ÇERKEZKÖY’DE BİR İHALENİN, BİR VİCDANIN VE ÇALINAN GELECEĞİN ÖYKÜSÜ
24 Ağustos 2026, Pazartesi 23:59Size bugün masal anlatmıyorum; kanla, alın teriyle yazılmış tarihin gölgesinde yaşanan, yürek burkan GERÇEK bir olayı aktarıyorum.
Tarih: 1928… Yavuz Zırhlısı olayı.
Dönemin Bahriye Bakanı İhsan Eryavuz hakkında, bir ihale sürecinde yolsuzluk yaptığı iddiası ortaya atılır. Mustafa Kemal Atatürk, bu iddiayı duyar duymaz hiç tereddüt etmez; olayın sonuna kadar üzerine gidilmesini ve Meclis tarafından derhâl bir Tahkikat Komisyonu kurulmasını emreder. Karşısındaki kişi en yakın dava arkadaşı bile olsa, "Devletin yetim hakkına el uzatan yargı önünde hesap verecektir!" der.
Bununla da kalmaz ulu önder... Cumhurbaşkanlığı döneminde, devletteki yolsuzlukları ihbar eden dürüst vatandaşlara bizzat devlet eliyle resmi ödüller verilmesini sağlayan kararnamelere imza atar. Yaşadığı süre boyunca; kendisine, ailesine ya da yakın çevresine "armağan" adı altında sunulmak istenen tüm maddi teklifleri, rüşvet girişimlerini çelikten bir iradeyle reddeder. Kamu malına, tüyü bitmemiş yetimin hakkına halel getirecek hiçbir ilişkiye asla taviz vermez.
Peki ya bugün?
Boğazına kadar şaibeye, usulsüzlüğe ve yolsuzluk iddialarına batmış bir belediye başkanı... Baş sıkıştığında hemen Atatürk’ün kutsal isminin arkasına sığınıyor, suçlarını o yüce ismin gölgesinde örtpas etmeye çalışıyor. Oysa ulu önderimizin ilkelerini duruşuyla yaşatsaydı, bugün bu kent bu karanlığı yaşamıyor olacaktı.
Şimdi 30 Ağustos Zafer Bayramı yaklaşıyor... Malum başkan, o şanlı günü idrak etmek yerine milyonluk konserlerin, görkemli şovların planlamasını yapıyordur. Bir yandan kendisine süslü konuşma metinleri yazdırıyor, aynanın karşısına geçip provalar yapıyordur. Peki, soruyorum size: O aynaya baktığında, Atatürk’ün dürüstlüğü ve ilkeleri hiç mi aklına gelmiyor? Her konserin başında o sahneye çıkıp, "Ey ulu önder Atatürk! Açtığın yoldan, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim!" derken bir an olsun vicdanı sızlamıyor mu?
Bir tarafta milletin tek bir kuruşunu dahi namusu sayan Ulu Önder Atatürk; diğer tarafta Atatürk’ün adını, ilkelerini maske yaparak yürütülen bu devasa vurgun... Takdiri, ciğeri yanan Çerkezköy halkının vicdanına bırakıyorum.
EY ÇERKEZKÖY HALKI, UYANIN!
Bu oyunu bu kez bozun! Yandaşlar, fondaşlar o görkemli gecede ceplerini doldurmak için yerlerini alacaklar. Gelin; Çerkezköy’ün geleceğini, gençlerinin rızkını karartan bu milyonlarca liralık konser ajitasyonunu protesto edelim! Kendi bayramımızı sokaklarda, meydanlarda, helal duygularımızla kendimiz kutlayalım.
Gelelim asıl hikâyemize... "Hikâyemize" diyorum çünkü günlerdir yazdığımız gerçekleri, bazıları masal gibi okuyup kafasını kuma gömüyor; kimseden ses çıkmıyor!
Belediyeye gelen müfettişlere "Lütfen araştırın!" diye feryat ettik. Personel gördüğü usulsüzlüğü müfettişe anlatıyor, müfettişten tık yok! Basın susturulmuş; çay sohbetleri, tatlı para akışları gırla... Denetleme komisyonunun o muazzam(!) raporu topu topu 4 sayfadan ibaret. Okumak için gözlük takmaya bile gerek yok!
Arsalar satılmış, yetmemiş! Usulsüz krediler çekilmiş, Bakanlıktan izin bile alınmamış. Neyse ki müfettiş bunu tespit etmiş ama mahkemeye vermeye gerek görmemiş! "Bundan bir zarar gelmez" deyip üzerini kapatmışlar. Hal böyle olunca herkesin iştahı kabarmış: Götüren götürüne!
Meclis üyeleri çıkıp yapılan usulsüzlükleri, yolsuzlukları kürsülerde bağıra bağıra anlattılar. İyi de, sadece bağırmak yetiyor mu? Kanunun gereğini yapıp ilgililer hakkında neden resmen suç duyurusunda bulunmadınız? İçlerinden birkaç yürekli arkadaş buna yeltendi ama Ak Parti İl Başkanı "Durun!" dedi.
Kendisine iletilen o vahim belgeler neden sümen altı edildi? Taşlar şimdi yerine oturuyor işte! Nedenini geçenlerde gördük: Hayrabolu Belediyesi’nin hastane açılışında bizim başkan, beyaz atlı prensler gibi ön saflarda Ak Partililerle el ele, kol kola boy gösteriyordu. Allah birliğinizi daim etsin ne diyelim! Fakat durun, bunlar henüz turpun küçük kısmı...
TEZGAHLANAN İHALELER VE YENEN HAKLAR
Çerkezköy Belediyesi’nde 10 yılı aşkın süredir Etüt Proje Müdürlüğü diye bir birim var. Epey de personeli var. Ama ne hikmetse bu müdürlüğün bunca yıldır imzalanmış TEK BİR PROJESİ bile yok! Biz gerçekleri biliyoruz: Bütün ihaleler orada tezgahlanıyor ama hiçbir kâğıtta imzaları yok!
Bu müdürlüğün açığını tek bir mimar arkadaş kapatmayı başarmış: Mimar Mustafa Kanburoğlu Eğer bu arkadaşın "yakını" değilseniz vay halinize! Alın size somut veri, belki inceleme gereği duyarsınız:
İhale Kayıt No: 2025/309966
İşin Adı: Gençlik Merkezi Uygulama İşi
Sözleşme Bedeli: 2.300.000 TL + KDV
21/f pazarlık usulü kullanılarak adrese teslim ihale! Özel kalemler puanlamaları ayarlıyor, maliyetler biçiliyor. Sonra Levent Yıldırım abilerine talimat veriliyor, toplantı yapılıp işin kime peşkeş çekileceği kararlaştırılıyor. Puanlama usulü kâğıt üzerinde "uygun" gösterildiği için kimsede korku yok. Sözleşmeler imzalanıyor; günlüğü 15 bin liradan çadırlar kuruluyor, yemekler, ikramlar, şovlar başlıyor...
Peki ya sonra?
Taşeron firmalar, alt yükleniciler devreye giriyor. Son olarak 500 milyon liralık dev yol yapım ve onarım işi... Taşeronluk kime veriliyor dersiniz? Belediye Meclis Üyesi Taner Bahar'a! Firma adı da belgesi de elimizde.
Ey bozuk yollarda arabası hurdaya dönen, çamurda yürümeye çalışan Çerkezköy halkı! Bu zulmün hesabını kime soracaksınız?
Operasyon tamamlanınca ne mi oluyor? Eğlence zamanı! Sayın Fen İşleri Müdürü, bu yorucu ihale trafiğinin stresini atmak için ver elini Danimarka! Yanında kim var dersiniz? Tabi ki Levent Yıldırım ve diğer ortakları... Eğlence Danimarka’yla da bitmiyor. Cebinde rüşvet paralarıyla oradan geç Bulgaristan’a; kumar masaları, şaşaalı hayatlar...
İşte Çerkezköy’ümüzün kan ağlatan acı gerçekleri!
İftira atmıyoruz; her şey belgeli, gidiş-dönüş tarihlerine kadar kayıtlı. Yetkili makamlar pasaport pasaport baksınlar! "Bu paralar nasıl aklandı?" diyeceksiniz. Biz o çarkı çözdük ama TURPUN BÜYÜĞÜNÜ ilerleyen yazılarda açıklayacağız! Devlet büyüklerimiz istediği an bildiklerimizi, belgelerimizi sunmaya hazırız.
"Çerkezköy Belediyesi soyuluyor!" diye avazımız çıktığı kadar bağırıyoruz ama muhalefet partilerinden tık yok!
ESKİ BAŞKANLARA VE VİCDAN SAHİPLERİNE AÇIK ÇAĞRIDIR!
Buradan Eski Dönem Belediye Başkanlarımız Sayın Mehmet Uz ve Sayın Ali Ertem’e sesleniyorum:
Günlerdir manşetlerimizde dosya numaralarına, tarihlerine kadar belgeleri yayınlıyoruz. Allah aşkına söyleyin; bu iddialar normal mi?
Siz kendi döneminizde kilosu 70 TL’ye elma alıp dağıttınız mı?
Tanesi 750 TL’ye sandviç aldınız mı?
Burnunuzun dibinde çikolata fabrikası varken, tonlarca çikolatayı dershaneden satın aldınız mı?
Fen İşleri’nin yetkisindeki ihaleleri yetkisizce Makine İkmal Müdürlüğü’ne yaptırdınız mı?
Dürüst Fen İşleri müdürleri "Bu ihale usulsüzdür, biz bu vebalin altına girmeyiz" dediğinde, o namuslu memurları görevden alıp yerlerine yetkisiz sözleşmeli personelleri oturttunuz mu?
İhaleleri adrese teslim yandaşlara dağıttınız mı?
Memur başkan yardımcılarınıza jakuzili, süit lüks banyolu odalar yaptırdınız mı?
Meclis üyelerinize dolaylı yollardan iş pasladınız mı?
Fahiş fiyatlara konserler düzenleyip, değeri 2-3 bin lira etmeyen çadırları günlüğü 7.500 TL’ye kiraladınız mı?
Milyonlarca lirayla sahne ve ses sistemleri kurdurup belediye bütçesiyle seçim çalışması yürüttünüz mü?
Rica ediyorum; tecrübenizle, birikiminizle çıkın ve Çerkezköy halkını aydınlatın! Sizin bu kente vicdan borcunuz var.
Çerkezköy’ün siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, tüyü bitmemiş yetimin hakkını savunması gereken ama meclis toplantılarında olayı bir cümleyle geçiştiren meclis üyeleri... Sizlere de iki çift lafım var:
Görmüyorsanız, duyup da susuyorsanız, o koltukları fuzuli yere işgal etmeyin! Yarın halkın karşısına geçip tek bir kelime dahi etmeye hakkınız olmayacak!
Ve yerel basın... O meclis toplantılarına katılıp köşelerinde tık çıkarmayan, gazetelerinin orta sayfalarında minik notlarla olayı geçiştiren gazeteciler! Bu vurgunu sorgulamak için neyi bekliyorsunuz?
SON SÖZ:
Bu usulsüzlükleri görmezden gelen Sayıştay denetçilerinin ve müfettişlerin yerine; gözünü kimseden sakınmayacak, namuslu ve dürüst müfettişlerin acilen görevlendirilmesini devlet büyüklerimizden arz ve talep ediyorum. Elimdeki tüm dosyaları teslim etmeye hazırım.
Sevgili Çerkezköylüler; bu soyun çarkı kırılana, bu talan bitene kadar belgeleriyle yazmaya devam edeceğim!
Gözünüz, kulağınız bizde olsun. Takipte kalın!



Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum