1
Tekirdağ
20 Ekim, 2026, Salı
  • DOLAR
    49.55
  • EURO
    55.76
  • ALTIN
    6633.2
  • BIST
    11721.72
  • BTC
    81617.772$

ARAYIŞ

19 Ekim 2026, Pazartesi 14:56

 

     Takip eden okurlar; geçen hafta “Önce Siyasal Ahlak Bozuldu“ başlıklı yazımda, siyasi transferler konusunda görüşlerimi yazdığımı hatırlayacaktır. Aynı yazıda yine siyasal ahlaka uygun olmadığına inandığım, belediyelerin bilgi edindirme kanununa aykırı olarak, halkın merak ettiği sorulara cevap vermediğini bir kez daha dile getirdiğim de unutulmasın. Fikri takip gereği doğru cevap gelene kadar aynı noktada olacağım. Halkımızın da daha duyarlı davranarak başkanlardan ilk gördükleri yerde sorduğum sorulara neden cevap verilmediğinin hesabını sormasını bekliyorum. Çünkü soruların cevapları, gerçekleri öğrenmek ve bilmek adına en az benim kadar Çerkezköy Halkını da doğrudan ilgilendiriyor. Bozulan siyasal ahlakın düzeltilmesi için artık bütün Halk birlikte mücadele etmeliyiz; “kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” 1 Temmuz 2024 tarihli gazetemizde yayımlanan “SİYASAL AHLAK” başlıklı yazımda konu hakkında görüşlerimi dile getirmiştim. Hatırlamak isteyen okurlar verdiğim Linkten yazının tümüne ulaşabilir. (https://www.cerkezkoyekspres.com/makale/siyasal-ahlak-511)

   Bahse konu yazımda ” Genel ifadeyle siyasal ahlak: Siyasal karar alma sürecinde geçerli olan değer yargılarının, örf ve adetlerin, kanun ve yönetmeliklerin oluşturduğu sistemdir. Siyasetçilerin, bürokratların kamusal karar ve uygulamalarda uymaları gereken ahlaki kuralları ifade eder. Osmanlıdan günümüze rüşvet, irtikâp ve yolsuzluk batağında halkın büyük bir bölümünün fakirleşmesi, şeytan üçgeninin (kirli iş insanı, kirli siyasetçi, kirli bürokrat) halkı kuru soğana muhtaç ederek haksız zenginleşmesi altında yatan sebep; siyasal ahlak kurallarına uyulmaması ve yapılanların yapanın yanına kar kalmasıdır” diye yazmıştım. Yazımın üzerinden iki yıl geçmesine rağmen yolsuzluk, irtikâp, vurgun haberleri azalacağı yerde tam tersi artarak devam ediyor. Yolsuzluk bitmeyince doğal olarak zengini koruyup kollayan, fakiri ezen sömürü düzeni de aynen devam ediyor.

    Rahmetli ECEVİT in “Bu düzen değişmelidir” uyarısını gerçekleştirmek için geç bile kaldık. Tamamda nasıl değişecek? Düzen değişikliği öncelikle Halkın talebi ve siyasetin de bu talebi görerek cevap vermesiyle olur. Israrlı olmasa da sayıları her geçen gün artan çoğunluğun adil bölüşüm talebi olduğu gerçek. Peki; siyaset cevap veriyor mu? Bakıldığında tüm siyasiler yolsuzluk ve vurgunlara kesinlikle karşı. Hepsinin seçim vaatlerinde yolsuzluklarla mücadele ilk sırada yer alıyor. Yazık ki seçim sonrası kim kazanırsa kazansın sonuç olarak tablo hiç değişmiyor. Siyasetin finansmanı nedeniyle samimiyet olmadığı için Halkın yararına değişim olmuyor. Yolsuzlukla mücadele seçim döneminde oy almak için dillerden düşmüyor, seçimden sonra çok çabuk unutuluyor. Son 45-50 yılın seçim vaatlerine ve seçim sonrası uygulanan politikaların sonuçlarına bakıldığında her dönem zengin daha zengin, fakir daha  fakir olmuştur. Bazen tek parti, bazen koalisyon hükümetleri görev yapmış olmasına rağmen sonuç ve doğal olarak düzen Halkın çoğunluğunun refah düzeyini arttıracak şekilde değişmemiştir. Yolsuzluğun, vurgunların bir türlü bitirilemediği, yapılanın her zaman yapanın yanına kar kaldığı bir düzende yoksulluk biter mi? Hayır, bitmez. Tanık: Kuru soğana muhtaç Halk ın ta kendisidir. Bitmiyor işte!..

    Bana göre siyasetin temel yapı taşlarından en önemlisi ahlâk kavramıdır. Ahlâk olmadan yürütülen siyaset, sorunlu olur. Ahlâktan yoksun veya ahlâk süzgecinden geçmeyen siyasi faaliyetler karşılığında rüşvet, yolsuzluk ve hırsızlık konularında bir artışın meydana gelmesi kaçınılmazdır. Bunlarla mücadele için ilk adım; seçilerek göreve gelen belediye başkanları ve meclis üyeleri ile milletvekilleri göreve başlarken ve görevden ayrılırken devlete verdikleri mal bildirimlerini aynen halka açıklamaları için gerekirse yasal düzenleme yapılmalıdır. İkinci olarak mali milat ve nereden buldun yasası tekrar yürürlüğe konmalıdır. Siyasi parti genel merkezleri bu duruma sessiz kalarak halkın bilgilenmesine neden izin vermiyorlar, anlamıyorum. Sahi insanlar büyük bir hırs ve hevesle bir sürü para, adeta servet harcayarak neden siyaset yapmak istiyor? Siyasetçilere sorsanız ilk cevabı; halka hizmet için olacağına bahse girerim. Sonra şöhreti sevmek, halkın gözünde popüler yaşama isteği olabilir. Çok daha başka gerekçelerde üretilebilir. Ancak; bence asıl amaç: siyasetin artık çok çabuk ve kolay zenginleşmenin bir aracı haline gelmiş olmasından faydalanmak isteğidir.

    Belediyelerde kolay zenginleşmenin yolu; ideolojileri bir tarafa bırakarak tek bir amaçla seçilen üyelerin hep birlikte imar ve ihale rantı yaratarak, paylaşmaktan geçtiği artık hemen herkesin bildiği bir gerçek haline gelmiştir. Dikkat edilecek olursa tüm belediye meclislerinde ranta yönelik kararlar genellikle oy birliği ile alınıyor. Rant kararları incelenirse, hiç tartışılmadan, üzerinde hiç konuşulmadan hızlı bir şekilde meclisten geçirildiği görülür. Siyasilerin belediyelerde imar ve ihale rantı yaratarak paylaşmaları bilinen en çabuk zenginleşme yoludur. Bu tablo belediyelerde oluşturulan harami düzeninden zenginleşmenin kısa bir özeti gibidir. Kimse ilk defa duyuyormuş gibi yapmasın. Çünkü bütün senaryo Halkın tümünün gözü önünde yazılıyor, yine Halkın tümünün gözünün içine bakarak siyaset sahnesinde sergileniyor. Arada bir oyuncular değişse de sonuç hiç değişmiyor, değişen tek şey Halkın parasıyla zenginleşen haramilerin isimleri oluyor.

    Ancak unutulmasın: Bu sonucun yaratılmasında seçmeninde payı vardır. Seçmen haramilerden kurtulmak isterse dürüst bir aday seçmek zorundadır. Partisi buna izin vermez, istemediği bir adayı dayatırsa itiraz ederek ses yükseltmesi, sırf parti istedi diye güvenmediği adaya oy vermemesi gerekir. Aksi halde şeytan üçgeni olan bu düzende rant vurgunlarına devam eder. Seçmen için bu harami düzenden kurtuluş yolu; kendine dayatılanı değil, inanıp, güvendiği, dürüst adayları seçmesidir. Bunun içinde Başkan ve Meclis üyesi adaylarının partinin tüm üyelerin katılacağı, yargı denetiminde yapılacak ön seçimle belirlenmesi gerekir. Aksi olursa, şeytan üçgeni Halkın kaynaklarından zenginleşmeye, geniş halk kitleleri ise sömürülerek kuru soğana muhtaç yaşamaya devam edecektir.

   Bugünkü yazımı Hz. ÖMER in bir sözü ile bitirmek istiyorum: “Dürüstlük pahalı bir mülktür, ucuz insanlarda bulunmaz.”

NOT: Hafta sonu ülkemizde yaşanan sel felaketinde hayatını kaybeden yurttaşlarımıza Allahtan Rahmet, kederli ailelerine baş sağlığı diliyorum.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum