OPTİMED 2
Tekirdağ
03 Nisan, 2025, Perşembe
  • DOLAR
    33.09
  • EURO
    36.10
  • ALTIN
    2596.3
  • BIST
    11131.02
  • BTC
    63525.102$

PSİKİYATRİ DÜNYASINDA BİR IŞIK

PSİKİYATRİ DÜNYASINDA BİR IŞIK
İstanbul Tıp Fakültesi mezunu, Bakırköy’de uzun yıllar ihtisas yapmış ve psikiyatri alanında önemli deneyimlere sahip olan Filiz Alkan Çiçek, mesleki yaşamında insan ruhunun derinliklerine inmeyi ve insanların hayatlarına dokunmayı hedefleyen bir isim. Kendisi, psikiyatriyi seçme kararını yalnızca akademik alandaki başarılı hocalarından değil, aynı zamanda içsel bir çekimle şekillendirdiğini belirtiyor. Alkan Çiçek, mesleği boyunca karşılaştığı zorlukları ve toplumsal algıların ruh sağlığı üzerindeki etkilerini samimi bir şekilde paylaşıyor. Aynı zamanda, ruh sağlığı hizmetlerine dair farkındalık oluşturmak ve bu alandaki eksikliklere dikkat çekmek adına önemli görüşler de sunuyor. Çiçek ile gerçekleştirdiğimiz bu röportajda, psikiyatri alanındaki tecrübeleri, toplumsal sorunlar ve geleceğe dair beklentileri hakkında değerli bilgiler edineceksiniz.Bu röportajda, geleceği parlak iki öğrencimiz olan Pakize Narin Anadolu Lisesi öğrencisi Hazal ve Akın'ın konukluğunda, psikiyatri uzmanı Filiz Alkan Çiçek ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Hazal ve Akın, bu değerli uzmanla bir araya gelerek meslek hayatı ve psikiyatri dünyası hakkında önemli bilgiler edindiler. Kendilerinin de hayattaki hedeflerine yön verecek deneyimler kazandığına inanıyoruz. Filiz Alkan Çiçek’in samimi ve öğretici yaklaşımı, hem öğrencilerimiz hem de bizler için ilham verici oldu. Umarız bu sohbet, Hazal ve Akın’ın kariyer yolculuklarına katkı sağlar ve gelecekte daha da parlak birer uzman olmalarına öncülük eder.

Filiz Alkan Çiçek Kimdir?

1983 yılında Konya Ereğli'de doğdum. Liseyi Konya Ereğli Fen Lisesi'nde tamamladım. İstanbul Tıp Fakültesi'nde üniversite eğitimimi alarak 2006 yılında mezun oldum. Aynı yıl Bakırköy'de ihtisasıma başladım ve 2012 yılında tamamladım. Evliyim ve bir kız çocuğu sahibiyim.

 Psikiyatriyi seçmenize ilham veren belirli bir deneyim veya kişi oldu mu? Bu kararınızı nasıl şekillendirdi?

Üniversite yıllarımda psikiyatri bölümünün çok güzel bir binası vardı ve hocaları son derece değerli, kıymetli isimlerdi. Bu hocalar, bizi teşvik ederek bu alanı seçmemiz için yönlendiriyordu. Ancak bu, alan değişikliği yapmak için benim için yeterli bir sebep değildi. Psikiyatri, daha derin bir anlamda, ruhani bir çekimle beni etkiledi. İşte bu sebeple psikiyatri alanını tercih ettim.

Psikiyatrist olarak geçirdiğiniz ilk yıllarda sizi en çok zorlayan ya da dönüştüren bir olaydan bahseder misiniz?

Bakırköy'de çalışmaya başladığım dönemde, ilk olarak kadın servislerinde görev aldım. Kadınların yaşam öyküleri, psikiyatrik tabloları ve depresyon süreçleri beni derinden etkiledi. Ancak bu süreçte kişisel bir dönüşüm yaşadığımı söyleyemem; sanırım kendimin farkındaydım. Yine de, her hastanın hikayesi, yaşanmışlıkları ve mücadeleleri bizlere bir şekilde ilham veriyor ve mesleki anlamda besliyordu.

Bu mesleği yaparken kendinizle ilgili öğrendiğiniz en şaşırtıcı şey nedir?

Kendimle ilgili derin bir farkındalık yaşadım ve bu süreçte kişisel tecrübeler edindim. Ancak, şaşırtıcı ya da beklenmedik bir değişim veya gelişim olduğunu söyleyemem. Kendi içsel dengemi koruyarak ilerlediğimi düşünüyorum.

 

Toplumumuzda ruh sağlığı konusunda en yaygın yanlış algılar nelerdir? Bu algıları kırmak için bireyler ve kurumlar olarak neler yapabiliriz?

Akıl hastalarına yönelik bakım, tutum ve davranışlar konusunda toplumun yargıları ne yazık ki oldukça yıkıcı olabiliyor. Bu nedenle, psikiyatrinin ve ruh sağlığı desteği almanın normalleştirilmesi için kamu spotlarına ve bilgilendirme çalışmalarına ağırlık verilmesi gerekiyor. Örneğin, antidepresan kullanan birinin bunu gizlemek zorunda hissetmesi, toplumda var olan önyargıların ve damgalamanın açık bir göstergesi. Bu tür duvarların yıkılması ve yargıların kırılması için insanların bilinçlendirilmesi şart. Ötekileştirme, psikiyatrik tabloların artmasına neden olan önemli bir faktör. Bu nedenle, toplumun ruh sağlığı konularında mutlaka bilgilendirilmesi ve farkındalığın artırılması gerekiyor.Bugüne kadar hiçbir hastamdan zarar görmedim ve korkabileceğim bir anım olmadı. Aslında, bana zarar veren kişiler genellikle toplumda "normal" olarak görülenlerden olmuştur. Bu deneyimler, insanların dış görünüşlerine ya da statülerine bakarak yargılanmamaları gerektiğini gösteriyor.

 

Ruh sağlığı hizmetlerine ulaşımda en temel adalet sorunları nelerdir ve bu konuda sizce ne tür değişiklikler yapılmalıdır?

Psikiyatrik rahatsızlıkları olan bireyler için mutlaka çalışma alanları düzenlenmeli. Bu noktada devletimize önemli bir görev düşüyor. Biz, onaylasak ve çalışabilir raporu versek bile, bu bireylerin işe alınmaları maalesef oldukça zor oluyor. İşe alımlarda öncelik tanınmaması, onların topluma kazandırılmasını zorlaştırıyor. Oysa ki, çalışma hayatına dahil olmak, bu bireylerin hem ruhsal hem de sosyal açıdan iyileşme süreçlerine olumlu katkı sağlayabilir. Bu konuda daha kapsayıcı ve destekleyici politikaların geliştirilmesi büyük önem taşıyor.

 

Teknolojik gelişmeler ve sosyal medya çağında, bireylerin ruh sağlığını koruma konusunda karşılaştıkları en büyük tehdit nedir?

Sosyal medya, günümüzde korkunç bir bağımlılık haline gelmiş durumda ve bu platformlarda görülen içeriklerden etkilenen bir nesil yetişiyor. Çoğu zaman, sosyal medyada paylaşılanların bir aldatmacadan ibaret olduğunu unutmamak gerekiyor. Bu durum yalnızca gençleri değil, bizleri de olumsuz etkiliyor. Üstelik sosyal medyada paylaşılan her şeyin normalleştirilmeye başlanması, toplumsal hassasiyetlerimizi zayıflatıyor.

Örneğin, şiddet ya da asayiş olaylarının yaygın şekilde paylaşılması, toplumu daha kaygılı bir hale getiriyor. Kaygı bulaşıcıdır; bir kişinin hissettiği kaygı çevresine de sirayet eder. Bu da toplum genelinde kaygı düzeyinin yükselmesine ve kaygı bozukluklarının artmasına neden oluyor. Sosyal medya kullanımının daha bilinçli ve kontrollü hale getirilmesi, bu olumsuz etkilerin azaltılmasında önemli bir adım olabilir.

 

 

Sıkça karşılaşılan "ilaç tedavisi mi, terapi mi?" ikileminde sizin yaklaşımınız nedir? Hangi durumlarda hangisinin öncelikli olması gerektiğine karar veriyorsunuz?

Hastanın önceliklerine bağlı olarak tedavi yöntemini belirlemek oldukça önemli. Özellikle durumu çok ağır olan bir hastayı önce sakinleştirmek gerekebilir. Bu süreçte, hastanın tedaviye hangi yönteme daha yatkın olduğu göz önünde bulundurularak, hasta ile birlikte bir karar veriyoruz. Ancak, rahatsızlığın şiddetli olduğu durumlarda genellikle öncelikle ilaç tedavisiyle hastayı sakinleştirip, ardından terapiyle devam etmek daha etkili bir yaklaşım olabilir.

Elbette, her durumda rahatsızlığın boyutunu değerlendirerek hareket etmek gerekiyor. Bazen yalnızca terapiyle ilerlemek, hastanın iyileşmesi için en doğru yöntem olabiliyor. Tedavi sürecinde esnek ve hasta odaklı bir yaklaşım benimsemek, başarıyı artıran en önemli unsurlardan biri.

 

Psikiyatride, henüz tam anlamıyla çözülememiş ama sizin özel olarak ilgilendiğiniz bir gizem ya da karmaşık durum var mı?

Psikiyatri, gerçekten de yoğun imkanlar ve uzun vadeli tedavi süreçleri gerektiren bir alan. Bu alandaki yenilikler ve gelişmeler, maalesef bazen uzun soluklu olduğu için hızla uygulanamayabiliyor. Ruhsal tedavilerde teknolojinin rolü, zaman zaman geri planda kalabiliyor. Ancak, bu alanda teknolojinin daha etkili kullanılması, tedavi sürecini iyileştirebilir ve daha geniş bir kitleye ulaşılmasını sağlayabilir.

Psikiyatri, sınırları oldukça belirsiz bir alandır ve bu sınırların karışıklığı, tedavi sürecini zorlu hale getirebilir. Hem hastaların hem de tedavi sürecinde yer alan profesyonellerin bu sınırları dikkate alması ve dikkatli bir yaklaşım sergilemesi büyük önem taşır. Bu alandaki etik kurallar ve kişisel sınırların korunması, hastaların güvenliği ve tedavi başarısı için temel faktörlerdir.

 

Hastalarınızla ilk kez bir araya geldiğinizde genellikle hangi bariyerleri aşmanız gerekiyor? Bu süreçte en önemli öncelikleriniz neler oluyor?

Hastalarımızla genellikle sohbet ederek ilişki kuruyoruz, çünkü güven oluşturmak tedavi sürecinin önemli bir parçasıdır. Sohbet esnasında, onların kaygılarını azaltıyor ve daha rahat bir ortam yaratıyoruz. Direnen hastalarla ise sabırla mücadele ediyor, terapilerimizi sürdürerek adım adım ilerliyoruz.

Danışanlarımızın çoğu kadın hastalar ve genellikle kadınlar, farkındalığa daha açık olup daha fazla cesaret istiyorlar. Erkek hasta diye sınırlandırmayalım. çoğunlukla karşı tarafın bu tür terapiye cesaret edemediğini ve kabul etmediğini gözlemliyorum. Bu durum, sosyal ve kültürel etmenlerden kaynaklanıyor olabilir, bu yüzden her iki cinsiyetin de tedavi sürecinde daha rahat olabilmesi için farkındalık yaratmak önemli.

 

Bir hastanızın iyileşme sürecinde tanık olduğunuz ve sizi derinden etkileyen bir dönüşüm hikâyesi paylaşabilir misiniz?

Her bir danışan, kendine özgü ve benim için ayrı bir öneme sahip. Her biri, farklı yaşantılar, duygular ve düşüncelerle geliyor. Ancak tedavi sürecinin sonunda, danışanımızın değiştiğini görmek, sınırlarını çizmeyi başardığını ve farkındalığının arttığını gözlemlemek benim için paha biçilemez bir başarı. Bu tür gelişmeleri görmek, hem profesyonel olarak büyük bir tatmin sağlıyor hem de insan olarak en değerli ödüllerimden biri oluyor.

 

Ağır travmalar yaşayan bireylerle çalışırken kendi ruh sağlığınızı nasıl koruyorsunuz?

Kendi ruh sağlığımı korumak için yürüyüş yaparım ve ailemle keyifli vakitler geçirmeye çalışırım. Doğa yürüyüşleri, duygusal süreçlerimi yönetmekte bana çok iyi geliyor ve bu aktiviteler, içsel dengemi bulmamda büyük fayda sağlıyor.

 

Ruh sağlığı hizmetlerinin gelecekte nasıl bir dönüşüm geçireceğini düşünüyorsunuz? Özellikle teknolojinin ve yapay zekânın rolü nedir?

Yapay zekayı şu an kullanmaya çalışılıyor ve bu konuda hem önyargılarım hem de heyecanım var. Ulaşılabilirlik açısından faydalı olabilir, ancak bizim alanımızda bire bir iletişim ve ilişki kurmak çok önemli. Bu yüzden, yapay zekanın bu tür derin insani etkileşimlerde nasıl bir yer tutacağı konusunda bazı önyargılarım bulunuyor. Yine de, bu teknolojinin gelişimiyle birlikte nasıl bir denge kurabileceğimizi görmek oldukça heyecan verici.

 

Modern yaşamın hızla değişen dinamikleri, özellikle yeni nesillerin ruh sağlığını nasıl etkiliyor?

Sosyal medya, hızlı erişim beklentisini artırıyor ve insanlar her şeye hızlıca sahip olmak istiyor. Ancak, sosyal medyanın getirdiği hızlı tüketime ve anlık bilgilere odaklanma eğilimi, zamanla normalleşmenin zararlarını daha çok gözler önüne serecek. Bu durum, insanları daha sabırsız ve daha yüzeysel bir şekilde ilişki kurmaya itebilir. Uzun vadede, bu tür hızlı tüketim alışkanlıklarının, bireylerin ruhsal sağlığı ve toplumsal ilişkileri üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini düşünüyorum

 

Psikiyatride genetik bilim veya biyoteknolojinin gelişimi sizce hangi sınırları değiştirecek?

Psikiyatride genetik bilim ve biyoteknolojinin etkileri konusunda kesin bir öngörüde bulunmak zor, ancak bu alanların ilerlemesi, ruh sağlığı tedavilerinde büyük bir devrim yaratabilir. Genetik faktörlerin ve biyoteknolojinin, bireylerin inançlarını, düşüncelerini ve duygusal süreçlerini olumlu yönde etkileyebilmesi mümkün. Eğer bu bilimsel gelişmeler bir standart haline getirilebilirse, tedavi süreçlerine büyük katkı sağlayabilir. Gerçekten de bu tür ilerlemelerin sağlanabilmesi, çok faydalı bir adım olurdu ve keşke bu potansiyel hızla hayata geçirilebilse.

 

Eğer toplumda herkesin tek bir psikolojik beceriyi geliştirmesini sağlayabilecek olsaydınız, bu ne olurdu ve neden?

Eğer tek bir psikolojik beceri geliştirebilseydim, insanlara ruhsal sınırlarını öğretmek isterdim. Ruhsal sınırlar, sağlıklı ilişkiler kurmak, duygusal dengeyi korumak ve başkalarının haklarına saygı göstermek için son derece önemlidir. Bu beceri, insanların kendi ihtiyaçlarını daha iyi anlamalarına, başkalarına karşı sağlıklı mesafeler koymalarına ve duygusal sınırlarını savunmalarına yardımcı olabilir. Gerçekten de, bu konuda farkındalık yaratmak, kişisel gelişim ve toplumda daha sağlıklı etkileşimler için çok değerli bir adım olurdu.

 

Bir birey, ruh sağlığı konusunda yardım almak gerektiğini nasıl anlayabilir? Bunun farkına varmakta zorluk çeken kişilere ne önerirsiniz?

Eğer bir kişi sürekli aynı açmazlara düşüyorsa, aynı duygusal sorunlarla ve zorlanmalarla karşılaşıyorsa, mutlaka destek alması gerektiğini düşünüyorum. Bu tür tekrar eden durumlar, kişinin yalnız başına çözmekte zorlandığı derin bir sorunun işareti olabilir. Profesyonel destek, kişinin bu döngüleri kırmasına, kendini anlamasına ve daha sağlıklı başa çıkma stratejileri geliştirmesine yardımcı olabilir. Duygusal zorluklarla baş etmek için yardım almak, iyileşme sürecinin önemli bir parçasıdır.

 

"Çerkezköy gibi sanayileşmenin ve göçün yoğun olduğu bir bölgede, çalışma koşulları, kentleşme ve sosyal ilişkilerin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu bölgeye özgü psikolojik ihtiyaçlara yönelik ne tür çözümler geliştirilmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?"

İnsanların daha fazla desteklenmesi gerektiğine kesinlikle katılıyorum. Vardiyalı çalışma, sosyal kopukluklara yol açabiliyor ve iş değiştirme sıklığı, çalışanların birbirlerine bağlanamamalarına ve güvensizlikler yaşamasına sebep olabiliyor. Sosyalleşebilecekleri etkinliklerin düzenlenmesi, bilgilendirme toplantılarının yapılması ve destekleyici toplantıların oluşturulması büyük önem taşıyor. Ayrıca, iş yerlerinde bir psikolog desteği sağlanması toplum için faydalı olacaktır. İşverenlerin, ihtiyaç duyulduğunda çalışanlarını bize yönlendirmesi daha işlevsel olur. Bu sayede işverenler de çalışanlarının daha verimli olduğunu görerek kazançlarını artırabilirler.

 

      "Diploması veya yeterliliği olmadan aile danışmanı olarak hizmet veren kişiler      hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu durum, bireyler ve aileler için hangi riskleri taşıyor? Ruh sağlığı alanında çalışanların denetimi ve toplumun bilinçlendirilmesi adına neler yapılmalı?"

Kesinlikle onaylamıyorum, bir sertifika ile aile danışmanlık ofisi açılmasını doğru bulmuyorum. Hedef, insanlara zarar vermemek olmalı. Bu alanda yeterli eğitim almamış kişilerin profesyonel danışmanlık yapmaları kabul edilemez. Ancak, maalesef mevcut sistemde böyle bir ofis açmak mümkün. İnsanların kendilerini korumaları ve ruh sağlığında gerçek yetkin profesyonelleri tercih etmeleri gerekiyor.

Psikolog ve psikiyatri arasındaki farkı bile anlatmakta zorlanırken, sosyal hizmet uzmanı ya da aile danışmanı gibi kişileri açıklamak  çok daha zor. İlginç bir şekilde, bu tür danışmanlık hizmetleri oldukça talep görüyor, çünkü insanlara genellikle istediklerini veriyorlar.Anlık çözümleri daha kolay buluyorlar. Fakat, düşünün ki hep aynı yoldan giderseniz, sonuç da aynı olur. Yolunuzu değiştirmeniz gerekir, fakat bu bilgi zorlayıcı olabilir. Danışanlar, bu tür zorlayıcı değişikliklerden kaçınarak, anlık çözümler sunan sertifikalı aile danışmanlık ofislerine yöneliyorlar. Kısa vadede mutluluk insanlara cazip geliyor.Ancak bu, uzun vadede kalıcı çözüm sağlamaz.

 

"Bir psikiyatrist olarak kendi ailenizle olan ilişkilerinizi nasıl dengeliyorsunuz? Mesleğinizin yoğunluğu ve duygusal yükü, aile hayatınızı nasıl etkiliyor?"

Aile hayatım benim için çok önemli ve değerli. Kişisel tecrübelerime bakarak, mesleğimden ötürü aileme daha fazla zaman ayırabiliyorum. Zaman zaman yorgun olsam da bunu yansıtmamaya özen gösteriyorum. Ailemle geçireceğim zamanı önceden belirliyor ve bu konuda taviz vermiyorum.

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!


  • 0
    SEVDİM
  • 1
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Facebook Yorum

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Başka haber bulunmuyor!