KOLTUK EMANET, İRADE SANDIK: ÇERKEZKÖY’DE KİMLİK DEĞİŞİMİ
30 Eylül 2026, Çarşamba 14:32“Dün eleştirdiğine bugün selam vermek siyasetin cilvesi; ama seçmenin hafızası o kadar cilalı değil.”
Çerkezköy ve Tekirdağ ekseninde yaşananlar, siyasette dengelerin ne kadar hızlı değiştiğini ve siyasi tercihlerin ne kadar kısa sürede farklı bir noktaya taşınabildiğini açıkça gösteriyor.
Vahap Akay'ın yeniden aday gösterilmesi sürpriz değildi. Asıl kırılma 2024 yerel seçimleri öncesinde yaşandı. Akay, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi'ne aday olmak istiyordu ve parti yönetimine Büyükşehir adayı yapılmazsa başka formülleri değerlendireceği yönünde bir mesaj verdiği siyasi kulislerde konuşuldu. CHP Genel Merkezi'nde ise Tekirdağ'ı kaybetme korkusunun hâkim olduğu değerlendirildi.
Bu süreçte CHP, Büyükşehir seçimini kazanabilmek için Çerkezköy'de Akay'ı yeniden aday gösterdi. Encümen listesi konusunda da kendisine geniş bir alan tanındığı yönündeki tartışmalar yaşandı. Kısacası Vahap Akay'a seçimi kazanması için Çerkezköy altın tepside sunuldu.
Bu tablo sandığa da yansıdı. Akay, 31 Mart 2024'te rakibi Abdullah Öğe'nin önünde seçimi kazandı. Benim değerlendirmeme göre bu sonuç, yalnızca kişisel bir zafer olarak okunmamalı; CHP'nin Çerkezköy'deki örgütlü gücü ve seçmen desteği de bu sonuçta önemli rol oynadı. O gün başka bir isim aday gösterilse dahi seçimin kazanılabileceği yönünde benim kanaatim de bu yöndedir.
Seçim sonrası ilçe dengeleri de bu siyasi güç üzerinden şekillendi. İlçe başkanlığı yarışında Sedat Çolak ve Özgür Sönmez karşı karşıya geldi. Akay'ın açık destek verdiği yönündeki değerlendirmelerin yapıldığı süreçte Sedat Çolak, delege seçimlerinde 12 mahallede 12-0 sonuç alarak önemli bir üstünlük sağladı ve ardından yapılan kongrede ilçe başkanı seçildi.
Herkes Akay ve Çolak ikilisinin Çerkezköy'de güçlü bir siyasi yapı oluşturduğunu konuşurken, Ankara'da CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin “mutlak butlan” tartışmaları gündeme geldi ve siyasi dengeler yeniden değişti.
Bu süreçte Sedat Çolak'ın CHP'den ayrılarak Yeni Parti'nin Çerkezköy Kurucu İlçe Başkanı olduğu kamuoyuna yansıdı.
Yaşanan tüm bu çalkantıların sonunda Vahap Akay, 31 Temmuz 2026 tarihinde yaptığı basın açıklamasıyla 25 yıllık CHP üyeliğinden istifa ettiğini kamuoyuna duyurdu. Yaklaşık iki ay bağımsız belediye başkanı olarak görev yaptıktan sonra 29 Eylül 2026'da AK Parti'ye katıldı.
İşte tam bu noktada, benim açımdan tartışılması gereken asıl mesele başlıyor.
Bir belediye başkanı sadece kendi ismiyle seçilmiyor. Aday olduğu parti, arkasındaki teşkilat, parti programı, siyasi kimliği ve o partiye duyulan güven de seçmenin kararında rol oynuyor. Hele ki üç dönem boyunca aynı siyasi kimlikle seçimlere girilmişse, bu kimliğin seçmen nezdinde hiç önemi yokmuş gibi davranmak doğru bir tartışma zemini oluşturmaz.
Elbette bir siyasetçinin parti üyeliğinden istifa etmesi kendi siyasi tercihidir. Hiç kimse bir siyasetçinin ömür boyu aynı partide kalmasını zorunlu kılamaz. Siyaset değişebilir, şartlar değişebilir, insanlar düşüncelerini değiştirebilir. Bunların hepsi siyasetin doğasında vardır.
Fakat belediye başkanlığı makamı söz konusu olduğunda mesele yalnızca siyasetçinin kendi tercihi olmaktan çıkıyor. Çünkü ortada sandıkta verilmiş bir oy ve o oyla ortaya çıkmış bir siyasi temsil var.
2024'te seçmen, Vahap Akay'ı CHP adayı olarak tercih etti. Bugün ise aynı belediye başkanı AK Parti çatısı altında siyaset yapıyor. Dolayısıyla benim itirazım, bir insanın siyasi düşüncesini değiştirmesine değil; seçildiği siyasi kimlik ile görevini sürdürdüğü siyasi kimlik arasındaki değişimin seçmen iradesi bakımından nasıl değerlendirilmesi gerektiğine.
Çünkü belediye başkanlığı, kişisel bir koltuk değildir. O koltuk sandıkta verilen oylarla oluşur. O oyların içinde sadece adaya duyulan güven değil, adayın temsil ettiği siyasi partiye verilen destek de vardır.
Bugün “Ben aynı kişiyim, değişen sadece parti” denilebilir. Fakat seçmen açısından mesele bu kadar basit değildir. Eğer parti önemli değilse, o zaman seçimlerde adayların hangi partiden yarıştığının da bir anlamı kalmaz. Oysa Türkiye'deki yerel seçim pratiğinde parti kimliği, aday kadar önemli bir belirleyicidir.
Üstelik burada zamanlama da ayrıca tartışılabilir. Seçimden önce bir siyasi partiyle yarışıp o partinin oyuyla seçilmek, ardından görev süresi içerisinde başka bir siyasi partiye geçmek ile seçimden önce siyasi kimliğini değiştirip yeni partiyle seçmenin karşısına çıkmak aynı şey değildir.
İkinci durumda seçmen kararını yeni siyasi kimlik üzerinden verir. Birinci durumda ise seçmen, sandıkta başka bir siyasi kimliğe oy vermişken görev süresi içerisinde farklı bir siyasi yapıyla karşı karşıya kalır.
Benim açımdan etik tartışmanın düğüm noktası tam da burasıdır.
Bir belediye başkanının “Hizmete devam ediyorum, parti değişikliğinin hizmet açısından önemi yok” demesi anlaşılabilir bir siyasi açıklamadır. Nitekim Akay da AK Parti'ye katılımının ardından temel amacının Çerkezköy'e hizmet etmek olduğunu söyledi.
Ancak seçmen açısından bakıldığında soru sadece “Hizmet devam ediyor mu?” değildir. Bir başka soru da şudur: “Ben sandıkta hangi siyasi kimliğe oy verdim ve bugün o oyun siyasi karşılığı nerede duruyor?”
İşte bu sorunun cevabını siyasetçi değil, seçmen verir.
Ben kendi adıma, seçmenin iradesiyle ve belirli bir siyasi kimlikle göreve gelen bir belediye başkanının görev süresi içerisinde siyasi parti değiştirmesini etik açıdan doğru bulmuyorum. Bu, siyasetçinin kişisel tercihini yok saymak anlamına gelmez. Tam tersine, siyasetçinin tercih hakkıyla seçmenin temsil edilme hakkı arasındaki dengeyi tartışmaya açmak anlamına gelir.
Çünkü seçmenin verdiği oy, kimsenin şahsi mülkü değildir. Nitekim Akay'ın parti değişikliğini eleştiren Sedat Çolak da kamuoyuna yaptığı açıklamada bu ifadeyi kullandı. Bu görüş elbette Çolak'ın siyasi değerlendirmesidir; ancak tartışmanın merkezindeki soruyu oldukça net biçimde ortaya koyuyor.
Benim kanaatim şu: Siyasetçi parti değiştirebilir. Fakat seçmenin de bu değişikliğe itiraz etme, sorgulama ve sandıkta bunun siyasi karşılığını verme hakkı vardır.
Çünkü demokrasi sadece seçilmekten ibaret değildir. Seçildikten sonra o seçimin hangi siyasi emanetle kazanıldığını da unutmamak gerekir.
Şimdi kulislerde Vahap Akay'ın Tekirdağ Büyükşehir adaylığı konuşuluyor. Ancak benim kanaatim, AK Parti'nin onu büyükşehir adayı göstermeyeceği yönünde. Elbette bunun kararını parti yönetimi verecek. Bugünden kesin bir sonuç söylemek mümkün değil.
Çünkü Çerkezköy, siyasi dengelerin sürekli değiştiği, gücü elde tutmanın da yönetmenin de her zaman zor olduğu bir ilçedir.
Merhum Süleyman Demirel'e atfedilen ve yıllardır siyasette kullanılan bir söz vardır:
“Boş tencerenin yıkamayacağı iktidar yoktur.”
Çünkü siyasette dengeler değişir.
Partiler değişir.
Adaylar değişir.
Ama seçmenin hafızası kolay kolay değişmez.
Ve sandık geldiğinde, bütün hesapların son sözünü yine seçmen söyler.
Öte yandan, Çerkezköy siyasetinde şeffaflık ve hesap verme tartışmalarının da uzun süredir gündemde olduğunu unutmamak gerekiyor. Bu tartışmaların bundan sonraki süreçte nasıl devam edeceğini ve siyasi aktörlerin bu eleştirilere nasıl cevap vereceğini ise hep birlikte göreceğiz.



Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum