ÖNCE SİYASAL AHLÂK BOZULDU
12 October 2026, Monday 12:57Geçen haftaki yazımda okurlarla Çerkezköy Belediye Başkanının AKP ye transferi hakkında görüş ve düşüncelerimi paylaşmıştım. Spor sahalarından sonra siyaset sahnesinde de transferler gaz kesmeden tüm hızıyla devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı da kervana katılarak AKP ye transfer oldu. Belediye başkanlarının kulağına geldi mi bilemem, ancak ulusal basında yazılan; Kamuoyunun da genel kabulü; transferler, yargıda dosyası olanların dosyadan kurtulma karşılığı olduğu kabul ediliyor. Bizim istihbarat kaynağımız olmadığı için, masumiyet karinesine saygı gereği konuya girmiyorum. CHP butlan başkanının yeni yönetime İzmir B.B.Başkanı için “aday göstermeyin dediği” yönündeki açıklamasını inandırıcı bulmadığımı söylemek zorundayım. Nedenine gelince: 2023 seçimlerinden sonra ortalığa dökülenler nedeniyle kendisine güvenim kalmadı. Her şey bir tarafa CHP genel merkezine polis desteği, cop, gaz, cam, çerçeve girilerek parti arkadaşlarına uygulanan şiddeti tv den seyretmesini af edemiyorum. Seçimde lehine oy için çalıştım, oy verdim, helal etmiyorum. Dönemin en büyük siyasi transferinin butlan başkanın CHP ye atanması olduğunu düşünüyorum.
Saygıdeğer okurların çok iyi bildiği gibi; ÇOSB sınırları içinde bulunan T.B.B.Başkanlığı İtfaiye daire başkanlığı Çerkezköy İstasyonu ile Çerkezköy belediyesinin kullandığı müştemilatın bulunduğu arsa ÇOSB Müdürlüğü aracılığı ile satılarak bir sanayi kuruluşuna devredildi. Satış bedeli ve yöntemi başta olmak üzere her iki belediyeye Bilgi edindirme kanunu gereği sorduğum sorulardan istediğim cevabı alamadığım için konuyu Genel başkan başta olmak üzere CHP üst yönetiminden yetkililere e-posta ile bildirdim. Yazık ki yine cevap alamadım. Şeffaflık bu mu diye protesto ettim. Aynı parti mensubu siyasilerin bu kadar duyarsız kalmalarını kabul edemedim ve devir işleminde yasalara aykırı, gizli kalması gereken bir uygulama olabileceğinden şüphe etmeye başladım. Şimdi iş biraz değişti gibi. Başkanlar şimdilik ayrı partilerden. Transfer mevsiminde yarın ne olur, bilmiyorum. Başkanlara güven yok. Normal şartlar altında yollar ayrılmışken herkesin eteğindeki taşları dökmesi, halkın doğruları öğrenmesi beklenir. Bizim de yaptığımız o zaten. Gerçekleri, sadece gerçekleri duymak istiyoruz!..
Halkımızın sonuçlarını iliklerine kadar yaşadıkları kriz ortamından çıkmak istiyorsak; artık her zaman olduğu gibi kolaycılığa kaçmadan, kendimiz dışında bir suçlu aramak yerine atasözünün dediği gibi önce çuvaldızı kendimize batıralım, sonra iğneyi başkasına batırarak gerçeklerle yüzleşelim: Kurtuluş için “biz nerede hata yapıyoruz” sorusuna bir mazerete sığınmadan doğru cevaplar bulmak zorundayız. Çağdaş demokrasilerde halkın sorunlarının çözümü yeri; seçtiklerinden oluşan yerel veya ulusal meclislerdir. Ülkemizdeki sorunlar temelden çözülmeden tekrar tekrar aynı işlemlerle çözüm aramamızın altında esas olarak, seçtiklerimizin liyakatsizliği ve etkisizliği yatmaktadır. Halk sorunlardan kurtularak huzur ve güven içinde yaşam sürdürmek istiyorsa öncelikle seçtiklerinin liyakatli kişilerden oluşmasını sağlamak zorundadır. Liyakatli kişiler seçilmesinin ilk şartı da adaylarının siyasi parti üyelerinin tümünün oy kullanacağı ve yargı gözetiminde yapılacak önseçimlerle aday belirlenmesidir. YENİ Parti ilçe yönetim seçimlerinde bu yöntemi denedi ve başarılı oldu. Bundan sonra seçimle gelinecek görevlere adayların aynı yöntemle belirlenmesinden vaz geçilmemelidir.
Sadece YENİ partide değil, tüm siyasi partilerde delege ağalığı sistemine artık son verilmesi gerekir. Sözde siyasetçi; kendine sadık delege oyları ile parti yönetiminin kararını etkileyebilmektedir. Delege ağalığı sistemi yıkılmazsa sözde siyasetçiler devşirdiği delegelerin oylarıyla siyaset üzerinden zenginleşme devam edecektir. Partiler son yıllarda siyaset sahnesinde kangren haline gelen bu sorunu artık mutlaka çözmelidir. Delege ağalığı sistemini en çok rantçılara yarıyor. Ağa aday belirlemede baskı kurduğu delegeye adeta darağacında sandalyesini de kendine tekmelettirir. Artık bu senaryoyu bozacak olan üyenin kendisi olmalıdır. Üyeler bu soygun düzenine daha fazla sessiz kalmamalı, kendi adayını kendi belirlemek istiyorsa önce siyasi partilere üye olmalıdır. Kahvehane köşelerinde olan bitenin dedikodusunu yapacağına partisine kendini en iyi temsil edecek adayın seçilmesi için çalışmalıdır. Gerçek partili davranışı budur. Aksi halde bugüne kadar olduğu gibi tribünde oturarak sadece maç seyreder, sahaya müdahale etmezse hiç şikâyet etmeyecek, yapılan bütün yolsuzluk ve hukuksuzlukların dolaylı olarak ortağı olacaktır. Kurtarıcı beklenmesin, siyasette yapacağı liyakatli ve dürüst temsilci tercihiyle ahlakı getirecek olan da Halkın kendisi olacaktır.
Sözüm sanadır partisine toz kondurmayan hemşerim: Eğer sorumluluktan kaçar, partiyi hırsızlardan koruma görevini yapmaz, susar ve yolsuzluklara göz yummaya, vurdumduymazlığa devam edersen, bedelini yine sen ödersin, çoluk çocuğun öder, konu komşun öder, Halk öder: HALK!.. Halkın çektiği bütün sıkıntılar senin, evet: SENİN YÜZÜNDENDİR. Hırsızlığını, yolsuzluğunu bildiklerini başkan seçiyorsan, temsilcim diye meclislere gönderiyorsan; çektiğin bütün sıkıntıların sebebi sensin. Doğru bir seçim tercihi yapmadığın için bütün yaşananlar hepsi senin yüzünden!
Yazıyı birlikte görev yaptığımız bir meclis üyem ile geçmişte yaşadığım diyalogu aktararak tamamlamak istiyorum. Meclis üyem bana; ”Başkanım meclis üyelerinin üniversite mezunu olması gerekir” diye görüş belirtmişti. Ben de cevap olarak “meclis üyesinin diplomasından önemlisi ahlaklı olması gerekir” diye cevap vermiştim”. Sonra, meslekleri doktor, mühendis olanların, başkanlıktan sonra nasıl zenginleştiklerini konuştuk ve bana “öyle düşünmemiştim” diye hak vermişti. Kulakları çınlasın hatırlar mı bilemem ama ben yolsuzluk haberi medyaya düşen her belediye başkanının önce mesleğine bakıyorum. Sonra zamanında yaptığım tespitin ne kadar doğru olduğunu görüyorum. Siyasetten rant yaratıp zenginleşmenin: Meslekle, Irkla, Renkle, Dinle, Mezheple, Cinsiyetle hiç alakası yoktur. Harami aklınıza gelen her yerde haramidir. Gözünüze bakarak yalan söyler ve haram yer. Tokalaşmak zorunda kalırsanız, arkasını döndüğünde hemen kol saatinizi ve yüzüğünüzün yerinde olduğunu kontrol edin. O kadar yani… Yamyam harami, Haram yemeden asla doymaz. Hiç utanmaz çok rahat yalan söyler, değişik konularda uydurduğu yalanlarla tuzağa düşürdüğü insanları çok kolay kandırır ve zenginleşir. Bugünkü yazıyı da “ÖNCE SİYASAL AHLÂK BOZULDU:SONRA HERŞEY” diyerek bitirelim.



Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum