Tekirdağ
23 Ağustos, 2026, Pazar
  • DOLAR
    48.07
  • EURO
    56.19
  • ALTIN
    7107.3
  • BIST
    14.515
  • BTC
    77431.319$

“ŞİDDETİN GENİ VAR, SUÇUN YOK!”

“ŞİDDETİN GENİ VAR, SUÇUN YOK!”
Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şiddetin genetik bir kader olmadığını belirterek, “Saldırganlık eğilimiyle ilgili gen var fakat doğuştan suçlu yok. Doğuştan psikopat yok.” dedi. Tarhan, şiddetin oluşumunda genetik yatkınlığın yanı sıra aile, çevre, stres, madde kullanımı, empati eksikliği ve kültürel faktörlerin de etkili olduğunu vurguladı.

Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, son yıllarda giderek daha fazla gündeme gelen şiddet olaylarının psikolojik, biyolojik ve toplumsal boyutlarını değerlendirdi.

“SUÇ GENİ VAR MI?” ARAŞTIRMALARI DİKKAT ÇEKİYOR

Şiddetin doğuştan gelip gelmediği konusunda çok sayıda genetik araştırma yapıldığını belirten Tarhan, araştırmaların ortak sonucunun “doğuştan suçlu” kavramını desteklemediğini söyledi.

Tarhan, bazı genlerin bireylerde saldırganlık eğilimini artırabileceğine dikkat çekerek, “Saldırganlık eğilimiyle ilgili gen var fakat doğuştan suçlu yok. Doğuştan psikopat yok.” ifadelerini kullandı.

Dopamin ve COMT geni üzerine yapılan çalışmalara da değinen Tarhan, bazı genetik özelliklerin kişide belirli yatkınlıklar oluşturabileceğini ancak bunun tek başına kişinin suç işleyeceği anlamına gelmediğini belirtti.

“Genler bir sermayedir; onu iyi ya da kötü kullanmak kişinin özgür iradesiyle ilgilidir.” diyen Tarhan, aynı genetik özelliklere sahip kişilerin yaşam koşulları ve tercihleri doğrultusunda tamamen farklı yönlere gidebileceğini ifade etti.

ŞİDDETİ SADECE GENETİKLE AÇIKLAMAK MÜMKÜN DEĞİL

Şiddetin ortaya çıkmasında genetik yatkınlığın tek başına belirleyici olmadığını vurgulayan Tarhan; aile yapısı, çocuklukta öğrenilen davranışlar, sosyal çevre, ekonomik sorunlar, stres, madde kullanımı ve empati eksikliğinin önemli risk faktörleri olduğunu söyledi.

Özellikle çocukluk döneminde öğrenilen davranışların kişinin kaderi olmadığını belirten Tarhan, “Ben babamdan şiddet gördüm, ben de uygulayacağım deme hakkı yok. 15 yaşına kadar öğreniyorsun ama 15’ten sonra bunu değiştirme sorumluluğun var.” dedi.

MEDYADA ŞİDDETİN SÜREKLİ GÖSTERİLMESİ DUYARSIZLAŞTIRIYOR

Şiddetin toplumdaki görünürlüğünün de önemli bir sorun olduğuna dikkat çeken Tarhan, medyada şiddet içerikli olayların sürekli tekrarlanmasının farklı sonuçlar doğurabildiğini belirtti.

Tarhan, şiddet görüntülerinin tekrarlanmasının bazı kişilerde duyarsızlaşmaya, bazı kişilerde ise saldırgan davranışların model alınmasına neden olabildiğini ifade etti. Özellikle gençlerin bu görüntülerden etkilenebileceğini belirten Tarhan, şiddetin normalleştirilmemesi gerektiğini vurguladı.

“EMPATİ VE UTANMA DUYGUSU ZAYIFLADIKÇA SALDIRGANLIK ARTIYOR”

Toplumsal değerlerin şiddet üzerindeki etkisine de dikkat çeken Tarhan, empati ve saygının zayıfladığı toplumlarda saldırganlığın artabileceğini söyledi.

“Utanma duygusunun zayıfladığı toplumlarda saygı azalıyor.” diyen Tarhan, çocuklara küçük yaşlardan itibaren başkasının hakkına saygı göstermenin ve empati kurmanın öğretilmesi gerektiğini belirtti.

Tarhan, toplumda yaygınlaşan benmerkezci anlayışın da toplumsal dayanışmayı zayıflattığını ifade ederek, yıllardır bilinen “Sana yapılmasını istemediğini başkasına yapma” ilkesinin yeniden önemsenmesi gerektiğini söyledi.

ŞİDDETİN ARKASINDA STRES VE DEPRESYON DA OLABİLİR

Erkeklerde görülen şiddetin önemli bir bölümünde psikolojik sorunların etkili olabileceğini belirten Tarhan, öfkenin bazen depresyonun dışavurum biçimi olabileceğine dikkat çekti.

Tarhan, “Birçok erkek öfkesinin farkında değil, aslında depresyon yaşıyor.” diyerek, yoğun stresin de bireylerin tehdit algısını artırdığını ve öfke kontrolünü zorlaştırdığını ifade etti.

Ekonomik sorunlar, madde kullanımı, aile içi çatışmalar ve hızlı yaşam temposunun stres seviyesini yükselttiğini belirten Tarhan, bu faktörlerin bir araya gelmesiyle şiddet riskinin artabildiğini söyledi.

“BEYİNDEKİ ALGORİTMA YENİDEN YAZILABİLİR”

Şiddet eğilimlerinin değiştirilebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, beynin nöroplastik yapısına dikkat çekti.

Yanlış düşünce biçimlerinin fark edilerek alternatif düşünceler geliştirilmesiyle kişinin davranışlarını değiştirebileceğini belirten Tarhan, zihinsel esnekliğin ve stresle başa çıkma becerilerinin şiddet eğilimlerini dönüştürmede önemli olduğunu söyledi.

ÇÖZÜMÜN TEMELİNDE EMPATİ VE ÖZDENETİM VAR

Şiddetin önlenebilmesi için yalnızca cezai yaptırımların yeterli olmayacağını belirten Tarhan, bireysel ve toplumsal düzeyde eğitim çalışmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Özellikle çocuklara küçük yaşlardan itibaren özbilinç, özdenetim, empati ve ahlaki akıl yürütme becerilerinin kazandırılması gerektiğini vurgulayan Tarhan, bu eğitimlerin anaokulu döneminden itibaren başlamasının önemine dikkat çekti.

Tarhan, şiddetin biyolojik, psikolojik, sosyal ve kültürel boyutları birlikte ele alınmadan kalıcı bir çözüm üretilemeyeceğini belirterek, toplumda dayanışma, saygı ve merhametin yeniden güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın değerlendirmesi, şiddetin yalnızca genlerle açıklanamayacağını; genetik yatkınlıkların çevresel koşullar, öğrenilmiş davranışlar ve bireysel tercihlerle şekillendiğini ortaya koyuyor. Uzmanlara göre şiddetin önlenmesinde en güçlü araçlar ise erken yaşta verilen empati, özdenetim ve ahlaki akıl yürütme eğitimi.

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Facebook Yorum

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.