzenlemiyorsa, muhalefet partilerinin düzenlemesi olmayacağı için, kurtuluş savaşımızı yöneten gazi meclisimizin (TBMM) başkanı neden düzenlemiyor acaba? İç cephede birlik çağrısı yapan liderler samimiyseler, bunun için bir an önce mecliste grubu bulunan siyasi partiler liderlerinin katılacağı bir toplantı gerçekleştirmelidir. Toplantı sonrası yapılacak ortak basın toplantısında Halka iç cephede birliğin sağlanması için çağrı yapılması samimi ve etkili olacaktır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ben siyasilerin yaptığı iç cephede birlik çağrılarını samimi bulmuyorum. Çünkü birlik çağrısı yapan siyasi aynı konuşma içinde birkaç cümle sonra kendi tabanını konsolide etmek için karşı mahalleye, doğru- yanlış bir sürü suçlama yapıyor. Sonra da iç cephede birlik bekliyor, olur mu, olabilir mi? Halk ta sokak röportajlarında; </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“ülkenin sorunlarını hangi parti çözer”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;sorusuna en yüksek oranda </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“hiç biri”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;cevabını veriyor. Bu sonucu bütün siyasiler bilmesine rağmen söylemlerinde değişiklik olmuyor. Bildiklerini okumaya devam ediyorlar. Kutuplaştırmayı geçtim, kavgaya bütün hızlarıyla devam ediyorlar. Ne için? Seçmenden oy almak için. Oy almak için yapılan kutuplaştırma, temizlenmesi çok zor olan zehirli bir ortam oluşturuyor. Yapılan iç cephede birlik çağrıları da bu ortamda Halk ta karşılık bulmuyor. Gözü kararmış siyasiler görmüyor ama bu gerçek bir beka sorunudur. Daha çok geç kalmadan gerçeği görmelerini diliyorum. Kutuplaşmanın doğal sonucu yapılan çağrılar Halkta karşılık görmediği için iç cephede birlik olmuyor. Kutuplaşma devam ederse iç cephede birlik olmayacak.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;ABD ve İsrail in İran’a saldırması sonucu etrafımızı saran ateş çemberinden sınırlarımıza kıvılcım olarak gördüğüm iki balistik füze düştü. Yetkililer gereken yerlere sözlü olarak cevap verdi. Herhangi bir can kaybı veya yaralanma olmadığı açıklandı. İran, İncirlik üssünü hedef almış olabileceği gibi, ABD ve İsrail’in Türkiye’nin İran a karadan bir cephe açmasını sağlamak amacıyla provokasyon girişimi de olabilir. İki balistik füzeyi de NATO’da görevli İspanya askerleri tespit etti. Yine NATO’nun Doğu Akdeniz’de görev yapan ABD gemilerinden atılan füze ile düşürüldüğü açıklandı. Benzer bir balistik füze saldırısına önlem olarak NATO Malatya ya ABD’nin “Patriot” hava savunma sistemini yerleştirdi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Savunma sanayine yapılan bunca yatırıma rağmen demek ki Balistik füzelere karşı hala savunmasız haldeyiz. Çok üzüldüğümü belirtmek zorundayım. Halbuki 2025 yılı içinde yapılan savunma sistemleri fuarlarının birinde yapılan konuşmalarda başka ülkelerin yaptığı demir kubbe savunma sistemine benzer kendi hava savunma sistemimiz olan “çelik kubbeyi” yapacağımız vaadinde bulunulmuştu. Uzaya roket gönderme çalışmalarının devam ettiğine dair de bilgi verilmişti. Milli kuruluşumuz olan Roketsan; Sungur, Hisar gibi alçak ve orta irtifa savunma sistemleri ürettiğini biliyoruz. Ancak balistik füzelere karşı savunma sistemleri henüz tamamlanmamış, yapımının acil hızlandırılması gerekiyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Anlayamadığım bir konuda Rusya dan milyar dolarlar ödeyerek satın aldığımız S-400 hava savunma sistemi neden aktif hale getirilmiyor ve kullanmıyoruz. Vatanımıza balistik füzeler düşerken kullanamazsak o sisteme neden milyar dolarlar ödendi. Üstelik o sistemi aldığımız için F-35 projesinden çıkarıldığımız gibi parasını ödediğimiz uçakları da alamadık. Bu nasıl bir ticarettir böyle. Sözleşme yok mu? Uluslararası bir tahkimi falan yok mu? Kazanacağımız bir dava olarak görüyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;NATO ya karşı olduğumu okurlar biliyor, yazılarımda da dile getirdim. Bizim NATO ya katkımıza karşılık üyelerden bazılarının terörle mücadelede pkk ya lojistik ve eğitim desteği verdikleri için </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“böyle ortaklık olmaz olsun”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;düşüncesiyle karşı çıktım. Hala da karşıyım. İki füze düşürdüler diye görüşümden vaz geçecek değilim. Başta Kore Savaşı olmak üzere ABD ve NATO için verdiğimiz şehit ve gazilerimiz iki füze düşürdüler diye unutulur mu hiç? </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Siyasetin bu uzlaşmaz tutumu varken iç cephede birliğin çok zor sağlanacağını tahmin ediyorum. Biz iç cephede birlik sağlayamazken: İsrail, Yunanistan, Kıbrıs Rum kesimi anlaşarak Türkiye’ye karşı haçlı birliği gibi savunma işbirliği anlaşması imzaladı bile. ABD, İsrail- İran savaşı çok ortaklı savunma işbirliklerinden çok bölgesel savunma işbirlikleri ve anlaşmalarına ihtiyaç olduğunu göstermiştir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Örnek olarak GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ün 2 Ekim 1935'te&nbsp;Cenevre 'de Türkiye, İran ve Irak arasında parafe edilen, daha sonraları Afganistan da katıldığı SADABAD paktı gösterilebilir. İsmet İnönü döneminde</span><strong>&nbsp;</strong><span style="font-family:Calibri">de</span><strong>&nbsp;&nbsp;</strong><span style="font-family:Calibri">28&nbsp;Şubat&nbsp;1953'te Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya arasında&nbsp;imzalanmış&nbsp;olan BALKAN PAKTI,&nbsp;bölgedeki&nbsp;ülkelerin&nbsp;güvenlik arayışlarının bir ürünü olarak gerçekleşmiş bir dostluk ve işbirliği antlaşmasına yine örnektir. Benzeri bölgesel antlaşmaları canlandırmayı bir kez daha düşünürsek bir kaybımız olmaz, belki de</span><strong><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">” YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ İLKESİYLE”</span></strong></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;yine Dünya’ya örnek bir şeyler gerçekleştirebiliriz. </span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 13:13:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>8 MART:AVUTULMANIN GÜNÜ</title>
                <category>Demet AKIN</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/8-martavutulmanin-gunu-647</link>
                <author>birdemettatli59@gmail.com (Demet AKIN)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/8-martavutulmanin-gunu-647</guid>
                <description><![CDATA[8 MART:AVUTULMANIN GÜNÜ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bugün 8 Mart. Adı kimi yerde "Dünya Kadınlar Günü", kimi yerde "Dünya Emekçi Kadınlar Günü". İsmi değişiyor, süsü değişiyor, çiçekleri değişiyor ama özü pek değişmiyor. Her yıl aynı görüntüler karşımıza çıkıyor: Kadınlara uzatılan karanfiller, gülümseyen fotoğraflar, indirim kampanyaları ve “kadınlar baş tacımızdır” gibi kulağa hoş gelen cümleler… Ama bütün bu görüntülerin arasında insanın aklına aynı soru geliyor: Neden?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Neden erkeklerin böyle bir güne ihtiyacı olmadı da kadınların oldu? Bir düşünün… Dünya Erkekler Günü diye sokaklara çıkan kalabalıklar yok. Erkeklerin varlığını hatırlatmak için yapılan kampanyalar yok. Çünkü erkek olmak zaten başlı başına görünür olmak demek. Kadın olmak ise çoğu zaman görünmez bir mücadelenin içinde yaşamak demek.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İşte bu yüzden 8 Mart bana hep biraz tuhaf geliyor. Biraz eksik, biraz da sanki bir avutulma gibi. Bir çocuğun eline şeker verip susturmak gibi. “Alın çiçeklerinizi”, “Bugün sizin gününüz”, “Bugün sizi kutluyoruz.” deniyor. Peki sonra ne oluyor?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>8 Mart’ı kutladık diye kadın cinayetleri azaldı mı? Kadına yönelik şiddet bitti mi? Kadınların hayatı kolaylaştı mı? Şikâyet ettiğimiz onca şeyden hangisi gerçekten azaldı? Maalesef hiçbirinin azaldığını söylemek mümkün değil. Hatta bazen insanın içine şu düşünce düşüyor: Sanki her şey daha da büyüyor. Daha çok korku, daha çok endişe, daha çok hikâye… ve daha çok kadın.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kadın olmak gerçekten zor. Çok zor. Erkeklerin hiçbir şey ispat etmek zorunda kalmadığı bir dünyada kadınlar her gün bir şeyleri ispat etmeye çalışıyor. Namusunu, ahlakını, başarısını, annelik yeterliliğini, çalışma hakkını, hatta bazen sadece var olma hakkını… Sanki var olmak için bile sürekli bir sınavdan geçmek gerekiyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bazen toplumdan kaçmak istiyor insan. Bazen insanların gözlerinden, bazen sözlerinden… Çünkü bu dünyada bedelin çoğunu kadın ödüyor. Kadın olmak çoğu zaman daha fazla düşünmek, daha fazla hesap yapmak, daha fazla yük taşımak demek.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bir kadının hayatındaki en basit görünen kararlar bile ağır bir yük taşıyor. Mesela boşanmak… Boşanmak zor. Boşanamamak da zor. O kararı verene kadar yaşanan süreç zor. Karar verildikten sonra başlayan hayat da zor. Kadın düşünür, kadın hesap eder, kadın korkar, kadın yük taşır. Her ihtimali o düşünür, her bedeli o hesaplar. Peki erkek?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İşte bu yüzden bana “kadın erkek eşittir” demeyin. Keşke öyle olsaydı. Ama değiliz. En azından hayatın yükünü taşıma konusunda değiliz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>8 Mart bu yüzden bana bir kutlama gibi gelmiyor. Bir hatırlatma gibi de gelmiyor. Daha çok bir avutma günü gibi geliyor. Kadınların susturulmadığı ama susturulmuş gibi sayıldığı bir gün… “Konuşun” deniyor kadınlara. Konuşun, yazın, çizin, söyleyin… İstediğiniz kadar anlatın. Çiçeklerinizi alın, mesajlarınızı paylaşın. Ama sonuç gerçekten değişiyor mu?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Çoğu zaman hayır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Belki de bu yüzden kadınların yapabileceği en büyük şey kutlama yapmak değildir. Belki de en büyük şey insan yetiştirmektir. Vicdanlı insanlar, adil insanlar, kadını bir varlık olarak değil bir eşya gibi gören zihniyeti reddeden insanlar yetiştirmek…</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Çünkü değişim bazen meydanlarda değil, evlerin içinde başlar. Bir çocuk büyür, bir düşünce büyür, bir vicdan büyür. Belki o zaman gerçekten bir şeyler değişmeye başlar.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ve belki bir gün 8 Mart’a gerçekten ihtiyaç kalmaz. İşte o gün kadınlar gerçekten kutlanabilir. Ama bugün hâlâ mücadele günü.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ve belki de bu yüzden 8 Mart’ın en dürüst adı şudur: "Avutulmanın günü."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 08 Mar 2026 02:58:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2025/05/demet-akin-1748100218.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HAÇLI SEFERLERİ</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/hacli-seferleri-646</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/hacli-seferleri-646</guid>
                <description><![CDATA[HAÇLI SEFERLERİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;İkinci dünya savaşı sonrasında kapitalist ideolojiyi benimseyen ülkeler ABD önderliğinde 1950 yılında NATO yu kurdu. (Türkiye 1952 yılında üye oldu) Sosyalist ideolojiyi benimseyen ülkeler de SSCB önderliğinde 1955 yılında Varşova paktını kurdu. Böylece iki kutuplu dünya oluştu. Soğuk Savaş döneminde ABD ile SSCB önderliğinde nükleer gücü geliştirip sayısını arttırmak için kutuplar arasında büyük bir yarış başladı. Bunlara ve savaşa karşı 1961 yılında da liderliğini &nbsp;</span><strong><span style="font-family:Calibri"><strong>Hindistan, Mısır ve Yugoslavya&nbsp;</strong></span></strong><span style="font-family:Calibri">üstlendiği</span>&nbsp;<span style="font-family:Calibri">Bağlantısızlar Hareketi kuruldu. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bağlantısızlar Hareketi’nin sömürgecilik, kendi kaderini tayin etme, insan hakları ve kalkınma konuları ile birlikte üzerinde yoğunlaştığı temel konulardan biri de silahsızlanma olmuştu. O dönemde dünyadaki iki kutupluluk sorunları ve yeni nükleer silah endişesi ile Bağlantısız Devletler, uluslararası sistemdeki silah sorununu ele almayı gerekli görmüşlerdi. 1991’de Soğuk Savaş döneminin sona ermesiyle, Bağlantısızlar Hareketi’nin Uluslararası alanda önemini kaybettiği düşünüldü. &nbsp;Amaçları ve ilkelerinin çoğu boşluğa düşmüş oldu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;İki kutuplu dünyada ABD ve SSCB hiçbir zaman doğrudan savaşmamış, hâkimiyet bölgelerini genişletmek için bölgesel vekâlet savaşlarına girişmişlerdir. İki kutuplu dünya düzeni yıkılana kadar bölgesel çatışmalar dışında genelde bir dünya savaşı yaşanmamıştır. Günümüzde, ham madde kaynakları ve dünya pazarlarının paylaşımı amacıyla her geçen gün şiddetlenen bir rekabet yaşandığı görülmektedir. Dolayısıyla ABD ve emperyalist devletler top yekûn Dünya savaşına gerek duymadan, bölgesel savaşlarla az gelişmiş veya gelişmekte olan devletlerdeki petrol ve nadir elementlerine ulaşabilmek için önce tehditle olmazsa savaşarak, zorla ihtiyaçlarını elde etme yoluna gitmektedir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Tek kutuplu hale gelen yeni Dünya düzeninde ABD gerçek manada borç batağında olmasına rağmen ekonomik, teknolojik, siyasi ve askeri alandaki gücüyle dünyayı şekillendiren ve yöneten bir devlet halindedir. Artık diğer emperyalist devletlerin bile kabul ettiği gibi her zaman son sözü ABD söyler hale gelinmiştir. Tek kutuplu Dünya düzenine geçilirken emperyal devletlerin sloganı haline getirilen küreselleşme ile savaşlar artık gündemden çıkmıştır sözü hayalden öteye geçememiştir. Emperyalizmin özünde savaş vardır ve savaşlar artık olmaz denilen zamanlarda çıkmıştır. Savaş çıkan her yerde, her zaman ölüm ve acı kalmıştır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Hayatı savaş meydanlarında geçmiş o büyük komutan Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ün savaş hakkındaki düşüncelerine hatırlamanın yeridir: </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">”Savaş zorunlu ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeye girmedikçe savaş bir cinayettir.”</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;28 Şubat sabahı Kan emici, katil ABD ve İsrail, İran a karşı başlattıkları saldırılarda daha ilk gün bombaladıkları okulda eğitim gören 165 öğrenciyi öldürdüler. Silahsız, masum, çocuk, melekti onlar. Melek! Bu katliama savaş denmez, cinayettir! Soy kırımdır. Bu emri verenler de katildir! Saldırılara gerekçe olarak anlatılan hikâye dere kenarındaki kuzuyu yemeği kafasına koyan kurdun hikâyesinden başka bir şey değildir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Görüşmelerin devamı için heyetler gün tayin ederek toplantıya ara verdikten saatler sonra hemen, kalleşçe yapılan bu saldırılar nasıl bir hain tuzaktır böyle? Silah yokken arkadan vurulur mu? Saldırının ilk günü İngiltere, Fransa ve Almaya dan ses çıkmadı. Üçüncü günde saldırıyı desteklediklerini, bu savaşta ABD ve İsrail in yanında olacaklarını açıkladılar. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Medeniyet denen tek dişi kalmış canavarlar, gerçek yüzlerini daha fazla gizleyemediler işte. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Aklıma hemen haçlı seferleri geldi. Bilindiği gibi Haçlı seferleri; 1096 ile 1291 yılları arasında Hristiyanların, Müslümanlardan kutsal toprakları geri almak için Avrupa nın değişik milletlerinden topladıkları savaşçılarla düzenledikleri askeri seferlerdir. Eşkıya her zaman ve her yerde eşkıyadır. Asırlar geçse de huylarından vaz geçmezler. Hala silahsız masumları öldürerek Dünyaya hükümdar olmaya çalışıyorlar, masum insanları, kadınları, çocukları, hastaları ve yaşlıları öldürerek kanlarıyla besleniyorlar. Sonra da kendilerinin bile inanmadıkları yalanlara bütün dünyanın inanmasını bekliyorlar. Aşağılık katiller…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Onların tavırlarında bir değişiklik yok, bilinen, beklenen şeyler de, Müslümanın, ABD ve İsrail in yanında Müslümanla savaşması, ona füze atması, masum insanları öldürmesi nasıl açıklanır? Savaş dışında kalan Müslümanlar devletler sadece seyredecek mi? Daha fazla Müslüman ölmeden savaşı durdurmak için bir şeyler yapmak gerekmiyor mu?</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 17:37:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>12° Başak Burcunda Ay Tutulması</title>
                <category>Hülya TACİR</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/120-basak-burcunda-ay-tutulmasi-645</link>
                <author>hulya-1994@outlook.com (Hülya TACİR)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/120-basak-burcunda-ay-tutulmasi-645</guid>
                <description><![CDATA[12° Başak Burcunda Ay Tutulması]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Başak burcu; çalışma hayatı, günlük rutinler, kamu düzeni, devlet memurları, sağlık sistemi, hijyen ve hizmet alanlarıyla ilişkilidir. Detaycı, analizci ve düzen kurma odaklıdır. İşleyişteki aksaklıkları fark eder, eksikleri görünür kılar ve sistemi daha verimli hale getirmek ister.</p>

<p>12 derecede gerçekleşen bu Ay tutulması; özellikle çalışma düzeni, sorumluluk dengesi ve kamu hizmetlerinin işleyişiyle ilgili konularda farkındalık yaratabilir. Günlük hayatın temposu, iş yükü ve sürdürülebilirlik teması öne çıkabilir. Uzun süredir devam eden bazı uygulamalar netleşebilir ya da yeniden yapılandırılabilir. Sağlık ve hijyen başlıkları da dikkat çekebilir; düzen ve disiplin ihtiyacı artabilir.</p>

<p>Türkiye açısından bakıldığında ise eğitim sistemi, sosyal medya, basın-yayın organları ve sosyal platformlarla ilgili konuların daha fazla konuşulması mümkün görünüyor. Mevcut uygulamaların gözden geçirilmesi ve bu alanlarda yeni yapısal düzenlemelerin gündeme gelmesi söz konusu olabilir. Eğitimle ilgili planlamalar ve sistemsel güncellemeler değerlendirilebilir. Sosyal platformlarda kuralların netleşmesi ve uygulamaların yeniden çerçevelenmesi gündeme gelebilir.</p>

<p>Yakın çevre ilişkileri de bu süreçte öne çıkabilir; iletişim dili ve karşılıklı anlayış teması daha fazla önem kazanabilir.</p>

<p>Genel olarak bu tutulma; düzen kurma, sistemi sadeleştirme ve işleyişi daha sağlam temellere oturtma ihtiyacını vurgular. Detayların önem kazandığı, yapısal değerlendirmelerin öne çıktığı bir dönem etkisi taşır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>♈ <strong>Yükselen Koç</strong><br />
Hafta başında aşk hayatı, flörtler, çocuklarla ilgili konular ve yaratıcı projeler oldukça hareketli. Dikkat çekme ihtiyacı artabilir; sahneye çıkmak ve görünür olmak isteyebilirsiniz. Kalbinizi heyecanlandıran bir konu hız kazanabilir: bir tanışma, bir itiraf ya da geçmişten gelen romantik bir mesele yeniden gündeme gelebilir.</p>

<p>Hafta ortasında 12° Başak burcunda gerçekleşen Ay Tutulması ile iş ortamı, çalışma düzeni, günlük sorumluluklar ve sağlık konularında önemli bir açığa çıkış var. İş yerinde sizi rahatsız eden bir detay görünür olabilir. Uzun süredir sizi yoran bir tempo artık sürdürülemez hâle gelebilir. Bastırdığınız yorgunluk ya da stres fiziksel olarak sinyal verebilir. Bu tutulma size “düzenini değiştir” diyor. Bir iş tamamlanabilir, bir görev bırakılabilir ya da sağlığınızla ilgili ciddi bir karar alınabilir.</p>

<p>Hafta sonuna doğru ilişkiler ve ortaklık konuları öne çıkar. Partnerle önemli bir konuşma yapılabilir. Ardından finansal paylaşımlar, borçlar ve maddi sorumluluklarda duygusal bir yüzleşme olabilir; bir hesap kapanabilir ya da güç dengesi değişebilir.</p>

<p>♉ <strong>Yükselen Boğa</strong><br />
Hafta başında ev, aile, yaşam alanı ve yerleşimle ilgili konular ön planda. Ev içinde düzen değişikliği, aile büyükleriyle önemli bir konuşma ya da geçmişe dair bir meselenin yeniden gündeme gelmesi mümkün. Duygusal olarak köklerinizle bağlantınız artabilir.</p>

<p>Hafta ortasında 12° Başak burcunda gerçekleşen Ay Tutulması ile aşk hayatı, flörtler, çocuklar ve kalbinizi meşgul eden konularda güçlü bir netleşme yaşanabilir. Bastırılmış duygular açığa çıkabilir. Bir ilişki ciddileşebilir ya da uzun süredir belirsiz olan bir bağ net bir şekilde sonlanabilir. Çocuklarla ilgili bir sorumluluk artışı da mümkün. Bu tutulma “Gerçekten mutlu musun?” sorusunu sordurur. Kalbinizi yoran bir süreç nihayete erebilir.</p>

<p>Hafta sonuna doğru iş ortamı ve günlük düzen yoğunlaşır; detaylı işler artabilir. Ardından partnerlik ve ilişkiler alanında daha derin, kıskançlık ya da güven temalı bir konuşma gündeme gelebilir.</p>

<p>♊ <strong>Yükselen İkizler</strong><br />
Hafta başında iletişim trafiği hızlanıyor; görüşmeler, yazışmalar, eğitim ve kısa yolculuklar gündemde. Önemli bir haber planları değiştirebilir. Söylediklerinizin etkisi büyüyebilir.</p>

<p>Hafta ortasında 12° Başak burcunda gerçekleşen Ay Tutulması ile ev, aile ve yerleşim konularında gizli kalmış bir durum açığa çıkabilir. Aile içinde konuşulmayan bir mesele su yüzüne çıkabilir. Taşınma, ev değişikliği ya da ailevi bir sorumluluk netleşebilir. Duygusal olarak geçmişle yüzleşme zamanı. İçinizde tuttuğunuz bir kırgınlık patlayabilir. Bu tutulma, size ait olmayan bir yükü bırakma fırsatı verir.</p>

<p>Hafta sonuna doğru aşk ve sosyal hayat hareketlenir; romantik bir karşılaşma olabilir. Ardından iş ortamı ve sağlık konularında yoğun tempo başlar; düzen kurma ihtiyacı artar.</p>

<p>♋ <strong>Yükselen Yengeç</strong><br />
Hafta başında maddi konular, gelir-gider dengesi ve finansal planlama ön planda. Güvence ihtiyacı artabilir. Beklenen bir ödeme ya da maddi bir fırsat gündeme gelebilir.</p>

<p>Hafta ortasında 12° Başak burcunda gerçekleşen Ay Tutulması ile yakın çevre, kardeşler, eğitim ve sözleşmeler alanında önemli bir açığa çıkış var. Söylenmemiş bir söz söylenebilir. Uzun süredir bekleyen bir konuşma sonuçlanabilir. Bir imza süreci tamamlanabilir ya da bir iletişim krizi nihayete erebilir. Bu tutulma zihinsel yükleri boşaltır. Duygusal olarak “İçimde kalmasın.” dediğiniz şeyler dışarı çıkar.</p>

<p>Hafta sonuna doğru aile ve ev konuları yeniden gündeme gelir. Ardından aşk, çocuklar ve tutkulu duygular yoğunlaşır; kalbinizle hareket etme isteği artar.</p>

<p>♌ <strong>Yükselen Aslan</strong><br />
Hafta başında kişisel kararlar, dış görünüş ve bireysel başlangıçlar ön planda. Kendinizle ilgili cesur bir adım atabilirsiniz. Duygusal tepkiler daha görünür olabilir.</p>

<p>Hafta ortasında 12° Başak burcunda gerçekleşen Ay Tutulması ile para, kazanç ve öz değer konularında güçlü bir netleşme yaşanabilir. Maddi bir açık ortaya çıkabilir ya da hak ettiğiniz değeri görmediğinizi fark edebilirsiniz. Gelir düzeninde değişim, maaş konuşması ya da işten ayrılma kararı gündeme gelebilir. Bu tutulma “Değerini bil.” mesajı taşır. Maddi ya da manevi bir eksiklik görünür olur ve bir düzen kapanabilir.</p>

<p>Hafta sonuna doğru iletişim ve önemli görüşmeler hızlanır. Ardından aile içinde duygusal bir yüzleşme yaşanabilir; geçmişten gelen bir konu kapanabilir.</p>

<p>♍ <strong>Yükselen Başak</strong><br />
Hafta başında içe dönük bir ruh hâli, geri planda kalma ve dinlenme ihtiyacı var. Geçmiş meseleler zihninizi meşgul edebilir.</p>

<p>Hafta ortasında 12° Başak burcunda gerçekleşen Ay Tutulması ile hayatınızın merkezinde güçlü bir açığa çıkış var. Kimliğiniz, duruşunuz ve kişisel kararlarınız netleşiyor. Bastırdığınız duygular yüzeye çıkabilir. Artık sizi temsil etmeyen bir rolü bırakabilirsiniz. Fiziksel görünüm, yaşam tarzı ya da hayat yönüyle ilgili radikal bir karar alınabilir. Bu tutulma sizin için hem kapanış hem de yeni bir başlangıç enerjisi taşır.</p>

<p>Hafta sonuna doğru maddi konular hızlanır; bütçe planı yapılabilir. Ardından önemli bir konuşma ya da resmî yazışma gündeme gelebilir.</p>

<p>♎ <strong>Yükselen Terazi</strong><br />
Hafta başında sosyal çevre, arkadaşlıklar ve projeler hareketli. Yeni bir organizasyon ya da ekip çalışması gündeme gelebilir.</p>

<p>Hafta ortasında 12° Başak burcunda gerçekleşen Ay Tutulması ile bilinçaltı, gizli konular ve perde arkası gelişmeler açığa çıkabilir. Arkanızdan dönen bir durum öğrenilebilir. Bastırdığınız bir kırgınlık yüzeye çıkabilir. Ruhsal olarak yorulduğunuzu fark edebilirsiniz. Bu tutulma içsel bir kapanış getirir; bir yükü bırakma zamanıdır.</p>

<p>Hafta sonuna doğru kişisel kararlar ve görünürlük artar. Ardından maddi konularda ciddi bir farkındalık yaşanabilir; harcamalar ya da kazanç düzeniyle ilgili bir değişim gündeme gelebilir.</p>

<p>♏ <strong>Yükselen Akrep</strong><br />
Hafta başında kariyer, sorumluluklar ve toplum önündeki duruşunuz ön planda. Üstlerle önemli bir görüşme olabilir.</p>

<p>Hafta ortasında 12° Başak burcunda gerçekleşen Ay Tutulması ile sosyal çevre, ekip çalışmaları ve gelecek planlarında net bir sonuç var. Bir proje tamamlanabilir ya da bir arkadaşlık sonlanabilir. Hedeflerinizle ilgili duygusal bir hayal kırıklığı ya da büyük bir farkındalık yaşayabilirsiniz. Artık size hizmet etmeyen bir çevreden uzaklaşabilirsiniz.</p>

<p>Hafta sonuna doğru içe çekilme ve yalnız kalma ihtiyacı artar. Ardından kişisel kararlar ve güçlü bir dönüşüm enerjisi ortaya çıkar; kendinizle ilgili net bir adım atabilirsiniz.</p>

<p>♐ <strong>Yükselen Yay</strong><br />
Hafta başında eğitim, yurt dışı bağlantıları ve vizyon planları gündemde. Ufkunuzu genişletecek bir gelişme olabilir.</p>

<p>Hafta ortasında 12° Başak burcunda gerçekleşen Ay Tutulması ile kariyer ve toplum önündeki konumda güçlü bir görünürlük var. İş ortamında gizli kalmış bir durum açığa çıkabilir. Üstlerle ilgili bir mesele netleşebilir. Bir görev tamamlanabilir ya da yön değişikliği yaşanabilir. Bu tutulma kariyerinizde duygusal bir dönüm noktasıdır.</p>

<p>Hafta sonuna doğru sosyal çevre hareketlenir. Ardından içsel bir yüzleşme ve yorgunluk hissi artabilir; dinlenmeye ihtiyaç duyabilirsiniz.</p>

<p>♑ <strong>Yükselen Oğlak</strong><br />
Hafta başında finansal paylaşımlar, borçlar ve ortak kazançlar gündemde. Maddi planlama yapabilirsiniz.</p>

<p>Hafta ortasında 12° Başak burcunda gerçekleşen Ay Tutulması ile eğitim, hukuki süreçler ve yurt dışı bağlantılarıyla ilgili önemli bir sonuç var. Beklenen bir haber gelir ya da resmî bir süreç tamamlanır. İnanç sisteminiz ve bakış açınız değişebilir. Uzun süredir süren bir konu nihayete erebilir.</p>

<p>Hafta sonuna doğru kariyer konuları hızlanır; görünürlük artar. Ardından sosyal çevre ve gelecek planlarıyla ilgili yeni bir karar gündeme gelebilir.</p>

<p>♒ <strong>Yükselen Kova</strong><br />
Hafta başında ilişkiler, ortaklıklar ve partnerle ilgili gelişmeler ön planda. Denge kurmanız gereken bir durum olabilir.</p>

<p>Hafta ortasında 12° Başak burcunda gerçekleşen Ay Tutulması ile finansal paylaşımlar, borçlar ve maddi sorumluluklarda netleşme var. Gizli kalmış bir ödeme, ortak para meselesi ya da güven problemi açığa çıkabilir. Bir borç kapanabilir ya da maddi yapı yeniden düzenlenebilir. Bu tutulma güç dengelerini gösterir.</p>

<p>Hafta sonuna doğru eğitim, uzak planlar ve hukuki konular gündeme gelir. Ardından kariyer alanında yoğun ve belirleyici bir süreç başlar.</p>

<p>♓ <strong>Yükselen Balık</strong><br />
Hafta başında iş ortamı, günlük düzen ve sağlık konuları aktif. Yoğun tempo ve sorumluluk artışı olabilir.</p>

<p>Hafta ortasında 12° Başak burcunda gerçekleşen Ay Tutulması ile evlilik, partnerlik ve ortaklık alanında duygusal bir açığa çıkış var. Söylenmeyen duygular su yüzüne çıkabilir. Karşı tarafın gerçek niyeti netleşebilir. Bir ilişki ya sağlamlaşır ya da kapanır. Bu tutulma sizin için ilişkisel bir dönüm noktasıdır.</p>

<p>Hafta sonuna doğru finansal paylaşımlar gündeme gelir. Ardından gelecek planları, eğitim ve yolculuklarla ilgili daha net kararlar alınabilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 12:45:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2026/02/hulya-tacir-1771677907.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AÇIK- BORÇ-FAİZ SORUNU</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/acik-borc-faiz-sorunu-644</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/acik-borc-faiz-sorunu-644</guid>
                <description><![CDATA[AÇIK- BORÇ-FAİZ SORUNU]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Güvendiğim ekonomistlerin tahmini; uzun bir süredir boğuştuğumuz, emeklileri neredeyse açlığa mahkûm eden krizin yakın bir zamanda geçmeyeceği, özellikle emekli yurttaşlarımızın erkene alınacak seçim kararına kadar ekonomik sıkıntı çekmeye devam edeceği yönündedir. Beklenti; &nbsp;seçime yakın bir tarihte kemer sıkma politikası askıya alınarak, emekli maaşlarına yüksek oranda bir zam yapılmasıdır. Bu güne kadar seçmen oylarını etkilemeye yönelik bu politikadan iktidar her zaman sonuç almıştır. Bu defa alır mı? Bana göre zor, hem de çok zor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Çünkü bu kriz emekliler başta olmak üzere dar gelirlileri fena etkiledi, çok acılar çekildi ve çekilmeye devam ediliyor. Aynı politika ile emekli ve dar gelirli seçmenin bu defa iktidar lehine oy kullanması zor olur diye düşünüyorum. Üstelik hazinede yeterli kaynak olmadığı için, iki boğaz köprüsü ile bazı otoyollar özelleştirilecek diye yazılıp çiziliyor. Hazine bu durumdaysa, açlığa mahkûm emeklilerin oy tercihini değiştirecek düzeyde zam yapılması da zor olur. CHP’nin bu özelleştirmeyi </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“altın yumurtlayan tavuğun kesilmesi “</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">olarak görmesi, herkesin anlayacağı şekilde anlatması, amacına uygun olmuştur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;2025 yılındaki bütçe açığı 1,8 trilyon TL olarak gerçekleşti. Orta Vadeli Programa göre 2026 yılında 2,7 trilyon TL, 2027 yılında 2,7 trilyon TL ve 2028 yılında 2,8 trilyon TL olmak üzere&nbsp;üç yılda 8,2 trilyon TL bütçe açığı&nbsp;olacakmış. Açık; vergi ve diğer gelirlerle kapatılamazsa, yine borçlanmaya başvurulacaktır. Borçlanma geçici bir gelirdir ve bir süre sonra borçların faiziyle birlikte ödenmesi gerekir. Bu ise bütçenin harcama yükünü daha da artırmaktadır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Nitekim&nbsp;2026 yılının ilk ayında ödenen faiz 456,4 milyar TL ulaşmıştır. Bütçe açığının bu kadar büyümesinin en önemli sebebi; faiz ödemeleridir. 2026 yılı için de bütçeden 2,7 trilyon TL faiz ödemesi öngörülmüş. 2027’de bu rakam daha da artarak 3 trilyon TL aşacakmış. Bütçeden 2028 yılında ödenecek faiz tutarı 3,3 trilyon TL, üç yılda toplam ödenecek faiz tutarı 9 trilyon TL olacak. Nas yok muydu, unutuldu mu yoksa? Nas dururken bu faiz nasıl ödenir? </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;Bütçe açıkları sadece maaşları kısmakla, dar gelirlileri açlığa mahkûm etmekle, borçla, vergi artışları ile kapanmaz. Gereksiz harcamaları, israfı, yolsuzluk riski olan alanlardaki delikleri bir daha açılmayacak şekilde kapamak gerekir. Ama mevcut işleyiş, deliklerin kapanması bir yana sürekli yeni deliklerin açıldığını, var olan deliklerin de her geçen gün büyüdüğünü gösteriyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Geçiş garantili yollar, köprüler; hasta garantili hastaneler, yolcu garantili havaalanları için bütçeden çıkan rakamlar uçup gidiyor. Bütçede yeterince şeffaflık olmadığı için tam tutarlar bilinmiyor. Yanı sıra görev zararları da artarak halkın sırtına yükleniyor. Ziraat Bankası’na yapılan görev zararı (görevlendirme gideri) ödemesi 2018 yılında sadece 2,5 milyar lira iken, 2025 yılında 183,9 milyar liraya çıkmış. 2018 yılına göre 72,3 kat artış söz konusu olmuştur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;2001 Krizinden sonra bütçedeki kara delikleri kapatmak için 04/01/2002 tarihinde çıkartılan 4734 sayılı Kamu İhale kanununda bugüne kadar 190 defadan fazla değişiklik yapılmıştır. Kamu ihalelerinde yolsuzluğun önlenmesinin, verimlilik ve tasarrufun artırılmasının en önemli panzehri olan şeffaflık tartışılır hale gelmiştir. 2015 yılında kamu alımlarının %74.60’ı açık ihale ile yapılırken, 2024 verilerine göre bu oran tutar bazında %39.68’e kadar gerilemiş durumdadır. 2025 yılında 3,5 trilyona yaklaşan kamu alımı yapıldığı düşünüldüğünde şeffaflık olmaması halinde kamuda ciddi ekonomik kayıpların oluşması söz konusudur. Açık ihale yönteminin terk edilmesinin: Yolsuzluk ortamında Devlet bütçesinden yüzlerce milyar TL buharlaşmaya sebep olacağı uzak bir ihtimal olarak görülemez. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yolsuzluklar önlenmeden, emekliler başta olmak üzere tüm ücretlilerin maaşlarının hak edilen seviyelere ulaşamayacağını da görmek zorundayız. Dolayısıyla Devlet Bütçesinin yolsuzluklarla buharlaştırılmasını önlemek için: 1- Her türlü yolsuzluk cezaları mutlaka arttırılmalı ve aftan yararlanması önlenmelidir. 2- Kamu İhale Kanununda yapılan değişiklikler ve istisnalar tekrar gözden geçirilerek düzeltilmeli, kayıp kaçaklarla haksız zenginleşmeler önlenmelidir. 3- Yürürlüğe girer girmez kaldırılan</span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">” Nereden Buldun</span></span></strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">” Kanunu vakit kaybetmeden tekrar yürürlüğe konmalıdır. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Halk olarak hiçbir yolsuzluğu görmezden, duymazdan gelerek ilgisiz kalmamalı, yapanlar benim partimden, benim hemşerim diye koruyup kollamaya kalkılmamalı, ilgili makamları uyarmaktan çekinmemelidir. Unutulmamalıdır ki Devletten hortumlanan, buharlaştırılan her kuruş; aslında Halkın kendisinin ve çocuklarının geleceğinden çalınmaktadır. Korkma! Görmezden gelme, sırtını dönme!</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 16:22:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>2026-23 ŞUBAT 1 MART HAFTALIK YÜKSELEN BURÇ YORUMLARI</title>
                <category>Hülya TACİR</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/2026-23-subat-1-mart-haftalik-yukselen-burc-yorumlari-643</link>
                <author>hulya-1994@outlook.com (Hülya TACİR)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/2026-23-subat-1-mart-haftalik-yukselen-burc-yorumlari-643</guid>
                <description><![CDATA[2026-23 ŞUBAT 1 MART HAFTALIK YÜKSELEN BURÇ YORUMLARI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI Emoji&quot;,sans-serif">♈</span> Yükselen Koç Bu hafta para ve özdeğer temasıyla başlıyorsunuz. Haftanın ilk günleri maddi güvenlik ihtiyacınız artabilir; harcamalar, bir ödeme ya da gelir planlaması gündeme gelebilir. Ancak asıl derin etki Merkür retrosunun 12. evinizde başlaması. Bastırdığınız korkular, yarım kalmış ilişkiler, affedilmemiş meseleler tekrar zihninize düşebilir. Özellikle geçmiş bir evlilik konusu, eski bir partner ya da kapanmamış bir duygusal hikâye rüyalar veya beklenmedik bir mesajla geri dönebilir. Hafta ortasında aile alanı duygusal olarak sizi hassaslaştırabilir. Hafta sonuna doğru ise aşk ve görünürlük artıyor; fakat iç dünyanızda netleşmeden dışarıda büyük kararlar almanız önerilmez.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI Emoji&quot;,sans-serif">♉</span> Yükselen Boğa Ay burcunuzdan geçerken haftaya oldukça kişisel bir gündemle başlıyorsunuz. Kendinizle ilgili kararlar, dış görünüş, hayat yönü üzerine düşünceler yoğun. Merkür retrosu 11. evinizde başlıyor; eski arkadaşlıklar, yarım kalmış projeler, sosyal çevrede kopmuş bağlar yeniden gündeme gelebilir. Bir dostla geçmişte yaşanmış bir kırgınlık konuşulabilir. Hafta ortasında yakın çevreyle yapılacak bir konuşma duygusal bir boyut kazanabilir. Hafta sonu aile alanı hareketleniyor; ev içinde liderlik rolü üstlenebilirsiniz. Bu hafta “kimlerle yürüyorum?” sorusu sizin için önemli.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI Emoji&quot;,sans-serif">♊</span> Yükselen İkizler Haftaya biraz içe çekilerek başlayabilirsiniz. 12. ev teması çalışırken yalnız kalma ihtiyacı artabilir. Ardından Ay yükseleninize geldiğinde sahneye çıkıyorsunuz; karar alma enerjiniz yükseliyor. Ancak Merkür retrosu 10. evinizde başladığı için kariyer alanında geçmiş bir mesele tekrar gündeme gelebilir. Daha önce başvurduğunuz bir iş, yarım kalan bir proje ya da otorite figürüyle çözülmemiş bir konu yeniden açılabilir. Bu süreçte acele yön değişikliği yapmak yerine gözlemlemek daha sağlıklı. Hafta ortasında maddi konular hassasiyet yaratabilir. Hafta sonu iletişim yoğun ama yanlış anlaşılmaya açık.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI Emoji&quot;,sans-serif">♋</span> Yükselen Yengeç Sosyal çevre ve gelecek planlarıyla haftaya başlıyorsunuz. Fakat Ay burcunuza geldiğinde duygusal yoğunluk zirve yapacak. Merkür retrosu 9. evinizde; uzaklarla ilgili planlar, eğitim, hukuki süreçler veya yurt dışı bağlantılı işler gecikmeye açık. Daha önce ertelenmiş bir seyahat ya da akademik konu tekrar gündeme gelebilir. Bu hafta özellikle aile ve aidiyet duygusu çok güçlü çalışıyor. “Nereye aitim?” sorusu zihninizi meşgul edebilir. Hafta sonuna doğru para konuları ön plana çıkarken, duygusal kararlarla maddi risk almamaya dikkat edin.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI Emoji&quot;,sans-serif">♌</span> Yükselen Aslan Kariyer alanında görünürlükle haftaya giriyorsunuz. Üstlerle temas, işte dikkat çekme ya da bir sorumluluk artışı mümkün. Merkür retrosu 8. evinizde başladığı için ortak para, eşin geliri, borç-alacak konuları geçmiş dosyaları açabilir. Eski bir finansal mesele ya da kapanmamış bir ödeme tekrar karşınıza gelebilir. Hafta ortasında içsel bir sorgulama yaşayabilirsiniz; bastırılmış bir korku ya da güvensizlik hissi ortaya çıkabilir. Ay burcunuza geçtiğinde özgüveniniz yükseliyor; fakat ego çatışmalarına dikkat. Bu hafta güç dengelerini iyi yönetmeniz gerekiyor.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI Emoji&quot;,sans-serif">♍</span> Yükselen Başak Uzaklar, vizyon ve hayat yönü temasıyla haftaya başlıyorsunuz. Ancak asıl önemli etki Merkür retrosunun 7. evinizde başlaması. İlişkiler alanında geçmiş geri dönüyor. Eski bir partner, yarım kalmış bir konuşma ya da evlilikle ilgili çözülmemiş bir konu yeniden gündeme gelebilir. Bu dönem yeni ilişki başlatmaktan ziyade mevcut ilişkiyi analiz etme süreci. Hafta ortasında sosyal çevre desteği alabilirsiniz. Hafta sonu içe çekilme ihtiyacı artabilir; yalnız kalmak zihninizi toparlayacaktır.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI Emoji&quot;,sans-serif">♎</span> Yükselen Terazi Bu hafta finansal paylaşımlar ve duygusal derinlik teması güçlü. Ortak gelirler, borçlar veya miras benzeri konular gündeme gelebilir. Merkür retrosu 6. evinizde başladığı için iş ortamında geçmiş meseleler açılabilir. Eski bir çalışma arkadaşı, yarım kalmış bir proje ya da sağlıkla ilgili ihmal edilmiş bir konu tekrar gündeme gelebilir. Hafta ortasında kariyer alanında duygusal bir gelişme olabilir. Hafta sonu sosyal çevre canlanıyor; fakat sır paylaşımına dikkat.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI Emoji&quot;,sans-serif">♏</span> Yükselen Akrep İlişkiler haftanın ana teması. Partnerinizle önemli bir konuşma yapabilirsiniz. Merkür retrosu 5. evinizde başladığı için eski bir aşk hikâyesi ya da yarım kalmış romantik bir mesele tekrar gündeme gelebilir. Çocuklarla ilgili geçmiş bir konu da açılabilir. Hafta ortasında uzaklarla ilgili planlar duygusal hassasiyet yaratabilir. Hafta sonu kariyer alanında görünürlük artıyor. Kalp ve mantık arasında kalabilirsiniz.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI Emoji&quot;,sans-serif">♐</span> Yükselen Yay İş ve günlük düzen haftaya damga vuruyor. Ancak Merkür retrosu 4. evinizde; aile içinde geçmiş bir mesele, taşınma planı ya da ebeveynlerle ilgili çözülmemiş bir konu tekrar açılabilir. Ev içinde yapılacak bir konuşma geçmiş kırgınlıkları gündeme taşıyabilir. Hafta ortasında ilişkiler alanında hassasiyet artıyor. Hafta sonu uzak planlar ve yeni vizyon düşünceleri sizi motive edebilir; fakat kesin kararlar için retro sonrası daha uygun.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI Emoji&quot;,sans-serif">♑</span> Yükselen Oğlak Aşk, flört ve yaratıcılık haftanın başında güçlü. Fakat Merkür retrosu 3. evinizde başladığı için iletişim kazalarına açık bir süreçtesiniz. Kardeşler, yakın çevre ya da resmi yazışmalarla ilgili eski bir konu geri gelebilir. Yanlış anlaşılmalar özellikle hafta ortasında artabilir. Hafta sonu finansal paylaşımlar gündemde. Bu hafta sözlerinizi ölçerek kullanmanız önemli.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI Emoji&quot;,sans-serif">♒</span> Yükselen Kova Ev, aile ve yerleşim teması haftaya yön veriyor. Merkür retrosu 2. evinizde başladığı için maddi planlarınızı gözden geçirmeniz gerekecek. Eski bir ödeme, alacak ya da gelir planı yeniden gündeme gelebilir. Hafta ortasında iş ortamında duygusal bir yoğunluk olabilir. Hafta sonu ilişkiler alanında görünürlük artıyor; partnerle gurur savaşına girmemeye dikkat.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI Emoji&quot;,sans-serif">♓</span> Yükselen Balık İletişim ve yakın çevreyle haftaya başlıyorsunuz. Ancak en güçlü etki Merkür retrosunun 1. evinizde başlaması. Kimliğiniz, kararlarınız ve hayat yönünüz üzerinde ciddi bir revizyon süreci başlıyor. Daha önce aldığınız bir kararın doğruluğunu sorgulayabilirsiniz. Eski bir ilişki ya da geçmişteki bir “ben” hali yeniden karşınıza çıkabilir. Hafta ortasında aşk ve yaratıcılık artarken, hafta sonu iş ve düzen konuları gündeme geliyor. Bu süreçte acele büyük değişimler yerine içsel netleşme daha doğru olacaktır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 11:13:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2026/02/hulya-tacir-1771677907.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YAĞMA HASAN’ IN BÖREĞİ (2)</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/yagma-hasan-in-boregi-2-642</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/yagma-hasan-in-boregi-2-642</guid>
                <description><![CDATA[YAĞMA HASAN’ IN BÖREĞİ (2)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Milletvekillerinde çok ciddi bir liyakat sorunu olduğu: Transferlerden, taktıkları milyonluk saatlerden, TBMM ne devamsızlıklardan, mecliste yaptıkları kavgalardan ve basına verdikleri demeçlerden hemen her gün ispatlanan acı gerçekler olarak karşımızda duruyor. Ülkemizin sorunlara çözüm üretecek her meslekten bilgili, birikimli iyi yetişmiş insan kaynağı vardır. Bu çok değerli insan kaynağımız, parti ayırımı yapmaksızın hemen tümünde görmezden gelinerek, küstürülerek hoyratça israf edilmektedir. Liyakat sahibi bu insan kaynağı siyasi partilerde her kademedeki yöneticiler tarafından sergilenen ayak oyunlarıyla siyaset dışına itildiği için kaybedilmektedir. Temel sorun: Siyasi partilerin kemikleşmiş dar kadrolarının aday belirlerken liyakat yerine sadakati tercih etmesidir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Siyasi partilerde öyle bir sistem oluşturmuş ki genel merkez ve etrafında kümelenenler, kendilerini aday gösterip, kendileri onaylayarak listelerin başında yer alabiliyorlar. Parti üyelerine söz hakkı tanımıyor, oluşturdukları sistem gereği seçmen mecbur kaldığı için siyasi yaşantılarına yıllarca vekil olarak devam ediyorlar. Bunlar milletvekilliğini zenginleşme aracı bir meslek haline getirmişlerdir. Olur mu? Bu düzen de egemenlik milletin olur mu? Üyelerine demokratik bir ortam yaratarak aday belirleme imkânı vermeyenler ülkeye demokrasiyi getirebilir mi? Kendilerine güvenseler bir kez olsun ön seçime aday olarak girer, seçim sonunda delegenin tercihine saygı gösterirler. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Anayasa, seçim ve siyasi partiler kanununda yapılacak değişikliklerle; Seçimle göreve gelecek her adayın, siyasi parti üyelerinin tümünün oylarıyla ve Seçim Kurulu gözetiminde yapılacak ön seçimle belirlenmesi sağlanmalıdır. Siyasi parti genel merkezlerine aday belirlemek için yetki verilmemelidir. Adayların ön seçimle belirlenmesi Anayasa güvencesine alınırsa aynı zamanda “HÂKİMİYET KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR” ilkesi gerçek manada hayat bulmuş olacaktır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gazetemiz aracılığıyla Tekirdağ Milletvekillerinin tümüne; aldıkları ödenek, yolluk, harcırah, telefon ve posta masrafları ile sekreter, iki danışmanın maliyetleri ve diğer sosyal haklar için e-posta ile 2023 yılında yönelttiğimiz sorulara cevap alamadık. Üst düzey bürokratların kaç yerden maaş aldığını açıklayan CHP Zonguldak Milletvekili de cevap verme zahmetinde bulunmadı.&nbsp; Cevapları ticari sır olarak değerlendirdikleri için vermemiş olabilirler mi? Oysa Halkın bu soruların cevabını bilmesi en doğal hakkıdır. Sayın vekiller; neden Halkın ödediği vergilerden aldığınız maaşı ve diğer ödenekleri açıklamıyorsunuz? Halkın öğrenmesini neden istemiyorsunuz? </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Milletvekillerinden cevap gelmeyeceğini tahmin ettiğim için üşenmedim aynı soruları bilgi edindirme kanunu gereği cevaplanmak üzere TBMM Başkanlığı, Milletvekili İşlemleri Başkanlığına yönelttim. Oradan da ödenek, yolluk harcırah ödemelerinin ilgili kanun ve yönetmelikler kapsamında yapıldığına dair bir cevap geldi. Parti ayırımı yapmadan başta TBMM başkanı olmak üzere vekillere sesleniyorum: Aldığınız maaş, ikramiye, özel hizmet tazminatı, makam tazminatı, aile yardımı, yolluk, telefon faturası, danışman ve sekreter ücretlerinin aylık ya da yıllık toplam tutarı nedir? Soruda bir devlet sırrı söz konusu olsa anlarım, açıklanamaz, ancak vekilinin aldığı maaşın millette açıklanması devlet sırrı olur mu? Saklanır mı? Efendiler Halkın ödediği vergilerden aldığınız maaş ne kadardır? Her birinizin bu fakir Halka maliyeti nedir? Vekilinin maaşını Halkın öğrenmesini neden istemiyorsunuz? </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Görünen o ki; vekillik zenginleşme aracı haline getirilmiştir.&nbsp; Milletvekillerinin emeklilik hakları ve uygulamalarında sağlanan özel şartlar ve imkânlara derhal son verilmelidir. Bu işlem geriye dönük olarak da yürütülebilir. Örnek: TBMM de çıkartılan kanun ile milletvekilleri millete geriye dönük işlem yapılmasını onaylayarak EYT sorunu yaşatılmadı mı? Öyleyse milletvekillerine aynı işlem yapılarak geriye dönük düzenleme de pekâlâ yapılabilecektir. Millette tanınmayan hiçbir hak milletvekillerine imtiyaz olarak sağlanmamalıdır. Milletvekilinin ilk önceliği özlük haklarında iyileştirme ile zenginleşme olmayıp, yemin metninde yer aldığı şekilde milletin huzur ve refahını sağlamak olmalıdır. Millet zenginleşirse milletvekili de zenginleşir. Ancak millet açlık sınırında kuru soğana muhtaç halde yaşam mücadelesi verirken milletvekillerinin zenginleşmesini vicdanlar kabul etmez, etmiyor da.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Açıklamaya çalıştığım gibi geniş kapsamlı özlük haklarına sahip 600 Milletvekilinin bütçeye getirdiği maliyet ülke ekonomisini zorlamayabilir. Ancak millet ile milletvekili arasında ciddi bir adalet sorununa neden olur. Bana göre öncelikle Milletvekili sayısı düşürülmeli sonra özlük hakları milletin sahip olduğu haklarla dengeli olmalıdır. Millet ve milletvekillerinin milli gelirden aldığı pay arasında oluşan uçurum makul bir seviyeye mutlaka indirilmelidir. AB ülkelerinde milletvekillerinin milli gelirden aldığı pay milletvekillerimizin aldığı payla kıyaslanmayacak kadar adaletlidir. Sosyal adaletin sağlanması için milletvekili maaşları kesinlikle asgari ücrete, aynı şekilde tüm emekli maaşlarının da milletvekili maaşlarına endekslenmesi gerekir. Milletvekilliği de en çok iki dönemle sınırlanmalıdır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletinse; Halk kendi adına yasama görevini yapacak milletvekillerini kendi özgür iradesi ile seçebilmelidir. Halk artık siyasi parti genel başkanlarının ve/veya parti yetkili kurullarının belirlediği aday listesini oylamak istemiyor. Çünkü yaşanan tecrübeler böyle bir listeden seçilecek <strong>Milletvekilinin Halktan çok kendi menfaati için çalıştığını göstermiştir</strong>. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Son sözde gençlere olsun. Genç arkadaşlar; siyasetten artık uzak durmayın. Ülkemizin ve Milletimizin sorunlarını çözecek tek kurum siyasettir. Aktif siyaset yapmak tercihiniz olmayabilir, saygı duyulur. Ancak, siyasetle mutlaka yakından ilgilenin, bilinçli oy kullanın. Beş yılda bir TBMM de sizlerin adına yasama görevi yapacak Milletvekillerini tanıyarak, sorgulayarak oy tercihinizi yapın. Ülkenin ve Halkın geleceğinin yapacağınız tercihle belirlendiğini unutmayın. </span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 15:47:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye’de İş İmkânı ve Ekonominin Nabzı</title>
                <category>Yusuf DURMUŞ</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/turkiyede-is-imkani-ve-ekonominin-nabzi-641</link>
                <author>yusufdurmus.59@outlook.com (Yusuf DURMUŞ)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/turkiyede-is-imkani-ve-ekonominin-nabzi-641</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye’de İş İmkânı ve Ekonominin Nabzı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>Türkiye’de son yıllarda en çok duyduğumuz cümle şu: “İş var ama eleman yok.”<br />
Bir de bunun tam tersi var: “Eleman var ama iş yok.”</h2>

<p>Hangisi doğru? Aslında ikisi de.</p>

<h3>İş Var mı, Yok mu?</h3>

<p>Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre işsizlik oranları zaman zaman düşüş gösteriyor. Ama sokaktaki tablo farklı bir hikâye anlatıyor. Özellikle genç işsizliği hâlâ ciddi bir sorun. Üniversite mezunu gençler, diplomalarını alıp kasada, depoda, kuryelikte çalışıyor. Çalışmak ayıp değil ama eğitimle yapılan iş arasındaki makas büyüdükçe hayal kırıklığı da büyüyor.</p>

<p>Sorun sadece “iş sayısı” değil.<br />
Sorun, <strong>nitelikli ve güvenceli iş</strong> sayısı.</p>

<h3>Esnaf Neden İşçi Çalıştırmıyor?</h3>

<p>Esnafa sorduğunda tablo net:</p>

<ul>
	<li>
	<p>Artan kira giderleri</p>
	</li>
	<li>
	<p>Yüksek SGK primleri</p>
	</li>
	<li>
	<p>Vergi yükü</p>
	</li>
	<li>
	<p>Elektrik, doğalgaz, hammadde maliyetleri</p>
	</li>
</ul>

<p>Bir çalışan demek sadece maaş demek değil. Sigorta, vergi, yemek, yol… Küçük esnaf için bir personelin aylık maliyeti çoğu zaman kazancının sınırına dayanıyor.</p>

<p>Bu yüzden ne oluyor?</p>

<p>Beş kişinin yapacağı işi bir kişi yapıyor.<br />
O bir kişi sabah açıyor, akşam kapatıyor.<br />
Hem kasada duruyor hem yük indiriyor.</p>

<p>Sonra “Gençler çalışmak istemiyor” deniyor.<br />
Genç de “Bu maaşa geçinilmiyor” diyor.</p>

<p>İki taraf da kendi açısından haklı. Sistem ise ortada yok.</p>

<h3>Ekonomik Belirsizlik ve Güven Sorunu</h3>

<p>Ekonomi sadece para değil, güven meselesidir.<br />
Yarın ne olacağını bilmezsen yatırım yapmazsın.<br />
Yatırım olmazsa üretim azalır.<br />
Üretim azalırsa istihdam düşer.</p>

<p>Basit zincir bu.</p>

<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası faiz artırır, piyasayı dengeler. Ama güven ortamı sağlanmadıkça iş dünyası frene basmaya devam eder. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler risk almak istemiyor.</p>

<h3>Gerçek Sorun Ne?</h3>

<p>Asıl mesele şu:</p>

<ul>
	<li>
	<p>Gelir dağılımı bozuk.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Alım gücü düşmüş.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Genç nüfus umutsuz.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Esnaf tedirgin.</p>
	</li>
	<li>
	<p>İşveren temkinli.</p>
	</li>
</ul>

<p>Ekonomide çark dönüyor ama hız düşük. Motor çalışıyor ama hararet yapıyor.</p>

<h3>Çözüm Ne Olabilir?</h3>

<ol>
	<li>
	<p>Küçük işletmelere istihdam teşviki</p>
	</li>
	<li>
	<p>Gençlere mesleki eğitim ve üretime yönlendirme</p>
	</li>
	<li>
	<p>Vergi ve prim yükünün dengelenmesi</p>
	</li>
	<li>
	<p>Uzun vadeli, istikrarlı ekonomi politikası</p>
	</li>
</ol>

<p>Ekonomi sihirle düzelmez. Ama planla, güvenle ve üretimle toparlanır.</p>

<p>Sonuç olarak şunu söylemek gerekiyor:<br />
Türkiye’de insanlar çalışmak istiyor. Esnaf işini büyütmek istiyor. Gençler geleceğini burada kurmak istiyor.</p>

<p>Sorun isteksizlik değil.<br />
Sorun sistemin daralması.</p>

<p>Ve bu daralmayı en çok hissedenler, sabah dükkan açanla sabah CV gönderenler.</p>

<p>Ekonomi rakam değil.<br />
Ekonomi insanın mutfağıdır.</p>

<p>Orada yangın varsa grafiklerin pek anlamı kalmaz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 16:06:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2025/11/yusuf-durmus-1764084526.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÖZ ELEŞTİRİ</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/oz-elestiri-640</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/oz-elestiri-640</guid>
                <description><![CDATA[ÖZ ELEŞTİRİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;CHP genel başkanı Sayın Özgür ÖZEL Salı günü TBMM yapılan grup toplantısında partiden istifa eden Keçiören Belediye başkanı konusunda yapılan eleştirilere tepki göstererek öz eleştiri çağrısı yapanlara oldukça sert çıktı. Öz eleştiri; bireyin veya kurumun aldığı ve uyguladığı karar sonuçlarını objektif bir şekilde değerlendirmesidir. Süreçte bir hata varsa kabul edilir ve ders çıkarılarak aynı veya benzer hataya düşmeden amaca ulaşılması için yeni yol ve yöntemler uygulanmasına yardımcı olur. Ö.ÖZEL öz eleştiri talebini böyle sert cevapladığına göre; yaşamak zorunda kaldığı yoğun tempo nedeniyle yorulmuş ve sinirleri bozulmuş gibi gözüküyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bir taraftan yaptığı mitinglerde iktidar olacağız mesajı verirken, öte yandan gelen eleştirilere öfkeye kapılarak cevap vermeye çalışması sonradan pişman olacağı sözler sarf etmesine neden oluyor. Takdir ettiğim yoğun tempoyu biraz düşürerek dinlenmeye zaman ayırması, öfke kontrolüne yardımcı olur diye düşünüyorum. Çünkü yorgunluk öfkeye, öfke de hataya neden oluyor. Bu durumu anlatan çok güzel bir atasözümüz vardır: ”Öfkeyle kalkan zararla oturur.” Ne öfkeye kapılarak hata yapmanın yeri, ne de zarara girmenin zamanıdır. Genel başkan yardımcıları devreye girerek yükünü hafifletse iyi olur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Aslında doğruyu söylemek gerekirse; Millet olarak eleştiriyi savunuyoruz, ancak kendimize yapılan eleştiriyi hakaret kabul ederek şiddetle, öfkeyle cevaplamaya çalışıyoruz. Bu durumun öz eleştiri alışkanlığımız olmadığından kaynaklandığını düşünüyorum. Oysa yöneticilerin aldığı kararların, toplumun tümünün desteğini alması, memnun etmesi dünyanın hiçbir yerinde mümkün değildir. Alınan her kararın destekleyeni olduğu kadar, karşı çıkanı da olacaktır. Demokratik bir tartışma ortamında farklı düşünceler tartışarak en doğrusu bulunur ve uygulanır. Normali de budur zaten. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;&nbsp;Ancak bizim yöneticilerimiz kendi kararlarının en doğrusu olduğuna inanarak herkesin; aldığı kararlara sorgulamadan uymasını istemektedir. Bu talep; derneklerden, spor kulüplerine, vakıflardan, siyasi partiler ve kamu yönetimine kadar yönetim kurullarıyla yönetilen tüm kurum ve kuruluşlarla toplum hayatımızın kılcal damarlarına kadar girmiş haldedir. Kişiler talip olduğu yönetime gelene kadar toplumun beklediği sözleri söylüyor, yönetime geldikten sonra verilen sözler unutuluyor, bazen yasalar ve yönetmelikleri bile işlerine geldiği gibi yorumlayarak <strong>sizin için her şeyin en doğrusunu ben bilirim diyerek</strong>&nbsp;sadece kendi kararını topluma dayatıyor ve eleştiriyi asla kabul etmiyor. Bence yaşanan bütün sorunların çözülememesinin altında yatan tek gerçek budur işte. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;CHP genel başkanı Ö.ÖZEL in 38. Olağan kurultayında seçimlerde adayların ön seçimle belirleneceği sözünü vermesine rağmen, yazık ki ilk yerel yönetim seçimlerinde hemen hiçbir değişikliğe gitmeden adayları eskiden olduğu gibi yine merkez yoklamasıyla belirledi. Ankara da Keçiören İlçe Belediye Başkanının istifasıyla yaşanan krizin temelinde tam da bu aday belirleme sorunu yatıyor. İstifa eden kişi seçim döneminde iki ayrı ilçeden aday gösterilmek istenmiş, örgütlerden gelen tepkiler üzerine Keçiören den aday gösterilmek zorunda kalınmıştır. Genel Başkan ve Parti Meclisi örgütlerin bu kişiyi neden istemediğini dikkate alsa ve aday tespitini örgütlere bıraksa, böyle bir sorun asla yaşanmazdı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Aday belirleme konusunda bizzat şahit olduğum bir anıyı okurlara aktarmazsan konu eksik kalacak. Çerkezköy belediye başkanlığı için aday adaylığım söz konusu olmuştu. Genel Merkeze dönemin Tekirdağ vekillerinden birinin param olmadığı gerekçesiyle olmaz şerhi koyduğunu öğrendim. İnanamadım, ama başardı ve aday olamadım. Gazete de yazılarımda adaylarda da hangi kriterlerin arandığını çok sorguladım, sorguluyorum, okurlarla da paylaşıyorum yazık ki halâ cevap alamadım. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;&nbsp;Düşünün, beş yıl ilçe belediye başkanlığı yapmış, görevi ile ilgili tek bir soruşturma geçirmemiş, tek bir bürokratı göreviyle ilgili yargı karşısına çıkmamış, ilçeyi geçtim, bölgede o güne kadar görülmemiş demokratik sol belediyecilik uygulamalarıyla belediyede taşeron düzenine son vermiş, imar planına kişilere rant yaratmaya yönelik tek bir müdahalesi olmayan, o küçücük bütçeyle büyük şehirlerde bile ancak 2015 ten sonra gündem olan kreşi daha 2000 yılında ilçeye kazandıran, ilçe pazarını sokak arasından kurtararak imar planında gösterilen yere kapalı Pazar yeri yaparak açan, spor ve kültür çalışmaları için 1000 kişilik kapalı spor salonu, 2000 kişilik anfi tiyatroyu ilçeye kazandıran belediye başkanını parası yok diye aday gösterilmesine şerh düşen CHP li vekil olur mu? Olurmuş, yaşayarak gördük işte. Olur da olursa sonrası da böyle oluyor işte!..O çok değerli vekilin anlayışına göre benim yaptığım hizmetler yanlışmış. Ona göre beş yıl boyunca bir sonraki seçim için beytülmale el sürerek, yani kamu mallarını hortumlayarak seçim için para biriktirmek gerekirmiş. Bunu yapmadığım için adaylığıma şerh koymuş ve kabul etmemiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;CHP yönetimi ve genel başkanının eleştirilere bakış konusunda netleşmeleri gerekiyor. Daha doğrusu yalan ve iftirayı yaymaya çalışan trollerle, partinin aksayan yönlerini genel merkeze iletmek için dedikodu yerine doğrudan partiye ulaşmaya çalışan eleştiriler ayrılmalıdır. Genel merkezde bu ayrımı yapan bir birim varsa görevini yaptığını söyleyemeyeceğim. Yoksa mutlaka böyle bir birim oluşturulmalı gelen eleştiriler çöpe değil, ilgili genel başkan yardımcısına iletilmelidir. Örneğin okurlarla paylaştığım kamuoyuna mal olan Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından satıldığı iddia edilen İtfaiye binasının satışı ile ilgili yaptığım başvurulara halâ cevap alabilmiş değilim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Belediye başkanlığına yaptığım başvuruya cevap alamadığım gibi, genel başkan yardımcıları ve meclis gurup başkan vekillerine TBMM de kayıtlı e-posta adreslerine yaptığım başvuruya da cevap alamadım, sorular her halde çöpe gitti. Cevap için illâ yargıya suç duyurusu başvurusu mu yapayım? Aslında soruların cevapları kahvehane köşelerinde yapılan dedikoduların önünü kesecektir. Kimseye iftira atma ve töhmet altında bırakma amacı yoktur. Yoksa bilinmesi istenmeyen bir şeyler var da ondan mı cevaplanmıyor? Anlamış değilim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Genel Merkez, Genel Başkanın daha önce açıkladığı “Belediye Başkanları her sene mal bildiriminde bulunacaktır” beyanının gereğinin yerine getirilmemesi konusunda hiçbir çaba göstermemektedir. Neden? Öte yandan seçime girmeyen veya seçilemeyen vekillerin çalışmadan aldıkları üç aylık maaşların iadesi konusunda da bir çalışma yapıldığını duyamadık, neden? </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2024 yerel seçimleri hemen sonrasında genel merkezin yaptığı açıklamada Prof. Dr. Yılmaz BÜYÜKERŞEN başkanlığında oluşturulacak birimle belediyelere danışmanlık verileceği, hata veya yanlış yapmalarının önleneceği söylenmişti. Çok iyi olacağı konusunda görüş belirterek destek vermiş ve geciktirilmemesi konusunda uyarı yapmıştım. İki yıl geçti henüz çalışmaya başlandığını duyamadık, neden? Bu kadar çok neden diye sorduğum için yine CHP düşmanı ilan edileceğimi biliyorum. Hiç önemli değil, çünkü yalan ve iftira atmıyorum. Sadece gördüğüm eksiklikler için uyarıyorum. Umarım daha geç olmadan uyarılarım dikkate alınır ve gereği yapılır. Yoksa hep beraber kurtuluş için daha çok ama çok beklemek gerekecek. Ve umudu yeşertmek için yetmişinden sonra bile iğne ile kuyu kazmaya çalışanlara çok ta yazık olacak doğrusu, çok. Çünkü bir daha seçim göremeyebilirler..</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 15:39:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YAĞMA HASAN’ IN BÖREĞİ (1)</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/yagma-hasan-in-boregi-1-639</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/yagma-hasan-in-boregi-1-639</guid>
                <description><![CDATA[YAĞMA HASAN’ IN BÖREĞİ (1)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Milletvekillerinin yaptıkları düzenlemelerle, haksız ve adaletsiz hale getirdikleri maaşları başta olmak üzere yaratılan imtiyazlar ve zenginleşmeler Halkın canına tak etmiş ve artık mızrağın çuvala sığmadığını görülmüştür. Milletvekillerinin maaşları ve özlük haklarına yaptıkları iyileştirmelerle Halktan koptukları ortadadır. Aynı konuyu seçimlerinden bu yana gündemde tutmak için ısrarla yazmaya devam ediyorum. 03.02.2026 tarihli Sözcü Gazetesinde yayımlanan Yılmaz ÖZDİL in yazısını okuduktan sonra, vekillerin kendileri ve bakmakla yükümlü oldukları aile fertleri için yarattıkları saltanata karşı mücadelede yalnız olmadığımı gördüm, güç aldım, mutlu oldum. Hazırladığım yazı dizisinde daha önce yazdıklarımdan alıntıları okurlarla tekrar paylaşarak mecliste oluşturulan vekil saltanatı ve maaşları hakkındaki düşüncelerimi hatırlatmak istiyorum. Özetle; Halka hizmet için çıkıldığı iddia edilen yolda kime nasıl hizmet edildiğinin hikâyesini anlatmaya çalışacağım. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bunun için öncelikle Milletvekili aday listelerinin nasıl belirlendiğini hatırlamak gerekir. Çok merak ediyorum; milletvekili listeleri oluşturulurken bu listeyi hazırlamak için partiler tarafından yetkilendirilen kişi veya kişilerin, hatta listeleri onaylayan siyasi parti lider ve/ veya karar organlarının aday adaylarında aradıkları özellikler nedir? Hikâye ye buradan başlamak gerektiğine inanıyorum. Üzerine basarak tekrar ediyorum: Siyasi partiler aday ve aday sıralamasını belirlerken adaylarda hangi özellikleri arıyorlar? Fiziki görüntü mü?&nbsp; Hitabet mi? Eğitim mi? Diploma mı?&nbsp;Ahlak mı? Yaş mı? Cinsiyeti mi? Mezhep mi? Etnik köken mi? Adayların o güne kadar yaptığı iş referansları mı? Aday olmadan önce siyasi bir görevde bulunuyorsa, bu süreçte yaptıkları mı? Adayın ekonomik durumu mu? Aday yapılırsa partiye yapacağı nakit katkısı mı? Seçim kampanyasında yapacağı harcamalar mı? Siyasi parti genel başkanına ve parti merkez karar organındaki görevlilere göstereceği sadâkat mı? Siyasi partilerin milletvekili adayı belirlerken adayda aradıkları özellikler; saydıklarından hangisi veya hangileridir. Yoksa hiçbiri mi? O zaman bilmediğimiz başka bir özellik mi? Nedir, bilmediğimiz ama partilerin milletvekili adayında arayıp buldukları özellik nedir? </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Merak ediyorum, çünkü yazık ki siyasi partilerimizin hemen tümü, seçmenlere gerçek bir seçim tercihi yapma hakkını kullanmayı çok görüyor. Siyasi parti genel merkezleri aradıkları özelliklere göre değerlendirdikleri adayları sıralıyor; seçmenler partilerin seçip sıraladığı adaylara oy vermek zorunda kalıyor. Bu anayasal seçim hakkının kullanması değildir. Parti genel başkanı ve/veya merkez karar organlarının seçip sıraladığı adayların oylanmasıdır. Sonuç olarak seçmenler ya beğenmediği, güvenmediği bir adaya oy vermemek için sandığa gitmiyor veya beğenmese de siyasi partinin dayattığı listeye gönülsüz olarak oy vermek zorunda kalıyor. Sonuçta siyasi parti yönetimleri yasanın verdiği yetkiyi kötüye kullanarak Halkın istemediği liyakatsiz milletvekilinin seçilmesine, dolayısıyla da meclisin liyakatsiz vekillerden oluşmasına sebep oluyor. Ülkenin ve Halkın sorunları da çözülemiyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sayın vekillerimiz de aldıkları maaşlardan rahatsız ki, TBMM internet sitesine girildiği zaman, maaşlarıyla ilgili bir açıklama görülmesi istenmiyor. Vekillerimizin; adları, telefon numaraları, vekil seçildiği iller, vb. bilgiler var, aldıkları maaş ve ek ödenekleri ile sosyal haklar konusunda hiçbir bilgi yok. Vekil tayin ettiklerimizin aldığı maaşlar </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“ticari sır olmadığına “</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;göre sitede vatandaşın da görebilmesi gerekir diye düşünüyorum. Malum devletin ilgili makamlarına, örneğin ihale yapan bir kuruma veya belediyelere yaptıkları bir ihalenin bedeli, veya kamuya ait bir arsa satıldığında fiyatı sorulduğunda alınan cevap; </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“ticari sır olduğu için bu konuda bilgi veremeyiz”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;olmaktadır. O zaman bilgi edindirme yasası neden var. Halkın öğrenmek istediği bilgiyi vermedikten sonra yasa ne işe yarar. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Millete devlet bütçesinden aldığı maaşın tutarını açıklayamayan Milletvekili kimden, nasıl hesap sorar. Şunu da kabul edelim artık, Halktan kopan sadece saray ve danışmanlar değil, halktan kopan parti ayrımı yapmadan söylüyorum hemen tüm milletvekilleridir. Her kes aklını başına toplamalıdır. Zaman içinde TBMM de gece yarılarında oy birliği ile yapılan düzenlemeler sonucu bir tarafta imtiyazlı bir sınıf yaratılırken, öte yandan geniş Halk kitleleri açlığa mahkûm yaşamak zorunda bırakılmıştır. Vekil aslına bunu yapabilir mi? Sorumluluğu sadece iktidara atarak yaşanan sonuçtan kimse kendini kurtarmaya kalkmasın. Hanginiz </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“Halk açlık sınırı altında bir maaşla yaşamaya çalışırken aldığımız maaşlar çok fazla bunu hak etmiyoruz, maaşlarımızı asgari ücrete ve en düşük emekli maaşına endeksleyelim</span></span></strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“ dediniz. O maaşları sadece iktidar Milletvekilleri almıyor, hepiniz alıyorsunuz. Birlikte yaptığınız düzenlemelerle bu mutlu, imtiyazlı azınlık sınıfını yarattınız, nimetlerini de paylaşıyorsunuz. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Halk okula gönderdiği çocuğuna beslenme koyamazken, sizler bu Milletin sırtından kazandıklarınızla başınızı yastığa koyup nasıl rahat uyuyabiliyorsunuz? Şaşıyorum doğrusu. Diğer Avrupa ülkelerinin Milletvekilleri maaşlarının o ülkelerin asgari ücretleriyle kıyaslamasına da bir bakalım. Fransa ve Hollanda da milletvekili maaşı asgari ücretin 5 katı, Belçika’da 4 kat, İngiltere’de 4 kat, İspanya’da 3,5 kat, Yunanistan’da yaklaşık olarak 7,5 katı oranındadır. Bizde ise yolluk dahil 14 katıdır. İnanılmaz ama gerçek. Hiç kimse suçu başkasına atmaya kalkışmasın; Hepiniz, ama hepiniz oradaydınız be!</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bu haliyle Milletvekilliği, getirisi en yüksek yatırım aracı haline gelmiştir.&nbsp; Adaylık ve liste sıralama kavgası bundan çıkıyor işte. Başvuru sırasında partinin alacağı dosya parası, bağış falan getireceği ekonomik kazanım yanında devede kulak bile kalmıyor. Adaylık için o kadar yüksek meblağlar istenmesine rağmen oluşan yoğun ilginin sebebi de bu zaten. Başlarken bu yatırımı yapanlar Milletvekili olduğunda karşılığını fazlasıyla alacağını bildiği için düşünmeden parayı basıyor, seçilecek bir sırada yer bulabilmek için ondan sonraki engelleri aşmaya çalışıyor. Engellerin nasıl aşıldığı konusunda ihtimalleri sıralayabilirim ancak uzatmayayım okuyucularda aynı ülkede yaşadıklarına göre az çok tahmin ediyorlardır.&nbsp; Uygun yolunu bulan aday adayı sıralamaya giriyor, yer bulamayan ya küserek başka sulara yelken açıyor veya sabrederek bir sonraki seçimi bekliyor. &nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;İkinci dönem seçilenlerin büyük bir çoğunluğu hem emekli vekillik hem de aktif vekillik maaşı alıyor. Ballı börek mi dersiniz, çift dikiş mi dersiniz bilemem artık, tercih sizin. Ben bu imtiyazlı vekillere beş yıldızlı Milletvekilleri diyorum. Bu maaşlarla sayın vekillerin enflasyonu, hayat pahalılığını hissetmemeleri çok normaldir. Ancak şunu iyi bilsinler ki; vatandaş iliklerine kadar hissediyor. Sayın vekiller bu koşullarda yaşamaya çalışan emeklileri hiç düşünmeden açlık sınırı altında kalan bir asgari emekli maaşı tespit etmiştir. Yaşanan gerçek enflasyonu makyajlayarak gizleyen TÜİK rakamlarına göre emekli ve memur maaş artışları yapanlar, kul hakkının ne olduğunu unuttularsa hatırlamaya çalışsınlar, yok eğer bilmiyorlarsa öğrensinler. Televizyonlarda açız diye isyan eden emeklilerin sesine kulak vermemek vicdansızlıktır. Yazıktır! Ayıptır! Günahtır! Şimdi, dönün bütçede faize ayırdığınız parayla, emeklilerle, asgari ücretliye verdiğiniz paraya bir daha bakın isterseniz. &nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Kendini bulunmaz kumaş zanneden bazı vekiller hangi ilişkilerle vekil seçildiğini ezberlediği için, utanmadan 3,4,5 kez seçilme pişkinliğini de gösterebiliyor. Yetmedi kendinden sonra çocuklarının veya yakınlarının da Milletvekili olmasını sağlayarak, imtiyazlardan onlarda faydalansın istiyor. Yağma Hasanın Böreği misali aile boyu zincirleme olarak imtiyazlı sınıf imkânlarını kaçırmak yazık olur diye düşünüyorlar herhalde. Halk saltanat kaldırıldı diye biliyor, ancak görüldüğü gibi siyasette bazı kişiler ve aileler için sürdürülmeye çalışıldığına da şahit oluyoruz. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Parti içinde saf değiştirerek yönetime gelen gruba geçen, onlar için delege avcılığı yaparak siyasette kendisine bir kimlik kazandıran eski liderini bile arkadan hançerleyen sözde siyasetçi 3-4-5 dönem vekillikten sonra büyükşehir belediye başkanlığı koltuğuna oturtulmadı mı? Çalışmadan aldığı 2 aylık maaş için itiraz seslerini bile duymazdan geldiler. Kalsın, Bonus olur dediler. Aslan sosyal demokratlar!</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Alıntı yapılan LİNKLER &nbsp;</span><a href="https://www.cerkezkoyekspres.com/makale/millet-ve-milletvekilleri-2-360"><u><span style="font-family:Calibri"><span style="color:#0563c1"><u>https://www.cerkezkoyekspres.com/makale/millet-ve-milletvekilleri-2-360</u></span></span></u></a>&nbsp;&nbsp;&nbsp;<a href="https://www.cerkezkoyekspres.com/makale/millet-ve-milletvekilleri-%203-361"><u><span style="font-family:Calibri"><span style="color:#0563c1"><u>https://www.cerkezkoyekspres.com/makale/millet-ve-milletvekilleri- 3-361</u></span></span></u></a>&nbsp;&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><a href="https://www.cerkezkoyekspres.com/makale/millet-ve-milletvekilleri-4-363"><u><span style="font-family:Calibri"><span style="color:#0563c1"><u>https://www.cerkezkoyekspres.com/makale/millet-ve-milletvekilleri-4-363</u></span></span></u></a></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;<a href="https://www.cerkezkoyekspres.com/makale/millet-ve-milletvekilleri-5-364"><u><span style="font-family:Calibri"><span style="color:#0563c1"><u>https://www.cerkezkoyekspres.com/makale/millet-ve-milletvekilleri-5-364</u></span></span></u></a></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><u>&nbsp;</u><a href="https://www.cerkezkoyekspres.com/makale/millet-ve-milletvekilleri-7-368"><u><span style="font-family:Calibri"><span style="color:#0563c1"><u>https://www.cerkezkoyekspres.com/makale/millet-ve-milletvekilleri-7-368</u></span></span></u></a></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 04 Feb 2026 18:59:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KULDAN UTANMADIKLARI GİBİ…</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/kuldan-utanmadiklari-gibi-638</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/kuldan-utanmadiklari-gibi-638</guid>
                <description><![CDATA[KULDAN UTANMADIKLARI GİBİ…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;Okurların bildiği gibi geçen hafta TBMM de görüşülen TORBA yasayla en düşük emekli maaşları 1062 TL lik bir artışla 20.000,00 TL. Olarak kabul edildi. Yasa görüşmelerinde muhalefet partilerinin talebi üzerine yapılan yoklamada o sırada mecliste bulunmayan vekil adına başkanlık divanına pusula gönderilerek yoklamaya hile karıştırıldı. Oylama sonrası yapılan kontrolde vekilin mecliste olmadığı tespit edildi. Oturumu yöneten meclis başkan vekili, sahte pusula hariç çoğunluğun sağlandığını ilan ederek oylamaya geçti ve emeklileri açlığa mahkûm eden yasa kabul edildi. Hakkını yemeyelim, Meclis başkan vekili eylemi </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“bu kadar da olmaz, bu ahlaksızlıktır”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;diye de eleştirdi. Daha sonra yapılan araştırmalarda aynı sayın vekilin meclise pek uğramadığı da ortaya çıktı. Yazılı ve görsel medya da yeterince yer aldığı için konuyu tekrar ederek okurların vaktini almak istemem.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Geçen haftaki yazımın son cümlesini aynen almak istiyorum</span><strong><span style="font-family:Calibri">: &nbsp;”Seçim ne zaman olursa olsun, vekil sayısı düşürülmeli, seçim kanunu, siyasi partiler kanununda, aday belirlemek için üyelere yetki veren değişiklikler mutlaka yapılmalıdır.” </span></strong><span style="font-family:Calibri">Doğrusu</span><strong>&nbsp;</strong><span style="font-family:Calibri">yazarken böyle rezalet yaşanacağını düşünmedim. Üstelik galiba bu ilk te değilmiş. İnsan unutuyor işte. Tekrarlanmış bir eylem. Gerçekleştiren kişi; içimiz den biri. Halkın güvendiği, sorunlarını çözmek için yetki vererek TBMM ne gönderdiği bir kişi. Ayıp hem de çok ayıp. İnsan bazen duygularını tam olarak aktarmak için uygun cümleler kurmakta zorlanır ya, &nbsp;işte o haldeyim. Milletin sorunlarını çözmesi için TBMM ne gönderdiği vekil de böyle yaparsa, milletin sorunlarını kim, nasıl çözecek? Esasında sorunun temelinde çok sık dile getirdiğim millete kendi adayını belirleme yetkisinin verilmemesi yatıyor. Siyasi partiler kendi üyelerine</span><strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;<span style="font-family:Calibri">“siz aday belirleyemezsiniz, biz genel merkezde belirleyeceğiz siz gidip oy vereceksiniz o kadar“</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;diyor. Tamam ama genel merkezin belirlediği aday yanlış iş yaparsa sorumluluğu kimse üstüne almıyor, NEDEN? Aslında, adayı kim belirlediyse hatanın bedelini de yine adayı belirleyenin ödemesi gerekir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Kamuoyu araştırmalarında sorunları hangi parti çözer sorusuna vatandaşın çoğunlukla “</span><strong><span style="font-family:Calibri">HİÇ BİRİ” </span></strong><span style="font-family:Calibri">cevabını vermesinin bir sebebi de işte budur. Emekli vekil maaşları, özlük hakları, sağlık başta olmak üzere ömür boyu devlet imkânlarından faydalandıkları unutulmamalıdır. Haftanın üç günü meclisteki mesai karşılığı aldıkları maaşlar asgari ücrete oranlanarak karşılaştırıldığında Avrupa nın en yüksek maaşını vekillerimizin aldığını artık herkes tarafından bilmektedir. Aldıklarının karşılığı sahte oy pusulası göndererek meclisteymiş gibi görünmek olmamalıdır. Bu davranışlar sadece kişilere olan güveni değil, siyasi partilere, meclise hatta sisteme olan güveni de sarsmakta hatta yok etmektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Maaşlar arasındaki farklılıkların yanı sıra SGK nın ölüm yardımlarında bile akla, mantığa sığmayan uygulamalar var. 2026 yılı için SSK ve BAĞ-KUR emeklilerine ödenecek cenaze yardımı sadece 6.398 TL iken, memurlara aynı yardım 26.369,55 TL olarak uygulanmaktadır. Görevdeyken vefat eden milletvekili ailesi 158.217,29 TL, emekli vekil ailesi 79.108,65 TL. Ölüm yardımı alıyor. Gel de bu kadar da olur mu deme, bizde oluyor işte. Milletvekilliği yazık ki zamanla kendi yaptıkları düzenlemelerle kişisel zenginleşme aracı haline getirilmiştir. Maaşlar arasında uçurum gibi olan fark dengelenmezse, &nbsp;ülkemiz için daha ciddi bir sorun haline gelerek, sosyal patlamalara neden olma ihtimali çok yüksektir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Daha İki hafta önce 14 Ocak 2026 tarihinde ”EMEKLİ MAAŞLARINDA ARTIŞLAR” başlıklı yazımda (Kaynak Linki =&nbsp;</span><a href="https://www.cerkezkoyekspres.com/makale/emekli-maaslarinda-artislar-635"><u><span style="font-family:Calibri"><span style="color:#0563c1"><u>https://www.cerkezkoyekspres.com/makale/emekli-maaslarinda-artislar-635</u></span></span></u></a><span style="font-family:Calibri">) CHP li vekillerin en düşük emekli maaşının yetersiz olduğu, arttırılması için farkındalık yaratma amacıyla meclisi terk etmeme eylemine başladıklarını yazmıştım. Yazımda CHP’li Milletvekilleri eyleminden tüm emeklileri kapsayacak bir kanun düzenlenmesi çıkacağını tahmin etmediğime yer vermiştim. &nbsp;Eylemin daha inandırıcı ve AKP yi köşeye sıkıştırmak için yapılması için bir öneride bulunmuştum. CHP iktidara geldiğinde vekillere ne kadar maaş vereceğini açıklasın. Halen aldıkları maaşı vermeyi düşündükleri miktar üzerinden alarak, fazlasını üniversite öğrencilerine yurt yapmak için CHP genel merkezinde ortak bir hesapta biriktirsinler veya burs versinler. Farkındalık kendilerinden fedakârlık yapılırsa inandırıcı olur. Aksi takdirde </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“istemem yan cebime koy”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;olarak anlaşılır. CHP’li vekiller farklı olduklarını iktidara gelince Halkçı bir icraat yapacaklarının işaretini maaşlarından küçük bir fedakârlık yaparak seçmene göstermeli, seçmenin sözlerine inanması ve kendilerine güvenmesini sağlamalıdır. Seçmen, siyasilere ve siyasete güvenini kaybetmiş haldedir, önce güvenirliğin sağlanması gerekir. Önerim iyi değerlendirilirse CHP için bir fırsat olabilir. Vekilleri buna ikna etmek çok zor olacaktır, biliyorum. Ama iktidara ulaşmak amacıyla Halk için bir fedakârlık yapmak ta şarttır. Fedakârlık hep Halktan istenmesin artık. Bir kez olsun vekiller de fedakârlık yapamaz mı? Neden? </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Utanmadıkları için çalışmadan aldıkları 2 aylık maaşı halâ iade etmeyen eski vekilleri, okurlara ve yetkililere de unutturmamaya çalışıyorum. 2 Mart 2024 tarihli gazetemizde yayımlanan &nbsp;</span><br />
<strong><span style="font-family:Calibri">SAYIN ÖZGÜR ÖZEL’E AÇIK MEKTUP (2)</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;başlıklı yazıdan bazı alıntılar yaparak hatırlatmak istiyorum. (Kaynak Linki =&nbsp;</span><a href="https://www.cerkezkoyekspres.com/makale/sayin-ozgur-ozele-acik-mektup-2-477"><u><span style="font-family:Calibri"><span style="color:#0563c1"><u>https://www.cerkezkoyekspres.com/makale/sayin-ozgur-ozele-acik-mektup-2-477</u></span></span></u></a><span style="font-family:Calibri">)</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sayın genel başkan; Millet fakr-u zaruret içinde yaşam savaşı vermeye çalışıyor. Çöplerden evine yiyecek toplayan yurttaşlarımızın görüntüleri yürekleri acıtarak TV ekranlarında dönmeye devam ediyor. Millet bu haldeyken, eski vekillerin yasal boşluktan faydalanarak peşin aldıkları üç aylık maaşın görev yapmadıkları bölümünü iade etmeme ısrarını anlamıyorum. Bunlar; yıllarca milletin sırtından maaş aldılar, kendileri ve bakmakla yükümlü oldukları aile bireyleri için ömür boyu güvencelere kavuştular, doymadılar hala. Çalışmadan aldıkları maaşları iade etmiyor, direniyorlar. CHP olarak çalışmadan, hak edilmeden alınan maaşların iadesi yönünde kanun teklifi hazırlayarak vermekte geç kaldığınızı düşünüyorum. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Atatürk ün partisinde siyaset yapanlar ağızlarından düşürmedikleri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’le vatandaşı kandırmak yerine onun tüm varlığını milletine bırakmasını örnek alarak devletten hak etmedikleri paraları almamalarını, aldılarsa iade etmeleri gerektiğine inanıyor ve savunuyorum. &nbsp;TBMM çoğunluğumuz yok yapamayız diyorsanız hiç olmazsa aynı durumda olan üstelik belediye başkanı adayı gösterip, seçtirdiğiniz CHP’li eski vekillerin bu paraları iade etmeleri sağlamak sizin başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere gelmiş geçmiş tüm CHP genel başkanlarına ve millete borcunuzdur, hatırlatmak zorunda kaldığım için üzgünüm. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sayın genel başkan tam zamanı parti meclisi ile birlikte ayağa kalkın: Millet açlığa mahkûm yaşam savaşı verirken hiç olmazsa CHP’li vekillerin çalışmadan aldıkları maaşları iade etmesini sağlayın. Bu utanca daha fazla sessiz kalmayın. Bu kadarını yapabilirsiniz, yapmak zorundasınız. Seçmen karşısına üzerinize düşen sorumluluğu yerine getirmiş olarak çıkın...</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 28 Jan 2026 18:17:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ANA YÜREĞİ</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/ana-yuregi-637</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/ana-yuregi-637</guid>
                <description><![CDATA[ANA YÜREĞİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Bu günkü yazıda geçen hafta İstanbul Güngören ilçesinde 16 yaşında bir çocuğun, 15 yaşındaki bir başka çocuk tarafından bıçaklanarak öldürülmesi konusunda duygu ve düşünlerimi açıklayacaktım. Ancak; Gazetemizin 17 Ocak 2026 tarihli sayısında yayımlanan, </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“Bir Demet Gerçek”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;köşesinde köşe komşum Sayın Demet AKIN </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“BU CİNAYETTE HEPİMİZ SANIK KÜRSÜSÜNDEYİZ”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;başlıklı yazısını okuduktan sonra vazgeçtim. Güçlü bir kaleme sahip olduğunu bildiğim Demet AKIN, yanan ana yüreğiyle öyle bir yazı kaleme almış ki; ülke çapında yayımlanan medyada bu kadar güzel bir yazı ya da TV de konuşması göremedim. Gözünden kaçan okurların mutlaka okumalarını öneriyorum. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bir yıl içinde tıpatıp aynı olan iki cinayet olayı. Başta siyasiler olmak üzere, menfur olayların gençler arasında bir tartışma sonucu çıkan kavgayla sınırlı olmadığı görülmelidir artık. Gençler arasında her gün artan sayılarla uyuşturucu madde bağımlılığı, onların kara para aklanmasına alet edilmeleri, bahis maskesiyle örtülmeye çalışılan kumar oyunları bağımlılığı, sosyal medya aracılığı ile mafya benzeri çeteleşmeler hemen her gün karşılaşılan sıradan olaylar haline geldi. Tüm suçu güvenlik birimlerine bağlamak kolaycılık olur. Evet, orada da bir zaaf olduğu ortadadır. Ancak bu durum bizi toplumdaki genel bir çürüme olduğu görüşünden uzaklaştırmasın. Demet AKIN yazısında bunu </span><strong><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">“</span></strong></span></strong><strong><span style="font-family:Calibri">Öyle bir sistem kuruldu ki artık kural da yok, ahlak da. Herkes o sistemin dayattığı şekilde yaşamaya zorlanıyor. Paranın merkezde olduğu, her şeyin kazanma üzerine kurgulandığı bir düzen bu. Hırs, öfke, nefret ve bencillik kontrolsüzce büyüyor ve bedelini çocuklar ödüyor.” </span></strong><span style="font-family:Calibri">diye tarif etmiş. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Daha sonra bence yazının ana fikrini; suçluyu tarif ederek açıklamış. </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“Peki, suçlu kim? Sadece 15 yaşındaki o çocuk mu? Hayır. Hepimiziz. Annesi, babası, akrabaları… Fakiri, zengini… Siyasiler, kurumlar… Doğulusu, batılısı… Kürdü, Türkü… Esnafı, sanayicisi… Gazetecisi, dernekleri… Sanatçısı, sosyal medyacısı... Ben de suçluyum. Sen de suçlusun. Çünkü bu düzeni değiştirebilecekken sustuk, sadece izledik. Çünkü vicdanı merkeze almadık. Çünkü “bana dokunmayan” dedik.”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;Demet AKIN ın bu cümlelerin üzerine yazılacak bir şey bırakmadığı için konuyla ilgili görüş yazmaktan vazgeçtim. Teşekkürler Demet AKIN, yazılarına ara verme lütfen, haftada bir düzenli olarak okumak istiyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bazı siyasilerinde açıklamalarıyla savunmaya başladığı iç cephede birliğin sağlanması bu ortamda biraz zor olacaktır. Çünkü iç cephede birlik sağlanmasının ilk adımı gençler arasında birliğin sağlanmasından geçer. Gençlerden iç cephede birliğin sağlanması için katkılarını istemeden önce onlara uyuşturucu, kumar vb. bağımlılıkları anlatıp bu illetlerden uzaklaştırmak gerekir. İşsizlik, ücret azlığı, hayat pahalılığı, vb sorunlar uyuşturucu kullanarak çözülmez. Uyuşturucu bağımlılığından kurtulmanın ilk adımı doğal olarak eğitimden beklenir. Milli eğitimde pek çok sıkıntılar olduğunu bizzat yaşayan öğretmenlerimiz ve veliler tarafından hemen her gün dile getiriliyor. Milli Eğitim Bakanı diyalog ve uzlaşma yerine dayatma yapıyor izlenimi veriyor. Bu uygulamanın doğru olmadığı hemen her yıl değişen müfredattan görülüyor. Öyleyse dayatma neden? </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bir başka dayatmayı da ekonomi yönetimi kararlarında görüyoruz. Enflasyonu indireceğiz derken TÜİK in hormonlu hesaplarıyla, asgari ücretlilere, dar gelirlilere, özellikle de emeklilere düşük ücret dayatması yapılıyor. Aslında emekliler devletten karşılıksız bir şey beklemiyor, zamanında ödediği primlerin karşılığını istiyor. Primler zamanında doğru olarak nemalandırılmadığı veya yöneticiler tarafından başka birimlere transfer edilerek gereksiz yatırımlara israf edildiği için bu gün hak ettikleri maaşı almak yerine </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">”uygun görülen”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;oranlarda verilen maaşlarla açlığa mahkûm olarak yaşamaya çalışıyor. Emekliyi bu şekilde cezalandırmak yerine; zamanında primlerini doğru nemalandırmayan veya başka birime transferle israf eden yöneticilerin yakasına yapışarak hesap sorulması gerekir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sokak röportajlarına ve kamuoyu araştırmalarına bakıldığında halinden memnun olan, gelecekten umutlu olan vatandaş sayısının her geçen gün daha da düştüğü görülüyor. Devletten yardım alan aile sayısı 3 milyondan 4,5 milyona çıkmış. Eğitimden, sağlığa, hayat pahalılığından, konut sorununa vatandaşın memnun olduğu bir hizmet yok gibidir. Gelir dağılımındaki çarpıklığın ve adaletsizliğin boyutunu ise en düşük emekli maaşının belirleneceği komisyonda üye olan milletvekilinin kolundaki saatten görmek mümkün. Medyadan öğrendiğimiz kadarıyla saatin fiyatı on dokuz milyon liraymış. Medyadan öğrenmeden önce bana tahminde bulun diye o saatin fiyatını sorsalar valla tahmin edemezdim. Şimdi; o saati takan bir vekil en düşük emekli maaşını neye göre, nasıl belirleyebilir ki? 950 emekli maaşıyla satın alınan saat kullanan vekil; kuru soğana muhtaç durumda kalmış emekli için en düşük maaşı belirleyecek, hiç olur mu? Atasözünün de dediği gibi; tok, açın halinden ne anlar?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bütçeye kaynak yaratmak için devlet artık dar gelirlilerin üzerinden elini çekmelidir. Kaynak yaratmak isteniyorsa vergi sistemi gözden geçirilerek adaletli bir şekilde yeniden düzenlenmelidir. Bütçede tuzu kurulardan vaz geçilen vergi tutarı 778 milyar TL, KKM ödenen 2,5 Trilyon TL. dir. Devlet geçen yıl 2 trilyon 24 milyar lira ÖTV toplanmışken, 2 trilyon 54 milyar lira faiz ödemiştir. Halka tasarruf önerilirken hiçbir kamu kurumuna tasarruf uğramamaktadır. Kaynak için hiç düşünmeden 2003 yılında yürürlüğe girdikten bir hafta sonra kaldırılan “Nereden Buldun” yasası tekrar yürürlüğe konmaktan başka çare yoktur. Ayrıca vergi afları artık gündeme gelmemelidir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2002 erken seçiminden önce yaşanan Gölcük depremi ve 2001 ekonomik krize rağmen ekonominin toparlanması bu kadar uzun sürmemişti. Ekonomide hükümetin tercihiyle dünya bankası ve İMF nin istediği hala karşı olduğum bazı yapısal değişiklikler yapılmış, yeni kamu ihale kanunu çıkartılmış, bütçede kara delikler kapatılmış, enflasyonda hızlı bir düşme sürecine girilmişti. Üçlü koalisyonun ikinci partisi erken seçimde ısrar edince 3 Kasım 2002 de erken genel seçime gidildi. Erken Seçimin ülkeye ne getirip, götürdüğü hala tartışılır haldedir. Aynen uygulanan ekonomik programda değişiklik yapılmadığı için sonuçların yeni iktidara yaradığı kabul görmektedir. En önemlisi 2002 erken seçimleri halkın büyük çoğunluğunun beklentisine cevap verdiği için başta ekonomi olmak üzere hemen her konuda ülkeye bir rahatlama getirdiği söylenebilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Benzer şekilde bugünde ekonomi başta olmak üzere ülkemizin büyük sıkıntıları vardır. 2027 yılında öne çekileceği konuşulan genel seçimin 2026 sonbaharına alınması, seçim öncesi belirsizliği sona erdireceği için belki yine bir rahatlama getirecektir. Seçim; iktidara güven tazeleme şansı verebileceği gibi, belki bir iktidar değişikliği yeni program, yeni kadrolar ve yeni ittifaklarla, yeni umutlara yelken de açma şansı da verebilir. Halk çok zor günler geçirdi, seçimin öne alınması çok iyi olacaktır. Seçim ne zaman olursa olsun, vekil sayısı düşürülmeli, seçim kanunu, siyasi partiler kanununda, aday belirlemek için üyelere yetki veren değişiklikler mutlaka yapılmalıdır.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 22 Jan 2026 12:25:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BU CİNAYETTE HEPİMİZ SANIK KÜRSÜSÜNDEYİZ</title>
                <category>Demet AKIN</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/bu-cinayette-hepimiz-sanik-kursusundeyiz-636</link>
                <author>birdemettatli59@gmail.com (Demet AKIN)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/bu-cinayette-hepimiz-sanik-kursusundeyiz-636</guid>
                <description><![CDATA[BU CİNAYETTE HEPİMİZ SANIK KÜRSÜSÜNDEYİZ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bugün 15 yaşında bir çocuk, 17 yaşında pırıl pırıl bir genci öldürdü. Bu cümleyi kurmak bile insanın nefesini kesiyor. Anneyi dinlerken boğazımız düğümleniyor, kelimeler yetmiyor. Yaşanan acının bir tarifi yok. Ama tam da bu yüzden susmak yerine konuşmak zorundayız.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu sadece bir cinayet değil. Bu, yıllardır biriken ihmalin, görmezden gelmenin ve çöken bir düzenin sonucu. Bir çocuk dünyaya geliyor. Kimi zaman istenmeyen, kimi zaman büyük sevinçlerle karşılanan. Ama büyürken ya yokluğun içinde her türlü şiddete maruz kalıyor ya da varlığın içinde şiddetin başka biçimlerini öğreniyor. Dışlanmayı, aşağılanmayı, değersizleştirilmeyi tanıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ülkenin yarattığı kaos da bu çocukların omuzlarına yükleniyor. Savaşlar, ölümler, intiharlar, uyuşturucu, kara para, kumar… Okul sıralarında yaşanan sessiz yalnızlıklar ve dışlanmışlıklar da ekleniyor buna. Sonunda yol, evdeki anne babaya çıkıyor. Ama soralım kendimize: Doğruyu anlatan kim? Yol gösteren kim?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İçimiz yanıyor. Çünkü insanlığın yavaş yavaş yok oluşuna tanıklık ediyoruz. Her sektör ahlaki ve etik değerlerini kaybediyor. Her gün utanarak yaşıyoruz ama utancın bile anlamı aşınıyor. Herkes sanki görünmeyen bir savaşın içinde.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Öyle bir sistem kuruldu ki artık kural da yok, ahlak da. Herkes o sistemin dayattığı şekilde yaşamaya zorlanıyor. Paranın merkezde olduğu, kazanmanın her şey sayıldığı bir düzen bu. Oysa insan bu kadar ucuz olmamalıydı. Hırs, öfke, nefret ve bencillik kontrolsüzce büyüyor ve bedelini çocuklar ödüyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu ortamda yetişen bir çocuktan ne bekliyoruz? Öğretemeyen anne babalar, yalnız bırakılan çocuklar var. Yine de umudunu kaybetmeden sessizce mücadele eden iyi insanlar hâlâ var. İşte o insanlar, bu karanlığın içindeki tek dayanağımız.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu yüzden söylüyorum: Çocuklarımıza önce vicdanı ve ahlakı öğretmeliyiz. Vicdanı olmayan insandan korkmalıyız. Okulların ve eğitim camiasının yükü çok ağır ama yine de bazı çocuklar için tek kurtuluş kapısı hâlâ orası. Bazen anne babanın yapamadığını bir öğretmen yapıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yapılacak çok şey var, görev çok. Ama her şey o kadar karmaşık ki bazen kime ne anlatacağımızı bilemiyoruz. Sonra şunu düşünüyorum: Eğer her birey değişime kendinden başlasa, belki de korkacak hiçbir şey kalmaz. Ben üzerime düşeni yaparım diyen herkes gerçekten yapsa, bu karanlık biraz olsun dağılmaz mı?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Belki acılar azalır. Belki çocuklar çocukları öldürmez.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Peki suçlu kim? Sadece 15 yaşındaki o çocuk mu? Hayır. Hepimiziz. Annesi, babası, akrabaları… Fakiri, zengini… Siyasiler, kurumlar… Doğulusu, batılısı… Kürdü, Türkü… Esnafı, sanayicisi… Gazetecisi, dernekleri…Sanatçısı,sosyal medyacısı...</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ben de suçluyum. Sen de suçlusun. Çünkü bu düzeni değiştirebilecekken sustuk. Çünkü vicdanı merkeze almadık.</p>

<p>Çünkü “bana dokunmayan” dedik.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ve bugün, bir çocuk başka bir çocuğu öldürdü.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 11:12:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2025/05/demet-akin-1748100218.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EMEKLİ MAAŞLARINDA ARTIŞLAR</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/emekli-maaslarinda-artislar-635</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/emekli-maaslarinda-artislar-635</guid>
                <description><![CDATA[EMEKLİ MAAŞLARINDA ARTIŞLAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Emeklilerin maaş artışları medyada konuşulmaya başladığı zaman milletvekili maaşları da mutlaka gündeme geliyor. CHP emekli maaşlarına yapılan zammı yetersiz bulduğu için; okurlar hatırlayacaktır benim de savunduğum, TBMM’ye komisyon kurularak araştırma yapılması için verdiği önerge AKP ve MHP vekil oylarıyla ret edilince, Meclisin çalışmaya devam etmesini sağlamak amacıyla meclisi terk etmeme eylemi başlattı. Kamuoyunun dikkatini çekmek ve desteğini sağlayarak emekli maaşlarının tümünde iyileştirme yapılmasını hedefleyen, iyi niyetli bir eylem olarak görüyorum. AKP bir gün sonra meclise kanun teklifi vererek sadece en düşük emekli maaşının </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“TÜİK in hesapladığı oranla % 12,38 zamla 18938 TL olması gerekirken 1062 TL ilave yapılarak 20000 TL”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;olacağını açıkladı. Bu artış halk dilinde </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">”ağıza bir parmak bal çalma”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;olarak bile kabul edilemez. Emeklilerin tümünün maaşları çok düşüktür. Küçük oranlarda yapılan artışlar emeklilere nefes aldırmıyor, öfkelerini bastırmak amacıyla yapılan bu artışlar, emeklileri aldatılma ve kandırılma duygusuna kapılarak daha çok hırslandırıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2008 yılına kadar üç sosyal güvenlik kurumlarından (SSK, BAĞ-KUR, EMEKLİ SANDIĞI) maaş alan emekliler ile asgari ücret arasında yeterli olmasa da bir denge oluşturulmuştu. Aksayan yönleri gidermek amacıyla 2008 yılında çıkartılan 5510 sayılı SGK kanunuyla sosyal güvenlik kurumları tek çatı altında toplandı. Liyakatsiz kadroların hazırladığı değişiklikler kısmen sigortalıların daha hızlı hizmet almasını sağladı. Ancak aksayan, asıl sorun yaşanan emeklilik hakları ve emekli maaşlarındaki sorunlar giderileceği yerde arttı. Emekli maaşlarındaki azalma ve yetersizlik başta olmak üzere emeklilikle ilgili tüm sorunlar liyakatsiz kadroların yaptığı bu kanuni düzenlemeden kaynaklanmaktadır. Küçük ücret artışları sorunu çözmeye yetmiyor, tam tersi maaşlar arasındaki fark makası her geçen gün daha da artıyor. En düşük emekli maaşı alanların sayısı geçen yıla göre 1,7 milyon kişi artmış. Bu gidişle tüm emekli maaşları bir süre sonra en düşük emekli maaşında eşitlenecek gibi görünüyor. &nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Emekli maaş bağlanma oranlarında 5510 sayılı kanunda yapılan değişiklikle; prim ödeme gün sayısı, ödenen prim miktarı ve bağlanan maaş arasında adalet yok edilmiştir. CHP’nin talebi olan liyakatli uzmanlara danışarak çıkartılacak intibak yasasıyla bu adaletsizlik acil olarak mutlaka çözülmelidir. Sorunu yaratan 5510 sayılı yasayı çıkartan AKP iktidarıdır. Çözmek öncelikle yine AKP iktidarına düşer. 20,25,30,40, 45 sene bu ülke için alın teri dökerek emek verenler, vergi, prim ödeyenler, emekli olduktan sonra açlığa mahkum edilmemelidir. Düzenleme yapılırken kul hakkı gözetilmelidir. En doğrusu emekli maaşı ve asgari ücretin milletvekili maaşlarına endekslenmelidir. Hatta olası bir anayasa değişikliğinde; emekli maaşı adaletsizliğine ve haksızlığına son vermek için, maaşın Milletvekili maaşına endekslenmesi kesin çözüm olacağından mutlaka yer alması gerekir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Önceki yıllarda olduğu gibi aralık ayındaki enflasyon farkının eklenmesiyle, Milletvekili maaşları yaklaşık olarak 274 bin TL'ye yükselecek.&nbsp;Emekli milletvekili maaşlarının ise yine yaklaşık 179 bin TL'ye çıkacağı hesaplanıyor. Emekli maaşıyla birlikte milletvekili maaşı 452 bin TL olacak. Milletvekillerine yasal olarak her ay maaşlarının %50 oranında masrafları için düzenli olarak yolluk verilmektedir. Buda 137 bin TL dir. Bununla birlikte emekli maaşı almayan milletvekili 411 bin TL, emekli maaşı alan Milletvekili ise 589 bin TL alacaktır. Milletvekili yolluk dahil maaşı yapılan zamla asgari ücretin yaklaşık 14 katıdır. Emekli Milletvekili aylığı ise en düşük emekli maaşının yaklaşık 9 katıdır. &nbsp;Bu tablo sözün bittiği yere geldiğimizin resmidir. Bu haksız, insafsız, adaletsiz maaş düzenlemesi artık gerçek bir beka sorunu haline gelmektedir. Gün; gerçek hamlelerle samimiyeti test etme günüdür. Emekli ve asgari ücretlinin aldığı maaş ortadayken, vekiller bu adaletsiz maaş düzeninin değişmesini istiyorlarsa; nöbet tutmaktan sonuç alınmadığı takdirde, maaşların bir kısmından vaz geçmeyi göze alabilecek midir?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Çünkü ben; CHP’li Milletvekilleri eyleminden tüm emeklileri kapsayacak bir kanun düzenlenmesi çıkacağını </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“yanılmayı dileyerek”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;tahmin etmiyorum. CHP Eylemi daha inandırıcı ve AKP yi köşeye sıkıştırmak için yapmak istiyorsa bir önerim var: CHP iktidara geldiğinde vekillere ne kadar maaş vereceğini açıklasın. Halen aldıkları maaşı </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“ vermeyi düşündükleri</span></span></strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">” rakam üzerinden alarak, fazlasını üniversite öğrencilerine yurt yapmak için CHP genel merkezinde ortak bir hesapta biriktirsinler veya burs versinler. Farkındalıksa işte farkındalık budur. Aksi takdirde </span></span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“istemem yan cebime koy”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;demek gibi bir şey olur ki amaca uygun düşmez. CHP’li vekiller farklı olduklarını iktidara gelince Halkçı bir icraat yapacaklarının işaretini maaşlarından küçük bir fedakârlık yaparak seçmene göstermeli, seçmenin sözlerine inanması ve kendilerine güvenmesi sağlamalıdır. Çünkü yapılan araştırmaların hemen tümünde </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“sorunları hangi parti çözer”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;sorusuna en yüksek oranda verilen cevap </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">”HİÇBİRİ”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;oluyor. Seçmen, siyasilere ve siyasete güvenini kaybetmiş haldedir. İkna etmek için önce güvenirliğin sağlanması gerekir. Önerim iyi değerlendirilirse CHP için örnek bir fırsat olabilir. Vekilleri buna ikna etmek çok zor olacaktır, biliyorum. Ama, iktidara ulaşmak amacıyla Halk için bir fedakârlık yapmak şarttır. Fedakârlık hep Halktan istenmesin artık. Bir kez olsun vekiller de fedakârlık yapamaz mı? Neden? Üstelik 1.TBMM de Milletvekillerinin maaş almadan görev yaptıklarını da unutmasınlar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Evet, yazımızın sonunda yine seçilemediği halde peşin aldığı 3 aylık maaşın çalışılmayan kısmını iade etmeyen vekillere geldik. Gazetemizi takip eden okurlar biliyor: 2023 Milletvekili seçimlerinde aday olamayan veya aday olmasına rağmen seçilemeyen 314 vekilden 309 tanesi peşin olarak aldıkları 3 aylık maaşlarından çalışmadıkları 2 aylık kısmını iade etmedi. &nbsp;Çalışmadan alınan maaşların iade edilmesi konusunu yazmaya kalem utandı, kâğıt utandı, ben utandım, yazık ki asıl utanması gerekenler hala utanmadı. Yolsuzluklarla ilgili olarak her gün kürsülerde yüksek perdeden atıp tutuyorlar ama sıra çalışmadan alınan maaşların iade edilmesine gelince tık yok. Yolsuzluk diye mangalda kül bırakmayanlara soruyorum; yolsuzluğun her türlüsünü kürsülerde bağıra çağıra anlatıyorsunuz da, çalışmadan alınan maaşın iade edilmemesi size göre nedir? Buna bir cevap yok. Utandıklarından cevap vermediklerini hiç zannetmiyorum. Alışkanlık veya pişkinliklerinden olabilir. </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 14 Jan 2026 19:00:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DÜNYAYI KİM YÖNETİYOR?</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/dunyayi-kim-yonetiyor-634</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/dunyayi-kim-yonetiyor-634</guid>
                <description><![CDATA[DÜNYAYI KİM YÖNETİYOR?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2026 yılının daha üçüncü gününde; ABD düzenlediği gece yarısı operasyonuyla Venezuela devlet başkanını eşi ile birlikte yatağından kaçırarak yargılamak üzere Amerika’ya götürmesi bütün dünya da şok etkisi yarattı. O kadar ki hemen hiçbir ülke olay hakkında ilk yirmi dört saatte doğru dürüst bir açıklama yapamadı. ABD Venezuela nın aslında zengin petrol yataklarına ve madenlerine çöktü, gerisi minareye kılıf senaryosu. Operasyonla ilgili detaylar yazılı ve görsel basında fazlasıyla yorumlanıyor, tekrara girip okurları sıkmak istemiyorum. Ancak yaşı altmış civarında olan okurlar, Amerika nın böyle karanlık komplo ve darbeler konusunda tecrübeli olduğunu, CIA operasyonu katliamlardan, işkencelerden hatırlayacaktır. Hatta ülkemizde başta 12 Eylül olmak üzere askeri darbelerin arkasında ABD nin olduğu kendi yetkilileri tarafından </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“ bizim çocuklar başardı”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;diye itiraf edilmiştir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;ABD günümüzün en büyük, eli kanlı emperyalist gücüdür. Kendi çıkarı için yapmayacağı ahlaksızlık, çiğnemeyeceği hukuk, kanun, &nbsp;kural, işlemeyeceği cinayet yoktur. Kendi çıkarını engelleyenler onun gözünde yok edilmesi gereken zararlılardır. Dünyayı ABD yönetiyor tanımlaması bence çok yerinde olacaktır. Bu artık kesin de, daha kötüsü başkanı dahil karar alıcı yönetim kadrosunda aklı başında, normal düşünen tek bir kişi bile yok gibi gözüküyor. Vahim olan nokta tamda burasıdır. Venezuela operasyonunda Kongreye de haber verilmemiş. İşte dünyanın en büyük nükleer gücünün komutası böyle bir yönetici aklın parmaklarının ucundadır. Hitlere malum olsa mezarında ters döner.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İkinci dünya savaşı daha bitmeden; ancak sonucunun belli olduğu günlerde savaş sonrası yeni Dünya düzeninin ve paylaşımının nasıl olacağının tartışıldığı bir konferans düzenlendi. ( 4 - 11 Şubat 1945) SSCB'nin önde gelen tatil yeri </span><strong><span style="font-family:Calibri">YALTA</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;da yapılan; savaş sonrası dünya siyasi haritasının ana çizgileriyle yeniden düzenlendiği toplantılarda ABD’yi Roosevelt, İngiltere’yi Churchill ve SSCB’yi Stalin temsil etti. Konferans’ta karara bağlanan konular arasında Almanya’nın Savaş sonrası silahsızlandırılması, Avrupa’nın etki alanlarının taraflarca belirlenmesinin yanında, Birleşmiş Milletler’ in kurulması da kabul edildi. Birleşmiş Milletler Sözleşmesi temel ilkeleri belirlendi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;1 Mart 1945 tarihinden önce Almanya’ya savaş açan ülkelerin kurucu üye olarak katılabilecekleri ilkesi getirildi. Bu karar üzerine Türkiye, 23 Şubat 1945'de Almanya ve Japonya'ya savaş ilan etti. Ayrıca hâlâ tartışılan Güvenlik Konseyinin daimi üyeleri için veto ilkesi kabul edildi. Konferansta bazı hususlar henüz tam anlamıyla açıklanmamış olmakla birlikte, Konferans’ın 10 Şubat 1945’te yapılan 6. oturumunda Stalin, İstanbul ve Çanakkale Boğazlarına ilişkin Montrö Sözleşmesinin gözden geçirilerek değişmesini istedi. Konunun daha sonra toplanacak konferanslarda yeniden ele alınması ve bu konulardaki gelişmelerden Türkiye’nin de haberdar edilmesi kararlaştırıldı. Son yıllarda emperyalist devletlerin yürüttüğü bölgesel, vekâlet savaşlarının arkasında yeniden bir paylaşım kavgası olduğu görülmelidir artık. Dolayısıyla üçüncü dünya savaşı çıkar mı sorusunun anlamı yok. Savaş yaşanıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Orta doğuda Irak: Amerika nın milyonlarca insanın ölümüne neden olan müdahalesi sonucu bölündü. İsrail; soykırım yaparak yıkıp yok ettiği Gazze ve Lübnan saldırılarından sonra ABD desteği ile İran ı da bombaladı, yakında yeniden müdahale yapılması gündemde. Libya da Kaddafi yönetimi devrildi, ülke fiili olarak bölündü. Suriye de iç savaşı sonrası Esad iktidarı yıkıldı. İŞİD le mücadele örtüsüyle Kuzey Suriye de ABD nin açık, güçlü desteği ve vekâlet savaşı sonucu SDG adıyla Kürtler devlet kurma aşamasına geldi. 1991 yılında Somali den ayrılarak bağımsızlığını ilan eden Somaliland, Somali nin kuzey batı ucunu kontrol ediyor ve burada fiili bir devlet olarak faaliyet gösteriyordu. Dünyada bu devleti tanıyan yoktu. İsrail oluşan kargaşadan faydalanarak emperyal amaçlarına yönelik olarak Somaliland ı tanıyan ilk Devlet oldu. ABD Venezuela dan sonra &nbsp;NATO üyesi Danimarka ya bağlı Grönland a uyduruk gerekçelerle çökmeye çalışıyor. NATO üyelerinden yine yüksek sesle bir itiraz duyulmuyor. Bu nasıl savunma ortaklığıdır. Gerçi ABD kuzey Irak ve Suriye de aynı kalleş oyunları bize karşı da yaptı açıkça terörü destekledi. Yine hiçbir sözde savunma ortağımızdan ses çıkmadı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Rusya nın Ukrayna ile savaşı beşinci yılını doldurmak üzere. ABD Rusya nın işgal ettiği toprakları bırakarak anlaşma imzalaması için Ukrayna ya baskı yapıyor. Çin Tayvan a her an saldıracak gibi, Pusuda uygun zamanı ve zemini bekliyor. İsrail Güney Kıbrıs ve Yunanistan la Türkiye ye karşı savunma işbirliği anlaşması imzaladı ve Doğu Akdeniz de Türkiye dışlandı. LOZAN antlaşmasına göre Ege denizinde silahtan arınmış olması gereken on iki ada ve etrafındaki hangi ülkeye ait olduğu belirlenmemiş kayalıkları füzelerle dolduruldu. Gazze den sonra İsrail in hedefinin Türkiye olduğu açıklanmadı mı? ABD Yunanistan Dedeağaç a bir ordu konuşlandırdı. Bütün bu hazırlıklar kime karşı? </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;ABD Savunma açığımız varken talep ettiğimiz füzeleri satmadığı gibi, Rusya dan aldığımız S-400 leri bahane ederek ortak olduğumuz F-35 projesinden Türkiye yi çıkarttı. Kuzuyu yemeyi kafası koyan kurt misali, F-35 ten bizi çıkartmayı kafasına koymuş, parasını peşin ödediğimiz uçakları vermediği gibi parasını da iade etmedi. F-16 almaya kalktık onlarında pazarlıklarını uzattıkça uzatıyor, henüz bir satış anlaşması olmadı. Kâğıt üzerinde Avrupa dan Eurofighter savaş uçağı satın alındı ama teslimatın 2030 u geçeceği söyleniyor. Uzatmayayım yine sözde savunma ortağımız olan ABD ve NATO nun çabalarıyla Hava Kuvvetlerimiz uçak sayısı ve nitelikleri açısından Yunanistan ve İsrail e karşı zayıflatılıyor. Demek ABD ve NATO gibi dostunuz varsa düşman aramaya gerek yokmuş. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Son günlerde siyasilerin </span><strong><span style="font-family:Calibri">iç cephede birlik</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;çağrılarını biraz geç olmakla beraber olumlu buluyor ve destekliyorum. Daha önce de yazdım ve çağrı yaptım. Biz gücümüzü oradan alırız. En güçlü silahımız vatan sevgimiz, bağlılığımız ve iç cephede birliğin sağlamasıdır. Ancak siyasi konuşmalara bakılınca yine laf arasında oy devşirmeye yönelik sahtelik kokan cümleler görüyoruz. Siyasetçiler seslenmek istiyorum: Yapmayın, artık oy devşirmeye yönelik bu ucuz hamaset dolu, hakaret içeren cümleleri lütfen bırakın. Bakın işte etrafımız ateş çemberi, yarın hedefte olmayacağımızın hiçbir garantisi yok. En büyük gücümüz birliğimiz, beraberliğimiz, vatan sevgimiz ve ona bağlılığımızdır, hiç olmazsa onu daha fazla yıpratmayın. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Yazıyı Vatan Şairi Hemşerimiz Namık KEMAL in makalesinden yaptığım bir alıntıyla bitirmek istiyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“&nbsp;. Süt çocukları beşiğini, çocuklar eğlendiği yeri, gençler geçimlerinin sağlandığı yeri, ihtiyarlar dünyadan ellerini-eteklerini çektikleri yalnızlık köşelerini, evlat anasını, baba ailesini ne türlü duygularla severse insan da vatanını öyle duygularla sever. Biz oturduğumuz yerlerin her taşı için, cevher kıymetinde bir can verdik. Her avuç toprağı, o yola kendini feda etmiş bir kahramanın hatırasıdır. Vatan bize kılıcımızın ekmeğidir. Daima kendimize ait, yalnız bize ayrılmış biliriz. Daima kendimizden çok sever, canımızı uğruna feda ederiz…”</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">Namık Kemal /VATAN MAKALESİ</span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 08 Jan 2026 18:54:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HOŞGELDİN ve GÜLE GÜLE</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/hosgeldin-ve-gule-gule-632</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/hosgeldin-ve-gule-gule-632</guid>
                <description><![CDATA[HOŞGELDİN ve GÜLE GÜLE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Kültürümüzde ayrılanın ardından “güle-güle” diyerek uğurlama, yeni gelene de “hoş geldin” diyerek karşılama gibi çok güzel bir geleneğimiz vardır. Özellikle dar gelirli emekli ve asgari ücretliler için yaşanan ekonomik kriz nedeniyle çok büyük hayal kırıklığı ve hüsranla geçen koca bir yıl; 2025 e güle güle derken ilk saatlerini yaşadığımız 2026 ya da pek çok beklenti ve azda olsa yeni umutlarla hoş geldin diyoruz. Toplum olarak yaptığımız hatalardan kaynaklı olumsuz sonuçlanan olayların sorumluluğunu almayı sevdiğimiz pek söylenemez. Her olumsuzluğa bir mazeret bulma gibi kötü bir alışkanlığımız vardır. Oysa her insan hata yapar, bunun sonucuna katlanır ve bedelini öder. Hatasını görmeyen veya görmezden gelen kişi veya toplumlar aynı hatayı defalarca yaparak sürekli bedel öderler ve bu durumu tarih tekerrürden ibarettir diyerek geçiştirmeye çalışırlar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;"Tarih tekerrürden ibarettir"</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;sözünü ilk kez kimin söylediği kesin olarak belli değildir. Ancak açık kaynaklarda eski İngiltere Başbakanı Sir Winston Leonard Spencer Churchill'in bu sözü söylediği yazmaktadır. Bu söz daha çok geçmişte yaşanan olaylardan ders çıkarılmak için kullanılmaktadır. Ayrıca İstiklal Marşımızın yazarı Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un </span><strong><span style="font-family:Calibri">"tarih tekerrürden ibarettir derler, oysaki tarihten ibret alınsaydı, tekerrür eder miydi?"</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;şeklinde alıntı yaptığı da bilinmektedir. Okurlar yazdıklarımı yaşanan sıkıntıları giden eski yıla bağlama çabası gösterenlerin tuzağına karşı uyanmaya davet olarak kabul edebilir. Dikkat edin ülkemizde tüm olan biteni eski yıla bağlama gayretlerini açık şekilde göreceksiniz. Çok uğursuz bir yılmış, berbat bir yılmış çok şükür bitmiş, her şey geride kaldı gibi söylemler tamamen algıya yöneliktir. Önemli olan yapılan hatalardan ders alıp, hataların tekrarının önlenmesidir. Bu konuda umut verici bir önlem, tedbir görebiliyor muyuz, tabi ki hayır. Mecliste kabul edilen bütçe kanunu bunun bir göstergesidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Demokratik ülkelerde yapılan serbest seçimler halkın en büyük gücüdür. Bizde de kâğıt üzerinde olsa da böyle bir gücün olduğunu hatırlatmak isterim. Demokratik ülkelerde seçimle iktidara gelenler Anayasayla belirlenmiş olan süre boyunca hizmet ederler. Süre sonunda Anayasa izin verirse tekrar seçilerek göreve devam edebilirler. Ülkemizde Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bazı dönemlerde kriz olsa da genelde Cumhurbaşkanı süresi dolduğu zaman yeni seçilene görevi teslim etti. Bu konuda en güzel örneği rahmetli Cumhurbaşkanı S.DEMİREL vermiştir. Süresi dolduğunda geçmiş görevlerinde bana göre pek çok yanlışı olsa bile bu kez doğruyu yaparak görev süresinin uzatılması yönünde yapılan önerileri kabul etmemiştir. You Tube ta konu üzerinde gazeteciler ile yaptığı söyleşinin videoları var, merak eden okurlara adeta ders niteliğinde olan görüşlerini izlemelerini öneririm.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Aynı S. Demirel seçimle geldiği Başbakanlık görevinden seçim kaybederek altı kez ayrılmak zorunda kaldı. Buna rağmen halkın güvenini kazanmayı başararak seçimlerde halkın oylarıyla güven tazeleyerek yedi kez başbakan olabilmişti. Gerçek seçimli demokrasilerde Halkın oyu ile iktidara gelerek, halkın ihtiyaçlarını karşılamayan siyasetçi gider, seçimler sonrası halkın güvenini kazanan başka siyasetçiler göreve gelir. Sözlerini yerine getirmeyen siyasetçi seçmen tercihine göre görevi bir başka siyasetçiye bırakır. Yine seçmen, tercihine göre daha önce görevden ayrılmak zorunda kalan bir siyasetçiyi tekrar göreve de getirebilir. Dünyada geçerli olan ve başarıyla uygulanan Seçimli demokrasi budur işte. Seçmen; Devlet yönetiminin başına kendi oylarıyla getirdiği siyasetçinin çalışmasından memnun kalmazsa seçimlerle değiştirebilmelidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bu değişimin ülke ve seçmen yararına olabilmesi için tek şart: Seçmenlerin yapılan seçimlerde bilinçli bir şekilde oy kullanabilmeleridir. Bunu için de seçmen göreve getirdiği siyasetçinin çalışmasını takip etmeli tasvip etmediği çalışmaları için uyarmalı, eleştirisini dikkate almayan siyasetçiyi seçimde oy vermeyerek değiştirmelidir. Siyasetçiler seçmenin elindeki bu gücü ve bu güçle seçmenin ne yapabileceğini çok iyi bildikleri için bu gücün etkisizleştirilmesi, itibarsızlaştırılması için her türlü düzenleme ve uygulamayı yapmaktan çekinmezler. Bunların hayata geçirilmesi için iktidar veya </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Muhalefette olmanın önemi yoktur. Halka hizmeti ikinci plana atan siyasetçi için iktidara giden her yol tercih sebebi olabilir. Hedef iktidarsa; seçim kazanmak için seçmene yapılan en masum propaganda yöntemi gerçekleştirilmesi imkânsız olan seçim vaatlerdir. Son yıllarda buna rakip parti ve adayla iftira atmak, yönteminin de eklendiğini görüyoruz. Dolayısıyla seçmen kandırılmamak için artık daha da dikkatli olmak zorundadır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Uzun lafın kısası; Ülkede işler seçmenlerin istediği gibi gitmiyorsa sorumlusu giden eski yıl değil seçim zamanı gerekli özeni göstermeden oy kullanarak tercih yapan seçmenin kendisidir. Yıl Dünyada bütün devletlerin kabul ettiği 365 gün altı saatten oluşan bir zaman dilimidir. Vatandaşların çektiği sıkıntılarla doğrudan veya dolaylı hiç bir ilgisi yoktur. Vatandaşların çektiği sıkıntıların asıl sorumluluğu öncelikle </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“seçmenlerin</span></span></strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">” kendisi daha sonra karar verici </span></span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“seçilenlerdir</span></span></strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">”. Yani Belediye Başkanları ve meclis üyelerinden başlar, milletvekilleri, bakanlar ve yenini sistemimize göre Cumhurbaşkanıdır. &nbsp;Seçimli Demokrasi bilinçli oy kullanan seçmenler için bir nimet olduğu gibi, henüz seçimin önemini kavramayan seçmenler için ise; tercih hatasının bedeli olarak adeta kendini cezalandırma aracı haline de gelebilmektedir. Seçimli Demokrasi işte tam da böyle bir şeydir. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bütün olumsuzluklara rağmen 2026 yılında tüm dünyada emperyalizmin ve savaşların son bulmasını, Ülkemize ve Halkımıza sağlık, barış, huzur ve zenginlik getirmesini, haksızlıkların sona ermesi umuduyla adalet sağlanması diliyor okurlarımızın yeni yılını kutluyorum. </span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 04 Jan 2026 21:59:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YETMEZ AMA !…</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/yetmez-ama-631</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/yetmez-ama-631</guid>
                <description><![CDATA[YETMEZ AMA !…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi 21 Aralık 2025 tarihinde TBMM de yapılan oylama sonunda Kullanılan 569 oydan, 249 ret oyuna karşılık 320 oyla kabul edildi. Okurların televizyondan izlediğini tahmin ediyorum. Oylamadan önce vekillerin yumruk yumruğa kavgaya tutuşması Gazi Meclise ve vekillere hiç mi hiç yakışmadı. Yumruklu kavga görüntüleri tek kelime ile utanç vericiydi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;2026 Bütçesinin yükünün yine emekçilerin sırtına yüklendiği, en ağır bedeli yine asgari ücretliler ve emeklilerin ödeyeceği çok açık şekilde görülmektedir. Gelir vergisi artıyor, dolaylı vergiler katlanıyor, faiz giderleri büyüyor. Ama işçi, memur, emekli ve sabit gelirli her geçen yıl daha da yoksullaşıyor. Bu tablo tesadüf değil; bilinçli bir tercihin sonucudur. 2026 bütçesinde toplam giderin 18,8 trilyon lira, toplam gelirin 16,1 trilyon lira, bütçe açığının ise 2,7 trilyon lira olarak tahmin edilmiştir. Açığın finansmanında yine dolaylı vergiler ve faiz politikalarının tercih edildiği görülmektedir. Sonuç olarak 2026 Merkezi Yönetim Bütçe kanunu Halkın beklentilerini karşılamak, umut vermekten çok uzak kalmıştır. 9,2 milyon liralık kol saati taktığı elini kaldırarak bütçeye kabul oyu veren vekillerin keyifleri yerinde. Oysa açlık sınırında, kuru soğana muhtaç yaşamını sürdürmeye çalışan açlık sınırındaki Halk, bütçeye “ YETMEZ AMA !.”falanı hiç düşünmeden ,”YÜZ KERE, BİN KERE, KESİNLİKLE HAYIR “ diyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ağrı Milletvekili&nbsp;S. SAKIK, bütçe görüşmelerinde yaptığı konuşmada israfa, haksızlığa vurgu yapmış. Gösterdiği duyarlılık için kendisine teşekkür ederim. Konuşmasında </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“</span></span></strong><strong><span style="font-family:Calibri">Bakın Parlamento'ya, çok ciddi eleştiriler var. Hep söylerler, çift maaş. Ben araştırdım, ben dahil 499 milletvekili çift maaş alıyoruz. Ama gençler almıyor. Genç milletvekilleri bu parayı almıyor. Kanun teklifi verelim. Totalde yılda 1 milyar TL'yi bulan bu parayı yoksul Anadolu çocuklarına harcayabiliriz. Parlamento'dan başlarsak Külliye' den alanların da üstüne gidebiliriz”</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;demiş. Okurlar konu hakkında yazdıklarımı hatırlar, aklın yolu bir. Vekil sanki benim ağzımdan konuşmuş ve düşüncelerimi aktarmış. Gazetemizde “ MİLLET VE MİLLETVEKİLLERİ” başlığı altında (7) bölümlük yazı dizisi yayımlamıştık. Okurların vaktini almamak için tekrar etmek istemiyorum. Hatırlamak isteyen okurlar verdiğim linkleri tıklayarak yazılara ulaşabilir. </span><a href="https://www.cerkezkoyekspres.com/makale/millet-ve-milletvekilleri-1-359"><u><span style="font-family:Calibri"><span style="color:#0563c1"><u>https://www.cerkezkoyekspres.com/makale/millet-ve-milletvekilleri-1-359</u></span></span></u></a><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;mutlaka öneririm.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Vekiller özlük haklarında zaman içinde o kadar çok iyileştirme yaptı ki; vekillik adeta çok hızlı zengin olma aracı haline geldi. Onun için Milletvekili koltuğuna oturan bir daha kalkmak istemiyor. Zaten ikinci dönem seçilenlerin büyük bir çoğunluğu hem emekli vekillik hem de aktif vekillik maaşı alıyor. Üzerine her ay düzenli olarak maaşın %50 si kadar yolluk aldıkları da unutulmasın. Ballı börek mi dersiniz, çift dikiş mi dersiniz bilemem artık, tercih sizin. Ben bu imtiyazlı vekillere beş yıldızlı vekiller diyorum. Belli ki vekillere o da yetmiyor, aday gösterilmediği ya da seçilemediği için vekilliği sona eren 309 eski vekil 2023 yılı Nisan-Mayıs-Haziran dönemi için peşin ödenen 3 aylık maaşın çalışmadan aldıkları 2 aylık kısmını hala iade etmiyor. Unutmamak ve unutturmamak için ben ısrarla yazıyorum, yazmaya edeceğim. Çalışmadan aldıkları maaşları iade etmeyenler nasıl sıkılmıyor Halkın içine çıkıyorlarsa bende gündemde tutmaktan ve sormaktan sıkılmayacağım ve yazacağım. &nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;İYİ Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kâmil Erozan, milletvekilliğinin sona erdiği kesinleşir kesinleşmez TBMM yönetimini arayarak peşin aldığı maaştan ne kadar iade etmesi gerektiğini sormuş. TBMM yönetimi, bu konuda yazılı başvuru istemiş. Yazılı başvuru üzerine TBMM yönetimi Erozan'a 150 bin 470 lira 80 kuruşun iade edilmesinin uygun olacağını bildirmiş, sayın vekil de iade etmiş. Demek ki çalışmadan alınan maaşın iade edilmesi gerekiyormuş ki meclis yönetimi iadeyi geri almış. Açlık sınırında yaşamaya mahkûm edilen milletin bir ferdine Devlet yanlış bir ödeme yaptığı zaman faiz işleterek icra yolu ile tahsil ederken, milletvekillerine uygulanan bu ayrıcalığın, keyfiliğin sebebi ne olabilir? TBMM’ni arpalık haline getirenler hakkında harekete geçilerek gereken işlem yapılmalıdır. Hak etmeden aldıkları maaşları iade etmeyen vekillere sormak isterim: Kul hakkından haberiniz var mı sizin? Alo, sesim geliyor mu? Kul hakkı diyorum, kul hakkı, haberiniz var mı? </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Çalışmadan aldıkları 2 aylık maaşı iade etmeyen vekillere hiçbir anlam ifade etmeyeceğini bilsem de; 1. TBMM den bazı örnekler vermek istiyorum.</span>&nbsp;<span style="font-family:Calibri">1.TBMM vekilleri yokluklar içerisinde var olmaya çalışan bir milletin temsilcileridir. Milletvekilleri Ankara’ya bin bir güçlükle gelebilmişlerdir. Çoğunun yatacak yeri yoktur. Meclis Başkanının kullandığı otomobilden başka motorlu araç bulunmamaktadır. Sekiz ay maaş almadan çalışan milletvekilleri, bir yıl sonra 100 lira olan maaşlarının yüzde 20’sini bütçe açığını kapatmak için yine Devlete verdiler. 1.TBMM, çok zor şartlar altında bir araya gelen, memleketin bağımsızlığına kavuşması için gerekirse ölümü göze alabilen vatansever ve kültür düzeyi yüksek milletvekillerinden oluşmuş bir meclistir. Şimdi gel de nereden, nereye deme bakalım.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Son söz: Sosyal adaletin sağlanması için milletvekili maaşları asgari ücrete, aynı şekilde tüm emekli maaşlarının da milletvekili maaşlarına endekslenmesi gerekir. Milletvekillerinin özlük haklarında, emeklilik hakları ve uygulamalarında sağlanan imtiyaz ve imkânlara derhal son verilmelidir. Bu işlem geriye dönük olarak da yürütülmelidir. Öyle ya milletvekilleri, TBMM de çıkarılan kanunla; millete: Geriye dönük işlem yapılmasına izin vererek EYT sorunu yaşattıysa, demek ki milletvekillerine aynı işlem yapılarak geriye dönük düzenleme pekâlâ yapılabilecektir. Millet’ e tanınmayan hiçbir özel hak vekillerine imtiyaz olarak sağlanmamalıdır. Sağlanan ayrıcalıklı imkânlar derhal geri alınmalıdır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Bu haftaki yazımı da Tevfik Fikret in günümüz Türkçesine çevrilmiş haliyle “</span><strong><span style="font-family:Calibri">HAN-I YAĞMA”</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;şiirinden yaptığım alıntı ile bitireyim.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Efendiler, pek açsınız, bu çehrenizde bellidir; </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı, kim bilir?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Şu nimetler sofrası bakın, gelişinizle övünür. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Bu hakkıdır gazânızın, evet, o hak da elde bir...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Yiyin efendiler yiyin; bu iç açıcı sofrası sizin;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Dec 2025 12:26:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GÜLŞAH DURBAY\&#039;IN ARDINDAN</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/gulsah-durbayin-ardindan-630</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/gulsah-durbayin-ardindan-630</guid>
                <description><![CDATA[GÜLŞAH DURBAY\'IN ARDINDAN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Bir süredir kanser tedavisi gören Manisa Şehzadeler Belediye başkanı Gülşah DURBAY 14.12.2025 Pazar günü vefat etti. On binlerce yurttaşın katıldığı cenaze töreninden sonra doğduğu köyde torağa verildi. Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun. Işıklar içinde uyusun. Ailesine, sevenlerine ve CHP örgütüne baş sağlığı diliyorum. Allah sabır ve dayanma gücü versin. Gülşah DURBAY' ın vefatının ardından yakın çalışma arkadaşı, rahmetlinin yoğun bakımda söylediği son sözlerden birinin </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“Çok acıklı bir hikâye yazdık dimi"</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;olduğunu açıkladı. Altı ay içinde Manisa Büyükşehir Belediye başkanının ardından Şehzadeler Belediye Başkanının hayatını kaybetmiş olması tam da öyle, çok acıklı oldu. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Her ölüm acıdır ama genç ölümlerin insanları daha çok etkilediği de bir gerçektir. Gülşah Başkanın Otuz yedi yaşında, Manisa nın ilk kadın belediye başkanı olduğunu biliyordum, bunun dışında kendisi hakkında bilgi sahibi değildim. Vefatının ardından medyada yer alan yazılardan kendisi tanıma imkânı buldum. Kendisi iki üniversite bitirmenin yanı sıra yüksek lisansını tamamlamış, doktorasına devam ediyormuş. CHP Manisa Gençlik ve Kadın kolları başkanlığını yürütmüş. Çok başarılı, sevilen, çalışkan ve dürüst bir kişi olduğunu öğrendim. Sonuç olarak; Rol model olacak, Manisa değil ülkemizin de çok arayacağı, çok zor yetişen değerli bir siyasetçiyi kaybettiğimizi düşünüyorum. Allah Rahmet Eylesin.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yazılanlardan olsa da kendisini tanıdıktan sonra daha önce okurlarla paylaştığım; </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“ülkemizin çok iyi yetişmiş, liyakatli gençleri olduğunu, asıl sorunun; siyasetin bu gençlerin öne çıkmasını engellediği”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;tespitimin ne kadar doğru olduğunun görülmüş olmasından fazlasıyla mutlu oldum. Başkanlığının ilk aylarında Antalya merkezli yerel bir internet sitesinde yayımlanan yazılarda Gülşah DURBAY hakkında iğrenç iftiralar ortaya atılmıştı. Büyük ihtimal, rantiyeci haramilerin tekerine çomak soktuğu için satılmış alçaklar iftirayla yıpratmaya çalışmışlardır. İftira; Ülkemizde namusuyla çalışan beytülmal a el sürmeyen başkanlarının kaderidir. Kendim de böyle alçakça iftiralara uğradığım için biliyorum. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Haramiler benim hakkımda da Bulgaristan da fabrikası var, Kırklareli nde kendisine tripleks villa yaptırdı iftirasını atmaktan utanmadılar. Haramilerin kullandıkları satılmış kalemler ne faşistliğimi, ne de komünistliğimi bıraktı. Buna rağmen mücadeleden bir adım geri atmadık, o isimsiz kahraman arkadaşlarımla birlikte görevimizi son dakikaya kadar, başladığımız gibi haramilerle mücadele ederek tamamladık. Çerkezköy de haramilerin saltanatını çok güçlü bir şekilde sarstık. Korkuttuk, durdurduk ama yıkmaya süre yetmedi. Halk bir dönem daha tercihini bizden yana kullanabilseydi haramilerin saltanatı yıkılır, Çerkezköy de en az elli yıl ne ihale ne de imar yolsuzlukları ne de haksız zenginleşmeler olurdu. Olmadı, Halk iftiralara çok kolay inandı ve çok kolay teslim oldu. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ben yaşadığım tecrübeden sonra çok ağır ekonomik bedel ödemek zorunda kaldığım için kızlarıma ve yeğenime siyasetin bize göre olmadığını, aktif siyasetten uzak durmalarını önerdim. Konuşmamın devamında </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“siyaset beytülmal a dokunmayanlar için çok nankör bir hale geldi. Haramilerin tekerine çomak soktuğun zaman iftiralarla seçmenleri kandırıyorlar. Siz genlerinizi bizden aldınız, sizin de haramla işiniz olmaz. Kul hakkı yemezsiniz. Bir siyasetçinin dediği gibi harama el uzatmak çocuktan babaya değil, babadan çocuğa geçer. Dolayısıyla siyasette aktif olarak yer aldığınızda haramilerle mücadele edeceksiniz bundan zerre kadar şüphe duymam. O zaman haramiler türlü iftiralarla seçmeni kandıracağı için sizde benim yaşadıklarımı yaşayacaksınız. Ateşin sıcak olduğunu anlamak için elle tutarsan canın yanar. Beni mücadelede yalnız kalırsın diye uyaran olmadığı için yandı, sizin yanmasın, siyasetle ilgilenin ama aktif olarak siyasi bir göreve talip olmayın</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;<span style="font-family:Calibri">“ demiştim. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Gülşah DURBAY Başkan tedavi gördüğü bir süreçte ortaya atılan iftiralara karşı hukuki mücadele vereceğini açıklamıştı. İftirayı atan Gazeteci ve haber sitesinin Yazı İşleri Müdürü hakkında açılan dava sonuçlanmış, her iki sanığın 1 yıl 9 ay 25 gün hapis cezası cezalandırılma kararı verilmiş. Ne oldu şimdi, adalet yerini buldu mu yani? Bana göre kemoterapi tedavisindeyken bile görevinin başından ayrılmayan değerli başkana uğradığı iftiradan dolayı Manisa halkı gerektiği şekilde sahiplenmemiş iftiracılara hak ettikleri tepkiyi vermemiştir. Hâlbuki böyle durumlarda Halkın başkanı sahiplenerek vereceği tepki yargının vereceği cezadan çok daha etkili olacaktı. Önemli olan beytülmal’ a sahip çıkan başkanı kaybettikten sonra değil, yaşarken sahip çıkmak onu Çakallar’ a yem etmemektir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Son sözüm de siyasi parti yöneticilerine: Siyasette değişimden korkmaya, kaçmaya gerek yok. Dünya çok hızlı bir şekilde değişiyor. Ülkemizin bu değişimi; siyasi partilerdeki yapılanma ve işleyişle yakalaması çok zor olacaktır. Dört, Beş, Altı dönem vekillerden bıkmışken şimdi karşımıza bir de üç, dört, dönem vekillikten sonra belediye başkanlığı dayatması geldi. Yapmayın, etmeyin </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">”ağır abi ve ablalar.”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Hak vaki olacak gün geldiğinde hepimiz öleceğiz. Üstelik öğrendiniz artık işte kefenin cebi de yokmuş. Gençlerin önünü açın artık. Hem zaten siyaset yapmanızı gerektirecek öyle üstün bir yetenek olsaydınız bugüne kadar göstermeniz gerekmez miydi? Bulunmaz Hint kumaşı değilsiniz yani. Eski bir genel başkanın tarif ettiği sırtından hançerleme olayı başka!.. O da gün geldiğinde açıklanır her halde.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 18 Dec 2025 13:19:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TEMİZ SİYASET; HEMEN!</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/temiz-siyaset-hemen-629</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/temiz-siyaset-hemen-629</guid>
                <description><![CDATA[TEMİZ SİYASET; HEMEN!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;Siyasetçilerin oy kazanmak uğruna sergiledikleri riyakârlıklar, siyaset sahnesinde oynanan oyunlar, seçilmişlerin transferleri, sadece hamasetten ibaret içeriksiz kürsü konuşmaları, siyaseti kayıkçı kavgası haline getirmiştir. Hepsinin üstüne; Halk kuru soğana muhtaç yaşarken siyaset rantından haksız ve akıl almaz zenginleşmeler tüy dikmiştir. Bu durum; halkın siyasetçilere güvenini azaltmasının ötesinde, yok etmeye başlamıştır. O kadar ki siyasetçiler için “bugün söylediğinin yarın tersini söyler” sözü artık; ”şimdi bunu söylüyor, bir saat’ a kalmaz tersini söyler ” haline dönüşmüştür. Bu davranışları sergileyen siyasiler hiç durup düşünmeden aynı davranışlara devam ettiklerine göre ya bindikleri dalı kestiklerinin farkında değiller veya öyle davranıyorlar. Bu ortamda iç cephede birliğin sağlanabilmesi, Halkın sorunlarının çözüleceğine inanması artık oldukça zor olacaktır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;CHP kurultayından bir gün önce eski genel başkanının açıklaması siyaset ve siyasetçilerin geldiği noktayı göstermesi açısından çok ilginç oldu. K.K <span style="font-family:Calibri">“” </span></span><strong><span style="font-family:Calibri">Hesap vermek her bir CHP'linin namus borcudur. Her siyasi parti ve her siyasetçi savrulabilir, geri durabilir, rüşvet ve yolsuzluk sarmalına bulaşabilir ve hatta ihanet zincirine de tutunabilir. Ama Cumhuriyet Halk Partisi rüşvetlerle, yolsuzluklarla ve rüşvet çarkının müteahhitleri ile anılamaz, bunlarla bir araya gelemez. Derhal arınmalı ve yoluna devam etmelidir. Cumhuriyet Halk Partisi aziz milletimizi ahlaki uyanışa davet eden bir parti olmalıdır</span></strong><span style="font-family:Calibri">.”” Dedi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Açıklamada katıldığım bazı cümleler olsa da; söyleyen bendeki kredisini tükettiği için dikkate almadım. Çünkü ne kendisi aday olarak delegenin karşısına çıkabildi, ne de ekibinden birini aday çıkarabildi. Normal olan; eleştirilerini delege önünde yaparak parti için doğru gördüğü yol haritasına delegelerin desteğini araması değil miydi? Değilse kurultaydan bir gün önce bu çıkışı neden yaptı? CHP yönetimi de kendisine seçmenlerin beklediği ve hak ettiği cevabı veremedi. Neden acaba? &nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;K.K eleştirdiğim “KALIBININ ADAMI(4, 5, 6) başlıklı yazılar dizi halinde gazetemizde&nbsp;yayımlandı. Hatırlamak İsteyen okurlara linke giderek yazıları okumalarını öneririm. Çünkü: Bana göre CHP henüz kamuoyuna yansımayan gelişmelere gebe. Kurultaya rağmen yerine oturmayan taşlar var. Bu noktada okurları sıkmak, yormamak için şimdilik yazı dizisinin (4) bölümünden bir alıntı ile konuyu bugünlük kapatmak istiyorum. “”</span><strong><span style="font-family:Calibri">partinin görevden uzaklaştırılarak tutuklu yargılanan, belediye başkanları ve bürokratlar için yaptığı mitingleri desteklemediğini, bunlara son verilmesi gerekir dediğini de aktardılar. Kılıçdaroğlu’ nun kini kime ve nedendir. Kuru soğana muhtaç hale getirilmiş bir Halkın kurtuluş umudunu elinden almak nasıl bir duygu ve düşüncedir. Böyle bir intikam hırsı olabilir mi?</span></strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">””(Kaynak Linki =&nbsp;</span></span><a href="https://www.cerkezkoyekspres.com/makale/kalibinin-adami-4-605"><u><span style="font-family:Calibri"><span style="color:#0563c1"><u>https://www.cerkezkoyekspres.com/makale/kalibinin-adami-4-605</u></span></span></u></a><span style="font-family:Calibri">)</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Kurultay günlerinde E. İmamoğlu siyasetin halkın güvenini kazanabilmesi için yapılması gerekenler konusunda benim de yazılarımda savunduğum ve sık olarak dile getirdiğim bir öneride bulundu. Temiz siyaset çağrısı olarak şu açıklamayı yaptı</span><strong><span style="font-family:Calibri">: “Bu suçlamalar bana yapışmaz. 35 yıllık bütün mal varlığımın hesabını vermeye hazırım. Alnım ak, başım dik. Milletin hakkı, devletin güvenliği için bu temizliği yapabilecek iradeleri varsa Meclis’ten bir günde yasayı geçirelim ve siyaseti hep birlikte temizleyelim. Talimatı versinler, MASAK ve BDDK bütün siyasetçi ve bürokratların&nbsp;üçüncü derece akrabalarına kadar mal varlıklarını araştırsın. Röntgeni çekelim, artık bu siyaseti iyileştirelim. “ </span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong><span style="font-family:Calibri">Burada E. İmamoğlu’ndan farklı düşündüğüm bir noktaya değinmeden geçersem yazım eksik kalacak, o da şudur: Temiz siyaset için sadece siyasetçi ve bürokratların mal beyanı vermesi daha önce denendiği ve görüldüğü gibi yeterli olmuyor. Temiz siyaset isteniyorsa; 2003 yılında haklı bir gerekçe gösterilmeden yürürlükten kaldırılan “Mali Milat Ve Nereden Buldun” yasası gecikmeden, &nbsp;tekrar yürürlüğe konmalıdır. Halkın artık siyasetten kaynaklı yolsuzluklara dayanacak gücü kalmadı. &nbsp;Mali Milat ve Nereden buldun yasasıyla birlikte Siyasi Etik Yasası ve Ceza kanununda gerekli kanuni düzenlemeler yapılarak yolsuzluklarla çok sert mücadele edilmelidir</span><strong><span style="font-family:Calibri">. Temiz siyaset için; Hemen!</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;E. İmamoğlu’nun açıklamasını 21 Mayıs 2024 tarihinde CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Halk buluşması programında belediye başkan adaylarına mal beyanı konusunda verdiği talimat ile birlikte değerlendirirsek amaca daha uygun hale de gelebilir. Özel, "Tüm CHP'li belediye başkanları mal varlığını belediyenin kapısına asacaklar. </span><strong><span style="font-family:Calibri">Her sene bunu düzenli asacaklar. Belediye başkanlığı yapıp zenginleşmeyeceğiz!.. Vatandaşlarımız da bu konunun takipçisi olmalı”</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;demişti. Çok takdir ettiğim bir açıklama olmuştu. Üzerinden 1,5 yılı aşan bir süre geçti açıklamadaki talimata uyan bir CHP li Belediye Başkanı ben duymadım ve görmedim. Duyan veya gören varsa lütfen yazsın, okurlarla paylaşalım, temiz siyaset için Halkın beklentisine ve takdirlerine tercüman olalım. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Şu an aklıma geldi; okurlar işe önce kendi evimizin önünü süpürmekten başlanmasına ne der acaba? O halde TBB Başkanı ve Çerkezköy Belediye başkanına bir çağrı yapalım. CHP genel başkanı Özgür ÖZEL delegenin güvenini aldı ve tekrar genel başkan seçildi. Aksi bir beyanını da duymadığımıza göre: Sayın Belediye Başkanları genel başkanın talimatını neden yerine getirmediler, getirmiyorlar? Neden? &nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;Ayrıca, yol arkadaşları CHP li &nbsp;İBB Başkanı Sayın Ekrem İMAMOĞLU nun çağrısını da yukarıda yazdım. Çağrıya uyarak kendisine destek vermek adına kamu görevlerine başladıkları gün kanun gereği verilen mal beyanı ile bu günkü mal beyanını, oy vererek kendilerini başkan seçen hemşerileri ile paylaşmak istemezler mi? Böylece aynı zamanda genel başkanın talimatını da yerine getirmiş olurlar. Dolayısıyla isterler, mutlaka isterler. Hatta onlara bu imkânı yarattığım için teşekkür bile ederler. Temiz siyaset için bir kıvılcım yakmış olalım arkadan Başkanlardan belki İtfaiye binasıyla ilgili soruların cevabı gelir. Yine belki vekilken çalışmadan alınan iki aylık maaşın iadesi konusuna cevap gelir. Kim bilir?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">Önemli Not:</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Mal beyanı tarihi önemlidir: Mal beyanının seçilmiş olarak kamu görevine başlandığı tarihle bugün arasını kapsayacak şekilde olması gerekir. E.İ ’nun çağrısı gibi üçüncü derece akrabaları kapsamasına gerek yok, sadece bakmakla yükümlü olan kişileri kapsamasını yeterli kabul ederiz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Bu günkü yazımı Nazım HİKMET in </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“Yaşamaya Dair”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;şiirinden yaptığım alıntı ile bitiriyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,</span><br />
<span style="font-family:Calibri">yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,</span><br />
<span style="font-family:Calibri">hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,</span><br />
<span style="font-family:Calibri">ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,</span><br />
<span style="font-family:Calibri">yaşamak yanı ağır bastığından.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Dec 2025 15:36:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>VEFATININ 19. YILINDA BÜLENT ECEVİT (4)</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/vefatinin-19-yilinda-bulent-ecevit-4-628</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/vefatinin-19-yilinda-bulent-ecevit-4-628</guid>
                <description><![CDATA[VEFATININ 19. YILINDA BÜLENT ECEVİT (4)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Bütün tecrübesine rağmen ECEVİT hiç hata yapmadı mı? Bana göre yaptı. Özetlemeye çalışayım: 90 lı yılların ortalarında (96-97) parti içinde yaşanan sorunlar nedeniyle Tekirdağ İl başkanı Sayın Mehmet KARADUMAN ın liderlerinden olduğu, birlikte olarak destek vermekten onur duyduğum </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">”Çile çiçekleri”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;adıyla bir gurup oluşturuldu. Amaç; Beraber yola çıkarak, adeta iğne ile kuyu kazarak bir noktaya taşınan partinin, yolda bulunanlar tarafından daha fazla yıpratılmasını önlemekti. Bunun için partiye zarar veren gelişmeleri ve çözüm önerilerini Bülent ECEVİT e iletebilmek için diyaloğa girmek istendi. Bülent ECEVİT e karşı hizip oluşturmayı hiç kimse, hiçbir zaman düşünmedi. Rahmetli Genel Başkan tecrübesine rağmen yazık ki bu grupla diyaloğa girerek çözüm arayamadı. &nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;Bunun yerine tek adam sistemi yöntemiyle parti içi disiplin sürecini işleterek muhalif olarak nitelenen grubu (hiçbir çıkar beklemeden, sadece ECEVİT e inandığı için, geleceğini, çoluk çocuğunun rızkını, sağlığını, varını yoğunu hiç düşünmeden partiye harcayanları) ihraç etme yolunu tercih etti. ECEVİT in </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“ben partiden ayrıldıktan sonra hala bana ihtiyaç duyulursa kendimi başarısız bulurum”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;sözü gerçek oldu. Çile çiçeklerinin ihracı hak edecek davranışları olmamıştı. 1999 seçimleri öncesi çile çiçeklerine af çıkacağı konuşulsa da, sonuç alınamadı, unutuldu gitti. İhraçların partiye verdiği zararın tespiti yapılmadı. Partiye etkisi ancak 2002 erken seçimleri sonrası acı bir gerçek olarak ortaya çıktı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;2001 yılındaki ekonomik krizin ABD nin Büyük Orta Doğu planlarının bir parçası olduğuna önceleri komplo teorisi dense de bugün büyük bir kesimden tarafından kabul görmektedir. B.ECEVİT krizle mücadele deneyiminden faydalanmak için K. Dervişi Türkiye ye davet etti. Dünya Bankasında yoksulluğun azaltılması ve ekonomi yönetiminden sorumlu başkan yardımcısı olarak görev yapan K. Derviş, Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı oldu. Hazine Müsteşarlığı, Merkez bankası, BDDK, SPK Başkanlığı, Ziraat Bankası, Halk Bank ve Türkiye Kalkınma Bankası kendisine bağlandı. Hükümetin Dünya bankası ve IMF ye verdiği taahhütleri yerine getirme operasyonlarını yönetti. Yapısal değişikliklerin tümü onun dayatmasıyla yapıldı. B.ECEVİT erken seçim çağrılarına katkısı olduğunu görünce, seçimden sonra kendisini davet edip görev vermekle hata yaptığını geç te olsa kabul etti.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;2002 yılı bahar aylarında Koalisyon ortaklarından biri aniden agresif bir çıkışla erken seçim talebini gündeme getirdi. B.ECEVİT ortaklarına 1999 Gölcük depremine rağmen ekonomide çok köklü yapısal değişiklikler yapıldığını, sonuçlarının görülmeye başladığını, bu ortamda erken seçimin koalisyon için ağır bedeli olacağını anlatmaya çalıştı. Buna rağmen koalisyonun 2.partisi olan ortağı ve muhaliflerin oylarıyla TBMM de ECEVİT in HAYIR dediği erken seçim kararı alındı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Hemen her seçimi siyasiler kader seçimi olarak değerlendirir. Bana göre 2002 erken seçimi ülkemiz ve milletimiz için kader seçimi olmuştur. Bugün ekonomi ve dış politika dahil yaşanan tüm sıkıntıların altında, hazırlıklar tamamlanmadan yapılan erken seçim kararı yatar. Bu kararın alınması için K. Derviş kriz ortamını organize ederek erken seçimi tetikledi. Birlikte parti kurmak amacıyla DSP den kopardığı arkadaşlarını yarı yolda bırakarak 1999 da baraja takılan CHP den aday oldu. Yapılan erken seçim sonucu DSP, YTP, ANAP, DOĞRU YOL, MHP, GP, DEHAP baraj altında kaldı. AKP ve CHP barajı geçti. Derviş, CHP den milletvekili seçildikten sonra dönemi tamamlamadan istifa etti ve Amerika ya döndü. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Aslında seçimlerin hemen öncesi erken seçimin iptal edilme imkânı oluşmuştu. 1 Ekim 2002 açılan TBMM de listelere giremeyen vekiller seçimlerin iptali yönünde önerge verdi. Seçimler iptal edilseydi yüksek baraj kaldırılarak 2002 seçimleri sonrası meclise 2 parti değil, halkın temsil oranını arttıran, daha çok sayıda partinin girmesine imkân veren bir düzenleme yapılabilirdi. Ancak seçimlerin iptaline karşı öyle bir baskı cephesi oluşmuştu ki; dönemin Cumhurbaşkanından başlayarak genel kurmay başkanı ve diğer üst düzey bürokratlar ile STK yöneticileri dahil hemen herkes seçim iptaline karşı çıktı. B.ECEVİT Temmuz 2002 de karşı olduğu erken seçime bu baskı sonucu 1 Ekim 2002 EVET demek zorunda kaldı. Bakmayın bugün atıp tutanlara, o tarihte nasıl bir organizasyon, nasıl bir ikna yöntemi ve gücü ile nasıl yapıldı halk tam olarak hala bilmiyor. Parlamenter sistem; sarı öküzü aslında bu &nbsp;seçim sonunda verdi. </span><strong><span style="font-family:Calibri">Bakmayın öyle üç maymunu oynayanlara</span></strong><span style="font-family:Calibri">,</span><strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;aslında o gün herkes oradaydı!</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bülent ECEVİT in bu gelişmelerde hatası; parti içi çekişmeleri diyalog yolu ile çözme imkânı varken, sorunu yine disiplin yoluyla çözmeye kalkmış olmasıdır. Parti içinde yaşanan İki çekişmenin de yakın tanığıyım. İlkinde Sayın Mehmet KARADUMAN la birlikte hareket ederek ihraç edildim, ikincisinde rahmetli İsmail CEM le birlikte hareket ederek partimden istifa ettim. Her iki çekişme sonunda partinin yanı sıra ülkemizin çok değerli, birikimli, dürüst siyasetçilerini kaybettiğini biliyor, inanıyor ve üzülüyorum. Kısa süre önce ECEVİT gibi bir lidere partiyi korumak adına ses yükselten cesur yürekler partiden uzaklaştırıldığı için parti ne olduğunu anlayamadan bir anda bölündü. Çile Çiçekleri partide olsaydı dağılma ve çöküş olmazdı. Daha önemlisi partinin çöküşüyle birlikte halk umudunu kaybetti. Mücadeleyi bıraktı, yaptırımları ve dayatmayı kabullenir hale geldi. Bugün yaşananlar, halkın umudu kaybetmesi sonucu öğretilmiş çaresizlik tuzağına düşerek, dayatmaları kabullenmesinin sonucudur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Dünya çapında dürüstlüğü, cesareti, güvenirliği ve çalışkanlığı ile takdir almış, isim yapmış bir siyasetçi olan rahmetli Bülent ECEVİT nasıl oldu da tek başına iktidar olacak sayıda vekil çıkaramadı? Yazık ki bu soruya kesin olarak doğru cevap verme imkânım yok. Ancak yaşadığım siyasi tecrübeye dayanarak seçmenlerin oy tercihi yaparken gereken duyarlılığı göstermediğine inanıyorum. Seçmen doğru yanlış olduğuna bakmadan kara propagandaya çok kolay inanıyor ve yanlış tercih yapıyor. Korkutanlar böylece amacına ulaşıyor, sömürüye devam ediyor. B.ECEVİT için de en çok yapılan kara propaganda karşısındaki sağcı partilerin iftirası </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“komünist”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;yaftalaması olmuştur. Kendisi defalarca komünist olmadığını yazıp söylemesine rağmen, iftira olan bu algıyı kırmaya yazık ki gücü yetmedi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Eski Cumhurbaşkanlarından Celal Bayar bile </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“Bu kış komünizm gelecek”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;cümlesini o kadar sık kullanmış ki sağ partilerin tümünün halka komünizm korkusu yaymak için kullandığı bir slogan haline gelmiştir. Olayın trajikomik yanı; acı ama bugün bile hala bu slogana inanan ve ona göre oy kullanan seçmen kitlesinin olmasıdır. Bu seçmen kitlesi gaflet uykusundan mutlaka uyandırılmalıdır. Aksi halde kamu imkânlarıyla zengin olanlar zevk sefa içinde, kuş sütünün eksik olduğu masalarda tıkınırken, komünizm gelecek diye korkutulan ve derin uykuya dalan milyonlar, yarın gelir mi korkusuyla kuru soğana muhtaç karnını doyurmaya, on beş nüfus bir arada barınmaya, yaşamaya, çalışmaya devam ediyor. Artık bu kitleyi uyandırmak için kurtarıcı bir kahraman beklenmemelidir. Kurtarıcı; uyanan, yalanla gerçeği ayıran ve oyuna sahip çıkarak doğru kullanan halkın kendisidir. Halktır, Halk!.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;Bülent ECEVİT, 18 Mayıs 2006'da geçirdiği beyin kanamasının ardından yaklaşık 6 ay boyunca tedavi gördü, yoğun bakımda kaldı. 5 Kasım 2006'da 81 yaşında solunum yetmezliği nedeniyle vefat etti. 11 Kasım 2006'da milyonların katıldığı törenden sonra cenazesi Devlet Mezarlığı'na defnedildi. &nbsp;&nbsp;Okurlar da tanık oldu; eleştirilerim içinde ECEVİT e yönelik tek bir yolsuzluk veya kamu malından haksız zenginleşme yer almamıştır. Çünkü HALKÇI ECEVİT in aklının ucundan böyle şeyler geçmemiştir. &nbsp;&nbsp;IŞIKLAR İÇİNDE UYU SAYIN GENEL BAŞKANIM, BEN DE GÖRMEYECEĞİM AMA İNANDIĞINIZ BİZİ DE İNANDIRDIĞINIZ GİBİ BU DÜZEN DEĞİŞECEK! DEMOKRATİK SOL İKTİDAR MUTLAKA DEĞİŞTİRECEK! </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri"><strong>Yazımı Bülent ECEVİT in “Uyum” şiiri ile bitiriyorum.</strong></span></strong><br />
<span style="font-family:Calibri">boşluğa bulut buluta yağmur</span><br />
<span style="font-family:Calibri">yağmura toprak ne güzel uymuş</span><br />
<br />
<span style="font-family:Calibri">gündüze güneş güneşe tarla</span><br />
<span style="font-family:Calibri">tarlaya başak ne güzel uymuş</span><br />
<br />
<span style="font-family:Calibri">başağa buğday buğdaya insan</span><br />
<span style="font-family:Calibri">insana emek ne güzel uymuş</span><br />
<br />
<span style="font-family:Calibri">emeğe eylem eyleme yürek</span><br />
<span style="font-family:Calibri">yüreğe sevgi ne güzel uymuş</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 05 Dec 2025 12:18:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>VEFATININ 19. YILINDA BÜLENT ECEVİT (3)</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/vefatinin-19-yilinda-bulent-ecevit-3-627</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/vefatinin-19-yilinda-bulent-ecevit-3-627</guid>
                <description><![CDATA[VEFATININ 19. YILINDA BÜLENT ECEVİT (3)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Okurlar hatırlayacaktır; Sayın Cumhurbaşkanı 10 Kasım 2024 tarihinde Atatürk ü anma töreninde yaptığı konuşmada </span><strong><span style="font-family:Calibri">"Şayet, Gazi'nin ömrü ve sağlığı en azından bir 10 yıl daha ülkeyi yönetmeye el verseydi, hiç şüphesiz 2. Cihan Harbi sonrası bambaşka bir Türkiye görecektik"</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;diyerek duygu ve düşüncelerini dile getirmişti. Şimdi, Sayın Cumhurbaşkanından esinlenerek saygıdeğer okurlara; seçmen bir kez olsun ECEVİT i tek başına iktidara getirseydi, işçinin, köylünün, esnafın, emeklinin, memurun ve ülkenin ekonomik durumu nasıl olurdu sorusuna birlikte cevap aramayı önereceğim. ECEVİT in Başbakan olarak yaptıklarını hatırlayarak, ülkenin yaşadığı ekonomik kriz ortamında vakti müsait olan okurlar; TV ekranlarında ve miting meydanlarında sık yapıldığı gibi altın hesabını ile ücret kıyaslamasından başlayabilir. Okurları sıkmamak için tekrar etmeyeceğim. Çıkan rakamlar ürkütücü, ama gerçekçidir. Çünkü TÜİK in oranlarıyla yapılan memur ve emekli maaşları ile asgari ücret tespiti, halkın büyük bir çoğunluğunun nasıl kuru soğana muhtaç hale getirildiğinin bir belgesidir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;ECEVİT in Başbakanlığında tek başına DSP iktidarı olsaydı: SGK kanunun gerekli özen gösterilerek kimseyi mağdur etmeyen adaletli bir yasa olarak çıkartılması sağlanırdı. Sonra toprak reformu tamamlanırdı. Köy-Kent projeleriyle köylü vatandaşlar köylerini terk etmez, tam tersi kente göç edenler tekrar köylere dönerek toprak reform sonucu kendilerine verilecek tarlaları işler, hayvancılık yapar, et, süt, tahıl ve bakliyat ithal edilmezdi. GAP projesi, sulama kanalları dahil çoktan bitirilir bölge sulu tarıma geçmiş olurdu. </span><strong><span style="font-family:Calibri">"Toprak işleyenin, su kullananındır"</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;gibi söylemlerle umutlanan emekçi ve köylü sınıflarının beklentilerine yanıt verilerek halkçı politikalar hayata geçirilirdi. ECEVİT en büyük hayalim dediği köy-kent projesini Ordu Mesudiye de başlatmıştı. Seçimleri kaybettiği için başlattığı proje gelen iktidarın sahip çıkmaması sonucu çöktü. Köy ve köylüler için kurtuluş olabilecek proje başlarken bitirilmiş oldu. Başarılsaydı, halk kooperatifler sayesinde yoksulluktan kurtulabilirdi. Bu proje tümüyle bitince Doğu ve Güney Doğu Anadolu da işsizlik sorununun yanı sıra terör de biterdi</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yüz yıl önce </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“ köylü milletin efendisidir”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;diyerek çıktığımız yolda geldiğimiz noktaya bakar mısınız: Köyler boşaldı, tarlaları ekecek, besi ve süt hayvancılığı yapacak köylü kalmadı. Köy Kent Projelerine gereken önem ve destek verilseydi böyle mi olurdu? Proje devam etseydi köylü toprağını terk eder miydi? Şimdi Afganistan dan çoban getiriyoruz. Et, buğday, bakliyat hatta nasıl yetiştirileceğini bizden öğrenen ülkeden mercimek ithal eder haldeyiz. 80 li yılların başına kadar Dünyada kendi kendini doyuran sayılı ülkelerden biri olarak tanınan ülkemiz, bugün için tarım ürünleri ithal etmeden halkının karnını doyuramaz durumdadır. O kadar ki hayvanlara yem için kullanılan samanı bile ithal ediyoruz. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;2006’da yürürlüğe giren tarım kanununun 21.maddesin de Türkiye’nin tarımsal desteğe ayırması gereken bütçe belirlenmektedir. Bu maddeye göre desteğin gayrisafi milli hasılanın %1’inden az olamayacağı açıklanmaktadır. Kanunla düzenlenmesine rağmen, tarıma hiçbir zaman böyle bir destek sağlanmamıştır. ECEVİT olsaydı tarıma desteğin %1 inde üzerine çıkmasını mutlaka sağlar, Türkiye yi yine kendi kendini besleyen sayılı ülkelerden biri haline getirirdi. Öte yandan yangın söndürmek için yeterli özeliklerde ve sayıda uçak filomuz olmadığı için orman yangınlarında her sene milyonlarca ağacımız, adeta ciğerlerimiz yanıyor, orman yangını söndürmede yeterli olamıyoruz. Yeşil vatan gözlerimizin önünde kül olup gidiyor. ECEVİT tek başına iktidar olsaydı yangın söndürmek için yeterli sayıda ve özellikte olan uçaklardan oluşan filolar oluşturarak yeşil vatanın yok olmasına izin vermezdi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Şimdi ECEVİT in koalisyon hükümetlerin de yürüttüğü dış politikada yaptıkları ile bugün ülkemizin komşularla ilişkilerini, yürütülen dış politikayı kıyaslamaya kalkarak okurların vaktini almak istemem. Ancak; örnek olması için AB ye üyelik için gece yarısı uçakla Ankara ya gelerek kendisine davet mektubunu takdim eden AB yetkililerini hatırlatmadan geçersem haksızlık yapmış olurum. ECEVİT tek başına iktidar olsaydı Türkiye çoktan AB üyesi olmuştu. Oysa bugün; malum, artık AB ye üyelik zaten söz konusu değil de, daha ötesi AB üyelerinden vize almayı da geçtik, vize için başvuru yapmak bile</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;imkânsız hale gelmiştir. Üzerine artık daha ne denebilir, bilmiyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yine B.ECEVİT in kısa dönem koalisyon hükümetlerinde yaptıklarından yola çıkarak tek başına iktidar olsaydı dış politikada yapacaklarını düşünmeye devam edelim: B. ECEVİT tek başına iktidarda Kıbrıs ta iki devletli çözümü tamamlanmış olmaz mıydı? Akdeniz de en uzun kıyısı olan ülke olmamıza rağmen doğal gaz projelerinden Türkiye yi dışlamaya hangi devlet cesaret edebilirdi? İsrail; Gazze de uyguladığı soykırımı aklından geçirebilir miydi? Coğrafyamızda arkamızdan iş çevirmeye, masa başında orta doğunun sınırlarını yeniden belirlemeye cesaret eden ülke olur muydu? Doktorlarımız, mühendislerimiz vb. iyi yetişmiş gençlerimiz geleceklerini aramak için yurt dışına çıkmak için yarışır mıydı? F-35 veya S-400 konusunda yaşanan sorunlar nedir böyle? Utanmaz adamlar ortak olduğumuz projeden çıkardıkları gibi parasını peşin aldıkları uçaklarımızı da vermediler, üstelik paramıza çöktüler. Böyle bir olayın yaşanmasını bir tarafa bırakın, düşünebilen bir devlet olabilir miydi? </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Okurları sıkmamak için yazıyı çok uzatmayacağım. Şimdi okurlarla birlikte B.ECEVİT tek başına iktidar olsaydı yine koalisyon dönemlerinde yapmadıklarını hatırlayarak bugün olsa neleri yapmazdı konusuna cevap aramaya çalışalım. Öncelikle komşu ülkelerin iç işlerine karışarak ülkeyi göçmen kampı haline getirmezdi. Çatışan taraflar arasında uzlaşma sağlanarak sorunların barışçıl olarak çözülmesi yönünde çaba gösterirdi. İtibardan taviz vermez, ancak bütçeyi kullanırken israf yapmaz ve yaptırmazdı. Onun döneminde; devlette 3-4-5 yerden maaş alan bürokrat yoktu. Denk bütçeden taviz vermez, devleti borç batağına sokmazdı. KÖİ projelerine akıl almaz garantiler vererek halkın sırtına gereksiz ve hesapsız uzun yıllar sürecek borç ödemesi yüklemezdi. Şehir hastaneleri, köprü ve otoyollar gibi yatırımlar dünyadaki emsallerinden çok daha yüksek maliyet ve garantilerle yapılmazdı. Bütün dünyada kamudan ihale alan on şirketten beşi Türkiye den çıkmazdı. Nereden, nereye.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Atatürk hava alanı gibi dünya çapında ödül almış hava alanını YİD projesine göre Devlete geçmesine aylar kala, atıl hale getirerek Devleti milyarlarca dolarlık gelirden mahrum etmezdi. DÇM olarak benzeri denenmiş ve başarısız olmuş KKM gibi bir uygulama ile fakirden toplanan vergilerle zenginlere faiz ödemesi yapılarak; fakiri kuru soğana mahkûm ederken zengine servet transferi yapılmasına da asla izin vermezdi. Kamu ihale kanununa müdahale edilerek yaklaşık 200 kez değiştirilmesine rağmen Avrupa Birliği ve Sayıştay Raporlarında </span><strong><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">”</span></strong></span></strong><strong><span style="font-family:Calibri">Türkiye deki ihalelerde şeffaflık yok”</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;yazmazdı. O raporlarda</span><strong>&nbsp;</strong><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“İstenilen ürüne/kaliteye/işe göre değil, işi yüklenecek şahsa/şirkete göre şartname hazırlanıyor” </span></span></strong><span style="font-family:Calibri">cümlesi de yer alamazdı. Çünkü böyle cümleler kurulmasına neden olan iş ve işlem olmazdı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;Ülkemizin vergi gelirleri açısından yetersiz olduğu bir gerçektir. Yetersiz olan gelirlerin vergi vermeyenlerin sisteme dahil edilerek artırılması, böylece bir kısır döngü haline gelen borç ve beraberindeki faiz yükünün azaltılması, kamusal kaynakların sağlıklı hale gelmesinin sağlanması için 22.07.1998 tarihinde Bülent ECEVİT in başbakan yardımcısı olarak yer aldığı 55. Hükümet döneminde Maliye bakanı Zekeriya TEMİZEL in çabalarıyla 4369 sayılı </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“Mali Milat/ Nereden Buldun”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;adıyla anılan yasa çıkartılmıştı. ECEVİT tek başına iktidarda olsaydı koalisyon ortağı olarak kendi döneminde çıkartılan yasayı iptal etmeyi aklından geçirmezdi. Sürekli karşılaştığımız, bir türlü kurtulamadığımız ekonomik krizlerden kurtulmak için, Türkiye en sonunda bu yasayı tekrar çıkartmak zorunda kalacaktır. Ama, kaybedilen zaman ve milyar dolarları bu fakir millet ödemeye devam edecektir. Suçlu kim diye soranlar olursa: &nbsp;</span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“senin yüzünden”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;başlıklı yazımı tekrar okumalarını öneririm. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Kaynak Linki =&nbsp;</span><a href="https://www.cerkezkoyekspres.com/makale/senin-yuzunden-623"><u><span style="font-family:Calibri"><span style="color:#0563c1"><u>https://www.cerkezkoyekspres.com/makale/senin-yuzunden-623</u></span></span></u></a></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Yazıyı Bülent ECEVİT in </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">”KÖYLÜ KADINLAR “</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">şiiri ile bitiriyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">köylü kadınlar</span><br />
<span style="font-family:Calibri">fistanları güllü kadınlar</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">topraktan doğup da toprağı yoğurandır onlar</span><br />
<span style="font-family:Calibri">veresiye canlarını doğurandır onlar</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">köylü kadınlar</span><br />
<span style="font-family:Calibri">fistanları güllü kadınlar</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">yüzleri güneştir onların yanık</span><br />
<span style="font-family:Calibri">ayakları topraktır onların yarık</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">doyulmadan güzelliğine</span><br />
<span style="font-family:Calibri">tarlalarda solandırlar</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">köylü kadınlar</span><br />
<span style="font-family:Calibri">fistanları güllü kadınlar</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Nov 2025 17:13:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SÜRÜCÜ KOLTUĞUNDA KAYBOLANLAR</title>
                <category>Yusuf DURMUŞ</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/surucu-koltugunda-kaybolanlar-626</link>
                <author>yusufdurmus.59@outlook.com (Yusuf DURMUŞ)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/surucu-koltugunda-kaybolanlar-626</guid>
                <description><![CDATA[SÜRÜCÜ KOLTUĞUNDA KAYBOLANLAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px">Şehirde her gün binlerce sürücü direksiyon başına geçiyor. Kimisi işine yetişme telaşında, kimisi yolun ve müziğin tadını çıkarma niyetinde. Ama hepsinin ortak bir yanı var: Direksiyonun arkasına geçtiklerinde yalnızca kendilerinden değil, tüm trafikten sorumlu olduklarını çoğu zaman unutuyorlar.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Ne yazık ki son yıllarda en büyük sorun hız değil; dikkatsizlik. Telefon ekranına düşen bir bildirim, navigasyona kısa bir bakış, kırmızı ışıkta beklerken öne çıkmak isteyen yayalar… Hepsi saniyelik ihmal ama sonuçları bazen yıllarca taşınan bir yük. Bir anda sağdan çıkan bir yaya, sinyali kapalı bir sürücü, ya da park edilmiş araçların arasından aniden fırlayan çocuk… Bu küçük detaylar, trafikte işleri anında hayati bir hâle getirebilir.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Günümüzün teknolojik bağımlılığı da trafikte işleri daha da karmaşık hâle getiriyor. Akıllı telefonlar, sosyal medya bildirimleri ve navigasyon uygulamaları sadece günlük hayatımızı değil, yaşamlarımızı da tehdit ediyor. Saniyelik bir mesaj, bir “göz atma” anı, bazen bir kazanın başlangıcı olabiliyor. Teknolojiye olan bağımlılığımız, dikkatsizliğin en görünür nedeni ve trafikteki tehlikeleri katlayan bir unsur.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Oysa sürücülük sadece bir araç kullanma becerisi değil; saygı, dikkat ve sabır isteyen bir kültürdür. Kırmızı ışıkta durmak, yayaya yol vermek, sinyali zamanında kullanmak incelikli davranışlar değil, olması gerekenlerdir. Trafikteki en küçük ihmal, zincirleme kazalara ve uzun süre unutulamayacak pişmanlıklara yol açabilir.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Trafikte en çok ihtiyaç duyduğumuz şey teknoloji değil, basit bir anlayıştır: “Ben de bir gün karşı şeritteki olabilir ve ben de hata yapabilirim.” Direksiyon başına geçtiğimizde unutmamız gereken tek şey şudur: Yol hepimizin. Birkaç dakikalık acele, kimsenin hayatından daha değerli değildir. Trafik, küçük detaylara gösterilen dikkatle güvenli hâle gelir; unutmayın, bir anlık dikkatsizlik herkesin hayatını değiştirebilir.</span></p>

<p><span style="font-size:20px"><strong><em>— Bir şoförün kaleminden</em></strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Nov 2025 18:15:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2025/11/yusuf-durmus-1764084526.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>VEFATININ 19. YILINDA BÜLENT ECEVİT (2)</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/vefatinin-19-yilinda-bulent-ecevit-2-625</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/vefatinin-19-yilinda-bulent-ecevit-2-625</guid>
                <description><![CDATA[VEFATININ 19. YILINDA BÜLENT ECEVİT (2)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;12 Eylül Darbesi’nin ardından Ecevit, Erbakan ve Demirel belirli bir süre Hamzakoy Askeri Kampı’nda gözaltında tutulmuştu. Ecevit 11 Ekim’de Hamzakoy’dan Ankara’ya döndü. Bu süreçte liderlere siyasi yasak kararı çıktı. Kararın ertesi günü Ecevit CHP’den istifa etti. Ecevit, bu kararı parti yöneticilerine danışmadan aldığı için karar CHP kadrolarında şok etkisi yarattı. CHP’liler onu partiyi en zor gününde terk etmekle suçlarken, o ise CHP’li kadroların askeri yönetime karşı çıkmadığını, kendisini yalnız bıraktığını düşünüyordu. İlerleyen süreçte Ecevit görüşlerini kamuoyu ile paylaşmak için “Arayış” isminde bir dergi çıkardı. Hızlı bir şekilde muhalefetin odağı haline gelen “Arayış” dergisi 54 hafta yayımlanabildi. 1980-1983 arasındaki dönemde Ecevit hakkında yüz elliden fazla dava açılmıştır. Ayrıca Ecevit bu dönemde üç kez cezaevine girip çıkmıştır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ecevit henüz seçim yasağı sürerken, 1985 yılında eşi Rahşan Ecevit’in genel başkanlığında kurulan DSP ile siyasi kariyerine yeni bir başlangıç yaptı. 1987 senesinde seçim yasağının kalkması ile DSP’nin genel başkanlığına geldi, 2004’de partiden ayrılana kadar siyasi kariyerini DSP çatısı altında sürdürdü. DSP, ideolojik olarak darbe öncesi CHP’sinin Kemalist çizgisi ile ortanın solunun daha geliştirilmiş bir versiyonu olan demokratik sol sentezine dayanan bir çizgide inşa edilmiştir. 1987 seçimleri sonunda, %8.8 ile baraj altında kalan DSP, Ecevit’te büyük bir hayal kırıklığı yaratmış ve siyasetten ayrılacağını açıklamış; buna rağmen bu küskünlük sadece birkaç yıl sürmüştür.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;ECEVİT, 1989 yılında yapılan olağanüstü kurultayda yeniden DSP Genel Başkanı seçildi ve 1991 seçimlerinde Zonguldak'tan milletvekili oldu. Seçimler sonucunda Süleyman Demirel liderliğindeki Doğru Yol Partisi ve Erdal İnönü'nün lideri olduğu Sosyal Demokrat Halkçı Parti koalisyon hükümeti kurdu. Bu hükümet, Adalet Partisi (AP) ve CHP'yi siyaset sahnesine tekrar soktu. AP kendisini feshettiyse de, CHP Deniz Baykal'ın girişimleriyle yoluna devam etti. CHP ve DSP'yi birleştirme için yapılan pek çok girişim; liderlerin farklı siyasi tarzı ve tercihleri nedeniyle başarıya ulaşmadı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;DSP, 1994 seçimlerinden sonra solun en büyük partisi konumuna geldi. Ecevit, DTP ve ANAP ile kurulan hükümette Başbakan Yardımcısı, daha sonraki DYP-ANAP desteğinde DSP azınlık hükümetinde&nbsp; Başbakan oldu. 80’li yıllarda başlayan ve 90’lı yılların başat problemi haline gelen Kürt sorunu, PKK’nın terör eylemlerini sürdürmesi nedeniyle sivil yurttaşları, toplumsal barışı olduğu kadar devletin güvenliğini de hedef alan bir problem olmuştur. ECEVİT, bu sorun ile ilk olarak azınlık hükümetinin Başbakanı olarak yüzleşmiş, Öcalan’ın ülkeye getirilmesi operasyonu ile kamuoyunda büyük bir prestij yakalamıştır. 16 Şubat 1999’da, Kenya’da Yunan Elçiliği’nde misafir edilirken yakalanan Apo, ABD’nin de desteklediği operasyonla Türkiye’ye teslim edilmiştir. Siyaseti bıraktıktan sonra ABD nin Öcalan ı neden Türkiye ye teslim ettiğini halâ bilmediğini açık yüreklilikle söylemiştir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;ECEVİT gazetecilerle yaptığı bir söyleşide: “</span><strong><span style="font-family:Calibri">Güneydoğu’nun dışında Kürt sorunu diye bir şey yok! Çünkü aramızda ayrı gayrı yok. Asırlar boyunca birbirine kız alıp vermişler. Kürt kökenli vatandaşlar general olmuş, başbakan olmuş, cumhurbaşkanı olmuş. Bizim Türkiye’de öyle bir geleneğimiz var ki, o kadar ırk ayrımcılığından uzağız ki, bir vatandaşımıza sen hangi ırktan geliyorsun diye sorulmazdı, hatta ayıp sayılırdı. Mesela ben hükümet kurdum. Kurduğum bakanlar kurulu içinde bazı bakanların Kürt kökenli olduğunu aradan aylar geçtikten sonra tesadüfen öğrendim. Aklımdan geçmiyordu, falanca Türk kökenli mi falanca Kürt kökenli mi? Falanca Alevi mi Sünni mi diye soruşturmayı ben ayıp sayardım. Halkımızın büyük çoğunluğun da davranışı aslında böyledir. </span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bir kere her şeyden önce bu ayrılıkçı hareketler dışarıdan körükleniyor. Ortadoğu çok önemli bir bölge, petrol bölgesi. Asya ile Avrupa nın kavşak bölgesi. Çok önemli bir yerde, bu çok önemli bölgenin en önemli ülkesi de Türkiye. Emperyalizmin bir kuralı vardır, “Böl, parçala, yönet.” Bizim Azerbaycanlı kardeşlerimiz kendi güzel Türkçeleriyle “Ayır, Buyur” diyorlar. Bölecek ayıracak ki kendi buyruğu geçebilsin. Bir ülkede öyle bir sorun yoksa bile bölge dışındaki devletler öyle bir sorun yaratmaya çalışır. Türkiye’yi bölmeye doyamadılar. Sevr anlaşmasını biz Kurtuluş savaşıyla çöpe atınca bazılarının hevesleri kursaklarında kaldı. Şimdi Orta Doğunun önemi büsbütün arttı, çünkü buna bir de Orta Asya eklendi. Orta Asya’da da Kafkasya’da da bizim kardeşlerimiz yaşıyor, umutlarını bize Türkiye’ye bağlamışlar. Ama bazı müttefiklerimiz Türkiye bizim kontrolümüzden denetimimizden çıkmasın, Türkiye’yi biz dilediğimiz gibi kullanabilelim, kendi başına hareket edemesin diye, baskı altına, bölünme tehdidi altına almaya çalışıyorlar”.</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Açıklaması yapmıştır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;ECEVİT, Kürt sorununa baştan beri bir insan hakları sorunu ve sosyokültürel bir sorun olmaktan ziyade bir geri kalmışlık/feodalite sorunu olarak görmüş, bu konuda görüşlerini şöyle açıklamıştır: </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“Güneydoğu Anadolu da, tarihten gelme nedenlerle oluşan feodal yapı nedir? Bir çeşit Derebeylik demektir. Ağalar, bir takım aşiret reisleri, büyük çoğunluğu halkı kulları gibi görmeye, sömürüye alışmışlar. Kürt kökenlisini de Türk kökenlisini de Süryani Arap kökenlisini de sömürmeye alışmışlar. Devletimiz aslında o bölge kalkınsın diye, cömertçe teşvikler sunmuş, teşvikleri alan o beyler, ağalar, Güney Doğu’da birer hayali fabrika kurmuşlardır. Hayali Fabrika tabiri, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odasının tabiridir, dört duvar örüyor, içine de bir uydurma makine koyuyor, ama asıl yatırımını gidip Türkiye’nin kalkınmış bölgesine yapıyorlar. Bölgenin bu güçlü beyleri ağaları neden böyle davranıyor? Çünkü bölgeleri sanayileşip kalkınsa, fabrikalarla donansa, okulları olacak, gidip işçi olacak, iş adamı, girişimci ve özgür olacak. Böylelikle o ağanın da tafrası sona erecek. Bunu istemedikleri için, bölgede öyle çağ dışı geri kalmış düzeni sürdürüyorlar. Bölgenin toplum yapısı Türkiye’nin başka bölgelerinin toplum yapısından farklı oluyor, bütünleşemiyor. Bölücü akımlara elverişli bir ortam oluşuyor.”</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;ECEVİT DSP nin güneydoğu terör sorununa çözüm olarak yapacaklarını şöyle açıklamıştı: “Elbette güvenlik için önlem alacağız. Ama önceliği o bölgeyi sanayileştirmeye, fabrikalarla donatmaya vereceğiz. Aynı zamanda toprak reformunu yapmaya da mecburuz. Çünkü orada büyük bir toprak adaletsizliği var. GAP devreye girdiği zaman ne olacak biliyor musunuz? GAP’tan yararlanan bölgede toprak verimi, on, on beş kat artacak. O zaman gelir dağılımındaki adaletsizlik de on, on beş kat artacak. Asıl patlamaların o zaman olmaması için ivedilikle toprak reformu yapılarak toprak adaletsizliğine son vereceğiz. Halka daha hızlı ve daha çok hizmet için Köy-Kentler oluşturacağız.”</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Yazımı Bülent ECEVİT in </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“Yarın”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;şiiri ile bitiriyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">bir şeyler olacak yarın</span><br />
<span style="font-family:Calibri">duruşundan belli</span><br />
<span style="font-family:Calibri">kırdaki atların</span><br />
<span style="font-family:Calibri">bulutların koşuşundan belli</span><br />
<span style="font-family:Calibri">kazısından köstebeklerin</span><br />
<br />
<span style="font-family:Calibri">karıncaların telaşından belli</span><br />
<span style="font-family:Calibri">bir şeyler olacak yarın</span><br />
<span style="font-family:Calibri">belki bir tomurcuk</span><br />
<span style="font-family:Calibri">belki bir ağacın düsen yaprağı</span><br />
<span style="font-family:Calibri">belki de bir çocuk</span><br />
<br />
<span style="font-family:Calibri">pek o kadar göremesek de uzağı</span><br />
<span style="font-family:Calibri">kuşların uçuşundan belli</span><br />
<span style="font-family:Calibri">bir şeyler olacak yarın</span><br />
<span style="font-family:Calibri">öbür günden önemsiz</span><br />
<span style="font-family:Calibri">bugünden önemli</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 21 Nov 2025 13:09:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>     VEFATININ 19. YILINDA BÜLENT ECEVİT (1)</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/vefatinin-19-yilinda-bulent-ecevit-1-624</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/vefatinin-19-yilinda-bulent-ecevit-1-624</guid>
                <description><![CDATA[     VEFATININ 19. YILINDA BÜLENT ECEVİT (1)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Yaşamım boyunca gördüğüm, tanıdığım en dürüst siyasetçi ve devlet adamı olan Rahmetli Bülent ECEVİT i aramızdan ayrılışının 19.yılında rahmet, minnet ve özlemle anıyor, aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum. Çerkezköy Belediye Başkanlığı seçim sürecinde; iki kez adaylığımı onaylamasını ve seçim kampanyasına katkısını unutmuyorum. Cenaze törenine katıldığım iki arkadaşım ve yüzbinlerce yurttaşla birlikte yaşlı gözlerle hakkımızı helal ederek kendisini sonsuzluğa uğurladık. Kendisinden <strong>öğrendiğimiz Demokratik Sol ideoloji ve ahlaktan ayrılmadan</strong> yaptığımız belediye çalışmalarını izlediğini, memnun kaldığını, onunda hakkını helal ettiğini hissettim. Hissetmeye devam ediyorum. Yazıyı rahmetliye övgü düzmek ya da yermek için yazmıyorum. Her fani gibi kendisini de kişiler beklentilerine göre değerlendirdiğinde övülen veya yerilen yönleri vardır. Yazı dizisinde, siyasi tecrübeme dayalı olarak genel başkanım Bülent ECEVİT i objektif olarak değerlendirmeye çalışacağım.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bülent ECEVİT halkın sevgisi ve dürüstlüğüne duyduğu saygıya rağmen yazık ki seçimlerde gerekli vekil çoğunluğa ulaşamadığı için tek başına iktidar olamamış vatan ve millet için önemli gördüğü projeleri gerçekleştirme imkânı bulamamıştır. Bülent ECEVİT; Türkiye’de <strong>demokratik sol düşünce</strong>nin öncüsüdür. ECEVİT e göre Avrupa merkezli sol, köylülük sonrasında sanayi toplumunda gelişmiştir. Avrupa sanayi devrimini gerçekleştirmiş ve ayrıca dinde reform yaşamıştır. Avrupa solu bu iki önemli aşamadan sonra gelişmiş ve Marksist temelden türemiştir. Oysa Türkiye’nin böyle bir geçmişi yoktur. Dinde reform yaşamamış, sanayi devrimini zamanında yakalayamamıştır. Dolayısıyla feodal üretim ve toplumsal ilişkileri tam olarak çözememiş, laiklik sorununu da aşamadığı için demokratik sol anlayışın, Marksizm kökenli Avrupa merkezli soldan farklı olduğunu<strong> </strong>kabul etmiş ve yaşamı boyunca bu tezi savunmuştur. Demokratik Sol Parti programı da bu ideoloji doğrultusunda hazırlanmıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp; Ecevit’in <strong>“ulusal sol”</strong> olarak da adlandırdığı Demokratik Sol; katı sosyalist devletçilikten uzaklaşması, inançlara saygılı laiklik anlayışı, dindar kesime hapsolmuş yoksul toplum kesimlerine ulaşma çabası, kooperatifçilik üzerinden sermayenin tabana yayılması, solculuğun milliyetçiliğe engel olmayacağı düşünceleriyle Avrupa merkezli soldan ayrılır.&nbsp;Bu anlayış farkı nedeniyle Ecevit,1972 yılında henüz CHP Genel Sekreteri iken, “ortanın solu”,&nbsp; “sosyal demokrasi” kavramları yerine “demokratik sol” kavramını kullanmaya başlamış ve 1974 yılında toplanan 22. CHP Kurultayı’nda <strong>“Cumhuriyet Halk Partisi demokratik sol bir partidir”</strong> ifadesini parti tüzüğüne koydurmuştur. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ecevit, CHP’nin <strong>cumhuriyetçilik, milliyetçilik, devletçilik, halkçılık, laiklik ve devrimcilikten </strong>oluşan altı okunu yeniden yorumlayarak, CHP programı hazırlanmasına öncülük etmiştir. CHP’ye yöneltilen “dinsizlik” suçlaması karşısında laiklik anlayışını; hem din hem devlet işlerinin birbirinden ayrılması hem de inanç ve düşünce özgürlüğünün korunması yaklaşımıyla CHP’nin 1976 programına detaylı biçimde yer almasını sağlamıştır. Ecevit’in DSP de kavramlaştırdığı “inançlara saygılı laiklik” anlayışının kökeninde, CHP programına koydurduğu bu yaklaşım yatmıştır.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Demokratik Sol Parti’nin bazı ideolojik yaklaşımlarının, stratejilerinin ve ilkelerinin temellerini, Bülent ECEVİT’ in CHP Genel Başkanı ve Genel Sekreteri olduğu dönemlerindeki söylemlerinde ve CHP’nin demokratik sol değişim belgelerinde bulmak mümkündür.&nbsp;Bunun en belirgin örneği “devletçilik” konusunda görülmektedir.&nbsp;Bülent ECEVİT in 1960’larda “katı devletçi” anlayıştan uzaklaştığı, bu yaklaşımını da CHP’nin programına taşıdığı görülmektedir. CHP’nin 12 Eylül’den önceki son programında, ekonomik gücün devlet tekelinde olmasına da özel sektör tekelinde olmasına da karşı çıkıldığı, bunun yerine ekonomik gücün; pazar ekonomisi içinde yaygın biçimde halkın elinde olması gerektiği savunulmuştur. Bu yaklaşım DSP programında da aynen yer almıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp; Bülent ECEVİT siyasi yaşamında 3 kez CHP 2 kez de DSP genel başkanı olarak hükümet kurdu ve Başbakanlık yaptı. Ulusal sol anlayışı içinde ABD nin ısrarı ve tehditlerine rağmen gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekâtı, ülkemizin Ege Denizi’ndeki haklarının korunması ve yine ABD talebini red ederek aldığı haşhaş ekimi kararlarıyla sergilediği milliyetçi tutumunun ulusal çıkarları korumanın solculukla bağdaşır olduğunu göstermiştir. Bu tutum aynı zamanda emperyalizme Mustafa Kemal ATATÜRK ten sonra ilk kafa tutuş olarak değerlendirilebilir. ECEVİT' in en hassas olduğu konulardan birinin de Türkiye’nin ulusal birliği ve toprak bütünlüğüdür. Her zaman Misak-ı Milli sınırlarını gözeten politika izlemiştir.&nbsp;PKK dâhil her türlü terör hareketine karşı çıkmış ve mücadele vermiştir. <strong>Kürt sorunu</strong> sorulduğunda, 'Türk- Kürt' ayrımını kabul etmemiş, <strong>'Ben yüreğimi ikiye bölemem'</strong> demiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Atatürk’ün ırkçı olmayan ulus tanımı ve anlayışını savunmuştur.&nbsp;Araştırmacıların çoğu Ecevit i Atatürk’ü en iyi anlayan ve fikirlerini uygulayan lider olduğunu savunmaktadır. <strong>Öğretisinden başta CHP olmak üzere, tam bağımsızlığa, insanca, hakça bir düzene inanan tüm siyasi partiler</strong> yararlanmayı mutlaka düşünmelidir. Çünkü miras olarak bıraktığı Demokratik Sol Parti artık ECEVİT in bıraktığı parti değildir. DSP Liyakatsiz yöneticilerin elinde mirasyedi sorumsuzluğu ile tam bağımsızlığı, insanca, hakça bir düzeni savunmayı unuttuğu gibi ATATÜRK devrimlerini bile savunamaz hale gelmiştir. ECEVİT in Demokratik Sol anlayışı ile parti yönetiminin aynı çizgi de olmasını bir tarafa bırakın benzer tek bir noktası bile yoktur. Dolayısıyla partinin bu yönetimle Demokratik Solcu halk kesimine vereceği bir şey de, yazık ki yoktur…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yazıyı Bülent ECEVİT in <strong>“Pülümür ün Yaşsız Kadını”</strong> şiirinden alıntı ile bitiriyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Pülümür’ün bir dağ köyünde gördüm onu.<br />
Yaşını sordum bir giz gibi güldü.<br />
Kimi seksen dedi, köylülerden kimi yüz.<br />
Yüzüne baktım bir giz gibi güldü.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir asa vardı elinde,<br />
Bir solmuş krallığın,<br />
Kadifeden harmanisi üzerinde<br />
Bir Hititliydi o, bir Selçukluydu<br />
Bir Ermeni ydi, bir Kürt tü.<br />
Bir Türk…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yaşını sordum bir giz gibi güldü.<br />
Koluma girdi bir soylu kadınca.<br />
Tozlu köy yolunda sürüyerek eteğini,<br />
Beni tek gözlü sarayına götürdü<br />
Köy yapısı kulübesinin</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Zamanı onda yitirdim ben.<br />
Yitik zamanlara onda eriştim.<br />
En soylu yoksulluğun toprak döşeli sarayında.<br />
Bir taç gibi kondu başıma Türkiyeliliğim…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bülent ECEVİT</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Harmani:</strong><strong> Bütün vücudu saran, kolsuz bir tür üst giysisi</strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Nov 2025 00:50:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SENİN YÜZÜNDEN!</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/senin-yuzunden-623</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/senin-yuzunden-623</guid>
                <description><![CDATA[SENİN YÜZÜNDEN!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;<span style="font-family:Calibri">“ SEBEP; SONUÇ! ” yazı dizisinde dile getirdiğim görüşlerle neden sürekli kriz ortamında yaşamak zorunda kaldığımızı açıklamaya çalıştım. Bu ortamdan çıkmak istiyorsak; artık her zaman olduğu gibi kolaycılığa kaçmadan, kendimiz dışında sanal bir suçlu aramak yerine atasözünün dediği gibi önce çuvaldızı kendimize batıralım, sonra iğneyi başkasına batırarak gerçeklerle yüzleşelim: Kurtuluş için &nbsp;&nbsp;</span></span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“biz nerede hata yapıyoruz” </span></span></strong><span style="font-family:Calibri">sorusuna bir mazerete sığınmadan doğru cevaplar bulmak zorundayız. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Çağdaş demokrasilerde halkın sorunlarının çözümü yeri; seçilen vekillerden oluşan meclislerdir. Ülkemizdeki sorunların çözülemeyerek tekrar tekrar aynı işlemlerle çözüm aramamızın altında esas olarak, vekillerin liyakatsizliği ve etkisizliği yatmaktadır. Halk sorunlarından kurtularak huzur ve güven içinde yaşam sürdürmek istiyorsa öncelikle meclisin liyakatli vekillerden oluşması ve yetkili olması sağlanmak zorundadır. Liyakatli vekil seçiminin ilk şartı da vekil adaylarının siyasi parti üyelerinin tümünün oy kullanacağı ve yargı gözetiminde yapılacak önseçimlerle belirlenmesinden geçer. Vekil adaylarını üyeler özgür iradesiyle belirlemiyorsa, bu şekilde yapılan seçim sonunda liyakatli meclis oluşmaz. Ülkemizde sorunların uzun süredir çözülmemesinin asıl sebebi, bence tamda budur işte.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bakın şimdi; ülkemizde yaşanan ekonomik krizi işsizlerden sonra en yoğun olarak kimler hissediyor? Asgari ücret alanlar ve emekliler değil mi? Peki bu kesimlerin seçtiği vekiller içinde asgari ücret veya TÜİK in belirlediği zam oranına mahkûm emekli maaşıyla yaşayan vekil var mı? Tabi ki yok. Arabası, evi olmayan vekil var mı? Yok. Ayda 1 kilo olsun kırmızı et tüketmeyen var mı? Yok, Aybaşında evin kirasını düşünen vekil var mı? Yok, yok. Vekillerin özlük hakları ve kıyak emeklilik haklarına daha önce yazdığım için hiç girmeyeceğim. (merak edenler veya öğrenmek isteyenler gazete arşivi önceki yazılar bölümünden görebilir) Ekonomik durumu ülke ortalamasının çok üzerinde olan bu vekillerden oluşan meclisten asgari ücretliye, emekliye çözüm çıkar mı? Kimse boşuna beklemesin çıkmadı, asla çıkmaz. Çünkü; sorun onların sorunu değil ki çözümü bilsinler. Çözümü ancak sorunu yaşayanlar bilir. &nbsp;Ozanın da dediği gibi: El, Gövdede Kaşınan Yeri Bilir, Dert Bizde, Derman Ellerimizdedir</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sakın ola kimse de muhalefetin mecliste gücü yok mazeretine sığınmasın. Bugüne kadar muhalefet asgari ücret ve emekli maaşları vekil maaşına endekslensin diye bir kanun teklifi verdi mi? Vermedi, korkar maaşlarında eksilme olur diye veremezler. Vekil olmak için yapılan mücadelenin gerçek nedeni siyasilerin yarattığı vekil rantı düzenidir. Son vekil seçimlerinde partilerde parayla vekil sıralaması yapıldığını duymadık, okumadık mı? Partilerde yönetimin istediği vekil profili ile halkın istediği vekil profili uyuşmaz. Ancak sonuçta hep yönetimin istediği; görmeyen, duymayan, konuşmayan vekil adayları kazanır. Okurlar bir an dürüst olarak düşünsün bakalım: Para vererek vekil olan kişiler, önce asgari ücretli ve emekliyi mi düşünür, yoksa verdiği parayı nasıl geri döndüreceğini mi?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Siyasi partilere hâkim olan liderlik yapılanması gereği her konuda son söz lider tarafından söylenir. Kimin vekil olacağına lider veya onun görevlendirdiği kişiler karar verir. Bazen parti seçimlerinde gruplaşma ve çekişmeler olur. Bu çekişmelerde delege oyu çok önemlidir. Siyasetçi kendine sadık delege oyu ile parti yönetiminin belirlenmesinde etkili olabilir. Delege ağası diye tanımlanan bu siyasetçinin desteklediği grup partide iktidarı kazanırsa, seçilen yönetimin adayı olarak vekil veya başkan adayı olabilir. Üyelerin itirazı genel merkez dayatması ile bastırılır. Üyeler doğru dürüst mücadele etmez, pes ederlerse namuslu üyelerin oylarıyla parti üzerinden zenginleşen siyasetçiler olur. Partiler son yıllarda siyaset sahnesinde kangren haline gelen bu sorunu mutlaka çözmelidir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Üyeler bu durumu bilmesine rağmen partime zarar gelmesin anlayışıyla görmezden gelmektedir. Rantçılar bu çaresiz durumu değerlendirmekte, seçimlerde adeta darağacında boynuna yağlı urgan takılı duran üye ve seçmene sandalyesini de tekmelettirmektedir. Bu senaryoyu bozacak olan üyenin kendisidir. Üyeler bu soygun düzenine partim zarar görür diye daha fazla seyirci kalamaz, kalmamalıdır. Kahvehane köşelerinde olan bitenin dedikodusunu yapacağına partisinin zarar görmemesi için gördüğü, duyduğu, bildiği yolsuzluk ve hukuksuzlukları parti yetkilileri başta olmak üzere tüm yetkililere bildirmeli, uyarmalıdır. Gerçek partili davranışı budur. Aksi halde bugüne kadar olduğu gibi görmez, duymaz ve konuşmazsa yapılan bütün yolsuzluk ve hukuksuzlukların ortağı olur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sözüm sanadır partisini koruduğunu zanneden hemşerim: Eğer sorumluluktan kaçar, partiyi hırsızlardan koruma görevini yapmaz, susar ve yolsuzluklara göz yummaya, vurdumduymazlığa devam edersen, bedelini yine sen ödersin, çoluk çocuğun öder, konu komşun öder, halk öder: Halk!.. Senle birlikte Halkın çektiği bütün sıkıntılar senin, evet: </span><strong><span style="font-family:Calibri">SENİN YÜZÜNDENDİR</span></strong><span style="font-family:Calibri">. Kimse kusura bakmasın, ya da baksın, hırsızlığını bile bile belediye başkanına oy veriyorsan, geçim sıkıntısına çözüm üretmeyen vekilleri meclise gönderiyorsan: Doğru bir seçim tercihi yapmadığın için bütün bu yaşananların sebebi sensin. Bütün bu yaşananlar </span><strong><span style="font-family:Calibri">hepsi senin yüzünden!</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Bugünkü yazımı ölümsüz halk ozanı Ruhi SU nun “Öğütler” adlı şiiri ile bitireceğim.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Dostlarım, Kardeşlerim, Canlarım</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Kaldırın Başlarınızı</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Suçlular Gibi Yüzümüz Yerde</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Özümüz Darda Durup Dururuz</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Kaldırın Başlarınızı Yukarı</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Bize Göz Verildi, Gözleyin Diye</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Dil Verildi, Söyleyin Diye</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Kulak Verildi, Dinleyin Diye</span><br />
<span style="font-family:Calibri">El, Gövdede Kaşınan Yeri Bilir</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Dert Bizde, Derman Ellerimizdedir</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Ararsan Bulursun</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Verirsen, Alırsın</span><br />
<span style="font-family:Calibri">İnanmazsan, Gelir Görürsün.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">NOT: Özel işlerim nedeniyle kısa bir süre yazılara ara vermek zorunda olduğum için okurlardan izin istiyorum. Görüşebilmek umut ve dileğimle saygılar sunarım. Kalın sağlıcakla..</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 23 Oct 2025 18:53:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SEBEP; SONUÇ! (3)</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/sebep-sonuc-3-622</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/sebep-sonuc-3-622</guid>
                <description><![CDATA[SEBEP; SONUÇ! (3)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Mayıs 2004 te, yani seçimleri kaybetmemden 2 ay sonra DSİ ile ÇOSB arasında imzalanan Yoncalı Barajının tahsis protokolüne, seçimi kaybettiğim için iptali yönünde müdahale edemedim. Mart 2004 te seçilen AKP li yeni belediye yönetimi Yoncalı Barajı tahsisinin iptali için ne AKP hükümeti, ne de mahkemeler nezdinde girişimde bulunmadı. Oysa yargıya yoluyla da olsa tahsisin iptali sağlanabilirdi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Çerkezköy Belediyesi öncelikle hiç vakit kaybetmeden tahsisin iptali için girişimlere başlamalıdır. 2 AKP, 2 CHP ve 1 MHP milletvekiliyle tahsisin iptali konusunda Bakanlık üzerinde baskı kurarak iptali sağlanmaya çalışılmalıdır. Olmazsa ÇOSB e baraj tahsisinin Anayasaya aykırı olması gerekçesiyle iptal işlemi için mutlaka yargıya başvurulmalıdır. Çünkü tahsis yapılırken Çerkezköy ve Beldelerinde yaşayan nüfusun mevcut ve yakın gelecekteki su ihtiyacının nasıl karşılanacağı konusunda alternatif bir proje ortaya konmamıştır. Bu haliyle Yoncalı Barajının OSB ye tahsisinde kamu yararı yoktur. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Evet, beyler size sesleniyorum, size! Başta belediye başkanları, meclis üyeleri, milletvekilleri olmak üzere; siyasi partilerin ilçe, il başkanları ve yönetimleri sesim geliyor mu? Size sesleniyorum işte, size! &nbsp;Devletine karşı tüm sorumluluklarını yerine getiren yöre halkına karşı yapılan bu yaşamsal haksızlığı nasıl içinize sindiriyorsunuz? &nbsp;Bu haksızlığı düzeltmek için yumuşak koltuklarınızdan kalkma zamanı gelmedi mi? Sizler siyaseti halka hizmet için mi, yumuşak koltuklarda oturmak için mi yapıyorsunuz?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bu güne kadar Yoncalı Barajının ÇOSB ne tahsisinin yanlış olduğunu hangi siyasi parti gündem dışı da olsa TBMM de dile getirebildi? Hangisi bu yaşamsal yanlışın düzeltilmesi için çaba gösterdi? Hiç biri değil mi? Ama hepsi; 2004 yerel seçimlerinde Yoncalı Barajının Çerkezköy Belediyesine dolayısıyla Çerkezköy ve Beldelerinde yaşayan halka tahsisine mücadele eden Mehmet UZ için </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“bütün kurumlarla mahkemelik, kavgacı “ </span></span></strong><span style="font-family:Calibri">diye kara propaganda yaparak halkı yanılttılar. Çünkü o çok kolay bir işti, onu yaptılar. Hiç biri baraj tahsisinin iptali konusunda sanayicilerle mücadeleyi göze alamadı, almadı. Alamazlar da! Öyle iftiralarla, entrikalarla, masa başı oyunlarıyla kara propaganda yapmaya benzemez. Önce adam olacaksın. Mangal gibi yüreğin olacak. Her odada, her masada ayrı konuşmayacaksın. Dedikodu yapmayacaksın, yalan söylemeyeceksin. Ya olduğun gibi görünecek ya da göründüğün gibi olacaksın. Son söz olarak, fıkrayı bilirsin; Kendi gücünle işgal ettiğin makamın gücünü birbirine karıştırma. Sonun eşeğin sonuna benzemesin! Bunu da yaz bir tarafa… </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Saygıdeğer okurlar: 2008 de su sorununa yönelik düşüncelerimi böyle yazıya dökmüştüm. Şimdi bu güne bakalım. ÇOSB e tahsisin üzerinden 22 yıla yakın bir süre geçmesine rağmen bildiğim kadar Yoncalı Barajı projesine TESKİ ve Çerkezköy henüz dahil edilmedi, inşaatı da başlamadı. Neden? (eski vekil yeni TBB Başkanının böyle bir projeden haberi var mı ondan da emin değilim.) &nbsp;Ayvacık Gölet i tamamlanmış, arıtma tesislerinin bitirilmeye çalışıldığını biliyorum. 2026 yılında Ayvacık Gölet inden Saray ve Kapaklıya su verilmesi planlanmıştı, gerçekleşmesini dilerim. TBB. Başkanlığı havzada neden baraj çalışması yapmadığını halka açıklamalıdır. Eski vekilin belediye başkanlığı için liyakatinin olmadığını yazdığım zaman aşağılık iftiralarla susturmaya çalışan troller, sağır ve dilsiz oldular galiba.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Eski vekilin tecrübesinin başkanlık için bir avantaj olmayacağını söylediğimde Ankara bürokrasisinde çevresi olduğu söyleniyordu ne oldu? ÇOSB ile DSİ arasında imzalanan Yoncalı Baraj projesi protokolünü iptal ettiremeyeceğini biliyordum, ama hiç olmazsa projeye TESKİ yi dahil ettirmeyi başarabilirdi, yazık ki onu da başaramadı. Tüm vaktini ilçe kongrelerinde delege kazanmaya ayırdığı için, halkın susuzluktan kırılmasıyla ilgilenmeye vakit kalmıyor galiba. Seçimde kendine bağlı delege sayısını olabildiğince arttırması, halkın su sorunu çözmekten daha önemli olmalı. Herkesin mesleğine saygı duyarım. Kimsenin mesleki liyakatini sorgulamam. Ancak Belediye Başkanlığındaki tecrübeme dayanarak kişinin vekillik yapmış olmasının B B Başkanlığı yapması için yeterli liyakati sağlamayacağını biliyordum. Eski vekilin iki yıla yaklaşan sürede çözemediği su sorunu bile tahminimi ispatlamış oldu. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<span style="font-family:Calibri">“Sebep; Sonuç!”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Yazı dizisinin 1. Bölümünde &nbsp;“</span><strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;her söylenene inanma dışında bir hatası olmayan hemşerilerimin hizmetin en iyisini hak ettiklerine inanıyorum.” </span></strong><span style="font-family:Calibri">diye yazmıştım. Zurnanın zırt dediği yer tam da burası işte. Hemşerilerim başkandan sadece hizmet bekliyorlarsa; Oy vereceği Belediye Başkan adayını seçerken genel merkezin dayatmasını falan bir tarafa bırakarak, aday adaylarını kente kim daha iyi hizmet yapar diye değerlendirerek tercihini yapması gerekir. 2008 de halkın 2004 yerel seçiminde yaptığı hatayı gördüğünü, artık kara propagandalara kanmayacağını düşünmüştüm. Ama yanılmışım, demek ki halk o günlerde gereken dersi henüz almamıştı. Bugün aldı mı? &nbsp;Emin değilim. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Eski vekil CHP içinde yaşanan değişim mücadelesinde kurultayı kazanan ekiple birlikte olduğu, kurultayın kazanılmasında çok önemli delege katkısı sağladığı için kendisine verilen sözün yerine getirilmesi sonucu kupon belediye olan Tekirdağ a aday yapıldı. Al gülüm, ver gülüm hesabı yani. Tekirdağ CHP üyeleri bu dayatmaya yazık ki hiç ses çıkartamadı, genel merkeze boyun eğdi. Tekirdağ örgütünün sarı öküzü verdiği gün işte bugündür. Sonuç ne oldu: Genel merkezdeki delege ağaları sözlerini tuttu, eski vekil başkan oldu. Oldu da değişen ne oldu? Kadrolaşma sona erdi mi? Tekirdağ genelinde TESKİ nin yaşattığı su sorunu çözüldü mü? İsraflar son buldu mu? Her şey bir tarafa İtfaiye Daire Başkanlığı Çerkezköy itfaiye istasyon binası satıldı. Kaça satıldığı başta olmak üzere sorulan sorulara cevap bile verilmedi, neden? Hesap verilemeyecek bir şeyler mi var? Yoksa neden cevap yok. Başkanların her sene sonunda halka açıklanacağı sözü verilen mal beyanlarını gören, duyan var mı?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Belediyelerde çözülemeyen tüm sorunların altında; halkın kara propaganda ile kandırılma veya kişisel çıkar vaatleriyle aldatılma tuzakları vardır. Yerel seçimler taraflarca ortaçağ meydan savaşları gibi görüldüğü için, seçim kazanan taraf belediyeyi savaş ganimeti olarak kabul etmekte, vakit kaybetmeden imar ve ihale rantı ganimetlerini paylaşmaya başlamaktadır. Bunları önlemenin yolu aday belirlenmesinden başlar. Üyelerin özgürce aday tercihi yapmasını engelleyecek her türlü düzenlemeye karşı çıkmak gerekir. Aday belirleme yetkisi parti genel merkezlerinden alınarak Hakim denetiminde parti üyelerinin tümünün katılacağı ön seçim sonucuna bırakılmalıdır. Delege ile yapılan temayül yoklaması aldatmacadır. Siyaset simsarları delege seçimlerinden başlayarak delegeyi kendi kontrollerine alıyor, istediği yönde oy kullandırıyorlar. Sonra da yiğit muhtaç olmuş kuru soğana türküsünden miting meydanlarında teselli arar hale getiriyorlar. Ne demişti halk ozanı Nazım HİKMET</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Ve bu dünyada, bu zulüm, senin sayende.</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer</span><br />
<span style="font-family:Calibri">ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak</span><br />
<span style="font-family:Calibri">kabahat senin, demeğe de dilim varmıyor ama ;</span><br />
<span style="font-family:Calibri">kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ve son sözüm: Evet pazardan hıyar alırken detayı ile inceleyen seçmen, Belediye Başkanı seçerken adayın liyakatine bakmaz, onun bunun hatırı ve genel merkezin dayatmasına göre oy verirse; seçim sonrası susuz da kalınır, ekmeksizde. Çözüm için seçim kanunu ve siyasi partiler kanununda gereken değişiklikler vakit geçirilmeden yapılmalı, egemenlik kayıtsız şartsız milletin olma gereği; seçmenin adayını belirleme dahil seçme ve seçilme hakkını kullanmasındaki tüm engeller kaldırılmalıdır. </span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Oct 2025 14:17:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SEBEP; SONUÇ! (2)</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/sebep-sonuc-2-621</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/sebep-sonuc-2-621</guid>
                <description><![CDATA[SEBEP; SONUÇ! (2)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;<span style="font-size:16px">&nbsp;2004 yılından 2009 yılına kadar Çerkezköy Haber gazetesinde haftanın bir günü UZLAŞMAK adlı köşede düzenli olarak yerel ve ulusal siyasi gündemi yorumladığım yazılar yazdım. Gündemde olması nedeniyle 2008 yılında yine aynı köşede </span></span></span><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“Su Çok Önemli Bir Sorun, Fakat ;”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;başlığı ile yazdığım yazıyı olduğu gibi aktarmaya karar verdim. Bu günlere nasıl geldiğimizi, başkanların su sorununa çözüm için neler yaptığı veya yapmadığını, on yedi yıl içinde değişen ne olduğunu hatırlatmak adına okurların dikkatine sunuyorum. Yazı tekrarının seçmenlerin oy kullanırken partilerin </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“biz senin için bunu uygun gördük ona oy ver”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;dayatmalarını neden kabul etmemesi gerektiğini vurgulamak açısından yerinde olacağını düşünüyorum. Aksi halde; yani tanımadığı liyakatsiz bir başkan seçilmesi durumunda bedelini yine seçmenin kendisi ödeyecektir. Çünkü tezgâh kurulmuştur, aday gösterip dayatma yapanlar başkandan diyetini alacaklar; Faturayı ödemek te yine hizmet alamayan halka kalacaktır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;SU; ÇOK ÖNEMLİ BİR SORUN, FAKAT: ( yazı Çerkezköy Haber Gazetesinde 2008 de yayımlandı.) </span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Geçtiğimiz aylarda belediye yetkilileri su kuyularında yaptıkları ölçüm sonucunda halkımıza Çerkezköy ün su sorunu olmadığını müjdelediler! İnanmak isteyen bu müjdeye inanabilir. Ben ise tam aksine küresel ısınmanın artması sonucu oluşacak kuraklık nedeniyle önümüzdeki yıllarda suyun Çerkezköy için hayati bir sorun olacağını düşünüyorum. Evet, su önümüzdeki dönemde çok önemli bir sorunumuz olacaktır. Fakat daha da önemlisi Çerkezköy Belediyesinin yaşanmakta ve yaklaşmakta olan sorunları göremeyen, çözüm üretemeyen kişiler tarafından yönetilmesidir ki bence asıl büyük sorun budur! ...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Mart ayında su kuyularında yaptıkları ölçümlerle Çerkezköy ün su sorunu olmadığını müjdeleyen bu (çok ve boş) bilmişlere öncelikle Çerkezköy ün kullandığı yeraltı sularının nasıl oluştuğunu hatırlatmak isterim. Yeraltı suları: Yağışlarla yeryüzüne inen suların geçirimli tabakalardan yeraltına sızarak yeraltında akifer adı verilen jeolojik yapılarda bulunan sulardır. Sularının beslenmesinde 1- Yağış miktarı, 2- Yağış türü, 3- Zemin geçirimliliği, 4- Arazinin eğimi, 5- Bitki örtüsü, etkili olan faktörlerdir. Dünyada yüzyılın en önemli sorunlarından biri kullanılabilir su miktarı ve kalitesinin azalması ve su kıtlığıdır. Nüfus artışına bağlı olarak gelişen hızlı ve plansız kentleşme, sanayileşme, yanlış arazi kullanımları, yoğun tarım faaliyetleri ve küresel ısınma bu sonucun temel sebepleridir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Alternatifi olmayan doğal bir kaynak olan suyun daha planlı ve ekonomik kullanılması için su kaynaklarını tehdit eden sorunların belirlenmesi ve önlenmesi gerekmektedir. &nbsp;Su kaynaklarının korunması, verimli kullanımının sağlanarak sürdürülebilirliğinin sağlanması gibi hedeflerle geliştirilen su kaynakları yönetiminin önemi, her geçen gün daha da artmaktadır. Uluslararası alanda gelecekteki güç dengelerinin suya hâkimiyetle belirleneceği tartışılmasız olarak kabul edilmektedir. Çerkezköy özeline gelecek olursak: Çerkezköy konum itibariyle Trakya yeraltı su havzasının başlangıcındadır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Hemen güney doğumuzda bulunan Silivri de yeraltı su kaynağı yoktur. Silivri su ihtiyacını Halaçlı köy sınırları içinde orman bakanlığından kiraladığı alandan sağlamakta, yeraltından çıkardığı suyu Silivri ye pompalamaktadır. Bu durum Trakya yeraltı su havzasının başlangıcında olduğumuzun da bir göstergesidir. Su havzasının başlangıcında olmak aynı zamanda yeraltı sularının yetersizliği halinde Trakya da ilk su sıkıntı çekecek yer olarak Çerkezköy ün olacağının da işaretidir. 30-40 yıl içinde % 50 ihtimalle olması beklenen Marmara depreminden yeraltı sularının nasıl etkileneceği, deprem sonrası nasıl bir tablo ile karşılaşılacağı konusunda uzmanlar bile bir tahminde bulunamıyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ama Çerkezköy Belediyesinin çokbilmişleri Çerkezköy için su sorunu olmadığını müjdelemektedir. Çerkezköy Belediyesini yönetenler 4 yıldır derin kuyu kazmanın dışında su teminine yönelik bir arayış ve çaba içine girmemiştir. Yakın gelecekte oluşacak su ihtiyacını karşılamaya yönelik alternatif bir kaynak arayışı da yapılmamıştır. Bu konuda en büyük hata: DSİ nin ÇOSB tahsis ettiği Yoncalı barajının tahsisinin iptal ettirilmemiş olmasıdır. Yoncalı barajı 70 li yıllar sonunda Çerkezköy OSB ilan edilirken oluşacak nüfus artışının ihtiyacını karşılamaya yönelik olarak Çerkezköy için planlanmıştı. ÇOSB ilan edilirken baraj tahsisi yoktu. 2004 yılında ÇOSB ye yapılan Baraj tahsisi yanlış olmuştur. DSİ baraj tahsisi yapmadan önce Çerkezköy ve beldelerindeki nüfusun su ihtiyacının nasıl karşılanacağına yönelik bir çalışma yapmalı, sonuca göre tahsis kararı verilmeliydi. 2004 te Çerkezköy Belediyesini kazanan AKP nin ÇOSB ye yapılan Yoncalı Barajının tahsis işlemini iptal ettirmesi gerekirdi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Tahsis iptal edilemiyorsa hiç olmazsa Çerkezköy ve Beldelerinde yaşayan nüfus için Yoncalı Barajından pay ayrılmalıydı. Belediye Başkanlığı dönemimde (1999-2004) Yoncalı barajının ÇOSB tahsisinin yanlış olacağını, tahsisin Çerkezköy Belediyesine yapılması gerektiği konusunda görüş ve düşüncelerim Belediyenin DSİ ile yaptığı yazışmalar ve yerel basına yaptığım açıklamalar arşivlerinde mevcuttur. Aynı görüşleri üyesi olduğum OSB müteşebbis heyeti toplantılarında da ısrarla dile getirdim. 57. Hükümet döneminde Yoncalı Barajının ÇOSB e tahsisi engelleyebildim. Ancak 2002 seçimleri sonucu Abdullah GÜL başkanlığında kurulan 58.hükümet (AKP) döneminde Yoncalı Barajının ÇOSB e tahsisini engellemeye gücüm yetmedi. </span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Oct 2025 17:24:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SEBEP; SONUÇ! (1)</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/sebep-sonuc-1-620</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/sebep-sonuc-1-620</guid>
                <description><![CDATA[SEBEP; SONUÇ! (1)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">Not: Yazı; bir mevki ve makama talip olmak, görev beklemek amacıyla yazılmamıştır. Tek amaç: Siyaseti bırakmış emekli bir belediye başkanının yaşadıklarını, deneyimlerini, görüşlerini geleceğe aktarabilmektir. </span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong><span style="font-family:Calibri">Yazıya başlarken yaşanan su sorunu konusunda en sonda söyleyeceğimi en başta söylemek istiyorum. Bugün, Çerkezköy de, Tekirdağ da ya da ülkemizin herhangi bir şehrinde su sorunu yaşanıyorsa, sorumlusu: Öncelikle halka kendi belirlediği adaya oy vermeyi dayatan parti üst yönetimleridir. Yazının başlığına bağlantı yaparsak: Halkı seçimde tıpış- tıpış sandığa giderek dayattığı adaya oy vermek zorunda bırakan</span><strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;parti yöneticileri sebep</span></strong><span style="font-family:Calibri">; seçilen liyakatsiz başkanların çözüm yerine mazeret üretmesi ve </span><strong><span style="font-family:Calibri">halkın susuz kalması ise sonuçtur.</span></strong>&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Tekirdağ Büyükşehir olduktan sonra il genelinde belediyelerin su ve kanalizasyon işleri Tekirdağ Büyükşehir bünyesinde kurulan TESKİ ye bağlandı. TESKİ merkezine görevim gereği yaptığım ziyaret sonrası bir dostuma gözlemlerimi aktardım. Gördüğüm organizasyon bozukluklarını anlatırken </span><strong><span style="font-family:Calibri">bu kafayla, bu kadroyla su sorununu çözemez, rezil olurlar</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;demiştim. Bu tespiti kırk beş yıllık meslek hayatında kazandığım tecrübeye dayanarak yaptım. Yanılmayı çok isterdim, ancak görünen o ki on yıllık bir çırpınış sürecinden sonra TESKİ de sorunların giderilmesi bir yana yeterli çalışma ve kadro iyileştirmeleri halâ yapılmadığı için tespitlerim yaşanmaya devam ediyor ve edeceğe de benziyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Söylediklerinin aynen çıkmış olmasından mutlu musun derseniz; asla mutlu değilim, mutlu olamam. Çünkü seçim döneminde çaresizliğinden söylenene inanma dışında bir hatası olmayan hemşerilerimin her türlü hizmetin en iyisini hak ettiklerine inanıyorum. TESKİ Halkın ekonomik durumunu hiç göz önüne alınmadan fiyat belirlemesi yapıyor. Genel kurulda oylamayla yüksek fiyattan su faturası dayatılıyor. Seçmene kendi iradesi dışında parti genel merkezinin belirleyerek ”</span><strong><span style="font-family:Calibri">adayının bu tıpış-tıpış git oy ver”</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;diye seçtirilen liyakatsiz başkanın yapacağı bu kadar işte. Oysa aynı TESKİ daha başlarken ilk icraat olarak tüm ilçelerde arıza bakım-onarım işlerini taşerona devretti? Maliyetinin ne olduğu konusunda halka bilgi bile vermedi. Bu işleri yapan taşeron kimdi? Hani şeffaflık, böyle olur mu hiç?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Aday belirlenme sürecinde TBB. Başkanlığına dört dönem milletvekilliğinden sonra aynı kişinin aday gösterilmesinin yanlış olduğunu yazdığım için troller tarafından alçakça bir saldırıyla kafatasçı ve faşistlik iftiralarına uğradım. Oysa eleştirim adayın nerede doğduğuyla, nereli olduğuyla ilgili değildi. Bu adayın vekil seçilemediği için peşin olarak aldığı maaşın çalışmadığı kısmını iade etmediğini, ettiyse belgeleri gazetemize ulaştırması halinde yayımlayacağımı, kendisinden de özür dileyeceğimi yazdım. Elimize bir belge ulaşmadı. Troller yaptığım açıklamalar sonrası utanmadılar ama herhalde halkın tepkisinden korkarak saldırmaktan vazgeçti. Vekilin liyakatinin Belediye başkanlığı için yeterli olmadığını söylediğimde, yanlış ve kötü örnekler vererek çarpıtmaya çalıştılar. Sonuçta vekil başkan oldu da ne oldu? Başkan liyakatsiz olunca neyin, nasıl olacağını Tekirdağ yaşayarak görüyor işte.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Belediye Başkanlığında liyakat önemli değilse, Tekirdağ neden susuzluktan kıvranıyor? Demek ki şalvar giyip tavuk besleme videolarıyla seçmen kandırılıyor ama başkanlık için yeterli olmuyormuş. Anlamak için anlatmak yetmedi, yaşamak lazımmış. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi bizim Kadir le zaten talihsiz bir başlangıç yapmıştı. Yaşanan su sorunu başta olmak üzere yaptığı israflarla her ilçede bir utanç abidesi yarattı ve gitti. Kefili bizim Faik vebalini ödeyebilir mi bilmem. Bu gidişle Tekirdağ halkın parasını çarçur eden siyasetçi çıkartmakla anılacak. Hatırlayan okurlar vardır Çevre bakanı bir hemşerimiz vardı. Tekirdağ da her köy muhtarına bir traktör verdi, hepsi kısa sürede hurdaya çıktı. Halkın parasını israf etmekten başka kimseye bir fayda sağlamadı. Böyledir, kendi cebinden bir çay ısmarlamaya eli gitmeyen tipler halkın parasını çarçur ederek ağalık taslamaktan hiç utanmazlar. &nbsp;&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Su sorununun sadece mevcut yönetimin yanlışları yüzünden yaşandığını hiçbir zaman söylemedim, söylemem. Sorun seksenli yılların başında başlamıştı, büyüyeceği belliydi. İlçe belediyelerinin bütçeleri ve mevcut yetkileriyle bu sorunu çözmeleri bakanlık katkısı olmadan imkânsızdı. Bu açıdan bakıldığında Tekirdağ Büyükşehir statüsüne geçtiğinde eğer liyakatli bir belediye başkanı seçilebilmiş olsaydı o bütçe israf edilmez ve liyakatli kadrolardan oluşan TESKİ yapılanması ile hiç olmazsa bugün yaşanan susuzluk yaşanmazdı. Ama yazık ki olmadı, bizim Faik izin vermedi. Doğrusu çok yazık oldu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Adayı belirleyen parti üst yönetimleri seçim kazanınca belediye üst kadrolarını onun kardeşi, bunun kızı, şunun adamı diye nepotizm yaparak doldurunca başkan diyetini ödemiş oluyor ama halkın kayırma olmadan hizmet beklentisi karşılanmıyor. Yaşanan su sorunu örnek görmek isteyen okurlara bu imkânı veriyor. Uzaklarda aramaya gerek yok. TBB nin kayırmacı kadro yapılanmasına, TESKİ deki kadrolaşmaya bakan ne dediğimi daha iyi anlayacaktır. Belediyelerde iktidar olan siyasi partilerin hemen tümünün nepotizm uygulamaları vardır. Bundan vazgeçmek zorundadırlar. Aksi halde halk kendilerini sandıkta mutlaka cezalandırır. Kayırmacılığın her şeyden önce kul hakkı olduğu da unutulmamalıdır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Bugünkü yazıyı da Orhan Veli KANIK ın “Anlatamıyorum” şiirinden yaptığım alıntı ile bitiriyorum </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Bir yer var, biliyorum;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Her şeyi söylemek mümkün;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Anlatamıyorum.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Oct 2025 16:47:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İÇ CEPHE- KUTUPLAŞMA</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/ic-cephe-kutuplasma-619</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/ic-cephe-kutuplasma-619</guid>
                <description><![CDATA[İÇ CEPHE- KUTUPLAŞMA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Saygıdeğer okurlara öncelikle 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimleri hemen sonrası 17 Mayıs 2023 tarihinde bu köşede “SONUÇLAR” başlığı ile yayımlanan yazıda yaptığım uyarıyı hatırlatmak istiyorum. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“</span></span><strong><span style="font-family:Calibri">Seçim kazanmak için bilinçli bir şekilde uygulanan kutuplaştırma politikalarının toplumu getirdiği durum maalesef budur işte. Cenaze töreninde karşılaşan siyasiler selamlaşmaktan bile kaçarlarsa başka ne bekliyorlardı ki? Yarattıkları bu kötü ortam ile övünebilirlerse övünsünler artık. Toplumda bu kutuplaşmanın açtığı yaranın kolay kapanabileceği ön görüsünde bulunmayı çok isterdim, yazık ki bulunamıyorum. Böyle bir yara açarak en büyük gücümüz; birlik ve beraberliğimiz yok olduktan, kıvançta ve tasada bir olamadıktan, iç cephede birlik sağlanarak millet olamadıktan sonra seçim kazansan ne olur, kaybetsen ne olur. Asıl beka sorunu oy uğruna birlik, sevgi ve saygının yok olduğu tam da bu ortamdır işte</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;K. Linki =&nbsp;</span><a href="https://www.cerkezkoyekspres.com/makale/sonuclar-375"><u><span style="font-family:Calibri"><span style="color:#0563c1"><u>https://www.cerkezkoyekspres.com/makale/sonuclar-375</u></span></span></u></a><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">”</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ün çok önem verdiği iç cephe kavramı,&nbsp;savaş zamanlarında cephe hattında çarpışan askeri gücün ötesinde, bir ülkenin kendi içindeki toplumsal, ekonomik ve siyasal dayanışmasını&nbsp;ifade eder. Kurtuluş savaşımızı kazanmamızı sağlayan en önemli etkenlerden biri de budur. 19 Mayıs 1919 da Samsuna çıkan ATATÜRK, halkı işgalden kurtarmak amacıyla örgütlemek için kongreler yaptı, genelgeler yayımladı. Amasya, Erzurum ve Sivas başta olmak üzere Anadolu’yu adım adım gezdi. Gittiği yerlerde yaptığı toplantılarda ülkenin ve milletin içinde bulunduğu durumu yani düşman işgalini ve işgalden nasıl kurtulacağını doğrudan halka anlattı, kurtuluş savaşına ikna etti. &nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Halkı, işgalden ancak birlik ve beraberliğimizi sağlayarak savaşırsak, kurtulabileceğimize inandırdı. &nbsp;Millet kurtuluşa ikna oldu, arkasına düştü. Kadın, erkek, genç, yaşlı, hasta, sağlam demeden, sağlanan birlik ve beraberlikle yapılan savaş sonrası mucize zafer kazanıldı. Savaş sadece cephede askerler arasında olmadı. Millet kaçmadı, Vatan toprağının her karışı için gözünü kırpmadan işgalcilerle yokluklar içinde savaştı. Hiç kimse mazeret aramadı, ondan, bundan diye kutuplaşıp kamplara ayrılmadı. Bulduğu bütün araçlarla, kazma, kürek, tırmık, çapa eline ne geçtiyse işgalcilerle savaştı. Şehit kanları ile sulanan Vatan topraklarımızın sınırlarını ve tam bağımsız Türkiye Cumhuriyetini yedi düvele kabul ettirdi. Sonraki yıllarda da ATATÜRK önderliğinde gerçekleşen Cumhuriyet devrimleri &nbsp;hep iç cephedeki birlik ve beraberlik sayesinde yapıldı ve benimsendi. <strong>BİZ, TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ; VATANIMIZI DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTARARAK, KANLA, İRFANLA BÖYLE KURDUK!</strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Kutuplaşma, en genel anlamıyla,&nbsp;bir konu veya durum etrafında iki zıt kutbun oluşması ve bu kutuplar arasında giderek artan bir ayrışma, kamplaşma ve uzaklaşma yaşanmasıdır. Bilindiği gibi siyasi partiler Ülkenin ve halkın sorunlarına çözüm üretmek için kurulur ve iktidara gelerek halkın, ülkenin sorunlarını çözmek için faaliyet gösterirler. Partiler siyasi kutuplaşma sınırına dikkat etmeli, siyasi istikrarsızlığa, toplumsal gerilimlere ve hatta çatışmalara yol açmasına izin vermemelidir. Siyasi kutuplaşma seçimlerin sonunda mutlaka bitmelidir. Seçimler, kanunların belirlediği sınırlar içinde, belirlenen kurallara göre yapılır. Siyasi partiler seçimleri centilmence bir yarış olarak görmeli, yarıştığı partiye, seçmenlerine ve sonuca saygı duymalıdır. Seçim sonucuna göre iktidar değişimi bir nöbet değişimi olarak kabul edilmelidir. Seçimlerin iç cephede birlik ve beraberlik bozacak hale getirilmesi, yarışa giren partilerin birbirlerini yok etmesi hiç ama hiç kimsenin aklından bile geçmemelidir</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ülkemizde yaşanan askeri darbeler siyasi partilerin kısır çekişmesi, toplumdaki kutuplaşma ve çatışmalar sonrasında gelmiştir. Bu konuda dış güçlerin gizli haber alma teşkilatlarının da yoğun katkısı olmuştur. 60 darbesinde 4 yaşında bir çocuktum, bir şey hatırlamıyorum. Ama 80 darbesini yaşadım her şeyi hatırlıyorum. 12 Eylül 80 askeri darbesi öncesi Halk olarak dış güçlerin tuzağına düştüğümüzü kabul etmek zorundayız. Darbe öncesi ve sonrasında çok ağır bedeller ödedik, ödüyoruz. Halk farklı gruplara ayrıldı, çatışmalar oldu. Dış güçlerin CIA-MOSSAD- KGB-MI6 v.b. gibi gizli haber alma örgütlerinin kışkırtma ve propagandalarla devşirerek, eğittikleri militanlarının terör faaliyetleriyle yaşanan çatışma, halkta düşmanlık ve güvensizlik oluşturdu. Toplumsal dayanışmayı zayıflattı, ayrımcılığa, kamplaşmaya ve ötekileştirmeye yol açtı. Askeri darbeye zemin hazırlayan çatışmalar darbeden sonra bitti. Çünkü dış güçler amacına ulaşmıştı. Ancak ülkemizin geleceği olan genç beyinler, bir nesil yok edildi. Başta gelir dağılımında bozulma ve eşitsizlik olmak üzere bugün yaşadığımız ne kadar sorun varsa temelinde 80 askeri darbesinin uygulamaları ve sonuçları vardır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ben 23 seçimlerinden hemen sonra toplumdaki kutuplaşmanın seçim sonrası siyasi parti liderlerinin çabasıyla giderilmesi umuduyla o satırları yazmıştım. Üzerinden yaklaşık 2.5 yıl geçmesine rağmen yazık ki liderlerde iç cephede birlik sağlanmasına yönelik bir anlayış, davranış görememenin üzüntüsü ve tedirginliği ile yine yazmak zorunda kalıyorum. Siyasi parti liderlerinin söylemlerinde kullandıkları dil, toplumdaki ayrışma ve gerginliği arttırmaktadır. Medyanın,(özellikle sosyal medya) kutuplaştırıcı söylemleri yayması ve farklı gruplar arasında iletişimi zorlaştırması, kutuplaşmayı arttırdığı gibi iç cephede birliğin sağlanmasına da engel olmaktadır. Kutuplaşma; toplumun farklı kesimleri arasındaki iletişimi ve işbirliğini zorlaştırarak toplumsal dayanışmayı dolayısıyla iç cephede birliği yok edecektir. Yaşadığım tedirginlik; etrafımız ateş çemberiyle çevriliyken siyasetin bunu görmezden gelmesi ve kimsenin iç cephede birliği sağlamak için hiç bir şey yapmıyor olmasındandır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ne yapılabilir? İşte bugün tüm siyasi partilerin cevap araması gereken soru budur. Bence acilen İç cephede birlik sağlanmalıdır. Sağlanmazsa ne ekonomi düzelir, ne de huzur gelir. İç cephede birlik sağlamak için farklı görüşlere sahip siyasi partilerin karşılarındakilere saygı duyması, diyalog kurarak onları dışlamadan her konuda görüşlerini ve sorunlara çözüm önerilerini anlamaya çalışması gerekir. İktidara düşen, biz iktidarız, bizim dediğimiz olur mantığı ile yasama yapmak değildir. Mecliste kavga yapmak, muhalefetin sesini kısmak iç cephede birliğin sağlanmasına hiçbir katkı yapmaz. Önemli olan siyasi partiler arasında iletişimi ve diyaloğu kesmeden, ikna ederek yasama görevini yerine getirmektir. Artık herkes şunu iyi bilsin ki eğer iç cephede birliği sağlayamazsak bir hiçiz! </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sonuç olarak İç cephede birlik olmamasının nedenlerini ve sonuçlarını anlamak ve iç cephede birliği sağlamak için iktidar ve muhalefetiyle TBMM deki vekillerin görevlerini hakkıyla yapması gerekir. Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK önderliğinde kurtuluş savaşı vererek kazanan, vatan topraklarının sınırını LOZAN da tescil ettiren, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyetini Dünya devletlerine kabul ettiren Gazi Meclisimizin iç cephede birliği yeniden sağlanması için vakit kaybetmeden mutlaka daha çok çaba göstermesi gerekiyor. </span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Sep 2025 10:27:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GAZZE</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/gazze-618</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/gazze-618</guid>
                <description><![CDATA[GAZZE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;<span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;İsrail ordusu, 9 Eylül'de Katar-Doha'da Hamas müzakere heyetinin rehine takası görüşmeleri için bulunduğu binaya savaş uçaklarıyla saldırı düzenledi. Lider kadrosunun kurtulduğu saldırıda, 5 Hamas mensubu ve bir Katar polisi olmak üzere 6 kişi yaşamını yitirdi. Bunun üzerine İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Birliği yetkilileri Katar da toplandı. İsrail hükümetinin </span></span></span><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Calibri">kan dökme arzusuna karşı somut adımlar atılması gerektiği</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;belirtildi. Toplantıda dile getirilen yaptırımlarla İsrail soykırımının önlenemeyeceğini başata öneriyi getirenler olmak üzere her kes biliyor, yasak savıyorlar. Önceki toplantılarda olduğu gibi İİT ve Arap B. yine bildiri yayınladı ama sonuçta hiç bir şey değişmeyecek.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İsrail in yaptığı soykırım samimi olarak durdurulmak isteniyorsa İİT ve Arap B. vakit kaybetmeden kara, hava ve deniz kuvvetlerinden birliklerin olduğu ortak silahlı bir barış ve güvenlik gücü oluşturmalı caydırıcı müdahalede bulunması gerekir. Yapılır mı? Yok, asla. Çünkü İsrail arkasına dünyayı yöneten güç: &nbsp;ABD ile U.K. almıştır. Doha ya yapılan saldırı ABD ile U.K. bilgisi ve desteği olmadan yapılamaz. Tek kutuplu dünya zaten onların çalışmaları ve tuzakları sonucu bu günler için oluşturulmadı mı? Ukrayna dan bir parça Rusya ya verdiler, kendileri orta doğuya çöktüler. Dünyayı yöneten emperyalist patronlar yirmi birinci yüzyılda paylaşım savaşlarının böyle olmasını istiyorlar. &nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İsrail ordusu pazartesi günü Gazze’nin en büyük kenti olan Gazze’ye kara harekâtını başlattı. Ordu binlerce bombayla zaten harap olmuş Gazze'yi bir daha vurdu. İsrail Savunma Bakanı </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">‘Gazze yanıyor</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;<span style="font-family:Calibri">‘ diye gururla dünyaya duyurdu. İsrail hükümeti bu adımın Hamas’ı ortadan kaldırma amacıyla atıldığını açıkladı. İsrail Başbakanı 10 Eylül'de yaptığı açıklamada, Katar'a, </span></span><strong><span style="font-family:Calibri">ya onları sınır dışı edersiniz ya da adalete teslim edersiniz. Bunu yapmazsanız, biz yapacağız,</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;ifadeleriyle yeni saldırı tehdidinde bulundu. Operasyonun başlamasından saatler önce ABD Dışişleri Bakanı ile İsrail Başbakanı bir araya geldi. ABD dışişleri bakanı yaptığı açıklamada Hamas’ı </span><strong><span style="font-family:Calibri">hayatını şiddete adamış barbarlar</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;olarak tanımladı. ABD’li başka bir yetkili de sorumluluğun İsrail başbakanında olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;Bu adımın daha fazla kan dökülmesine, daha fazla masum sivilin öldürülmesine ve kalan esirlerin hayatının tehlikeye atılmasına yol açacağı bellidir. Savaşa değil acil bir ateşkese, insani yardıma ve kalıcı barışa ihtiyaç vardır. Zaten acımasız ambargo nedeniyle açlıktan binlerce masum Filistinli can vermişken başlayan bu saldırıda korumasız kaç masum kadın, çocuk, yaşlı, hasta Filistinli can verecek tahmin etmek bile imkânsızdır. Bu saldırıların rehine kurtarmanın çok ötesinde, toprak kazanmaya yönelik bir işgal olduğunu gizlemek artık çok zordur. &nbsp;Zaten ABD başkanı Gazze yi yeniden inşa ederek Filistinlileri uzaklaştıracağını buraya turistik yer yapılacağını söyledi. Oysa asıl amaçlarının ise Gazze nin deniz yetki alanlarında bulunan doğal gaz ve petrol yataklarına çökmek olduğu artık gizlenemiyor. &nbsp;Gazze ye saldıran İsrail, arkasına hidrokarbon yataklarından pay hayalleri kuran kan emici emperyalist ABD ve U.K. u almıştır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;BM İnsan Hakları Konseyi tarafından kurulan bağımsız soruşturma komisyonu, İsrail’in Gazze’de soykırım işlediğini ve ülkenin üst düzey siyasi liderlerinin soykırıma teşvik ettiğini açıkladı. 72 sayfalık rapor, bugüne dek BM’den gelen en güçlü bulgu olarak nitelendi. Raporda İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de dört soykırım eylemi gerçekleştirdiği ifade edildi: Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre Ekim 2023’teki saldırılardan bu yana yaklaşık 65 bin Filistinli öldü. Bu kayıpların büyük kısmını kadınlar ve çocuklar oluşturdu. Rapor, uluslararası kamuoyunda artan soykırım suçlamalarıyla aynı dönemde yayımlandı. ABD’li Senatörler Hollen ve Merkley, İsrail hükümetinin Gazze’de </span><strong><span style="font-family:Calibri">etnik temizlik planı uyguladığını</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;söylemişti. Raporda İsrail’in&nbsp;</span><strong><span style="font-family:Calibri"><strong>çocukları topluca hedef aldığı</strong></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;belirtilerek, bunun askeri operasyonların Hamas’ı yenilgiye uğratmaktan çok Filistin halkını yok etme amacı taşıdığının göstergesi olduğu vurgulandı.&nbsp;Çocukların açlık ve bombardıman nedeniyle hem fiziksel hem zihinsel olarak gelişimlerinin yok edildiği kaydedildi. Bir doktorun sözleri raporda şu şekilde aktarıldı: </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“Gazze’de çocukluğun özü yok edildi.”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">Raporda İsrail Başbakanı, Cumhurbaşkanı ve eski Savunma Bakanı,&nbsp;</span><strong><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">“soykırıma teşvik”</span></strong></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;ile suçlandı</span><strong><span style="font-family:Calibri">.</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;BM raporuyla birlikte yayımlanan basın açıklamasında uluslararası topluma çağrı yapıldı: </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“Gazze’de soykırım gerçek zamanlı yaşanıyor. Devletlerin yasal, ahlaki ve siyasi yükümlülüğü açıktır: Dünyanın artık harekete geçmesi, Filistin halkını koruması ve soykırım suçunu önlemesi gerekiyor.”</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yirmi birinci yüz yılda inanması çok zor olan silahsız masum insanlara yapılan katliamları çaresizlik içinde izliyor bir şeyler yapamamanın acısıyla kahroluyoruz. Sadece Filistin halkının değil tüm insanlığın öldürüldüğüne şahitlik ediyoruz. Barış için kurulan, ancak işlevsiz hale getirilen Birleşmiş Milletler Örgütü nün tabutuna son çivi Gazze de çakılmaktadır. Bölgemizde yaşanan savaşlardan ders almak gerekir. Artık kısır iktidar kavgalarından uzaklaşarak bir an önce iç cephede birlik sağlamalı, dış güçlerin tuzaklarına karşı vatanı, milleti ve Türkiye Cumhuriyetini koruyup kollamak için her an göreve hazır olmak gerekir. Bölgedeki gelişmeler bize; suyun uyuduğunu, düşmanın uyumadığını gösteriyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Düşman; Ne Yunanistan ne de İsrail. &nbsp;Asıl büyük tehlike ve düşman ABD ile U.K. dir. Diğerleri onların aparatlarıdır. Lozan ı hala hazmedemediler. Ülkemizde Atatürk düşmanlığını körüklediler. Kemalizm in yok edilmesine gizli haber alma örgütleriyle maddi manevi destek verdiler, veriyorlar. Vatanımız ve milletimiz üzerinde çok çeşitli ve uzun vadeli planlar yaptılar. Uygulamada başaramadıkları olduğu gibi kısmen başardıkları da oldu. (Sağ- sol çatışması, PKK kalkışmasını, 12 Eylül darbesini, 15 Temmuz kalkışması.) Aleyhimizde değişik projeler üzerinde halâ çalıştıklarından kimsenin şüphesi olmasın.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Suriye de eğitip donattıkları pyd –ypg yi ülkemize karşı kullandılar. Verdikleri silah ve mühimmatlar kullanılarak sınırlarımızı koruyan kahraman Mehmetçiklerimizi şehit ettiler. Etrafımızdaki komşu ülkelerde kurdukları askeri üslerle ülkemizi sözde çembere aldılar, silahların namlularını ülkemize çevirdiler. İran ı nükleer silah bahanesiyle nasıl bombaladıysa yarın bizi de bombalamayacağının hiçbir garantisi yoktur. Kimse bana ama NATO üyesiyiz falan demeye kalkmasın o sadece Avrupalı sözde dostlarımıza bir saldırı olursa geçerlidir, bizden yardım isterler. Bize saldırı olursa başınızın çaresine bakın der ve seyrederler. Suriye savaşının başlangıcında hava savunma sistemi talebimizin cevapsız kaldığı unutulmasın...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Bugünkü yazıyı Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ün sözleriyle bitirelim:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Büyüklük odur ki, hiç kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için gerçek ülkü neyse onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhin de bulunacaktır. Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. Önüne sayılamayacak güçlükler yığacaklardır. Kendini büyük değil küçük, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu güçlükleri aşacaksın. Ondan sonra sana büyüksün derlerse, bunu diyenlere de güleceksin.&nbsp;</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 18 Sep 2025 16:39:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İHANET</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/ihanet-617</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/ihanet-617</guid>
                <description><![CDATA[İHANET]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Öncelikle İzmir de hain bir saldırıda şehit edilen polislerimize yapılan saldırıyı nefretle kınıyor, şehitlerimize Allahtan rahmet, kederli ailelerine, polislerimize ve halkımıza başsağlığı ile sabır, yaralılara acil şifalar diliyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İhanet kelimesi, dilimizde çok kullanılan kelimelerden birisidir. İhanet kelimesi Arapça dan Türkçe'mize geçmiştir. TDK'ye göre, ihanet kelimesi anlamı şu şekildedir: 1. Hıyanet, hainlik. 2.Evlilikte, sevgide aldatma, sadakatsizlik. 3. Gerektiğinde yardımda bulunmama, bir kimsenin güvenini yok etme. Bu kısa bilgiden sonra okurların hemen tümünün yazının konusunu tahmin ettiğini düşünüyorum. Evet, bugün CHP de yaşanan gelişmelerle ilgili olarak düşüncelerimi paylaşacağım.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Hafta sonundan beri tüm medya CHP İstanbul il yönetimine 45. Sulh Hukuk Mahkemesinin atadığı Kayyumun il binasına girmesini tartışıyor. Ülkede de bu kadar sorun varken, özellikle emekli ve asgari ücretliler açlık sınırı altında yaşam mücadelesi verirken, medyanın hemen tümü savunduğu siyasi partinin görüşünü destekleyen algı operasyonlarına devam ediyor. Sürpriz mi? Tabi ki değil, halk alıştı artık. Tartışma programları bilgilendirme, aydınlatmadan çok propaganda yapar hale geldi. Pek çok tanıdığım artık tv seyretmediğini, çünkü faydalanabileceği bir tartışma yapılmadığını, programların sürekli aynı tezlerle kafa şişirmekten ve gündem değiştirmekten başka bir işe yaramadığı için çareyi tv kapatmakta bulduğunu söylüyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Okurlar hatırlayacaktır, 2023 seçimleri öncesinde sık olarak iç cephede birliğin sağlanması konusuna çağrı yapmıştım. Ancak çağrı yaparken düşündüğüm noktanın çok ilerisine gelindiğini kabul etmek zorundayım. Kutuplaşmanın halkın birliğini, huzurunu kaçıracak bir hal alacağını gördüğüm için iç cephede birlik çağrısı yapmıştım. Haklı çıktım demeyi sevmiyorum ama gelinen nokta ortada işte. Yargının kutuplaşmanın dışında kalması gerekirken yazık ki verilen subjektif kararlarla kutuplaşmanın etkisinde olduğu görülüyor. Kayyumun CHP İstanbul il binasına girmesini sağlamak için binlerce emniyet mensubunun partililerle karşı karşıya getirilmesi de ayrı bir sorun. Bu konuda alanda bulunan CHP yöneticilerinin sabrı ve krizin daha fazla büyümesini engelleme çabalarını takdir etmek gerekir. Gözler İçişleri bakanını, olmazsa İstanbul valisi ve emniyet müdürünü aradı ama gören olmadı. Polisin Milletvekillerine, üye, delege ve halka gaz sıkarak il binasına girmesi savunulması zor bir olaydır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Kayyum kararı ve gazlı polis desteği ile il binasına girilmesi olayı köpürtmüş, halkı germiştir. Görevli vekillerin çabaları olayın şiddet eylemine dönüşmesini engellemiştir. İçişleri, Adalet bakanları, Vali ve emniyet müdürü daha aktif olarak sorumluluk alsalardı, sorun diyalogla çözülebilirdi, olmadı. Kayyum olayından aslında CHP genel merkezinin de önemli dersler çıkartması gerekir. Kendinin seçilmesi için alın teri döken arkadaşlarını polisle karşı karşıya getirerek gaza maruz kalmasını istemek nasıl bir ruh halidir? Böylesini aday seçenlere bir daha öyle bir görev verilmemelidir. &nbsp;Öte yandan önce Aydın B.B. Başkanı şimdide Beykoz Belediye Başkan vekili ve iki meclis üyesinin transfer söylentileriyle partiden istifa ettikleri konuşuluyor. Bunları kimler nasıl değerlendirerek aday yaptı bilmiyoruz. Ancak CHP nin aday tespitinde ciddi sıkıntıları olduğunu artık biliyoruz. 102. yaşını kutlayan Atatürk ün partisinde böyle insanların aday gösterilmesi, aday belirlemede gereken özenin gösterilmediğinin kanıtıdır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Kayyumun medyaya yaptığı açıklamaların satır aralarına bakıldığında; her an itirafçı olursa CHP üye ve delegeleri için sürpriz olmaz herhalde. Seçimlerde kendisi vekil olsun diye sokaklarda çalışan partililerine yapılan gazlı müdahalenin verdiği dilekçeyle gerçekleşmesini sağlayan kişi için partinin, partili arkadaşlarının bir anlamı kalmadığını tahmin ediyorum. Onun için CHP artık yetki kullanarak bu tür atamalarda yanlış tercih yapan yönetim kadrosunu da sorgulamalıdır. Vekillerin ve Belediye Başkanlarının siyasetten zenginleşmeleri takip edilmeli, parti içi denetim mekanizması çalıştırılarak makamın imkânlarını kişisel zenginleşme amacıyla kullananlara derhal müdahale edilmelidir. Suç olasılığı görüldüğünde parti ile ilişiği önce dondurulmalı, suçun kesinleşmesi durumunda partiden </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">derhâl ihraç edilmelidir. Bunların adaylığını belirleyenler içinde gereken işlemler başlatılmalıdır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Son günlerde Çerkezköy Belediye Başkanının da transfer olacağı dedikoduları sosyal medya ve yerel basında dolaşıma sokuldu. Gerçek olduğuna inanmıyorum. Çünkü Akay ailesini Çerkezköy nüfusunun 4000 olduğu günlerden tanırım. Yakın komşularımızdı. Rahmetli Dedesi Rahmetli Dedemin, Rahmetli Babaannesi, Rahmetli Anneannemim, Rahmetli Amcası, Rahmetli Dayımın arkadaşıydı. Çok iyi tanıdığım, güvendiğim bir ailenin ferdidir. Kendisiyle ilk aday olduğunda ziyaretime geldiği zaman tanıştık. Kendine güvenerek oy vermiş on binlerce kişiyi bir tarafa bırakıp başka partiye transfer olacak bir kişi izlenimini edinmedim. Başka partiye transfer; ailesinin asla kabul edemeyeceği bir davranış olur, mezarda olan Rahmetli büyüklerinin bile kemikleri sızlar. Kendisi Çerkezköy belediye başkanı olarak kesintisiz 3.dönemdir görev yapıyor, siyasi tecrübesi benden fazladır. Böyle bir hata yapmayacak kadar siyasi birikimi vardır. Başka partiye transferi hiç ama hiç tahmin etmem ve yakıştırmam.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Bugünkü yazıyı da Ataol BERAMOĞLUNUN ”Ne Çok Hain” şiirinden yapacağım alıntı ile bitirelim. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><em><span style="font-family:Calibri"><em>Sizinle galiba arkadaş filandık</em></span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><em><span style="font-family:Calibri"><em>Işıklı günlerinde gençliğimizin.</em></span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><em><span style="font-family:Calibri"><em>Hayalleriyle kanatlanırdık</em></span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><em><span style="font-family:Calibri"><em>Gelecek, güzel Türkiye’nin.</em></span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><em><span style="font-family:Calibri"><em>Fakat nasıl da değiştiniz birden</em></span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><em><span style="font-family:Calibri"><em>Arınıp bütün o düşlerden</em></span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><em><span style="font-family:Calibri"><em>Buzlu sularında bencilliğin.</em></span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><em><span style="font-family:Calibri"><em>Ne çok hain.</em></span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><em><span style="font-family:Calibri"><em>Hayır, belki de değişmediniz,</em></span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><em><span style="font-family:Calibri"><em>Aslınız belki de buydu sizin.</em></span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><em><span style="font-family:Calibri"><em>Sadece zamana ayak uydurdunuz</em></span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><em><span style="font-family:Calibri"><em>Ortak ateşinde ısınıp gençliğin.</em></span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><em><span style="font-family:Calibri"><em>Sonra neyseniz o oldunuz</em></span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><em><span style="font-family:Calibri"><em>Asıl kimliğinizi buldunuz</em></span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><em><span style="font-family:Calibri"><em>Uşağı oldunuz zalimin.</em></span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><em><span style="font-family:Calibri"><em>Ne çok hain.</em></span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><em><span style="font-family:Calibri"><em>Aynı arsız kibir suratlarınızda</em></span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><em><span style="font-family:Calibri"><em>Erkeğinizin dişinizin.</em></span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><em><span style="font-family:Calibri"><em>İçim bulanıyor karşıma çıktıkça</em></span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><em><span style="font-family:Calibri"><em>Ekranlarında TV’lerin.</em></span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><em><span style="font-family:Calibri"><em>Kiminiz yeni yetme faşist çığırtkan</em></span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><em><span style="font-family:Calibri"><em>Kiminiz kaşarlanmış sırtlan,</em></span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><em><span style="font-family:Calibri"><em>Sanırsın kardeşi vampirin.</em></span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><em><span style="font-family:Calibri"><em>Ne çok hain.</em></span></em></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Sep 2025 19:36:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TEMİZ ELLER (5)</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/temiz-eller-5-616</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/temiz-eller-5-616</guid>
                <description><![CDATA[TEMİZ ELLER (5)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;<span style="font-size:16px">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Sıra yazı dizimizin amacını açıklamaya geldi: Ben yolsuzluklara karşı İtalya da yapılan “Temiz Eller” operasyonunun, savcıların da kabul ettiği eksik yönleri olsa bile; yolsuzluk mücadelesi için bütün ülkelere örnek olacağını düşünüyorum. Peki, bu aşamada ülke olarak yolsuzluk mücadelesinde biz ne yapmalıyız? &nbsp;İşte cevap aramamız gereken asıl soru budur. Çünkü bu sorunun cevabı seksen altı milyonun bugününü ve yarının etkilemektedir. Ya şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışı, ya da mutlu bir azınlık kremalı pasta yerken büyük çoğunluk yine kuru soğana mahkûm yaşamaya devam edecek. Tercihi kullanacağı oy pusulasına vuracağı “evet” mühür ü ile yine halkın kendisi yapacaktır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yolsuzluk yapanların dini, dili, rengi, ırkı, ideolojisi hiç fark etmiyor, her toplumda çok sayıda harami çıkıyor. Sorun ahlak sorunudur. Bütün Dünya da ahlak erozyonunun arttığını kabul etmek zorundayız. Yapılan yolsuzluklara bakıldığında önünde sonunda mutlaka siyasetin ve/veya siyasetçinin parmağı olduğu görülüyor. Siyasetçi bazen yolsuzluğu yapan, bazen de yolsuzluğu perdeleyen, koruyan olarak karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla halk olarak yolsuzluklara karşıysak ki aksi düşünülemez, bunun da ilk adımı dürüst siyasetçi seçme zorunluluğudur. Bu iş kolay değil, günümüzde medya ve reklam ajansları aday olan siyasetçiyi halka sunarken o kadar allayıp, pullayıp süslüyor ki reklamı izleyen harami aday bile “vay anasını ben neymişim be abi” diyerek gördüğü reklama kendi de inanabiliyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Biz yolsuzluk mücadelesinde daha fazla ne yapabiliriz sorusunu soran okurlara çok kısa ve net bir cevabım olacak: Uyuduğu için soyulduğunun farkında olmayan toplumu uyandırmaya çalışabilirsiniz! Bunun içinde uyuyanlara (5) bölümlük yazı dizisini anlayarak okumasını önererek işe başlayabilirsiniz. Uyuyan, okumayı sevmeyenler için çok kısa özet yapalım: İtalya da yolsuzluklardan kurtulmak için yapılan Temiz Eller operasyonuna halk desteği örnek alınmalıdır. Operasyon süresince İtalyan halkı savcılara destek oldu. Operasyonu başarısız kılacak her eylemi engelledi, siyasi müdahalelere karşı direniş gösterdi. Savcılar halk desteğinden aldıkları cesaretle soysuz haramilerin üzerine gitti. Hiç kimsenin dokunulmazlığı söz konusu olmadığı için İtalyan parlamentosunun yarısı soruşturuldu, 2 eski başbakan ve çok sayıda siyasetçi tutuklandı, 400 den fazla şehir veya ilçe belediye meclisleri yolsuzluk suçlamasıyla fesih edildi. Kimse partim zarar görür hesabı yapmadı, suçlular cezalandırılsın dedi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Parlamentoda yolsuzluk suçlarını af getiren düzenlemeye halk, mitinglerle, eylemlerle şiddetle karşı çıkmış, Cumhurbaşkanı parlamentonun kararını veto etmek zorunda kalmıştı. Unutmayalım ki; Bizde ise 90 lı yılların ortalarında eski başbakan olan iki siyasi partinin genel başkanı yüce divanda yargılanmaktan kurtulmak için anlaşmış, kendi partilerinin vekil oylarıyla mecliste aklanmış ve dava kapatılmıştı. İtalya da halk böyle bir uygulamaya izin vermedi. Bizde yazık ki halk yargıya bu desteği veremedi. Oysa yolsuzluklardan kurtulmak istiyorsak yapanın kimliğine, partisine ve ideolojisine bakmadan yolsuzluk mücadelesine destek vermek gerekiyor. Ülkemizde bu yapılmıyor. Yolsuzluk yapan kendi partisinin mensubuysa partisine zarar gelmesin diye koruma içgüdüsüyle görmezden, duymazdan geliniliyor. Yanlışın en büyüğü burada oluyor işte. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yolsuzluk yapanlar halk vicdanında da yargılanmalıdır. Suçu olanları, kamu malından zenginleşmek isteyen başka haramilere örnek olması için halk önce kendi dışlamalıdır. Yolsuzluk mücadelesine sahip çıkarak destekleyen halk, siyasilerden yolsuzluk mücadelesi için söz almalı ve yapılan düzenlemeleri takip etmelidir. Mecliste yapılması gereken ilk yasal düzenleme: “Mali Milât ve Nereden Buldun Yasasının” tekrar yürürlüğe konması olmalıdır. Sonra dokunulmazlıkların kürsü dokunulmazlığı ile sınırlandırılması gerekir. Halk hiç olmazsa bundan sonra bavul dolusu kaçak altınla yakalanan milletvekili görmesin artık. Sonra Cumhuriyet Savcılarının tamamen bağımsız olmaları sağlanmalı, savcılar Belediyelerdeki yolsuzluk iddialarını izin alamadan soruşturabilmelidir. Yolsuzluk cezaları da arttırılmalı, af kapsamından çıkartılmalıdır. Yargıdaki yolsuzluk dosyaları zaman aşımından düşmemeli dosya ya adı karışan yargı mensupları olursa cezaları en az iki kat fazla olmalıdır. Halkın gerçekleri görüp öğrenmesini sağlamak için yolsuzluk davalarının İtalya da olduğu gibi TV den yayımlanması sağlanmalıdır. Yolsuzluktan ceza alanlara siyaset yasağı getirilmelidir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<span style="font-family:Calibri">“Hâkimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir” değil mi? Öyleyse neden millete tanıdığı, dürüstlüğüne inandığı, adayını belirleme şansı verilmiyor da siyasi parti genel başkanları ve merkez yönetimlerinin belirlediği adaya oy vermesi isteniyor? Doğru olanı sadece parti üst yönetimleri biliyorsa ülkemiz ve halkımız neden bu haldedir? Neden yolsuzluk batağında çırpınıp duruyoruz? Siyasi parti merkezinin aday gösterdiği belediye başkanları hangi kanun, hangi tüzükten aldığı yetkiyle yolsuzluk söylentilerini geçtim de, halkın bilgi edinmek için sorduğu sorulara cevap bile vermiyorlar. Halktan bir şeyler mi gizliyorlar? Parti üst yönetimi sorulara neden cevap verilmediğini duymazdan geliyor. Sonra da şeffaflık diyorlar. Üstelik başkanlar sıkıştığını anlayınca, arkasına bile bakmadan başka partiye topuklayarak transfer oluyor ve himayelerine giriyor. Onları defalarca değişik makamlara aday olarak gösteren, onay veren parti yetkililerinden biri olsun bu kepazeliği, kendi yanlış tercihleri nedeniyle partiye ve üyelere yaşattıklarını kabul ederek, “bizim hatamızdır” diye özür dileyerek istifa etmiyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">NEDEN?</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Bugünkü yazıyı da Nazım HİKMET in</span><strong><span style="font-family:Calibri"><strong>&nbsp;<span style="font-family:Calibri">“Antep Destanı” </span></strong></span></strong><span style="font-family:Calibri">adlı eserinden bir alıntıyla bitiriyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Ateşi ve ihaneti gördük.</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Ve kanlı bankerler pazarında</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Memleketi Alman'a satanlar,</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Yan gelip ölülerin üzerinde yatanlar</span><br />
<span style="font-family:Calibri">düştüler can kaygusuna</span><br />
<span style="font-family:Calibri">ve kurtarmak için başlarını halkın gazabından</span><br />
<span style="font-family:Calibri">karanlığa karışarak basıp gittiler.</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Yaralıydı, yorgundu, fakirdi millet,</span><br />
<span style="font-family:Calibri">en azılı düvellerle dövüşüyordu fakat</span><br />
<span style="font-family:Calibri">dövüşüyordu, köle olmamak için iki kat,</span><br />
<span style="font-family:Calibri">iki kat soyulmamak için.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Sep 2025 14:12:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TEMİZ ELLER (4)</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/temiz-eller-4-615</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/temiz-eller-4-615</guid>
                <description><![CDATA[TEMİZ ELLER (4)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;<span style="font-size:16px">&nbsp;Belediyelerde yapılan imar ve ihale yolsuzluklarının canlı örneklerini okurları sıkmadan aktarmaya çalıştım. Ne kadar başardım, bilemiyorum. Ancak şunu biliyorum: Halk daldığı derin uykulardan uyanmaz, uyumaya devam ederse birileri yine belediyelerden çaldıklarıyla kremalı pasta yerken, halk kuru soğana muhtaç olmaya devam edecektir. Yazı dizisine başlarken yazdığım yolsuzluklardan kurtulmadan yoksulluktan kurtulamayız düşüncesini hayata geçirmiş, yolsuzlukla mücadelede başarılı olmuş ülkelerin mücadele yöntemlerini örnek alırsak, amacımıza daha kısa sürede ulaşacağımıza inanıyorum. Yolsuzlukla mücadeleyi maalesef başaramıyoruz. Hatamızı görmüyor, düzeltmiyoruz. Ya da görüyor ama düzeltmiyoruz, hangi seçeneğin tercih edildiğinin kararını okurlara bırakıyorum. Yoksulluktan bir an önce kurtulmak için amaç; yolsuzluk mücadelesinde başarılı olan ülkelerin yöntemlerini aynen uygulayarak halkın kanının emen haramilerden bir an önce kurtulmak olmalıdır. Bunun için tedbir alarak yasal düzemeleri yapacak kurum: TBMM dir!</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ancak bu noktada fikri takip gereği çok sık sorduğum ama bir türlü cevap alamadığım bir konuyu tekrar gündeme getirmek zorundayım. Son genel seçimde seçilemeyen eski vekillerden 309 tanesinin çalışmadan aldığı 2 aylık maaşı iade ettiklerini hala duyamadık. Neden? Yolsuzluklarla mücadelede başarılı olamayışımızın sebeplerini sorgularken öncelikle sayın vekillerin çalışmadan aldıkları 2 aylık maaşları neden iade etmediklerini açıklamaları gerekmez mi? Soralım bakalım: Dünyada çalışmadığı halde vekile maaş veren başka bir meclis var mı? Ya da dünyada çalışmadan maaş alan, bunu iade etmeyen vekil hangi ülkede vardır? &nbsp;İşte bunun için aynı işlemi defalarca tekrar ederek farklı sonuç bulmaya çalışıyoruz, tabi ki olmuyor, olmayacak. Halk kuru soğana muhtaçken bu vekiller halkın arasına çıkarak sorulara cevap verebiliyorsa o maaş onlara helal olsun. Yok, halk çalışmadan aldığı maaşı iade etmeyen vekile bu soruyu soramıyorsa o halka da kuru soğan helal olsun!</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Dünyada yolsuzluklarla mücadelede İtalya da yürütülen “TEMİZ ELLER OPERASYONUNDA” kadar kesin sonuç almaya hiç yaklaşılmamıştı. Operasyon başlangıçta hiç beklenmediği kadar başarılı oldu. &nbsp;Operasyonu sorumlu savcı Antonio Di Pietro yönetmişti. İtalya’da 4 yıl süren&nbsp;Temiz Eller Operasyonu soruşturması ve davalar sonunda karar açıklandı. Operasyonu yürüten savcının yaşadıklarından faydalanmak amacıyla Türkiye’ye de&nbsp;davet edildi; &nbsp;Savcı “Temiz Eller” soruşturmasını şöyle anlattı: </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<span style="font-family:Calibri">“17 Şubat 1992 tarihinde merkez soldaki İtalyan Sosyalist Partisi üyesi Mario Chiesa’yı Milano’daki bir temizlik firmasından rüşvet aldığı gerekçesiyle tutuklamasıyla soruşturmaya başladık. Rüşvet çarkının neredeyse tüm İtalyan siyasetini eline geçirmiş kirli pis bir ağa dönüştüğünü gördük. 5.000 kişiyi sorguladık. 438 milletvekili ve 400 senatör hakkında işlem yaptık. Eski 2 başbakan, çok sayıda üst düzey politikacı tutuklandı. Temiz Eller operasyonu 1992 hükümetinde yer alan İtalya’nın köklü dört partisinin ortadan kalkmasına neden oldu ( Hristiyan Demokrasi Partisi, İtalyan Sosyalist Partisi, İtalyan Sosyalist Demokrat Partisi ve İtalyan Liberal Partisi) &nbsp;İtalya’da siyaset tam bir yeniden yapılanma yaşadı. İtalya’da savcılık bağımsızdı. İfadelerle yetinmedik. Rüşvet paralarını, banka kayıtlarıyla, sesli belgelerle, imzalı evraklarla belgeledik. Somut deliler, muhasebe kayıtları, hesap dökümleri, telefon dinlemeleri bulduk. Soruşturmanın kanıt ayağını&nbsp;‘Açık-şeffaf-güçlü bir yapıyla’&nbsp;kurduk. Siyasi baskı görürsek anında kayda geçtik. İtalya’da başbakanlık yapmış&nbsp;Bettino Craxi’nin aldığı rüşvetleri İsviçre’deki bankada sakladığını belgeleri ile bulduk. İtalyan halkını ve dünya kamuoyunu bilgilendirdik. “</span></strong></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İtalya Sosyalist Partinin lideri Craxi de yolsuzlukla suçlananlar arasındaydı, bu yüzden partisinden istifa etmek zorunda kaldı. Partinin yeni lideri Amato’nun hükümeti ve Adalet Bakanı Conso, rüşvetle ilgili suçlamaları cezai kapsamdan çıkarılıp idari suçlamalara dönüşmesini bir kararname çıkartarak suç vasfını değiştirmeye, örtmeye çalıştı. Bunun anlamı şuydu: rüşvetten suçlananlar fiili bir afla aklanacaktı. Ancak İtalyan halkı çok öfkeliydi, ülke çapında mitingler yaparak öfkesini dile getiriyordu. Sonunda ülkenin Cumhurbaşkanı başkanı Oscar Luigi Scalfaro de bu kararnameyi anayasaya aykırı bulmuş ve imzalamayı reddetmişti. 1993’ün Nisan ayında ülkede bir referandum yapıldı ve halk, parlamenter sistemin feshedilmesini ezici bir çoğunlukla kabul etti</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Soruşturmanın ilk aşamalarda yarattığı </span><strong><span style="font-family:Calibri"><strong>"temizlik umudu”</strong></span></strong><span style="font-family:Calibri">, vatandaşları savcılara destek gösterileri yapmaya itiyordu. Siyasetçiler, yöneticiler ise kendilerini, canlı yayımlanan duruşmalarda sanık sandalyesinde buluyordu. Temiz Eller soruşturmasında yolsuzluk, şantaj, kamu finansmanı yasalarının ihlali gibi suçlamalarla siyasetçiler, yerel idareciler, kamu kuruluşlarının yöneticileri ve iş insanlarının da aralarında olduğu 4525 kişi hakkında dava açıldı, yaklaşık 1300 mahkûmiyet kararı çıktı.</span>&nbsp;<span style="font-family:Calibri">Dönemin İtalyan Parlamentosu üyelerinin yarısından fazlası soruşturuldu, ülkede 400’den fazla şehir ve kasabanın meclisleri yolsuzluk suçlamasıyla feshedildi. Soruşturma İtalya’nın tam anlamıyla nasıl yozlaşmış bir sistem içerisinde olduğunu ortaya koyuyordu. İtalya da bugün bile Temiz Eller operasyonu sonrası yolsuzlukların bittiği konusu hala tartışılmaktadır. Temiz Eller savcısı tartışmalara en sonunda şöyle nokta koydu: </span><strong><span style="font-family:Calibri"><strong>" Dün iktidar paraya erişim için kullanılıyordu, bugün para iktidara erişim için kullanılıyor. Roller tersyüz edildi.” </strong></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bugün için” Temiz Eller” operasyonunun İtalya da yolsuzlukları tamamen bitirememiş olduğu kabul edilmesine rağmen, sonuçta azaltmış olduğu da kimsenin inkâr edemeyeceği bir gerçektir</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Bugünkü yazıyı da Nazım HİKMET in” </span><strong><span style="font-family:Calibri"><strong>Dünyanın En Tuhaf Mahlûku”</strong></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;adlı şiirinden yaptığım alıntıyla bitirmek istiyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Akrep gibisin kardeşim,</span><br />
<span style="font-family:Calibri">korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Serçe gibisin kardeşim,</span><br />
<span style="font-family:Calibri">serçenin telaşı içindesin.</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Midye gibisin kardeşim,</span><br />
<span style="font-family:Calibri">midye gibi kapalı, rahat.</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Bir değil,</span><br />
<span style="font-family:Calibri">beş değil,</span><br />
<span style="font-family:Calibri">yüz milyonlarlasın maalesef.</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Koyun gibisin kardeşim,</span><br />
<span style="font-family:Calibri">gocuklu celep kaldırınca sopasını</span><br />
<span style="font-family:Calibri">sürüye katılıverirsin hemen</span><br />
<span style="font-family:Calibri">ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani...</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 27 Aug 2025 17:44:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TEMİZ ELLER (3)</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/temiz-eller-3-614</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/temiz-eller-3-614</guid>
                <description><![CDATA[TEMİZ ELLER (3)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Belediye yolsuzluklarıyla ilgili bir örnek daha vererek yazı dizisini okurları sıkmadan bitirmeye çalışalım. Örneğimiz vakıfların, derneklerin, spor kulüplerinin yolsuzluklarda nasıl kullanıldığını gösterdiği için yalanlarla kandırılan halkı uyandırmaya yönelik iyi bir örnek olacağını düşünüyorum. &nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Doksanlı yılların sonlarında çok sayıda belediyede vakıf, dernek ve spor kulübü furyası başladı. Yolsuzluklarda nasıl kullanıldıklarına örnek olarak belediye başkanının kurduğu, belediyede yolsuzluğun tam merkezinde yer alan bir vakıf yolsuzluğunu anlatacağım. Vakfın Kuruluş amacı; belediyenin bulunduğu kentte çevrenin korunması gibi hemen herkesin kolayca sempati ve desteğini alabilecek şekilde tanımlanmış. Doğal olarak vakfın gelir kaynağının kentte yaşayanların gönüllü bağışlarından oluşacağı beklenirdi.</span></span><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Oysa bu vakıf, genelde belediye ile sorunu olan yurttaşlar ile belediyeye iş yapan müteahhit ve mimarlardan, bağış adı altında ancak aslında rüşvet ve irtikap suçu işlenerek toplanan paralarla finanse edilmiştir.</span></span>&nbsp;<span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Şikayet üzerine denetime gelen mülkiye başmüfettişin raporuna göre</span></span><strong><span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">:” Belediye başkanının kurduğu vakfa ait bağış makbuzlarının Belediye daire amirlerine verildiği, Belediyeden alınması zorunlu olan yapı ruhsatları, Resmi tatil günü çalışma ruhsatı ile encümen kararı gereken ifraz işlemleri ve diğer belediye hizmetleri için müracaat eden kişi, kuruluş ve ticari müesseselerden makbuz mukabili vakfa zorla bağış alındığı tespit edilmiş. Bağış olarak toplanan o paralardan bazı belediye hizmetleri için çok cüzi harcamalar yapıldığı geri kalan parayla vakfa mal alındığı görülmüş. Buradan şu sonuç çıkmaktadır: Resmi iş için belediyeye müracaat eden kişi ve kuruluşlardan vakfa bağış yapılması konusunda zorlama olduğu ve bağış yapmak zorunda bırakıldığı tanık ifadelerinden de anlaşılmıştır. Bu şekilde para almanın TCK ya göre irtikap suçu kapsamına girdiği ve irtikap suçu işlendiği ortaya çıkmıştır. İrtikap suçunun memur ve diğer kamu görevlilerinin yargılanması hakkında kanun kapsamına giren bir suç olmadığından, rüşvet ve yolsuzluklarla mücadele kanununa giren bir suç olması nedeniyle bakanlık iznine gerek olmadan Cumhuriyet Başsavcılığınca doğrudan soruşturma yapılması kanaat ve sonucuna varılmıştır. </span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Rapor üzerine savcılık kamu davası açmış, ağır ceza mahkemesi, karar, yargıtay, temyiz derken dava on yıl sonra zaman aşımından kaldırılmıştır. İşte özet olarak anlattığım yargı safhası tam da zurnanın zırt dediği yerdir. Oysa suç kesin olarak tespit edilmiştir. Yargılama sırasında savcı değişikliği olmuş, yeni savcı suçun değişen vasfının gözetilerek ceza ertelenme talebi üzerine mahkeme heyeti erteleme kararı vermiştir. Temyiz başvurusunda Yargıtay kararı yanlış bularak bozmuş, dosya yeniden yargılama yapılması için ilgili mahkemeye gönderilmiştir. Ancak dosya zaman aşımı gerekçesiyle kapatılmıştır. Zaman aşımı da nedir yahu? Bu dosya zaman aşımından kaldırılıyorsa halkta cezasızlık algısı pekişmez mi? O zaman yapılan yapanın yanına kar kalmış olmaz mı? Şahitleriyle, müfettiş raporuyla ispatlanan yolsuzluğun üstü örtülür mü? Yargıtay’ın dosyayı kapatma kararını bozarak yeniden yargılama yapılsın dediği bir dava nasıl zaman aşımına uğrar? Bunun bir sorumlusu olmaz mı? Zaman aşımı olursa kabul etmek zorundayız: ülkemizde yazık ki ne yolsuzluklar biter, ne de haramiler. Bu aynı zamanda yolsuzluklarla mücadelenin, ancak bütün devlet kurumları ve halkın katılımı ile koordineli bir çalışma sonucu kazanılabileceğini göstergesidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yolsuzluklar sadece ülkemize görülen ahlaksız bir davranış değildir. Dünyanın hemen her ülkesinde değişik yöntemlerle, değişik boyutlarda yolsuzluk yapılır ve tüm toplumlarda ahlaksızlık olarak değerlendirilir. Burada önemli olan; ülkede yolsuzluk yapanlarla sürekli olarak mücadele edilmesidir. Yolsuzluğun cezasız kalmaması gerekir. Dünyada yolsuzluklara karşı mücadele vererek kurtulmuş ya da azaltmış ülkeler vardır. Ülkemizin uzun yıllardan bu yana yolsuzlukla mücadele ettiğini biliyoruz, ancak gelinen noktada görünen o ki; yolsuzluklardan kurtulmak için gidecek daha çok yolumuz var gibi gözüküyor. Çünkü yolsuzluk yapanlar bir türlü cezasız kalmayı başarıyor işte. Halk; devletten öncelikle yolsuzluk yapan haramilerin cezalandırılmalarını istemeli, bu konuda cezasızlığı kabul etmemelidir. Mücadele için verilen sözlerini tutmayan siyasetçilerin yalanlarına inanmak ta doğru değildir. Halk yolsuzluklarla mücadeleyi sahiplenmelidir. Mevcut yasal düzenlemeler mücadelede yetersiz kalıyorsa eksiklikler giderilmeli, yolsuzluk cezaları mutlaka arttırılmalı, ceza alanlar aftan yararlanmamalıdır. Yolsuzluk davalarında zaman aşımı diye bir uygulama asla olmamalıdır. Bavul veya çuval dolusu kaçak altınla yakalanan her kim olursa olsun yargılanmaktan kurtulamamalı, yargılanmalı ve hak ettiği cezayı mutlaka almalıdır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bugünkü yazıyı Nazım HİKMET in </span></span><strong><span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“Ellerinize ve Yalana dair”</span></span></span></strong><span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;şiirinden yaptığım alıntı ile bitiriyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">İnsanlarım, ah, benim insanlarım,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Antenler yalan söylüyorsa, yalan söylüyorsa rotatifler,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Kitaplar yalan söylüyorsa, duvarda afiş, sütunda ilan yalan söylüyorsa,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Dua yalan söylüyorsa, ninni yalan söylüyorsa, rüya yalan söylüyorsa, </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ay ışığı,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Ses yalan söylüyorsa, söz yalan söylüyorsa,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Ellerinizden başka her şey,</span></span><br />
<span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; herkes yalan söylüyorsa,</span></span><br />
<span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Elleriniz balçık gibi itaatli,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Elleriniz karanlık gibi kör,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun,</span></span><br />
<span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; elleriniz isyan etmesin diyedir.</span></span><br />
<span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız</span></span><br />
<span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; bu ölümlü, bu yaşanası dünyada</span></span><br />
<span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; bu bezirgan saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir.</span></span><br />
<br />
<strong><span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">NOT: TEMİZ ELLER (4) 27 AĞUSTOS 2025 TARİHİNDE YAYIMLANACAKTIR.</span></span></strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 21 Aug 2025 14:32:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TEMİZ ELLER (2)</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/temiz-eller-2-613</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/temiz-eller-2-613</guid>
                <description><![CDATA[TEMİZ ELLER (2)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;Belediye rantları üzerinden yapılan yolsuzluklar imar plan tadilatları ile sınırlı olmadığı gibi, sadece Çerkezköy, Kapaklı ve Tekirdağ la sınırlı da değildir. Namusuyla çalışanları tenzih ederim, ancak İmar ve ihale rantlarıyla zenginleşme belediyelerde yaşanan acı bir gerçektir. Seçim kazanan yönetim orta çağda meydan savaşı kazanmış ordular gibi belediye imar ve ihale rantlarına saldırmakta, bunları ganimet paylaşır gibi yağmalayarak çok hızlı bir şekilde zenginleşmeye çalışmaktadır. Dikkatli okurlar bu ganimet paylaşımı ve yağmaya şahit olmuşlardır. Halk kuru soğana muhtaç olmak istemiyorsa öncelikle bu anlayışı mutlaka değiştirmek zorundadır. Dikkat edilirse </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“Halk değiştirmek zorundadır”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;diyorum. Çünkü bugüne kadar yolsuzlukları bitireceğiz diyenlerin hiç biri bunu başaramadı. Siyasiler </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">”etik yasasının”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;çıkmasını bile ilçe ve illere yönetime başkan bulamayız korkusuyla başaramadılar, yine başaramayacaklar. Yolsuzlukları ancak ve ancak halkın niyet, azim ve kararı bitirir. Bu kirli düzen değişmezse, sadece zenginleşenler değişir; onlara kremalı pasta, halka yine kuru soğan kalır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Örnek olması için bugün Belediyelerde çok karşılaşılan bir başka yolsuzluk dosyası daha açalım. Başkan; İmara açık olmadığı için çok ucuz fiyata satılan, tarla vasfındaki arazilerin olduğu bir bölgeyi gözüne kestirir. Sonra buradan kendi topladığı gibi arkadaş, arkadaş, dost, hısım, akraba ve meclis üyeleri başta olmak üzere tüm yandaşlarına da arsa toplatır. Tapuları hallettikten sonra, kente gelen göç nedeniyle oluşan konut açığını kapatmak amacıyla, arsa üretmek gerekçesiyle bölgeyi meclis kararıyla imara açar. İmar planı yapılması için de hemen ihaleye çıkılır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Plan hazırlanarak, prosedür gereği askıya çıkarıldığı zaman, Belediye başkanının parsellerinin tümünde belediye hissesi olduğunu görülür. 3194 imar kanunun gereği arsa sahiplerinden en çok &nbsp;%45 a varan oranlarda düzenleme ortaklık payı (DOP) adı altında kesinti yapılır. 3194 sayılı İmar Kanununun 18.maddesi belediyelere ve il özel idarelerine imar sınırları içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakati aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve resen tescil etme yetkisi vermektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Anlatmaya çalıştığım olayda Belediye başkanının esas amacı makamı kullanarak kısa zamanda çok zenginleşmek olduğu için, kendi parsellerinin tümünü kanun ve yönetmeliğe aykırı olarak belediye ile hisseli yaptırmış. Diyelim ki 50 dönüm arsası vardı, 20 dönümü DOP kesintisi yapılacak, kesinti yapıldıktan sonra kalan 30 dönüm arsaya tekrar 20 dönüm belediye hissesi koydurmuş, arsalardan hiç kesinti yapılmamış hale gelmiş. Savunmasını da </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“Belediye hisselerinin parasını verecektim, bedavaya değildi”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;olarak yapmış. Tipik bir imar rantiyecisi arsızlığı ve pişkinliği sergilemiş. Plan düzgünlüğü ve bütünlüğünü sağlamak, küçük parselleri diğer parsellerle uygun hale getirebilmek için planda küçük parsellere konan belediye hisselerine bile göz dikmiş, kendi parsellerinin tümüne hisse koydurmuş. &nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Vatandaşları; tarlasının olduğu bölgenin imara açılacağını gizleyerek kandırmış, tarlayı ucuza kapattığı yetmemiş, imar planı faturasını da belediyeye, dolayısıyla yine halka ödetmiş. Aklı sıra belediye hissesini de ucuz fiyata kapatacak, halkı kandırarak aldığını arsadan tam bir vurgun yapacak. Hani yöneticinin biri </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“bir koyup üç kazanacağız” </span></span></strong><span style="font-family:Calibri">diye veciz bir söz söylemişti, bu bir koyup yüz kazanmış hala gözü doymamış. Kul hakkıymış, helalmiş, harammış, kimin umurunda. Yine namusuyla çalışan başkanları tenzih ediyorum; Ancak, kısa zamanda zenginleşmek amacıyla başkan olanların hepsi böyle; Çakallar! Nasılda birbirine benziyorlar! Ne Allahtan korkuyor, ne kuldan utanıyorlar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Halk ta şu gerçeği görsün artık: Yoksulluktan kurtulmak isteniyorsa, yolsuzlukların mutlaka önlenmesi gerekir. Bu konuda en önemli görev devlete düşüyor gibi görünse de asıl görev halkındır. Halk yolsuzluklardan kurtulmak istiyorsa; mutlaka mücadeleyi sahiplenmeli, devlete destek olmalı, yolsuzluklarla mücadeleyi mutlaka talep etmeli, mücadele etmeyen partiye oy vermemelidir. Yolsuzluklarla mücadele bireylerden başlar. Çok basit bir örnek verelim. Mesela bir kamu çalışanı halkın işini çözmek için talepte bulunuyorsa yani rüşvet istiyorsa; kesinlikle verilmemeli, geç te olsa işinin yasal yoldan çözülmesini beklemelidir. Rüşvet isteyen görevli yetkili makamlara şikayet edilmeli, hak ettiği cezayı almasını sağlamalıdır. Küçük bir eylem gibi görülse de kamuda yozlaşmanın başladığı ilk adım tam da buradadır. Rüşvet, o kadar kanıksanmıştır ki halk arasında çorba parası olarak adlandırılmaktadır. Acaba rüşvetin havuzda toplanıp sonradan paylaşıldığı, kurumdan sorumlu bakanında bunu </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">”bahşiş”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;olarak değerlendirdiği bir ülke var mıdır? Ben bilmiyorum!..</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Bugünkü yazıyı Tevfik FİKRET in “Han-ı Yağma” şiirinden yaptığım alıntı ile bitirelim.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Verir zavallı memleket, verir ne varsa malını,</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Vücudunu, hayatını, ümidini, hayâlini,</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Olanca rahatını, gönlünün tüm dileğini,</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Hemen yutun, düşünmeyin haramını, helâlini...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Yiyin efendiler yiyin; bu doyumsuz sofra sizin;</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Yarın bakarsınız söner bugün çatırdayan ocak!</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Bugün ki mideler sağlam, bugün ki çorbalar sıcak,</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak!</span><br />
<br />
<span style="font-family:Calibri">Yiyin efendiler yiyin; bu cümbüşlü sofra sizin;</span><br />
<span style="font-family:Calibri">Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 13 Aug 2025 16:16:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TEMİZ ELLER (1)</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/temiz-eller-1-612</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/temiz-eller-1-612</guid>
                <description><![CDATA[TEMİZ ELLER (1)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Yazılarımda tekrara düşmeyi sevmiyorum ancak, bazen tekrara düşmek zorunda da kalıyorum. Üzgünüm; Bugün istemesem de önceki yazılarımdan bazı alıntılardan tekrar yapmak zorundayım. Okurlardan anlayış bekliyorum. Daha önce özellikle belediyelerde yapılan yolsuzluklar konusunda örnekler vererek bunların engellenmesi için önerilerimi okurlarla paylaştım. Tek başıma bu konuyu başarma imkanım olmadığını bilmeme rağmen, halkı uyandırmak adına yazmaktan bir türlü geri durmadım, durmayacağım. Çünkü: Halkın çektiği yoksulluğun esas sebebinin yolsuzluklar olduğunu, yolsuzluklar bitmeden yoksulluğun bitmeyeceğini biliyorum, okurların da, seçmenlerinde bilmesini istiyorum. Kaç kişiyi uyandırırsak uyandıralım yolsuzluklarla mücadele için iyi bir adım olacağına inanıyorum. Büyük ihtimal yolsuzlukların bittiğini göremeyeceğim ama hiç olmazsa evlatlarımın, torunlarımın görmesi için bir kıvılcım çakmak için hala yazmam gerektiğine inanıyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Öncelikle Çerkezköy de imar ve ihale rantları yaratılarak paylaşılmasının tarihçesini hatırlatmak isterim. İmar rantı yaratarak paylaşım okurların bildiği gibi onanmış imar planlarına sonradan yapılan müdahalelerle oluyor. 1980 tarihli onanmış Çerkezköy İmar planına ilk müdahale 1989-94 döneminde Çerkezköy geneline 1 kat ilave, TAKS %30 dan %40 çıkarılarak yapıldı. 1994-99 döneminde yine Çerkezköy geneline 1 kat daha ilaveyle birlikte ayrıca çatı piyeslerine izin verildi. Uygulamada çatı piyesleri çeşitli göz yumma oyunlarıyla normal kata çevrilerek 2 kat ilave edilmiş oldu. 17 Ağustos 99 Gölcük depremi sonrası yapılan belediye meclis toplantısında; bizden önceki dönemde hiçbir teknik önlem, görüş ve ihtiyaç olmadan, sadece müteahhitlere iş ve rant yaratmaya yönelik alınan ilave 2 kat kararını; konunun uzmanı, üniversitelerden bilim insanlarının görüşleri doğrultusunda iptal ettik. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Çıkar guruplarının kara propaganda faaliyetleri sonucu bu kararı aldık diye sermaye düşmanı ve komünistliğim bir tarafa vatan haini bile ilan edilmediğim kaldı. Oylamada çekimser kalan bir meclis üyesinin söz aldıktan sonra kurduğu cümleler hala kulağımdadır. “Başkanım şimdi biz iptal edeceğiz ama bizden sonra gelecek meclis iptal ettiğimiz bu kararları tekrar alacak” dedi. Haklı da çıktı. Bizden sonra gelen belediye meclisinin ilk aldığı kararlardan biri, yine hiçbir tedbir ve görüşe gerek duymadan, iptal ettiğimiz Çerkezköy geneline 1 kat ilavesi ve çatı piyesi uygulamasını geri getirmek oldu. Bununla kalsa belki daha sonra gelenler hatadan döner yağma düzeni önlenebilir, bu kadar talan olmazdı. Yöneticilerde biraz cesaret olsa bu imar katliamı önlenirdi. Olmadı, önlenemedi, rant tatlı geldi herhalde. Çerkezköy de imar rantının miladı işte bu yanlış kararlar oldu. 2004 te Kat ilavesi kararına evet diyen meclis üyelerinden biri; 99 da iptal kararı aldığımız için tebrik ziyaretine gelen bir mimardı. Düşünüyorum: Dört yılda mimara bu kadar kıvrak bir manevra yaptıran sebep neydi acaba? Mesleğe başlarken ettiği yemine, meslek etiğine yakıştı mı? Daha da önemlisi: Değdi mi?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Devam edelim: Belediye yolsuzlukları 1980 den sonra önce büyük belediyelerde başladı, belde belediyelerine kadar tedavisi olmayan bir virüsü gibi inanılmaz bir hızla yayıldı. Oktay Akbal’ın dediği gibi ”önce ekmekler bozuldu, sonra her şey”. Haramiler önce şehirlerin imar palanlarına saldırdılar, sonra her şeye. Yolsuzluklardan kurtulmak için öncelikle; haramilerin kurumları ve toplumu ele geçirerek nasıl kirlettiğini, çürüttüğünü görmek gerekir. Halkın yönetici olarak seçtiği haramiler kendileri lüks ve şatafat içinde yaşarken halkın kuru soğana muhtaç hale gelmesinin sebebinin ne olduğu da iyi görülmelidir. Belediyelerde İmar ve ihale rantıyla yaratılan ve paylaşılan zenginleşmeler, siyaset ve toplum tarafından kanıksanınca, oluşan harami sınıfının zenginleşmesi görgüsüzlükleri arttırdı. Lüks araçlar, yatlar, katlar, yazlıklar, kışlıklar, hanlar, hamamlar, kripto paralar, yurt dışı yatırımları ile belediye başkanları adeta birbiriyle yarışır hale geldiler.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Belediyelere hakim olan harami çemberi büyüdükçe pastadan aldıkları dilim paydaşlara yetmez oldu. Dört işlemi yapmaktan yoksun görgüsüzler hemen havuz hesabına girdiler. İmar ve ihale rantı mucitleri haramiler için yeni alanlar ve yöntemler bularak düzenlerini devam ettirmek zor olmadı. Belediye Şirketlerinde bankamatik hesaplar, Özelleştirmeler, taşeronlaşmalar, vakıflar, dernekler, bağışlar, çiçek-ağaç dikim ve bakım işleri, araç kiralamaları, afiş-sahne düzenlemeleri, konserler, festivaller, yüzme bilmeyen birinin denizde can simidi bulması gibi sevinçle ve hırsla hangisinde boşluk varsa oraya saldırdılar. Bu arada devlet yolsuzluklarla mücadele için yasal düzenlemeler yapmaya çalıştı. Ancak giden hükümetin yaptığını gelen hükümet iptal edince yazık ki etkili bir mücadele ile başarılı sağlanamadı. Haramiler doğru dürüst hesap vermeden sürekli olarak çalışma alanlarını genişleterek buldukları yeni pastaları paylaşmaya, zenginleşmeye devam ettiler. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Devlete ödediği verginin kat be katını belediye vakıflarına, derneklerine, spor kulüplerine bağış yapanlardan bunun kaynağı sorulamadan bu bozuk düzeni değiştirme ihtimali yoktur. Onun içinde “Mali Milat-Nereden buldun yasasının hemen, tekrar yürürlüğe koyarak işe başlamak gerekir. Halk artık uyanmalı, soygun düzenine son vermek için bir başka deyişle “kuru soğana muhtaç” olmamak için yolsuzlukla mücadeleye katılmalıdır. Acı olan nedir? Bilir misiniz? Kuru soğana muhtaç durumdaki halkın seçimde adayı soramadan, sorgulamadan partiye sadakatin faydalanılarak, partinin gösterdiği kişiyi belediye başkanı seçmek zorunda bırakılmasıdır. Çözüm yargı denetiminde ön seçimle adayı üyelerin seçmesidir. Onun için de artık üyelerin parti üst yönetimiyle kavgayı göze alması gerekiyor. Evet sayın seçmen, üye: mücadele etmezsen bu harami düzen değişmez. Ve sen kuru soğana muhtaç olmaya devam edersin. Sonra sorumlu aramaya kalkma. Seçme hakkına sahip çıkmazsan, haramiye oy vermeye mecbur kalırsan; tek sorumlu da suçlu da sensin, evet, evet, sen…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">Nazım Hikmet ‘ten çok sık yaptığım alıntıyı tekrar edeceğim.</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer</span></strong><br />
<strong><span style="font-family:Calibri">ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak</span></strong><br />
<strong><span style="font-family:Calibri">kabahat senin,</span></strong><br />
<strong><span style="font-family:Calibri">- demeğe de dilim varmıyor ama -</span></strong><br />
<strong><span style="font-family:Calibri">kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!</span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 06 Aug 2025 17:55:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KORKMA; SUSMA!</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/korkma-susma-611</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/korkma-susma-611</guid>
                <description><![CDATA[KORKMA; SUSMA!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">TBMM yasama yılı programını tamamlayarak 1 Ekim 25 te toplanmak üzere yaz tatiline girdi. Vekillerimiz yaptıkları çalışmalar hakkında seçmenleri bilgilendirmek için seçim bölgelerine dağıldı. Şimdi söz sırası seçmenlerde; vekillerinin çalışmalarından memnunlarsa, gelen vekillere memnun olduklarını, çalışmaların aynen devam etmesi gerektiğini anlatabilirler. Memnun değillerse; kahve köşelerinde dedikodu yerine, ülkede olan bitenden sorumlu olan vekillerden hesap sorabilirler. Son söz de tercih te seçmenindir. Kimseden korkmadan, susmadan!..</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Mesela, meclis kapanmadan yapılan son oturumlardan birinde muhalefetten bir kadın vekilin “en düşük emekli maaşı 35.000 lira olması” gerektiği yönünde önerisine AKP li vekillerin &nbsp;kahkaha ile gülmesi üzerine oturumu yöneten AKP li Meclis başkan vekili bile dayanamadı kahkaha atan vekili yetkisini kullanarak uyardı ve kendisini genel kurul dışına davet etti. Merak ediyorum, ilçemize ziyarete gelen AKP vekili olursa; seçmen mecliste yaşanan “kahkaha” olayını sorabilecek mi?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Herhangi bir Demokratik ülkede, böyle bir olay karşısında seçmen soru sormaya bile gerek görmeden bu densizliği yapan kişi ve partisini kendine göre uygun bir şekilde kişisel veya örgütlü olarak protesto etmekten asla geri durmaz. Seçmenimiz; kendine göre haklı nedenler dolayısıyla bu tür olayları görmezden, duymazdan gelerek tepki vermekten kaçınmaktadır. Onun için senede bir kez olsun karşılaştığı vekiline partisi veya devlet yönetimiyle ilgili sıkıntılarını, düşüncelerini, &nbsp;merak ettiklerini korkmadan, susmadan sorabilmeli hatta mutlaka sormalıdır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Mesela, seçmen en düşük emekli maaşının 35.000 lira olma önerisine kahkaha atarak gülen AKP Milletvekiline ne kadar maaş aldığını sormalıdır. Verilecek cevap: Vekil Emekli değilse; 229.676 lira, Emekli olup vekilliğe devam ediyorsa: 379.000 lira. Emekli vekil milletvekilliğine devam etmiyorsa 149.000 lira olacak. Ancak bu rakamlar yazık ki doğru değildir. Kelime oyunu ile meclisten çıkardıkları yasada kavram kargaşası yaratarak, masrafları için “YOLLUK” adı altında, maaş olarak aldıkları ödeneğin en çok % 50 si kadar ilave parayı söyleyemiyorlar. Üzerine giderseniz yolluğu görevli olarak gidildiği zaman ödenen “harcırah “ ile karıştırarak boş laf salatasıyla geçiştirmeye kalkarlar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İşin trajikomik yanı ise, ödenek (maaş) konusunda bu kandırmacayı muhalefet partilerinden de olsa tek bir vekilin alınan toplam miktarının ne olduğunu, hangi ad altında ne aldıklarını, halka anlatmıyor olmalarıdır. Sorulduğunda 229.676 lira nın az olduğunu, gelen misafirleri ağırlamak için masrafları olduğunu, seçim bölgesine gitmek için yol masrafı yaptıklarını falan söylerler. Halbuki bu tür masraflar için ödeneklerine ilave olarak her ay 114.838 lira yolluk almaktadırlar. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Özetlemek gerekirse: Emekli olmayan vekilin aldığı ödenek (maaş) yolluk dahil 344.514 TL. dir. Vekil emekli ise ve göreve devam ediyorsa aldıkları ödenek (maaş) yolluk dahil 493.514 TL. Ömür boyu kendileri ve bakmakla yükümlü oldukları aile bireylerinin alacakları sağlık hizmetleri gibi özlük haklarındaki imtiyazlara girerek okurların daha fazla canını sıkmak istemem. Maaş konusunda benim söyleyeceklerim şimdilik bu kadar. Artık söz vekilde değil “asıl” da. Özellikle de emekli ve asgari ücretlilerde; &nbsp;En düşük emekli maaşının 35.000 TL yapılması önerisini kahkaha ile karşılayan saygıdeğer vekiller ve/veya arkadaşları ziyaretinize gelecek. Yaşadıklarınızı, şikayetlerinizi içinizden geldiği şekilde, parti ayrımı yapmadan; kokmadan ve susmadan yüzlerine karşı dile getirin.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Neden parti ayrımı yapmadan dediğime de açıklık getireyim. Bütçe, komisyonda görüşüldükten sonra TBMM de kabul edilerek yürürlüğe giriyor. Okurlara soruyorum: Siz bütçeyi yapan milletvekillerinin iktidar veya muhalefet partisinden olsun tek bir tanesinin ağzından en düşük emekli maaşı ve asgari ücretin Milletvekili maaşına endekslenmesi yönünde bir önerge verdiğine, bu önergeyi savunduğuna dair bir cümle olsun bir şey duydunuz mu? Ama kendi özlük haklarında iyileştirmeyle ilgili bir önerge olsun bakalım yine bir tanesi olsun hayır diyecek mi?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Tekrar olacak ama okurlar bana kızmasın. Bu saygı değer Milletvekillerinin 314 tanesi mevcut TBMM seçilemedi. 309 vekil peşin aldıkları üç aylık toplu maaşın çalışılmayan iki aylık kısmını iade etmesi gerekirken yazık ki üzerine yattılar, kul hakkını falan bir tarafa bırakarak çoluk-çocuk afiyetle yediler. 5 vekil çalışmadan peşin ödenen üç aylık maaşın iki aylık kısmını iade etti. Birkaç kez gündeme getirdim. CHP genel başkanına açık mektup bile yazdım. Bu maaşları iade etmeyen vekilleri aramasını ve maaşlarının çalışmadan aldıkları kısmını iade etmelerini istemesini, iade etmeyenler olursa kesin ihraç talebiyle yüksek disiplin kuruluna sevk edilmesini önerdim. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sonuç: CHP nin sayın genel başkanı ne yaptı: Dört dönem vekillik yapan ve çalışmadan aldığı maaşı iade etmeyen birini adeta “iyi yapmışsın sana helal olsun” der gibi gitti kupon belediyeye belediye başkan adayı yaptı. İyi mi? Şimdi de kadrolarının ne kadar dürüst olduklarını anlatmak için çabalıyor, kefil falan olmaya kalkıyor. O fırsat eline geldi, değerlendiremedi. Dürüstlük öyle az pilav üstü döner gibi bir şey değildir. Olaya ve kişiye göre dürüst olunmaz. Her kese ve her olaya karşı: Ya dürüstsündür ya da değil. İşine gelince öyle, işine gelince böyle davranılırsa olmaz. En sonunda çırak seslenir uzaktan: Ustam, çek az pilav üstü bir kuru...</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 29 Jul 2025 19:56:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ:</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/ataturk-milliyetciligi-610</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/ataturk-milliyetciligi-610</guid>
                <description><![CDATA[ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;<span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;Adı üzerinde henüz tam bir uzlaşı sağlanamayan “Barış- Çözüm- Açılım-Birlik-Kardeşlik v.b.” esas olarak terörsüz Türkiye için TBMM de komisyon kurma çalışmalarının hızlandığı günlerde televizyon ekranlarında hemen her akşam kendini uzman olarak gören bazı konuşmacılar bağlı oldukları siyasi partilerin görüşlerini yorulmadan tekrarlamaya devam ediyorlar. Samimi bulmadığım süreç konusunda görüşlerimi daha önce yazmıştım, tekrar etmek istemem. At iziyle it izinin karıştığı bir ortamda ne olduğunu tam olarak bilmemesine rağmen mikrofonu kapan sanki kendi tekellerindeymiş gibi milliyetçilik ile yerli ve milliliğe sarılıyor. Bugün, millet ve milliyetçilik hakkında cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ’ün düşüncelerini İlker BAŞBUĞ un “Biz Türk Milliyetçisiyiz” kitabından aktarırken, faydalanılan diğer eserleri de kaynak olarak paylaşmak istiyorum.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK Anlatıyor:</span></strong>&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Demokrasi insan ırkının ümididir. Biz ne zor kullanmak ne de fetih istiyoruz. Yalnız bırakılmamızı, kendi ekonomik ve siyasi kaderimizi kendimizin tayin etmesine müsaade edilmesini istiyoruz. Kan ve fetihle dolu bunca yıldan sonra nihayet Türkler bir anavatana kavuşmuşlardır. Bunun sınırları belirlenmiştir. İşte bu sınırlar içinde mevkiimizi korumak ve kendi kurtuluşumuz için çalışmak, kendi evimizin efendileri olmak niyetindeyiz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bir milletin diğerine müdahalesi, bencil milliyetçiliğin bir parçasıdır. Küçük hesaplı siyaset, dünyanın baş belasıdır. Biz şimdi Türk’üz, sadece Türk. Kendi kaderini tayin idealine dayanan, Türklere ait bir Türkiye istiyoruz. Bu milliyetçilik demektir. Ama bu bencil cinsten bir milliyetçilik değildir. (Atatürk ‘ün bütün eserleri cilt 16 Kaynak yayınları 2005, Syf.37)</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Efendiler, neticede millet, dil, kültür ve ülkü birliği ile birbirine bağlı vatandaşların oluşturduğu siyasi ve sosyal bir birliktir. Evet biz Türk milliyetçisiyiz. Bizim milliyetçilik anlayışımız; gerek müstakil, gerek başka devletlerin tebaası halinde yaşayan bütün Türkleri bir kardeşlik duygularıyla sevmek, onların refahını dilemekle beraber, hariçteki Türkleri kendi siyasi çalışma hudutlarının dışında tutar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Türkiye Cumhuriyeti topraklarında ve Türk dili ile konuşan, Türk kültürü ile yetişen, Türk ülküsünü benimseyen her vatandaş hangi din ve mezhepten olursa olsun Türk’tür. Türk milleti büyük insanlık ailesinin yüksek ve şerefli bir parçasıdır. Bu nedenle bütün insanlığı sever. Milli menfaatlerine dokunulmadıkça başka milletlere karşı düşmanlık beslemez ve böyle düşüncelerin başkalarının belleğine sokulmasına çalışmaz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Türk milliyetçiliği, bütün çağdaş milletlerle ilerleme ve gelişme yolunda ahenkle yürümekle beraber, Türk sosyal topluluğunun özel karakterini ve başlı başına bağımsız kimliğini korumayı esas sayar. Bu nedenle, milli olmayan cereyanların memlekete girmesini ve yayılmasını istemez. ( Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam, Cilt 3 Remzi Kitabevi 2020, Syf.417) </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Atatürk yaptığı bir konuşmada Türkiye Cumhuriyetinin kurucu unsurunun Türkiye halkı olduğunu </span><strong><span style="font-family:Calibri">Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;cümlesiyle açıkça ifade etmişti; Türkiye devletini kuran Türkiye halkında hükümdar yoktur, diktatör yoktur. Türkiye, Lozan Barış Antlaşmasıyla sınırları çizilen Türkiye Cumhuriyetinin vatan topraklarıdır. (Atatürk ‘ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, 2006 syf.556 )</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Hürriyet ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin ve büyük ecdadımın en kıymetli mirasından olan bağımsızlık aşkı ile bitkin bir adamım. Bence bir millette şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin hürriyet ve bağımsızlığına sahip olmasıyla ayakta durabilir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ben şahsen bu saydığım niteliğe çok önem veririm. Ve bu niteliğin kendimde varlığını iddia etmek için milletimin de aynı niteliklerle vasıflı olmasını esas şart bilirim. Ben yaşayabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Millet ve memleketin menfaati gerektirdiği takdirde insanlık alemini oluşturan milletlerden her biriyle medeniyet koşullarından olan dostluk ve siyaset ilişkilerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Tam bağımsızlık dendiği zaman, elbette siyasi, mali, ekonomik, adli, askeri, kültürel, ve benzeri her konuda tam bağımsızlık ve serbestlik demektir. Bu saydıklarımdan herhangi birinde bağımsızlıktan mahrumiyet, millet ve memleketin gerçek anlamıyla bütün bağımsızlıktan mahrumiyeti demektir. Türkiye’nin bütün felaket sebeplerinin ekonomi alanında uğradığı engellerden doğduğunu tekrara gerek görmem. Yaşam ve tam bağımsızlığın ekonomiden ve tam bağımsızlıktan ibaret olduğuna inanıyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Türklük esastır. Bu mevcudiyeti tarih içinde araştırmak, zincirleme bir tarih içinde tespit edilecek Türk medeniyeti ile övünmek yerinde olur. Fakat bu övünmeye layık olmak için bugün çalışmak lazımdır. Her sahada bilhassa medeniyet alemine eser vermek için çalışkan olmayı hedef tutmalıdır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Türk milleti, tarihle övün, çünkü senin ecdadın, medeniyetler kuran, devletler imparatorluklar yaratan bir mevcudiyettir. Sen, Anadolu denen bu yurda, sonradan gelme değil, ilk yerleşip medeniyet kuranların çocuklarısın. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Fakat geleceğe güvenebilmek için, bugün çalışman lazımdır. Çünkü yalnız tarih övüncü bir meziyet sayılmaz. (Atatürk Bütün Eserleri, Kaynak yayınları, 2010, syf.45.) </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“”</span></span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 24 Jul 2025 20:32:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MODERN MİMARİ!</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/modern-mimari-609</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/modern-mimari-609</guid>
                <description><![CDATA[MODERN MİMARİ!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından Çerkezköy’de yaptırılacak olan İtfaiye İstasyonu’nun temeli, törenle atılmış. Yıldırım Beyazıt Mahallesi Hayri Batur Caddesi No:105 adresinde gerçekleşen törendeki konuşmasında Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı “Bu gerçek belediyecilik anlayışımızdan, sosyal belediyeciliğimizden birileri herhalde çekiniyor ama biz doğru yolda mücadele etmeye devam edeceğiz" demiş. Konuşmayı izleyen herkes; Büyükşehir Belediye Başkanının bu cümlelerle itfaiye binasının arsa satışı ile ilgili sorduğum sorulardan rahatsızlığını dile getirdiğini anlamıştır. Milli eğitim bakanının anlamayanlara yaptığı benzetmeyi yapmak istemem şimdi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Açılış konuşmasını yapan Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı ve Etüt ve Projeler Dairesi Başkanı “Projemiz, ihalesi yapıldıktan sonra yapımına nihayet başladığımız, önümüzdeki sene bu zamanlarda da tamamlayacağımız bir proje. Modern mimarisiyle dikkat çeken, içerisinde kapalı-açık spor alanları, dinlenme alanları ve itfaiyemiz için gerekli tüm altyapıyı barındıran güzel bir binamız olacağını umut ediyoruz” diye konuşmuş.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;İlçe Belediye Başkanı da konuşmasında “Barbaros Caddesi üzerinde ve Organize Sanayi Bölgesi içerisinde kalan bir alanda Çerkezköy itfaiyesinin uzun yıllar Çerkezköy’e hizmet ettiğini kaydetmiş, &nbsp;“Geçtiğimiz dönem Tekirdağ Büyükşehir Belediye eski Başkanı olan Kadir başkanımız, o yerin satışını gerçekleştirdikten sonra biz de o vesileyle bu yeri büyükşehir belediyesine satmıştık.” Demiş. Nasıl yani, TBB Başkanlığı itfaiye binasının arsasını OSB de bir sanayi kuruluşuna satmış, sonra Çerkezköy Belediyesinden “o vesileyle” İtfaiye istasyonu yapmak için arsa mı satın almış. Bak şimdi konu daha ilginç bir hale geldi, arşive atalım zaten ortalık toz duman, daha sonra konuya tekrar döneriz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Genel sekreter yardımcısının yapılacak itfaiye binasının “modern mimarisi” açıklaması doğrusu halkı pek ilgilendirmiyor. Bu tür temel atma programlarında halkın duymak istediği; projenin bitiş tarihi ve maliyetidir. Konuşmada maliyet konusunda tek kelime etmemiş olması genel sekreter yardımcısının liyakatinden çok belediye yönetiminin şeffaflık konusundaki tutumundan kaynaklandığını biliyoruz. Üstelik halk için önemli olan binanın mimarisinden çok, itfaiyenin vereceği hizmettir. Bunun içinde liyakatli kadrolar oluşturularak sürekli eğitim ve tatbikatlarla göreve hazır halde tutulması önemlidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Büyükşehir Belediye Başkanının konuşmasında yer alan “Bu gerçek belediyecilik anlayışımızdan, sosyal belediyeciliğimizden birileri herhalde çekiniyor ama biz doğru yolda mücadele etmeye devam edeceğiz" sözünü itfaiye arsasının ÇOSB üzerinden bir sanayi kuruluşuna ne kadar bir bedelle satıldığı konusunda sorduğum sorulara henüz cevap alamadığım için üzerime alıyor ve cevaplıyorum. Doğru yolda mücadele edeceği sözünü ayrıca not ediyorum. Ama önemli olan o doğru yolun rotasını kimin, nasıl çizeceğidir. Ben kimseden çekinmiyorum; Görevdeyken bunun ispatlamış çok az sayıdaki Belediye Başkanından biriyim. Bugüne kadar Çerkezköy e, Tekirdağ a bir çivi çakanın yanında oldum, olmaya devam edeceğim. Çakılan çivinin; istenen özellikte olup olmadığını, maliyetinin ne olduğunu sorguladım, devam edeceğim. Çünkü kimseden, hiçbir partiden çekinmedim, hiç bir beklentim olmadı, olmazda. Bende kendi bildiğim yolda kendi çizdiğim rotada yürümeye devam edeceğim.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İlçe belediye başkanı ise mevcut itfaiye binasının yerini tarif ederken “Barbaros Caddesi üzerinde ve Organize Sanayi Bölgesi içerisinde kalan bir alan” demiş. Bu ifadeye bakıldığında itfaiye binasının olduğu arsasının OSB ye ait olduğu anlamı çıkarılabilir. Arsa Çerkezköy Belediyesinin mülkiyetindeydi, Büyükşehir olduğunda nasıl bir paylaşım oldu bilmiyoruz. Onaylı İmar planlarında bu arsa OSB sınırları içinde Belediye Hizmet Alanı (BHA) olarak yer almaktaydı, cevaplanmayan sorularımdan biride işte buydu. Planlarda değişiklik ne zaman, nasıl ve neden yapıldı? Devam edelim; Arsa ne kadar bir bedelle satıldı? Çabalarıma rağmen CHP üst yönetimi sorularımı duymuyor, cevap vermiyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Her iki Belediye Başkanına soruyorum; O arsanın satışını yapan, şükranla andığınız eski başkan “Bizim Kadir “i fotoğraflarda göremedim. Böyle “Modern Mimarisi” olan bir eserin temel atma törenine çağırmadınız mı yoksa? Ayıp etmişsiniz, halbuki adamcağız inşaatın finansmanını sağlamadı mı? Bu hizmeti yapan birine böyle yaparsanız nankörlük olmaz mı? Bu arada Büyükşehir Başkanını uyarayım, ilerde konu yargıya taşınırda suç tespit edilirse, her ne kadar satışı yapmamış olsa bile müdahale etmediği için suça iştirakten mahkeme önünde hesap verebilir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Son sözümde yerel basına olsun. Başkanlar gelmiş, itfaiye binası temeli atıyor, birinizin olsun itfaiye arsasının ne kadar bir bedelle satıldığını sormak aklına gelmedi mi? Biliyorum baskı altındasınız işiniz zor ama biraz daha cesaret. O arsa kimseye babasından kalan miras değil. Çerkezköy halkından kendi malının ne kadar bedelle satıldığı gizlenemez. Bedeli açıklayamayanların; Fatih belediyesinden bu kadara arsa alındı, imar değiştirildi şu kadara geri satıldı deme hakkı da olmaz. Sizin yaptığınız nedir peki derler sonra. Nerede kaldı şeffaflık: Şeffaflık diyorum, hani seçim beyannamesinde söz verilen her yıl belediye başkanları mal bildiriminde bulunacaktı ya onu soruyorum. Şeffaflık nerede?</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Jul 2025 19:40:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KALIBININ ADAMI (6)</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/kalibinin-adami-6-608</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/kalibinin-adami-6-608</guid>
                <description><![CDATA[KALIBININ ADAMI (6)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;Takip eden okurların bildiği gibi CHP nin 38. Olağan Kurultayının yok hükmünde sayılarak yönetimin K. Kılıçdaroğlu genel başkanlığında eski yönetime geçme ihtimali üzerine başlayan tartışmalara yorum getirmeye çalışıyorum. Açık kaynaklardan edindiğim bilgiler çerçevesinde Kılıçdaroğlu’ nun sergilediği tavrı yorumlarken Atatürk ün kurduğu parti CHP sinde 13 yıl genel başkanlık yapan bir siyasinin bu hareketini açıklayacak cümle kurmak için çok zorlandığımı tekrar yazmak zorundayım. İlginç olanı ise Kılıçdaroğlu kendisi hiç konuşmuyor, açıklama yapmıyor. Bu durumu yorumlamak için, ilerde belki de “</span><strong><span style="font-family:Calibri">amma da sallamışım ha</span></strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">” demeyi göze alarak mecburen senaryo yazmak zorunda kalıyorum ki arzu eden okurlar bunu peşinen bir özür olarak ta alabilir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Önceki yazılarımda Kılıçdaroğlu nun mahkeme kararıyla tekrar partinin başına geçme çabalarını üç ayrı senaryoda değerlendirdiğimi yazmıştım. 1- CHP yönetimi (Ö. Özel), E. İmamoğlu ve K. Kılıçdaroğlu anlaştılar, cumhur ittifakını erken seçime teşvik etmek için parti içi kavga görüntüsü vermeye çalışıyorlardır. 2- Kılıçdaroğlu; CHP sırtında TBMM ne taşıdığı Gelecek, Deva ve Saadet partili vekillerin anayasa değişikliğine verecekleri destekle 400 vekil çoğunluğu sağlanarak referandumsuz anayasa değişikliği yapılmasının sorumluluğundan kurtulmak istiyor olabilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Üçüncü senaryoya gelince: CHP üye ve delegelerini üzen, sinir uçlarına dokunarak sosyal medyada hakarete varan yorum yapmalarına sebep olan açıklamalarla, Kılıçdaroğlu; tutuklu başkanlarının en azından bazılarının masum olduğuna inanmıyor. İzmir eski belediye başkanı A. Kocaoğlu’nun 400 yılla yargılanmasını örnek göstererek yargının kararı beklensin diyor. Kılıçdaroğlunun açıklamasına öfkelenen İmamoğlu ise; 16 yıldır CHP'ye hizmet ettiğini ve 13,5 yıl boyunca Kılıçdaroğlu ile birlikte çalıştığını belirterek</span><strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;"Suçlanıyorsam, suçum varsa, yaptığım hizmetlerden ötürü yürütülen bu kuşatmayla hapisteyim. Tutsak isem, hala tereddütsüz demokrasi, adalet, memleket mücadelesi veriyor ve bundan dolayı zalimliklere maruz kalıyorsam, suçlu ilan ediliyorsam, en büyük 'suç ortağım' Kemal Bey'dir. Bu mücadelenin büyük bölümünde yol ve kader arkadaşıydık"</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;diyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bu noktada İmamoğlu’nun serzenişlerine katılmamak neredeyse imkansızdır. Sıkıntı siyasi partiler ve seçim kanunlarındaki eksikliklerden, yanlış uygulamalardan kaynaklanmaktadır. Bu konuyu da çok yazdım. Anayasamıza göre: Belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği ve milletvekili adayları; Siyasi partiler ve Seçim kanununa göre belirlenmektedir. Anayasa maddelerinin yaklaşık 3/4 değişmesine rağmen, Seçim ve Siyasi Partiler kanunlarında gereken değişiklikler yapılamadığı için aday belirlenme yetkisi hala siyasi partilerin genel merkez yönetimlerindedir. Hemen tüm siyasi partiler sürekli eleştirdi, yazık ki bu güne kadar aday belirlenmesi konusunda halkın beklentisi yönünde değişiklik yapılmadı. Sebebi ise bana göre; siyasi parti genel merkezleri değişiklik konusunda samimi değiller. Biraz da siyasetin finansmanı şeffaf olmadığı için kanunların verdiği yetkiyi kaybetmek istemiyorlar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Kimse, kimseyi kandırmaya kalkmasın, genel merkezler belirledikleri yönteme göre tespit ettikleri adayı onaylar, seçimden sonra kazanan adaylar </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“saldım çayıra, mevlam kayıra “</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;misali belediyeyi sözde yasalar çerçevesinde, genelde kafasına göre yönetir. İstediği ihaleyi yapar, istediğini işe alır, &nbsp;istediğini işten çıkartır. Bütçenin, imar planının ne olduğunu bilmeyen, ancak; imar ve ihale rantından beklentisi olduğu için çoğu zaman ne için el kaldırdığının bile farkında olmayan meclis üyelerinin oyu başkana yeterli oluyor. Bu arada siyasi partilerin bld. başkanları üzerinde, Sayıştay, İçişleri bakanlığı kontrolörleri ve müfettişleri dışında denetim yetkisi kullandıklarına ben şahit olmadım. Suçüstü bir yolsuzluk olduktan sonra zevahiri kurtarmak için muhakkik falan gönderirler, savunulamayacak, çok açık yolsuzluk varsa yapan başkan partiden ihraç edilir. Parti elini yıkamış, yolsuzluktan kurtulmuş olur. Yeni bir yolsuzluğa kadar çark dönmeye, düzen havuza su toplamaya devam eder. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Hakkını yememek lazım CHP 31 Mart seçimleri sonrası yaptığı açıklamayla genel merkezde belediyelere parti içi denetim ve yönlendirme yapacak birim kurulacağını başına da eski Eskişehir B.B. Başkanı Pof. Dr. Yılmaz BÜYÜKERŞEN’ i getireceğini açıkladı. Çok doğru bir proje olarak gördüm ve destekledim. Ancak seçimler üzerinden 1,5 yıl geçmesine rağmen neden hala faaliyete geçmedi, bilmiyorum? CHP li belediyelere parti içi eğitim, denetim ve parti disiplini şart. Yine takip eden okurlar bilecektir; T.B.B. Başkanlığı ve Çerkezköy B. Başkanlığına T.B.B. Başkanlığı İtfaiye Da.Bşk. Çerkezköy istasyonu arsa, binalar ve müştemilatının satışı ile ilgili sorduğum sorulara cevap gelmedi. Konudan e-posta ile genel başkan dahil üst yönetimin hemen tümünü bilgilendirmeme rağmen hala cevap alamadım. Bu durumda kim nasıl yönlendirilir, kime nasıl eğitim ve disiplin verilir bilemiyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Aslında Kalıbın Adamı (4) ve (5) te yazdığım gibi Özel ve İmamoğlu’nun sosyal medya üzerinden Kılıçdaroğlu ile girdiği polemik, parti içi kavga görüntüsüyle cumhur ittifakını erken seçime teşvik etme tezimi ispatlar gibidir. Bana göre Cumhur ittifakı da gelişmeleri çok yakın takip ederek, kavganın doğruluğunu test ediyor. Hafta sonunda, araştırmalarda </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">”1.çıkan parti kim?”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;ve” </span><strong><span style="font-family:Calibri">2 Kasımda sandığı koyun</span></strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">” meydan okuması karşılıklı olarak yapılan testlerdi. Bu günlerde genel merkezlerde çalışan, olası sonuçların simülasyonunu yapan ekipler epey terliyordur. Erken seçimin gündeme gelmesi için seçenekler arasında yer alan ara seçimin teknik olarak olabileceğini ancak riskler barındırdığını görüyorum. Kasım ayında CHP nin Cumhurbaşkanı adayı belirlerken koyduğu sandık benzeri bir çalışma seçmende yeni bir heyecan ile erken seçimin gündeme alınması için daha gerçekçi olabilir. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İmamoğlu’na Özgürlük sloganının amacına ne kadar uygun düştüğü konusunda kararsızım. &nbsp;Hiçbir demokratik ülkede savcılığa intikal etmiş bir konunun soruşturma tamamlanmadan bitmesi beklenmez. O zaman iddianamenin bir an önce yazılması ve yargılamanın TV lerden canlı yayımlanmasına yönelik için bir çalışmayla talep edilmesinin daha doğru olacağını düşünüyorum. Son olarak çok sık geri dönüş aldığım “</span><strong><span style="font-family:Calibri">aynı işleri diğer partiler de yaptı onlar neden yargılanmıyor</span></strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">” şikayeti ile ilgili de bir iki cümle kurmak istiyorum. Hedefimiz </span></span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“temiz eller”</span></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;ise, birileri bir şeyler yapmış ve üstü örtülmüşse, bizimkilerin de üstü de örtülsün çağrışımı yapar ki o zaman temiz eller boş bir hayalden öteye gitmez. </span><strong><span style="font-family:Calibri">Hedef; kim beytülmal’ a el sürmüşse mutlaka hesabının sorulması olmalıdır. </span></strong><span style="font-family:Calibri">Bu da ancak kişisel çıkar peşinde koşmayan, bilinçli halkın azim ve iradesi sayesinde gerçekleşebilir.</span></span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">ACİL VE ADİL YARGILAMA; HEMEN! </span></span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">CANLI YAYINA EVET!</span></span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 08 Jul 2025 16:13:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İYİLİK KARANLIĞI AYDINLATIRMI?</title>
                <category>Demet AKIN</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/iyilik-karanligi-aydinlatirmi-607</link>
                <author>birdemettatli59@gmail.com (Demet AKIN)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/iyilik-karanligi-aydinlatirmi-607</guid>
                <description><![CDATA[İYİLİK KARANLIĞI AYDINLATIRMI?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İnsan ne zaman kötüleşti?Ne zaman göz göre göre kalp kırar, can yakar, aldatır oldu?<br />
Ne zaman acı vermek sıradanlaştı, sessizlik suç ortaklığına dönüştü?<br />
Soruyorum kendime, durmadan:Ben kimin kalbini bilmeden kırdım?<br />
Kimin gözyaşında parmak izim var?<br />
En çok da en yakınımın canını mı acıttım?<br />
Ve eğer öyleyse… nasıl devam edebildim hayatıma?<br />
Zamanla fark ettim.İnsan değişiyor… çok hızlı, çok köklü.<br />
Duyarsızlaşıyor önce.Sonra unutur gibi yapıyor.Sonunda ise hiçbir şey olmamış gibi yaşamayı öğreniyor."Acımak" kayboluyor.Merhamet lüks oluyor.Kalpler, kara bir liste gibi.Bir liste tutuyorum zihnimde.<br />
Sırasıyla kimlerin, nelerin canı yanıyor bu dünyada:<br />
-Kadına işkence<br />
-Hayvanlara işkence<br />
-Çocuklara işkence<br />
-İşçiye işkence<br />
-Borçluya işkence<br />
-Ormanlara işkence<br />
-Doğaya işkence<br />
-Hak arayana işkence<br />
-Halka işkence<br />
-Mazluma işkence<br />
-Hastaya işkence<br />
-Yatalığa işkence<br />
-Yaşlıya işkence<br />
-Bağımlıya işkence<br />
-Bağımsıza işkence<br />
-Taraftara işkence<br />
-Tarafsıza işkence<br />
-A partisine işkence<br />
-B partisine işkence<br />
-Susana işkence<br />
-Konuşana işkence<br />
-Seven kalbe işkence<br />
-Duygulara işkence<br />
-Dürüst olana işkence<br />
-Engelliye işkence<br />
-Erkeğe işkence...................<br />
Ve bu liste bitmiyor…</p>

<p>Çünkü her gün birileri göz göre göre inciniyor.Her gün birinin sessiz çığlığı, bir başkasının duymazlığında kayboluyor.Ve kimse sormuyor: “Ben de o susanlardan biri miyim?<br />
”Ve daha kötüsü de var…Koskoca savaşları başlatan, çocukların üzerine bomba yağdıran, koltuk sevdasından halkına kıyan o karanlık insanlar...<br />
Onlar ne zaman bu kadar koptular insandan? İnsanı öldürenler, ormanı yakanlar, toprağa kin kusan yaratıklar... Nasıl bu kadar zalim, bu kadar iğrenç olabildiler?&nbsp;<br />
Ve nasıl oldu da biz, onları sadece izledik?<br />
Aşkı, sevgiyi bile katleden bir zaman bu… Çünkü artık sevememek değil mesele. Seviyormuş gibi yapıp en çok sevdiğine kıyabilmek. O yüzden aşkta da acımasızlık var. Çünkü sevemeyen değil, korkan ve bencil olan yıkıyor. Korkaklar sevemiyor. Benciller sevdiğini sandığını bile tüketiyor. Kalpler önce korkaklaşıyor, sonra zalimleşiyor.<br />
Peki biz?<br />
Biz ne yapıyoruz?<br />
Birbirimize “dayan” diyoruz ama sırt çevirmekte hızlıyız.Seviyorum diyoruz ama en çok seveni yaralıyoruz.Bir kalbi kırmak saniyeler, ama onarmak yıllar.Ve gün geliyor…Hiç aklımıza gelmeyen sorular kapımıza dikiliyor:"Ben kimin canını yaktım?”<br />
"Ben kimin duasında yokum, ama ahında varım?”<br />
Unutma…Her acı bir iz bırakır.<br />
Her gözyaşı bir tanık bulur.<br />
Her “ah”, kayıtsız gibi duran gökyüzüne yazılır.<br />
Ve sonra…<br />
*O "ah" geri döner.*<br />
Belki bir hastalıkta, belki bir yalnızlıkta, belki bir kalp kırıklığında…Ama mutlaka döner.Çünkü ilahi adalet şaşmaz.Vicdanların sustuğu yerde<br />
*Kader konuşur.*<br />
Ah almak kolaydır.Bir sözle, bir bakışla, bir terk edişle.Ama o ah’la yaşamak zordur.Dönüp dolaşıp bulur sahibini.Geç gelir sanırsın, tam zamanında çıkar karşına.Unutuldu sanırsın, en olmadık anda yüreğine çöker.Kalp kırarken değil,Kalp kazanırken güçlü olun.Çünkü dünyanın en büyük yükü,Bir mazlumun gözyaşında boğulmaktır.<br />
Peki çözüm öneriniz nedir?<br />
Kendimizi sorgulamak olsun mu?<br />
Kendimizden başlamak mesela…<br />
Kimseyi incitmemeye özen mi göstersek, ya da anlamaya çalışsak?<br />
Ve yahut kazansak bir kaç kişiyi…Ben tüm kötülüklere rağmen ümidimi yitirmeyeceğim.İyi insanlar var, sayıları az değil, çok.Ve o iyilikler, bu karanlığı ancak aydınlatabilir.</p>

<p><strong>Bugünkü yazımı Sabahattin Ali’den yaptığım bir alıntıyla bitiriyorum:</strong></p>

<p><em>“İçimizde bir şey, her şeye rağmen iyi kalmak istiyor.”</em></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 04 Jul 2025 16:05:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2025/05/demet-akin-1748100218.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KALIBININ ADAMI (5)</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/kalibinin-adami-5-606</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/kalibinin-adami-5-606</guid>
                <description><![CDATA[KALIBININ ADAMI (5)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Geçen haftaki yazıda Kılıçdaroğlu nun &nbsp;E. İmamoğlu ve Ö. Özel ile anlaşarak Cumhur ittifakını erken seçime teşvik etmek için hazırladıkları senaryo gereği kavgaya tutuşmuş görüntüsü verdiklerini yazmıştım. Bu kesinlikle kendi yorumumdur. Benim açık kaynaklar dışında bilgi edinme, istihbarat edinme kulis takip etme imkanım olmadığını okurlar biliyor. Yazılı ve görsel basını takip ediyor, gelişmeleri kendime göre yorumlamaya çalışıyorum. Bu senaryo için olumsuz görüşler almış olsam da an itibarıyla görüşümde ısrar ediyorum. Kılıçdaroğlu, CHP ile kavga yapıyor görüntüsü vererek cumhur ittifakını erken seçimim kendileri için bir fırsat olduğuna inandıracak bir oyun kurmaya çalışıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bunu kötü manada söylemiyorum: Ülkemiz içine düştüğü ekonomik kriz ortamından bir türlü çıkamıyor. Milletin yaşadığı öncelikle ekonomik çaresizliği unutturmak için ortaya atılan TÜİK enflasyon oranlarına artık hiç kimse inanmıyor. Kuru soğana muhtaç olan milletin durumu: İşçi, memur, köylü, emekli, asgari ücretli, çarşı, pazar, kasap, berber, esnaf ayırımı olmadan her kesim aynıdır. En kötüsü millet artık sorunları kimsenin çözemeyeceği noktasına gelmiştir ki asıl tehlike buradadır. Çare olarak düşünülen, milleti ikna ederek avutmaya yönelik, ancak büyüklere masallardan öteye geçmeyen kürsü nutuklarına da artık kimse inanmıyor. Onun için erken değil hemen seçim!</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Siyasi partilerle bir bağlantım olmadığı için, kimseden bir makam, görev, çıkar bekleme gibi bir çabam da yoktur. Yapmak istediğim; görüşlerimi okuyan okurların yorumlarımı değerlendirirken düşünmeleri, kendi fikirlerini de katarak olabilirse ortak bir görüş oluşturmasını sağlamaktır. Sonraki hedef; ülkemiz ve milletimizin geleceği konusunda başta iç cephede birliği sağlamak için mücadeleye inananları daha duyarlı seçmen haline getirmek olmalıdır. Bu noktada hiç kimse; ben yapamam, parti yöneticileri, vekiller, başkanlar var gibi düşünceye kapılarak, kendi yapacaklarını küçümsemesin. Her bireyin fikirlerine inanan, güvenen bir çevresi vardır. O çevreye siyasi partiler ulaşamayabilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İşte o zaman bireyin yapacağı çalışma seçimden sonra sadece hizmet bekleyen kitlenin birleşip bütünleşip bilinçli tercih yapmasıyla küçük bir kartopunun koca bir çığ haline gelmesi sağlanabilir. Hiç kimse ne kendini ne de fikrini küçümseyerek saha boşaltarak mücadelenin dışında kalmamalıdır. Çünkü dışarda halkın sırtından yaratılan rantları paylaşmaya, terlemeden para kazanmaya alışmış haramiler vardır. Bunlar; engerek ve çiyanlardır. Bunlar aşımıza ekmeğimize göz koyanlardır. Unutma! </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Vatanın ve Milletin sorunlarını çözecek tek kurum Gazi Meclis, TBMM dir. Dolayısıyla meclise; siyasi parti genel merkezlerin kapı kulu olanları, kendi menfaati peşinde koşanları değil, &nbsp;milletin gerçek vekillerini seçip göndermek gerekir. Bunun için seçmen sadece seçim dönemi değil, her zaman vekil olarak meclise gönderdiklerinin ne yapıp yapmadıklarının takibinde olması gerekir. Gerçek, hesap sorulabilir ve verilebilir demokrasi işte o zaman gerçekleşecektir. &nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Gelelim ikinci senaryoya. Ben CHP de 13 yıl genel başkanlığını yaptıktan sonra Kılıçdaroğlu’ nun bir kurultay yenilgisi sonrası CHP ne bu kadar kin, nefret ve intikam duygularıyla mücadeleye gireceğine inanmıyorum. Buna rağmen diyelim ki ben yanıldım, peki Kılıçdaroğlu neden böyle bir tutum takınmıştır? Şöyle ki: K.Kılıçdaroğlu 14 Mayıs 23 seçimlerinde CHP kontenjanından: Saadet, Gelecek ve Deva Partileri kadrolarından TBMM ne 39 milletvekili girmesini sağlamıştı. Bunlar şimdi 400 vekille halkoyuna gitmeden anayasa değişikliği yapılabilmesi için kilidi açacak anahtar durumuna geldiler, mecliste vekil transferleri konuşuluyor. Transferlerle anayasa değişikliği yapılırsa ne olacak, biliyor musunuz? Belli ki Kılıçdaroğlu biliyor, basit kurnazlık manevrasıyla sorumluluktan kaçmaya çalışıyor? &nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;14 Mayıs 23 seçiminde ulufe dağıtır gibi bakanlık, vekillik dağıttı, bu tablonun hesabını vermeden kaçmak istiyor. CHP seçmeni sırtında meclise taşınan vekiller, anayasa değişikliğine evet derlerse tek sorumlu tartışmasız Kılıçdaroğlu dur. Neymiş eski genel başkan; e ne olmuş yani yaptığı yanlışların hesabı sorulmayacak mı? Anayasa değişikliği için gerekli olan 400 vekil oyu CHP sırtında TBMM giren vekillerle tamamlanırsa, bu aritmetiği oluşturan Kılıçdaroğlu ve zamanın CHP yönetimi hesap vermelidir. Yenilenen CHP yönetimine düşen görev: Kılıçdaroğlu kontenjanı ile Saadet, Deva, Gelecek partisinden meclise giren ve istifa ederek transfer olan, anayasa değişikliği lehine oy kullanan, bu vekillerin CHP den meclise girmesinin yolunu açan yöneticiler kesin ihraç talebiyle derhal disiplinde sevk edilmeleridir.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 04 Jul 2025 11:40:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KALIBININ ADAMI (4)</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/kalibinin-adami-4-605</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/kalibinin-adami-4-605</guid>
                <description><![CDATA[KALIBININ ADAMI (4)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Eylül 2023 te seçim sonuçlarını değerlendirdiğim “KALIBININ ADAMI-1,2,3,” başlıklı yazı dizsinde, CHP nin Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdiği K. KILIÇDAROĞLU nu eleştirdiğim yazılar gazetemizde yayımlanmıştı. Doğrusunu söylemek gerekirse yazdığım yazı dizisine devam ederek onu tekrar eleştireceğim aklımın ucundan bile geçmemişti. Ancak Kılıçdaroğlu nun yargı süreci devam eden 38. Olağan Kurultayla ilgili olarak takındığı akıl almaz tutumu istemeyerek te olsa yazı dizisine devam etme mecburiyetinde bırakıyor. Ülkemizin ve halkımızın çektiği sıkıntılar ortadayken, kurtuluş umudu olarak yükselişe geçen CHP ne yönelik iftiralar, düşmanca haksız, mesnetsiz saldırılar; görmezden duymazdan gelinecek konu olmadığı için, bazı yerlerde tekrara düşecek olsa da yazmak zorunda kaldığım için okurların anlayışla karşılamasını bekliyorum. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;CHP nin 38. Kurultayı üzerinden başlatılan, sonunda yargıya taşınan, yargının da hangi mahkemenin yetkili olduğuna bir türlü karar veremediği tartışmaları hayret ve ilgiye izliyoruz. Emsali olmayan yargı sürecinin nasıl sonlanacağı konusunda her kafadan bir ses çıkıyor, ancak çoğunluğu ikna edecek ses bir türlü gelmiyor. TV ekranlarında konuşmacı olarak yer alan hukukçu ve siyaset bilimciler kendi mahallelerine göre yorum yaptıkları için izleyenler ikna olacakları yerde kafaları daha da çok karışıyor. Sonra herkes iç cephede birlik sağlanmasından falan bahsediyor. İç cephede birlik için öncelikle herkesin samimi olması gerekiyor ki, samimiyet başta siyasiler olmak üzere hiç kimsede görünmüyor. Siyasetçi mikrofonda iç cephede birlik çağrısına başlıyor, ikinci cümlede rakibine giydiriyor, olur mu? &nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Geçtiğimiz hafta CHP nin eski genel başkanının İBB. Başkanı Ekrem İMAMOĞLU na cezaevinde yaptığı ziyaret sırasında yaşanan diyalog Cumhurbaşkanlığı aday ofisi tarafından kamuoyuna aktarıldı. Kılıçdaroğlu nun avukatı hemen ertesi gün açıklama yaparak diyaloğun kamuoyuna aktarıldığı şekilde geçmediğini, aktarılan cümlelerin kullanmadığını söyledi. Devreye Kılıçdaroğlu döneminde parti yönetiminde kendisine yakın olarak çalışan dönemin meclis gurup başkan vekili ile iki büyükşehir belediye başkanından oluşan heyet girdi. Yapılan görüşmede Kılıçdaroğlu nun: </span><strong><span style="font-family:Calibri">30 Haziranda yargının kurultayı yok hükmünde kabul ederek iptal kararı vermesi durumunda görevi üstleneceğini, aksi takdirde partiye kayyum atanacağını bunun yanlış olacağını </span></strong><span style="font-family:Calibri">belirttiği açıklandı. &nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ayrıca kendisinden beklenen </span><strong><span style="font-family:Calibri">3 Kasım kurultayında kanunsuz bir uygulamaya şahit olmadığı yönünde bir ifadeyi kamuoyuyla paylaşmak istemediğini, partinin görevden uzaklaştırılarak tutuklu yargılanan, belediye başkanları ve bürokratlar için yaptığı mitingleri desteklemediğini, bunlara son verilmesi gerekir dediğini de aktardılar.</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Kabul etmediğim nokta tam da burasıdır: Kılıçdaroğlu nun kini kime ve nedendir? Bütün siyasi partilerde kurultay olur çok adaylı yarışlarda bir kişi kazanır, diğerleri kaybeder. Bu işin doğası böyledir. Kurultayda bazı delegeler tarafından hançerlendiğini iddia etmişti, yapacağını gitsin onlara yapsın. Kuru soğana muhtaç hale getirilmiş bir halkın kurtuluş umudunu elinden almak nasıl bir duygu ve düşüncedir. Böyle bir intikam hırsı olabilir mi?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Heyettin Genel Başkan Ö. Özel ile buluşup konuşma önerisi, Kılıçdaroğlu tarafından kabul edilmemiş </span><strong><span style="font-family:Calibri">benim şu aşamada Ö. Özel ile konuşacağım bir şey yok, biz bunu mahkeme kararından sonra oturur konuşuruz diye ret etmiş</span></strong><span style="font-family:Calibri">. Heyette yer alan ABB. Başkanı söze girerek</span><strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Sayın genel başkan öyle şey olur mu, parti bölünür parçalanır o zaman ben siyaset yapmam demiş.</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Bunun üzerine Kılıçdaroğlu sadece </span><strong><span style="font-family:Calibri">anlıyorum</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;demekle yetinmiş. Bu noktadaki açıklamalar olayı daha da karmaşık ve anlaşılmaz bir hale getiriyor. Kamuoyunun tanıdığı Kılıçdaroğlu nda böyle kibir yoktu. CHP genel başkanı ile bu aşamada görüşmeyi kabul etmemiş, avukatından düzeltme gelmediğine göre heyetin açıklaması doğrudur. Beni asıl rahatsız eden konu ise; yaşananları, düşündüklerini kendi ağzından; vekillere, delegelere, üyelere, seçmenlere, basına anlatmıyor. Neden? Nerde kaldı şeffaflık, samimiyet! Ancak her şeye rağmen, ne olursa olsun Kılıçdaroğlu na kimsenin hakaret etme hakkı yoktur, olamaz. Eleştiriye evet, &nbsp;hakarete kesinlikle hayır! (Bir Ecevit öğretisi: Demokratik Solcular tartışır ama asla hakaret etmez.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Kılıçdaroğlu nun birden bire bu tutumu takınmasının sebebi ne olursa olsun iyi yönetemediği bir gerçektir. Kendi iradesiyle CHP ye karşı intikam duygusu ile hele ülke ve halk bu durumdayken yıkıcı bir hareketin içinde olacağını tahmin etmiyorum. Baskı altında olsa bile Atatürk ün CHP sinde 13 yıl genel başkanlık yapmış birisi böyle bir girişimde asla bulunamaz. Mücadeleye destek vermese bile gelişmeleri beklemesi gerekirken avukatı veya gazeteciler aracılığı ile polemiklere giriyor kendini örgüt bir tarafa, CHP ni yaşadığı ekonomik sıkıntılara çare olarak gören tüm seçmenlerin önüne atıyor, hedef haline getiriyor ve hiç konuşmuyor. Bu tutumun sebebini açıklamak benim için imkansız denecek kadar zordur. Yine de aklıma gelen senaryoları aktarmaya çalışacağım.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Aklıma gelen ilk senaryo:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Kılıçdaroğlu kurultay yenilgisinin intikamını her geçen gün çaresizlik içinde kıvranan halkın tekrar umudu haline gelen CHP nin yükselişini engelleyerek almak istemez. Onun asıl kavgası cumhur ittifakıyladır. Kavgasını cumhur ittifakını iktidardan düşürünce kazanmış olur. Çünkü kendisi de CHP nin tekrar halkın umudu olduğunu görüyor ve CHP yönetimi ile birlikte erken seçimin gündeme gelmesi için hazırladıkları parti içi kavga görüntüsü planı uyguluyorlar. 30 Haziranda yapılacak duruşmada mahkemenin kurultayı yok hükmünde sayma kararı vermesi çok zayıf bir ihtimal. Cumhur ittifakı süreci uzatarak CHP ni oyalamaya, halkın gündeminden uzaklaştırmaya çalışacaktır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bunu önlemek için hazırlanan plan çerçevesinde Kılıçdaroğlu, CHP yönetimi ve E. İmamoğlu ile kavga görüntüsüne devam edecek, bu durumu fırsat olarak gören ve faydalanmak isteyen cumhur ittifakı erken seçimi gündeme getirerek hem Cumhurbaşkanına bir dönem daha görev yapma imkanı hem de mecliste anayasa değiştirmek için gereken çoğunluğu yakalama şansını değerlendirmeye çalışacaktır. Erken seçim kararı alındıktan sonra kolay. Bu planın seçmenin de hoşuna gideceğini düşünüyorum kendisini kandırılmış hissedeceğini düşünmüyorum. Bir noktada 2023 seçimlerindeki sahte kandil video sunun rövanşını alma olarak değerlendirilebilir. Tutar mı bilemem. Ancak cumhur ittifakının hazırladığı sahte kandil planının tuttuğunu unutmayalım!</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Nede olsa ya tutarsa diye göle maya çalan Nasreddin Hoca yı çıkarmış bir milletiz. Her şey olabilir…</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 29 Jun 2025 16:49:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KİMİN HAYALİNİ YAŞIYOR BU ÇOCUKLAR</title>
                <category>Demet AKIN</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/kimin-hayalini-yasiyor-bu-cocuklar-604</link>
                <author>birdemettatli59@gmail.com (Demet AKIN)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/kimin-hayalini-yasiyor-bu-cocuklar-604</guid>
                <description><![CDATA[KİMİN HAYALİNİ YAŞIYOR BU ÇOCUKLAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Eğitim neydi?<br />
Sadece bir okul sırasına oturmak mıydı? Tahta başında anlatılan formüller, ezberlenen tarih sayfaları mıydı?<br />
Bir sınavdan yüz almak, bir diploma almak mıydı?</p>

<p>Hayır...<br />
Eğitim, bundan çok daha fazlasıydı.<br />
Eğitim, insan olmaya giden yoldu. Kendini tanımak, başkasını anlamak, merhamet duyabilmekti.<br />
İlk adımı annemizin dizinin dibinde atardık. Babamızın bir selamı, dedemizin anlattığı bir hikâye, komşunun “kolay gelsin” deyişiyle başlardı.<br />
Bazen bir kuşu beslerken, bazen yere düşen arkadaşımıza el uzatırken…</p>

<p>Ama zamanla bu sesler bastırıldı.<br />
Sınavlar geldi, testler geldi, yarış başladı.<br />
Kazanan kimdi gerçekten?<br />
Ve kaybeden kimdi?</p>

<p>Diploma önemlidir, evet. Ama ona giden yolda neyi kaybettiğimizi hiç sorduk mu kendimize?<br />
Bir çocuğun göz altlarındaki morlukları, omuzlarındaki baskıyı, geceleri ağlayarak ders çalışmasını başarı mı sandık?<br />
Yoksa sadece yarışa yetişmesi gerektiğine mi inandık?</p>

<p>Ebeveynler olarak çocuklarımızı çok seviyoruz. Onlar için en iyisini istiyoruz. Ama bazen “en iyi”yi zannettiğimiz şey, onları bizden uzaklaştırıyor.<br />
Onların sesini duymayı, isteklerini sormayı, yollarını kendi adımlarına göre çizmeyi unuttuk.</p>

<p>Ama asıl unuttuğumuz şey şu oldu:<br />
*Çocuklarımız bizim hayal ettiğimiz değil, kendi hayatlarını inşa etmesi gereken bireylerdi.*<br />
Biz onlara rehber olmalıydık, proje yöneticisi değil.<br />
Kendi yapamadıklarımızı, eksik kalmış hırslarımızı, kırık hayallerimizi onlara yükledik.<br />
“Sen bizim gibi olma, daha yukarı çık,” dedik.<br />
Ama unuttuk…<br />
'Merdivenin tepesine çıkan herkes mutlu olmaz.'</p>

<p>Bugün dünya yangın yeri.<br />
Savaş var. Silahlar konuşuyor, çocuklar ölüyor.<br />
Ve biz yıllardır “eğitim her şeyin ilacıdır” derken, bu savaşları çıkaranların çoğunun çok iyi okullardan mezun olduğunu görüyoruz.<br />
Demek ki bilgi tek başına yetmiyor.<br />
Bir üniversite mezunu, vicdanlı olmayınca, eğitilmiş değil; sadece *öğretilmiş* oluyor.</p>

<p>İnsan vicdanı olmadan öğrenirse, sadece daha zararlı olur.<br />
Savaşları durduramayan bir eğitim anlayışı, insanı sadece sistemin dişlisine dönüştürür.</p>

<p>Gerçek eğitim, neyi ne zaman bileceğinden önce, neyin doğru olduğunu bilmekti.<br />
Bir insan, çok şey bilip kötü bir kalbe sahipse… O kişi gerçekten eğitimli midir?</p>

<p>Peki, neden bu kadar çaba?<br />
Hırs mı?<br />
Toplumda saygınlık görmek mi?<br />
Komşudan geri kalmamak mı?<br />
Bir çocuğun hayalini “başkaları ne der?” sorusuyla çizmek ne kadar adil?</p>

<p>Oysa ne güzel olurdu, ahlaklı bireyler yetiştirmek. Duygularına sahip çıkan, başkasının acısını hissedebilen, sokaktaki bir kediyi görebilen çocuklar…<br />
Disiplinli ama vicdanlı.<br />
Cesur ama anlayışlı.<br />
Bilgili ama kibirsiz.</p>

<p>---</p>

<p>''Ve güzel bir detay…''</p>

<p>Bir gün Anadolu’nun küçük bir köy okulunda, öğretmeni sormuş:<br />
– "Büyüyünce ne olmak istiyorsunuz çocuklar?"<br />
Biri doktor, biri mühendis, biri öğretmen demiş.<br />
Sınıfın en sessizi parmak kaldırmış.<br />
– “Ben insan olmak istiyorum öğretmenim,” demiş.<br />
Sınıf sessizliğe gömülmüş.</p>

<p>İşte gerçek eğitim, o cümlede gizliydi.</p>

<p>---</p>

<p>Bugün çocuğumuza “kaç aldın?” demek yerine,<br />
“Birine iyi davranabildin mi?” diye sorsak…<br />
Belki de yarını kurtaran ilk adımı atmış oluruz.</p>

<p>Ve şimdi siz okuyucular…<br />
Kendi çocuğunuza en son ne zaman insan olmanın ne demek olduğunu sordunuz?<br />
Ve cevabını gerçekten dinlediniz mi?</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 20 Jun 2025 12:12:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2025/05/demet-akin-1748100218.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SESİM GELİYOR MU?</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/sesim-geliyor-mu-603</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/sesim-geliyor-mu-603</guid>
                <description><![CDATA[SESİM GELİYOR MU?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yazıma başlarken hafta sonunda yapılacak olan YKS 2025 sınavlarına girecek 2,5 milyon civarındaki gencimize başarılar dilemek istiyorum. Yirmi üç yıldır düzeleceği yerde, dindar ve kindar nesil yetiştirme söylemleriyle her geçen gün daha çok bozulan eğitim sisteminin bedelini yazık ki gençlerimiz, dolayısıyla ülkemiz ödemeye devam ediyor. Bozuk sistem yüzünden eğitimini yurt dışında yapmak zorunda kalan kim bilir kaç başarılı gencimizi başka ülkelere kaptırdık. Bütün veriler devletin elinde mevcut olmasına rağmen nasıl oluyor da gençlerin yurt dışına gitmesinin önüne geçilemiyor? Sorunun cevabı çok basit; yetkili kurumların başında olan liyakatsiz yöneticilerin yersiz nesil yetiştirme inadı nedeniyle bozuk sistem düzeltilemediği için aynı işlemleri yaparak farklı sonuç bekliyor, ülkemizin geleceği gençlerimizi başka ülkelere kaptırıyoruz. Sözde liyakatli yöneticilerin umurunda bile olmuyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gençlere tavsiyem; istediği okulu kazanmasalar bile küsmesinler, asla pes etmesinler, hayallerini kovalamaya devam etsinler. Mustafa Kemal ATATÜRK ün kendilerine verdiği vazifeyi ve gösterdiği hedefi hiç ama hiç unutmasınlar. Takip edebildiğim kadarıyla CHP İl mitinglerine hafta sonunda Tekirdağ da devam edecek. Mitingi organize edenler tarih belirlerken acaba YKS sınavlarını unuttular mı, yoksa önemsemediler mi? Sınav yapılacak okullara Belediyeler ücretsiz servis hizmeti planlayarak tedbir aldı mı, miting nedeniyle tek bir gencin bile mağdur olması kabul edilemez. Cevap verirler mi bilmiyorum ama miting bir hafta sonra yapılsa ne olurdu merak ediyorum. Buna rağmen sınava girecek gençlerimizin, ”Mustafa Kemal in Askerlerinin” tümünün gözlerinden öper, başarılar dilerim.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Okurların bildiği gibi; üzerinde T.BB. Başkanlığı İtfaiye Daire Başkanlığı Çerkezköy İstasyonu ve Çerkezköy Belediyesinin kullandığı binaların bulunduğu arsa ÇOSB müdürlüğü üzerinden bir sanayi kuruluşuna satılmıştı. Bu konuda TBB Başkanlığı ile Çerkezköy Belediye Başkanlığına bilgi edindirme kanunu gereği yaptığım başvurulara yazık ki cevap alamadım. CİMER üzerinden gelen cevapların dar alanda kısa paslaşmaların ötesine geçmediğini yine okurlarla paylaşmıştım. CHP Tekirdağ İl ile Çerkezköy İlçe yönetimlerini yazdığım yazılarla göreve çağırmış, sorularımın cevaplanmasını istemiştim, cevap yok.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ayrıca CHP genel merkezinde genel başkandan başlayarak, gurup başkan vekilleri, genel sekreter, genel başkan yardımcılarına e-posta ile gelişmeleri bildirerek soruların cevaplanması için gerekenin yapılmasını istemiştim. Kimseyi herhangi bir şeyle suçlamadım sadece arsa satışıyla ilgili halkın merak ettiklerine cevap istedim, yazık ki alamadım. Cevap alamamış olmam soruları ortadan kaldırmıyor, kahvehane köşelerinde dedikoduların önüne geçmiyor. Genel merkezde parti üst yönetiminin bunu anlamamış olmasına yanıyorum.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şimdi söz öncelikle Çerkezköy ve Tekirdağ CHP yönetici, delege, üye ve seçmenindedir. Şimdi yetkili sizsiniz. Evet, evet artık yetkili sizsiniz ve size sesleniyorum; SESİM GELİYOR MU? Bakın CHP üst yönetimi hafta sonu Tekirdağ da, ne söyleyeceksiniz yüzlerine söyleyin.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sizler TBB Başkanlığının ÇOSB müdürlüğü üzerinden bir sanayi kuruluşuna sattığı üstünde itfaiye binası ve Çerkezköy belediyesinin kullandığı binaların bulunduğu arsanın satışı için ne diyorsunuz? Bakın CHP genel merkezi tam kadro hafta sonu karşınızda işte. Satış iyi oldu diyorsanız parti üst yönetimini tebrik edin. Yok; ne, nasıl oldu bilmiyoruz, öğrenmek istiyoruz diyorsanız; parti üst yönetimine çekinmeden, korkmadan sorun işte. İkisini de yapamıyorsanız: Kahve köşesinde dedikoduyu kesin artık, oturun ve SUSUN!..&nbsp;</span>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Jun 2025 18:36:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>   KİM, NEYİ, NASIL SEÇİYOR? </title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/kim-neyi-nasil-seciyor-602</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/kim-neyi-nasil-seciyor-602</guid>
                <description><![CDATA[   KİM, NEYİ, NASIL SEÇİYOR? ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp; Yeniden TBMM Başkanı seçilen Numan KURTLULMUŞ Saadet Partisi Genel başkanı olduğu dönem parti kongresinde yaptığı konuşmada AKP'ye ağır sözlerle yüklenmişti. Kullandığı&nbsp;</span><strong><span style="font-family:Calibri"><strong>&nbsp; "Harun gibi gelip Karun gibi gitmeye asla müsaade etmeyiz" </strong></span></strong><span style="font-family:Calibri">sözleri, adıyla özdeşleşti. N. Kurtulmuş daha sonraki açıklamalarında AKP ye yönelik "9 yıl sonra Sayın Başbakan diyor ki “Kürt sorunu yoktur.” Dokuz yılda hangi adımlar atılmış da Türkiye’de Kürt sorunu kalmamış? Bunu açıklamaları lazım" da dedi. Başbakan yardımcısı olduktan sonra ise sözlerin AKP ve ERDOĞAN</span><strong>&nbsp;</strong><span style="font-family:Calibri">'a yönelik olmadığı söylemişti. &nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Meclis başkanının geçmişte söylediklerini siyaset sahnesinde dün dündür, bu gün bugün anlayışının devam ettiğini hatırlatmak için özellikle gündeme taşımak istedim. Düne kadar birbirlerine ağza alınmayacak sözlerle hakaret edenler bugün seçmene karşı algı yaratarak birbirlerini vatan kurtarıcısı olarak gösterebiliyor. Düne kadar bebek katili, terörist başı olarak tanımladıkları kişileri bugün övgülerle kurucu önder olarak kucaklayabiliyorlar. Ama burada asıl suçlanması gereken, bu kadar net makas değiştirmelere bu kadar kolay kanabilen seçmen yurttaşlarımızdır. Okumadıkları, izlemedikleri için adam ya da kadın bu beyazdır deyince de alkışlıyorlar, ertesi gün bu siyah deyince de alkışlıyorlar. Daha da kötüsü bütün bu yalpalamaları yapanlara seçimlerde sonunu düşünmeden oy da veriyorlar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp; TBMM Başkanı N.KURTULMUŞ, Mayıs ayında Şırnak Üniversitesi Konferans Salonu'nda düzenlenen Şırnak Sivil Toplum Buluşması programında yaptığı konuşmada; "Bölgede bölünmenin, parçalanmanın nelere mal olduğunu, özellikle son 10 yılda çok açık bir şekilde gördük. Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak'ı işgali ile başlayan süreçte Irak'ın nasıl bölündüğünü gördük. Suriye'nin nasıl bölündüğünü, Lübnan'ın nasıl yönetilemez hale geldiğini, parçalandığını, Yemen, Sudan, Somali nasıl bölündü, gördük</span><strong><span style="font-family:Calibri">.&nbsp; Üzerimizde de ne oyunlar oynandığını yıllardır biliyoruz.</span></strong>&nbsp;<strong><span style="font-family:Calibri"><strong>Önümüzde iki yol vardı. Ya sarı öküz gibi sıranın bize gelmesini bekleyecek, başkalarının çıkardığı fitnelerden dolayı bu ülkenin sokak sokak, şehir şehir bölünmesini bekleyecektik ya da bu ülkenin Türkleri ve Kürtleri kendi irademize sahip çıkarak bir ve beraber olacak ve hep birlikte güçlü bir Türkiye olarak yolumuza devam edecektik. Bir ve beraber olmayı seçiyoruz</strong></span></strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">” dedi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Meclis başkanının tespitlerine çok küçük bir kısmı dışında katılmıyorum.&nbsp;Meclis başkanı konuşmasında “</span><strong><span style="font-family:Calibri"><strong>Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak'ı işgali ile başlayan süreçte Irak'ın nasıl bölündüğünü, bırakın Türklerin, Kürtlerin ve Arapların birbirlerine düşman olmalarını, aynı ırktan olanların bile mezhebi kökenlerine göre birbirlerine düşman hale getirildiği süreci yaşadık.”</strong></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Demiş.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Katıldığım tespitlerin çok küçük kısmı işte burasıdır. Keşke daha açık konuşabilseydi. Ben bu kısmı ABD gibi dostunuz varsa düşman aramaya gerek yoktur olarak anlıyorum. Okurlar hatırlayacaktır; Suriye nin kuzeyinde ABD nin İşid le mücadele bahanesiyle gizlemeye bile gerek duymadığı silahlı bir ordu oluşturduğunu, donattığını, eğittiğini, Ülkemize karşı düşmanca olan bu hareketin kabul edilemez olduğunu yazdım. Sözde NATO da ortağımız bir devletin ülkemize karşı düşmanca olan bu hareketini NATO önleyemiyorsa, artık bu ortaklıktan ayrılmamız gerektiğini de belirttim. Zaman ve Meclis başkanının tespiti görüşümde haklı olduğumu&nbsp;göstermiş oldu, ancak daha önemlisi NATO ortağına düşmanlık yaparak sırtımızdan vuran ABD için Devlet aklı ne düşünüyor? Nasıl bir karşılık verilecek daha doğrusu karşılık verilecek mi? işte onu bilmiyoruz.&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Meclis başkanının </span><strong><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">“ya da ülkenin Türkleri ve Kürtleri kendi irademize sahip çıkarak bir ve beraber olacak ve hep birlikte güçlü bir Türkiye olarak yolumuza devam edecektik. Bir ve beraber olmayı seçiyoruz.”</span></strong></span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;tespiti bir dayatmayla bir ve beraber olmayı seçeceğiz diyor ki katılmak mümkün değildir. Çünkü: Meclis başkanının vekil olduğu 14 Mayıs 2023 seçimleri propaganda döneminin hiçbir yerinde AKP, Türkler ve Kürtler kendi irademize sahip çıkarak bir ve beraber olacak ve hep birlikte güçlü bir Türkiye olarak yolumuza devam edeceğiz cümlesini kullanmamış, vaatte bulunmamış, seçim beyannamesinde yer vermemiştir. Tam tersi, ana muhalefet partisine Kandildeki teröristlerle birlikte gösteren sahte propaganda videolarıyla iftira atılmış, bu sayede seçmenlere korku salarak seçim kazanılmış, meclis başkanı o sayede vekil olmuştur.&nbsp;Aslında bu sahte iftira videolarıyla milyonlarca seçmenin kul hakkı da yenmiş olmuyor mu? İmkan olsa da Meclis Başkanının görüşünü duyabilsek! &nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şimdi aynı meclis başkanı “bir ve beraber olmayı seçiyoruz “diyor. Meclis başkanının bir ve beraber olmayı seçebilmesi için, sahte kandil videolarıyla seçmeni korkutarak kandıracağı yerde süreç sonunda nasıl bir projeyle beraber olmayı seçeceğimizi, ne yapmayı düşündüklerini seçmene anlatarak seçim kazanmış olması gerekirdi. Aksi halde yani bugün olduğu gibi seçmene vaat edilmeyen, seçmen desteği ve onayı alınmayan bir düzenlemeyi siyasi ortaklarla çoğunluk sağlayarak seçiyoruz demek ne kadar dorudur? KİM, NEYİ, NASIL SEÇECEK. Seçmene tercihi sorulmayacak mı? Bu olursa, tek bir şartla olabilir; meclis kararı referanduma götürülerek, seçmen onayının alınmalıdır.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Asıl hayret ettiğim, ana muhalefet partisinin bu konuda sergilediği sessizliktir. Tek söyledikleri şehit aileleri sürece dahil edilsin ve mecliste komisyon kurulsun gibi sürekli tekrarlanan ucu açık, amacı ve sınırı tam olarak belli olmayan sözler. Başlangıç için doğru bir adımdı, ancak yapılacaklar konusunda daha açık, halkı tatmin ve ikna edecek yeni bir politika açıklamak gerekiyor. Tahminim, yürütülen süreçte anlaşma olmadan tarafların masadan kalkması halinde kent uzlaşısı diye adlandırılan seçim işbirliğinin devam edebilmesi için düşünülen politikayı bu aşamada açıklamak istemiyor, sessiz kalmayı tercih ediyorlar. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sessizliğin nedeni buysa; bana göre bu tutumda doğru değildir. Şeffaf ve tutarlı olmak gerekir. Bu kadar önemli bir konuda oy kaygısıyla politika belirlemek, öncelikle vatana, millete sonra parti üye ve delegeleriyle seçmene karşı büyük haksızlık olur. Ülkenin ihtiyacı; sadece seçim kazanmak için değil, halkın geleceğini korumak, kurtarmak için doğru politikalar belirleyip savunmak ve yeri geldiğinde kimseden çekinmeden masaya yumruğu vurarak uygulayabilmektir.&nbsp;</span><strong><span style="font-family:Calibri">Tıpkı: ABD nin karşı olduğu Kıbrıs Barış harekatını yaparak soydaşlarımızı esaretten kurtarmak ve yine ABD nin dayattığı Haşhaş ekme yasağına “Ülkemizde çiftçimizin ne ekip ekmeyeceğine ancak kendi hükümetimiz karar verir” diyerek alınan kararı dayatma yapanların suratına çarparak kestirip atmak gibi.</span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Jun 2025 18:30:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ERKEN SEÇİM</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/erken-secim-601</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/erken-secim-601</guid>
                <description><![CDATA[ERKEN SEÇİM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Yarın Kurban Bayramının birinci günü, Halkımızın, okurlarımızın ve tüm İslam Aleminin bayramını kutlar, barış, sağlık huzur dolu günler dilerim. Bayram ziyareti için şehir dışına çıkacak okurlarımıza kazasız, belasız hayırlı yolculuklar dileklerimle saygılar sunarım.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yetkililere tam olarak hiç kimsenin anlatamadığına inandığım ekonomik zorluklar içinde olan halkımızın bayramı rahat ve huzur içinde geçireceğini söylemek gerçekten çok zordur. Emekliler ve asgari ücretle çalışanlar başta olmak üzere halkın büyük çoğunluğunun ekonomik sıkıntıyı, kendimden de pay çıkararak iliklerine kadar hissettiklerine inanıyorum. En kötüsü her krizde sabır ve fedakarlık istenen, bugüne kadar hükümetlere “geçecek” inancıyla bu sabrı gösteren, fedakarlığı yapan Halkın bu defa krizden çıkma umudu, sabrı ve inancı kalmadı. 2002 yılında en düşük emekli maaşı ile iki kurbanlık koç alınırken, bugün bir koç bile alınmıyor.&nbsp; Yetkililer bunu görmüyor olacak ki Halkın hala TÜİK in açıkladığı makyajlı enflasyon oranlarına inanmasını bekliyorlar. Büyük bir hatadır, dilerim çok geç olmadan gerçek görülür.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Benim mevcut ekonomi yönetimi ve uyguladıkları&nbsp;politikalarıyla krizin aşılacağı, Halkın refaha ereceğine dair en küçük bir umudum ve beklentim kalmadı. Ekonominin geldiği noktada konkordato ve iflasların artması sonucu büyük sayılarda işçi çıkışlarının yapılması, ekonomide gelecek daha kötü günlerin habercisi değilse nedir? Ekonomist olmadığımı daha önce okurlarla paylaşmıştım, onun için haddimi bilerek krizden nasıl çıkarız gibi sözlerle okurlara vakit kaybettirme çabasına hiç girmeyeceğim. Ancak; bu konuda herkesin bildiğini gerçeği tekrar edebilirim. Büyük beklentiyle dışarıdan sıcak para bulacak umuduyla iki yıl önce ekonominin başına getirilen bakan başaramadı. Çektirdiği bunca sıkıntı, her geçen gün daha da artan fakirliğe rağmen enflasyon TÜİK in makyajlı hesaplarıyla bile göreve başladığı seviyededir. Öyleyse Halk bu kadar fedakarlığı neden yaptı, bu kadar sıkıntıyı neden çekti?&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ekonomi yönetimine güveni ve inancı kalmayan Halk, bu yönetimle krizin aşılamayacağına inanmış durumdadır. Ancak; ekranlarda izlediğimiz araştırma şirketlerinin anket sonucunda sorunları hangi parti düzeltir sorusuna verilen cevap: Halkın sadece mevcut yönetime değil, tüm siyasi partilere güvenini kaybettiği için sorunları kimsenin çözemeyeceğine yöneldiğini göstermiştir ki asıl büyük sorun tam da buradadır. Halk, kutuplaştırma, kamplaştırma çabaları sonucu gelinen noktada tüm siyasetten umudunu kaybetme noktasına gelmiştir. İşte şimdi başımızda gerçek bir dert vardır. Çünkü demokrasi olan ülkelerde Halk iktidara getirdiği siyasi partinin icraatlarından memnun olmazsa yapılacak ilk seçimlerde bunun hesabını sorar ve o partiyi iktidardan düşürür. Anket sonuçlarına bakıldığında ülkemizde böyle bir olasılığın gerçekleşmesinin biraz zor olduğu görülüyor. Oysa bana göre de ekonomi krizinden çıkmanın ilk adımı; erken değil en kısa sürede, hemen seçimdir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp; Böyle bir seçimin yapılması ancak iktidar ittifakının erken seçim talebini kabul etmesiyle mümkün olabileceği görülüyor. Peki, iktidar ittifakı erken seçimi kabul eder mi? O da biraz zor&nbsp;gibidir. Ekonomide iyileşme ancak TÜİK in makyajlı rakamlarıyla kağıt üzerinde sınırlı kalacağına, bununda Halkın geniş bir kesimine refah sağlamayacağı için ikna etmek zor olacağına göre iktidar ittifakından erken seçim kararı çıkması imkansızdır. Bugüne kadar yapılanlara bakılırsa muhalefetin iktidarı seçime zorlama şansı her geçen gün azalmaktadır. Muhalefet derken ana muhalefeti kastettiğim malumdur. İktidar ana muhalefetin erken seçim kozunu elinden almak için doğruya-yanlışa bakmadan bulduğu her bilgi ve belgeyi kullanarak Ana muhalefet Partisinin tüm vaktini bunlara ayırmasını sağlıyor, erken seçimi konuşmasını engellemeye çalışıyor. Başarır mı? Olabilir. Çünkü muhalefet erken seçim olasılıklarını gündeme getirerek iktidara baskı uygulaması için geç kaldı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Oysa Anayasa MADDE 78 Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliklerinde boşalma olması halinde, ara seçime gidileceğini, ara seçimin her seçim döneminde bir defa yapılacağını ve genel seçimden otuz ay geçmedikçe ara seçime gidilemeyeceğini yazıyor. Ayrıca yine, boşalan üyeliklerin sayısı, üye tamsayısının yüzde beşini bulduğu hallerde, ara seçimlerinin üç ay içinde yapılmasına karar verilir demektedir. Yukarıda yazılı hallerden ayrı olarak, bir ilin veya seçim çevresinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinde üyesinin kalmaması halinde, boşalmayı takip eden doksan günden sonraki ilk Pazar günü ara seçim yapılacağı yazılmıştır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp; Ana Muhalefet Partisi yerel seçimlerden hemen sonra, iktidarla diyalog çabasına gireceğine erken seçim için Anayasa 78.maddesi çerçevesinde iktidarı sıkıştırarak erken seçim için zorlasaydı, bugüne kadar bekli seçim yapılmış, hatta iktidar bile değişmiş olurdu. Kim bilir?&nbsp;</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Jun 2025 15:52:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>UTANMIYORLAR (2)</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/utanmiyorlar-2-600</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/utanmiyorlar-2-600</guid>
                <description><![CDATA[UTANMIYORLAR (2)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Geçen hafta Tekirdağ B.B ve Çerkezköy Belediye başkanları arasında büyükşehir belediye meclisinde yaşanan tartışmayı trajikomik olarak değerlendirmiş konu hakkında görüşlerimi paylaşmıştım. Belediye başkanlarını değerli olduğunu düşündüğüm zamanlarını boş yere harcamak yerine; daha önce kendilerine ve meclis üyelerine yönelttiğim soruları şeffaflık ilkesi gereği cevaplandırmaya çağırıyorum. Üzerinde: T. B. B. B. İtfaiye Daire Başkanlığı Çerkezköy İstasyonu ve Çerkezköy Belediyesine ait müştemilatın olduğu arsanın satışı ile ilgili olarak Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Çerkezköy Belediye Başkanlığına sorduğum sorulara hala cevap alamadım. Kibir abideleri işte; cevap veremedikleri için utanmıyorlar da!</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Belediye Başkanlarının cevaplamadıkları sorular konusundaki gelişmeleri, aldıkları sorumluluk gereği ilgileneceklerini düşünerek CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Meclis Grup Başkanvekilleri Gökhan Günaydın, A. Mahir Başarır ve genel sekreter Selin S. Böke ile altı genel başkan yardımcısına e- posta yoluyla ilettim. Yazık ki kendilerinden de hala bir cevap alamadım. e-postalarıma cevap vermeyen CHP üst kademe yöneticilerine sesleniyorum: Siz kimsiniz? Siz kendinizi ne sanıyorsunuz? Halkçı olduğunu söyleyen bir parti; halkın sorduğu sorulardan kaçar mı? Siz duymazdan ve görmezden geldiğiniz zaman halk bu soruları unutur mu zannediyorsunuz? &nbsp;İşte bu vurdumduymaz tavrınızın sonucu yapılan araştırmalarda %25 dolayında seçmen sorunları hiçbiri çözemez seçeneğini tercih ediyor. Ayrıca halk ”cevap veremediklerine göre bu satış işinde bir şeyler olmuş galiba” hissine kapılmaz mı? Bu safhada sizin utanacak bir haliniz yok. Utanmayın, korkmayın görevinizi yapın. Belediye Başkanlarının soruları cevaplamasını isteyin. Cevaplardan tatmin olmazsanız gereğini yapın, korkmayın! </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Satışta telaffuz edilen para; sizler için çok küçük olabilir ama halkın büyük çoğunluğu için milyon dolarlık satış işlemi çok büyük paradır. Yanlış veya hatalı bir işlem, çok ciddi boyutta kamu zararına sebep olur. Kuru soğana muhtaç halkın omuzuna yeni yük gelmemesi adına şeffaflık ilkesi gereği soruların cevaplanmasını istiyor ve bekliyoruz. Sorumluluğunuzun farkında olun ve Belediye Başkanlarınızın halkın sorularını cevaplamasını sağlayın. Soruların cevaplarını biliyor, partiye zarar gelir diye açıklamak istemiyorsanız; bu hareket partiyi korumaz, çünkü gerçekler bir gün mutlaka açığa çıkar. Her partide her karakterde üye vardır ve içlerinden bazıları yolsuzluk ta yapabilir. Bu eylemden dolayı parti suçlanmaz. Ama yöneticiler gerçeği bilmesine rağmen yolsuzluğun üstünü örterek gizlemeye kalkarsa işte o zaman örnekleri yaşandığı gibi büyük bir skandal olur ve halk partiyi mutlaka cezalandırır. &nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;TBMM’de sorduğu soruya cevap alamadığı zaman </span><strong><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“sorulardan kaçmayın kardeşim, sorular net” </span></span></strong><span style="font-family:Calibri">diye ses yükselten CHP meclis gurup başkan vekili &nbsp;</span><strong><span style="font-family:Calibri">Gökhan Günaydın a tekrar sesleniyorum:</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanlığının &nbsp;Ç.O.S.B&nbsp;müdürlüğü üzerinden bir sanayi kuruluşuna sattığı arsa ile ilgili sorulan sorular net değil mi? Net tabi ki, hem de çok net. O halde partinizin belediye başkanlarının cevap vermemesi neden umurunuzda olmuyor? Bu durum savunduğumuz şeffaflık ilkesinin neresinde yer alıyor. Halkın bilmesi istenmeyen bir işlem mi yapılmış? Böyle bir durum yoksa vatandaşa neden cevap verilmiyor? Oysa sorular çok basit; hiç kimse veya kurum görevi ihmal, kötüye kullanma, usulsüzlük, yolsuzluk, irtikap gibi suçlarla itham edilmiyor. İşte sorular:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">1-İmar planlarında (BHA) lejantı ile gösterilen arsada plan değişikliği yapılmışsa meclis kararları fotokopisi(TBB Meclisi ve Çerkezköy Belediye Meclis Kararları)&nbsp; </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">2-Arsa ve üzerindeki taşınmazların satış ve/veya devir kararı onay fotokopisi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">3-Arsa satışı veya devri için Ç.O.S.B ile yapılan yazışmaların fotokopileri.&nbsp; </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">4-Arsa ve üzerindeki taşınmazların kıymet takdir raporları fotokopisi.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">5-Arsa ve üzerindeki taşınmazların satış ve/veya devir bedelinin tahsilat makbuzu fotokopisi.&nbsp; </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">6-Arsa ve üzerindeki taşınmazlar ÇOSB tarafından fabrikaya satıldı ise; ÇOSB’ nin tapuda gözüken satış ve /veya devir bedeli tahsilat makbuzunun fotokopisi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sorulara başvurum üzerine CİMER üzerinden gelen cevaplar çok yetersiz olup adeta yasak savmak için verilmiş gibidir. Soruların cevaplanmaması kamu zararı olabileceği endişelerini arttırmaktadır. Çerkezköy Belediyesi İmar ve Şehircilik müdürlüğü cevabında soruların Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi sorumluluğunda bulunan alana ait olduğundan gerekli tüm bilgi ve belgelerin Tekirdağ Büyükşehir Belediyesinden talep edilmesi gerektiğini belirtmiştir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanlığı ise söz konusu taşınmazın Çerkezköy OSB Müdürlüğü sınırları içinde kaldığını, adı geçen taşınmaza ilişkin herhangi bir plan değişikliği yapılmamış olup söz konusu taşınmaza ait resmi imar durumu bilgisinin OSB Kanunu uyarınca (Kurumun yetki ve sorumluluk alanı dışında olduğundan) Çerkezköy OSB Müdürlüğünden talep edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Diğer taraftan aynı T.B.B.B taşınmazın </span><strong><span style="font-family:Calibri">satışına</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;yönelik talep edilen bilgi ve belgelerin ise </span><strong><span style="font-family:Calibri">ilgili daire başkanlığınca</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;değerlendirilmesi gerektiğini bildirmiştir. Sanki soruların hangi daire tarafından değerlendirileceğini ben belirliyorum!</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Zurnanın zırt dediği yer tam da burasıdır. T.B.B.B. taşınmaza ait imar durumu bilgisi için Ç.O.S.B adres gösterirken, satışa yönelik talep edilen bilgi ve belgeler için ise yine T.B.B.B. bünyesindeki başka bir daire başkanlığını adres göstermiştir. Oysa bilgiler T.B.B.B dan talep edilmiştir. Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanlığı talep edilen bilgileri ilgili iki ayrı daire başkanlığına havale etmesi gerekirken, satışa yönelik bilgiler için yetkili daire başkanlığına havale etmemiş ve sorular cevapsız kalmıştır. NEDEN?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Konuyu yazmaya başladığımda sorulara Belediyelerden cevap alabilmek için bir yol haritası açıklamıştım. Sıradaki suç duyurusu adımından önce son olarak T.B.B. Başkanına bir çağrı yapmak istiyorum. Daha önce bu sütunda istediğim belgelerin ulaştırılması halinde satış işlemini bilirkişi olarak inceleyebileceğimi, dosyada yanlış yoksa özür dileyeceğimi, yanlış bulmam halinde hiçbir karşılık beklemeden gereği için rapor hazırlayabileceğimi yazdım. Öte yandan Başkanın bugüne kadar konuyu Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Teftiş Kurulu Başkanlığına havale ederek oradan detaylı bir rapor istemiş olduğunu da düşünüyorum. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;ÇOSB müdürlüğü aracılığıyla sanayi kuruluşuna satılan arsayla ilgili sorulara itiraz hakkım saklı kalmak üzere teftiş kurulu raporuna göre cevap verilmelidir. Cevaptan tatmin olmazsam itiraz hakkımı kullanmaya devam edeceğim. Hiç kimse CHP düşmanlığı yapıyor gibi saçma sapan mazeret yaratarak sorularımdan kaçanları yanlış yönlendirmeye kalkmasın artık. Halkın gerçeği öğrenmesi öncelikle partiyi töhmet altında kalmaktan kurtaracaktır. Asıl CHP düşmanlığı yapanlar soruların cevaplanmasına engel olarak, kahvehane dedikodularıyla delegelerin kafasını karıştırmak isteyenlerdir. Parti üyeleri öncelikle bu gerçeği görmelidir.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 28 May 2025 17:23:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KENDİNE KIRGIN BİR MÜCADELE</title>
                <category>Demet AKIN</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/kendine-kirgin-bir-mucadele-599</link>
                <author>birdemettatli59@gmail.com (Demet AKIN)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/kendine-kirgin-bir-mucadele-599</guid>
                <description><![CDATA[KENDİNE KIRGIN BİR MÜCADELE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Bazen düşünüyorum…<br />
Bir insan en çok neye kırılır?<br />
Bir yabancının adaletsizliğine mi, yoksa “benimsin” dediği yerin, yani devletinin sessizliğine mi?<br />
Bugün staj ve çıraklık mağdurlarından bahsetmek istiyorum. Onlar bir davanın peşindeler… Ama bu dava mahkeme salonlarında değil, vicdanlarda görülüyor. Bu insanlar sosyal medyada seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Her gün, her gece… Ellerinde telefon, yüreklerinde yılların yükü… Çocuklarının başını okşayacakları vakitte tweet atıyorlar.<br />
Neden mi?<br />
Çünkü onlar bir zamanlar çocuktu…<br />
Sabah ezanıyla kalkıp sanayiye giden, atölyede demir tozunu ciğerine çeken, ustasının “çırak” diye seslendiği o çocuklardı. Onlara “iş” yaptırıldı ama “çalışmış sayılmazsınız” denildi. Gençliğini verdi bu ülkenin üretimine… Ama bugün emekliliklerinde o günler hiç yaşanmamış gibi davranılıyor.<br />
Ve şimdi soruyorum:<br />
Bu insanlar neyin mücadelesini veriyor?<br />
Ve daha acısı:<br />
<strong>Kime karşı mücadele ediyorlar?</strong><br />
İşte burada yürek burkan bir çelişki başlıyor.Bir insan devlete karşı nasıl mücadele eder?<br />
Devlet dediğin şey nedir?<br />
Bir bina mı?&nbsp;<br />
Bir yasa mı?<br />
Hayır…<br />
Devlet dediğin, insanın kendisidir. Anası, babası, çocuğudur. Bayrağıdır, toprağıdır, kimliğidir.<br />
O yüzden bu insanlar aslında devlete değil,<br />
kendi içlerinde bir yere kırgın.<br />
Çünkü onlar devletine inanarak büyüdü. Onlara “çalış, üret, bu ülkenin yükünü çek” dendi.<br />
Çektiler…<br />
Ama bugün, “sen hiç çalışmamışsın” deniliyor. İşte insanı en çok bu yaralıyor.<br />
Ve bu sadece onların meselesi değil.Bu ülke topraklarında hakkı olan herkesin ortak kaderi haline geldi artık bu “mücadele etmek zorunda kalmak”.<br />
Kadınlar diyor ki: “Şiddete uğruyoruz”<br />
ama önce sosyal medyada, sonra sokakta mücadele etmek zorundalar.<br />
Hayvanlar için insanlar sokaklarda…&nbsp;<br />
“Koruyun” diyorlar ama önce linç ediliyorlar.<br />
Emekliler, işçiler, öğrenciler…<br />
Herkes hakları için önce haykırmak zorunda kalıyor. </span></p>

<p><span style="font-size:16px">Yani bu ülkede ne yazık ki *hakkını almak için önce mücadele etmen* gerekiyor.Hatta bazen bağırman, yürüyüş yapman, yıllarca beklemen, görmezden gelinmen gerekiyor.<br />
<strong>NEDEN?</strong><br />
Çünkü hak, çoğu zaman hak olarak görülmüyor; ancak baskı artınca, göz önüne gelince tanınıyor.Bir baba düşünün…Evladına helal lokma götürmüş ama şimdi evladının gözünün içine bakıp, “benim o yıllarım boş sayılmış” diyor.<br />
Bir anne düşünün…Oğlunu ustanın yanına emanet etmiş, “meslek öğrensin” diye… Şimdi oğluyla birlikte sosyal medyada “Sesimizi duyun!” diye haykırıyor.<br />
Bu insanlar kimseyi tehdit etmiyor.Bu insanlar devlete düşman değil, aksine en çok o devlete sığınmak istiyorlar.Sadece diyorlar ki:<br />
"Bizi gör. Sesimizi duy. Yıllarımızı yok sayma.”<br />
Ve bakın, bu sadece geçmişin bir hesabı değil.Bu adaletsizlik yüzünden bugün gençler meslek liselerinden uzak duruyor.Aileler “Aman evladım meslek lisesine gitmesin, yarın hakları yok sayılır” korkusuyla çocuklarını el becerilerinden, üretimden, sanayiden uzak tutuyor.Oysa bu ülkenin en çok ihtiyacı olan şey:<br />
<strong>ARA ELEMAN.</strong><br />
Her gün sanayi bölgelerinde aynı cümle yankılanıyor:“Çalışacak usta yok, yetişmiş eleman yok.<br />
”E tabii ki yok!Sen dün çocuğun emeğini tanımazsan, bugün o çocuğun yerini dolduracak kimseyi bulamazsın.Devletin büyüklüğü, sadece sınırlarla ölçülmez.Devlet, geçmişte alın teri dökenin hakkını verirse büyüktür.Devlet, bir nesli mağdur edip sonra “neden üretmiyoruz?” diye şikâyet etmez.O çarkı döndürenler unutulursa, çark durur.<br />
Ve unutmayalım…<br />
Bir insanın kendi devletine karşı mücadele etmek zorunda kalması,Aslında<strong> *kendi kalbine karşı mücadele etmesi*</strong> gibidir.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu mücadele kazanılsa da, izi hep içeride kalır.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 24 May 2025 18:18:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2025/05/demet-akin-1748100218.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>  UTANMIYORLAR! (1)</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/utanmiyorlar-1-598</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/utanmiyorlar-1-598</guid>
                <description><![CDATA[  UTANMIYORLAR! (1)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp; &nbsp;T.Dağ Büyükşehir Belediye Başkanı ile Ç.Köy Belediye Başkanının Büyükşehir belediye meclisi toplantısında yaptıkları trajikomik tartışmayı başlangıçta kayıkçı kavgası olarak değerlendirdim. Ancak sosyal medyada tartışmaya yönelik paylaşımlar devam edince; Başkanların bir güç gösterisine soyunmuş olduklarını gördüm. Halkın bu tür sözde güç gösterilerine taktığı bir isim var ama, yazıma taşımak istemem doğrusu. Karşı mahalle ellerini ovuşturarak manzarayı seyrederken, tartışmanın kime, nasıl bir faydası olabilir, bilmiyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Memleket yangın yeri gibi, emekliler açlığa mahkum edilmiş, asgari ücretli aybaşını getiremiyor, halk musluklardan akan çamurlu sudan bıkmış, hasta olacağız endişesi içinde, çare arıyor. Bu ortamda aynı partiye mensup Belediye Başkanlarının yaptığına bak, hiç utanmıyorlar. Güreş minderindeki sporcular gibi birbirlerinin açıklarından puan almaya çalışıyorlar. Tartışmanın tam da Büyükşehir Belediyelerindeki yetki karmaşasının çözümü için kanun değişikliği konuşulurken olması tesadüf değilse iktidar açısından iyi bir zamanlamadır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Tartışmanın beğendiğim tek yönü ise: Meclise getirilen önerge için gurup kararı alınmamış olmasıdır. Yerel yönetimlerde gurup kararı alınmasını doğru bulmuyorum. Başkanlığım süresince böyle yöntemlere hiç ihtiyaç duymadım. Bu konuda yardımcı olan tüm meclis üyelerimize teşekkürü borç biliyorum. Tüm meclis üyelerinin gündeme gelen konu hakkında parti bağlayıcı kararına gerek duymadan özgürce fikrini söyleyerek halk ve kent için en doğru neyse o yönde oyunu kullanabilme serbestliği olması gerektiğine inanıyorum. Meclis üyeleri özgür iradesiyle oy kullanabilse, ihale ve imar rantı yolsuzlukları büyük ölçüde önlenecektir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Belediye Başkanlarının birbiriyle konuşmadıkları zaten biliniyordu, bu tartışmadan sonra barıştırılmaları daha zor bir hale gelecektir. Dargınlığın başkan adaylığı sürecindeki parti içi çekişmelerden kaynaklı olabileceğini düşünüyorum. Ancak; bugüne kadar giderilememiş olması parti üst yönetiminin ne kadar beceriksiz olduğunun bir göstergesidir. Aday adaylığı sürecinde liyakatli bir parti yönetimi konu buraya gelmeden çözebilirdi, beceremediler.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;İlçe Belediye Başkanı; kendisini dört dönem milletvekilli, PM üyesi yapan eski genel başkanını, eski genel başkanın kendi tabiriyle arkasından hançerleyerek mevcut yönetimi destekleyen eski vekile karşı şansı olmadığını görmeliydi. Çünkü vekil destek karşılığı adaylık sözünü çoktan almıştı. Söz verenlerde eski vekilin delege gücüyle kurultayı kazandıklarını unutmadılar ve sözlerinde durdular. İlçe belediye başkanı ise büyükşehir adaylığını kaybettikten sonra nasıl ilçeye tekrar aday olabildi, orası bilinmezliklerle dolu ve yorum yok.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yine de doğruyu konuşmak lazım; parti üst yönetimi ilçe belediye başkanını adaylık başvurusu olmamasına rağmen hiç utanmadan, hülleyle nasıl tekrar ilçeye aday gösterebildi. Şimdi bazı fanatik partililer eleştirilerime kızıyorlar ama gerçek budur. Yalnızca gerçekler konuşularak, doğru bulunabilir, hata tekrarı önlenir. Üst yönetim kurultay kazanıyor ama bu üst yönetimin çok liyakatli kişilerden oluştuğunu ve doğru politikalar üreterek uyguladığını göstermez. Ç.Köy seçmeni; parti üst yönetiminin neden böyle tercih yaptığını hala bilmiyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bakın şimdi aynı üst yönetim yerel seçimler sonrası genel merkezde bir birim oluşacağını başına da seçimlerde yeniden aday gösterilmeyen Prof. Yılmaz BÜYÜKERŞEN in getirileceğini, bu birimin belediyelere bir çeşit parti içi denetim ve danışmanlık yapacağını ilan etmişti. Desteklediğim bir projeydi, uygulanması için acele edilmesi gerektiğini de yazdım. Üstelik mevcut belediye başkanlarının akçeli işlerdeki kötü alışkanlıklarını unutmalarını, akıllarından bile geçirmemelerini, akçeli işlerden derhal uzaklaşmaları gerektiğini de vurgulamıştım. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yine parti üst yönetiminin kararına göre: Belediyeler her yıl borç durumunu afişle halka açıklamayacaklar mıydı? Belediye başkanları, her yıl mal bildiriminde bulunmayacak mıydı? Açıklayanı gören, duyan varsa söylesin. Parti üst yönetimi delegenin güvenini alıyor ve kurultayları kazanıyor, ancak; iktidar, parti delegelerinden alınan oya göre belirlenmiyor. Halkın çoğunluk oyunu da almak gerekiyor. Bunun için de her şeyden önce şeffaf olup hesap verebilmek, diğer partilerin yaptığını yapmamak, halka aradaki farkı göstermek gerekir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Uzun yıllardır siyasetin finansmanı için belediyelerin değişik şekillerde kullanıldığını bilmeyen kalmamıştır diye düşünüyorum. Daha önce çok yazdım; Belediyeler siyasetin finansmanının ötesinde başkanlar ve meclis üyeleri tarafından da ihale ve imar rantları ile zenginleşme aracı olarak kullanılmaktadır. Belediyelerden zenginleşme o kadar kanıksandı ki, toplum; kentin sorunlarını çözmek için seçtiği belediyede başkan ve meclis üyelerinin belediye nimetlerinden zenginleşmesini değil, aynı görevi yapmasına rağmen belediye nimetlerinden zenginleşmeyi kabul etmeyen, namusuyla çalışanları eleştirir hale geldi. Siyasi partilerin üst yöneticileri bu durumu bilmesine rağmen partiye finans katkısı sağladığı için belediyeler üzerinden yapılan yolsuzlukları maalesef görmezden, duymazdan gelebiliyorlar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Belediye yolsuzluklarının önüne geçmek amacıyla yerel yönetimler kanunlarında değişiklik yapılacağını ulusal basından izliyoruz. Çözüm olarak Kaymakam ve Valilerin belediyeler üzerindeki yetkilerinin arttırılmasının düşünüldüğü yazılıyor. Bunu çözüm olmaktan uzak bir düşünce olarak değerlendiririm. Belediye yolsuzluklarının önlenmesi için öncelikle sonradan yapılan yüzlerce değişiklikle kevgire döndürülen ihale kanununun çıkarıldığı tarihteki haline döndürülmesi gerekir. Ama çok daha önemlisi ise, çok sık dile getirdiğim için okurların eleştirmeye başladığı <strong>“MALİ MİLAT VE NEREDEN BULDUN KANUNUNUN” </strong>acilen tekrar yürürlüğe konmasıdır. Bu kanun çıkartılmadan, yürürlüğe konmadan yolsuzluktan ve yoksulluktan asla kurtuluş olmaz, uyanalım ve öğrenelim artık.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 21 May 2025 19:31:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KEL BAŞA ŞİMŞİR TARAK !!!</title>
                <category>Edip Nurettin Akın</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/kel-basa-simsir-tarak-597</link>
                <author> (Edip Nurettin Akın)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/kel-basa-simsir-tarak-597</guid>
                <description><![CDATA[KEL BAŞA ŞİMŞİR TARAK !!!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">&nbsp;</span>Çerkezköyün görevden alınmış sabık ilçe müdürü Hüseyin Gümüş'ün nerede olduğu ne iş yaptığı kamuoyunca merak ediliyor !<br />
&nbsp; Şöyleki Gümüş Bey gah gazete köşelerinde &nbsp;gah sosyal medya platformlarında boy gösterirken, herkes gerçekten ne iş yaptığını, hangi kurumda çalıştığını ve mesaisinin kaçta başlayıp kaçta bittiğini merak ediyor!&nbsp;<br />
&nbsp; Zira görevden alındıktan sonra Tekirdağ il milli eğitim müdürlüğüne araştırmacı kadrosuyla atandığı söylenen Gümüş Bey'in mesai saatleri içerinde görevinde olması gereken bir vakitte defalarca Çerkezköy'de arz-ı endam etmesinin, muhakkak bir sebebi ya da açıklaması vardır!&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;Araştırmacı sıfatıyla atandığı Tekirdağ il mili eğitim müdürlüğündeki görevine acaba gidiyor mu, yoksa pandemi dönemi şartları gereğince evden çalışma tekniğini mi kullanıyor Gümüş Bey!&nbsp;<br />
&nbsp; Yoksa oturduğu yerden para alan bir bankamatik memuru olarak mı görev yapıyor!&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; Rızkını kazanmak için sabah akşam alın teri dökenlerin, yaşam çilesi çekenlerin bulunduğu bir beldede Allah aşkına bu arkadaşa bu lüksü kim tanıyor? &nbsp;Hak ve hukuk konusu açıldığında sözde mangalda kül bırakmayan Gümüş bey, &nbsp;acaba aynaya baktığında ne görüyor!<br />
&nbsp; &nbsp;Devlet memurlarının görevlerine gidip gitmediğini kimler kontrol ediyor acaba? Eğer varsa &nbsp;bu bankamatik memurlarının görevlerine gitmesini kimler sağlayacak?<br />
&nbsp; Kıymetli yetkililerimiz, &nbsp;kamuoyu bu konu hakkında gerçekten sizlerden bilgi ve gereğinin yapılmasını bekliyor!&nbsp;<br />
&nbsp; Hakkında sayısız soruşturma açılan, önce Bilecik Bozüyük'te sonra Çerkezköy'de iki defa görevden alınan Gümüş bey acaba hangi konuları araştırma göreviyle maaş alıyor?&nbsp;<br />
&nbsp; Örneğin bu yıl devletimizin fındık üreticisine vermiş olduğu taban fiyatın seneye kaç lira olacağını mı araştırıyor!&nbsp;<br />
&nbsp; Yakın arkadaşları üzerine ruhsatlandırıldığı söylenen ambalaj dükkanında, kendi telefon numarasını kullanarak ticaret hayatına müthiş! bir başlangıç yaptığı iddia edilen Gümüş bey, aynı anda nasıl devlet memurluğu görevini ifa ediyor? Hal böyle iken Gümüş Bey'in ya devlet memuru ya da tüccar olarak hayatına devam etmesi gerekmiyor mu kıymetli dostlar!<br />
&nbsp; &nbsp;Bu kadar yoğun gündem arasında kendisine bu vakti ayırmazdık. Lakin son günlerde kendi sosyal medyasından yaptığı bir takım paylaşımlar ile "gazeteciliğe soyunma" girişimi dikkatimizi celbetti.<br />
&nbsp; Şöyleki kendisi bildiğimiz kadarıyla devlet memuru ve halen görevde. Yine kendisi gibi görevde olan devlet memurları hakkında &nbsp;duyurma hakkı olamaz! &nbsp;Doğru olup olmadığına bakılmaksızın başkalarının itibarlarına yönelik ithamlarda bulunamaz! Böyle bir davranış tarzları olamaz?&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;Meslek yaşantılarıyla alakalı devlet sırlarını, lehte veya aleyhte olsun soruşturma içeriklerini alenen başkalarıyla paylaşamazlar! Devlet memuru vakarıyla hareket etmek zorundadırlar! Devlet Memurları Kanunu kendilerini bağlar!&nbsp;<br />
&nbsp; Araştırmacı Gümüş Bey, görevi son bulduktan sonra görev esnasındaki kamuya ait gizli bilgilerin açıklanmasını mı araştırıyor acaba? Sosyal medyasına bakıldığında bu bilgilerin ifşasında çok mahir maşaallah!<br />
&nbsp; &nbsp;657 Devlet Memurları Kanunun ilgili maddesi gereğince "Devlet Memurları kamu hizmetleri ile ilgili gizli bilgileri, görevlerinden ayrılmış bile olsalar, yetkili bakanın yazılı izni olmadıkça açıklamaları yasaktır." maddesi kime hitap ediyor?&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;Bu memurların, &nbsp;kanunları bizlerden çok daha iyi bilmeleri ve buna uygun davranmaları gerekmez mi kıymetli dostlar!&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;Belli ki hazımsızlık yaşıyor Gümüş Bey! Oysa makamlar gelip geçicidir, makamlar milletin emaneti hükmündedir! İtibarını makamlardan alanlar görevleri bitince sözde itibarlarını yitirirler. "Kel kafada şimşir tarak gibi ortalıkta kalıverirler!"<br />
&nbsp; &nbsp; Adalete, merhamete, ciddiyete sahip yöneticiler her zaman değer görür , değer bulur.<br />
&nbsp; &nbsp;Gördükleri her kuşun etinin yenilebilir olduğunu zannedenler, o kuşların ahlarının bedelini çok geçmeden verirler!&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;Sonra o kuşların gagası boğazlarında kalır da bir ömür boyu hazımsızlık yaşarlar!<br />
Onlara tavsiyemiz;<br />
soda içiniz aç karnınıza,<br />
&nbsp;belki iyi gelir hazımsızlığınıza!&nbsp;<br />
Vesselam...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 May 2025 12:22:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2022/11/edip-nurettin-akin-1668179482.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DEPREM KONUSU (3)</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/deprem-konusu-3-596</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/deprem-konusu-3-596</guid>
                <description><![CDATA[DEPREM KONUSU (3)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;<span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;Depreme dirençli kent yaratmak konusu Hükümetin, TBMM’nin ve Belediyelerin asli görevlerindendir. Meclisleri göreve çağırıyorum: Meclisleri çalıştıracak olan çoğunluk iktidar partileri ve ortaklarının elindedir. Mevcut ekonomik kriz ortamında ne TOKİ ne de Belediyeler depreme dirençli kentler oluşturmak için yeterli finans kaynağına sahip olmadığına göre, Devlet; uygun vadeli ve faizli kredi bularak çözüm üretmelidir. Bir an önce AB, Dünya bankası, veya başka Devletlerin finans kuruluşlarından sağlanacak kredilerin üzerine devlet bankaları ve kat maliklerinin de öz kaynak katkılarıyla dirençli kentler yapımı için gereken finans sağlanarak hemen işe başlanmalıdır. Çok zaman kaybedildi; toplantı, inceleme, raporlarla, ranta dayalı yer tespiti ve avan proje çalışmalarıyla kaybedecek tek bir saatimiz bile yoktur. &nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Depreme dayanıklı kentler için bir yandan finans kaynağı aranırken öte yandan bir an önce hızlı tarama ile depreme dayanıklılık testi yapılarak kentlerdeki yapı stok unun mevcut durumu tespit edilmelidir. Öncelik; yıkılmadan yapılacak güçlendirme ile depreme dayanıklı hale getirilecek binalara verilmelidir. Güçlendirme ile güvenilir hale getirilebilecek binalar için hemen çalışmalar başlatılmalıdır. Binaların güçlendirilmesi için Bakanlık ve/veya Belediyeler tarafından proje ve finans desteği verilerek bu yapılar bir an önce deprem güvenlikli hale getirilebilir. Sorumluluk Devlettedir, TBMM ve Belediyeler istendiği zaman saatler içinde nasıl vergi, su ücretleri v.b. gibi yasal düzenlemeleri yaparak yürürlüğe koyuyorsa, deprem dirençli kent konusunda da gerekli düzenlemeler yapılarak derhal yürürlüğe konmalıdır. Bu işin partisi, iktidarı, muhalefeti, grubu, ortağı kalmamıştır. Depreme dirençli kentler oluşturmak artık milli bir mesele, devletimiz için bir beka sorunu haline gelmiştir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;Tekirdağ Büyükşehir ve Çerkezköy Belediyesi depreme hazırlık olarak mevcut binalarda ne gibi kontrol çalışmaları yaptı? Nasıl sonuçlara ulaşıldı, halka bilgi paylaşımı, gerekiyorsa uyarı yapıldı mı? Halk oturduğu binanın ne durumda olduğunu kimden ve nasıl öğrenecek, ne yapacak? Çevre ve Şehircilik Bakanlığının çözüm olarak gündeme getirdiği kentsel dönüşüm, uygulamadaki karmaşa, kararsızlık ve güven kaybı nedeniyle amaca ulaşmanın çok uzağında kaldı. Kentsel dönüşüm bu haliyle yazık ki resmen rantsal dönüşüm oldu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İmkanı olan bazı yapı sahiplerine devlet katkısıyla binalarını yenileme imkanı verildi. Ancak asıl önemli çoğunluk, ekonomik imkanı olmayan yapı sahiplerinin bazıları kötü niyetli müteahhitlere yem oldu. Öte yandan Belediyeler şeffaf olmadığı, halka doğru bilgi verilmediği için uygulamaya yönelik ciddi bir güven sorunu oluştu. TBMM. de yapılan yasal düzenlemelere rağmen konutunu kentsel dönüşüme sokan yapı sahiplerinin bir kısmı mağdur edildi. Sonuç olarak bu haliyle kentsel dönüşüm uygulaması depreme dayanıklı kentler yaratmadığı gibi haksız zenginleşme, suiistimal ve yolsuzluk iddiaları hala sonlanmadı. Bu durum doğal olarak konut sahiplerinin güven sorunu yaşamasına neden oldu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yolsuzluk iddialarına yönelik olarak son sözüm de; kulakları çınlasın, tüm Belediye Başkan ve Belediye Meclis üyelerine olsun: Bilmeyenler olabilir, yolsuzluk iddiaları belediyeler için ağır bir ithamdır. Belediye yolsuzlukla itham ediliyorsa Belediye Başkanının yolsuzluğu tek başına yapma ihtimali yoktur. Belediyede yolsuzluk mutlaka Belediye Başkanına yardım eden bürokrat ve/veya meclis üyelerinin ortak olduğu bir organizasyon tarafından yapılır. Tek başına yolsuzluk olmaz, rüşvet söz konusu olabilir. Günümüz şartlarında Belediye başkanlarının halk diline çorba parası olarak yerleşen rüşveti tercih edeceği düşünülmez. Bu noktada Belediye Başkanı ve meclis üyeleri için galiba başkanlık nasıl yapılır, nasıl yapılmaz ı Yozgatlı çiftçi Abdullah Ceyhan ağzıyla yeniden hatırlatmak gerekecek.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Öyle servetinin kaynağını nereden bulduğunu halktan saklamaylan, &nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Milyon dolarlık hanlar, hamamlar, katlar, yatlar almaylan,</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">İmar ve ihale rantlarından yandaş ve candaş zengin yaratmaylan,</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Belediyenin kurumlara borcu varken, milyonlarca lirayı israf ederek harcamaylan </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Emsallerinin üç katına mal edilen organizasyonlarda vur patlasın çal oynasın göbek atmaylan, </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;BELEDİYE BAŞKANLIĞI YAPILMAZ…</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">BELEDİYE BAŞKANLIĞI;</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Kentteki yapı stokunun depreme dayanıklı hale getirmeylen, </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Çalışanının maaşını geciktirmeden, zamanında vermeylen,</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Tüyü bitmemiş yetim hakkını korumaylan,</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Haramdan uzak durmaylan, </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Helalden ayırmamaylan, </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Beytülmala el sürmemeylen, &nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Şeffaflıklan, </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Dürüstlüklen, </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">YAPILIR…</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Duymazdan, görmezden, anlamazdan gelen başkanlar ve meclis üyeleri olacağını biliyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Ama: Yine de SORACAĞIM: </span></span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;ANLAŞILDI MI ?!..</span></span></span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 14 May 2025 12:44:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DEPREM KONUSU (2)</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/deprem-konusu-2-595</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/deprem-konusu-2-595</guid>
                <description><![CDATA[DEPREM KONUSU (2)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;6 Şubat 23 Kahramanmaraş-Hatay depreminin üzerinden 2 yıl geçti. Devlet ve Halk olarak yaşananlardan ders aldığımızı, olası bir depreme karşı hazır olduğumuzu söylemek zor gibi gözüküyor. 2023 depremlerinde eleştirilerin merkezinde olan AFAD ve KIZILAY geçen sürede başkan değişikliği dışında yetersiz kaldığı konularda ne yaptı bilmiyoruz. Kalıcı deprem konutlarının teslimi konusunda bakan her konuşmasında süre tadilatı yapıyor, yeni tarih veriyor ama konutların tümü yazık ki bir türlü bitirilerek depremzedelere teslim edilemiyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Deprem sonrası bilirkişilerin tespit ettiği inşaat hatalarına baktığımızda: Denetimden vazgeçme, denetim sorumluluğunun tümünü belediyelere verme gibi bir durum asla söz konusu olmamalıdır. Önerim, denetim; belediyelerin sadece denetim evrakının takibi yapacağı; şehir plancısı, mimar, inşaat, elektrik, makina, çevre ve jeofizik mühendisleri meslek odaları ile ilgili üniversite öğretim üyelerinden oluşturulacak yeni bir denetim kurumu tarafından yapılmasıdır. Denetim, inşaat öncesi planlama ve zemin etüdü sürecini de kapsamalıdır. İmar planların yapılması ve planlardaki revizyonlar da oluşturulacak yeni denetim kurumu tarafından mutlaka denetlenmelidir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Böylece planların belediyede mesleki bilgiye sahip olmayan başkan ve meclis üyelerinin parmak kaldırmasıyla kabul veya ret edilmesi sonucu şehirlere ihanet etmesi de önlenmiş olacaktır. Ben; Çerkezköy Belediye meclisinde ilçeye Müteahhit gelmiyor diye imar planında hiçbir önlem almadan Çerkezköy geneline kat artırımı ve parsellerde inşaat alanının %30 dan %40 çıkarılmasına yönelik tadilat yapıldığını biliyorum. Bu kararı alanlardan hayatta olanlar varsa; Çerkezköy e baksın ve eserleriyle övünebilirlerse, övünsünler. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ancak, bilinsin ki: Çerkezköy, Tekirdağ da, Trakya da değil, Avrupa da örnek gösterilebilecek bir kent olabilecekken belediye meclisinde yeterli mesleki bilgisi olmayan üyelerin plana yaptıkları ihanetlerle bakın ne hale getirildi. Denetim kurumunda imza atan herkes meslek odasıyla birlikte sorumlu olmalıdır. Denetim kurumunun onayında oybirliği şartı aranacaktır. Onaylanan plan Belediye Meclisinde kabul edildikten sonra parsel bazında değişikliklere izin verilmeyecektir. Belediye meclislerinde alınan kararı mahkemeler bozduğu takdirde kararda imzası olanlar bakanlıktan izin alınmadan yargılanmalıdır. İmar cezaları caydırıcı olması için artırılmalı, hapis cezası getirilmelidir. İmar cezalarına (para ve hapis) asla af olmamalıdır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Daha önceki yazılarımda Belediye başkanlara çağrı yaptım, sonuç alamadım. Şimdi T.B.B. Meclisi ve Çerkezköy Belediye Meclisi üyelerine aynı çağrıyı tekrarlamak istiyorum. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin İTÜ ile ortaklaşa geliştirip uyguladıkları Binalarda Hızlı Tarama İle Depreme Dayanıklılık Testini 1999 yılı öncesi yapılan binalardan başlamak üzere hemen uygulamaya geçilmesi gerekir. Önerdiğim Hızlı Tarama Uygulamasında süratle çok mesafe almak için aşağıdaki sıralamanın takip edilmesi faydalı olacaktır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">1-1999 yılı öncesinde yapılan tüm binalar için hızlı tarama testi uygulanarak güçlendirilmesi veya kentsel dönüşüm uygulamasına alınacak binalar tespit edilmelidir. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2-Çerkezköy imar planı geneline (1989-1994 ) –( 1994-1999 )-( 2004-2009 ) dönemlerinde belediye meclisi tarafından alınan kat artırım kararı sonucu; çatılar açılarak yapılan kat ilaveleri tespit ve kontrol edilmeli, güçlendirilmesi veya kentsel dönüşüm uygulamasına alınacak binalar belirlenmelidir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">3- 2018 deki imar barışı düzenlemesinden faydalanarak yapı kayıt belgesi alan binalar kontrol edilmeli, güçlendirilmesi veya kentsel dönüşüm uygulamasına alınacaklar belirlenmelidir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">4-1999 sonrası yapılan tüm binalar için hızlı tarama testi uygulanarak güçlendirilme veya kentsel dönüşüm uygulamasına alınacak binalar tespit edilmelidir</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">BU NOKTADA ÖNERİM:</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;1-Hızlı tarama testinden güçlendirilme veya kentsel dönüşüme girme kararı çıkan binaların belediye arşivinden aldığı ruhsat ve ekleri çıkartılarak yapılan test sonucu ile karşılaştırılmalı. Binanın aldığı ruhsat ve eklerine uygunluğu ile yapılan yanlışlar, eksiklikler tespit edilmelidir. (projeye uygun çapta ve miktarda demir kullanıldığı, etriyelerde kullanılan demir çapları, aralık ölçülerinin projeye uygunluğu, kolon ve kiriş ölçülerinin projeye uygunluğu, onaylanan kalitede beton kullanıldığı) </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">2-Hızlı tarama testi sonuçları ile aldığı ruhsat ve eklerine aykırı uygulama tespit edilirse binanın güçlendirilmesi veya kentsel dönüşüm bedeli binanın Müteahhit i tarafından karşılanması sağlanmalıdır. Müteahhit bunu karşılamaktan kaçarsa masraf belediye tarafından karşılanmalı, Müteahhide rücu edilmelidir. Bu konuda Yargıtay ın emsal kararı da vardır. ‘Emsal Karar: Yargıtay 13.hukuk dairesi E.2019/4333, K:2020/2928, T:27.02.2020’”</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Dava Özeti: Müteahhit in ağır kusur veya hile ile ayıbı gizlenmesi ve bunun sonucu depremde binasında hasar oluşan hak sahipleri, süre ile bağlı olmaksızın Müteahhitten zararlarının tazminini isteyebilir. Müteahhidin hayatta olmaması durumunda ise mirasçılarına karşı bu talebi öne sürülebilir</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong><span style="font-family:Calibri">SON SÖZ: Sayın Başkanlar ve Meclis üyeleri; sözüm sizedir.</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;Deprem değil binalar öldürür gerçeğine inanıyorsak; yaklaştığı bütün bilim insanlarınca kabul edilen Marmara depreminde en azından can kayıpları sayısını azaltmak elinizdedir.</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Daha çok vakit kaybetmeden kentlerimizde bina stoklarını hemen hızlı tarama testinden geçirmekle işe başlamanız gerekiyor. Hızlı tarama testi sonucu güçlendirilme veya kentsel dönüşüme girme kararı verilen binalarda: Müteahhidin ağır kusur veya hile ile ayıbını gizlediği tespit edilirse halkın zararının tazmini için üstünüze düşen görevi yapmalı ve halkın mağduriyetini gidermelisiniz. Sonra; rücu ettirmek için Müteahhidin peşine düşülebilirsiniz. Tekrar gibi olacak ama; hiç olmazsa bu defa, ama mutlaka çok geç olmadan ve tek bir canımızı kaybetmeden!.. LÜTFEN!...</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 07 May 2025 14:02:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DEPREM KONUSU (1)</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/deprem-konusu-1-594</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/deprem-konusu-1-594</guid>
                <description><![CDATA[DEPREM KONUSU (1)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">23 Nisan 2025 günü İstanbul Silivri açıklarında, Kuzey Anadolu fay hattı üzerinde 1999 dan bu yana beklenen İstanbul depremini bir kez daha hatırlatan, belki de son kez uyaran 6,2 şiddetinde bir deprem meydana geldi. Gelişmeleri, tartışmaları dikkatle izlerken, 6 Şubat 2023 ten bu güne kadar deprem ile ilgili yazdıklarımı hatırladım. Okurlar sıkılmazsa, yetkilileri bir kez daha uyarmak amacıyla yazdıklarımı hatırlatarak, deprem öncesi hazırlıkları tekrar gözden geçirerek eksikleri tamamlamaları gerektiğini hatırlatmak istiyorum. Çünkü: Yöneticiler deprem konusunda zamanında doğru karar alıp uygulamadıkları için bedelini hiçbir kusuru olmayan masum insanların ödemesi artık son bulmalıdır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bu depremden sonra kayda değer mal ve can kaybımız olmamasına sevinmek gerekir. Ancak; 1999 Gölcük depreminden bu güne kadar mevcut yapıların depreme dayanıklı hale getirilmesi konusunda hiç denecek kadar az mesafe alındığını görüyoruz. Orta şiddetteki depremde bile vatandaşlarımız panik halinde yine acil toplanma bölgesi aradı. Yaşadıkları evin sağlamlığına güvenmeyenler parklarda; temin edebilenler kamp çadırlarında, edemeyenler battaniyeleriyle yeşillikler üzerine yatarak, yuvarlanmak zorunda kaldı. Mobil telefonlar belli bir süre de olsa yine çalışmadı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Vatandaşın aklına yine aslında cevabını bildiği 1999 depremi sonrası deprem yaralarını sarmak için geçici olarak konan deprem vergisinin nereye kullanıldığı sorusu geldi. Halbuki geçici olarak konan verginin adı bile değiştirilerek “özel iletişim vergisi olmuş” ve kalıcı hale getirilmiştir. Cevabı bilinse bile her depremden sonra bu soru mutlaka sorulur, ama seçimde vatandaş bu cevaba göre tercih yapmaz. Çünkü soru bir sonraki depreme kadar unutulup gider, tekrar deprem olduğu zaman hatırlanır. Fakat daha ilginç olan ise deprem sonrası yapılan seçimde bile bu sorunun cevabını bilen seçmen soruyu falan unutur, tercihini değiştirme zahmetine katlanmaz. Neden acaba?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Deprem dede olarak ta andığımız rahmetli Prof. Dr. Ahmet Mete IŞIKARA Gölcük depreminden sonra </span><strong><span style="font-family:Calibri">« deprem değil, bina öldürür »</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;demişti. Bu söz binalar uygun yerlere, gereken malzeme ve tekniğine uygun yapılır, iyi denetlenirse depremlerde yıkılmayacağını, dolayısıyla can kaybı olmayacağını ya da çok az olabileceğini anlatmak için söylenmişti. O günlerde konuşan tüm yetkililer &nbsp;“artık bu tür acıların yaşanmaması için tüm tedbirlerin alınacağını” &nbsp;açıklamıştı. Gölcük depremi sonrası daha yaralar tam olarak sarılmadan 12 Kasım 1999 da yaşanan Düzce depremi ile sorunlar daha da büyümüş, halkın beklentilerine cevap vermekte geciken hükümet çok zor durumda kalmıştı. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bu depremlerden sonra yapılan değerlendirmelerde; inşaatların yer seçinden başlayarak kontrol ve denetlemelerdeki eksikliklerin yıkımlarda çok önemli rolü olduğu kabul edildi. İnşaat denetimlerinin daha sağlıklı yapılabilmesine çare olarak görevdeki 57. hükümet (DSP+MHP+ANAP) önce 595 sayılı KHK ile yapı denetimi düzenlemesini getirdi. KHK Anayasa mahkemesi tarafından iptal edilince 4708 sayılı yapı denetim kanunu 19 pilot ilde yürürlüğe kondu. Olumlu sonuçlar alındığı için yapı denetim kanununun 2011 yılından itibaren 81 ilde uygulanmasına geçildi. Zaman içinde değişiklik yapılsa da kanun hala yürürlükte olup inşaat denetimleri bu kanuna göre yapılmaya devam edilmektedir. &nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ancak 6 Şubat 23 felaketi sonrası meslek odaları ve bilirkişi olan üniversite öğretim üyelerinin yaptığı açıklamalar; yapı denetim kanunu paydaşlarının üzerinde anlaştıkları yöntemlerle kanunu sadece kâğıt üzerinde uygulanır hale getirdiklerini gösterdi. Yıkımın ve can kaybının yüksek olmasının en önemli sebeplerinden birinin kanunun uygulanmasındaki suiistimaller olduğu söylendi. Ancak 2018 yılında yürürlüğe giren imar barışı düzenlemesinin depremde can kaybının bu kadar yüksek olmasındaki rolü maalesef tam olarak ortaya konamadı. 6 Şubat depremi çok ağır bedeller ödediğimiz depremlerden ders almadığımızı net olarak göstermiştir. Peki, 23 Nisan 25 depreminden bir uyarı olsun aldık mı? Ne yazık ki aldığımızı düşünemiyorum. &nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İnşaat sektöründe bir faaliyetim olmadığı için denetim konusunda varsa yapılan değişiklikler ve sonuçları için bir şey söyleyemeyeceğim. Ancak ülke genelinde yapı stok unun depreme dayanıklı hale getirme çalışmalarının çok yetersiz kaldığı kabul edilmek zorundadır. Deprem fayları ve davranışları konusunda Prof. Hocalarımız çoğu kez fikir birliği içinde olamasalar da yapıların depreme dayanıklı hale getirilmesi, inşaatların denetlenmesi konusunda hemfikirler. Hiç olmazsa bu konuda hocalarımızın sözünün dinlenmesi gerekmez miydi?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;Deprem üzerinden belli bir süre geçtikten sonra acılı aileler dışında unutuluyor. Her şeyi herkes biliyor ancak doymak bilmeyen, helal haram demeden çok para kazanma hırsının sonucu maalesef böyle oluyor. Asıl mesele bu ahlaksızlığı önlemekten geçiyor. Bu da kanun, yönetmelik değişikliği ile hemen olmuyor işte. Bu konuda mücadele için uzun bir yol olduğunun bilinmesi lazım. Bir seçim olacak birileri seçilecek, her şey düzeltilecek diye beklemek hayalciliğin ötesine geçmiyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ve asıl mesele tam da buradadır. Toplumdaki ahlaki bozulma o boyuta gelmiştir ki; öyle kanunla, yönetmelikle, düzeltilmesine çok ama çok uzağız. Halk olarak hep birlikte bir mücadele verilirse amaca ulaşılabilir. Bunun için kişi önce kendi davranışlarını düzeltmelidir. Kendinize yapılmasını istemediğiniz hiçbir şeyi kimseye yapmamanız gerekir. Ülkeye o anlayış yerleşirse ahlak erozyonu onarılabilir. Çok zamana ve sabra ihtiyaç olacağı bir gerçektir. Çünkü bu noktaya 50 yılda gelindi, en az o sürede çalışılırsa ahlak erozyonu onarılabilir. Yoksa yine yönetmelik, kanun falan bir sürü değişiklikle çözüm aranırsa, beş-on yıl sonra aynı noktaya gelinir. Yani sil baştan. Ahlak erozyonu onarılmak isteniyorsa; tüm toplum kimseden yardım, destek beklemeden ısrarla, inatla, vaz geçmeden rüşvetle, imar ve ihale rantçısı haramilerle mücadele etmek zorundadır. Aksi halde bu kısır döngüden kurtuluş yoktur, olamaz da…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">NOT:</span></strong><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;Sömürünün sona erdiği, barış ve mutlu bir hayatın sürdüğü günlerin gelmesi umuduyla tüm işçilerimizin, emekçilerimizin ve emeklilerimizin 1 Mayıs işçi bayramını kutlar saygılar sunarım..</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 30 Apr 2025 16:47:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAM</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayram-593</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayram-593</guid>
                <description><![CDATA[ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;Bu gün; TBMM nin açılışının 105. yılını kutluyoruz. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;1921'de milli bayram olarak kutlanmasına karar verilen 23 Nisan, çocukları milletin geleceği olarak gören, onlara duyduğu güven ve sevgisinin ifadesi olarak 1929 yılında Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından çocuklarımıza armağan edilmiştir. Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun'da 20 Nisan 1983'te yapılan değişiklikle &nbsp;Ulusal Egemenlik Bayramı' nın adı, "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" olarak değiştirildi. İlk olarak 6 ülkenin katılmasıyla uluslararası boyuta taşınan milli bayramımıza, dünyanın birçok ülkesinden çocuklar da gelmeye başladı. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Türkiye, dünyada çocuklarına bayram hediye eden ve bu bayramı bütün dünya ile paylaşan ilk ve tek ülke olarak sürdürmektedir. Çocuklarımız bayramı kendilerine armağan eden Atatürk e layık olmaya, onu tanımaya, anlamaya çalıştıklarını her bayramda ispatlamak için adeta birbirleriyle yarışıyor. Buda bize Atatürk ün çocuklar konusunda da ne kadar doğru karar verdiğini gösteriyor. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ulusal egemenlik konusuna gelince; Bizi“büyüklere” Kurtuluş savaşımızı, Saltanat ve Hilafetin kaldırılmasını, Cumhuriyetin ilanını ve Cumhuriyet Devrimlerini akıllarından çıkartmama hatırlatması yapmaya zorluyor galiba. Bakın şimdi Atatürk bu konuda ne diyor: “Türk Devleti' nin dayandığı esaslar, tam bağımsızlık ve kayıtsız şartsız ulusal egemenliktir.” Atatürk Tam bağımsızlık derken; siyasi, mali, ekonomik, adli, askeri, kültürel, kısaca her hususta bağımsızlık ve serbestlik olarak tanımlıyor. 20 Ocak 1921 tarihli Anayasada da "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, idare usulü halkın kendi kendini idare etmesi esasına dayanır" olarak TBMM tarafından benimsenmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Aslına bakıldığında milletimizin başına gelen bütün felaketlerin kendi geleceğini başka birisinin eline terk etmesinden kaynaklandığı görülmektedir. Mesela Birinci Dünya Savaşına girmek millet iradesi dışında olmuştur. Sevr anlaşması gerekçe gösterilerek İstanbul başta olmak üzere vatanımızın işgal edilmesi, İzmir, Ege bölgesi ve Trakya ‘nın &nbsp;Yunan işgaline uğraması da Son padişah ile hükümetin imzaladığı &nbsp;Sevr antlaşmasının 7. ve 24.maddesinin sonucudur. Millet, egemenliğine sahip olmadığı için kendini milletin sahibi olarak gören padişah ile sadrazam &nbsp;kimseye sormadan milletin iradesini değil, kendi iradelerini uygulamışlardır. Kendi saltanatlarının devamını sağlamak için düşmanın her isteğini yerine getirmiş, onlarla birlikte hareket etmişlerdir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK' e göre, "bu kadar acı tecrübeyi geçiren milletin, bundan sonra egemenliğini bir kişiye vermesi kesinlikle mümkün olmayacaktır. Milletimiz, hiç kimsenin iznine gerek görmeden milli egemenliğini almış ve öylece kullanmıştır. Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar yok olur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar."</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Atatürk ün TBMM açıldıktan sonra mecliste ulusal egemenlik ve milli siyaset konusundaki konuşmalarını kendi kaleme aldığı “Nutuk” tan yaptığım alıntılardan aynen aktarmak istiyorum.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<span style="font-family:Liberation Serif">“Muhterem efendiler; Meclis' in açıldığı ilk günlerde, içinde bulunduğumuz vaziyet ve şartları izah ve &nbsp;tatbikini uygun gördüğüm görüşlerimi arz ettim. Bu görüşlerin başlıcası, Türkiye'nin, Türk milletinin takip etmesi gereken siyasi prensiple alakalı idi. Malumdur ki, Osmanlılar devrinde muhtelif siyasi sistemler takip edilmiş ve ediliyordu. Ben bu siyasi sistemlerin hiçbirinin yeni Türkiye siyasi teşekkülünün sistemi olamayacağına kani olmuştum. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Efendiler, bilirsiniz ki, hayat demek, mücadele, çarpışma demektir. Hayatta muvaffakiyet, mutlaka mücadele ile mümkündür. Buda, manen ve maddeten kuvvete, kudrete dayanır. İnsanların meşgul olduğu bütün meseleler, maruz kaldığı bütün tehlikeler, elde ettiği muvaffakiyetler, ortaklaşa, genel bir mücadelenin dalgaları içinden doğmuştur. Harici siyasetin en çok alakadar olduğu ve &nbsp;dayandığı husus, devletin dahili teşkilatıdır. Harici siyasetin dahili teşkilatla uyumlu olması lazımdır. Bir devletin dahili teşkilatı bilhassa milli olmaktan uzak olursa, siyasi sistemi de milli olamaz. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Osmanlı Devleti' nin siyaseti milli değil, şahsi, belirsiz ve istikrarsız idi. Muhtelif milletleri müşterek ve genel bir unvan altında toplamak ve bu muhtelif unsur kütlelerini aynı hukuk ve şartlar altında bulundurarak kuvvetli bir devlet tesis etmek, parlak ve cazip bir siyasi görüştür; fakat aldatıcıdır. Hatta, hiçbir sınır tanımayarak, dünyada mevcut bütün Türkleri dahi bir devlet halinde birleştirmek, elde edilmesi imkansız bir hedeftir. Bizim kendisinde açıklık ve tatbik kabiliyeti gördüğümüz siyasi sistem,"milli siyaset"tir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Dünyanın bugünkü genel şartları ve asırların beyinlerde ve karakterlerde biriktirdiği hakikatler karşısında hayalperest olmak kadar büyük hata olamaz. Tarihin ifadesi budur; ilmin, aklın, mantığın ifadesi böyledir. Milletimizin kuvvetli, mesut ve istikrarlı yaşayabilmesi için, devletin tamamen milli bir siyaset takip etmesi ve bu siyasetin, dahili teşkilatımıza tamamen uygun ve dayalı olması lazımdır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Milli siyaset dediğim zaman kastettiğim mana şudur: Milli sınırımız dahilinde, her şeyden evvel kendi kuvvetimiz e dayanarak mevcudiyetimizi muhafaza ederek millet ve memleketin hakiki saadet ve bayındırlığına çalışmak. Rastgele, sonu gelmez emeller peşinde milleti meşgul etmemek, &nbsp;zarara uğratmamak. Medeni dünyadan medeni ve insani muamele ile karşılıklı dostluk beklemektir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 22 Apr 2025 20:48:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MEB’de Sorunlar Bitmek Bilmiyor</title>
                <category>Edip Nurettin Akın</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/mebde-sorunlar-bitmek-bilmiyor-592</link>
                <author> (Edip Nurettin Akın)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/mebde-sorunlar-bitmek-bilmiyor-592</guid>
                <description><![CDATA[MEB’de Sorunlar Bitmek Bilmiyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Eğitim ve öğretim ile ilgili konuşmaktan hiç geri kalmamaya çalışmadım; siz değerli okuyucular bunu gayet iyi biliyorsunuz.<br />
Bıçak kemiğe dayanınca da olaylara tepkisiz kalmak mümkün olmuyor.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Aslında eğitim konusunu mercek altına almadan önce, camiada dönen olaylardan pek haberim olmazdı. Ancak inceledikçe, araştırdıkça ve sizlerden gelen bilgi ve belgelerle destek aldıkça gördüm ki, kazın ayağı hiç de göründüğü gibi değilmiş.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Malumunuz, bu aralar eğitim camiası yine gündemde. Hem ülke genelinde hem de Çerkezköy ilçemiz özelinde bizleri ilgilendiren bazı gelişmeler yaşanıyor.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Evet, tahmin ettiğiniz gibi; proje okullarına öğretmen ve idareci atamaları ile bu okullardan haksız yere gönderilen öğretmenler konusuna değineceğim.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Çerkezköy özelinde olayı şöyle bir araştırdığımda edindiğim izlenim şu şekilde:<br />
Proje okullara öğretmen ve idareci seçiminin hiçbir somut kriteri yokmuş. Yani İlçe Milli Eğitim Müdürü kimi isterse, onu müdür, müdür yardımcısı veya öğretmen olarak atayabiliyormuş. Üstelik bu atamalar 4+4 şeklinde, en az 8 yıllık bir süreci kapsıyormuş.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İlçemizde “Çerkezköy Anadolu Lisesi” adıyla bilinen ve eski adı “Hacı Fahri Zümbül Anadolu Lisesi” olan okulumuzda da aynen bu şekilde olmuş. İlçe Milli Eğitim Müdürü kimi istemişse, o kişi müdür olarak atanmış.<br />
Bu atamada tek kriterin “Ben istedim, oldu” şeklinde olması yeterli görülmüş.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Yani ne sınav, ne başarı, ne proje, ne deneyim… Hiçbir kriter yok!<br />
Bu konuya dair söyleyecek çok şey var ama şimdilik bu kısmı bir kenara bırakıyorum. Çünkü bu tarz torpilli atamalar ne yazık ki yeni değil. Bu, ilk değil ki şaşırıp kızalım.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Asıl mevzu ise öğretmenlerle ilgili olan kısım.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Çerkezköy Anadolu Lisesi'nde birinci dört yılını tamamlamış ve ikinci dört yılı çalışmaya hakkı olan yaklaşık 10 öğretmenin, bu hakları gözetilmeden, kendilerine bilgi verilmeden okul ile ilişikleri kesilmiş ve başka okullara zorunlu tayinleri yapılmış.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Şimdi bizi asıl ilgilendiren soru şu:<br />
Bu öğretmenler neden ikinci dört yılını çalışamıyor?<br />
Bu öğretmenlerin gitmesine kim karar verdi?<br />
Karar veren kişi ya da kişiler hangi ölçütleri esas aldı?<br />
Bu soruların cevabını bilen yok.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Okul müdürü bir rapor hazırlayıp verdi, bu rapor doğrultusunda mı görevden alındılar?<br />
Bunu da bilen yok.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İlçe Milli Eğitim Müdürü daha okul müdürlerini bile tanımazken, öğretmenleri tanıyıp ölçüp biçip gönderme kararı mı aldı?<br />
Bu da oldukça zayıf bir ihtimal.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Aynı durumda olan 26 öğretmenden neden sadece bu 10 öğretmen görevden alındı?<br />
Üstelik bu öğretmenler alanlarında en iyi olarak bilinen kişiler.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu işte bir ahbap-çavuş ilişkisi mi var?<br />
Birilerine yer mi açılıyor?<br />
Yoksa okul müdürü, daha rahat bir çalışma ortamı sağlamak için muhalif öğretmenlerin sesini mi kısmaya çalışıyor?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu soruların cevabını verecek olanlar neden sessizliğe bürünmüş durumda?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ama öğretmenler, öğrenciler ve veliler susmuyor.<br />
Sivil toplum kuruluşları da susmuyor, susacağa da benzemiyor.<br />
Biz de bu hukuksuz ve adil olmayan uygulamanın takipçisi olacağız.<br />
Mağdur öğretmenlerimizin her zaman olduğu gibi yine yanında olacağız ve her ortamda bu konuyu dile getirmeye devam edeceğiz.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu uygulamanın eğitime katkı sağlayacağına inancımız yoktur.<br />
Çerkezköy’ün eğitim ve öğretim kalitesi gün geçtikçe kötüye giderken, bu tarz haksız ve hukuksuz uygulamalar işleri iyice çıkmaza sürüklüyor.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Milli Eğitim’de bir entrikadan kurtulduk derken, başka biri gelip yeni bir sorun yaratıyor.<br />
Ve sonuç olarak olan; hiçbir şey alamadan okula giden Türk gençliğine oluyor.<br />
Bir nesil sessizce kaybolup gidiyor…</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Apr 2025 18:59:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2022/11/edip-nurettin-akin-1668179482.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SAMİMİYET, GÜVEN ve GERÇEK</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/samimiyet-guven-ve-gercek-591</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/samimiyet-guven-ve-gercek-591</guid>
                <description><![CDATA[SAMİMİYET, GÜVEN ve GERÇEK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;Adı bir türlü konamayan, açılım mı, çözüm mü, barış mı artık neyse; görüşmelerinin başladığı tarih bilinmiyor, ancak medyada yer alan haberlerden uzunca süredir görüşmeler yapıldığı tahmin ediliyor. Karşılık olarak ne alınıp verildiğini çok az sayıda kişinin bildiği süreç, aynı gizlilikle devam ediyor. Sonuç alınır mı? Medyaya yansıyan bilgilere göre daha önce yaptığım yorumlarda dile getirdiğim gibi; umutlanmak istiyorum ama olmuyor. Çünkü çözüm çok zor. Peki neden?</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Pek çok neden sayılabilir ancak; öncelikle görüşenlerde samimiyet, şeffaflık ve güven yok. Fakat bana göre en önemli gerçek ise: Terör örgütünün milletimize ve vatanımıza karşı ABD, AB, Rusya v.b emperyalist devletler adına bir vekalet savaşı sürdürmeye çalışıyor olmasıdır. Sürecin başında görüşmelerin gizli tutulması anlaşılabilirdi ancak; haberler medyaya düştükten sonra gizli tutma çabasıyla hala “pazarlık yok” sözündeki ısrara inanmak zordur. Hele; partisi pazarlık yok derken, heyette yer alanlardan biri İtalya Roma’dan ses yükselterek sürecin ne zaman ve nasıl biteceğini tarih verip aklınca dayatmaya kalkar; sonradan parti sözcüleri “heyet üyesi aslında bunu demek istemedi” diye yükselen sesi düzeltme çabasına girerse, ortada ne samimiyet ne de güven vardır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yine basından takip edebildiğimiz kadarıyla heyet üyeleri Adalet bakanıyla kanuni düzenlemeler için görüşme yapacakmış. Bakın şimdi bu toplantı çıkartılacak yasalar için görüş alışverişini içeren bir toplantı olursa istenen sonucun alınması zorlaşır. Kanuni düzenlemeler, pazarlıklarla dar bir kadronun uzlaşması sonucu ortaya çıkan metinler üzerinden olursa toplum bunu dayatma olarak kabul eder ikna olmaz, sonrasında istenen barış ve huzur ortamı sağlanamaz. Sürecin usul tartışması bir an önce tamamlanıp artık esasa geçilmesi gerekir. Burada öyle heyetle falan aşılacak konular yok. Turpun büyüyü de, dananın kuyruğunun kopacağı yerde tamda burasıdır. Kolay mı elli yıldır süren örtülü bir vekalet savaşı. TBMM nin burada devreye girmesi kalıcı bir barış ortamı yaratmak için gerekli çalışmaları yapması gerekir. Aftan önce toplumsal barışın sağlanması ve bunun sürdürülebilir olacağına mutlaka bir test yapma şansı verilmelidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Elli yılı aşan bir süredir ülkemizde yaşanan ve yaklaşık elli bin canımıza mal olan terör sorununu bitirmek zor ama olursa benzeri dünya siyasetinde az görülen bir olay olur. Amaç; aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti kimliği taşıyan yani vatandaşımız olan teröristlerin kalleş saldırılarla sınırlarımızı koruma görevini yerine getiren kahraman güvenlik güçlerimizi sırtından vurarak şehit etmelerinin önlenebilmesidir. Vatanımızdan toprak kopararak devlet kurma hedefinden vazgeçtiğini kabul eden örgüt, silahları bırakacaktır. Böylece teröristler artık bebekleri, komşuları ve onlara hizmet eden doktor, öğretmen v.b kamu görevlilerini şehit etmeyecek, okul, sağlık ocağı, yol, baraj gibi iş şantiyeleri gibi tesislere ve iş makinalarına da zarar veremeyecektir. Başarılırsa halkımız, vatanında barış ve huzur ortamında kardeşçe yaşamına devam edecektir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ancak şu gerçekte unutulmasın: Zamanın Devlet yöneticilerinin, terör örgütünün arkasındaki emperyalist devlet desteğini göremediği için, örgütü bir avuç çapulcu diye küçük görerek mücadeleye başlanması büyük bir hataydı. Örgütün dünyanın en acımasız, eli kanlı caniler haline gelmesini sağlayan ABD, AB, İsrail, Rusya, Suriye, Irak, İran gibi devletlerdir. Örgütün bunlar için topraklarımızda milletimize karşı vekalet savaşı yürüttüğü geç anlaşıldı. Bu devletler CIA, MI6, DGSE, AISE, BND, EYP, MOSSAD, KGB, GSD/INIS, El MUHABERAT, SAVAK/ VEVAK gibi gizli haber alma örgütleri ile Yunanistan (Lavrio), Suriye -Lübnan sınırında (Bekaa vadisi), İran ve Irak ta çok sayıda kamplarda örgüte teknik destek ve eğitim vermişlerdir. Bu örgütünün AB yapılanması da NATO ortağımız ülkelerdeki faaliyetlerle örgüte para, silah, mühimmat ve lojistik desteği sağladığı gibi aynı zamanda her türlü kara propaganda yapmaya devam etmektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Uzun lafın kısası: Her ne kadar kurucusu militanlarına örgütü dağıtma çağrısı yapmış olsa da, adı konamamış bu süreçte karşımızda sadece eli kanlı bebek katili terör örgütünün olacağını düşünenler &nbsp;yanılır. Bu güne kadar örgüte her türlü desteği veren emperyalist devletler tüm güçleriyle desteğe devam edeceklerdir. Sürecin milletimiz ve vatanımız için en faydalı şekilde sonuçlanması, masada olan örgütten daha çok arkalarındaki adlarını tekrar yazmaktan tiksinti duyduğum sözde NATO müttefik’ imiz devletlere haklı mücadelemizi kabul ettirmeye bağlı olacaktır. Aslında bu girişim 2000 yıllarının başında yapılabilmiş olsaydı amaca daha kolay ulaşır, daha az şehit ve gazi verirdik. Örgüt silahları güvenlik güçlerine teslim ederken pişmanlığını dile getirerek af dilemelidir. Sonra vekaleten savaştığı devletleri ifşa etmelidir. Etkin pişmanlık faydalanma şartlarını harfiyen yerine getirmelidir. Güvenlik güçlerinin yasal işlemlerini tamamladıkları örgüt mensupları yargılanmalıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sayıları elli bin civarında olduğu tahmin edilen şehitlerden bahsediyoruz. Kendinizi şehit ailelerin yerine koyun ve empati yapın bakalım, kolay mı? Bu iş öyle genel ya da kısmi af kanunu çıkartılarak çözülmez. Ne o, birde “umut hakkı“ çıkardılar. Neymiş AİHM böyle kararları varmış. Tamam da o şehitlerin, gazilerin, ailelerinin umut hakkı yok muydu? AİHM &nbsp;kararını öneren AB hukukçularına sorsunlar bakalım kendi ülkelerinde böyle bir örgüt çıksa ve elli bin cana kıysa o örgüt kurucusuna veya yöneticilerine umut hakkı tanınır mı?</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Konuya öncelikle seçmenden oy almaya yönelik bir parti propagandası olmadığını kabul ederek başlamak gerekir. Çünkü emperyalist devletler Lozan da kabul etmek zorunda kaldıkları sınırlarımızı hala içlerine sindiremediklerini artık gizleyemiyorlar. Lozan ın hemen ardından bölge halkını kandırarak çıkarttıkları Kürt isyanları sonucu misak ı milliden koparılan Musul ve Kerkük &nbsp;gibi vatanımızdan yeni toprak parçaları kopartma hayalleriyle mücadeleye devam ediyorlar.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Öncelikli amaçları İsrail in güvenliği ile Fırat ve Dicle nehirlerinin kontrolünü ele geçirmektir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">İç cephede birlik işte tam burada öne çıkıyor. Son dönemde emperyalist devletler amaçları doğrultusunda ele geçirmek istedikleri ülkenin iç cephesinde zayıflama gördükleri anda o devletin içinden devşirdiklerini devreye sokarak vekalet savaşı başlatıyor, az bir zayiatla hedeflerine kolayca ulaşıyorlar. Irak, Suriye, Afganistan, Libya da uyguladıkları aynı plandan ders almak lazım.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Terör örgütüyle devam eden süreçte TBMM üyelerinden oluşan, diplomatik mücadele verebilecek donanımlı, liyakatli partiler üstü bir kadro ile emperyalistler karşısında millet ve vatan savunması yapılması gerekir. Bunun için öncelikle iç cephede birlik sağlanmalıdır. Ayrıca terör &nbsp;örgütünün dağıtılmasıyla birlikte ülkemize karşı yürütülen &nbsp;ABD, AB ve NATO nun &nbsp;dolaylıda olsa &nbsp;içinde olduğu vekalet savaşlarının bir daha canlanmamak üzere sonlandırılması gerekir. ABD nin Suriye de ülkemize karşı tutumu unutulmamalıdır. 10-15-20 yıl sonra benzer sorunlar yaşanmak istenmezse NATO da yasal düzenlemeler mutlaka yapılarak imza altına alınmalıdır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Olmazsa NATO dan çıkma masaya getirilmelidir. Dünyada hiç beklenmedik anda akıl almaz çıkar çatışmaları ve savaşlar oluyor, hayretle izlemek zorunda kalıyoruz. Yunanistan ve İsrail, Ege ve Akdeniz de boş durmuyor, bir hazırlık içinde oldukları çok belli artık. ABD ve AB yi arkasına alarak ülkemizi oldu-bitti ile köşeye sıkıştırmak istedikleri artık gizlenmeye bile gerek duyulmuyor. Kısır siyasi tartışmalarla kaybedecek vakit yok. Mustafa Kemal ATATÜRK ün emaneti olan tam bağımsız Türkiye Cumhuriyetini muhafaza müdafaa etmekten başka çaremiz olmadığını unutursak; ötesi yok işte: Yok oluruz!..</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Apr 2025 18:04:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GENÇLERE KIYMAYIN EFENDİLER!</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/genclere-kiymayin-efendiler-590</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/genclere-kiymayin-efendiler-590</guid>
                <description><![CDATA[GENÇLERE KIYMAYIN EFENDİLER!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp; &nbsp; Saraçhane mitingleri sonrası gözaltına alınan üç yüz civarında öğrenci genç tutuklanarak Metris ve Marmara cezaevlerine kondu. Cezaevleri önünden yapılan canlı tv yayınlarda kendilerini ziyaret eden milletvekilleri, aileleri ve avukatların yaptığı açıklamalardan durumları hakkında kamuoyu da bilgi sahibi olmaktadır. Açıklamalarda inanılması zor ama, kesinlikle olmaz diyemeyeceğimiz bazı ifadelerle karşılaşıyoruz. Özellikle milletvekillerinin bazı anlattıkları inanılır gibi değil. İnsan elinde olmadan hemen 12 Eylülü; hani CIA’nin Türkiye Şefi olan Paul Henze’nin dönemin &nbsp;ABD başkanı Jimmy Carter’ a </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong><span style="font-family:Liberation Serif">“bizim çocuklar başardı” </span></strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">diye haber verdiği askeri darbeyi hatırlıyor. O dönemde yapılanlar, halkımıza yaşatılanlar gözünüzün önüne geliyor, tekrar üzülüyorsunuz. Hafızalara kazınan &nbsp;işkenceler unutulmayacak ama utanılacak olaylardı çünkü. Ülkemizde öyle bir dönem yaşandığı ve yapanlardan hesap sorulamadığı için büyük bir çoğunluk hala öfke içindedir. Onun için &nbsp;umarım ve dilerim vekilin anlattıklarının tümü; yanlış anlama, yorum ve duyumdan ibarettir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Önemli bir başka konu da: Üniversitelerde vize sınavları dönemi başladığı için tutuklu öğrenciler büyük ihtimal ile sınavları kaçıracaktır. Cezaevleri önlerinde çocuklarına ders notlarını ulaştırmaya çalışan velilerin çaresizliğini görüyor musunuz? Sınava giremeyen bazı öğrencilerin dönem kaybı &nbsp;&nbsp;söz konusu olabilir. Üniversite öğrencisi yakını olanlar bilirler, bugünkü ekonomik şartlarda dönem kaybetmek öğrenci ve ailesini telafisi çok zor bir durumla karşı karşıya bırakır. Konunun üniversite yönetimleri tarafından ele alınarak öğrenciler daha fazla mağdur edilmeden çözümlenmesi gerekir. Öyle züccaciye dükkanına girmiş fil gibi kırıp dökerek, okuldan uzaklaştırıp atarak, sözde sert disiplin kararları uygulamanın çözüm olmadığını acı tecrübeler yaşayarak gördük, aynı suda ikinci kez yıkanılmaz diye bir söz vardır; ne olur yapmayın <strong>“GENÇLERE KIYMAYIN EFENDİLER!” </strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bakın bugün ülke olarak yaşadığımız bütün sıkıntıların en büyük sebebi; 12 Eylül ün ülkemizin geleceği olan o tertemiz gençlerin üzerinden silindir gibi geçerek liyakatli, namuslu dürüst bir nesli yok etmiş olmasında yatar. Aynı işlem yapılarak farklı sonuç beklenemez. Geçmiş hatalardan ders almalıyız. Sorunlar büyümeden diyalogla çözülmelidir. İyi yetişmiş insan kaynağını kaybedecek kadar zengin olmadığımız için, bu gençleri kaybetmeden kazanmanın yolu ve yöntemini bulmalıyız. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Öğrencilerin dersleri boykot etmesi yönünde yapılan çağrılara karşı YÖK ün tüm üniversitelere gönderdiği yazının bir bölümü dikkatimi çekti, paylaşıyorum: </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong><span style="font-family:Liberation Serif">“</span></strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;derslerin, sınavların ve diğer hizmetlerin engellenmesi, boykot ve işgal eylemlerinde bulunulması 5237 sayılı TCK da &nbsp;suç teşkil eden; 2547 sayılı YÖK &nbsp;Kanunu bakımından disiplin cezasını gerektiren eylemlerdir. Anayasal hak olan eğitim ve öğretim faaliyetlerini engelleyen veya boykot eden öğrenciler hakkında gerekli adli ve idari işlemlerin ivedi tesis edilmesi </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong><span style="font-family:Liberation Serif">” </span></strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">diye</span><strong>&nbsp;</strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">devam ediyor</span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>. </strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">Oldu mu şimdi sayın YÖK üyeleri. Olmadı, hiç ama hiç olmadı. Adli ve idari işlem uygulamaktaki amaç nedir? Öğrencileri okuldan mı atacaksınız? Hapis cezası almalarını mı istiyorsunuz. Bunlar olursa öğrencilerin gelecek hayalleri yok olmayacak mı? Ülke olarak ağır bedel ödenen bunca acı deneyimden sonra gelecek beklentisi yok olanların, korkacak bir şeyleri kalmadığı için artık hiçbir şeyden korkmayacağını öğrenmiş olmamız gerekmez mi? Saygıdeğer YÖK Prof. larının bulduğu tek çözüm bu mudur yani?</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Saygı değer hocalarım; Ne güzel yazmışsınız ”anayasal bir hak diye”. Biraz ayıp olacak ama sormak zorundayım: İzin almadan toplantı ve yürüyüş yapmak anayasal bir hak değil midir? İzin olursa yine ben cevap vereyim: Anayasa' nın </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong><span style="font-family:Liberation Serif">“Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı”</span></strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;başlıklı 34. maddesine göre “</span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">Herkes önceden izin almadan silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir</span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">.” Yani; Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak için yetkili makamlardan izin almak gerekmiyor. Saygıdeğer Prof. Hocalarım; söyler misiniz &nbsp;yüz binlerce katılımcı arasından gözaltına alınarak tutuklanan üç yüz civarında ki öğrencinin hangisinde silah vardı? Kime, nasıl saldırdılar, tek bir iş yerine veya araca zarar verdiler mi? Saygı duyduğum, beni meslek sahibi yapan ve üzerimde hakları olan, birini unuturum korkusuyla isimlerini tek tek saymadığım, o büyük insanlar, hocalarıma duyduğum saygı gereği konuyu fazla uzatmıyorum. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Aynı yaşta, çoğunuzdan da yaşlı olduğumu düşündüğüm saygıdeğer hocalarım: Vatanıma iki yüksek mühendis hediye etmiş, kendisi de mühendis bir baba olarak sesleniyorum: Öğrencilerin nasıl yetiştirildiğini en iyi </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>siz</strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;biliyorsunuz, her birinin üzerinde büyük emeğiniz olduğunu da </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>ben</strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;biliyorum. Ülkemizin onlara ne kadar çok ihtiyacı olduğunu </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>hepimiz</strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;biliyoruz. Bir genç insanı yok etmek, kaybetmek çok kolaydır. Önemli olan onu bulup eğiterek iyi yetiştirmek, koruyup kollayarak vatana ve millete faydalı olmasının yolunu açmaktır. Vatan ve Millet sizden sadece bunu bekliyor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Gençlerin ülkemizin yaşadığı başta ekonomi olmak üzere kronik sorunların yanı sıra çok ciddi ve acilen çözüm bekleyen sorunları da vardır. Örnek; okuyan gençlerin barınma, ulaşım ve beslenme sorunu böyledir. Öğrenci kredileri ve bursları ekonomik kriz nedeniyle çok yetersiz kalmıştır. Zor şartlarda okulunu bitiren gençler okul bitince önce iş bulma, sonra KPSS ve mülakat aldatmasıyla uğraşmak zorundadır. Siyasilerin seçim dönemi verdiği sözler daha sonra tümden unutulmuştur. Kentlerimizde depreme pek dayanıklı olmayan konutlarda yaşamak zorunda olan gençlerimizi şimdi birde yarın bir şey olur da diplomam iptal edilirse korkusu sarmıştır. Bu şartlarda altıda imkan bulan gençler istemeyerek te olsa yurt dışında şansını denemek zorunda kalmaktadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Saygıdeğer Prof. Hocalarım bu şartların getirdiği ağır baskı altındaki öğrenciler Anayasal bir hakkı kullanmak isterken yüz binlerce katılımcı arasından üç yüzü nasıl olduğunu bilemediğimiz şekilde tespit edilerek gözaltına alınmış ve tutuklanmıştır. Bu gençler sizin evlatlarınızdır, bu kadar kolay yok olmasına kıyamazsınız, izin veremezsiniz. Üstelik Ülke olarak ta bu gençlere ihtiyacımız olduğunu en iyi siz biliyorsunuz. Onları gelişmiş sanayi ülkeleri olan kan emici emperyalist devletlere bu kadar kolay kaptırmamalıyız. Onları mutlaka kazanmalıyız. Kazanacağız.. Ben buna inanıyorum, siz de inanın...</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Bugünkü yazıyı Hz.Ali’ nin güzel bir sözüyle bitirelim. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>Kalp gafil olunca, gözün görmesinde ve kulağın işitmesinde bir fayda yoktur.</strong></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:left">&nbsp;</p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">NOT: &nbsp;Okur SORUYOR: Neden göz altına alınarak tutuklanan öğrenciler arasında milletvekili ya da belediye başkanı çocukları görmüyoruz? CEVAP: Vekillerin dokunulmazlıkları var o biliniyor, haksızlık olmasın içlerinde kaytaranlar olsa da dokunulmazlık zırhı ile mücadele eden vekiller de görüyoruz. Acaba çocukları da aynı dokunulmazlıktan faydalanıyor mu? Bilemiyorum. Nede olsa üstlerinde taşıdıkları vekil ya da başkan kartvizitlerinde ” hamili kart yakınımdır” yazıyor ya, faydasını görüyor olabilirler. Bunun dışında akla gelen tek olasılık; yoksa, vekil ya da belediye başkan çocukları, eşleri ve kardeşleri bu eylemlerden muaf mı tutuyor? </span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 10 Apr 2025 14:26:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“Demokrasiyi Savunmak Cunta Naralarıyla Olmaz”</title>
                <category>Edip Nurettin Akın</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/demokrasiyi-savunmak-cunta-naralariyla-olmaz-589</link>
                <author> (Edip Nurettin Akın)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/demokrasiyi-savunmak-cunta-naralariyla-olmaz-589</guid>
                <description><![CDATA[“Demokrasiyi Savunmak Cunta Naralarıyla Olmaz”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluk iddiasıyla tutuklanmasının ardından Sayın Özgür Özel’in Saraçhane’deki trajikomik “ayaklanma” çağrısı, şahsımı CHP’den soğutmaya ve nihayet koparmaya yetti de arttı bile.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Sebebi şu:</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Evet, gösteri ve mitingler partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının yasal hakkıdır. Kendisi de “Yasal hakkımızı kullanıyoruz” dedi. Ancak yasal gösteri ve mitinglerin serbest olduğu bir ülkede cunta olmaz, diktatörlük olmaz. Demokrasiyi savunan biri; devletin polisine saldırmaz, tahrik etmez. Ülkenin Cumhurbaşkanına küfür etmez, ettirmez.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Demokrasi ve adaleti savunduğunu söyleyen bir lider, kendi halkının işlettiği ve markalaştırdığı ürünleri boykot ettiremez, “Şu şu ürünleri almayın, şu şu yerlere gitmeyin, şu kanalları izlemeyin” diyemez.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Yabancı basına çıkıp kendi ülkesini kötüleyemez. Her lider desteği kendi halkından ister, başka ülkelerden değil. “Türkiye'de adalet yok, demokrasi yok” diyemez.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Daha dün seçimle ezici bir çoğunlukla gelmiş bir Cumhurbaşkanına “diktatör” ya da “cuntacı” diyemez.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Zaten düşündüm: "Acaba ben mi yanlış biliyorum ‘cunta’ ne demek?" İnternete tekrar baktım.</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Cunta</strong>: Azınlığın gayrimeşru yollarla, zorbalıkla yani kılıçla, silahla yönetimi ele geçirip çoğunluğa hükmetmesidir. Yasaları askıya almasıdır. Yani bildiğim gibiymiş.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Hani hırsız, kalabalığa karışınca dikkat çekmemek için “Hırsız var!” diye en çok o bağırır ya, onun gibi…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Yıllardır bir inat uğruna, Sayın Cumhurbaşkanının karşısına kimi koydularsa hep karşı adaya oy verdim. AK Parti kurulduğunda ilk seçimde oy verdim ama bir daha hiç vermedim. MHP’nin AK Parti’ye muhalif olduğu dönemde, MHP'ye oy vererek bu alışkanlığı devam ettirdim. Sonra ittifak oldular, ama ben o alışkanlıktan vazgeçmedim.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">MHP saflarındayken oy vermememin bir anlamı vardı.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ama şimdi kendime soruyorum: “Yanlış yolda mıyım?”</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Çünkü eğer Cumhurbaşkanı gerçekten diktatörse; biz bu ülkede gösteri yapamayız, anasına-avradına küfür edemeyiz. Ama ediyoruz.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Atatürk’ün kurduğu partinin bugünkü lideri, ülkesini yabancılara şikâyet edemez. Bu gayrimilli bir tutumdur.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ülke yönetimine talip olan bir lider; ülkenin ekonomisini etkileyebilecek şekilde, vatandaşın işletmesine karşı boykot çağrısı yapamaz. Bu halkı cezalandırmaktır.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ve en vahimi: hakkında yolsuzluk iddiası bulunan bir belediye başkanı için ülkeyi kaosa sürükleyemez.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Benzer bir durum geçmişte MHP’nin Adana’da yaşadığı bir olayda olmuştu. Sayın Devlet Bahçeli, hakkındaki mahkeme süreci tamamlanana kadar Adana Büyükşehir Belediye Başkanını partiden ihraç etmişti. “Hırsızsa benim hırsızım” deyip sokakları karıştırmamıştı. Ülkücü gençleri cezaevine attırmamıştı, anneleri bayramda evlatsız bırakmamıştı. O dönem belediye başkanı aklanınca, tekrar partisine dönmüştü. Doğru olan da buydu.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Şimdi soruyorum:</span></p>

<p><span style="font-size:16px">CHP’nin kurumsal kimliği mi önemli, yoksa Ekrem İmamoğlu mu?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Peki, Ekrem İmamoğlu kusurlu çıkarsa ne yapacaksınız? Millete bunu nasıl anlatacaksınız?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu milletin bu kadar sorunu varken, AK Parti’ye yapılacak sayısız muhalefet konusu varken, neden bu kaos?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu millet size gerçekten ümit bağlamıştı. Yerinizde oturup sakin bir şekilde beklerseniz zaten iktidar olacaksınız. Ama belli ki niyetiniz bu değil. Olsa da bu millete bir faydanız olmayacak, buna artık kanaat getirdim.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Yiğidi öldür ama hakkını da ver, derler.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Evet, bu fakir (Cumhurbaşkanı), bu ülkeye birçok hizmet etti. Pahalı da olsa yollar, köprüler, hastaneler, üniversiteler, adliyeler, cezaevleri yaptı. Anayasada değişiklikler yaptı. Evet, bazılarını kendine bağladı ama yine de yaptı.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Fakir büyüdü, kendisi de kendine fakir diyor. Belki çocuklarına da bir şeyler yaptı. Belki de vebaline giriyoruz; kim bilir, evlatları çalıştı kazandı.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ama ne olursa olsun, yaptığı hizmetleri inkâr etmeyelim. Siz hem “öldürüyorsunuz”, hem de hakkını vermiyorsunuz.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bir şey daha: Belediyelerde elde ettiğiniz başarı sizin değil; Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurduğu ittifak kültürünün meyvesiydi. Siz sadece onun ekmeğini yediniz. Ama bu itici söylem ve eylemlerinizle artık onu da göremeyeceksiniz.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Zaten en büyük cuntayı siz Kemal Kılıçdaroğlu’na yaptınız. Hep söylüyorum:</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Fenerbahçe, yıllardır Aziz Yıldırım’ın ahından dolayı şampiyon olamıyor. Siz de Kemal Kılıçdaroğlu’nun ahından dolayı iktidar olamayacaksınız.</strong> (ironi)</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste...</strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 10 Apr 2025 13:51:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2022/11/edip-nurettin-akin-1668179482.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>VARSAYALIM İMAMOĞLU HIRSIZ!</title>
                <category>Edip Nurettin Akın</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/varsayalim-imamoglu-hirsiz-588</link>
                <author> (Edip Nurettin Akın)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/varsayalim-imamoglu-hirsiz-588</guid>
                <description><![CDATA[VARSAYALIM İMAMOĞLU HIRSIZ!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hikaye bu ya…</p>

<p>Bir gün, Hz. Ali'nin taraftarlarının yoğun olduğu Küfe'den bir Arap, devesiyle Şam’a gelmiş. Şam sokaklarında dolaşırken biri ona yanaşmış:</p>

<p>— Ver o dişi deveyi bana! demiş.</p>

<p>Tartışma büyümüş. Küfe’den gelen adam, "Bu deve benimdir, üstelik dişi değil erkektir," diye itiraz etmişse de, anlaşamamışlar. Konu Muaviye’ye yansımış. Halk meydanda toplanmış. Muaviye, hem Küfe'den geleni hem de Şam'da deveye sahip çıkan yerliyi dinledikten sonra kararını açıklamış:</p>

<p>— Bu dişi deve Şamlı’nındır!</p>

<p>Sonra toplananlara dönüp sormuş:</p>

<p>— Ey cemaat! Bu dişi deve kimindir?</p>

<p>Cemaat hep birlikte bağırmış:</p>

<p>— Şamlı’nındır!</p>

<p>Küfeli, şaşkın bir şekilde devesinin ardından bakakalırken, Muaviye onu yanına çağırmış:</p>

<p>— Ey Küfeli, dinle. Sen de ben de biliyoruz ki bu deve senindir ve dişi değil, erkektir. Ama sen Küfe’ye dönünce gördüklerini Ali’ye anlat. Ve de ki: “Ey Ali, Muaviye’nin, dişi deveyi erkekten ayırt edemeyen, ne derse evet diyen 10 bin adamı var. Ayağını denk alsın!”</p>

<p>Şimdi ben bu kıssadan hisseyi şuraya bağlayacağım:</p>

<p>Yazının başlığında da söyledim, hadi diyelim ki İmamoğlu hırsız!<br />
Ama memlekette beş yüze yakın AKP belediyesi var. Bunların hepsi sütten çıkmış ak kaşık mı?</p>

<p>Hiçbiri yolsuzluk, usulsüzlük yapmıyor mu?</p>

<p>Üstelik bunları biz söylemiyoruz, sizin kendi adamlarınız söyledi. Bülent Arınç çıkıp "Ankara’yı parsel parsel sattılar" demedi mi?</p>

<p>O bakanların hepsi çuvallarla para götürmedi mi?</p>

<p>700 bin dolarlık kol saatleri rüşvet olarak alınmadı mı?</p>

<p>Dönemin İçişleri Bakanı çıkıp “Bir şarlatanın önüne yatarım” demedi mi?</p>

<p>Bu kadar belediye başkanı görevden alındı. Bunlar suç teşkil etmiyor muydu? Neden onlar yargılanmıyor?</p>

<p>Adalette çifte standart olur mu?</p>

<p>İşte bu yüzden eriyorsunuz. Kendi taraftarlarınız bile rahatsız. Yanlış yoldasınız. Bu milleti hırsızları savunmak zorunda bırakıyorsunuz.</p>

<p>Harbiden, sizde hiç mi çürük elma yok? Varsa da neden saklıyorsunuz? Etmeyin, adaleti ayaklar altına sermeyin.</p>

<p>Her gün kalkıyoruz, yine CHP’li bir belediyeye baskın yapılmış. Belediye başkanları, meclis üyeleri, daire başkanları görevden alınıyor, cezaevine atılıyor.</p>

<p>Şahsen ben bu tür yolsuzluk operasyonlarına karşı değilim. Herkesin işini dürüst yapmasından yanayım.<br />
Yolsuzluk yapıldığına da inanıyorum.<br />
Ama adalette çifte standart olunca toplum kutuplaşıyor.</p>

<p>“Hırsızsa bizim hırsızımız” diyerek hırsıza sahip çıkılıyor,<br />
“Adaletsizse bizim adaletsizimiz” diyerek adaletsize sahip çıkılıyor.</p>

<p>Sonuç?</p>

<p>Yüz binler meydana toplanıyor. Gencecik çocuklar cezaevine giriyor. Devletin polisi, jandarması ile karşı karşıya geliyor.<br />
Bir taraf “Yüz binleri evde zor tutuyoruz” diyor, ekonomi çöküyor, işyerleri yağmalanıyor.<br />
Bir taraf kendi markasını boykot ediyor, bir taraf gidip orada poz veriyor.</p>

<p>Bir taraf Küfeli taraftarı, bir taraf Şamlı.</p>

<p>Ali mi haklı, Muaviye mi? Kestiremiyorsun.</p>

<p>Toplum öyle bir hale gelmiş ki, iki parti arasında sıkışıp kalmış.</p>

<p>Bir tarafta yüz binler hırsızları alkışlıyor,<br />
Bir tarafta yüz binler adalette çifte standart uyguladığı iddia edilenleri alkışlıyor.</p>

<p>Kimse ne gerçeği görüyor, ne de görmek istiyor.</p>

<p>Birilerinin saltanatı sürerken, onları alkışlayanlara da cop, biber gazı, cezaevi, yüksek enflasyon, açlık ve sefalet kalıyor.</p>

<p>Buyurun, afiyet olsun.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 07 Apr 2025 17:25:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2022/11/edip-nurettin-akin-1668179482.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>\&#039;\&#039;PAŞAM\&#039;\&#039;</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/pasam-587</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/pasam-587</guid>
                <description><![CDATA[\'\'PAŞAM\'\']]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp; Ramazan bayramının birinci günü; Bayramlaşmak amacıyla aradığım, Çerkezköy ün fahri hemşehrisi </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>E. Tüm General Saffet KAYA</strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;paşamızın aramızdan ayrılarak ebediyete intikal ettiği haberi ile sarsıldım. İnanamadım, ancak maalesef en acı gerçek işte. Allah rahmet eylesin, ışıklar içinde yatsın. Saygıdeğer eşi Kafiye hanım ve aile fertlerine başsağlığı ve sabır diliyorum.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Kendisi ile üç yıla yakın bir süre çalışma şansım oldu. Dört yıl ilçemizde tugay komutanı olarak görev yaptığı için Çerkezköy ü çok sevdiğini, tam bir Çerkezköy sevdalısı olduğuna şahidim. Çok sevip saydığım, görüşlerine her zaman değer verdiğim bir büyüğümdü. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Çerkezköy çok saygıdeğer bir hemşehrisini kaybetti ama ben aynı zamanda ailemden birini, adeta abimi kaybettim. Beklenmedik kaybından derinden etkilendim, gün boyu 2000 yılında gerçekleşen etkilikte ağaç dikmek için birlikte yaptığımız çalışma sanki daha dünmüş &nbsp;gibi gözlerimin önünden film şeridi gibi aktı, geçti. Çok zamansız ve erken bir veda oldu.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Kendisi; arkalarından gözyaşı dökerek çok aradığımız, sayıları her geçen gün azalan örnek bir beyefendi idi. Eleştirilerini kibarca ve kırmadan yapardı, övüyor mu, eleştiriyor mu anlamak zordu. Halk eğitim merkezi yanındaki eski askeri gazinoda yaptığı kreşi göstererek o yıllarda Çerkezköy e ilk kreşi kazandırmam için beni cesaretlendirmiş, yol gösterici olmuştu, unutamam..</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Hemen aklıma gelen bir anımı daha paylaşmak isterim. Bir gün ziyaretine gittim, Tugay denetlemeye hazırlığında olmasına rağmen bana vakit ayırdı. Kalkmak için izin istediğimde “vaktin varsa araziyi gezelim” önerisinde bulundu. Memnuniyetle kabul ettim sahayı birlikte dolaştık. İlgimi çeken konularda sorularımı merakımı giderecek şekilde cevapladı. Konu konuyu açtı her soruma verebileceği kadar bilgi aktardı, beni aydınlattı. Ben kendisine “komutanım” diye hitap ederdim, rahmetli de bana “başkanım” derdi. Karargaha döndüğümüzde ayrılırken “başkanım senin asker olman lazımmış” dediğini hiç unutmadım, hala kulaklarımda. Bende kendisine “komutanızda olursa tekrar askerlik yapmak isterdim” cevabını verdim. Gülmüştü..</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;1999 depremi sabahı saat 03:30 sularında pijamalarla belediyeye geldim, nöbetçi zabıtayı hasar tespit keşfine çıkarttım, endişeyle haber bekliyorum. Telefonum çaldı baktım Saffet Paşam; “başkanım ne var, ne yok, yapacağımız bir şey var mı” diye sordu. Keşif raporu beklerken Paşamın telefonu bana inanılmaz bir moral desteği oldu. Artık keşiften kötü haberde gelse hazırdım. Ne de olsa Saffet Paşam tugayı ile birlikte yanımdaydı. Aynı destek 2001 de yaşadığımız sel felaketinde, yolların kapandığı kar fırtınalarında her zaman Çerkezköy ün hep yanındaydı. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Tümgeneral terfisi aldığı yıl tayini çıktı. Çerkezköy’ den ayrılmadan önce Belediye Başkanı olarak yaptığım öneriyi Belediye Meclis Üyeleri oy birliği ile kabul ederek kendisi Çerkezköy ün fahri hemşehrisi ilan ettik. Sinema salonunda gerçekleşen sade bir tören ve konuşmalardan sonra hemşehrilik beratını gururla kendisine takdim ettiğimde çok memnun olmuştu..</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Gazetedeki köşe yazılarımı düzenli olarak kendisine gönderirdim. Yazılarımı okur, olumlu olumsuz eleştirilerini yine aynı incelikle dile getirirdi. Eleştirilerinden mutlaka faydalanırdım. İyi ki başkanlık dönemimde Çerkezköy de görev yaptı, iyi ki kendisini tanıma imkanı buldum..</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Kendisini tanıdığım için çok şanslı olduğuma inanıyorum. Asker olmasına rağmen sivil hayata yönelik çağdaş, ileriyi gören özellikle şehircilik ve altyapı konusunda çözüme yönelik çok doğru tespit ve görüşlere sahipti. Kim hakkında ne düşünüyorsa samimi olarak yüzüne söylerdi.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ama esas olarak tabi ki mükemmel bir komutan, askerdi. Mustafa Kemal in askeriyiz diye atılan sloganı her duyduğumda hemen aklıma Paşam gelir. Çünkü Saffet Paşam; askerdi, tam da Mustafa Kemal in askeriydi.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Saffet Paşam; ışıklar içinde, rahat uyu. Bizlerin bir kusuru olduysa affet, hakkını helal et. Bizden yana hakkımız varsa zaten helaldir. Ruhun şad olsun...</span></span></span></p>

<p style="text-align:left">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 03 Apr 2025 16:10:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>\&quot;OKLAVASIZ BAKLAVA MUCİZESİ\&quot;</title>
                <category>ARZU ÖZDEMİR</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/oklavasiz-baklava-mucizesi-585</link>
                <author>iremtuba59@gmail.com (ARZU ÖZDEMİR)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/oklavasiz-baklava-mucizesi-585</guid>
                <description><![CDATA[\"OKLAVASIZ BAKLAVA MUCİZESİ\"]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="color:#e74c3c"><strong>Oklavasız Kolay Ev Baklavası Tarifi</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="color:#e74c3c"><strong>Malzemeler:</strong></span></span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px">2 yumurta</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px">1 çay bardağı sıvı yağ</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px">1 çay bardağı yoğurt</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px">Yarım çay bardağı erimiş tereyağı</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px">1 yemek kaşığı sirke</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px">1 kabartma tozu</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px">4,5 su bardağı un (kontrollü ekleyin)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px">300 gr buğday nişastası (açmak için)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px">İç harcı için: Ceviz (orta irilikte çekilmiş)</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Üzeri için:</strong></span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px">200 gr tereyağı veya margarin</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px">1 su bardağı sıvı yağ</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Şerbet:</strong></span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px">5 su bardağı şeker</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px">5 su bardağı su</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px">Çeyrek limon</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Yapılışı:</strong></span></p>

<ol>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px">Tüm hamur malzemelerini yoğurup, 4 eşit bezeye ayırın ve 20 dakika dinlendirin.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px">Bezeleri nişasta serpip ince açın, her katı nişasta ile kaplayarak bohça gibi katlayın. 20 dakika daha dinlendirin.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px">Merdane ile tepsi boyutunda açın, ceviz serpip aynı şekilde diğer bezeyi de açıp yerleştirin.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px">Tereyağını eritip köpüğünü alarak sıvı yağ ekleyin, baklavanın üzerine dökün.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px">180°C’de 50 dakika pişirin, altın rengi olana kadar fırınlayın.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px">Şerbeti hazırlayın: Şeker ve suyu kaynatın, limon sıkıp 20 dakika daha kaynatın. Baklava ılık, şerbet soğuk olmalı.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px">Şerbeti sıcak baklavanın üzerine dökün ve dinlendirin.</span></p>
	</li>
</ol>

<p><span style="font-size:16px">Afiyet olsun!</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Mar 2025 11:58:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2025/03/arzu-ozdemir-1740834016.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SUÇ ÖRGÜTÜ !?.</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/suc-orgutu-584</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/suc-orgutu-584</guid>
                <description><![CDATA[SUÇ ÖRGÜTÜ !?.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:left"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;İstanbul Büyükşehir Belediyesi' ne (İBB) başlatılan; İBB Başkanı ve çalışma arkadaşlarının da aralarında olduğu 90 a yakın sayıda isim “yolsuzluk ve kent uzlaşması adıyla silahlı terör örgütüne yardım” soruşturmaları kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 19 Mart 2025 te gözaltına alındı. Şüpheliler İBB Başkanı ve Beylikdüzü B.Başkanı </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>"Çıkar amaçlı suç örgütü kurma - yönetme - üye olma, rüşvet, irtikap, nitelikli dolandırıcılık" </strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">iddialarından 23 Mart 2025 tarihinde tutuklandı. Şişli belediye başkanı ise kent uzlaşması adıyla </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong><span style="font-family:Liberation Serif">“silahlı terör örgütüne yardım”</span></strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;iddialarından tutuklandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince “yolsuzluktan”tutuklanan belediye başkanının,"silahlı terör örgütüne yardım"suçundan tutuklanması gerekirdi beyanı ile yaptığı itiraz ise kabul edilmedi. İBB ve Beylikdüzü B. belediye meclisleri üyeleri tarafından belediye başkan vekili seçimini yapıldı. Şişli Belediyesine ise Kayyum atandı.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Belediyelerdeki yolsuzluklar konusunda her zaman kitabın ortasından konuştuğuma tüm okurlar şahittir. Kim ki; seçildiği makamı kullanarak ihale ve imar rantı yaratıp, kendisi, ailesi, hısım-akrabası, eş, dost, arkadaş, yandaşını haksız zenginleştirirse; Kul hakkı yerse, onlar için artık kitabın sonundan konuşacağım: Allah belalarını versin. Net. Bundan sonra yazacaklarım; sadece gündemde olan, yargıya intikal etmiş dava ile ilgili değil, çok kere yazdığım yolsuzluklar üzerinde genel bir hatırlatma olacaktır. Saygıdeğer okurlar da bilir, belediyelerde olan yolsuzluklardan zenginleşme sadece belli bir dönem ve kişiyle sınırlı değildir. Özellikle 1984 sonrası imar yetkilerinin artmasıyla belediye yolsuzluklarından zenginleşmeler kontrolden çıkmıştır. O kadar ki yolsuzluk yapanlar değil, yapmayanlar eleştirilir hale gelmiştir. Konu hakkında çok yazdım, tekrara düşerek okurları sıkmak istemem. Yolsuzluklarla mücadele konusunda hemen tüm hükümetler mücadele etmek için TBMM de yasal düzenlemeler yapmış olmasına rağmen yazık ki bu güne kadar istenen sonuç alınamamış, yolsuzluk çeşitliliği ve boyutu her geçen gün artarak bugünlere kadar gelinmiştir. Bu noktada yolsuzlukların siyasetin finansmanda kullanılmasının rolü olduğu da söylenebilir. Olmasa seçim kampanyalarını adayların kendi cebinden karşılanması mümkün olabilir mi? Ve neden?</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Kabul edemediğim, bekli de yolsuzlukların biteceği yerde artmasının bir sebebi de; Seçmenlerin yolsuzluk yapanları partilere göre değerlendirilerek kendinden olanları sahiplenmesidir. Yolsuzluk kendi parti mensubu tarafından yapmışsa; seçmen ve partisi onu hemen korumaya alır. Rakip siyasi partinin yaptığı başka yolsuzluklar köpürtülerek hedef saptırma propagandası yapılır. Olayı objektif olarak araştırmayı, varsa bir suistimal üzerine gitmeyi kimse ağzına alamaz. Oysa hangi siyasiye sorulsa hemen müfettiş incelemesinin gerektiği savunulur, gelsinler istedikleri araştırmayı yapsınlar denir. Ancak inceleme sonucu yargıya giden dosyalar için objektif bir değerlendirme yapmaktan her zaman kaçılır, yolsuzluk yapan parti arkadaşı mutlaka aklanmaya çalışılır. Şeffaflık, samimiyet yoktur. Seçmen de partisi zarar görmesin diye görmezden, duymazdan gelerek, suç ortağı olur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Gündemimize dönersek: Okurların her akşam TV kanallarında doğru-yanlış bir sürü boş konuşan yorumcuyu dinlemekten artık bıktığını düşünüyorum. Tablo tamda anlatmaya çalıştığım gibi. Ne karşılığı kimi desteklediğini bilemediğimiz bir takım yorumcular ekranlarda yirmi dört saat sadece &nbsp;desteklediği partinin tezlerini savunuyor, izleyenleri yönlendiriyorlar. Halk okumayı sevmediği için &nbsp;tv de izlediği yorumların etkisinde kalıyor, başka kaynakları okuyarak daha detaylı bir araştırmaya yapmıyor. İzlediği yorumu doğru kabul ediyor, akşam kahvede doğru budur diye etrafına anlatıyor. Farkında olmadan yolsuzluk yapanların maşası olarak propagandasını yapıyor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yargıda ciddi bilgi sızdırmaları olduğu gerçektir. Mahkeme kararları avukatlara duyurulmadan tv ekranlarından yayınlanıyor. Bu durum hem bilgi kirliliği yaratıyor, hem de güvenirlik yok ediliyor. &nbsp;Hukukçu değilim, detaylı yoruma giremem ancak görebildiğim kadarıyla İBB Başkanı yolsuzluk amaçlı örgüt kurup yönetmekle suçlanıyor. Ancak nasıl bir örgüt kurup yönettiğine dair ifadelerde bir soru göremedim. Bu haliyle ithamlar eski genel kurmay başkanının örgüt kurup yönetmekle suçlanma kumpasını hatırlatıyor. O dava sonunda eski genel kurmay başkanı idama mahkum olmuş, daha sonra davanın kumpas olduğu kabul edilerek beraat etmişti. Yine medyadan takip ettiğim kadarıyla ithamlara delil olarak sadece “gizli tanık” ifadelerine yer veriliyor. Üstelik o beyanların itiraf ya da delil olacak türden olmadığı çok açıktır. Gizli tanığın“gördüm, duydum, oradaydılar, bana göre” beyanlarının yolsuzluğu ispatlamaya katkı yapan delil olarak kabul edilmesi zordur. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ülkemizde belediye olan herhangi bir beldeye gidilsin, mevcut belediye başkanları için de benzer dedikoduları duymak mümkündür. Mesela Çerkezköy de, Kapaklı da,Tekirdağ da, bir kahveye girin belediye ile ilgili bir duyum ortaya atın bakın ne yolsuzluk hikayeleri duyacaksınız. Hiç unutmam bu satılmış, ahlaksız, para için hiçbir kutsalı olmayan alçak yapı seçim dönemi bana bile, rakibime oy kazandırmak için<span style="font-family:Liberation Serif">“</span></span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>Bulgaristan da fabrikası varmış</strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><span style="font-family:Liberation Serif">”</span>iftirasını atabildi. Sonra ne oldu, kazanmak için iftira attıran haramiden payını alabildi mi? Gördü mü, kimin, nerede, nesi varmış, yatı, katı, hanı, hamamı, doları varmış gördü mü utanmaz alçak. Allah topunun belasını versin..Hırsız daha </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">halka mal beyanı bile açıklayamıyor. Ve seçmenimiz, yazık ki çok kolay hırsızın tuzağına düşüyor...</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Gizli tanık beyanları delil olmaktan çok dedikodu olarak birilerini karalamaya çalışan beyanlar gibi duruyor. Bu durum savunmanın önce tutuklayıp sonra gerekçe yaratılıyor tezini güçlendiriyor. Savcılıktan nasıl bir iddianame çıkar, mahkeme heyetini, daha önemlisi halkı ikna eder mi bilemem. Savcılık, “Adalet Mülkün Temelidir “sözünün ispatı için, &nbsp;daha çok çalışarak, kimsenin itiraz edemeyeceği, herkesi ikna edecek delilleri ortaya koymalıdır. Bakın tutuklama protestoları için yapılan çağrıya kimsenin beklemediği yoğunlukta katılım olmasının, ön seçimde parti üyesi olmayan vatandaşların kullandığı oy sayısının yine çok yüksek çıkmasının bir sebebi de; yapılan tutuklamaların gerekçelerine halkın inanmamış olmasıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bir başka konuda, tutuklanan ŞİŞLİ belediye başkanının yerine kayyum atanmasıdır. 15 Temmuz 2016 &nbsp;darbe girişimi ile ilan edilen Olağanüstü Hal Döneminde, 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile yerel yönetimlerde önemli değişiklikler olmuş, belediye başkanlıklarına vesayet makamlarınca “kayyum” atanması uygulaması getirilmiştir. Uygulamadan kaynaklı şikayetler her geçen gün artmaktadır. Kayyum uygulamaları ile başkanın yanı sıra halkın iradesiyle seçilmiş belediye meclis üyeleri de yok sayılmaktadır. Belediye başkanı görevden alınarak ve yerine vesayet makamı tarafından kayyum ataması yapılacağına, hiç olmazsa görevden alınan belediye başkanı yerine meclis içinden seçimle başkan vekili gelmesi kısmen bu şikayetlerin önüne geçiyor. Daha iyi senaryo ise: Kayyum atanacağına bir ara seçim yapılarak belediye yönetiminin tekrar halk iradesine geçmesinin sağlanması olarak düşünülebilir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left">&nbsp;</p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Halkımızın çok daha iyisini hak ettiği demokratik bir ortamda, yoksulluğun ve yolsuzluğun yok edilmesi umuduyla halkımızın Ramazan bayramını kutlar, sağlık, başarı ve huzur dolu günler diler, saygılar sunarım. Ekonomik imkan yaratarak aracıyla bayram ziyaretine çıkacak okurlara da trafik kurallarına, hız limitleri ve trafik işaretlerine mutlaka uymalarını hatırlatır, kazasız, belasız hayırlı yolculuklar dilerim.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Mar 2025 11:31:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Halk Et: Dar Gelirlinin Can Suyu, Ancak...</title>
                <category>Edip Nurettin Akın</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/halk-et-dar-gelirlinin-can-suyu-ancak-583</link>
                <author> (Edip Nurettin Akın)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/halk-et-dar-gelirlinin-can-suyu-ancak-583</guid>
                <description><![CDATA[Halk Et: Dar Gelirlinin Can Suyu, Ancak...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Çerkezköy’de, belediyenin dar gelirliye sağladığı katkılar yıllardır sürüyor. İlk olarak halk ekmek ile başlayan bu yardım kampanyası, son olarak *Halk Et* satış noktasıyla devam etti ve gerçekten de dar gelirli vatandaşlar için büyük bir kolaylık sağladı. *Halk Et*, halk ekmek gibi, zamana ve mekâna uygun şekilde önemli bir ihtiyacı karşılıyor. Kuyruğa bakıldığında, gerçekten faydalı bir iş yapıldığını görebiliyoruz. Şu noktada, Çerkezköy halkı adına belediyeye teşekkürlerimi sunuyorum.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ancak, sayfayı çevirdiğimizde olayın vasatlık boyutunu da gözler önüne seriyoruz. Çerkezköy’de bir zamanlar Türkiye çapında tanınan Nayim Hoca vardı. Hoca, Erzurum’un meşhur hocalarından biriydi, hatta Erzurum'daki tüm hocaların Türkiye ve dünya çapında tanındığı söylenir. Erzurum, gerçekten de iyi hocalar yetiştiren bir şehir. Neyse, esasa gelecek olursak… Nayim Hoca bir gün camide vaaz verirken, vaazının konusu kadın-erkek ilişkileri üzerineydi. Hoca, erkeklerin yanlış davranışları yüzünden cehennemde cayır cayır yanacaklarını anlattı. Ancak vaaz esnasında cemaatten biri, "Hocam, neden hep erkekleri suçluyorsunuz? Kadınlarla ilgili hiçbir şey söylemediniz" diye seslendi. Hoca da hemen karşılık verdi, "Daha sayfanın diğer tarafına geçmedim, onları da cehennemde yakacağım!" dedi. Bu, halk arasında yaygın bir söylentidir, doğru mu yanlış mı bilemem, ama anlatmak istediğim şey şu: Halkın gözündeki iki tarafı görmek, her zaman olayın gerçek yüzünü görmek anlamına gelmez.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İşte, tıpkı halk ekmek ve halk et projelerindeki kuyruklar gibi, toplumsal sorunları görmek bazen yüzeysel kalıyor. Şimdi, sayfanın ön yüzüne baktığımda halk ekmeği ve halk eti gerçekten güzel uygulamalar olarak görüyorum. Takdir ediyorum; *Kent Lokantası* da öyle. Bunlar gerçekten faydalı projeler. Ancak sayfanın diğer tarafına bakınca, o kuyrukları görünce vicdanen rahatsız oluyorum. İçim acıyor. İnsanlığım adına utanıyorum. Bu milleti bu hale getirenlere karşı büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorum.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İki yüz metrelik kuyruklarda, kaldırımlarda oturanlar, ayakta durabilmek için birbirine dayanan insanlar... Tanıdığını gördüğünde utanıp sırtını dönenler... Bunları görmek, gerçekten çok zor. Çaresizlik içinde, 150-200 TL ucuza et almak için saatlerce bekleyen insanlar var. 10 TL ucuza ekmek almak için yine uzun kuyruklarda bekleyenler… Bu durum insani bir durum değil. İnsanlar bu duruma düşürülmemeliydi.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İslam dininde ve Türk ahlakında “Sağ elin verdiğini sol elin görmemeli” diye bir tabir vardır. Şimdi ben sayın başkanımıza bunu soruyorum: Bugün yaptığınız bu hareket, bu tabire ne kadar uygun? Milletin uğradığı bu haksızlıkları ve eziyetleri göz önünde bulundurduğumda, bir şeylerin peşinden giden siyaseten motivasyonlu hareketleri görmemek elde değil.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bir taraf bu milleti bu hale sokuyor, diğer taraf ise siyasi amaçlarını güderek, “Bakın, size ucuz et veriyorum” demeye çalışıyor. Buradaki kasıt açık ve net: Siyasi hesaplar. Yani, büyük bir belediyenin sabah sekizde açılıp akşam altıda kapanacak gücü yok mu? İki fazla eleman alıp, iki vardiya ile çalıştırmak mümkün değil mi? İnsanları saatlerce kuyruklarda bekletmek, onlara eziyet etmek gerçekten doğru bir şey değil.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu hareketler, sosyal belediyecilik anlayışıyla ve sosyal bir görüşle örtüşmüyor. Hele hele tanıdığım *Vahap Akay’a hiç yakışmıyor. **Halk Et* gibi güzel bir projenin bu şekilde bir vasatlığa dönüşmesi, bana göre büyük bir eksiklik.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 21 Mar 2025 17:53:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2022/11/edip-nurettin-akin-1668179482.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>\&quot;YUVALAMA : GELENEKSEL LEZZET, ARZU ÖZDEMİR\&#039;İN TARİFİYLE SOFRALARINIZDA\&quot;</title>
                <category>ARZU ÖZDEMİR</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/yuvalama-geleneksel-lezzet-arzu-ozdemirin-tarifiyle-sofralarinizda-582</link>
                <author>iremtuba59@gmail.com (ARZU ÖZDEMİR)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/yuvalama-geleneksel-lezzet-arzu-ozdemirin-tarifiyle-sofralarinizda-582</guid>
                <description><![CDATA[\"YUVALAMA : GELENEKSEL LEZZET, ARZU ÖZDEMİR\'İN TARİFİYLE SOFRALARINIZDA\"]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Yuvalama Yemeği, Türk mutfağının en lezzetli ve geleneksel yemeklerinden biri olarak, sofralarımızda hem doyurucu hem de lezzetli bir seçenek sunuyor. Arzu Özdemir’in hazırladığı bu tarif, köftesiyle ve etli harcıyla zenginleşen, damaklarda iz bırakan bir çorba olma özelliği taşıyor.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Yumuşacık pirinç köfteleri, zengin etli harç ve yoğurt sosunun mükemmel birleşimi, bu yemek sadece bir yemek değil, bir gelenek haline getiriyor. Hem etli hem de nohutlu yapısıyla besleyici olan Yuvalama Yemeği, özel günlerde ya da misafir sofralarında tercih edilebileceği gibi, soğuk kış günlerinde de iç ısıtıcı bir seçenek olarak karşımıza çıkıyor.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Arzu Özdemir’in titizlikle hazırladığı bu tarif, sadece lezzetli değil, aynı zamanda pratik bir şekilde de hazırlanabiliyor. Soğuk kış günlerinde sofralarınızı şenlendirecek ve sevdiklerinizle paylaşılan anları daha da anlamlı kılacak bu tarifin, herkese ilham vereceğine inanıyorum.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Afiyetle yenmesi dileğiyle!</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>YUVALAMA TARİFİ</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Köftesi İçin:</strong></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:16px">250 gr pirinç (ıslatılıp süzgeçte süzülecek ve hafif nemliyken robottan çekilip un haline getirilecek)</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">250 gr yağsız kıyma</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">1 yumurta</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">2 yemek kaşığı su</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">1 çay bardağı irmik</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Tuz, karabiber</span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Yapılışı:</strong></span></p>

<ol>
	<li><span style="font-size:16px">Pirinci ıslatıp süzün ve hafif nemliyken robottan çekin. Pirinç, un haline gelmeli.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Kıyma, yumurta, su, irmik, tuz ve karabiberi ekleyerek iyice yoğurun.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Elinizi zeytinyağı ile yağlayarak, nohut büyüklüğünde köfteler yapın.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Köfteleri bitirdikten sonra, buharda haşlayın.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Bu köfteler çok yapılabilir ve buzlukta saklanabilir.</span></li>
</ol>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Etli Harç İçin:</strong></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:16px">750 gr kuşbaşı dana ya da kuzu eti (kemikli et de kullanılabilir)</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">2 su bardağı haşlanmış nohut</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Tuz, karabiber</span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Yapılışı:</strong></span></p>

<ol>
	<li><span style="font-size:16px">Etleri haşlayın. Kemikli et de kullanılabilir.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Haşlanmış etlere, haşlanmış nohutları ekleyin.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Tuz ve karabiberle tatlandırın.</span></li>
</ol>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Yoğurt Sosu İçin:</strong></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:16px">3 su bardağı süzme yoğurt</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">2 yemek kaşığı un</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">1 yumurta sarısı</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Tuz</span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Yapılışı:</strong></span></p>

<ol>
	<li><span style="font-size:16px">Yoğurt, un, yumurta sarısı ve tuzu iyice çırpın.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Biraz et suyu ekleyip karıştırarak açın.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Kaynayan etli harca yavaşça ekleyin ve kesilmemesi için dikkat edin.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Hafif kaynamaya başladığında ocaktan alın.</span></li>
</ol>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Üzeri İçin:</strong></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:16px">Yarım çay bardağı sıvı yağ</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">1 yemek kaşığı tereyağı veya margarin</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">2 yemek kaşığı nane</span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Yapılışı:</strong></span></p>

<ol>
	<li><span style="font-size:16px">Sıvı yağı ve tereyağını (veya margarini) bir tavada iyice kızdırın.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Naneyi kızgın yağa ekleyin.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Naneyi kızgın yağa ekleyip, yemeğin üzerine gezdirin.</span></li>
</ol>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 21 Mar 2025 16:55:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2025/03/arzu-ozdemir-1740834016.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>UTANIN ARTIK BE, UTANIN!..</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/utanin-artik-be-utanin-581</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/utanin-artik-be-utanin-581</guid>
                <description><![CDATA[UTANIN ARTIK BE, UTANIN!..]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:left"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;<span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;Geçen hafta yayımlanan <strong>“DAHA NE OLACAK”</strong> başlıklı yazıda emeklilerin maaş artışlarının 5510 sayılı SGK kanunu 55.maddesi gereği TÜİK in belirlediği altı aylık enflasyon oranına göre yapıldığını açıklamıştım. Yazının sonunda emeklilerin TÜİK hesapladığı yanlış oranlarla mağdur olduğunu, her geçen gün daha da fakirleşerek kuru soğana muhtaç hale geldiğini yazdıktan sonra emekli maaşlarına yönelik yeni bir enflasyon sepeti oluşturulmasını ve artışlarının bu sepetten hesaplanacak orana göre yapılmasını öneri olarak dile getirmiştim. Yeni bir sepet oluşturularak emekliye maaş artışı yapılmasında teknik bir sorun varsa; milletvekili maaşları baz alınarak emekli maaş artışları yapılmasının mağduriyeti bir nebze önleyerek adaletli bir çözüm olacağını yazmıştım.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Şimdi milletvekili maaşlarıyla &nbsp;asgari ücret ve emekli maaşlarının mukayesesine birlikte bakalım. Ocak ayındaki zamla birlikte milletvekili maaşı net 196.775 TL, asgari ücret ise net 22.104 TL oldu. Bu durumda Türkiye'de vekil maaşı asgari ücretin 9 katı olmaktadır. Üstelik vekiller her ay maaşın %50 si kadar masrafları için yolluk almaktadır. Bu tutar maaşların kaç katı hesabına katılmamıştır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Emekli milletvekili maaşı 123 bin 759 lira. En düşük emekli maaşı ise 14 bin 469 liradır. Yani emekli milletvekili, en düşük emekli maaşı alan bir emekliden yine yaklaşık 9 kat daha fazla maaş alıyor. TBMM' de bulunan milletvekillerinden hem emekli hem de milletvekili olanların maaşı ise 285 Bin TL'yi buluyor. Bu da asgari ücretin yaklaşık 13 katı; en düşük emekli maaşının ise yaklaşık 19,7 katıdır. Mecliste sadece el kaldırmak için çok değil mi? Böyle sosyal denge ve adalet olur mu? Bu dengesizliğe çözüm bulması gerekenler:<strong> UTANIN ARTIK BE, UTANIN!. ÇÖZÜM, HEMEN!..</strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;TBMM de vekillere verilen iftar yemeğinin menüsünü ben yazmaya sıkılıyorum. Okurların medyadan gördüğünü tahmin ediyorum. Yiyenlere afiyet olsun. Acaba o iftar yemeğini yiyen vekillerden biri olsun,“</span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>halk bu akşam iftarda karnını doyurabildi mi diye düşünmüş müdür</strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">?” &nbsp;Sanmıyorum; düşünseler halkın geçim sıkıntısına çare bulurlar, yiğit kuru soğana muhtaç olmazdı. İçlerinde maaşlarının az olduğunu söyleyenler olsa da vekiller genel olarak maaşlardan memnun. O kadar memnunlar ki halkın sıkıntısının bile farkında değiller. Tek dertleri gelecek seçimde meclise girebilecek bir sıradan tekrar yer kapabilmek. Liyakat falan hiç önemi yok nasılsa. Mecliste tek ve en iyi yapılan iş; grup başkan vekilini takip ederek istenen şekilde el kaldırmak. İddia ediyorum &nbsp;vekil olamasın,%90 ı özelde veya kendi işinde şu an kazandığının yarısını bile kazanamaz. Erken seçim olmamasının en önemli sebebi; vekillerin ayrıcalıklı imkanlardan vazgeçmek istememeleridir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Fikri takip gereği 14 Mayıs 2023 tarihinde yapılan seçimden sonra gündeme gelen, milletvekili seçilemeyen veya aday olamayan vekillerin peşin aldıkları üç aylık maaşlarının çalışmadıkları iki aylık kısmını iade etmeleri konusuna dönmek zorunda kalıyorum. Bu durumda olan 214 vekilden 5 tanesinin hak etmeden aldıkları maaşı iade ettiklerini medyadan öğrenmiştik. Birkaç defa köşemde dile getirdim, bu vekillere çağrı yaptım, ne kendilerinden, ne mensubu oldukları partilerden geri dönüş alamadım. Hatta bir genel başkana açık çağrı yaparak partisine mensup vekillerin çalışmadan aldıkları maaşı iade etmelerini istemesini, iade etmeyen eski vekili kesin ihraç talebiyle disipline sevk etmesini önermiştim. “SAYIN ÖZGÜR ÖZEL’E AÇIK MEKTUP (2) 04 Mart 2024 Pazartesi” </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Geri dönüş olmadığı için okurlara da bilgi aktaramıyorum, üzgünüm. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Aynı çağrıyı dört dönem vekillikten sonra Büyükşehir B. Başkanı seçilen eski vekile de yaptım, üzerine alınmadı ki bugüne kadar ondan da bir geri dönüş olmadı. Ben kolay yorulmam, üşenmem kendisine çağrımı tekrarlıyorum. 14 Mayıs 23 seçimlerinde milletvekili olamadı, peşin aldığı maaşın çalışmadığı iki aylık kısmını meclise iade ettiyse dekontu gazeteye ulaşır ulaşmaz ilk baskıda okurlarla paylaşarak teşekkür edeceğim. Ve hatta ricam; aynı durumda olan eski vekil arkadaşlardan maaşın çalışmadığı kısmını iade etmeyen varsa onlara da iade etmeleri konusunda telkinde bulunursa parti için iyi bir hizmet yaptığını da köşemde ilan ederim. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sayın B.B. Başkanına yeri gelmişken yine fikri takip gereği TBB. Başkanlığı tarafından CİMER e başvurum üzerine gönderilen cevapları bir kez daha gözden geçirmesini öneriyorum. Bürokrat bazen kaş yapayım derken göz çıkartabilir. Cimer den gelen yazılar sorduğum soruların hiç birine cevap olmadığı için okurlarla paylaşamadım. T.B.B. Başkanlığı ve Çerkezköy Belediyesi tarafından gönderilen cevaplarda tutarsızlık ve çelişkiler var. Adli makamlara başvuruda bulunmaya gerek kalmaması amacıyla sorularımın açık şekilde cevaplanarak en kısa sürede tarafıma ulaştırılmasını beklediğimin bilinmesini isterim. Önceki tecrübelerime dayanarak yazıyı T.B.B. Başkanının okuma imkanı olmayacağını biliyorum. Onun için yazıyı okuyan parti üyesinden başlayarak ilçe-il, genel merkez yönetimde olanlar, vekiller, her kim olursa duyarlı davranarak sorumluluk bilinciyle yazıyı belediye ve parti yetkililere ulaştırması halinde çok iyi bir iş yapmış olacaklarını bilmiş olsunlar.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;Bugünkü yazıyı da bir Fransız atasözü ile bitirelim.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong><span style="font-family:Liberation Serif">“Hırsıza hırsız olduğunu unutturursan, sana ahlak dersi verir.”</span></strong></span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Mar 2025 22:11:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ARZU ÖZDEMİR\&#039;İN DENENMİŞ KAYSERİ YAĞLAMASI TARİFİ: LEZZETİN ZİRVESİ</title>
                <category>ARZU ÖZDEMİR</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/arzu-ozdemirin-denenmis-kayseri-yaglamasi-tarifi-lezzetin-zirvesi-580</link>
                <author>iremtuba59@gmail.com (ARZU ÖZDEMİR)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/arzu-ozdemirin-denenmis-kayseri-yaglamasi-tarifi-lezzetin-zirvesi-580</guid>
                <description><![CDATA[ARZU ÖZDEMİR\'İN DENENMİŞ KAYSERİ YAĞLAMASI TARİFİ: LEZZETİN ZİRVESİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><strong>Kayseri Yağlaması Tarifi</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Şebit (Hamuru İçin):</strong></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:16px">1 su bardağı ılık süt</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">1 su bardağı ılık su</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">1,5 tatlı kaşığı tuz</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">1,5 tatlı kaşığı şeker</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">1 yemek kaşığı kuru maya</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">2 yemek kaşığı sıvı yağ</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">5 su bardağı kontrollü un (Un miktarı, hamurun kıvamına göre ayarlanabilir)</span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Hazırlık:</strong></span></p>

<ol>
	<li><span style="font-size:16px">Ilık süt ve ılık suyu bir kaba alın. Üzerine maya ve şekeri ekleyip karıştırarak mayanın aktive olmasını sağlayın.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Ardından tuz ve sıvı yağı ekleyin.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Unu kontrollü bir şekilde ilave ederek yumuşak kıvamlı bir hamur yoğurun.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Hamurdan küçük mandalina büyüklüğünde bezeler yapıp, üzerini örtüp dinlendirin.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Dinlenen bezeleri, servis tabağı büyüklüğünde açın ve lavaş tavası ya da teflon tavada, her iki tarafını çevirerek pişirin.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Pişen şebitleri bir bez arasına alıp, yumuşamalarını sağlayın.</span></li>
</ol>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Kıyma Sosu İçin:</strong></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:16px">500 gram orta yağlı kıyma</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">2 yemek kaşığı sıvı yağ</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">1 yemek kaşığı tereyağı ya da margarin</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">3 büyük soğan (ince doğranmış)</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Karabiber, tuz ve pul biber (damak tadınıza göre)</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">2 yeşil biber (ince doğranmış)</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">2-3 olgun domates (isteğe bağlı olarak, ince doğranmış ya da rendelenmiş)</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">2 diş sarımsak (rendelenmiş)</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">1 yemek kaşığı biber salçası</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">1 yemek kaşığı domates salçası</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">1-1,5 su bardağı kaynar su</span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Hazırlık:</strong></span></p>

<ol>
	<li><span style="font-size:16px">Orta yağlı kıymayı, sıvı yağ ve tereyağını ekleyerek tavada kavurun.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Doğranmış soğanları ekleyin ve iyice kavrulmasını sağlayın.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Baharatları (karabiber, tuz, pul biber) ekleyin ve karıştırın.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Yeşil biberleri ekleyip karıştırdıktan sonra doğranmış domatesleri ya da rendelenmiş domatesi ekleyin.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Sarımsağı da ekleyip, karıştırarak pişirmeye devam edin.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Salçaları ekleyin ve karışımın iyice özleşmesini sağlayın.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Karışım 5 dakika kadar piştikten sonra kaynar suyu ilave edin. 5 dakika daha kısık ateşte pişirerek lezzetlerin birbirine karışmasını sağlayın.</span></li>
</ol>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Hazırlık ve Servis:</strong></span></p>

<ol>
	<li><span style="font-size:16px">Kıyma sosu hafif ılındıktan sonra, pişirdiğiniz lavaşların üzerine birer kepçe kıymalı karışımdan gezdirin.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Üst üste 8-10 adet kıymalı lavaş yaparak bir kule oluşturun. Bu tarifle 2 adet 8'li veya 10'lu yağlama yapabilirsiniz.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Yağlamalar servis tabağına alınarak, üzerine sarımsaklı yoğurt ve doğranmış maydanoz serpilerek servis yapılır.</span></li>
</ol>

<p><span style="font-size:16px"><strong>İpucu:</strong> Taze yenmesi gereken bir yemek olduğu için, lavaşları ve kıymalı harcı önceden hazırlayıp, yemeğe yakın bir zamanda birleştirerek servis edebilirsiniz.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Afiyet olsun!</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Mar 2025 19:10:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2025/03/arzu-ozdemir-1740834016.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“ DAHA NE OLACAK!”</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/daha-ne-olacak-579</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/daha-ne-olacak-579</guid>
                <description><![CDATA[“ DAHA NE OLACAK!”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çarşamba günü TBMM de yapılan grup toplantısından ayrılırken basın mensuplarının "Emeklilerin bayram ikramiyelerine &nbsp;düzenleme yapılır mı?" sorusuna "Tamam açıklandı, sen beni dolduruşa mı getirmek istiyorsun. 3000 TL' den 4000 bin TL'ye çıktı. Daha ne olacak?" yanıtını verdi. Okurların bildiği gibi kendim de emekli olduğum için, bugün o konudaki görüş ve düşüncelerimi aktarmadan geçemeyeceğim.. &nbsp;</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Aslında bayram ikramiyesine yapılacak artışın AKP grup başkanı Abdullah GÜLER tarafından &nbsp;açıklanması, emeklinin beklediği bir artış olmayacağının da işaretiydi. Çünkü ikramiyede emekli beklentisini karşılayacak, bir nebze olsun mağduriyeti giderecek artış olsaydı, müjde olarak mutlaka Cumhurbaşkanı açıklardı. Bunu bilen emekli grup başkanının açıklamasından umutlanamadı bile. &nbsp;&nbsp;</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2018 yılında 1000 TL olarak emeklilere verilmeye başlanan bayram ikramiyesi ile o yıl Diyanet İşleri Başkanının Başkanlığını yaptığı Diyanet Vakfının belirlediği fiyattan bir kurban kesiliyor, 150 TL gibi bir parada artıyordu. Oysa bu yıl açıklanan bayram ikramiyesi ile (4000 TL) yine diyanet vakfının açıkladığı (11750 TL )kurban kesim parasının yaklaşık üçte biri gibi bir kısmı karşılanıyor. Demek ki alacağı bayram ikramiyesi ile kurban kesmek isteyen vatandaşlarımız, aldığı ikramiye üzerine iki katı daha para koyamazsa bu yıl kurban kesemeyecek. Cumhurbaşkanının “daha ne olacak” sorusuna cevap olarak ta; </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>mecliste yapılacak görüşmelerde vekilleriniz önerge vererek ikramiye miktarını hiç olmazsa bir kurban alacak şekilde iyileştiremez mi demek gerekirdi?</strong></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Artık herkes çok iyi biliyor; Çalışırken, emeklilerden yasalara göre belirlenen oranlarda prim &nbsp;kesintisi yapılmaktadır. Primler sosyal güvenlik kurumu tarafından nemalandırılır ve sigortalı emekli olduğunda buradan maaş olarak kendisine geri ödeme yapılır. Sosyal güvenlik kurumlarının sağlıklı çalıştığı ülkelerde sistem bu sayede emeklisine çok rahat geçinecek bir ücret vermektedir. &nbsp;Bizde ise sosyal güvenlik kurumu kesilen primleri doğru nemalandırılmadığı için emekliye geçimini sağlayacak bir ücret verilememektedir. Burada emeklinin iradesi dışında yaşanan kurumsal olumsuzluklar nedeniyle emekli suçlanarak, ona tekrar bir bedel ödetilmiş olmuyor mu? </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Emeklinin kimseden bir bağış, sadaka, veya ulufe talebi yoktur. Tek beklentisi ödediği primlerin karşılığı kanunlarla belirlenen şartlarda alması gereken maaşın kendisine ödenmesidir. Bu olmaz, kanunun görev verdiği TÜİK enflasyon oranı hesaplamasında gerçeği açıklamazsa; emekli hak ettiği maaşı alamaz. İşte bugün emeklinin kuru soğana muhtaç olmasının sebebi budur. Özellikle 2022 den itibaren TÜİK in hesapladığı enflasyon oranlarının halkın yaşadığı gerçek enflasyon oranını yansıtmadığı için başlayan tartışma hala devam ediyor. Sonuç alınmayan tartışmanın emeklilere hiç bir faydası olmadı, olmayacak. Her yıl Ocak ve Temmuz ayında kanun gereği aldıkları maaş artışları TÜİK in hesapladığı enflasyon oranı üzerinden yapıldığı için emekli açlık sınırı altında yaşamak zorunda kalmaya devam ediyor. Bu konuda hemen her akşam ekranlarda yayınlanan sokak röportajında emeklilerin kendi ağzından yaşadığı çaresizliklere, dramlara şahit olup, üzülmeyen, kahrolmayan kimse olabileceğini düşünemiyorum. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Daha önce de yazdım, ancak &nbsp;okuyamamış olanları düşünerek emekli maaşlarında yapılan artışlar konusunda kanuni düzenlemeyi kısaca aktarmak istiyorum. Emekli maaşlarını düzenleyen &nbsp;5510 sayılı SGK kanunu 55. maddesinden yaptığım alıntıyı aynen aktarıyorum:</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong><span style="font-family:Liberation Serif">“ MADDE 55-</span></strong></span></strong>&nbsp;&nbsp;<strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>Bu Kanuna göre bağlanan gelir ve aylıklar, her yılın Ocak ve Temmuz ödeme tarihlerinden geçerli olmak üzere, bir önceki altı aylık döneme göre Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan en son temel yıllı tüketici fiyatları genel indeksindeki değişim oranı kadar artırılarak belirlenir.” </strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">Görüldüğü gibi TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranı kanun gereği doğrudan emeklinin alacağı maaşı belirlemektedir.</span>&nbsp;<span style="font-family:'Liberation Serif'">TÜİK’in 2011-2016 yılları arasında başkanlığını yapan Birol AYDEMİR oranlarla ilgili olarak açılan davanın görüldüğü İdare mahkemesine yazılı verdiği uzman görüşü ile TÜİK in 2022 sonrası enflasyon oranlarını çarpıtması sonucu emeklilerin %31 oranında eksik maaş aldıklarını beyan etmiştir. Oran çok yüksektir işte TÜİK in verdiği &nbsp;bu oran nedeniyle emekliler kuru soğana ve açlığa mahkumdur. Mahkemeden nasıl bir karar çıkar, uygulanır mı bilemem ama çok açık bir gerçek var ki: TÜİK bundan sonra ne</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;yapsa emekliler başta olmak üzere vatandaşlar ikna olmayacak, açıklamalarına güvenmeyecektir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bana göre emekli maaşları konusunda TBMM de acilen bir yasal düzenleme yapmak gerekiyor. Önerim; TÜİK enflasyon oranlarını hesaplarken maaş artışını belirleyecek yeni bir sepet hazırlamalı ve sadece maaş artışları bu sepetten çıkacak oranlara göre yapılmalıdır. Sepet hazırlamak için önce mecliste komisyon kurulmalı, komisyonda üniversitelerin ilgili bölümlerinin, meslek örgütlerinin ve sendikaların görüş ve düşüncelerinden faydalanılmalıdır. Bu komisyonun hazırlayacağı enflasyon sepeti TBMM de görüşülerek yasa haline getirilmelidir. Aksi halde mevcut sepetle enflasyon hesaplaması ne emeklileri ne asgari ücretlileri dolayısıyla dar gelirlileri ikna edemeyecek maaş artışlarında haksızlık devam etmesi halinde toplumsal huzursuzluk yaratacaktır. Sabır, hep sabır da nereye kadar? Halk deyimiyle bıçak kemiğe dayandıktan sonra epey bir zaman geçti artık. Her sabrın da bir sonu olduğu unutulmamalıdır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ne yapılır nasıl yapılır bilemem ama TBMM mutlaka devreye girmeli, vekiller kendi maaş ve özlük haklarını iyileştirirken gösterdikleri çabayı milyonları ilgilendiren bu kadar önemli konuda da göstermeli, daha fazla geç kalmadan çözüm üretmelidir. Ayrı bir enflasyon sepeti oluşturulmasında teknik bir sorun varsa, o zaman emekli maaşları devletin baz alacağı başka bir maaşa göre; mesela vekil maaşlarına göre de belirlenebilir. Bu haksızlık artık devam edemez, daha fazla görmezden duymazdan gelinmemelidir. Geç kalmadan mutlaka adaletli ve kalıcı bir çözüm üretilme zorunluğu vardır. En önemlisi de emekli hakkının kul hakkı olduğu akıldan çıkarılmadan ve geç kalmadan. ÇÖZÜM; HEMEN!...</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Mar 2025 13:08:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Arzu Özdemir\&#039;in Denenmiş, Onaylanmış Pide Tarifi</title>
                <category>ARZU ÖZDEMİR</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/arzu-ozdemirin-denenmis-onaylanmis-pide-tarifi-578</link>
                <author>iremtuba59@gmail.com (ARZU ÖZDEMİR)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/arzu-ozdemirin-denenmis-onaylanmis-pide-tarifi-578</guid>
                <description><![CDATA[Arzu Özdemir\'in Denenmiş, Onaylanmış Pide Tarifi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Sevgili Arzu Özdemir'in mutfağında defalarca denenmiş ve tam not almış bu pide tarifi, şimdi sizinle! Hem pratik hem de lezzetli olan bu tarif, herkesin favorisi olacak. Hamurunun yumuşaklığı, üzerindeki çıtır susam ve çörekotu ile, fırından çıkan pideler adeta sofralarınıza neşe katacak. Şimdi, Arzu Özdemir'in mutfak sırlarını keşfedin ve bu tarifi evinizde deneyin!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Malzemeler:</strong></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:16px">8 sb un</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">2,5 sb ılık su</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">1 sb süt</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">1 paket kuru maya</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">1,5 tatlı kaşığı şeker</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">1,5 tatlı kaşığı tuz</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">2 yk zeytinyağı</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Çörekotu, susam</span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Hamur Üzerine Sürmek İçin (Bulamaç Yapmak İçin):</strong></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:16px">2 yk un</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">1 çay bardağı ılık su</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Yumurta sarısı (isteğe bağlı, eğer yumurtalı istenirse)</span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Yapılışı:</strong></span></p>

<ol>
	<li><span style="font-size:16px">Maya, şeker, süt ve ılık su karıştırılarak aktive edilir.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Ardından, diğer tüm malzemeler eklenir ve çok güzel bir şekilde yoğrulur.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Hamur, yaklaşık 1-2 saat mayalanması için bekletilir.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Tepsiye fırın kağıdı serilir ve üzerine biraz un serpilir.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Hamur ikiye ayrılır; ilk hamur parçası, elimizle yayarak pide şekli verilir.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Pide, tepsiye yerleştirilip, 20 dakika tepsi mayası yapılır.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Üzerine bulamaç sürülür (bulamaç için un ve ılık su karıştırılır, eğer yumurtalı istenirse yumurta sarısı da eklenebilir).</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Son olarak, çörekotu ve susam serpilir.</span></li>
	<li><span style="font-size:16px">Fırın, 220 dereceye ısıtılır ve pideler kızarana kadar pişirilir. Her fırının ısısı farklı olduğundan, süreyi dikkatlice takip etmek gerekir.</span></li>
</ol>

<p><span style="font-size:16px">Bu tariften 2 adet büyük pide çıkmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">AFİYET OLSUN...</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 14:15:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2025/03/arzu-ozdemir-1740834016.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇERKEZKÖY ESKİ MEB MÜDÜRÜ İRFAN DANIŞMAZ ATANDIĞI HAYRABOLU\&#039;DADA YOLSUZLUKLARIN ÜZERİNE GİTTİ.</title>
                <category>Edip Nurettin Akın</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/cerkezkoy-eski-meb-muduru-irfan-danismaz-atandigi-hayraboludada-yolsuzluklarin-uzerine-gitti-577</link>
                <author> (Edip Nurettin Akın)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/cerkezkoy-eski-meb-muduru-irfan-danismaz-atandigi-hayraboludada-yolsuzluklarin-uzerine-gitti-577</guid>
                <description><![CDATA[ÇERKEZKÖY ESKİ MEB MÜDÜRÜ İRFAN DANIŞMAZ ATANDIĞI HAYRABOLU\'DADA YOLSUZLUKLARIN ÜZERİNE GİTTİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Son zamanlarda, eğitimdeki kaliteyi yükseltmek adına yaptığı çalışmalarla adından sıkça söz ettiren eski Çerkezköy İlçe Milli Eğitim Müdürü İrfan Danışmaz’ın, görev yaptığı her yerden "yolsuzlukların peşine düşemesi, özellikle bazı çevrelerin tepkisini çekiyor.&nbsp;<br />
Bu tepkinin arkasında ise "rantı kesilen" ve çıkarları zedelenenlerin olduğu düşünülüyor. Zira, yıllarca eğitim sektöründe yapılan usulsüzlüklerin üzerini örtmeye çalışanlar, Danışmaz’ın dürüst duruşundan rahatsız olduklarını, hatta bu rahatsızlıklarını iftiralarla gizlemeye çalıştıklarını dile getiriyor.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İrfan Danışmaz, Çerkezköy’e atandığı dönemde, kısa sürede ilçedeki eğitim sisteminin çürümüş köklerine müdahale etti. Yolsuzlukların üzerine gitmek, eğitimdeki kaliteyi artırmak, eğitimcilerin hakkını savunmak amacıyla cesur adımlar attı. O dönemde ortaya çıkan çuvallar dolusu yolsuzluk, bir dönemin kapanmasına, diğer yandan ise Çerkezköy’ün "haramiler" tarafından yönetilmesine son verdi,daha sonra<br />
Danışmaz’ Hayrabolu’ya İlçe Milli Eğitim Müdürü olarak atandı. Ancak burada da işler değişmedi, çünkü her yerde olduğu gibi, rantı kesilenlerin ve çıkarları zedelenenlerin birbiriyle gizli bir savaşı başladı.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Hayrabolu’da görevine başladığı günden itibaren, İrfan Danışmaz'ın yolsuzlukları ortaya çıkarma konusunda da durmak bilmediği görülüyor. Özellikle Hayrabolu’nun eski İlçe Milli Eğitim Müdürü Yavuz Özer’in döneminde yaşanan usulsüzlükler, ilçedeki birçok kesimin dikkatini çekiyor. Öğretmenevi’nde düzenlenen düğün ve organizasyonlardan elde edilen gelirlerin kayıtlara geçirilmediği, devletin gönderdiği malzemelerin usulsüz harcandığı, hatta bazı durumlarda bu paraların kişisel çıkarlar için kullanıldığı iddiaları,bize gelen bilgilere göre,<br />
&nbsp;Yavuz Özer döneminin en büyük skandalları arasında yer alıyor.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bir yandan, Özer’in sürücü kurslarına baskı uygulayarak oğlunu müdür olarak yerleştirmesi, diğer yandan ise eşinin sigortalı bir işte çalışmasına rağmen sigortasız personellere ödenen aile yardımını alması, Hayrabolu'daki eğitim camiasını sarsan olaylardan yalnızca birkaçı. Ayrıca, Yavuz Özer’in yaptığı bazı kayıtlarda yer alan usulsüz işlemlerle kendi çıkarlarını gözettiği de gündeme gelen ciddi iddialar arasında.<br />
Tabiki bunlar idda sayın eski MEB müdürü Yavuz Özer ihtiyaç duyarsa gazetemize olayın gerçeği budur diye haber merkezimizi ziyaret edebilir veya bir yazıda kaleme alabilir kapılarımız kendisinede sonuna kadar açıktır,</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Mesala 2021’de Hayrabolu’daki okulların yıkımı için açılan ihaleye dikkat çekilmesi gerektiği de vurgulanıyor. Üç farklı firmanın aynı holdinge bağlı olması ve ihaleye giren firmaların arasında yapılan gizli anlaşmalar, bu sürecin oldukça tartışmalı bir şekilde yürüdüğünü ortaya koyuyor. İhaleyi kazanan şirketin, yıkım öncesi ve sonrası elde ettiği hurda malzemelerden ciddi miktarda kar elde etmesi, adeta bu sürecin ne denli "piyasa" haline geldiğini gösteriyor.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Yavuz Özer’in eski görev döneminde, okul müdürleri ve öğretmenler üzerinde kurduğu baskılar da dikkat çekiyor. Okul müdürleriyle para paylaşımında anlaşmazlık yaşayan Özer’in, şikayetlerin örtbas edilmesi için görevdeki Şube Müdürlerine dosyaları kapattırması, eğitim sektöründe başka bir kara sayfa açtı. Üstelik, öğrencilerine hakaret eden bir öğretmenin durumu da örtbas edilmiş, okul müdürünün bu durumu gizlemeye çalıştığı söyleniyor.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Tüm bu iddialar ve yaşananlar, Hayrabolu'daki kamuoyunda büyük bir yankı uyandırmış durumda. Yerel halk, Yavuz Özer’in döneminde yaşanan usulsüzlüklerin üzerine gidilmesi gerektiğini, suçlamaların ciddiyetle araştırılması gerektiğini vurguluyor. Zira, devletin eğitim alanındaki temsilcilerinin yaptığı usulsüzlükler, sadece bireylerin çıkarlarıyla ilgili değil, tüm toplumun geleceğiyle ilgilidir.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İrfan Danışmaz’ın Hayrabolu’da da yolsuzlukları ortaya çıkarması ve bu konuda mücadele etmesi, pek çok çevrenin rahatsızlık duymasına yol açtı. Ancak bu rahatsızlıkların, çıkar ilişkilerinin bozulmasından kaynaklandığını unutmamak gerekir. "Balık bilmese halık bilir" diyerek, her zaman doğru bildiğinden sapmayan Danışmaz’ın duruşu, eğitimdeki yozlaşmayı engellemeye yönelik verdiği mücadelesi, hala birçok kişi tarafından takdirle izleniyor.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Eğitim camiasındaki bu kirli ilişkiler, yalnızca bireylerin değil, tüm toplumun moralini bozmakta ve geleceğe yönelik kaygıları artırmaktadır. Bu yüzden, görevini en iyi şekilde yapan, yolsuzlukların ve usulsüzlüklerin üzerine cesaretle giden İrfan Danışmaz gibi isimlerin desteklenmesi, sadece eğitim alanındaki başarıyı değil, tüm toplumun huzurunu ve güvenini pekiştirecektir. Elbette, "balık bilmese halık bilir" diyerek mücadeleye devam edenler kazanacak ve gerçekler ortaya çıkacaktır.</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>SONUÇ OLARAK:</strong> Yolsuzlukları ortaya çıkaranlar ve doğru bildiğini savunanlar her zaman kazançlı çıkacaktır. Bu mücadelenin sonunda, devlet ve halk birlikte kazanan olacaktır.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 13:19:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2022/11/edip-nurettin-akin-1668179482.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>\&quot;ARZU ÖZDEMİR\&#039;DEN RAMAZAN\&#039;IN VAZGEÇİLMEZİ GÜLLAÇ TARİFİ!\&quot;</title>
                <category>ARZU ÖZDEMİR</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/arzu-ozdemirden-ramazanin-vazgecilmezi-gullac-tarifi-576</link>
                <author>iremtuba59@gmail.com (ARZU ÖZDEMİR)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/arzu-ozdemirden-ramazanin-vazgecilmezi-gullac-tarifi-576</guid>
                <description><![CDATA[\"ARZU ÖZDEMİR\'DEN RAMAZAN\'IN VAZGEÇİLMEZİ GÜLLAÇ TARİFİ!\"]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px"><strong><span style="color:#e74c3c">"Usta öğretici aşçılık eğitmeni Arzu Özdemir'in Ramazan'ın vazgeçilmezi güllaç tarifi yayında!"</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ramazan ayının geleneksel tatlarından biri olan güllaç, Arzu Özdemir'in özel tarifiyle yeniden sofralarımıza geliyor! Usta öğretici aşçılık eğitmeni Arzu Özdemir, güllaç tarifini pratik ve lezzetli bir şekilde sunarak, bu Ramazan ayında mutfaklarımıza eşsiz bir tat katıyor. Hem geleneksel hem de modern dokunuşlarla hazırlanan bu tarif, aileniz ve sevdiklerinizle paylaşacağınız keyifli iftar sofralarınızın baş tacı olacak.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Muhallebili Muzlu Güllaç Tarifi</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Malzemeler:</strong></span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px"><strong>Güllaç için:</strong></span></p>

	<ul>
		<li><span style="font-size:16px">2 litre açık süt (kaynamış ve yoğurt mayalama ısısında soğutulmuş)</span></li>
		<li><span style="font-size:16px">1 büyük paket güllaç yaprağı</span></li>
		<li><span style="font-size:16px">3 su bardağı toz şeker</span></li>
		<li><span style="font-size:16px">1 paket vanilya</span></li>
	</ul>
	</li>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px"><strong>Muhallebi için:</strong></span></p>

	<ul>
		<li><span style="font-size:16px">2 su bardağı süt</span></li>
		<li><span style="font-size:16px">1 paket vanilyalı puding</span></li>
		<li><span style="font-size:16px">2 adet muz (dilimlenmiş)</span></li>
	</ul>
	</li>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px"><strong>Süsleme için:</strong></span></p>

	<ul>
		<li><span style="font-size:16px">Çilek, vişne, fındık (isteğe bağlı)</span></li>
	</ul>
	</li>
</ul>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Yapılış:</strong></span></p>

<ol>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px"><strong>Muhallebiyi Hazırlayın:</strong><br />
	Bir tencereye 2 su bardağı sütü ekleyin. Üzerine vanilyalı pudingi ilave edin ve karıştırarak, kısık ateşte muhallebi kıvamına gelene kadar pişirin. Muhallebi piştikten sonra ocaktan alın ve oda sıcaklığında biraz ılınmaya bırakın.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px"><strong>Sütlü Karışımı Hazırlayın:</strong><br />
	Ayrı bir kapta 2 litre sütü kaynatın ve şekerle birlikte iyice karıştırarak eritin. Süt ılıdığında, içerisine 1 paket vanilya ekleyip karıştırın. Süt, güllaç yapraklarını ıslatmak için hazır hale gelmiştir.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px"><strong>Güllaç Yapraklarını Hazırlayın:</strong><br />
	Derin bir tepsiye güllaç yapraklarını yerleştirin. Her bir yaprağı, 1-2 kepçe sütle ıslatın. Güllaç yapraklarının her katını ıslatarak düzenli bir şekilde tepsiye yerleştirin.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px"><strong>Ara Katları Oluşturun:</strong><br />
	İlk katı güllaç yaprağıyla oluşturduktan sonra, üzerine hazırladığınız muhallebiyi dikkatlice yayın. Muhallebinin üzerine dilimlenmiş muzları yerleştirin. Ardından bir kat daha güllaç ekleyin ve aynı şekilde ıslatın.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px"><strong>Son Katı Hazırlayın:</strong><br />
	Son olarak, kalan sütle güllaç yaprağını ıslatıp tepsiye yerleştirin. Üst katın her yerine bolca süt gezdirin, böylece güllaç iyice yumuşar ve lezzetini alır.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px"><strong>Dinlendirme:</strong><br />
	Hazırladığınız güllacı, buzdolabında 3-4 saat boyunca dinlendirin. Bu süre zarfında güllaç yaprakları sütü tamamen çekerek yumuşayacak ve tüm tatlar birbirine karışacaktır.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px"><strong>Süsleme ve Servis:</strong><br />
	Güllaç soğuduktan sonra dilimleyin ve üzerine isteğe göre taze çilek, vişne veya fındık ile süsleyin. Dilerseniz çikolata sosu veya nar taneleri ile ekstra lezzet katabilirsiniz.</span></p>
	</li>
</ol>

<p><span style="font-size:16px"><strong>Not:</strong> Güllaç, özellikle ramazan ayının vazgeçilmez tatlılarından biridir, fakat tatlıyı yılın her döneminde afiyetle tüketebilirsiniz. Muhallebinin kıvamını ayarlarken, çok katı olmamasına dikkat edin, böylece tatlıyı keserken kolayca dilimlenebilir.</span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Afiyet olsun!</span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 06 Mar 2025 16:39:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2025/03/arzu-ozdemir-1740834016.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TİMSAH GÖZYAŞLARI</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/timsah-gozyaslari-575</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/timsah-gozyaslari-575</guid>
                <description><![CDATA[TİMSAH GÖZYAŞLARI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:left"><strong><span style="color:#e74c3c"><span style="font-size:20px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">TİMSAH GÖZYAŞLARI</span></span></span></span></strong></p>

<p style="text-align:left">&nbsp;</p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;05 Aralık 2024 tarihinde gazetemizde yayımlanan“ ZOR YILLAR”başlıklı köşe yazımda; küçük ortağın liderinin, terörist başının meclise gelerek, dem parti gurubunda konuşma yapma çağrısı konusunda görüş ve düşüncelerimi aktarmıştım. Geçen hafta da DEM parti yetkililerinden oluşan bir gurup İmralı adasındaki cezaevinde terörist başını ziyaret etti. Heyet terörist başının yazdığı, PKK nın silah bırakarak kendini feshetmesi mesajını 27 Şubat Perşembe günü yapılan basın toplantısında Kürtçe ve Türkçe okuyarak kamuoyuna açıkladı.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Terörist başı daha mesajına başlarken PKK nın ”kürt realitesinin inkarı, başta ifade olmak üzere özgürlükler konusunda yasaklardan kaynaklı oluşan zeminde doğduğunu” iddia ederek örgütü aklama arayışına girmiştir. Daha sonra ortak tarihe gönderme yaparak ”Kürt-Türk ilişkileri; 1000 yılı aşan tarihler boyunca Türkler ve Kürtler, varlıklarını sürdürmek ve hegemonik güçlere karşı ayakta kalmak için gönüllülük yönü ağır basan, hep bir ittifak içinde kalmayı zorunlu görmüşlerdir” tezini savunmuştur. Ayrıca “Kapitalist modernitenin son 200 yılı, bu ittifakı parçalamayı esas gaye edindiğini, Cumhuriyetin tek tipçi yorumlarıyla birlikte bu sürecin hızlandığını”da ileri sürerek aklı sıra Cumhuriyeti ve kurucularını da uygulamalardan dolayı suçlamaya kalkmıştır. Memnuniyet açıklayan küçük ortak sözcüleri mesajın bu bölümüne de katılıyorlar mı? &nbsp;Onurlu barış bu mu yani.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bundan sonraki paragrafta SSCB nin dağılmasıyla PKK nın önemli bir dış desteğini kaybettiğini itiraf etmiştir. “1990’larda reel-sosyalizmin iç nedenlerle çöküşü ve ülkede kimlik inkarının çözülüşü, ifade özgürlüğünde sağlanan gelişmeler, PKK’nin anlam yoksunluğuna ve aşırı tekrara yol açmıştır. Dolayısıyla ömrünü benzerleri gibi tamamlamış ve feshini gerekli kılmıştır.” sözleriyle feshetme gerekçesini açıklamaya çalışmıştır. Mesajın her cümlesi tartışmaya bile gerek olmayan, tamamen propagandaya yönelik, kabul edilemez yanlışlarla doludur. DEM partisinin “onurlu barış” olarak tarif etmeye çalıştığı; PKK taraftarlarına moral vermeye yönelik cümlelerdir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;En sonunda “ Varlığı zorla sona erdirilmemiş her çağdaş cemiyet ve partinin gönüllü olarak yapacağı gibi devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.” cümleleriyle PKK ya talimatını dile getirmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bu mesaj terörist başının hedefini gerçekleştirmeye yeter mi bilemem. Ancak daha ilk günden itibaren “tüm gruplar silah bırakmalı ve pkk kendini feshetmelidir” cümlesi üzerinde mesajı getiren heyetteki iki üye arasında bile fikir birliği olmadığı görülmüştür. DEM parti eş başkanının görüşüne göre tüm gruplar olarak sadece PKK tarif edilmiş, kuzey Suriye faaliyet gösteren PYD- YPG silah bırakma ve kendini feshetmenin dışında tutulmuştur. Bu şekilde bir silah bırakma ve feshetmeyi küçük ortak ve liderinin bile kabul edeceğini düşünmüyorum. Kaldı ki AKP sözcüsü gruplar olarak PKK ve PYD ile YPG nin &nbsp;tarif edildiğini açıklamıştır. Bunlar silah bırakmaz, feshedilmezse terörün sona erdirilmesi için hiçbir şey yapılmamış olur, ki kabul edilebileceğini düşünmüyorum</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Çok acı ama bu konuda son sözü galiba yine sözde NATO ortağımız ABD söyleyecektir. Çünkü o yapıyı oluşturan, silah, lojistik dahil her türlü desteği ve eğitimi veren ABD ordusu ve İsrail dir. Amaç; İsrail in Fırat ve Dicle nehirlerine ulaşmasını sağlamak, burada oluşturulacak tampon bir uydu devletçikle &nbsp;İran ı kontrol altında tutarak İsrail in güvenliğini arttırmaktır. Tam da burada Gazze katliamı sonrası dile getirilen “İsrail in bundan sonraki hedefi Türkiye dir “öngörüsü daha anlamlı hale gelmektedir. Güvenlik bürokrasisi PYD ve YPG nin hariç olmasını kabul etmeyeceğine göre ABD ikna olmazsa, PKK nın feshedilme projesi ya iptal edilecek, ya da ?. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Mesaj kamuoyuyla paylaşıldıktan sonra yine nato da ortaklarımız İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, Belçika, Hollanda başta olmak üzere tüm AB devletleri sonuçtan memnun olduklarını yayınlanan mesajlarla açıkladılar. Hemen aklıma PKK nın yaptığı saldırılardan sonra şehitlerimiz için taziye mesajları yayınlayan bu emperyalistlerin üzüntülerini bildirmeleri geldi. </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>Türkiye’nin yaptığı tüm çağrılara rağmen 40 yıldır teröristlerden desteğini çekmeyen, onları besleyip büyüten aşağılık emperyalistlerin taziye mesajlarını her zaman timsah gözyaşları olarak değerlendirdim, aynı noktadayım.</strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;Dikkat edilirse terörist başı mesajında ABD ve AB ülkelerinin PKK ya verdikleri destek ve yardımları için tek kelime açıklama yapmamış, hangi devlet ne yaptı &nbsp;ifşa etmemiştir. Bu durum &nbsp;terörist başının Avrupa dan hala beklentisi olduğunun bir göstergesidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Terörist başının suçu bağımsız yargı tarafından tespit edilmiş, yargılanmış, mahkemenin verdiği</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;karar gereği cezası; Yargıtayın temyiz incelemesi sonucu idam olarak onanmıştır. Avukatlarının; AİHM e yaptığı hak ihlali başvuruları üç maddeden kabul edilse de esastan ret olmuş, yeniden yargılamaya gerek görülmemiştir. TBMM de yapılan kanun değişikliği ile idam cezası kaldırıldığı için, cezası ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrilmiştir. Terörist başı bütün bunlar olmamış gibi davranarak, mesajında en önemli noktayı görmezden, bilmezden gelmiştir. Mesajında hiçbir pişmanlık belirtmediği gibi, Türk halkından, özellikle şehit ailelerinden özür bile dilememiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Örnek olamayacağını biliyorum ama mahallede iki kişinin kavgasında bile barıştırmak için önce kusurlu bulunanın özür dilemesi beklenmez mi? Kırk yıldır, elli bin civarında şehidin kanına, canına mal olan bu terör böyle bir mesajla biter mi? Terörün sona erdirilmesi için PKK militanlarının önce silah bırakması, sonra güvenlik güçlerine teslim olarak yargılanması gerekmez mi? Çünkü PKK; kurtuluş savaşı sonrası Lozan da yedi düvele kabul ettirilen Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde 1984 yılından itibaren devlet kurmak amacıyla kalkışma başlatarak, vatan sınırlarını koruyan; askerimizi, polisimizi, jandarmamızı, köy korucularımızı, halka hizmet veren öğretmenimizi, sağlık personelimizi, devlet memurlarını ve kundaktaki bebek dahil vatandaşımızı şehit etmiştir. Bu terördür, böyle bir terör dünyada hangi devlete karşı yapılırsa en ağır suç kabul edilerek, yapanlar cezalandırılmaz mı? Özür bile içermeyen bir mesajla her şey unutulacak mı yani?</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Terörün bitmesini 86 milyonun da istediğinden şüphe duymam. Ancak; öncelikle samimi olunmalıdır. Mesajın okunması üzerinden saatler geçmeden mesajda yazan bir cümle konusunda heyette bulunan iki kişinin ayrı düşmesi sürecin samimiyetle yürütüldüğüne yönelik güven kaybına neden olmuştur. Önce samimi, sonra şeffaf olunmalıdır. Hiçbir siyasi partiyi dışlamadan, şehit aileleriyle gazileri ikna edecek doğru yöntem mutlaka bulunmalıdır. İnşallah yanılırım ama çalışma bu haliyle Cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik Anayasa değişikliğini hedefleyen, bunun için DEM Partisinin desteğini almaya yönelik bir çalışma gibi gözüküyor. İnşallah yanılırım ama bu anlayışla sonuç alınması, terörün sona erdirilmesi biraz zor olur diyorum. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Terörü bitirip barışı sağlamak için dış güçlerin telkinlerine de ihtiyacımız olduğunu düşünmem. Hele, hele emperyalist kan emicilerin yardım ve tavsiyelerine hiç mi hiç ihtiyacımız olmaz. &nbsp;ABD, AB, ve İsrail gölge etmesin başka ihsan istemez. 1000 yıllık kardeşlik hukukumuzun adaletli bir barış için mutlaka başka formüller üretebileceğine inanıyorum.. &nbsp;</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bugünkü yazımı bitirmeden başta şehit ailelerinin kadınları olmak üzere, ülkemize barış, sağlık, huzur ve mutluluk getirmesi dileğimle tüm kadınlarımızın 8 Mart &nbsp;Emekçi kadınlar gününü kutlar saygılar sunarım. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Yazıyı Nazım HİKMET RAN' ın ŞEHİTLER şiiri ile bitirmek istiyorum.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'"><span style="font-family:Liberation Serif">“Şehitler, Kuvayi Milliye şehitleri, &nbsp;</span></span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">siz toprak altında derin uykudayken </span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">düşmanı çağırdılar, </span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">satıldık, uyanın! </span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Biz toprak üstünde derin uykulardayız, </span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">kalkıp uyandırın bizi! </span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">uyandırın bizi!</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Şehitler, Kuvayi Milliye şehitleri, </span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">mezardan çıkmanın vaktidir!”</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">1959</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 06 Mar 2025 15:17:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kapama Tarifi (Trakya Balkan Mutfağından)</title>
                <category>ARZU ÖZDEMİR</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/kapama-tarifi-trakya-balkan-mutfagindan-574</link>
                <author>iremtuba59@gmail.com (ARZU ÖZDEMİR)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/kapama-tarifi-trakya-balkan-mutfagindan-574</guid>
                <description><![CDATA[Kapama Tarifi (Trakya Balkan Mutfağından)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Malzemeler:<br />
1 paket tavuk baget (yaklaşık 5-6 adet, isteğe göre but da kullanılabilir)<br />
3 su bardağı pilavlık pirinç<br />
2 yemek kaşığı tereyağı<br />
1 çay bardağı sıvı yağ<br />
1 büyük soğan (yemeklik doğranmış)<br />
1,5 tatlı kaşığı kuru nane<br />
1,5 tatlı kaşığı tuzKarabiber ve pul biber (damak zevkinize göre)<br />
5-6 su bardağı tavuk suyu (kontrollü eklenmeli, pirince göre değişir)<br />
1 tatlı kaşığı salça (tavukların üzerine sürülmek üzere)<br />
1 tatlı kaşığı sıvı yağ (tavukların üzerine sürülmek üzere)</p>

<p><br />
Hazırlık:</p>

<p>Tavukların Hazırlanması: Tavukları yıkayın ve bir tencereye alın. Üzerini geçecek kadar su ekleyip tavukları kısık ateşte haşlayın. Haşlanmış tavukları bir kenara alın.Pilavın Hazırlanması: Geniş bir tencereye sıvı yağ koyun ve yemeklik doğradığınız soğanı ekleyin. Orta ateşte, soğanlar pembeleşene kadar kavurun. Ardından yıkanmış pirinci ekleyin ve 5-10 dakika kadar kavurun.Baharatlar ve Tavuk Suyu: Kavrulmuş pirinçlerin üzerine kuru nane, tuz, karabiber ve pul biber ekleyin. Karıştırarak birkaç dakika pişirin. Ardından tavuk suyunu kontrollü şekilde ekleyin. Tavuk suyu pirincin seviyesini biraz geçecek şekilde olmalı. Tencerenin kapağını kapatıp pirinçler suyunu çekene kadar pişirin.Fırınlama: Pilavın piştiği tencereyi bir fırın tepsisine boşaltın. Üzerine haşlanmış tavukları dizin. Bir kasede salça ve sıvı yağı karıştırarak tavukların üzerine sürün. Son olarak, tereyağını küçük parçalara ayırıp tavukların üzerine ekleyin.Fırında Pişirme: Fırını 220°C'ye ısıtın. Tepsiyi fırına verin ve tavuklar nar gibi kızarana kadar, suyu tamamen çekene kadar pişirin (yaklaşık 30-40 dakika).Dinlendirme: Fırından çıkan kapamanın üzerine aynı boyutta bir kapak kapatıp 15 dakika dinlendirin. Dinlendikçe lezzetler daha da derinleşecektir.Not: Trakya’da bu yemek, geleneksel olarak kuzine odun sobasında pişirilir. Fırında da aynı lezzeti yakalayabilirsiniz.<br />
Afiyet olsun!&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 01 Mar 2025 16:01:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2025/03/arzu-ozdemir-1740834016.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TRANSFER</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/transfer-573</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/transfer-573</guid>
                <description><![CDATA[TRANSFER]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Transfer: Fransızcadan dilimize yerleşmiş bir sözcüktür. Bir şeyi bir yerden başka bir yere geçirme, taşıma, götürme veya bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başka kimseye aktarmasını, geçirmesini sağlayan işlemdir. Spor terimi olarak profesyonel bir sporcunun, para karşılığında, kulübünü bırakarak bir başka kulübe geçmesi transfer oldu diye ifade edilir. Bugünkü yazıda &nbsp;güncel olan, ancak ülkemizde çok şikayet edilmesine rağmen bir türlü önlenemeyen Milletvekili transferleri konusunda görüş ve düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;14 Mayıs 2</span><span style="font-family:'Liberation Serif'">023 Seçimleri sonucu değişik siyasi partilerden seçilerek TBMM giren bazı vekiller &nbsp;farklı gerekçelerle, farklı tarihlerde partilerinden istifa etmişti. Pazar günü yapılan AKP 8. Olağan Büyük Kongresinde seçildikleri partilerden istifa eden bu vekiller AKP ye transfer olarak kongrede yeni partilerinin rozeti taktılar. Böylece vekil transferleri yine, yeniden halkın gündemine girdi. Çok sık dillendirilen gündem değişikliği doğal olarak tekrar gerçekleşti. Kuru soğana muhtaç, çöp bidonundan yiyecek toplayanlar unutuldu. Vur patlasın, çal oynasın transfer kutlamalarına devam. Medyayı takip eden okurlar bu transferlerin bir senaryo çerçevesinde gerçekleştiğine tanık oldular. Transfer olan vekillerden biri partisinden istifa ettikten 14 (on dört) saat sonra partinin MKYK ve MYK da görev almayı başardı. Bu olay da herhalde alanında bir rekor olarak siyaset arşivinde yerini almıştır. Daha da ilginci; önceki partisinde, parti sözcüsüne tepki göstererek istifa eden vekil şimdi aynı sözcü ile<span style="color:#313131">&nbsp;yeni parti çatısı altında tekrar buluşarak siyaset yapmaya devam kararı verdi. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Siyasete ilgilenmeye başladığım yıllarda hatırladığım ilk milletvekili transferleri </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong><span style="font-family:Liberation Serif">“Güneş Motel” </span></strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">transferleri olarak hatırlananlardır. CHP 1977'de seçimlerinde büyük sol ittifakını sağlayarak yüzde 41'in üzerinde oy aldı ve seçimden büyük bir zaferle çıktı. Ancak, kazandığı</span>&nbsp;<span style="font-family:'Liberation Serif'">213&nbsp;milletvekili tek başına iktidar olmasına yetmedi, (II.MC) hükümeti kuruldu. 11 Aralık 1977'de yapılan yerel seçimleri Ecevit rüzgarı ile yine CHP kazanınca Meclis' te yeni dengeler aranmaya başlandı. Siyasetteki istikrarsızlığa son verebilmek için güvenoyu alacak milletvekili sayısına ulaşmak isteyen CHP; AP den istifa eden milletvekilleri ile dönemin CHP' li İstanbul Belediye Başkanı Aytekin Kotil' in aracılığında belediyeye ait Florya-</span><strong>&nbsp;</strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">Güneş Motel tesislerinde&nbsp;görüşmeler yaptı.</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ecevit 11 bağımsız milletvekiline, kuracağı hükümete destek karşılığında bakanlık önerdi. Bu olay siyasi tarihimize 11' ler olayı olarak geçti. Yapılan gensoru görüşmeleri sorası 31 Aralık 77'de Süleyman Demirel başkanlığındaki II. MC Hükümeti düştü. Ardından kurulan Ecevit hükümeti güvenoyu aldı. 11' ler den biri dışındaki 10 milletvekili yeni kurulan hükümette bakan oldu. Ecevit &nbsp;yıllar sonra “Güneş Motel” transferleri için "en büyük siyasi hatamdı"&nbsp;itirafında bulundu.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Milletvekili transferi her zaman vekil sayısı düşen parti tarafından çok sert eleştirilse de bugüne kadar hemen her dönem transferler devam etti. Günü kurtarma adına yapılan vekil transferlerinin hiçbir soruna çare olmadığı görülmesine rağmen yazık ki hala yapılmaya devam ediyor. Bazen maksadı aşan derecede şiddetli hakaret içeren eleştiriler yapılıyor ancak, maalesef önleyici yasal tedbirler alınmıyor, ya da alınamıyor. Siyasi partiler ve seçim kanunlarındaki boşluklar, partilerde lider sultası yaratmaya devam ediyor. Milletvekili adayı belirlenmesini genel başkan ve etrafında ki dar kadroya bırakan düzenlemeler; milletvekili transferinin de önünü açan bir yapı haline gelmiştir. Bu yapının, aday tercihi ile &nbsp;“</span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir</strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><span style="font-family:Liberation Serif">” sözünün içini boşaltarak, sadece duvarda yazılı bir söz olarak bıraktığının farkında olduğundan bile pek emin değilim. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Milletvekili adaylarının belirlenmesinde; yasalarda gereken değişiklikler yapılarak, adayların ön seçimle belirlenmesinin zorunlu hale getirilmesi, transfer konusunda belki kesin çözüm olmaz ancak; önemli ölçüde engeller diye düşünüyorum. CHP nin Cumhurbaşkanı adayını tüm üyelerinin katılacağı ön seçimle belirleyecek olması iyi bir örnek olacaktır. Yalnız, Milletvekili seçimleri de Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle birlikte yapılacağı için; acaba aynı ön seçimde milletvekili adayı belirlenmesi olmaz ama, hiç olmazsa aday adaylarının belirlenmesini düşünmek gerekmez mi?</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Devrimse işte asıl devrim bu olur. Seçimlere doksan gün kala üye ve seçmenlere araştırma ve değerlendirme için gereken süreyi tanımadan yapılan ön seçimden de istenen sonuç alınmayabilir. Süre uzun tutulursa üyelere araştırma ve değerlendirme için yeterli zaman kalacağından daha isabetli aday tercihi yapma olasılığı artacaktır. &nbsp;Bugüne kadar aynı işlemleri yaparak her seçimde farklı sonuç beklendi, olmadı. Artık siyasi partilerin konsensüs sağlayarak seçim sisteminde</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">yeni bir sistem arayışına gitmesinde fayda olacaktır. Belki artık dar bölge gibi seçim sistemlerini gündeme alarak, her vekil için dar seçim bölgeleri belirlenerek, seçmene vekilini daha iyi tanıyarak doğru tercih yapma, meclisteki çalışmalarını izleme ve değerlendirme imkanı verme zamanı da gelmiştir. Vekil de kendini aday gösteren lidere bağlı değil, gerçekten vekili olduğu millete bağlı kalacak, onların sorunlarını çözmek için çalışacak, sürekli olarak onlara hesap verecektir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İşte o zaman vekillerin maaşları ile asgari ücret arasındaki uçurum gibi olan fark kapatılabilir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Belki o zaman emekli maaşlarının açlık sınırının altında kalması önlenebilir. Belki o zaman üç-beş yerden maaş alan bürokratların maaşı tek maaşa indirilebilir. Belki o zaman milletvekili özlük hakları sadece vekil olduğu dönemi kapsar hale gelebilir, vekillik sonrası bağlı olduğu eski sosyal güvenlik sistemine devam ederek diğer vatandaşlarla aynı sosyal güvenlik imkanlarından faydalanır, imtiyaz olmaz. Belki o zaman iki yıllık vekillikten sonra emekli vekil maaşı ve ömür boyu sağlık güvencesi kazanma ayrıcalıklarına da son verilebilir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Dokunulmazlıklar ise sadece kürsü dokunulmazlığı ile sınırlı kalır. Ve işte o zaman vekiller şeffaflık gereği aldıkları maaşları gizlemeye gerek duymadan millete açıklayabilirler. İşte o zaman vekiller kanun gereği devlete verilen mal bildirimi olduğu haliyle, aynen millete de açıklamak zorunda kalırlar. Vekillik işte o zaman; kişilerin kendi ve ailesinin geleceğini garantiye alacak bir yatırım aracı olmaktan çıkar ve ancak millete hizmet için liyakatli kişilerin yapabileceği geçici bir görev haline gelir. İşte o zaman yaptıkları ihalelerle, aldıkları kararlarla kamuyu zarara uğratanlar hesap vermek zorunda kalabilirler.. Kalmalıdırlar!...</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;">&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Bugünkü yazıyı &nbsp;Ataol BEHRAMOĞLU nun “Ne Çok Hain” şiirinden yaptığım alıntı ile bitirelim.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Ne çok hain.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Kimliksizler, omurgasızlar</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Hedefisiniz şimdi lanetin.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Ne hizmetinde olduğunuz iktidar</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Ne sahte parıltısı şöhretin</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Kurtaramayacak sizi bu lanetten,</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Halkın içinde yükselen nefretten,</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Artık hiç değilse susmayı deneyin.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Ne çok hain.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Feb 2025 11:33:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ADAY</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/aday-572</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/aday-572</guid>
                <description><![CDATA[ADAY]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Başlıktan kolayca anlaşılacağı gibi bugün okurlarla CHP de yaşanan Cumhurbaşkanı adayı belirlenme süreci konusunda görüş ve düşüncelerimi paylaşacağım.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Öncelikle; Cumhurbaşkanı adayının belirlenerek, kamuoyu ile paylaşma zamanını erken bulan &nbsp;&nbsp;okurlarla aynı görüşte olduğumu söylemek istiyorum. Saygı duyuyorum, ancak: Tarih öne alınamazsa, 2028 yılı Haziran ayında yapılacak seçim için bugünden aday belirlemenin, seçime yönelik nasıl bir avantaj sağlayacağı anlayamadım. Mesaj atan, konuştuğum okurların çoğunun da aynı fikirde olduğunu gördüm. Aday belirleme kararı alan yöneticilerin gerekçelerini çok geç olmadan seçmenlere ve üyelere açıklamalarında fayda olacağını düşünüyorum.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;CHP de Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediye başkanları; parti görev verirse Cumhurbaşkanı adayı olacaklarını daha önce açıklamışlardı. Ancak hafta sonu Ankara da genel başkan ve iki Büyükşehir Belediye Başkanının yaptığı toplantı sonunda: Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı; aday belirlenmesi için zamanın henüz erken olduğu ve aday belirlenmesinde sadece ön seçim kriterinin dikkate alınmasının yeterli olmayacağı düşüncesiyle; yapılacak ön seçime girmeyeceğini &nbsp;açıkladı. Açıklamasında kararın kendisine ait olduğu, görüş ayrılığı ve kırgınlık olmadığını da belirterek CHP de mücadeleye devam edeceğini vurguladı. Böylece aday belirleme sürecinde CHP de kavga ve partiden kopma bekleyenler hayal kırıklığına uğradılar.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı; adayın tüm üyelerin katılacağı parti içi eğilim yoklaması (seçimi) ile yapılacak olmasını devrim olarak değerlendirdi. Siyasi partiler ve seçim kanununda bildiğim kadarıyla böyle düzenleme 80 öncesi vardı ancak bugün için maalesef yok. Bu tercih örnek olur, kanunlarda gerekli değişiklik yapılır, bütün siyasi partiler üyelerinin tercihi ile adaylarını belirlerse gerçekten bir devrim olur. Siyasi partilerimiz, liderin mutlak egemenliği altında olduğu için, aday belirlenmesinde son söz hep genel başkanlarda olmuştur. Zaten lider sultası da böyle oluşuyor işte. Bütün bunları göz önüne alarak; tüm üyelerin oy kullanacağı, hakim gözetiminde yapılacak ön seçimle aday tespitini hep savundum, destekledim, desteklemeye devam ediyorum.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Temsili demokrasilerde, seçim sonuçlarına halkın tercihinin tam olarak yansıdığını görmek için, parti içi demokrasi olgusunun geliştirilerek, aday tespitinin tüm üyelerin katılacağı ön seçimle yapılmasından vaz geçmemek, ısrar etmek gerekir. Geldiğimiz noktada parti içi demokrasiye gereken önemin verildiği söylemek çok zordur. Oysa parti içi demokrasi sağlanırsa adaylar; daha bilgili ve birikimli, daha nitelikli, kimselerden oluşabilir. Aday belirleme süreci daha katılımcı bir şekilde gerçekleşirse; adayların güç aldığı meşruiyet zemini &nbsp;güçlenir, büyük ölçüde yolsuzluklar da önlenebilir. (Konu hakkında görüşlerimi öğrenmek, bilgi almak isteyen okurlara 2023 seçimleri öncesi yazdığım, Çerkezköy Ekspres Gazetesinde yayımlanan“ Millet ve Milletvekilleri 1.2.3....7” başlıklı yazı dizisini bir kez daha okumalarını öneririm.)</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Belediye başkanları, belediye meclis üyeleri, il genel meclisi üyeleri ve milletvekili adaylarının, hatta gündemde olan Cumhurbaşkanı adayının belirlenme sürecine partinin tüm üyelerinin oylarıyla tercih edeceği kişi / kişilerin aday olması, parti içi demokrasinin kuvvetli bir göstergesi olacaktır. Parti içi demokrasi olmayınca, seçimler; parti genel başkanları ve etrafındaki az sayıda yetkilinin belirlediği adayların onaylanmasından ibaret kalmaktadır. Partilerin aday belirleme sürecine ilişkin yasal değişikliklere çok acilen ihtiyaç olduğunun başka bir göstergesi budur. Halk; artık kendisini temsil edecek kişi veya kişileri hiçbir dayatma olmadan kendi özgür iradesiyle seçebilmelidir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına girerken Ülkemizin ve Halkımızın çözüm bekleyen önemli sorunları olduğu gerçektir. Bu gerçek kimseyi karamsarlığa itmesin. Sorunları çözecek ahlaklı, bilgisi, birikimi, enerjisi, azmi, görev için gereken liyakate sahip iyi yetişmiş insan gücümüz olduğu da başka bir gerçektir. Ancak siyasi partilerin dar kadrocu yapılanmasındaki bozuk düzen yüzünden ortaya çıkamıyor, harcanıyorlar. Seçim sonrası CHP genel başkanının söyledikleri hala kulağımda, unutamıyorum: </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong><span style="font-family:Liberation Serif">”Arkadaşlara yetki verdik, kendi arkadaş, eş, dost, hısım akrabaları listeye yazmışlar.”</span></strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;İşte siyasi partiler ve seçim kanununda yapılacak değişikliklerle bu tür ayak oyunları mutlaka önlenmeli, yeteneklilerin yetkili olmasına engel olan tüm yapılar yıkılmalıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Cumhuriyetin ikinci yüzyılında kuruluştaki gibi aynı inanç, heyecan ve yenilenen umutlarla yine başarmak zorundayız. Umutsuzluğa kapılarak, olmaz, yapamayız diyerek, yorulup vazgeçmek; yok, &nbsp;yok, yok!. Yapamayız: Yüzümüze dost gözüken, arkamızdan teröristlerle iş tutarak onlara silah, cephane ve eğitim vererek; askerimizi, jandarmamızı, polisimizi, korucularımızı, halkımızı şehit eden, NATO da sözde müttefiğimiz bu kan emici, iki yüzlü, sahtekar emperyalistlerin kirli oyunlarını bozmak zorundayız. Başaracağız; çünkü muhtaç olduğumuz kuvveti nereden alacağımızı biliyoruz. </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>Ne diyordu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK; “ne demek yorulmak, dinlenmemek üzere yola çıkanlar asla yorulmazlar.”</strong></span></strong>&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Belki ben ve yaşıtım olanlar göremeyeceğiz ama; çocuklarımız, torunlarımız, bu Halk, bütün dünya yine görecek. Kısır çekişmelerden kurtularak, iç cephede birliği sağlayacak, bütün emperyalist planları yırtıp atacak, İleri medeniyetler seviyesinin üzerine mutlaka çıkacağız. MUTLAKA!...</span></span></span></p>

<p style="text-align:left">&nbsp;</p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Yazıyı; Cem Karaca nın &nbsp;eserinin sözlerinden bir alıntıyla bitirelim.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left">&nbsp;</p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Biz görmedik, sen görürsün.</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Yavrum, yavrum. </span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Didişmeden geçen bir gün mutlaka..</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Yalansız, dolansız bir dünyayı,</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Yavrum, yavrum,</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Kuramadık, kurarsınız mutlaka..</span><br />
<br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Boşa harcandı benim yıllarım,</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Boşa geçen yıllarıma yanarım.</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Affet beni ne olur, yalvarırım.</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Yavrum, yavrum. </span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Yarın senin ellerinde onu güzel kur..</span><br />
<br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Biz görmedik sen görürsün,</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Yavrum, yavrum.</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Daha mutlu Türkiye’ mi mutlaka.</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Kulun kula kul olmadığı bir yarın,</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Yavrum, yavrum </span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Kuramadık, kurarsınız mutlaka..</span><br />
<br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">İlminle, kitabınla, aklınla,</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Ellerinle, dişinle, tırnağınla,</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">İnsan olmanın verdiği onurla,</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Yavrum, yavrum.</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Yüreğinle kur yarını, güzel kur..</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Feb 2025 19:22:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KURTULMAK YOK TEK BAŞINA</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/kurtulmak-yok-tek-basina-571</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/kurtulmak-yok-tek-basina-571</guid>
                <description><![CDATA[KURTULMAK YOK TEK BAŞINA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Manisa 8. Olağan İl Kongresi' nde yaptığı konuşmada&nbsp;CHP toplantılarında atılan “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganıyla ilgili şunları söyledi: "Bunların, iş yapmak, eser üretmek, hizmet etmek gibi bir derdi yok. Trajikomik durumu söylemek isterim; adliye önünde polise karşı attıkları slogan 1971 yılında Ziraat Bankası' nı soyan bir sol terör örgütüne ait. ”</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;CHP genel başkanı Özgür Özel de TBMM de grup toplantısında yaptığı konuşmada sloganın Bertolt Brecht' in bir şiirinden yapılan alıntı olduğunu açıkladı, devamında:“ Bütün dünyada mücadele eden sendikaların, meslek örgütlerinin, sosyal demokrat siyasi partilerin sık kullandığı bir şiirdir. Türkiye'de de sol mücadelenin sembolü olmuştur" ifadelerini kullanarak cevap verdi.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;1980 öncesi katıldığım miting ve yürüyüşlerde, ezilen halk kitlelerini birlik olarak sınıf bilinciyle hak arama mücadelesine davet eden, birlikte mücadele verilirse sonuç alınabileceğini &nbsp;vurgulayan bu sloganın atılmadığı bir yürüyüş veya miting görmedim. Slogan; sol sendikalar, sol siyasi partiler ve solcu üniversite gençleri tarafından düzenlenen hemen her toplantıda kullanılırdı. 12 Eylül sonrası kitlesel toplantı ve gösteriler kısıtlanınca mitingler azaldı, slogan kullanılmaz oldu. &nbsp;&nbsp;</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2018 yılında Kapaklı’ da, bölgeye yapılacak &nbsp;termik santral projesini protesto etmek için miting düzenlendi. Yaptığım konuşmada; termik santralin sadece Kapaklı yı değil, bölgeyi; hatta Trakya’ nın tümünü etkileyecek bir çevre felaketi yaratacağına dikkat çektim. Zaten sanayiden kaynaklı çevre kirliliği ile yaşamak zorunda bırakılan halkı uyararak; mücadeleye katılmaları halinde termik santral projesinin iptal edilebileceğini aksi taktirde zehir soluyarak kanser hastalığına mahkum olacaklarını anlattım. Birlikte mücadele ile bu felaketten kurtuluruz çağrısını vurgulamak amacıyla konuşmamı aynı sloganla bitirmiştim. </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong><span style="font-family:Liberation Serif">“Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz!”</span></strong></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bir örgüt olmadığımız gibi, ne bir banka soymayı düşünüyorduk, ne kimseyi öldürmeyi. Bölgeye termik santral yapılması halinde oluşacak çevre katliamına karşı halkı ve yetkilileri uyarmak, uyandırmak adına sadece anayasal hak kullanılarak bilgilendirme yaptık. Duyarlılık yaratmak için yapılan mitingte aynı slogan kullanıldı. Slogan haline gelmiş sözlerin geçmişte anarşist bir örgüt tarafından kullanılmış olması, o sloganın haklı bir mücadeleye çağrı için kullanılmasını sakıncalı hale getirmez, kullananlar da kötü bir iş yapmış gibi suçlanamaz. İtibarsızlaştırmaya kalkılmaz. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bakın aç gözlü, kan emici çirkin bir adam seçim kazandı, bütün dünyaya rest çekiyor. Şimdi de Gazze yi boşaltarak oraya çökmek istediğini açıkça dillendiriyor. Pazar günü CHP İstanbul İl örgütü Karaköy köprüsünde yürüyüş yaparak bu çirkin adam ve çetesini protesto etmek istedi, Valilik izin vermedi. İzin verilseydi ve yürüyüşte</span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong><span style="font-family:Liberation Serif">“Nehirden Denize Özgür Filistin”</span></strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;sloganın yanında tartışılan </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong><span style="font-family:Liberation Serif">“kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz “ </span></strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">sloganı ile Haliç başta olmak üzere İstanbul ve Türkiye bu coşkuyu yaşayabilseydi: Dosta güven, Düşmana korku salınmaz mıydı? Gelişmeleri sadece izlemekle yetinen, oturdukları yerde parmak bile kıpırdatmayan arap ülkeleri ve uluslarını uyarmak, uyandırmak için iyi olmaz mıydı? Olmadı, yapamadık, izin vermediler!.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Seçim dönemi olmamasına rağmen sayın liderlerin birbirine karşı kullandığı üslubun sıkça dillendirilen </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong><span style="font-family:Liberation Serif">“iç cephede“</span></strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;birliği nasıl sağlar bilmiyorum. Bu kutuplaşma, kamplaşma, düşman yaratma kime, nasıl yarayacak. Ülkemiz zaten ateş çemberi içindedir. Kısır çekişmeleri bir tarafa bırakarak birlik beraberlik içinde tek ses, nefes olmak bugün sağlanmazsa ne zaman sağlanacak.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Hatırlayan okurlar vardır: 1974 yılında Kıbrıs a barış harekatı düzenlendiği zaman iktidarı, muhalefeti bütün siyasi partiler tek yürek oldu. TBMM de tek ses, birlik beraberlik sesi yükseldi. Ne ABD ne Avrupa tık diyemedi. Hiç unutmam çıkartma harekatının ertesi günü gazetelerin birinci sayfaları askerlik şubelerinin önünde gönüllü askere gitmek için kuyruk oluşturanların fotoğrafları ile doluydu. Ya şimdi; gazetelerin baş sayfalarında saçma sapan bir futbol maçı tartışması yüzünden evden silahını alıp arkadaşını öldüren taraftar müsveddesinin fotoğraflarıyla dolu. Yazık çok yazık, duygularımı aktaracak kelime bulamıyorum. Bu millet nasıl ve neden bu hale geldi anlamıyorum. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bizim iç cephede birlik sağlamaktan uzak olduğumuzu gören Yunanistan AB ve ABD yi arkasına alarak önce Ege denizinde hangi ülkeye ait olduğu Lozan’ da belirlenmemiş 19 ada ve 2 kayalığa resmen çöktü. Defalarca meclis kürsüsünden bu duruma itiraz eden vekiller bu günlerde sağır ve dilsiz oldu. Ağızlarını bıçak açmıyor. Bazen emekli paşaların tv lerdeki programlarından bir şeyler </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">duyuyoruz. Böyle mi olamalı; TBMM neden var, 600 vekili buraya sadece kendi geleceklerini garanti altına almaları için mi seçip gönderiyoruz. Doğu Akdeniz’ den nasıl dışlandık, ulusumuzun ve vatanımızın haklarını korumak için ne yapılıyor? Halk doğru bilgiye nasıl ulaşacak?</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Halkın çektiği geçim sıkıntısını anlatmak için “kuru soğana muhtaç” veya “çöp bidonlarından yiyecek topluyorlar”cümleleri bile artık yetersiz kalıyor. Alınan ekonomik kararlar zengini daha zengin yapmaktan başka bir işe yaramıyor. Mehmet Şimşek geldiğinde faizleri yüzde 50’ye çıkardı. Enflasyonu düşürüyoruz diyerek 18 ay sonunda ısmarlama TÜİK oranıyla enflasyon %44,38 oldu. Halbuki hazine ve maliye bakanı göreve geldiğinde enflasyon %38 di. Ekonomik başarı nerede?</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Lafı uzatmaya gerek yok, tek çare erken seçim değil, hemen seçim bu kesin. Ancak seçim ceylan derisi koltuklarda otururken, arada bir &nbsp;kürsüden ses yükseltmekle gerçekleşmiyor. Cumhurbaşkanı adayı belirlemeden önce muhalefet var gücüyle çalışarak erken seçim sandığını seçmenin önüne getirmek zorundadır. Aksi taktirde seçmen sandığı getirmeyi başaramayan muhalefetin hangi sözüne, neden güvensin?</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bugünkü yazıyı tartışma konusu olan şiirle bitirelim:</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong><span style="color:#e74c3c">"YA HEP BERABER YA DA HİÇBİRİMİZ</span></strong></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;">&nbsp;<span style="font-family:'Liberation Serif'">Kim mi kurtaracak seni, köle? &nbsp;</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Görecekler seni, kardeş.</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">yuvarlananlar uçuruma,</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">duyacaklar çığlıklarını:</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Seni köleler kurtaracak kurtaracaksa!</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Ya hep beraber ya da hiç birimiz.</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Kurtulmak yok tek başına</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">yumruktan ve zincirden.</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Ya hep beraber ya da hiç birimiz.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Kim mi alacak öcünü, yenilmiş adam?</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Vurulmuşsun madem,</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">gel yaralıların yanına.</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Gerçi biz zayıfız, kardeş.</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">zayıfız, yaralıyız ama,</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">alırsak biz alırız öcünü senin.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Ya hep beraber ya da hiç birimiz.</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Kurtulmak yok tek başına</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">yumruktan ve zincirden.</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Ya hep beraber ya da hiç birimiz.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Kim tutacak elinden, bitik kişi?</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Birleşmek zorundadır başkalarıyla</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">yoksulluğa dayanamayan.</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Birleş sen de yoksullarla, durma.</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Birleş yarına bırakmayanlarla bu işi.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Ya hep beraber ya da hiç birimiz.</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Kurtulmak yok tek başına</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">yumruktan ve zincirden.</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Ya hep beraber ya da hiç birimiz.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">BERTOLT BRECHT </span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 13 Feb 2025 16:05:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ASIL MESELE</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/asil-mesele-570</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/asil-mesele-570</guid>
                <description><![CDATA[ASIL MESELE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px">&nbsp;Önceki yazılarımda ekonomide yaşanan olumsuzlukların dış güçlerden kaynaklandığı konusundaki görüşlere katılmadığımı açıklamış, artık bu paranoyadan kurtulmak gerektiğini yazmıştım. Yorumun yanlış anlaşılma ihtimalini düşünerek, konu hakkındaki görüşlerimi biraz &nbsp;açmak istiyorum. Dış politikada ilişkiler kişilerin “dostluk” ve “kardeşlik” söyleminin ötesinde devletlerin karşılıklı menfaati üzerinden yürütüldüğü bilinen bir gerçektir. Onun için gelişmiş ülkeler en iyi yetişmiş personellerini dış temsilciliklerinde görevlendirirler. Bu kişiler; görev yaptıkları ülkelerde iki ülke arasındaki dostlukları geliştirmek üzere görev yapıyor gibi gözükseler de asıl amaçları her konuda kendi ülkelerinin menfaatlerini korumaktan başka bir şey değildir. Genelde bu çalışmalar casusluk faaliyetlerini içerecek hale gelebilir. Diplomatlar bulundukları ülkelerde gizliden menfaat karşılığı personel devşirerek istenen bilgileri toplar, ülkelerine aktarırlar. </span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Casusluklar savunma başta olmak üzere, sanayi, ekonomi, bilim ve teknoloji v.b. birçok alanda yapılmaktadır. Bunları bilmeme rağmen ülkemiz ekonomisinin bu hale gelmesinin sebebi dış güçler olduğunu kabul etmiyorum. Çünkü; ekonomide tüm kararlar kendi siyasilerimiz ve bürokratlarımız tarafından alınır ve uygulanır. Zaten mevcut hazine ve maliye bakanı da göreve başlarken yaptığı konuşmada ekonomide artık rasyonel politikalara dönmekten başka çare kalmadığını açıklamıştı. Bu tespit; yanlış ekonomik kararlar ile programlar uygulandığının bakan tarafından itirafı olmuştur. </span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ekonominin bu hale gelmesinin sebebi; faiz sebep, enflasyon sonuç tezinin ispatlanması uğruna patlayan döviz kurunu önleyebilmek için dahiyane buluş olarak uygulanan Kur Korumalı Mevduat (KKM) a ödenen faizler olduğu bilmeyen kalmamıştır. Bakan da; öncelikle KKM tan çıkmak için geliştirdiği yeni bir ekonomi programı uygulamıştır. Bu güne kadar KKM miktarında önemli bir düşüş sağlanmıştır. Ancak KKM a halkın ödediği vergilerden akıl almaz faizler verilerek resmen bir servet transferi yapılırken, halk fakru zaruret içinde adeta kuru soğana muhtaç hale getirilmiştir. &nbsp;</span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ekonomiyi krize, halkı açlığa mahkum eden bu KKM dış güçlerin kararı olsaydı, bakan herhalde bu tespiti de yapar ve kamuoyuyla paylaşırdı. Onun için yaşanan ekonomik krizi dış güçlere bağlamak, gerçekleri halktan gizlemek için kolay bir ezberden öteye gitmiyor diyorum. Bakan, Devletin bu kadar borç yükü ile doğru dürüst tasarruf yapmadan enflasyonu düşürmesinin çok zor olduğunu da biliyor, ancak eli kolu bağlı olduğu için yanlış olduğunu bildiği halde başka bir karar alamıyor. Yapabildiği tek şey; çalışanların, emeklinin ücretini baskılamaktan başka bir şey değildir. </span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ülkemizin vergi gelirleri açısından yetersiz olduğu bir gerçektir. Yetersiz olan gelirlerin vergi vermeyenlerin sisteme dahil edilerek artırılması ve böylece bir kısır döngü haline gelen borç ve beraberindeki faiz yükünün azaltılması yine zorunluluk haline gelmiştir. Bunun için de kamusal kaynakların sağlıklı hale gelmesini sağlamak amacıyla 55. Hükümet döneminde çıkartılan ancak 2003 yılı başında AKP iktidarı tarafından kaldırılan 4369 sayılı “Mali Milat/ Nereden Buldun” adıyla anılan yasanın daha fazla vakit kaybetmeden hemen yürürlüğe konması gerekir.<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;Üstelik asıl mesele sadece KKM la sınırlı olmayıp devamında son on beş yılda AKP iktidarının geliştirdiği bütçeye büyük yük getiren Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) projeleri de vardır. En başta; yolcu garantili hava alanları, geçen araç sayısı garantili köprü, otoyol, tünel ve şehir hastaneleri gelmektedir. Bunların maliyetlerinin, verilen garantilerin bütçeye getirdiği borç yükü mutlaka hafifletilmek zorundadır. Bu bazılarının söyleyip yazdığı gibi imkansız bir iş değildir. Öncelikle Devlet müteahhitlerle masaya oturarak sözleşmelerinde yer alan “uyuşmazlık halinde başvurulacak mahkemelerin Londra mahkemeleri olacağı” maddesinin değiştirilmesi için uzlaşma sağlanmalıdır.</span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Uzlaşma sağlanınca sonraki aşamada konunun uzmanı bilim insanlarından oluşan bir komisyon oluşturularak tüm KÖİ projeleri sil baştan incelenmeli, hatalı ve yanlış keşif nedeniyle verilen garantiler dahil kamu zararına neden olan projelerde düzeltmeler yapılarak orta bir yol bulunmalı, daha fazla kamu zararı önlenmelidir. İhale mevzuatında hatayı düzeltecek yorumlar vardır. Sonuçta müteahhitler de yaptıkları projeler nedeniyle kendi devletlerinin daha fazla zor duruma düşmesini istemezler. Kaldı ki % 90 hata ile tespit edilerek garanti verilen bir proje dünyanın neresinde tahkime giderse gitsin; kamu zararı uygundur denmeyecektir. Yani kamu bu davayı kazanacaktır.</span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Unutmadığımız, unutmayacağımız 6 Şubat depreminin üzerinden iki yıl geçti. Kaybettiğimiz yurttaşlarımızı bir kez daha rahmetle anıyorum. Bir yıl sonra bütün depremzedelerin kalıcı konutlara yerleşeceği vaadi yazık ki henüz yerine getirilemedi. Depremin yaraları hala sarılamadı. &nbsp;24 Ocak 2025 itibariyle depremden etkilenen 11 ilde toplamda 201.431 konutun yapımı tamamlanıp hak sahiplerine teslim edildiği açıklandı. Yetkililerin ifadesine göre 2025 yılı sonunda 416 bin 960’ı konut, 36 bin 23’ü ticari ünite olmak üzere toplam 452 bin 983 konut ve iş yerinin teslimatının tamamlanması hedefleniyor.</span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Öte yandan, 1999 Gölcük depremi sonrası yaraların sarılması ve depremlere hazırlık amacıyla koyulan halk arasında deprem vergisi olarak bilinen özel iletişim vergisiyle AKP iktidarı döneminde 22 yılda 40 milyar dolar toplanmış. Depremde kullanılmak üzere koyulan bu vergi sonraki yıllarda deprem unutularak genel bütçeye dahil edildi, israf projelerine harcandı. Ancak;yazık ki kentlerimiz hala depreme dirençli hale getirilmedi. Halkımız 6 Şubat depreminde yıkılan binaların kaç tanesinin TBMM de çıkarılan imar barışı denen ucube kanundan faydalandığını bile hala bilmiyor. </span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;6 Şubat depreminde AFAD ve KIZILAY da yaşanan kargaşa ile TSK nın arama kurtarma çalışmalarına depremin ancak üçüncü gününde katkı vermesi çok eleştirilmişti. Bu konularda ne karar alındı, nasıl bir çalışma yapıldığı bilinmiyor. Merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasındaki işbirliği ve koordinasyonun tam olarak sağlandığından emin değiliz. Bolu daki otel yangınından sonra 78 canımızı kaybetmişken, siyasi partiler arasında sürekli karşı tarafı suçlayan, kendini aklayan kısır bir tartışma ve kutuplaşmanın sonu nereye varacak bilemiyoruz, bilmiyoruz.. </span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px">Ancak: Bu güne kadar yaşananlardan, halkımıza ve vatanımıza hiç bir faydasının olmayacağını çok iyi biliyoruz!.. </span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 07 Feb 2025 10:31:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YANGIN KONUSU</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/yangin-konusu-569</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/yangin-konusu-569</guid>
                <description><![CDATA[YANGIN KONUSU]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:left"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;21 Ocak Salı günü Bolu ilimizde yaşanan otel yangınında 36 sı çocuk, 78 vatandaşımızı kaybettik. Acımız çok büyük. Kaybettiğimiz vatandaşlarımıza Allah tan rahmet, geride kalan kederli ailelerine &nbsp;&nbsp;başsağlığı ve sabır, yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar diliyorum. Allah, tekrarından korusun.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yaşanan yangın olayı; yetkililerin sorumluluktan kurtulmak amacıyla vatandaşlara doğru bilgi vermek yerine, gerçeklerden uzak polemiklere girmesi sonucu hala aydınlatılamadı. Böyle olunca vatandaşı bilgilendirmek adına medya tartışmaya katılmak zorunda kaldı. Ancak medyadaki kamplaşma nedeniyle vatandaşların beklentileri karşılanamadı. Çünkü medya yazık ki tarafsızlığını kaybetmiş haldedir. Çeşitli nedenlerle bir siyasi görüşe angaje olmuş medya, objektif bir yayın &nbsp;yaparak sadece gerçek haberleri vatandaşlara aktarma özelliğini çoktan kaybetmiştir. Özellikle TV programlarında tartışmalara katılan uzman konuşmacılara saygı duyuyorum, onları tenzih ederim. Ancak bazı provokatörlerin uzmandan çok bir parti militanı olduğu daha konuşmaya başlarken belli oluyor. Bunlar desteklediği siyasi partiyi korumak, yaranmak amacıyla öne sürdüğü ilgisiz görüşleriyle bilgi kirliliği yaratmaktan başka bir işe yaramıyor. Yaşanan bu ortamda, yazık ki halk gerçekleri öğrenme imkanı bulamıyor, kafası karışıyor. Ama provokatörler amacına ulaşıyor. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yangının adli boyutunu soruşturan Bolu Cumhuriyet başsavcılığı mahallinde araştırma yapmak ve rapor hazırlamak üzere sekiz uzmandan oluşan bilirkişi heyeti görevlendirdi. Heyet jandarma eşliğinde sahada yaptığı tespitlerini rapor haline getirdikten sonra Cumhuriyet Başsavcılığına teslim etmek için adliyeye gitmiş. Burada raporun değiştirilmesi yönünde müdahale yapıldığını CHP genel başkanının açıklamasından tüm kamuoyu öğrenmiş oldu. CHP genel başkanı konu hakkında bilgi almak için Adalet bakanını aramasına rağmen, bakanın telefona çıkmadığını da yine kendi açıkladı. &nbsp;&nbsp;Ertesi gün Adalet bakanı </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>raporu neden okudu diye </strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Liberation Serif'">genel başkana kızdığı için telefonunu bilerek açmadığını açıkladı ve raporu korsan metin olarak nitelendirdi. Halk acı olayın karanlıkta kalan noktalarının aydınlatılmasını beklerken, yaşanan gelişmeler yangın gerçeğinin ortaya çıkmasını geciktirmekten başka bir işe yaramadı.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yangın olayında gözüme çarpan ilk hata; Devlet organizasyonundaki görev paylaşımı eksikliği, yanlışlarıdır. Sorun; Bakanlık, Belediye, Özel İdarenin ötesinde Devlet sorunu görüntüsü vermiştir. Yetki kargaşası içinde bugün itibariyle otel yangınında sorumlu kurum konusunda henüz görüş birliği sağlanamamıştır. Yangın konusunda açıklama yapan her yetkili; sorumluluğu kendinden, kurumundan, partisinden uzaklaştırmak için yetkinin kimde olduğu konusunda yanıltıcı ve yoruma dayalı bilgi vermektedir. Oysa bir organizasyonda temel kural yetki ve sorumlulukların kesin olarak belirlenmesidir. Ülkemizde merkez ile yerel arasında yetki paylaşımı hep sıkıntılı olmuş ve yazık ki bu güne kadar ideal bir çözüme ulaştırılamamıştır. 2002 seçimlerinden sonra iktidara gelen AKP yönetimi reform diye yerel yönetimler yasalarında değişiklikler yaptı, ama görünen o ki yeterli olmamıştır. Yerel yönetimler konusunda gerçek bir reforma ihtiyaç olduğunu biliyorum ancak konuyu dağıtmak istemediğim için şimdilik, ileride tekrar indirmek üzere rafa kaldırıyorum.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yangın konusundaki görüşlerime gelince: Yanan otel Turizm Bakanlığından alınmış turizm işletme belgesine sahip olup Bolu İl Özel İdaresi sınırları içinde kalmaktadır. 5393 sayılı belediye kanuna göre Bolu Belediyesinin kendi merkez ilçe ve mücavir alanı dışında herhangi bir yetkisi ve görevi yoktur. Kanuna göre il ve ilçe belediyelerinde itfaiye teşkilatı kurulması zorunludur. İl özel idareleri için itfaiye teşkilatı kurulma zorunluğu yoktur. Bu alanlarda yangın yeterlilik belgesinin hangi itfaiye teşkilatı tarafından verileceği konusunda mevzuatta bir hüküm yoktur, bu eksikliktir. Gözüken o ki Valiliğin de bu konuda istisnai bir görevlendirmesi olmamıştır. Turizm işletme belgesi verilen otel ve diğer konaklama tesisleri için imar ve ruhsat yetkileri, bulundukları belediye veya il özel idaresi yönetiminde olmayıp, Turizm Bakanlığındadır. Onun için yangın mevzuatının uygulanması ve denetlenmesinde görev ve sorumluluk yine bakanlığa aittir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Önce den alınmış turizm işletme belgesi varsa bu belge aynı zamanda </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>iş yeri açma ruhsatı</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;yerine geçiyor. Ancak bu durumda olan işletmelerin </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>30.04.2024</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;tarihine kadar ilgili kurumdan yangına uygunluk belgesi alması gerekiyordu. Bu tarihe kadar bu belge alınmadıysa Turizm Bakanlığınca turizm </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>işletme belgesinin iptali</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;gerekirdi. Bunların denetimini yapmak da Turizm Bakanlığının göreviydi. Bakanlığın kendi Yönetmeliğinin Geçici 1. Maddesi uyarınca öngörülen görevi yerine getirmemesi nedeniyle ağır hizmet kusuru vardır. Bunu görmezden gelerek Bolu Belediye itfaiyesinde görevli personeli; otelin başvurusu üzerine tespit edilen eksiklikleri, otel yönetiminin dilekçeyi geri çekmesi üzerine, yasalarda tanımlanmamış olmasına rağmen neden şikayet etmediniz diye suçlamak, zorlama bir yorum olmaz mı? Çünkü yangına ilişkin soruşturma kapsamında tutuklanan Grand Kartal Otel' in sahibi Halit Ergül ün mahkemedeki beyanına bakın:</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong><span style="font-family:Liberation Serif">“Bolu 2. Sulh Ceza Hakimliğindeki ifadesinde jandarma ve savcılıkta verdiği ifadelerini kabul ve tekrar ettiğini bildiren Ergül, olay günü Gazelle Otel' de bulunduğunu, yangın haberi gelince bölgeye gittiğini ve itfaiyenin kendisinden 15 dakika sonra geldiğini anlatmış. Otelde yangına karşı her türlü önlem alındı ifadesini kullanan ve gerekli denetimlerin yapıldığını savunan Ergül, En son denetim Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 15 Aralık tarihinde yapılmıştır. Bu denetimde engelli odalarının kapılarıyla ilgili eksiklikler bulundu. Yangınla ilgili herhangi bir eksiklik tespit edilmedi demiştir. “</span></strong></span></span></strong></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;15 Aralık tarihinde Kültür ve Turizm bakanlığı tarafından yapıldığı söylenen denetimin raporu nerededir? Denetim yapan Turizm Bakanlığı yetkilileri itfaiyenin tespit ettiği eksiklikleri görmemiş olabilir mi? Denetim yetkilileri yetersiz olabilir, bakanlıktan veya valilikten geçici görevlendirme ile neden teknik destek istenmemiştir. Bu soruşturmada ihmaller zinciri ortaya çıkarılmalı kimseye &nbsp;ayrıcalık tanınmamalı, artık gerçek sorumlu bulunarak hak ettiği cezayı mutlaka almalıdır. Çünkü: Geçmişte sorumlusunu bulamadığımız cinayet gibi sözde kazalardan bugünlere geldik. 2014 te Soma’da, 301 madenci can verdi. Aladağ’ da kız öğrenci yurdunda çıkan yangında 12 çocuk öldü. 2014’te, Ermenek’ te 18 madenci madenin içinde boğularak öldü. 2003’te Pamukova’daki tren kazasında 41 kişi, 2018’de Çorlu tren kazasında 25 kişi öldü. Sorumlu yoktu, hala bulamadık. Bulabilseydik belki böyle sözde kazalar olmaz, belki bazı canlarımız hayatta, aramızda olurlardı.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Otel sahibi ve işletmecilerinin sorumluluğu dışında, bu olaydaki sorumluluk Kültür ve Turizm Bakanlığındadır. Bütün demokratik ülkelerde </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>istifa</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;diye bir müessese vardır. Ülkemizde maalesef &nbsp;hatırlanmaz hale gelmiştir. Yazı yayımlandığı tarihte Bakan hala görevine devam eder mi bilemem. Bana göre yangının üzerinden yirmi dört saat bile geçmeden istifa etmesi gerekirdi. Bunun için Cumhurbaşkanından talimat beklenmemeliydi...</span></span></span></p>

<p style="text-align:left">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Jan 2025 13:15:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>RÖPORTAJIN ARDINDAN</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/roportajin-ardindan-568</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/roportajin-ardindan-568</guid>
                <description><![CDATA[RÖPORTAJIN ARDINDAN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;Yazılarımda çok sık dile getirdiğim </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong><span style="font-family:Liberation Serif">“Mali Milat / Nereden Buldun”</span></strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;kanununun 2003 yılının hemen başında AKP iktidarı tarafından yürürlükten kaldırılmasının 22.yıl dönümünde, kanunun çıkarılması için çok emek veren dönemin maliye bakanı Zekeriya TEMİZEL in konu hakkındaki görüşlerini üç bölümlük yazı dizisiyle okurlarla paylaştım. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Okurların Sn TEMİZEL’ in &nbsp;kanununun çıkarılma gerekçelerini açıklarken yaptığı analizde ne kadar doğru tespitler yaptığını bir kez daha hatırlama imkanı bulduğuna inanıyorum. Yaşadığımız &nbsp;ekonomik krizde, kanunun yürürlükten kaldırılmasının çok önemli payı olduğunu ağır bedeller ödemek zorunda bırakılan halkımız da artık &nbsp;görmüştür diye düşünüyorum. Kanunun yürürlükten kaldırılması kararı alan, savunan ve meclisteki oylamada evet oyu kullananlar için yazık ki aynı şeyi söyleyemiyorum. Çünkü; onlar hala doğru yaptıklarını zannediyorlar.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ekonomist olduğunu iddia eden bazı medya; yazar, çizer, yorumcu ve yöneticilerinin ısrarlı lobi faaliyetleri sonrası bütün dünya ekonomileri faiz arttırırken ülkemizde nas hatırlatmasıyla faiz indirimine gidildi. Sonrasında yükselen döviz kurlarını kontrol altına alabilmek için karşılıksız para basılmasının enflasyonu olumsuz yönde etkileyeceği uyarısı yapan bilim insanı uzmanların sesini duyan, sözünü dinleyen olmadı. Hazine ve Maliye bakanının göreve başlarken, kendi deyimiyle uygulanan irrasyonel ekonomi politikaları sonucu, enflasyon kontrolden çıktı. Kuru soğana muhtaç olan halk, pazar artıklarından yiyecek toplar hale geldi. Asgari ücretliler ile en düşük emekli maaşına yapılan zam, ellerine geçmeden açlık sınırının altına yaklaştı. En acısı da: Ekonomiyi bu hale getiren hiç kimse en küçük bir bedel ödemedi. Sorumlulardan hesap bile sorulmadı. Tek bedel ödeyen: Her zaman olduğu gibi sadece fakru zaruret içinde yaşamak zorunda bırakılan halk oldu.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;Temel atılırken;”onların kafası basmaz, devlet bütçesinden yani halkın cebinden para çıkmayacak” diye tanıtılan ancak emsallerinin çok üzerinde bir bedelle tamamlanan: Otoyol, köprü, hastane, hava alanları v.b. KÖİ projelerine verilen hazine garantilerini, geçiş sayılarını, devredilme süresini bilen milletvekili sayısı bile yok denecek kadar az. Geçiş ücretleri dolar veya avro endeksli olduğu için ücret belirlenirken abd ve avrupa bölgesinin enflasyonu göz önüne alınmaktadır. Garanti edilen &nbsp;para toplanamazsa, hazineden yani devlet bütçesinden eksik kalan kısım tamamlanmaktadır. Yani temel atılırken söylenen devletten para çıkmayacak sözü tutulmadı. Üstelik ödemelerde uyuşmazlık olursa baş vurulacak yetkili mahkemeler olarak sözleşme gereği Londra mahkemeleri kabul edildi.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bu noktada 2003 yılında kaldırılan </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong><span style="font-family:Liberation Serif">“Mali Milat / Nereden Buldun” </span></strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">yasası sonrası Türkiye nin brüt dış borç stokunu ve ödenen faiz miktarını hatırlamakta fayda var: Türkiye nin Brüt dış borç stoku 2002 yılında 131,887 milyar dolar iken &nbsp;</span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>30 Haziran 2024 </strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">tarihi itibarıyla 512,0 &nbsp;milyar dolar olarak gerçekleşti. Türkiye'nin 2003-2023 yılları arasında ödediği faiz miktarı ise 563 milyar doları aştı. Bu süre içinde devletin yaklaşık 3 trilyon dolar vergi topladığını unutmayalım. Bu kadar vergi gelirine rağmen bu miktarda borç yapılması normal olabilir mi? Aklıma hemen bir Nasreddin hoca fıkrası geldi. Hocanın karısı iki kiloluk ciğer yemeğini yakınca hocaya ciğeri kedinin yediği yalanını söylemiş. Hoca kediyi ensesinden tuttuğu gibi teraziye koymuş ve karısı dönmüş sormuş: Hanım, demiş</span><strong>&nbsp;</strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">gör işte&nbsp;<span style="font-family:Liberation Serif">‘</span></span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">Şu havaya kaldırdığım kedi, iki kilodur. Eğer elimdeki şey kediyse, ciğer nerede? Yok bu şey ciğerse, kedi nerede?’’</span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;Yirmi yılda 3 trilyon dolar vergi harcandı. Buna rağmen 512 milyar dolar borç kalmış. Şimdi: Bu borçsa vergiler nerede diye sormak gerekmez mi?</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;80 li yıllar için yaptığı analizde ne diyordu Sayın TEMİZEL; “</span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>Bu gereksiz savurganlık Devleti göz göre göre batağa sürükledi.</strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;Bir devletin bütün bu ilkelliklerle ayakta kalması, varlığını sürdürmesi, sosyal politikalar üretmesi mümkün değildi. Toplumu kurallarla yaşayan, ulusal bilince sahip bir ulusa dönüştürmesi olanaklı da değildi. </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>Yani devletin borçlanmasının disiplin altına alınması gerekiyordu.</strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;İşte vergi ile ilgili düzenlemelerle eş zamanlı olarak bu çabalara girişildi. </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>Bütçe yasasıyla Devlet borçlanmasına bir sınır getirildi.</strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><span style="font-family:Liberation Serif">” Nereden buldun kaldırılınca, bütün bu çalışmalara, yazık oldu. Halkın çektikleri, ödenen bu kadar faiz, yapılan bu kadar borç... Değdi mi?</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Denge ve denetim mekanizmaları olmayan, çalışmayan bütün başkanlık sistemlerinde liyakat değil sadakat geçerli olmaktadır. Ülkemizde de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçildikten sonra sistemin denge denetim mekanizmaları yeterli olmadığı için hiçbir alanda arzu edilen başarı elde edilemedi. Liyakat göz ardı edildi. Sistem değişikliğinin aceleye getirildiği, aksayan yönleriyle bugün daha net görülmektedir. Ancak sistemden geri dönüş imkansız denecek kadar zordur. Bugün; ağır aksakta olsa da işleyen parlamenter sistem o haliyle bile aranır haldedir. Bütün bu gerçeklere rağmen, ekonomik krize çözüm bulamayınca, dış güçlerin çıkardığını iddia etmek, anlaşılır değildir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yaşanan krizlere tam ve doğru teşhis koyup tedavi edebilmek için öncelikle artık mizah haline gelmeye başlayan “dış güçler” paranoyasından kurtulmak gerekir. Ülkede ne yapılırsa millet ve onun seçtiği vekiller tarafından yapılır. Dolayısıyla sorumlu da milletvekilleri ve onları seçen halkın kendisidir. Sonra pişman olmamak ve suçlu aramamak için Millet önce seçmen olarak, ülkeyi yönetecek parti ve liyakatli kadroları her türlü yönlendirme, kişisel çıkar beklentisi ve baskıdan uzak, kendi özgür iradesiyle seçmek, seçebilmek zorunda dır.</span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong><span style="font-family:Liberation Serif">”Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir” </span></strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">diyebilmenin temeli de budur. Ezilen halk kitleleri çektikleri geçim sıkıntısından ve fakirlikten kurtulmak istiyorsa; Yanılıp, aldanmamak için çok daha dikkatli olmak zorundadır. Örneklerini gördük; fakru zaruret içindeki seçmen gereken özeni göstermez, oyu ile doğru tercih yapamazsa; demokrasinin nimeti olan seçim, bazen adeta dar ağacındaki idam mahkumunun bindiği sandalyeyi kendisinin tekmelemesi gibi bir sonuçta doğurabilmektedir... </span></span></span></p>

<p style="text-align:left">&nbsp;</p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>NOT:</strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;Gelen mesajlardan bazı okurlarımızın “</span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>Mal Bildirimi</strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><span style="font-family:Liberation Serif">” ile “</span></span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>Mali Milat-Nereden Buldun</strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><span style="font-family:Liberation Serif">” yasalarını karıştırdıklarını gördüm. İki yasa da ayrı yasalar olup, yolsuzlukla mücadelenin iki ayağı &nbsp;olması ve uyumlu çalışması gerektiğine inanılarak çıkartılan yasalardır. Mal bildirimi yasası yürürlüktedir. Mali Milat yasasının kaldırılması yolsuzlukla mücadele ayağının birini yok etmiştir. Onun için yolsuzluklarla mücadelede istenen hedefe ulaşılamamaktadır.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 23 Jan 2025 16:03:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TEMİZEL RÖPORTAJI (3)</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/temizel-roportaji-3-567</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/temizel-roportaji-3-567</guid>
                <description><![CDATA[TEMİZEL RÖPORTAJI (3)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;Bu günkü yazıda “ </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>Mali Milat/ Nereden Buldun </strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><span style="font-family:Liberation Serif">“ yasasının çıkarılmasında büyük emek veren dönemin maliye bakanı Sayın Zekeriya TEMİZEL in röportajından yaptığım alıntıların son bölümünü aktaracağım. Bu noktada okurlardan bir ricam olacak. Çevrenizde; televizyonlarda sözde ekonomistlerin o koca ağızlarını yayarak “</span></span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>yaşadığımız ekonomik krizin sebebi dış güçlerdir</strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><span style="font-family:Liberation Serif">” yalanına inan kimse varsa; yazı dizisini okumalarını sağlayın, neye faydası olur bilmem ama hiç &nbsp;olmazsa, yalnız gerçekleri okumuş o</span>lurlar. Röportaja kaldığımız yerden aynen devam ediyorum: </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Devlet, piyasalardan limitsiz ve cari harcamaları için borçlanmaya başladıktan sonra, borçlanma kararlarını da meclis dışına taşıdı. Borç ana paraları ödemeleri bütçe dışına atıldıktan sonra, artık izlenemez bir hale geldi. Birileri yetkiyi sınırsızca kullanıyor, alıyor, borçlanıyor ve meclisin önüne bir faiz faturası koyuyor; “Hadi bütçeye bunu yazın” diye. Harcamaları yapacaklara, gelirleri toplayacaklar’ a yetki veren kurum: Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçe hakkını neredeyse devretti. Sadece “hadi sen borçlan diye“ bir yetki veriyor, ne tutarına, ne borçlanmanın biçimine, ne faizin getireceği yüke karışmıyor. Bütçe ile ilgisi olmayan kurumlar da finansman gereksinimlerini hazine garantisi ile borçlanarak karşılamaya başlayınca iş çığırından tam olarak çıktı. Bütçe içinde yer almayan, ya da bütçede kendilerine ödenek verilmeyen kurumların sorumsuzca, zorunlu olmayan işler için yaptıkları, finansmanı bulmak koşullu işlerinin yükü de devlete gelmeye başladı. Bu gereksiz savurganlık Devleti göz göre göre batağa sürükledi. Finansman koşullu ihalelerde, daha yatırımın birinci yılında, yatırımın bitmesine yıllar varken geri ödemeler başladı. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bir devletin bütün bu ilkelliklerle ayakta kalması, varlığını sürdürmesi, sosyal politikalar üretmesi mümkün değildi. Toplumu kurallarla yaşayan, ulusal bilince sahip bir ulusa dönüştürmesi olanaklı da değildi. Bu konuda üretilecek politikalar sadece mali politikalarla sınırlı olamazdı. Ancak Devleti borç batağından çıkartmak öncelikli bir işti. Bataklığı kurutmak için öncelikle onu besleyen dereleri kurutmak gerekiyordu. Yani devletin borçlanmasının disiplin altına alınması gerekiyordu. İşte vergi ile ilgili düzenlemelerle eş zamanlı olarak bu çabalara girişildi. Bütçe yasasıyla Devlet borçlanmasına bir sınır getirildi. Bütçe dışı kurumlara verilen hazine garantileri sınırlandırıldı. Belediye borçlanmalarına verilen hazine garantileri kısıtlandı. Amaç; borçlanmaya disiplin getirmenin yanında parlamentonun dışında, parlamentonun izni olmadan birilerinin harcama yetkisini kısmaktı. Borçlanmayla ilgili başı boşluğun düzeltilmesi gerekiyordu, getirilen sınırlandırmalarla o yapıldı.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Kısaca &nbsp;Türkiye’yi mali tutsaklıktan kurtarmak için, tutsağı bağlayan zincirleri kırmak, sonra da sağlıklı bir sistem kurmak gerekiyordu. Çağdaş bir toplum yaratmanın bir günden ikinci güne gerçekleşmeyeceği bunun belli bir süre alacağı bilinen gerçektir. Çağdaş toplumu yaratacak, toplumsal dayanışmayı sağlayacak olan vergi sistemidir. Adaletli bir bölüşümün temelini oluşturacak olan da yine vergi sistemidir. İşin kolayına kaçıp, dünya konjonktüründen yararlanarak, özellikle de yeni emperyalizmin tuzağına düşerek, borçlanarak, geçici çözümler sağlamak, çağdaş bir ülkenin kabul edebileceği bir şey değildir. Zaten yeni emperyalizm ülkeyi borçlanma yoluyla bir defa tutsak ettikten sonra bir ülkenin doğal olarak yapması gereken çözümleri önermekte, ancak borç kamçısını da elinden bırakmamakta, o ülkeyi kabulü zor olan bazı şeylere zorlamaktadır. &nbsp;</span><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Onun için borçlanmaya disiplin getirmek,vergi sistemi kurulması kadar önemli bir olaydır. Sağlıklı bir vergi sistemiyle, dayanışma kültürü olan bir ülkenin, borç batağına gömülmesi, teslimiyete sürüklenmesi olanaksızdır. Ülkeyi borç alarak yönetmeye çalışanlar bu durumu haklı kılmak için vergi sistemini yozlaştırıyorlar. Vergi suçlarını o derece yaygınlaştırıyorlar ki ister istemez vergi suçluları toplumda çok büyük bir destek buluyor. Sağlıklı vergi sistemleri, kayıtlı ekonomiye ve belge sistemine dayanır. Dolayısıyla vergi sistemindeki yozlaşma; kayıt dışının meşrulaştırılması, belge sisteminin naylon laşması ile olur. Vergi yasası yapanlar nasıl toplumsal destek ararlarsa vergi sistemini dejenere etmeye çalışanlar da toplumsal destek bulmaya çalışırlar. &nbsp;</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yükümlülüklerini yerine getirmeyen, kayıt dışı çalışmaya alışmış, bunu da güya sahte belgelerle usulüne uydurmaya çalışan insanlar toplumda kendilerine bir taban yaratma çabasına giriyorlar. O zaman toplumun bütün kesimlerini ufak tefek te olsa kendilerinin yaptığı hareketlere benzer hareketlerle teşvik ediyorlar. Örneğin birileri devletten vergi kaçırmak ya da hayali ihracat yaparak &nbsp;haksız vergi iadesi almak için naylon fatura düzenliyor. Bakıyorsunuz birilerini de ücretlerde vergi iadesinden yararlanmak, harcamasının yüzde 3-5 ini almak için sahte kasa fişi kullanmaya itiyorlar. Böylece sahte belgeye karşı bir uğraş sergilendiğinde ayağa kalkacak geniş bir kitle ortaya çıkıyor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ülkeler ulusal bağımsızlıklarını mali tutsaklıkla yitiriyorlar. Bu da sağlıklı bir vergi sistemi kurmak yerine borçlanarak kamuyu finanse ederek yaratılıyor. </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>Mali Milat/Nereden Buldun</strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;yasasının kaldırılması ve yerine yeni bir sistem kurulmamış olması bu tutsaklığın sürdürüleceği anlamına geliyor. (M.U not 1) Gelişmekte olan ülkelerde benzer süreçlerin yaşanması yeni emperyalizmin şablonunu da ortaya koyuyor. Emperyalizm eskiden; böl, parçala, yönet diyordu. Yeni emperyalizm; borç batağına sürükle, emir ver, kullan, sömür diyor. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">(M.U not 2)</span><strong>&nbsp;</strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">Tam bu noktada İsmet İNÖNÜ nün hatıralarına bakmakta fayda görüyorum. Anılarından aynen aktarıyorum: “ İngiliz delegesi Lord Curzon ve Amerikan delegesiyle oturuyorduk, konuşmamızı hiçbir zaman aklımdan çıkartmadım. İngiliz delegesi Lord Curzon </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong><span style="font-family:Liberation Serif">“ Lozan’dan memnun ayrılmıyoruz, hiçbir isteğimizi yaptıramadık. Harap bir memleket alıyorsunuz. Bunu imar etmeyecek misiniz? Neyle, nasıl yapacaksınız? Para bir bunda var, (Amerikan delegesini işaret etti) birde bende var. Gelecek borç para isteyeceksiniz, diz çökeceksiniz. Ret ettiklerinizin hepsini cebimden çıkartıp size göstereceğim” </span></strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">dedi. Bunu hiçbir zaman unutamam. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">Görüldüğü gibi emperyalizm cephesinde değişen bir şey yok, dün ne yaptılarsa bugünde aynısını yapıyorlar. Hala bir ülkeyi sömürge yapmak, emir vermek, doğal kaynaklarını yağmalamak için silah yerine parayı kullanarak önce borçlandırıyorlar.</span><strong>&nbsp;</strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">Okura ödev:</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Türkiye’nin güncel borcu ve &nbsp;yıllık ödenen faiz miktarı ne kadardır?</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Bu borcu yapan, ekonomiyi krize sokan dış güçler kimdir?</span></span></span></p>

<p style="text-align:left">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Jan 2025 15:55:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TEMİZEL RÖPORTAJI (2)</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/temizel-roportaji-2-566</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/temizel-roportaji-2-566</guid>
                <description><![CDATA[TEMİZEL RÖPORTAJI (2)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;Yaşadığımız ekonomik sıkıntının boyutunun bir göstergesi olarak asgari ücret ve emeklilere yapılan maaş artışları gösterilebilir. Hazine; enflasyonla mücadele adına kuru soğana muhtaç hale getirilen bu kesimler üzerinde acımasız baskıya devam ediyor. TÜİK’ in &nbsp;ısmarlama hesapladığı oranlarla kağıt üzerinde düştüğü söylenen enflasyon altında ezilen halkımızın görüntü ve feryatları her akşam tv ekranlarına yürek parçalamaya devam ediyor. Tedbir olarak hazine yönetiminin aklına zamdan başka bir şey gelmiyor. Toplanan tüm vergiler Nas falan bir tarafa bırakılarak faize ve garantili KÖİ projelerine gidiyor. Vergilerin de bazı ekonomistlere göre %70 i, bazı ekonomistlere göre %60 ı dolaylı vergi olarak yine bu kesimlerden toplanıyor. Bu durumun sona erdirilebilmesi için 55.Hükümetin maliye bakanın Sayın Zekeriya TEMİZEL in çabalarıyla çıkartılan </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong><span style="font-family:Liberation Serif">“Mali Milat- Nereden Buldun” </span></strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">yasasının AKP iktidarının daha ilk günlerinde yürürlükten kaldırılmasının 22.yıl dönümünde ders alınır umuduyla kendisiyle yapılan bir röportajı aynen aktarmaya devam ediyorum. Bugünkü yazıda yasanın kaldırılmasına yönelik yalan- yanlış karalama çalışmaları anlatılmaktadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<span style="font-family:Liberation Serif">“Mali Milat ve Nereden Buldun” düzenlemesine karşı çıkanlar büyük ölçüde ülkemizdeki kayıt &nbsp;dışlığı ve kayıt dışılığın ekonominin dinamiğini oluşturduğunu savunanlardı. Kara paracılar ise açıkça ortaya çıkmamakla birlikte kayıt dışı ekonominin arkasına saklanıp onları destekliyorlardı. Bu guruplar “Nereden Buldun” yasasına karşı çok sistematik bir kampanya başlattılar. Yani yasa kara para ve kayıt dışı engeline takılmıştı. Burada önemle üzerinde durulması gereken konu; </span></span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong><span style="font-family:Liberation Serif">“Mali Milat ve Nereden Buldun”</span></strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;yasası üzerinde tartışmaların biçimidir. Yasaya karşı çıkanların bir kısmı yalan bilgiler yayarak kamuoyu oluşturmaya çalışırken, bir kısmı da bilgi eksikliği nedeniyle onları desteklediler. Eksik bilgilerin başında “Türkiye kaynak teorisinden net aktif teorisine geçebilecek alt yapıya hazır değildir”görüşü geliyordu. Ekonomik ve sosyal olayları ve onların parasal boyutunu inceleyecek bir sistem yoksa kişilerin varlıklarındaki net artışlar izlenilemez, dolayısıyla da “net artış teorisi” de uygulanamaz deniyordu.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Oysa mantıklı görünen bu sav eksik bilgiye dayanıyordu. Bu savı ileri sürenler 4369 sayılı yasadan önce çıkarılan, varlıklarda ve harcamalarda artış yaratan ekonomik ve sosyal olayların tek vergi numarası ile izlenmesine ilişkin düzenlemeyi ya bilmiyorlar, ya da bilmezlikten geliyorlardı. On bir tane yasada değişiklik yapmak suretiyle buralarda vergi numarası kullanma ve bu bilgilerin de belirli ortamlarda Maliye Bakanlığı tarafından alınacağına ilişkin bir düzenleme yapıldı. Maliye Bakanlığında bunun alt yapısı hazırlandı ve belirli bir süre sonra oradaki bilgilerle beyannameleri karşılaştıran, aktiflerdeki artışları anında kavrayabilen bir sistem ortaya çıktı. Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğünün Bilgi İşlem Merkezinde verileri toplayarak beyannamelerle kıyaslayıp sonrada insanlara </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>bu aradaki fark nereden kaynaklandı? Sen bunun vergisini ödedin mi?</strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;Sorusunu sorabilecek bir alt yapı da oluşturuldu. Nereden Buldun Yasası bu düzenlemeden sonra çıkarıldı. Sistemin yaratılmasına “gelirin tanımının değiştirilmesi”ile başlandı. Yanlış ekonomik kararlar oluşturan istisna ve muafiyetler kaldırılarak harcama ve tasarruf olarak ortaya çıkan her türlü kazanç vergiye tabi tutuldu. Üretim ve istihdamı özendirecek hükümler getirildi. Bazı kazanç unsurlarının kaynak teorisine göre vergilendirilmesi ilkesi korundu. Bu sistemle kavranamayan ya da buradan kaçan kazançlarında net artış teorisine yakalanmasına olanak tanındı.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sistemin geriye dönük işlememesi için de bir Milat oluşturuldu. Belli bir tarihte Devlet tarafından tutulan ve devlet güvencesindeki kayıtlarda yer alacak değerlerden hareketle vergilendirme yapılmayacağı ilkesi benimsendi. Böylece kayıt dışındaki varlıklar kayıt altına girecek, bu değerlerden hareketle vergilendirme yapılmayacak, bu değerlerin üstüne eklenen değerlerden vergi beyannamelerinde yer alamayanlar için de </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong><span style="font-family:Liberation Serif">”nereden buldun”</span></strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;diye sorulacaktı. Mali Milat aslında nereden buldun yasasının yürürlüğe girmesi sırasında, topluma sunulmuş olan barış sözleşmesiydi. Kayıt dışı varlıklarınızı kayda alırsanız bu değerlerden hareketle size kesinlikle vergi salınmayacak, siz de bundan sonra yeter ki vergi kaçırmayın deniliyordu. Eğer bu yasa yürürlükte olsaydı vergi oranları 2003 yılında % 5 ten başlayacak, vergi oranlarının yüksekliği nedeni ile vergi kaçırma gerekçesi de ortadan kalkacaktı. Kayıt dışlığı özendiren bütün hükümler ise zaten kaldırılmıştı. Net aktif teorisine göre vergilendirme bir sistemdir. Onu getirdiğiniz andan itibaren kaynak teorisine göre vergilendirmede büyük adaletsizlikler yaratan, kazanılmamış gelirin vergisini alan götürü vergi, hayat standardı esası gibi oto kontrol mekanizmaları da kaldırılır. Net artış teorisine göre &nbsp;vergilendirmede kazanç varsa vergi vardır, yoksa yoktur. Bu mantıkla gerçekleştirilen düzenlemenin karşısında duramayanlar, yasa çıktıktan sonra yasaya karşı saldırılarını arttırdılar. Asıl saldırılar ise gerçek olmayan senaryolara dayandırıldı. Örneğin Mali Milat’ ın ülkeden para kaçırdığı, krize neden olduğu yalanları anlatıldı.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;Oysa Merkez Bankası ve Bankalar Birliğinin yayınlarında Mali Milatta Türkiye nin uluslararası rezervlerinde 5,5 milyar dolar artış olduğu, banka mevduatlarında 3 milyar doların üzerinde bir artış olduğu, Gelirler Genel Müdürlüğünün verilerine göre toplam 25 milyar dolarlık bir değerin kayıtlı ekonomiye geçtiği, bilgileri yer aldı. Buna rağmen Mali Milat karşıtı kampanya yürütenler Türkiye’den 100 milyar dolar kaçtı yalanına devam ettiler. Sonuç olarak böyle bir düzenin kendileri açısından gelecekte yaratacağı riski göz önünde bulunduran kesimler bunun üzerinde ısrarla durarak sonunda başarılı oldular. Türkiye’yi sıcak para spekülatörlerinin cenneti haline getirenler, çok uluslu</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;finans kuruluşlarına bağımlı kılanlar Türkiye ye bağımsızlığını sağlayacak düzenlemeleri de kaldırmayı başardılar. Bu yasanın bu kadar kolay kaldırılmasının nedeni toplumsal destek azlığıdır. Başlangıçta yasaya destek verenlerin bu desteklerini kolayca çekmeleri, hatta yasaya karşı çıkmalarıdır. Sonuç olarak “</span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>Mali Milat ve Neren Buldun</strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><span style="font-family:Liberation Serif">” yasasını kaldıran yasa Cumhurbaşkanı &nbsp;&nbsp;Ahmet Necdet SEZER in veto etmesine karşın TBMM de aynen kabul edildiği için sadece on gün yürürlükte kaldıktan sonra da yürürlük tarihi itibariyle yürürlükten kaldırıldı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ülkemizde 80 li yıllarda uygulanmaya başlayan liberal politikalar, arada kesintiye uğrasa da uluslararası kuruluşların ısrarıyla hep gündemde kaldı. Yıllar içinde dönem dönem farklı hükümetler görev yaptı, ancak temelde IMF politikaları uyguladıkları için hemen hepsi başlatılan liberalleşme politikalarının tamamlayıcısı oldu. Farklı söylemlerdeki hükümetlerin bu amacı gerçekleştirmek için birbirlerini izledikleri ve bu konuda büyük bir dayanışma içinde oldukları görüldü. Bunlar, kendi çıkarlarını koruyabilen, bağımsız ve yeni dünya düzeninde bile ulusal güçleriyle &nbsp;ayakta kalabilecek bir devleti yok etmeye yönelik adımlardı. Ekonomik karar mekanizmalarından çekilmiş, borç batağına battığı için uluslararası sermayeye bağımlı hale gelmiş, Devlet; yeni dünya düzeni savunucularının istediği bir devlettir. Kamunun finansman yöntemlerini değiştirenler böyle bir sonucu tahmin etmişler miydi? Bilinemez, ama Devletin sorumsuzca, vergi yerine borçla finanse edilmesinin bu sonucu doğurduğu çok açık bir gerçektir.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Jan 2025 16:19:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TEMİZEL RÖPORTAJI (1)</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/temizel-roportaji-1-565</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/temizel-roportaji-1-565</guid>
                <description><![CDATA[TEMİZEL RÖPORTAJI (1)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;Ülkemizin vergi gelirleri açısından yetersiz olduğu bir gerçektir. Yetersiz olan gelirlerin vergi vermeyenlerin sisteme dahil edilerek artırılması ve böylece bir kısır döngü haline gelen borç ve beraberindeki faiz yükünün azaltılması, kamusal kaynakların sağlıklı hale gelmesinin sağlanması için 22.07.1998 tarihinde 55. Hükümet döneminde Maliye bakanı Zekeriya TEMİZEL in çabalarıyla 4369 sayılı </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong><span style="font-family:Liberation Serif">“Mali Milat/ Nereden Buldun”</span></strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;adıyla anılan yasa çıkartılmıştır. Ancak, ülkemizde yaşanan deprem felaketi ve ekonomide meydana gelen bazı olumsuzluklar yüzünden yürürlük tarihi 14.08.99 tarihli 4444 sayılı yasa ile 2003 yılı başına kadar ertelenmiştir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<span style="font-family:'Liberation Serif'">2002 de kurulan AKP hükümetinin &nbsp;seçim bildirgesi ve hükümet programında ilk işlerinin </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>Mali milat / Nereden Buldun</strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;yasasını kaldırmak olduğunu açıklanmıştı. Nitekim 2003 te TBMM ne sevk ettiği ilk yasa bu oldu. Cumhurbaşkanının veto etmesi üzerine aynen iade ederek 4369 sayılı yasayı yürürlükten kaldırdılar. Ülke olarak hala vergi toplama konusunda istenen seviyeye gelmiş değiliz. Konu hakkında okurları doğru bilgilendirme amacıyla açık kaynaklar üzerinde yaptığım araştırmada Sayın Zekeriya TEMİZEL ile yapılan röportajı gördüm, o günleri ve tartışmaları hatırladım. Ekonomimizi etkileyen dış güçlerin kim olduğu ve ekonomimizi nasıl etkiledikleri konusunu merak eden okurlarında faydalanacağını tahmin ederek paylaşmak istedim. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sayın TEMİZEL röportaja ülkemizin vergi sisteminin neden değiştirilme zorunluğu olduğunun gerekçelerini açıklayarak başlamış. Aynen aktarıyorum: “Hazinenin 1987 yılından itibaren, finansman gereksinmesini karşılamak için mali piyasalardan doğrudan borçlanmaya başlaması, Türkiye’de sonun başlangıcı oldu. Üstelik bu borçlanmanın bir sınırı yoktu, kullanım yeri de belirlenmemişti. Bu, devleti cari harcamalarını mali piyasalardan sağladığı borçlarla karşılamanın kolaylığına itti. Devleti yönetenler kamunun sağlıklı gelir kaynağı olan vergi almak yerine borç aldılar. </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>Üstelik bu borcu vergi almadıkları kesimlerden alıp üstüne de büyük faizler ödediler. </strong></span></strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Hazinenin mali piyasalardan doğrudan borçlanmasının yanında Devleti yükümlülük altına sokacak tüm yollar bu dönemde denendi. </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong><span style="font-family:Liberation Serif">“Proje kredileri”</span></strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;adı altında kullanılan kredilerde de çok büyük ölçüde yatırımların bütçe dışına çıkarılarak yapılması amaçlandı. </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>Bütçede ödeneği olmayan yatırımlar, finansmanı bulunmak koşuluyla ihaleye çıkarılıyor Hazine garantisi verilen bu borçların ağır faiz yükleri, yatırımların şişirilmiş maliyetleri nedeniyle de Devlet borç batağına sürüklendi.</strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;O zamanlarda bazı bilim insanları, Hazinenin cari harcamalarını mali piyasalardan doğrudan borçlanarak karşılanmasının hangi sonuçları doğuracağını her fırsatta dile getiriyorlardı. Ancak bu uyarılara kulak tıkayanlar sanki Devletin borç ve faiz batağının içerisinde boğulmasını istiyorlardı. Nitekim buda oldu, Devletin faiz yükü hızla artmaya başladı.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sistem; 1991yılındaki Irak-ABD savaşı ile ilk tehlike sinyallerini verdi. Türkiye ye sınırsız ve koşulsuz girme olanağı sağlanan kısa vadeli sermayenin hızlı çıkışının krizlere neden olacağı anlaşıldı. </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>Borçlanarak ve yeni borçlarla eski borçları çevirerek yürütülmeye çalışılan bu sistemin parasal dalgalara dayanamayan, krizlere açık bir sistem oluşturduğu somut olarak görüldü. Artık ekonominin geleceği buluttan nem kapan, ürkek sıcak para spekülatörlerinin davranışlarına bağlıydı.</strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;(M.U.not: bu noktada ABD başkanı Trump un “ekonominizi mahvederim” tehtidini hatırlayalım.) Zaten her türlü kambiyo kısıtının kaldırılmasından sonra 1989 yılında da her türlü sermaye hareketinin serbest bırakılması Türkiye ekonomisini bir kumarhane ekonomisine dönüştürmüş, ülke sıcak para spekülatörleri için cennet olmuştu.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bu olay sadece Türkiye’ye özgü bir olay değildir. Özellikle küreselleşmenin ekonomik boyutunun düzenleyicisi uluslararası mali kuruluşlar, gelişmekte olan ülkelerde kısa vadeli sermaye hareketlerini sınırlayan ulusal kuralları kaldırtmak için büyük baskılar uyguladılar. </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>Emperyalizm işlevini, gelişmekte olan ülkeleri önce borçlar vererek kırılgan hale getirip, sonra da bu paraları oradan çekip krizler yaratarak yerine getiriyor, ülkelerin ulusal kaynakları yok pahasına yabancıların eline geçiyor, böylece ülkeler bağımlı hale getiriliyordu</strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">. &nbsp;Bir ülkenin yarattığı katma değer eskiden, dış ticaret hadlerindeki avantajlar kullanılarak ticaret yoluyla, ya da sömürgecilik yoluyla götürülürken artık, finans piyasalarındaki oyunlarla götürme olanakları yaratılıyordu. Üstelik de bu ülkelerde öyle bir kamuoyu oluşturuluyordu ki,</span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>&nbsp;bu yeni emperyalizm sanki o ülkelerin tek kurtuluş biçimiydi. Buna karşı durmak, gelişmeye karşı durmak, Dünya sermaye hareketlerinin sağladığı refahtan pay istememekti. Yetersiz olan ulusal tasarrufların uluslararası sermaye ile giderilmesine karşı çıkmaktı, dolayısıyla vatana ihanetti. (</strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;M.U.not: detay öğrenmek isteyenler için “Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları yazar John Perkins” öneririm) </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>Bu durumda çıkış, kamunun sağlıklı gelir kaynaklarına kavuşması, yani vergi alınmasıydı. Vergi ise ya mevcut sistem etkin bir şekilde kullanılarak alınacak, ya da ülkemizdeki ve dünyadaki gelişmelerden sonra vergi kayıp ve kaçaklarını önleyecek, kayıt dışı ekonomiyi kayıt altına almaya olanak verecek, yeni bir sistem getirilecekti. </strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">Özellikle küreselleşmenin sunduğu olanaklar ve iletişim devriminin sağladığı hızdan sonra ülkemizde uygulanan kaynak teorisine göre vergi almak ta zaten olanaksızlaşmıştı. Bunun üzerine, mali sistemimizi borç batağından çıkartmak ve ülkeyi uluslararası sermayeye bağımlılıktan kurtarmak için çağdaş ülkelerdeki uygulamalara uygun bir vergi reformu yapıldı. </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>Vergilemede, kaynak teorisinden net artış teorisine göre vergilemeye geçildi. İşte Mali Milat ve Nereden Buldun diye adlandırılan kanunda böyle ortaya çıktı. Sistem, temelde yine kaynak teorisini korumakla birlikte buralardan kaçan, buralarda tanımlanmamış kazanç unsurlarını da hiç değilse aktiflerde ortaya çıkan artışlardan hareketle kavrayarak vergilendirme olanağı veriyordu.</strong></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Not: Halkımızın ve okurların yeni yılını ve Regayip Kandinin sağlık, huzur ve iç cephede birlik sağlaması dileğimle kutlar saygılar sunarım.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 13:27:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YETMEZ AMA; EVET</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/yetmez-ama-evet-564</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/yetmez-ama-evet-564</guid>
                <description><![CDATA[YETMEZ AMA; EVET]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">12 Eylül 2010 tarihinde yapılan Anayasa referandumunda, 26 maddelik değişikliği savunan, ancak yeterli bulmayanlar; özellikle 12 Eylül 80 darbesinin sorumlusu beş generalden hiç olmazsa hayatta olanlarına yargılama yolunun açılacağı gerekçesiyle, anayasa değişikliğine evet oyu vereceklerini, slogan haline getirdikleri şu cümleyle ilan etmişlerdi:” Yetmez ama evet!”</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Geçen hafta içinde CHP MYK yaptığı toplantıda; Muğla’nın Marmaris ilçesi Kızılbük koyunda yapılan otel inşaatındaki usülsüzlük iddialarını incelemeye yönelik olarak oluşturulan dört kişilik &nbsp;heyetinin ön inceleme raporunu değerlendirdi. Toplantı sonunda; inşaata yönelik imar mevzuatı ve kurallara aykırı ruhsatlandırma işlemlerinde sorumluluğu bulunan önceki dönem Marmaris belediye başkanı ile iki belediye başkan yardımcısını kesin ihraç istemiyle YDK na sevk kararı aldı. Yerel seçimde belediye başkan adayı gösterilmeyen eski belediye başkanının yerel seçimlere iki gün kala inşaatın genişlemesinin önünü açan, imar yönetmeliklerine aykırı 33 yeni ruhsat düzenlediği de görülmüş ve ruhsatlar belediye tarafından iptal edilmiştir. CHP MYK nun olayın üzerine gitmesini, komisyon kurarak olayın ayrıntılarına ulaştıktan sonra adı geçenlerin partiden kesin ihraç talebiyle YDK sevkleri doğru ve yerinde buluyor; destekliyorum. Ancak; “Yetmez Ama Evet!” diyorum.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;CHP MYK gelen şikayetler üzerine partiye zarar gelmesin diye olayın üzerini örtme yoluna gitmemiş, usülsüzlük yaptığı tespit edilen yetkililer, komisyon raporu doğrultusunda kesin ihraç talebiyle YDK na sevk edilmiştir. Siyasette çok görülen bir davranış değildir, diğer partilere örnek olmasını dilerim. Yapılacak genel seçimlerin sonucunu önemli ölçüde CHP li belediye başkanlarının özellikle akçeli işlerdeki tercihleri belirleyeceği için hiçbir CHP li belediye başkanının akçeli işlerde adının geçmemesi önemlidir. Marmaris teki otel inşaatı teknik heyet araştırmasında izlenen yol ve yöntem doğru, ancak eksiktir. CHP yönetimi vakit kaybetmeden işlem yaptıkları raporda yer alan bulguları Cumhuriyet Savcılığına teslim ederek suç duyurusunda bulunmalıdır. Yapılan, yapanın yanına kar kaldığı sürece belediyelerdeki yolsuzluklar bitmeyeceği için, CHP yönetimi usülsüzlük yapanların yargılanarak hak ettikleri cezaları alması için üzerine düşeni; örnek bir sorumluluk anlayışıyla mutlaka tamamlamalı, dosyayı Cumhuriyet Başsavcılığına teslim etmelidir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İnceleme heyetinin otel inşaatında tespit ettiği işlem hatalarının sadece o proje ile sınırlı kalmış olma ihtimali çok zayıftır. Belediyenin son beş yıllık, özellikle imar ve ruhsat işleri incelemeye alınırsa daha başka usülsüz işlemlerle karşılaşılması benim için sürpriz olmayacaktır. Yazılarımda sık olarak dile getirdiğim gibi; son yirmi yıldır belediyelerde imar ve ihale rantı yaratılarak paylaşılan yolsuzluk paralarından çok ciddi bir servet transferi yapılmış olması söz konusudur. Tespit edilerek, yapanın yargıda hak ettiği cezayı almasının sağlanması gerekir. CHP &nbsp;siyasi partinin verebileceği en ağır cezayı vererek yetkilileri partiden ihraç edecektir, ama yetmez: Hak ettikleri cezayı almaları için suç duyurusunda bulunarak davanın takipçisi de olmalıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Usülsüzlüğün genel merkez tarafından duyulmasını sağlayan üye, delegele ve seçmenleri tebrik ediyorum. Sadece oy vermek vatandaşlık görevini yerine getirmek için yeterli değildir. Asıl önemli olan seçilen siyasinin yolsuzluk yapıp yapmadığının da yine seçmenler tarafından denetlenmesidir. &nbsp;Marmaris seçmeni yaşanan olayda, yapılan usülsüzlüğü parti genel merkezinin duymasını sağlamış, hem oy verdiği partinin lekelenmesini önlemiş, hem de diğer partilerin seçmenlerine örnek bir davranış sergilemiştir. Yolsuzluklarla mücadele ancak halkın katılımı sağlanırsa başarılı olur. CHP yönetimi sergilediği bu örnek davranışı sürdürmelidir. Gelen bütün ihbarlar anında değerlendirerek partiye sızma olasılığı olan haramiler tespit edilmeli, partiden atılmalı ve yargıya teslim edilmelidir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Şeffaflık; belediyelerin ve halkın yolsuzluk karşısında en güçlü silahıdır. Şeffaf olan belediyelerde halk dolaylı olarak idareyi denetleme imkanı bulduğu için, yolsuzlukları önleme şansı doğmaktadır. &nbsp;Belediyeden istediği bilgiyi alamayan kişi acaba bu bilgi bana neden verilmiyor, gizlenen nedir diye sorgulamaya başlar, bunu çevresiyle paylaştığı zaman önü alınmaz bir dedikodu mekanizması devreye girer ki hiç kimseye faydası olmaz. Bunu önlemenin yolu da: Belediyeler her kararında şeffaf olmalı; yapılan iş ve işlemler konusunda halkın talebi beklemeden gereken bilgilendirme yapılmalıdır. Halkı bilgilendirmeyen belediyeler, genel merkez tarafından uyarılarak, halkın bilgi talebinin doğrudan, açık ne net olarak karşılanması mutlaka sağlanmalıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Marmaris usülsüzlüğünden sonra &nbsp;CHP genel başkanı Özgür ÖZEL in Nisan 24 &nbsp;ortalarında tüm belediye başkanlarının katıldığı çalıştayın basına açık bölümde yaptığı konuşmayı hatırladım. Sn. Özel konuşmasın da CHP li belediyelere yönelik parti içi etkin bir denetim mekanizmasının işletileceğini açıkladı. </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>Belediye başkanlığını en şeffaf, dürüst, izlenebilir ve insan ayırmadan yapmak sizin göreviniz. Harcanan her kuruşta, her vatandaşın hakkının olduğunu hiçbir zaman unutmayın. Harcamalarınızı, ihalelerinizi, alımlarınızı, halk denetimine ve gözetimine açarak sergilenecek şeffaflıkla halkın sandıkta gösterdiği güveni her geçen gün artıracaksınız</strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;diyerek verdiği talimatla sözlerini tamamlamıştı. Tümüyle katıldığım bir konuşmaydı. Ancak gelinen noktada başında eski Eskişehir Büyükşehir belediye başkanı Prof.Dr.Yılmaz Büyükerşen’ in olacağı açıklanan birimin henüz &nbsp;faaliyete geçtiği yönünde bir haber duyamadık. Doğru bir projeydi, destekledim, hala destekliyorum. Ancak; daha fazla oyalanmadan o birimin bir an önce faaliyete geçirilmesi gerektiğini Marmaris teki otel olayının &nbsp;hatırlatmış olduğunu tahmin ediyorum.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yolsuzluklarla mücadelede halkın denetime katılabileceği önemli bir başka konu da: Başkanların mal bildiriminde bulunmasıdır. Büyükşehir ve ilçe belediye başkanlarına ülkemizdeki tüm belediye başkanlarına örnek olacak bir çağrıda bulunuyorum. Sizler tüm mal varlığını milletine bırakan </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>Gazi Mustafa Kemal Atatürk</strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;ün kurduğu CHP nin belediye başkanlarısınız. İkiniz de devlet görevi yaptınız, görev sonunda ve yeni görevinize başlarken devlete mal bildiriminde bulundunuz. Devlete verdiğiniz bu mal bildirimlerini olduğu haliyle; noktasına virgülüne dokunmadan, sizleri belediye başkanlığına layık gören seçmenlerinizle paylaşmayı düşünmez misiniz? Peki, neden paylaşmıyorsunuz? Biraz cesur olun; Korkmayın; Paylaşın. Bekliyorum!..</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Dec 2024 16:58:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BİR ON YIL DAHA (2)</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/bir-on-yil-daha-2-563</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/bir-on-yil-daha-2-563</guid>
                <description><![CDATA[BİR ON YIL DAHA (2)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Atatürk bir on yıl daha ülkeyi yönetseydi; 2. dünya savaşı sonrası Türkiye Cumhuriyetinde her şeyin çok daha iyi olacağından kimsenin şüphesi yoktur, olamaz. Zaten Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da “</span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>hiç şüphesiz 2. Cihan Harbi sonrası bambaşka bir Türkiye görecektik” </strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">cümlesi ile bu konudaki inancını dile getirmiştir. Bana göre bu cümleden;</span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong><span style="font-family:Liberation Serif">”daha sonra gelenler görevini yapmadığı için bu günkü sıkıntıları çekiyoruz”</span></strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">anlamı da çıkartılabilir. Ancak, 86 yıllık sürecin 23 yılında &nbsp;AKP‘ nin iktidar olarak ülke yönetiminden sorumlu olduğu da unutulmamalıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Atatürk bir on yıl daha göreve devam edebilseydi kesinlikle bambaşka bir Türkiye görecektik. Çünkü; Aydınlanma devrimi devam ederek tamamlanacaktı. Liyakate önem verilecek, kayırma ve torpil söz konusu olmayacaktı. Masa başında boş lafla enflasyon düşürülmesinin bedeli emekli ve asgari ücretle çalışanlara çıkarılmayacak, kuru soğana muhtaç edilmeyeceklerdi. Projeler rant yaratıp, paylaştırmaya yönelik olmayacaktı. Yatırımlar en ince ayrıntısına kadar uzmanlar tarafından tartışılıp raporlandıktan sonra karar verileceği için; yanlış, hatalı yapılan, devlet imkanlarını israf eden projeler söz konusu olmayacaktı. İhale kanunda defalarca değişiklik yapılarak, kişiye özel ihalelerle devlet kaynakları haksız zenginleşme için kullanılmayacaktı. İhalelerde temel ilke; rekabet ortamı yaratılarak vatan ve millet menfaatinin korunması olacaktı. Sözleşmelerde sorun halinde çözüm yeri Londra mahkemeleri değil, Türkiye Cumhuriyeti mahkemeleri yer alacaktı. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;İhalelerde; yolcu ve geçiş garantisi olmayacak, köprü geçiş fiyatı dolar kuru üzerine ABD enflasyonu ilave edilerek belirlenmeyecek ti. Dünyanın en iyi hava alanları arasında dereceye giren, mülkiyeti tamamen devlete geçmiş ve kiraya vermek için ihaleye çıkacak hava alanı kapatılıp atıl duruma getirilerek yok edilmeyecek, kira gelirden vazgeçilmeyecek, israf önlenecekti. Projeler emsallerin 2-3 katı fazla bir bedelle tamamlanmazdı. Adaletli bir vergi sistemi ve nereden buldun yasası yürürlükte olacaktı. Toplanan verginin % 69 u dolaylı vergilerden oluştuğu için fabrika patronu ile fabrikasında çalışan işçinin aynı oranda dolaylı vergi ödeme adaletsizliğine son verilirdi. Yetişmiş liyakatli meslek sahipleri (doktor, mühendis v.b.) çalışmak için yurt dışına gitmek zorunda kalmazlardı. Hastanelerde doktor olmadığı için yaşanan randevu krizi olmazdı. Dövize Çevrilebilir Mevduat, Kur Korumalı Mevduat gibi kavramlar ekonomi hayatımıza girmez, bu fakir milletin vergilerinden trilyonlarca lira faiz ödenmezdi. Ülkemiz; yasa dışı bahis, kara para, imar ve ihale rantçısı haramilerin cenneti olmayacaktı. Toprak reformu yapılacak, köylü tarlasını ekmeye devam ederek, ülkemiz tarımda ithal eden değil, ihraç eden ülkeler sıralamasında üst sıralara çıkacaktı.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bakana göre değiştiği için yaz-boz tahtasına dönen eğitim sistemi olmayacaktı. Dolayısıyla atanmayan öğretmen, bir öğün olsun yemek yiyemeyen öğrenci, temizlenmeyen okul sorunu da olmayacaktı. Cumhuriyetin daha ilk yıllarında komşularla dostane ilişkiler içinde oluşturulan Sadabat ve Balkan paktları bölgesel birliklere dönüştürülecek, sadece ülkemizin değil, bütün bölgemizin hatta dünyanın barış içinde ekonomik kalkınmasına yardım edilecekti. Ülkemiz, AB ye üye olmak için kapıda bekletilmeyecek, ülkeler üye olmamız için bizim kapımızı aşındıracaklar dı. Sanayileşmesini ve kalkınmasını tamamlamış bir ülke olarak yüksek teknoloji ihraç eden, kişi başı milli gelir ve ekonomik büyüklük olarak dünyanın en zengin beş ülkesinden biri olacaktık.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yalnız ve fakir halkım; şunu çok iyi bilmelisin: ATATÜRK bir on yıl daha ülkeyi yönetseydi şüphesiz o sürede her şey çok daha iyi olacaktı. Ancak o on yılda geçecekti, sonra ne olacaktı? &nbsp;Sorunun; Atatürk ten sonra yönetime gelenlerin onun yolundan ayrılarak, ülke içinde kısır siyasi çekişmelerle, verdiği hedeften uzaklaşanlarda olduğunu görmelisin artık. Bakın; döneminde Başbakana yazıyla bildirdiği toprak reformu yapılması talebi halen yerine getirilmemiştir. Hiç</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;olmazsa Cumhuriyetin 100. yılında vasiyet kabul edilerek gerçekleştirilme çabasına girilebilirdi, olmadı, yapılmadı. Sonuç: Seçmen yurttaşlar, Atatürk ün politikalarını uygulayan yönetimleri, oyları ve iradesiyle iktidara getirene kadar; bambaşka bir Türkiye görme dileğinin hayal olarak kalmaya devam edeceği gün gibi ortaya çıkmıştır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bakın Atatürk Türk Milletine bıraktığı mirası nasıl açıklamıştı: “</span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>&nbsp;Benim manevi mirasım bilim ve akıldır. Benden sonra, beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde aklın ve bilimin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.</strong></span></strong><strong><u>&nbsp;</u></strong><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>Geçmişte sayısız uygarlık kurmuş bir ırkın ve milletin çocukları olduğumuzu kanıtlamak için, yapmamız gereken şeylerin hepsini yaptığımızı ileri süremeyiz; bugüne ve yarına bırakılmış daha birçok büyük işlerimiz vardır. Bilimsel çalışmalar da bunlar arasındadır. Beni seven arkadaşlarıma tavsiyem şudur: Kendiniz için değil, fakat bağlı olduğunuz millet için el birliği ile çalışalım; çalışmaların en yükseği budur!</strong></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Moral olsun diye söylemiyorum; yaşanan ekonomik krizden çıkış yolu vardır. Öncelikle &nbsp;ATATÜRK ün mirasına sahip çıkmamız gerekir. Sonra 2003 yılında yürürlüğe girmeden kaldırılan nereden buldun yasası derhal yürürlüğe konmalıdır. İyi yetişmiş, liyakat sahibi insan kaynağımızın, siyasi tercihler bir tarafa bırakılarak değerlendirilme zorunluluğu vardır. Çünkü; deneme yanılma metoduyla ekonomik kararların sonucunu beklemeye zamanımız yok. Artık liyakatli kadroların bilimsel ve uygulanarak olumlu sonuçları görülmüş, yöntemlerle hızla sonuç alma sürecini tamamlaması gerekiyor. “Yarını görelimin” telafisi olmayabilir, kaybedecek vakit kalmadı çünkü. &nbsp;</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Dec 2024 18:56:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BİR ON YIL DAHA (1)</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/bir-on-yil-daha-1-562</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/bir-on-yil-daha-1-562</guid>
                <description><![CDATA[BİR ON YIL DAHA (1)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;10 Kasım Atatürk' ü Anma Töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan,</span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong>"Şayet, Gazi'nin ömrü ve sağlığı en azından bir 10 yıl daha ülkeyi yönetmeye el verseydi, hiç şüphesiz 2. Cihan Harbi sonrası bambaşka bir Türkiye görecektik"</strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;ifadesi ile duygu ve düşüncesini dile getirdi.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Atatürk; dünya siyaset tarihinde bu güne kadar yapılamayan büyük bir devrimi gerçekleştirerek emperyalist işgalinden kurtardığı vatan toprakları üzerinde bağımsız Türkiye Cumhuriyetini kurdu. Saltanatı kaldırdı, yurttaşları kapı kulu olmaktan kurtardı. Halifelik makamının ulusal egemenlik anlayışına aykırı bir kurum olması nedeniyle TBMM de yapılan düzenlemeyle halifelik makamını kaldırdı. Bu devrimler sayesinde; yurttaşlar demokratik, laik bir hukuk devletinin eşit bireyleri oldu.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Her fani gibi bir gün canından çok sevdiği milletinden ayrılacağını bildiği için,</span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong><span style="font-family:Liberation Serif">”Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacak, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır“</span></strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;dedi, bir yandan yurttaşları acı gerçeğe alıştırmaya çalışırken öte yandan Türkiye Cumhuriyetini korumak ve ileri medeniyetler seviyesinin üzerine çıkartmak için onlara ilelebet sürecek kutsal bir görev verdi. Bu noktada durup biraz düşünmek gerekir. Yüz yaşını bitiren Cumhuriyetimiz için Millet olarak biz ne yaptık, ne yapıyoruz? Bence biraz geç bile kalmış olmamıza rağmen; akşam başını yastığa koyan her yurttaşın; bugün ülkem ve milletim için ne yaptım, oylarımla yönetime getirdiğim siyasetçiler; vatan ve millet için bugün ne yaptı diye sorgulaması gerekir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İkinci dünya savaşı sonrasına gitmeden, önce bugün yaşadıklarımıza bakmanın daha doğru olacağını düşünüyorum. Dünyada her alanda çok hızlı bir değişimler, gelişmeler oluyor. Her kademedeki yöneticiler değişimlerden nasıl etkileniyor, hangi gelişmeyi örnek alarak, ne yapıyor? &nbsp;Sorunlara çözüm üreten politikalar üretebiliyor mu? Eğitimde, sağlıkta, adalette, iç ve dış politikada, güvenlikte, savunmada, teknolojide, sanayide, tarımda, hayvancılıkta, barınmada, ulaşımda, enerjide, çevrede, bir fizibilite çalışması bile yapılmayan israf ihalelerine emsallerinden çok fazla para akıtılarak servet transferi yapılıyor mu? Sözleşmelerde; uyuşmazlık halinde çözümün Londra mahkemelerinde aranacağı şartı nasıl kabul edilebiliyor? Anayasaya uyuluyor mu?</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Belediyeler: Halkın sağlıklı bir kentte yaşama talebini duyuyor mu? Kent halkının belediye hizmetlerine hızlı, rahat ve ucuz ulaşmasına yönelik ne yapılıyor? Depreme hazırlıkta mesela hangi noktadayız? Örgütlenerek, eğitim, tatbikat v.b. çalışmalar yapılıyor mu? Mevcut yapı stok’ u gözden geçirilerek, güçlendirme veya yıkım kararı onayında hangi aşamaya gelindi? Kentsel dönüşüm için uygun finans kaynağı bulundu mu? Kente sağlıklı ve yeterli içme suyu sağlamak için ne yapılıyor? Yoksa; hiçbiri sorun değilmiş gibi imar ve ihale rantları ile servet transferi aynen devam mı ediyor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Geçen yüz yılda iyi işler yapıyoruz derken, büyük yanlışlar yaparak kendi yarattığımız sorunlarla çok uğraştık, enerjimizi boşa harcadık. Gelecek seçimi değil, gelecek nesilleri düşünüyoruz iyi bir slogandı. Sadece slogan kaldı, her zaman gelecek seçimlere yönelik çalışma yapıldı. Oysa yapılan hatalardan ders çıkartmak ve artık başka bir hataya izin vermemek gerekirdi, olmadı. En büyük hatalardan biri; kurumlara yönetici atarken liyakate dikkat edilmedi. Atamalar sırf “benden olsun” mantığı ile yapıldı, her defasında hatanın bedelini bu fakir millet ödemek zorunda kaldı. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;Bir örnek verelim: Pandemi sonrası (2021) dünyada tüm merkez bankaları faiz artırırken, merkez bankamız ısrarla faiz indirimine gitti. Önce döviz fiyatında önlenemeyen artış başladı, karşılıksız para basıldı, ardından enflasyon kontrolden çıktı. Kendi ekonomik krizimizi yarattık. Krize çare olarak gözleri ışık saçan hazine ve maliye bakanı bütün uyarılara rağmen Kur Korumalı Mevduat (KKM) a geçildiğini ilan etti. 70 yılların sonunda Milliyetçi Cephe hükümetleri döneminde Dövize Çevrilen Mevduat (DÇM) olarak uygulanan yöntem o zaman ekonomimize fayda sağlamamıştı, (KKM) ta bugüne çare olmadı. Asgari ücretli ve emekliler açlık sınırı altında yaşamaya mahkum edilirken, vergiler bir avuç zengine faiz olarak ödenmeye devam ediyor. En acısı; bu fakir millete çok ağır bir bedel ödeten dönemin M.B. başkanı BDDK başkanı olurken, yine dönemin hazine ve maliye bakanı milletvekili olarak göreve devam ediyor. Hatalarının bedelini ise; fakir olan halk kuru soğana muhtaç olarak ödemek zorunda kalıyor. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bir on yıl daha ülkeyi yönetme konusuna gelince: Bence doğru soru; bugün Atatürk ülkeyi yönetseydi ekonomi böyle mi olurdu diye sorulmalıydı. Kesinlikle olmazdı. Bu kadar eminim. Bilindiği gibi; Lozan antlaşmasında Osmanlı’nın batıya olan borçları da üstlenildi. Osmanlı dan gerçek anlamda tam bir enkaz devir alınmış olmasına rağmen hem borçlar ödendi hem de 1923-1932 yılları arasında ortalama % 7,22 lik bir büyüme hızı sağlandı ki &nbsp;Cumhuriyet tarihinin en yüksek büyüme hızıdır. Bu güne kadar görev yapan hiçbir hükümet bu orana yaklaşamamıştır. 1929 buhranı olarak ta adlandırılan dünya çapında yaşanan ekonomik krize rağmen henüz 6 yaşında olan genç Cumhuriyet Osmanlı dan kalan borçları da son kuruşuna kadar ödedi. Yöneticilerin; o dönem uygulanan devletçilik programıyla nasıl kararlar aldığını, millet kuru soğana muhtaç edilmeden, aç ve açıkta bırakılmadan krizin nasıl aşıldığını, Osmanlı dan kalan borçların nasıl ödendiğini, alt yapı ve üretime dönük sanayinin nasıl gerçekleştirildiğini belgeler, kararlar, raporlar ve yazılı anılardan mutlaka okumalarını, bazı dersler çıkarırlar umuduyla öneriyorum... </span></span></span></p>

<p style="text-align:left">&nbsp;</p>

<p style="text-align:left">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Dec 2024 17:13:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ZOR YILLAR</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/zor-yillar-561</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/zor-yillar-561</guid>
                <description><![CDATA[ZOR YILLAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:left"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;<span style="font-size:16px">Ateş çemberi içinde yer alan ülkemizde zor, hem de çok zor günler geçiriyoruz. Bir tarafta ekonomik kriz ortamında adeta açlıkla boğuşurken öte yandan güney sınır komşumuz Suriye de yaşanan savaştan kaynaklanacak yeni bir göç dalgası endişesiyle sorunlar daha da büyük bir hal alıyor. Bu ortamda iç cephede birlik beraberliğin sağlanması çok önem kazanıyor. Peki; iç cephede birlik beraberlik sağlanıyor mu? Yazık ki hayır. Yirmi beş yıldır yaşanan kutuplaştırma siyasetinin doğal sonucu olarak siyasiler hala karşı mahallenin gücünü kırmak, kendi partilerine oy devşirmek için sürekli bir karalama, yıpratma yarışındalar. Arada bir aklı selim galip gelerek doğru söyleyen çıksa da bu gürültülü kavga ortamı içinde ne dediği anlaşılmadan kaybolup gidiyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;Demokrasilerde yaşanan sorunları çözecek olan siyaset kurumudur, parlamentodur. Parlamentoda yer alan siyasi partiler ülke sorunlarını çözmek, halkın yaşam kalitesini arttırmak için vardır. Demokrasinin yerleştiği ülkelerde mevcut iktidar çözüm için yeterli olmazsa, hemen erken seçime gidilerek sorunları çözecek siyasi kadro için halkın tercih yapmasına imkan sağlanır. Ülkemizde ise halk; enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında ezilmesine, çaresizlik içinde kıvranmasına rağmen, erken seçim talebini dile getirdiği zaman troller ne vatan hainliği ne dış güçlerle işbirlikçiliğini bırakıyor. Troller; iktidarın sorunlar karşısında çaresizliğini itiraf ettiklerinin bile farkında değil. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;Siyasi parti liderleri oy uğruna kutuplaştırmayı teşvik ettikleri gibi dün siyah dediklerine bugün beyaz demekte hiçbir sakınca görmüyor, ısrarla savunabiliyorlar. Örneğin tüm siyasi yaşamını milliyetçilik üzerine kurmuş, pkk ve lideri için haklı olarak düne kadar söylemedik söz bırakmayan, karşılığını da halktan oy olarak gören siyasi parti lideri, bu gün aynı kişinin TBMM ne gelerek kendini sahiplenen parti gurubuna konuşma yapmasını teklif ediyor. Yakalandığı zaman bebek katili bölücü başının idamını savunanın, şimdi aynı kişi için umut hakkını savunması; samimiyetinin sorgulanmasına yol açmalıdır. Samimi olsaydı; bölücü başı yakalanıp İmralı cezaevine konduğu zaman konuşup yardımcı olabilme talebine hükümette iken cevap verilebilir, geçen süre içinde terörün bitmesi sağlanır, yeni şehitlerin verilmesi önlenirdi. Yapılmadı, peki şimdi neden?</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Terörün bitmesini istemeyen kimse olacağı düşünülemez, ancak; hiçbir siyasi partiyi dışlamadan, şehit aileleriyle gazileri ikna edecek doğru yöntem bulunmalı, şeffaf olunmalıdır. Başlatılmaya çalışılan arayış bu talepleri karşılamaktan uzak gibi gözüküyor. Arayış; daha çok Cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik anayasa değişikliğini hedefleyen, bunun için Dem Partisinin desteğini almaya yönelik bir çalışma gibi duruyor. Dem Parti sanki bir pazarlık varmış gibi kabul edilmesi imkansız olan taleplerini sıralamaya başladı. Daha başlarken eşit yurttaşlık, onurlu barış diyorlar. Taleplerinde hala ithamda bulunma çabası var. Böyle kelime oyunları ve sloganlar tahrik etmekten başka bir işe yaramaz, sonuç alınmaz, terör sona erdirilemez. Terörün sona erdirilmesi için pkk militanları önce silah bırakmalı, güvenlik güçlerine teslim olarak yargılanmalıdırlar. Çünkü pkk kurtuluş savaşı sonrası Lozan da yedi düvele kabul ettirilen Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde 1984 yılında devlet kurmak amacıyla kalkışma başlatmış, vatan sınırlarını koruyan; askerimizi, polisimizi, öğretmenlerimizi, devlet memurlarını ve vatandaşlarımızı şehit etmiştir. Bu hareket dünyada hangi devlete karşı yapılırsa yapılsın en ağır suç kabul edilir ve yapanlar cezalandırılır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yargılamalar başladıktan sonra gerekirse şehit aileleri ve gazilerinden olur alınarak TBMM de gerekli yasa ve veya anayasa düzenlemeleri yapılabilir. Samimi olup şeffaf bir süreç yürütülmesi şarttır. İnşallah yanılırım ancak ben bu süreçten sonuç alınacağı konusunda pek umutlu değilim. Başarısızlıkla sonuçlanan, çok ağır bedel ödenen ilk açılım süreci sonrasında yeni bir girişim için Devletin bu konuda ön görüşmeler yaparak hazırlanmış olduğunu düşünüyorum. Ancak mevcut tabloda süreci yürütecek ve sonuçlandıracak liyakatli siyasi kişiler bulunduğundan emin değilim. Oysa böyle bir girişim olacaksa mutlaka başarılı olması gerekir. Hamaset dolu konuşmalar çözüm olmaz. Ancak; tekrar hayal kırıklığı ile sonuçlanacak sürecin bedeli çok daha ağır olabilir!..</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Bu günkü yazımı Zülfü LİVANELİ ‘nin “Zor yıllar” şiirinden yaptığım alıntı ile bitiriyorum.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Uykusuz gecelerde sarıveren kaygılar</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Kuşkuyla gözlediğin o ölüm dolu sokaklar </span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Eksildi ömrümüzden umut dolu o yıllar</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Siz miydiniz,bizler miydik yorgun düşen kuşaklar?</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Dec 2024 17:40:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SESSİZLİĞİN SESİ...</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/sessizligin-sesi-560</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/sessizligin-sesi-560</guid>
                <description><![CDATA[SESSİZLİĞİN SESİ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Gazetemizde 15 Kasım 24 tarihinde yayımlanan “Şeffaflık“ başlıklı köşe yazımda TBB Başkanlığının ÇOSB Müdürlüğü üzerinden bir sanayi kuruluşuna sattığı itfaiye binası ve müştemilatlarıyla ile ilgili &nbsp;sorulara cevap vermediğini tekrarlamıştım. Belediye meclis üyeleri ve mensubu oldukları siyasi partilerin il, ilçe başkanlarıyla; esnaf, meslek odaları ve dernekler dahil tüm sivil toplum örgütleri ve sendikalar ile seçmenleri de duyarlı olup seslerini yükseltmeye, soruların cevaplarını öğrenmek için çaba göstermeye çağırmıştım. Hatta konunun neden hala Kent konseyinin gündemine gelmediğini de anlamadığımı dile getirmiştim.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Belediye meclis üyelerine bir kez daha sormak istiyorum. Saygıdeğer meclis üyeleri: Artık öğrendiğinizi tahmin ediyorum. Bahse konu olan TBB. İtfaiye daire başkanlığı Çerkezköy İstasyonu arsası, üzerinde Çerkezköy Belediyesinin Kullandığı yapılarla birlikte ÇOSB. Müdürlüğü aracılığı ile bir sanayi kuruluşuna satıldı. Bu satış işlemi ile ilgili karanlıkta kalan soruların cevaplarını biliyorsanız, neden kamuoyuna açıklamıyorsunuz? Yok, soruların cevabını bilmiyor, öğrenmek istiyorsanız, unutmayın 5393</span><strong>&nbsp;</strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">sayılı belediye kanunu 26.maddesine göre</span><strong>&nbsp;</strong><span style="font-family:'Times New Roman'">soru sorma hakkınız var.Kanun </span><strong><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">“ </span></strong></span></strong><strong><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Meclis üyeleri, meclis başkanlığına önerge vererek belediye işleriyle ilgili konularda sözlü veya yazılı soru sorabilir. Soru, belediye başkanı veya görevlendireceği kişi tarafından sözlü veya yazılı olarak cevaplanır.” </strong></span></strong><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;diyor. O halde; Mecliste vereceğiniz soru önergesiyle,&nbsp;satış işlemi hakkında soruların cevaplarını öğrenerek halkla paylaşabilirsiniz. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Öte yandan ısrarla dile getirdiğim gibi; bu konu esasında öncelikle Kent Konseyinde ele alınarak satışla ilgili TBB Başkanlığının cevaplamadığı soruların cevapları aranabilirdi. Kent Konseyi: 5393 sayılı Belediye Kanununun 76. maddesinde belirtilen hedefler doğrultusunda: Halkın yönetime katılımını ve denetimini sağlayacak mekanizmaları geliştiren ve kendi sorunlarına sahip çıkmasını özendiren, yönetişim eksenli katılımcı demokrasiyi esas alan ve sivil toplumu öne çıkaran kuruluş olması gerektiği için, özellikle halkın malının halkın iradesi ve bilgisi dışında bir sanayi kuruluşuna satılması konusunda karanlıkta kalan noktaların aydınlatılması için çaba göstermesi gerekirdi.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;İtfaiye binasının olduğu arsa müştemilatlarıyla birlikte bir sanayi kuruluşuna satılırken, Kent konseyi herhangi bir aşamada devreye giremez, kimse onların satışla ilgili görüşünü almazsa: Kent konseyinin görevleri arasında bulunan; Kentin hak ve hukukunun korunması, şeffaflık, hesap sorma, kent kaynaklarının etkili, verimli ve adil kullanımına katkıda bulunma, katılım ve yerinden yönetim ilkelerinin ön planda tutulmasından &nbsp;bahsedileme imkanı olmaz. İşte o zaman da Kent Konseyleri halkın gözünde belediyelerden kanun gereği aldığı ödenek karşılığı Belediye başkanının sözünden çıkmayan onun &nbsp;propaganda ofisleri olarak faaliyet gösteren kuruluş olarak kalır. Kentin en değerli arsası yok edilirken satış bedelini bile bilmez, satışa ses çıkartamazsa sonuç bu olur işte. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Oysa daha en başında İtfaiye binasının bulunduğu arsanın satışı ile ilgili olarak Kent Konseyinin görüşüne başvurulması &nbsp;ve bu görüş belediye meclisine sunulduktan sonra satış ile ilgili işlemlerine başlanarak yürütülmesi gerekirdi. Bu yol tercih edilseydi TBB. Başkanlığına sorulan, fakat bugüne kadar cevaplandırılmayan soruların hiç birini sormaya gerek kalmazdı. &nbsp;Ülke yönetiminin en &nbsp;büyük sorunlarından biri de budur. Kanun var, ancak keyfilik ve yanlış uygulamalar nedeniyle maalesef servet transferi yapılan yolsuzluklara zemin hazırlanmaktadır. Kanun ve yönetmelik göz artı edilerek kurumlar yönetilmeye çalışılırsa, kapalı kapılar ardında karanlık odalarda bir şeyler olmakta, ihale ve imar rantlarıyla haramilere servet transferi yapılmaktadır. Bu yönetim tarzı çağdaş demokratik hukuk devletlerinde asla kabul edilemez. Bizim de kabul etmememiz gerekir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sorulan sorulara cevap gelmediği için satış için TBB. Meclisinin satış kararı alıp almadığını bilmiyoruz. Bir an için oy birliği ile karar alındığını düşünelim; satış bedeli bile açıklanmayan, üzerinde 250000 yurttaşın hakkının olduğu arsa, mecliste 64 el kabul diye kalktığı için satılmış, olabilir mi? Olur mu? Olursa; Nerede kaldı hak, hukuk, adalet. Mecliste Kalkan 64 elden tek bir kişi bile çıkıp hiç olmazsa satış bedelini neden sormuyor, soramıyor anlamıyorum. Parti ayrımı yapmadan soruyorum: Neden ve kimden korkuyorlar? Korkmuyorlarsa neden sormuyorlar? Halkı neden bilgilendirmiyorlar? Halkın merak ettiği soruların cevap bulması için, şeffaflık için; ses vermek, sessizliğin sesi olmak gerekir!. Korkmayın artık; Ses verin: KORKMAYIN!...</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Bugünkü yazımı &nbsp;Ziya EGELİ nin “Talan” şiirinden yaptığım bir alıntı ile bitiriyorum.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left">&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">&nbsp;<span style="font-family:'Liberation Serif'">Dere tepe, ağaç orman</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;Viran ediyor, viran</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;Sen sormazsan,</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;Ben sormazsam, eğer olmazsa soran</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;Bu hırsızlar</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;Bu arsızlar can dahi koymaz bizde</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;Helal bilmez</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;Ne de haram</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;Hortumlar oluk oluk</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;Ne bir dirhem</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;Ne bir gram</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;Kan dahi koymaz bizde</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 28 Nov 2024 18:18:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YAPARSA;</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/yaparsa-559</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/yaparsa-559</guid>
                <description><![CDATA[YAPARSA;]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;Hafta başında Kapaklı Belediyesinin çalışanlarına düzenli maaş ödemesi yapmadığını duydum. Önce inanamadım, sonra gerçeği öğrenmek için ulaştığım belediye çalışanlardan telefonla bilgi aldım. Çerkezköy Belediyesinde görev yaptığımdan daha uzun bir süre birlikte çalışarak, Kapaklı ya hizmet etmekten gurur duyduğum, tanıştığım için kendimi şanslı gördüğüm bu temiz yürekli insanların uğradığı haksızlığa sessiz kalamadım. Duyumun doğru olduğunu üzülerek açıklamak zorundayım. Çok yazık ki acı gerçek: AKP li Kapaklı belediyesi bir süredir, çalışanların maaş ödemelerini düzenli olarak yapmıyor, çalışanları mağdur ediyor. Sloganlaştırılan bir söz vardı: Yaparsa AKP yapar diye. Çalışanların maaşlarının ödenmemesi konusunda sözün doğruluğu ispatlanmış oldu. Kapaklı yı geçtim bölgede son yirmi yıldan bu yana kapanan belde belediyeleri dahil maaş ödemesi yapamayan belediye hatırlamıyorum. Doğruymuş; AKP yaptı. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bu noktada Peygamberimizin bir hadisini hatırlatmak isterim. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) bir hadisinde </span><strong><span style="font-family:'Liberation Serif'"><strong><span style="font-family:Liberation Serif">“ çalıştırdığınız kimseye, teri kurumadan ücretini verin “</span></strong></span></strong><span style="font-family:'Liberation Serif'">demiştir. Ne oldu şimdi; AKP li Kapaklı Belediyesi çalıştırdığı kimseye değil yüzlerce kişiye alın terlerinin karşılığı olan hak ettikleri ücreti vermedi. Bu durumda belediye başkanı kul hakkı yemiş olmadı mı? E hani Allah kul hakkıyla karşıma gelmeyin demiyor muydu? Nasıl olacak şimdi? Kapaklı Belediye başkanı bir kişinin değil aileleriyle birlikte binlerce insanın kul hakkını yedikten sonra; geçinden versin Allahın huzuruna nasıl çıkacak, Nasıl hesap verecektir? Diyanet işleri veya ilçe müftüsü Cuma hutbesinde bu konuya bir açıklık getirse de cami cemaati biraz aydınlansa bari. Gerçi diyanet işlerinin bazen akıl almaz fetvaları da olmuyor değil ya neyse cami cemaati hiç olmazsa bu konuda ne düşündüklerini öğrenmiş olur. Öte yandan; hutbelerde belediyelerde yapılan &nbsp;imar ve ihale yolsuzluklarından zenginleşmelere neden yer vermezler bir türlü anlamıyorum. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Belediyelerin yaşanan ekonomik krizden çok olumsuz etkilendiği bilinen bir gerçek. Ancak kriz bir günde olmadı. 2021 den bu yana adım adım ilerleyerek bu günlere geldi. Dolayısıyla belediye başkanı covit 19 pandemisinden hemen sonra gelen krizi tahmin ederek yönetilmesi konusunda hazırlık yapsaydı belediye bugün düştüğü duruma düşmezdi. En basitinden 2019 seçimlerinden sonra kadronun şişirilmesi doğru olmamıştır. Seçim dönemi verilen sözleri yerine getirmek uğruna kadrodan bir kişi çıkarıp, yerine iki kişi alınırsa ekonomik krize falan gerek yok zaten belediye otomatik olarak kendi krizini yaratmış olur. Hele birde kılavuz olarak hırsız kargalar seçilir, onların verdiği istikamette gidilirse bu günlere gelmek değil gelmemek sürpriz olurdu. Nitekim öyle oldu.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bütün bu gelişmelerden; verilen görevi harfiyen yerine getiren, alın teri karşılığı çoluk çocuğuna ekmek parası götüren çalışanları sorumlu tutmak kesinlikle söz konusu olamaz. Tüm hata ve sorumluluk belediye başkanı ve meclis üyelerinde, yani siyasilerdedir. Kadroları şişiren çalışanlar değildir. İsraf projeleri başlatarak yaklaşan krizi görmeden belediyeyi borç batağına sürükleyen yine çalışanlar değildir. O halde neden fatura çalışanlara kesiliyor, onların maaş ödemeleri aksatılıyor. Belediye başkanı ve meclis üyeleri empati yapmalıdır: Maaş günü geldiğinde çalışanlar borçlu olduğu kişilere vadesi gelen borçlarını ödeyemezse ne diyecekler? Banka kartlarının borcunu ödeyemez de icralık olursa ne yapacaklar? Havalar soğuyor, doğal gaz elektrik faturalarını nasıl ödeyecekler. Her şey bir tarafa, sabah okula giden çocuğuna veya çocuklarına harçlık veremezse yanlarına beslenme konmazsa onların yüzüne nasıl bakacaktır? Hele yüksek öğrenime devam eden çocukları varsa; onlar ne yapacak? Azcık vicdan sahibi olan maaşları geciktirmeyi düşünemez. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Olmaz, kesinlikle çalışanların maaşlarını aksatarak bu paralarla &nbsp;belediyenin finansmanı sağlamak asla doğru olmaz. Çünkü çalışanların geciktirilen maaşlarında; okula aç ve harçlıksız gitmek zorunda kalacak öğrenci çocuklarının hakkı vardır. Yokluklar içinde yüksek öğrenimine devam etmeye çalışan çocuklarının hakkı vardır. Bakmakla yükümlü olduğu annesinin, babasının &nbsp;&nbsp;ilaç veya tedavi parası vardır. Çalışanların alın terinin karşılığı maaşlarını aksatarak belediyenin finansmanı sağlanırsa zaten yapılan işten de hayır gelmez, çünkü o paralarda mazlumların ahı kalır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Belediye nakit sorunu için zorlanıyorsa; öncelikle hemen yatırımları durdurmalıdır. Bütçe çarçur edilmeden zaruri ihtiyaçlara kullanılmalıdır. Müteahhitlere yapılan ödemeler ötelenmeli, çevrilebilir bir vadeye yayılmalıdır. Borç miktarı ve zamanına göre belirlenen bir sıra ile belli miktarlarda ama kimseyi kayırmadan adil bir ödeme takvimini herkes kabul edecektir. Yeter ki adaletli davranılsın, kayırmacılık olmasın. Aynı yöntem esnaf borçları içinde çözüm olur. Belediyenin Finans sorununun tümü çözülmese de çevrilebilir hale gelir. Esas olan samimiyet ve güven ortamının sağlanarak, dürüstlükle sürdürülmesidir. Tabi siyasilerin yönetim anlayışında varsa! Çünkü dürüstlük AVM lerden kolayca alınarak giyilecek; gömlek, ayakkabı, takım elbise gibi bir şey değildir. İnsanın genlerinde olması gerekir. Göstergesi de Beytülmal a el sürmemek ve sürdürmemektir!... </span></span></span></p>

<p style="text-align:left">&nbsp;</p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Bugünkü yazımı da Fazıl Hüsnü Dağlarca' nın bir şiirinden yapacağım alıntı ile bitiriyorum:</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Siz Ali Bey, Veli Beyefendi, busunuz</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Gelecekler önünde suçlusunuz</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Yöneteceksiniz de ulaşacak ha,</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Çağdaş uygarlığa ulusunuz</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Ön karanlık art karanlık, sağ karanlık, sol karanlık</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Kara toprak içine mi gömülüyoruz?</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 Nov 2024 12:42:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ŞEFFAFLIK</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/seffaflik-558</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/seffaflik-558</guid>
                <description><![CDATA[ŞEFFAFLIK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Şeffaflık: Devlet, hükümet, şirketler ve kuruluşların; karar, kıstas, süreç, plan ve eylemleri, hesap verebilirliğine imkan verecek şekilde, ilgili tüm bilgi ve verilerle birlikte zamanında, ulaşılabilir ve anlaşılır bir biçimde paylaşılması ilkesidir. Tüm siyasi partiler bu ilkeyi benimsemiş gibi görünüyor, seçim kampanyalarında ve beyannamelerinde şeffaf olacakları yönünde söz de veriyorlar, yazık ki seçim sonrası o sözler unutuluyor, karanlık oda uygulamalarına geçiliyor. Neden? İşte bu soruya verilecek samimi bir cevap ülkemizde yaşanan &nbsp;yolsuzlukların ana fikrini oluşturacaktır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Peki; Seçmenler, siyasilerin şeffaflık sözlerini tutmaması karşısında neden bu kadar duyarsız ve sessiz kalıyor. Üstelik sadece seçmenler değil bazı seçilmişlerin de sesi çıkmıyor. Mesela belediye meclis üyeleri; imar rantı yaratacak bir konuda oy birliği ile karar alabilirken belediyenin şeffaflığı konusu hiç gündemlerine gelmiyor, ilgilenmiyor, duyarsız kalıyorlar. Okurların çok iyi bildikleri gibi; TBB Başkanlığı, ÇOSB müdürlüğü üzerinden bir sanayi kuruluşuna sattığı: İtfaiye Daire Başkanlığı Çerkezköy İstasyonu ile Çerkezköy belediyesinin kullandığı müştemilatların olduğu arsanın devir işlemleriyle ilgili soruların cevabını bütün ısrarımıza rağmen vermiyor. Neden?</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sorularda yalan yok, iftira yok, itham yok. Kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla, bilgi edinmeye yönelik sorular var. Hiçbir soruya cevap verilmeyerek geçiştirilmesi üzerine yine köşemde; İlçe ve TB Belediye Başkanlarına meydan okuyarak istediğim belgeler ve bilgisayarlı bir oda tahsis edilirse &nbsp;kişisel bir maddi talebim olmadan gönüllü bilirkişilik yapabileceğimi, imkan sağlanması halinde dört saatlik bir çalışma sonunda sorunlu bir konu varsa ortaya çıkaracağımı, yoksa özür dileyerek teşekkür edeceğimi ve gazete yazılarını bırakacağımı yazdım. Yine cevap yok. Ne denir: Sukut ikrardan geliyor herhalde. Kendi ayaklarına kurşun sıktıklarının bile farkında değiller, çok yazık.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;Öte yandan: Yaklaşık bir yıldır gündemde tuttuğum bu konu hakkında ne ilçe belediye meclisinde ne de büyükşehir belediye meclisinde tek bir meclis üyesi çıkıp bu soruların neden cevaplanmadığı konusunda iki cümle laf söyleyemedi. Bakın iktidar ya da muhalefet ayrımı yapmıyorum, tek bir meclis üyesi diyorum söz alıp tek kelime söz söyleyemedi ki nerede kaldı soru önergesi vermek!. Oysa yazılı ya da sözlü soru önergesi verilerek konu bu kadar uzamadan halkın merakı giderilirdi. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Belediye meclis üyelerinin sessizliği karşısında hiç olmazsa sivil toplum örgütleri devreye girebilseydi, yine kamuoyu bu arsa satışı ile ilgili bilgi sahibi olabilirdi. Esnaf ve meslek odaları, sendikalar, dernekler, hatta yöre dernekleri isteseydi yine üyeleri ile birlikte tüm kamuoyu satış işlemiyle ilgili bilgi sahibi olurdu. Olmadı, büyüklerimizin devlet sırrı kapsamında düşüncesiyle satış işleminin detaylarını halkın bilmesinin doğru olmayacağını fikrine katıldılar herhalde. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Kent konseyi mesela; konu neden kent konseyi gündemine gelmedi hala anlamış değilim. Kent konseyleriyle ilgili yasal düzenleme; gündüz vakti havai fişek gösterileriyle kutlanan AB &nbsp;müzakere &nbsp;süreci başlamasından sonra gündeme geldi. Ancak yöremizi geçtim ülke çapında asıl amacına yönelik faaliyet yürüten kent konseyi görmedim, duymadım. Mevcut faaliyetleriyle kent konseyleri belediye başkanlarının propaganda ofisi görevini yapıyor. Halbuki satış işlemindeki karanlık noktaların aydınlatılarak halka anlatması konusuna el atsaydı, tam amacına uygun bir faaliyet olurdu. Neyse bir başka satış işleminde artık, nasılsa belediyelerde rantlar ve satışlar bitmeyecek.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Belediyenin Cumhuriyet bayramında yaptığı konser etkiliklerinin maliyeti ile ilgili ABB Başkanı Mansur YAVAŞ örnek bir davranış sergiledi ve hem konser maliyetini hem de sanatçının aldığı para miktarını açıklayarak cevap verdi. Bu ilk oldu ama son olmamalıdır. Ülke çapında tüm belediye başkanları etkinliklerin maliyetini mutlaka halka açıklamalıdır. Sn. YAVAŞ &nbsp;bu şekilde arı kovanına çomak sokmuş gibi oldu, bu işin sonu siyasetin finansına kadar gider. Başkanlar yapar mı? Zor hem de çok zor. Zaten belediyeler denetleyen kurum emeklilerinden değişik formülle danışman temin ederek önleyici tedbirleri almışlardır. Bir söz var; Minareyi çalan kılıfını hazırlar diye, öyle yani!..</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;Son sözüm seçmen yurttaşlara olsun. Belediyelerin tüm araç gereç, taşınır, taşınmaz malları sizindir. Bütçede; devletten belediye nüfusuna göre gelen pay oranında her birinizin hissesi vardır. Yani kimse cebinden, babasından, partisinden bir şey getirerek hizmet yapmıyor. Başkanın, zaten sizin olanı yine size harcanması gerekir. Bütçenin imar ve ihale rantı yaratılarak yandaş haramilere transferine izin vermeyin, haksız zenginleşmeye göz yummayın. Unutmayın: Haramiler paylaşılan rantlarla çoluk çocuğunuzun rızkını ve geleceğini çalmaktadır. Kaldırın başınızı, ve var gücünüzle</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;haykırın: Harami başkan ve meclis üyesi istemiyoruz!. Korkmayın!...</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Bugünkü yazıyı aşık Mahsuni ŞERİF in bir şiirinden yaptığım alıntı ile bitiriyorum.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Yuh Yuh Soyanlara</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Soyup Kaçıp Doyanlara</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">İnsanlara Kıyanlara</span><br />
<span style="font-family:'Liberation Serif'">Yuh Nefsine Uyanlara Yuh </span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 15 Nov 2024 17:57:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DERT ÇOK; DERMAN...</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/dert-cok-derman-557</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/dert-cok-derman-557</guid>
                <description><![CDATA[DERT ÇOK; DERMAN...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ekonomi ve siyaset hayatında ne zaman, nasıl geçeceği bilinmeyen çok sıkıntılı günler yaşıyoruz.</p>

<p>Bugünlerin kolay atlatılacağı yönünde de maalesef bir işaret görünmüyor. Bölgemizde savaşlar</p>

<p>nedeniyle benzer sorunlar yaşayan ülkeler olsa da halkımız; işgal yılları dışında bu güne kadar hiç</p>

<p>görmediği, yaşamadığı bir yoksullukla mücadele ediyor. Emeklilerin ve asgari ücretlilerin hayat</p>

<p>pahalılığı karşısında dayanma gücü kalmadı. Öte yandan İsrail in Gazze de yürüttüğü soykırım</p>

<p>ateşkes çağrılarına rağmen hala durmadığı gibi komşu ülkelere yayılıyor. Cumhurbaşkanı İsrail in</p>

<p>bundan sonraki hedefinin ülkemiz olduğunu söyleyerek iç cephede birlik sağlaması için çağrı yaptı.</p>

<p>Önemlidir, hafife alınmamalıdır. TBMM de yapılan kapalı oturumda muhalefet partileri yeterince</p>

<p>bilgi alamadığını söylüyor. TBMM başkanı muhalefetin sesine kulak vererek iç cephede birlik için</p>

<p>çağrı yapılan partilerin detaylı olarak bilgilendirilmesine yönelik yoğun çaba göstermelidir.</p>

<p>İç cephe konusunda Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK düşüncelerini Nutukta şöyle dile getirmişti:</p>

<p>“Asıl olan iç cephedir. Bu cephe bütün memleketin, bütün milletin meydana getirdiği</p>

<p>cephedir. Dış cephe, doğrudan doğruya ordunun düşman karşısındaki silahlı cephesidir. Bu</p>

<p>cephe sarsılabilir, değişebilir, mağlup olabilir; fakat bu durum, hiçbir zaman bir memleketi,</p>

<p>bir milleti yok edemez. Önemli olan, memleketi temelinden yıkan, milleti tutsak ettiren, iç</p>

<p>cephenin çökmesidir. Bu gerçeği bizden daha çok bilen düşmanlar, bu cephemizi yıkmak için</p>

<p>yüzyıllarca çalışmışlar ve çalışmaktadırlar.”</p>

<p>İç cephede birlik çağrısı yapılırken siyasilerin tümünün halkı kutuplaştırmaktan özellikle</p>

<p>kaçınmaları gerekir. Bu konudaki görüşlerimi 17 Mayıs 2023 tarihli gazetede “SONUÇLAR”</p>

<p>başlıklı yazımda aktarmıştım. Yazıdan yaptığım küçük bir alıntıyı paylaşmak istiyorum: “Seçim</p>

<p>kazanmak için bilinçli bir şekilde uygulanan kutuplaştırma politikalarının toplumu getirdiği</p>

<p>durum maalesef budur işte. Böyle bir yara açarak en büyük gücümüz; birlik ve beraberlik</p>

<p>yok olduktan, kıvançta ve tasada bir olamadıktan, iç cephede birlik sağlanarak millet</p>

<p>olamadıktan sonra seçim kazansan ne olur, kaybetsen ne olur. Asıl beka sorunu oy uğruna</p>

<p>yaratılan birlik, sevgi ve saygının yok edildiği tam da bu ortamdır işte.”</p>

<p>Şimdi birlikte ülkemizin içinde bulunduğu durumuna bakalım: Halk yaşadığı ekonomik kriz</p>

<p>karşında kuru soğana muhtaç ve şaşkın haldedir. Enflasyonu düşürdük açıklamaları artık halk için</p>

<p>bir şey ifade etmiyor. Çünkü TÜİK in belirlediği enflasyon oranları halkın yaşadığı enflasyonu</p>

<p>yansıtmıyor. Pazardan aldığı bir malı ikinciye aynı fiyattan alamayan halk TÜİK üzerinden düşük</p>

<p>maaş için kandırıldığını yaşayarak görüyor, yapılan açıklamalara artık güvenmiyor. Üstelik; sadece</p>

<p>TÜİK in değil devlet kurumlarının yaptığı hiçbir açıklamaya güvenmiyor. Çözüm bekleyen bunca</p>

<p>dert varken, Cumhur ittifakının anayasa değişikliğini gündeme getirmesi inanılır gibi değildir.</p>

<p>Anayasa değişikliğinin neden yapılmak istendiği, halkın hangi derdini çözmeye engel olan hangi</p>

<p>maddesinin değiştirileceğinin, teklifi getiren ortaklar tarafından açıklaması gerekmez mi? Açlık</p>

<p>sınırı altında çaresizlik içinde kıvranan Halk ekonominin düzelmesi bir yana uçurumun kıyısına</p>

<p>geldiğini görüyor. TV sokak röportajlarında isyan edenlerin sesleri onun için artık daha gür çıkıyor.</p>

<p>5 Kasım 24 Salı günkü MHP gurup toplantısında Devlet BAHÇELİ anayasa değişikliği talebinin</p>

<p>gerekçesinin Cumhurbaşkanı Tayyip ERDOĞAN ın bir dönem daha görev yapmasını sağlamak</p>

<p>olduğunu açıkladı. İki hafta önce de cezası idamdan ağırlaştırılmış müebbet e çevrilen bebek katili</p>

<p>bölücü terörist elebaşı Apo için "Şayet terörist başının tecridi kaldırılırsa, gelsin TBMM DEM</p>

<p>Parti grup toplantısında konuşsun. Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini</p>

<p>haykırsın. Bu dirayet ve kararlılığı gösterirse, 'umut hakkı'nın kullanımıyla ilgili yasal</p>

<p>düzenlemenin yapılması ve bundan yararlanmasının önü de ardına kadar açılsın. Hodri</p>

<p>meydan, buna varız; vatan, millet, devlet, bayrak, ortak gelecek ve tam bağımsızlık için bunu</p>

<p>dahi sineye çekmeye sonuna kadar hazırız" ifadeleri ile duyanların kulaklarına inanamadığı</p>

<p>çağrıyı yaptı. Kırk yıldır on binlerce şehit verilerek sürdürülen bölücü terör örgütü mücadelesi</p>

<p>keşke böyle bir çağrı ile son bulabilse. Ülkemizde terör örgütünün sonlanmasını istemeyen kimse</p>

<p>olduğunu düşünmüyorum. Ancak gerçekçi olmak lazım kırk yıldır on birlerce şehit verilerek</p>

<p>sürdürülen mücadele öyle iki-üç kişinin anlaşması sonucu bölücü terörist elebaşının mecliste</p>

<p>konuşma yapmasıyla sonlanmaz.</p>

<p>TBMM dışlanarak, konuşulup tartışılıp ortak bir karar alınmadan, ben yaptım oldu mantığı ile</p>

<p>olsaydı bu güne kadar çoktan sonlanırdı. Konu çok hassas bir konudur, samimiyet ve şeffaflık</p>

<p>gerektirir. Anayasa değişikliğine mecliste oy desteği sağlamak için birilerine verilen sözler daha</p>

<p>sonra yerine getirilmezse, ülkenin ve milletin başına çok daha büyük sorunlar açar. Böyle acı bir</p>

<p>tecrübe yaşadığımız unutulmasın. Bölücü terör örgütünün silah bırakarak tasfiyesi için önce TBMM</p>

<p>de konsensüs sağlanmalıdır. Şehitlerimiz; Emperyalistler gibi başka bir ülkeye saldırırken canlarını</p>

<p>kaybetmediler. Kurtuluş savaşı sonunda Lozan da yedi düvelin onayladığı sınırlarımızı bölücü</p>

<p>teröristlere karşı korurken; o bölücü hainlerin kurşunu ile gözlerini kırpmadan bu toprakları</p>

<p>korumak için şehit oldular. Canlarını verdiler kendilerine emanet edilen vatandan bir tek çakıl taşı</p>

<p>vermediler. Anneleri, babaları, eşleri, evlatları, kardeşleri, akrabalarının rızası alınmadan bebek</p>

<p>katillerinin TBMM de konuşma yaparak “umut hakkı” denen aftan yararlanması sağlanamaz. Bu</p>

<p>teklifi getirenler, önce kendilerini şehit aileleri yerine koyarak empati yapsınlar.</p>

<p>Tamam bölücü terör örgütü mutlaka dağıtılmalı ancak ne zaman nasıl olacağı konusu şeffaf bir</p>

<p>şekilde TBMM tarafından mutabakatla yürütülmelidir. Şehit aileleri ve kahraman gaziler ile halkın</p>

<p>onayı mutlaka alınmalıdır. Kalıcı bir çözüm için samimi ve şeffaf olunursa başka ülkelerin ara</p>

<p>buluculuğuna gerek kalmaz. Onlar gölge etmesin başka ihsan istemez. Aslında sorunu yaratan, bu</p>

<p>günlere kadar besleyen, terör örgütüne silah, cephane, eğitim, para, lojistik destek veren ABD, AB,</p>

<p>ve NATO daki sözde dostlarımız; kan emici emperyalistler devletler ile Fırat ve Dicle nehirlerinin</p>

<p>suyuna kavuşmayı hayal eden soykırımcı İsrail değil midir?..</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 07 Nov 2024 12:37:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BEN OKURUM GÜMÜŞ KAZANIR</title>
                <category>Edip Nurettin Akın</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/ben-okurum-gumus-kazanir-556</link>
                <author> (Edip Nurettin Akın)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/ben-okurum-gumus-kazanir-556</guid>
                <description><![CDATA[BEN OKURUM GÜMÜŞ KAZANIR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Eskiler arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim derdi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Birazdan mevzuya giricem, başlıkta</span>&nbsp;<span style="font-family:Calibri">da görüldüğü gibi bu sefer yazımız biraz sert olacak,</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Yine haliyle gümüşle alakalı sosyal medya haberlerinde yalan yanlış algıya yönelik paralı köşe yazılarını duyunca,haliyle aklıma kılavuzu karga olanın burnu pislikten eksik olmaz ve arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim&nbsp;deyimleri geldi aklıma.Yaşadığımız ilçede en</span>&nbsp;<span style="font-family:Calibri">az Gümüş kadar mimli ömrü hayatında insanlığa bir hayrı olmamış Çerkezköy de&nbsp;borç takmadığı , dolandırmadığı &nbsp;insan kalmamış, alkol müptelası, gazeteciliği şantaj ve montajdan ibaret insanların, zimmetten görevden alınmış birini köşelerinde sütten çıkmış ak kaşık gibi sunmaya calışınca haliyle &nbsp;bizde susmayacağız.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Arsızın hırsızın haklı olduğu bir ortamı onlara yaşatmayacağız, herzaman</span>&nbsp;<span style="font-family:Calibri">ki gibi</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Mesala,</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Eski ilçe milli eğitim müdürü, şimdinin “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” öğretmeni Hüseyin Gümüş usulen bozdurduğu mahkeme kararıyla dolaşadursun biz ipliğini pazara çıkarmaya devam edelim.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Gümüş bey görev yaptığı süre zarfında her yıl Çerkezköy de "Ben Okurum Geleceğim Aydınlanır" adlı kitap okuma yarışması yapardı. Okullarda belli başlı kitaplar okutulup daha sonra öğrenciler bir sınava alınırdı. Dereceye girenlere "Çerkezköy'ün Yıldızları" adlı programda ödüller verilirdi. </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Açtım baktım ilçe milli eğitim müdürlüğü sayfasında son yarışmaların haberleri hala duruyor. </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Bu yarışma projesinin (her projede olduğu gibi)&nbsp; tek hakimi ve bilgi sahibi Hüseyin Gümüş<span style="font-family:Calibri">‘</span>tü. Ne yaptığınızdan yanınızdaki şube müdürlerinin hiçbir zaman haberi olmadı. Bu yarışma için her seferinde elliyi aşkın sponsor buldunuz. İlçedeki sürücü kursları, özel kurslar, rehabilitasyon merkezleri, özel okullar, okul servisçileri, kırtasiyeler, kitapçılar, okul kıyafetcileri ve daha bir çok büyük küçük esnaf bu yarışmalarda sponsor oldu. Yapılan her projenin bir proje hesabı olur senin elbette böyle şeffaf işlerle işin olmaz, sen ne yaptın peki; sponsorlardan sponsorluk ücretlerini veya sponsorluk altınlarını hep elden aldın,&nbsp; hiçbir zaman senin projelerinin bir proje banka hesabı olmadı. Hüseyin Gümüş bir projem var dedi mi&nbsp;herkes bilir</span>&nbsp;<span style="font-family:Calibri">ki bir para toplama işi vardır o işte. Bu projenin hiçbir zaman bir gelir gider defteri olmadı. Ne topladığınızı, nereye ne harcadığınızı sadece sen bilirsin. Tüm sponsorlardan altın ve nakit para aldığınızı, kapı kapı esnaf gezdiğini bilmeyen yoktur. Peki makamında da topladığın bunca altın ve para ne oldu? Kaçta kaçını ödül olarak dağıttın? Ben söyleyeyim, her</span>&nbsp;<span style="font-family:Calibri">yıl topladığın yüzlerce altın /milyonlarca liranın onda birini bile dağıtmadın. Ayrıca proje süresince okunan bütün kitapları okul aile birliklerine zorla aldırttın. Kitapların nereden alınacağına dahi sen karar verdin. Kendileri başka tedarikçilerden alan okul müdürlerine fırçayı bastın. Neden? Çünkü kitapları ortağından almalıydılar, paraları Cüneyt'in hesabına aktar oradan da senin hesaba. Bütün kitapları senin istediğin yerden senin belirlediğin fiyatlarla almak zorundaydı bütün okullar. Sorarım sizlere saygıdeğer okurlar, bir İlçe müdürünün para toplamayla ne işi olur bu arkadaş herkesin yanında, şube müdürlerinin, okul müdürlerinin yanında her gün onlarca lira ve onlarca altın milletin gözü önünde makamında toplardı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">İlçe sitesine proje kapsamında 5 bin kitap dağıttık demişsin ama okul aile birliği iyi durumda olan olmayan bütün okullara fatura kestiniz bunları ödettiniz. Kızılpınar<span style="font-family:Calibri">’</span>da bir kaç okula bir kaç set dışında bedava kitap vermedin. Peki size soruyorum bu kişi ödül olarak dağıttığı bir kaç altın için mi bu kadar parayı ve altını topluyordu. Sizin</span>&nbsp;<span style="font-family:Calibri">de anladığınız şekliyle bu proje aslında ben okurum Hüseyin Gümüş zenginleşir projesidir. </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Sponsor listesine bakıp bir kaç sponsoru aradım, kimi beş çeyrek altın vermiş kimi on binlerle ifade ettiği miktarda nakit para….. Ama herkes elden vermiş kimse ilçe milli eğitim hesabına yada proje hesabına yatırmamış, &nbsp;zaten öyle bir hesap yok)kimseye makbuz vermemiş. Kimin kaç altın verdiğini, Gümüşün ne topladığını ne dağıttığını bir Allah bir Gümüş biliyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Halbuki usul yönetmelik bellidir, böyle durumlarda bir proje hesabı açılır. Gelir gider defteri olur. Karar defteri olur. Ne toplandı ne harcandı yazılır. Ama yazılı olan usülle Gümüş usülleri çok farklıdır. </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Şimdi esnafı, servisçisi, sürücü kursçusu, rehabilitasyoncusu herkes seni bekliyor sayın Gümüş, uzun zamandır altın verememişler, birikmiş.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Sayın okur, Türkiye genelinde onlarca kitap okuma yarışması yapılıyor. Ödül olarak altın verildiği, sponsorlardan altın toplandığı görülmüş iş değil. Ödül olarak bilgisayar, bisiklet, tablet, telefon, akıllı saat verilir. Ne hikmetse Gümüş bey altından vazgeçemiyor. Son olarak;</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">HODRİ MEYDAN! </span></span></span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Gümüş bey eğer yüreğin yetiyorsa kimden kaç&nbsp; altın aldın, nereye ne kadar harcadın( harcamayıp herşeyi bedavaya hallettiğini de biliyoruz açıkla belgelerini göster, oluşturduğun bir proje komisyonu var mı, yaptığın harcamaların fatura ve kararları var mı? projenin banka hesaplarını, hesap hareketlerini göster,&nbsp; ben de özür dileyeyim.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 12:20:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2022/11/edip-nurettin-akin-1668179482.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CEVAPLAR (2)</title>
                <category>Mehmet Uz</category>
                <link>https://cerkezkoyekspres.com/makale/cevaplar-2-555</link>
                <author>uzmehmet59@hotmail.com (Mehmet Uz)</author>
                <guid>https://cerkezkoyekspres.com/makale/cevaplar-2-555</guid>
                <description><![CDATA[CEVAPLAR (2)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Çünkü öğrenmek istediğimiz bilgiler; tapu devrini yapan TBB Başkanlığında mevcuttur. Halkı bilgilendirmek için istenilen bu bilgiler halen tarafımıza verilmemiştir. Neden verilmediği ise CHP genel merkezi ve CİMER başvurularıma rağmen ısrarla açıklanmıyor. Şeffaflık gereği istenmesine &nbsp;gerek bile kalmadan açıklanması gereken bilgiler, gizlenerek halktan kaçırılıyor. İnsan ister istemez, acaba halktan neler kaçırılıyor diye düşünmeden duramıyor. Asıl kabul edemediğim tam da budur işte. CHP yönetimi de konuyu biliyor, partiye zarar gelmesini engellemek adına duymazdan, görmezden geliyor. Kendilerine gönderdiğim iletilere onun için geri dönüş yapmıyorlar. Ülkede bu kadar çok sorun varken böyle basit bir konuya vakit ayırmayı doğru bulmamış ta olabilirler!. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bilindiği gibi belediyelerde son yirmi yıldır yapılan yolsuzluklar inanılmaz boyutlara ulaştı. Yolsuzlukla mücadele edebilmek için şeffaflıktan asla taviz verilmemelidir. Halkın belediyede olan bitenden mutlaka haberi oluyor. CHP farklı olduğunu; belediye yönetiminde şeffaflıktan taviz vermeden, partiye sızmış rantiyecileri, yolsuzluk yapanları tespit ederek kapı dışına koyarsa ispatlayabilir. Günümüzde işgalci olarak artık sadece silahlı yabancı güçler düşünülememelidir. Belediyelerde kanun ve yönetmeliklere aykırı olarak kişiye özel imar planı düzenlemesi ve ihale rantı yaratıp paylaşan, şehirleri haramilere savaş ganimeti gibi talan ettirenlerin, düşmanla işbirliği yapanlardan hiç farkı yoktur. CHP yöneticileri; imar ve ihale rantı yaratarak paylaşan ve akıl almaz şekilde zenginleşen belediye başkanlarını, meclis üyelerini görmezden, duymazdan gelir, arkasını dönerse önce ATATÜRK’ e sonra halka ve partiye de en büyük ihaneti yapmış olur. &nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Şimdi; Ben, sorulara cevap verilmeme sebebinin; arsa devrinde yapılan hukuksuz bir uygulamanın açığa çıkmasından korkulması olduğunu düşünüyorum. CHP genel merkez yönetimine ve belediye başkanlarına çağrı yapıyorum: Öyle baş müfettiş veya müfettişe de gerek yok, istediğim belgeler hazırlansın, belediyede bir oda ve bilgisayar tahsisi yapılsın, bilirkişi olarak kendi imkanlarımla belediyeye gelir 4 saat içinde evrakları inceler, bu arsa satışı ile ilgili yapılan hukuksuzluğu ispatlayan raporu yazar, imza karşılığı yetkililere teslim ederim. İspatlayamazsam herkesten özür diler ve gazete yazılarını bırakırım. Genel merkez arzu ederse gözlemci olarak &nbsp;bir yetkili görevlendirsin, memnun olurum. Belki diğer belediyelere de örnek bir çalışma olur. Para pul istemem. İspatlarsam kimseden ne istifa ne de teşekkür beklerim. Hodri meydan.</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ülkem ve halkım için yaklaşan tehlikenin göründüğünden çok daha büyük olduğunu düşünüyorum. Bu noktada seçimlerde CHP çatısı altında“ sol blok”oluşturması için çağrı yaparken yine CHP yönetimi ve belediye başkanlarını eleştirmemin çelişki olduğunu düşünenler olabilir. Kesinlikle çelişki yoktur, olamaz. Ben ne Ö. ÖZEL e, ne C. YÜCEER e, ne de V. AKAY a &nbsp;oy istiyorum, istemem de. Ben: Anayasanın değiştirilmesi teklif bile edilemeyecek maddelerinin tartışmaya açılmasını, hilafetin geri getirilme istek ve çabalarını, en sonunda laikliğin tekrar gözden geçirilerek yorumlanması talepleri karşısında laik Cumhuriyetimizin savunmasının yetersiz &nbsp;kalma tehlikesi var diyorum. Bu tehlikenin önlenebilmesi amacıyla CHP &nbsp;çatısı altında “sol blok” oluşması için çağrı yapıyorum. Amacım kimseyi aklamak ya da kimseyi iftira ile karalamak değildir. Demokrasilerde eleştiri hakkı herkes için her zaman vardır. İftira olmayan her eleştiriye sadece saygı duyulur. Ben;“40 katır mı, 40 satır mı?” tercihine zorlanan seçmenlere her şeye rağmen sadece bu seçim için CHP çatısı altında toplanarak “sol blok” a emanet oy seçeneğini öneriyorum. Sol seçmen birlik olursa, yaratılacak sinerji ile merkez ve sağdan daha çok oy gelecektir. Bu da sol blok a tehlikeyi savuşturmak için gereken sayıda milletvekili kazandırır. Böyle bakılırsa önerdiğim oluşumla savunduğum ilke ve eleştiriler arasında herhangi bir çelişki söz konusu bile olamaz...</span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Liberation Serif&quot;"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Okurların ve ulusumuzun Cumhuriyet bayramını kutlar,saygılar sunarım. </span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Bu günkü yazımı da Vedat Türkali’ nin bir şiirinden yaptığım alıntı ile bitiriyorum..</span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Ya siz çocuklar:</span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Nasıl anlatmalı size olup bitecekleri.</span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Çocuklar; bizim dediğimiz,</span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Yüzümüze utanç duymadan bakmaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:'Liberation Serif'">Mal değil, mülk değil istediğimiz.</span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Liberation Serif'"><span style="font-size:16px">Size namuslu bir dünya bırakmaktır</span>. &nbsp;</span></span>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 30 Oct 2024 14:47:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://cerkezkoyekspres.com/images/kullanicilar/2023/02/mehmet-uz-1675699577.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
