HOŞGELDİN ve GÜLE GÜLE
04 Ocak 2026, Pazar 21:59Kültürümüzde ayrılanın ardından “güle-güle” diyerek uğurlama, yeni gelene de “hoş geldin” diyerek karşılama gibi çok güzel bir geleneğimiz vardır. Özellikle dar gelirli emekli ve asgari ücretliler için yaşanan ekonomik kriz nedeniyle çok büyük hayal kırıklığı ve hüsranla geçen koca bir yıl; 2025 e güle güle derken ilk saatlerini yaşadığımız 2026 ya da pek çok beklenti ve azda olsa yeni umutlarla hoş geldin diyoruz. Toplum olarak yaptığımız hatalardan kaynaklı olumsuz sonuçlanan olayların sorumluluğunu almayı sevdiğimiz pek söylenemez. Her olumsuzluğa bir mazeret bulma gibi kötü bir alışkanlığımız vardır. Oysa her insan hata yapar, bunun sonucuna katlanır ve bedelini öder. Hatasını görmeyen veya görmezden gelen kişi veya toplumlar aynı hatayı defalarca yaparak sürekli bedel öderler ve bu durumu tarih tekerrürden ibarettir diyerek geçiştirmeye çalışırlar.
"Tarih tekerrürden ibarettir" sözünü ilk kez kimin söylediği kesin olarak belli değildir. Ancak açık kaynaklarda eski İngiltere Başbakanı Sir Winston Leonard Spencer Churchill'in bu sözü söylediği yazmaktadır. Bu söz daha çok geçmişte yaşanan olaylardan ders çıkarılmak için kullanılmaktadır. Ayrıca İstiklal Marşımızın yazarı Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un "tarih tekerrürden ibarettir derler, oysaki tarihten ibret alınsaydı, tekerrür eder miydi?" şeklinde alıntı yaptığı da bilinmektedir. Okurlar yazdıklarımı yaşanan sıkıntıları giden eski yıla bağlama çabası gösterenlerin tuzağına karşı uyanmaya davet olarak kabul edebilir. Dikkat edin ülkemizde tüm olan biteni eski yıla bağlama gayretlerini açık şekilde göreceksiniz. Çok uğursuz bir yılmış, berbat bir yılmış çok şükür bitmiş, her şey geride kaldı gibi söylemler tamamen algıya yöneliktir. Önemli olan yapılan hatalardan ders alıp, hataların tekrarının önlenmesidir. Bu konuda umut verici bir önlem, tedbir görebiliyor muyuz, tabi ki hayır. Mecliste kabul edilen bütçe kanunu bunun bir göstergesidir.
Demokratik ülkelerde yapılan serbest seçimler halkın en büyük gücüdür. Bizde de kâğıt üzerinde olsa da böyle bir gücün olduğunu hatırlatmak isterim. Demokratik ülkelerde seçimle iktidara gelenler Anayasayla belirlenmiş olan süre boyunca hizmet ederler. Süre sonunda Anayasa izin verirse tekrar seçilerek göreve devam edebilirler. Ülkemizde Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bazı dönemlerde kriz olsa da genelde Cumhurbaşkanı süresi dolduğu zaman yeni seçilene görevi teslim etti. Bu konuda en güzel örneği rahmetli Cumhurbaşkanı S.DEMİREL vermiştir. Süresi dolduğunda geçmiş görevlerinde bana göre pek çok yanlışı olsa bile bu kez doğruyu yaparak görev süresinin uzatılması yönünde yapılan önerileri kabul etmemiştir. You Tube ta konu üzerinde gazeteciler ile yaptığı söyleşinin videoları var, merak eden okurlara adeta ders niteliğinde olan görüşlerini izlemelerini öneririm.
Aynı S. Demirel seçimle geldiği Başbakanlık görevinden seçim kaybederek altı kez ayrılmak zorunda kaldı. Buna rağmen halkın güvenini kazanmayı başararak seçimlerde halkın oylarıyla güven tazeleyerek yedi kez başbakan olabilmişti. Gerçek seçimli demokrasilerde Halkın oyu ile iktidara gelerek, halkın ihtiyaçlarını karşılamayan siyasetçi gider, seçimler sonrası halkın güvenini kazanan başka siyasetçiler göreve gelir. Sözlerini yerine getirmeyen siyasetçi seçmen tercihine göre görevi bir başka siyasetçiye bırakır. Yine seçmen, tercihine göre daha önce görevden ayrılmak zorunda kalan bir siyasetçiyi tekrar göreve de getirebilir. Dünyada geçerli olan ve başarıyla uygulanan Seçimli demokrasi budur işte. Seçmen; Devlet yönetiminin başına kendi oylarıyla getirdiği siyasetçinin çalışmasından memnun kalmazsa seçimlerle değiştirebilmelidir.
Bu değişimin ülke ve seçmen yararına olabilmesi için tek şart: Seçmenlerin yapılan seçimlerde bilinçli bir şekilde oy kullanabilmeleridir. Bunu için de seçmen göreve getirdiği siyasetçinin çalışmasını takip etmeli tasvip etmediği çalışmaları için uyarmalı, eleştirisini dikkate almayan siyasetçiyi seçimde oy vermeyerek değiştirmelidir. Siyasetçiler seçmenin elindeki bu gücü ve bu güçle seçmenin ne yapabileceğini çok iyi bildikleri için bu gücün etkisizleştirilmesi, itibarsızlaştırılması için her türlü düzenleme ve uygulamayı yapmaktan çekinmezler. Bunların hayata geçirilmesi için iktidar veya
Muhalefette olmanın önemi yoktur. Halka hizmeti ikinci plana atan siyasetçi için iktidara giden her yol tercih sebebi olabilir. Hedef iktidarsa; seçim kazanmak için seçmene yapılan en masum propaganda yöntemi gerçekleştirilmesi imkânsız olan seçim vaatlerdir. Son yıllarda buna rakip parti ve adayla iftira atmak, yönteminin de eklendiğini görüyoruz. Dolayısıyla seçmen kandırılmamak için artık daha da dikkatli olmak zorundadır.
Uzun lafın kısası; Ülkede işler seçmenlerin istediği gibi gitmiyorsa sorumlusu giden eski yıl değil seçim zamanı gerekli özeni göstermeden oy kullanarak tercih yapan seçmenin kendisidir. Yıl Dünyada bütün devletlerin kabul ettiği 365 gün altı saatten oluşan bir zaman dilimidir. Vatandaşların çektiği sıkıntılarla doğrudan veya dolaylı hiç bir ilgisi yoktur. Vatandaşların çektiği sıkıntıların asıl sorumluluğu öncelikle “seçmenlerin” kendisi daha sonra karar verici “seçilenlerdir”. Yani Belediye Başkanları ve meclis üyelerinden başlar, milletvekilleri, bakanlar ve yenini sistemimize göre Cumhurbaşkanıdır. Seçimli Demokrasi bilinçli oy kullanan seçmenler için bir nimet olduğu gibi, henüz seçimin önemini kavramayan seçmenler için ise; tercih hatasının bedeli olarak adeta kendini cezalandırma aracı haline de gelebilmektedir. Seçimli Demokrasi işte tam da böyle bir şeydir.
Bütün olumsuzluklara rağmen 2026 yılında tüm dünyada emperyalizmin ve savaşların son bulmasını, Ülkemize ve Halkımıza sağlık, barış, huzur ve zenginlik getirmesini, haksızlıkların sona ermesi umuduyla adalet sağlanması diliyor okurlarımızın yeni yılını kutluyorum.




Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum