Tekirdağ
15 Ağustos, 2026, Cumartesi
  • DOLAR
    47.91
  • EURO
    55.50
  • ALTIN
    6737.1
  • BIST
    14.172
  • BTC
    63013.434$

ECEVİT'İN ZAFERİ

15 Ağustos 2026, Cumartesi 10:55

 Çerçeve yasa olarak ta bilinen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” TBMM de kabul edilerek yasalaştı. Kanunun kabulünden sonra siyasi partilerin genel başkanları ve tüm vekiller TBMM de birbirlerine sarıldılar zılgıtlar eşliğinde hatıra fotoğrafı çekildiler. Özlenen bu kucaklaşmanın siyaset sahnesinde yaşanan kutuplaşmayı ve kamplaşmayı da sona erdirmesini diliyorum. Yalnız bu zılgıtlar eşliğinde yapılan kutlamada unutulan, bu günlerin yaşanmasında çok büyük payı olan, ömrü yetmediği için sevinci paylaşamayan, kendi dedesi de aslen Kürt olan bir siyasi liderimizi anmadan geçmenin haksızlık olacağı düşüncesiyle, tüm dünyanın kabul ettiği gerçeği bir kez daha vurgulamak istiyorum. Gecikmiş kutlama aslıda; Ecevit in zaferidir.

    Rahmetli Başbakan ve Genel başkanım Sayın Bülent ECEVİT in, merkez sağ iktidarların ülke ekonomisini batmanın eşiğine getirdiği o sıkıntılı günlerde ülke ve Halk için verdiği mücadeleyi, yaptıklarını ve gerçekleri hatırladığım kadarıyla, okuru sıkmadan aktarmaya çalışacağım. Tarihi yaşandığı şekliyle değil, çarpıtarak hayal ettiği şekilde anlatmaya çalışanlara karşı; Halkın gerçekleri hatırlaması ve öğrenmesi gerektiğine inandığım için sadece gerçekleri yazıyorum. Amacım Halkın doğru bilgiyle aydınlanması, gerçekleri görmesi ve tercihini ona göre yapmasıdır. Çünkü Halkın gerçek kurtuluşunun yolu budur. Gerçekler öğrenilmezse hayallere inananlar çok ama çok kolay kandırılıyor.

    Şimdi öncelikle A.Ö yakalanmasından başlayarak yaşananları hatırlayalım. Nairobi'de Yunanistan'ın Kenya Büyükelçiliğine geçici olarak yerleştirilen A.Ö  15 Şubat 1999'da siyasi sığınma talebinde bulunduğu Hollanda'ya gitmek üzere Lazaros Mavros adına düzenlenmiş bir Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportuyla Kenyalı yetkililerin gözetiminde büyükelçilikten ayrılıp Nairobi Havalimanı'na götürüldü. Havalimanına vardığında TSK özel kuvvetleri tarafından derdest edilerek özel uçakla Türkiye'ye getirildi. Haber 16 Şubat 1999’da Başbakan Bülent ECEVİT in yaptığı “Abdullah Öcalan Türkiye’dedir” açıklamasıyla kamuoyuna duyuruldu. İmralı adasındaki cezaevine konuldu.

   İmralı adasındaki duruşmalar 31 Mayıs 1999 ile 29 Haziran 1999 tarihleri arasında görüldü ve Ankara DGM yargıçları duruşmaya bakmakla görevlendirildi. A.Ö; 29 Haziran 1999'da Türk Ceza Kanunu'nun 125'inci maddesi doğrultusunda ölüm cezasına çarptırıldı ve hayatı boyunca kamu görevinden men edildi. A.Ö nün idam cezası Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından 25 Kasım 1999'da onandı. Mahkeme kararının infaz için TBMM gönderilmesi gerekiyordu. Başbakan B.ECEVİT adalet bakanlığından gelen dosyayı tutarak meclise göndermedi. TBMM de görüşülerek karar alınmadığı için infaz gerçekleşmedi. Bu durum DSP-MHP-ANAP tan oluşan 57.koalisyon hükümetimde çok ciddi tartışmalara yol açtı. Hükümetin düşmesi söz konusu oldu. Bu arada A.Ö avukatları AİHM başvuru yaptığı için mahkeme karar verene kadar infazın ertelenmesi kararını aldı.

    Başbakan B.ECEVİT kesin kararı verebilmek için AİHM kararını beklemek gerektiğini söyledi. Koalisyon ortaklarının farklı yaklaşımları vardı. Özellikle de MHP bu konuda izlediği politikayı basınla paylaşınca ECEVİT diğer partilerin içişine karışmayacağını, hükümetle ilgili ilgili kararların hükümet zemininde alınacağını, gerekirse liderler zirvesi yaparak o zeminde alınan kararı uygulayacaklarını açıkladı. Nitekim DSP genel başkanı Başbakan Bülent ECEVİT, MHP genel başkanı Devlet BAHÇELİ, ANAP genel başkanı Mesut YILMAZ 12 OCAK ta bir araya geldiler. Genel başkanlar 7 saat 15 dakika süren toplantı sonunda ortak bir metin üzerinde anlaştılar. Anlaşılan metin şöyleydi:

Bilindiği gibi Türkiye nin yargı yetkisini kabul ettiği AİHM sinin Türk yargısınca verilmiş kararları değiştirmesi hiçbir şekilde söz konusu değildir. Anayasamızdan ve uluslararası taahhütlerimizden kaynaklanan süreç tamamlandığında dosya gereği için ivedilikle TBMM ne gönderilecektir.

Genel başkanlar hukuka saygı içinde aldıkları bu kararın, terör örgütü ve yandaşı çevrelerce

milleti ve devleti ile Türkiye nin yüksek menfaatleri aleyhine kullanılmak istediğinin değerlendirilmesi halinde, erteleme süreci kesilerek infaz sürecine derhal geçilmesi konusunda görüş birliğine varılmıştır. Buna göre A.Ö hakkında AİHM vereceği karar beklenecektir. Erteleme süreci sonsuz değildir. Kararda da belirtildiği gibi şartlara uyulmazsa kesilebilecektir.

   Alınan bu karar hem içte hem de dışta çok olumlu bulundu ve Ecevit in zaferi olarak nitelendirildi. Örneğin İngiliz gazetesi Financial Times “Karar, siyasi hayatı boyunca idama karşı olmuş Ecevit için bir zafer anlamına geliyor” diye yazdı. İtalyan gazetesi La Stampa “Ateşten zirvede Ecevit Bahçeliyi ikna etmeyi başardı” dedi. Belçika gazetesi Le Soir “Ortaklarını AİHM kararını beklemeye ikna eden ECEVİT in zafer kazandığını yazdı. Fransa Hükümeti ”A.Ö dosyasının başbakanlıkta bekletilme kararını önemli ve olumlu olarak değerlendirdi.

   SON SÖZ: Kuvvetle ihtimal TBMM de çekilen zılgıtlarla kutlanan A.Ö verilecek umut hakkı dönemin başbakanı B.ECEVİT in çabaları sonucu Yargıtay ın onayladığı idam infaz dosyasının TBMM gönderilmesini ertelemesinin bir sonucu olarak gerçekleşecektir. Öyle ya B.ECEVİT Ortaklarını ikna etmeseydi onanan yargı kararı çoktan infaz edilmiş olurdu. TBMM de zılgıtla kutlama yapan vekillerde ancak Fatiha okurlardı. Rahmetli Genel Başkanımın böyle bir sonucun Memleket ve Millet için daha iyi olacağını düşünerek dosyanın TBMM gönderilmesini ertelemişti. Yazık ki siyasi ömrü tam olarak düşündüğünü gerçekleştirmeye yetmedi. Oysa daha 2002 den itibaren silahların susarak şehit kanı dökülmesi, anaların gözyaşları engellenebilirdi. Olmadı, yapılamadı. Emperyalistler izin vermedi. İnşallah bu defa bütün konuşulanlar, verilen sözler samimidir ve gerçekleşme imkânı bulur. Çok vakit kaybettik, yeri dolmayacak, geri gelmeyecek çok değerlerimizi kaybettik. Yaramızı sarmak için tek bir şeye ihtiyacımız var: KAN EMİCİ EMPERYALİSTLER GÖLGE ETMESİNLER BAŞKA BİR ŞEY İSTEMEZ!

Yazıyı Uğur MUMCU nun SESLENİŞ şiirinden yaptığım alıntı ile bitiriyorum.

Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasında vuranlar,
ağabeyimiz, babamız yaşındaydılar.
Ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı, ya da susmuşlardı bütün olan bitenlere.
Öfkelerini bir gün bile karşısındakilere
Bağırmamış insanların gözleri önünde öldürüldük.
Hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adına.
Batı uygarlığı adına, bizleri bir şafak vakti ipe çektiler.
Korkmadan öldürüldük ey halkım, unutma bizi.
Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi.
Bir gün sesimiz, hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım unutma bizi.
Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz.
Şimdi hep birlikteyiz.
Ey halkım, unutma bizi.

Uğur Mumcu / 25.08.1975

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum