Reklamı Geç
MSM SANİYELİ
OPTİMED TEMMUZ
Tekirdağ
17 Ocak, 2026, Cumartesi
  • DOLAR
    43.27
  • EURO
    50.20
  • ALTIN
    6375.3
  • BIST
    12.669
  • BTC
    95254.350$

BU CİNAYETTE HEPİMİZ SANIK KÜRSÜSÜNDEYİZ

17 Ocak 2026, Cumartesi 11:12

Bugün 15 yaşında bir çocuk, 17 yaşında pırıl pırıl bir genci öldürdü. Bu cümleyi kurmak bile insanın nefesini kesiyor. Anneyi dinlerken boğazımız düğümleniyor, kelimeler yetmiyor. Yaşanan acının bir tarifi yok. Ama tam da bu yüzden susmak yerine konuşmak zorundayız.

 

Bu sadece bir cinayet değil. Bu, yıllardır biriken ihmalin, görmezden gelmenin ve çöken bir düzenin sonucu. Bir çocuk dünyaya geliyor. Kimi zaman istenmeyen, kimi zaman büyük sevinçlerle karşılanan. Ama büyürken ya yokluğun içinde her türlü şiddete maruz kalıyor ya da varlığın içinde şiddetin başka biçimlerini öğreniyor. Dışlanmayı, aşağılanmayı, değersizleştirilmeyi tanıyor.

 

Ülkenin yarattığı kaos da bu çocukların omuzlarına yükleniyor. Savaşlar, ölümler, intiharlar, uyuşturucu, kara para, kumar… Okul sıralarında yaşanan sessiz yalnızlıklar ve dışlanmışlıklar da ekleniyor buna. Sonunda yol, evdeki anne babaya çıkıyor. Ama soralım kendimize: Doğruyu anlatan kim? Yol gösteren kim?

 

İçimiz yanıyor. Çünkü insanlığın yavaş yavaş yok oluşuna tanıklık ediyoruz. Her sektör ahlaki ve etik değerlerini kaybediyor. Her gün utanarak yaşıyoruz ama utancın bile anlamı aşınıyor. Herkes sanki görünmeyen bir savaşın içinde.

 

Öyle bir sistem kuruldu ki artık kural da yok, ahlak da. Herkes o sistemin dayattığı şekilde yaşamaya zorlanıyor. Paranın merkezde olduğu, kazanmanın her şey sayıldığı bir düzen bu. Oysa insan bu kadar ucuz olmamalıydı. Hırs, öfke, nefret ve bencillik kontrolsüzce büyüyor ve bedelini çocuklar ödüyor.

 

Bu ortamda yetişen bir çocuktan ne bekliyoruz? Öğretemeyen anne babalar, yalnız bırakılan çocuklar var. Yine de umudunu kaybetmeden sessizce mücadele eden iyi insanlar hâlâ var. İşte o insanlar, bu karanlığın içindeki tek dayanağımız.

 

Bu yüzden söylüyorum: Çocuklarımıza önce vicdanı ve ahlakı öğretmeliyiz. Vicdanı olmayan insandan korkmalıyız. Okulların ve eğitim camiasının yükü çok ağır ama yine de bazı çocuklar için tek kurtuluş kapısı hâlâ orası. Bazen anne babanın yapamadığını bir öğretmen yapıyor.

 

Yapılacak çok şey var, görev çok. Ama her şey o kadar karmaşık ki bazen kime ne anlatacağımızı bilemiyoruz. Sonra şunu düşünüyorum: Eğer her birey değişime kendinden başlasa, belki de korkacak hiçbir şey kalmaz. Ben üzerime düşeni yaparım diyen herkes gerçekten yapsa, bu karanlık biraz olsun dağılmaz mı?

 

Belki acılar azalır. Belki çocuklar çocukları öldürmez.

 

Peki suçlu kim? Sadece 15 yaşındaki o çocuk mu? Hayır. Hepimiziz. Annesi, babası, akrabaları… Fakiri, zengini… Siyasiler, kurumlar… Doğulusu, batılısı… Kürdü, Türkü… Esnafı, sanayicisi… Gazetecisi, dernekleri…Sanatçısı,sosyal medyacısı...

 

Ben de suçluyum. Sen de suçlusun. Çünkü bu düzeni değiştirebilecekken sustuk. Çünkü vicdanı merkeze almadık.

Çünkü “bana dokunmayan” dedik.

 

Ve bugün, bir çocuk başka bir çocuğu öldürdü.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum