SEN KİMSİN!
01 Temmuz 2026, Çarşamba 03:04Dün Nefes gazetesinde yayınlanan bir köşe yazısında çok güvendikleri bir kaynağın kendilerine söyledikleri yazıldı. Yazılana göre butlancılar şöyle diyorlarmış: “Yargı tamamen arkalarındaymış. Hepsinin (Özgür Özel ekibinin) haddini bildireceklermiş. Ağızlarıyla kuş tutsalar hiçbir şey elde edemeyecekler, bütün kapılar yüzlerine kapanacakmış.” Güvenilir kaynağa göre yazılanların doğru olmamasını dilerim. Aksi takdirde seçilmiş yönetimin mahkemeye yapacağı olağanüstü kurultay için çağrı heyeti talebi ret edilecek demektir. İnsanın ilk bakışta olmaz öyle şey diyesi var. Ancak 2024 ten bu yana “olmaz öyle şey” denilen o kadar çok şey oldu ki, bu da olursa, hiç sürpriz olmaz. Bütün bu olmazların olduğunu yaşamamızın gerçek sebebi: Mevcut Siyasi Partiler Kanunu ile Seçim kanunudur. Değerli okurların dikkatinden kaçmamıştır, çok sık olarak dile getiriyorum. Adı geçen kanunlar mevcut haliyle “lider sultası” yaratmaktadır. Parti yönetimleri TBMM nin liyakatli vekillerden oluşması yerine siyasi partilerin üst yönetimine sadık vekillerden oluşmasında bir değişiklik istemiyor.
Oysa çözüm aslında çok basit, ilgili kanunlar ve Anayasada yapılacak değişikliklerle “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” ilkesinin gereği tam olarak yerine getirilirse sorun tümden ve kesin olarak çözülür. Peki Anayasada ve kanunlarda hemen her dönem pek çok değişiklik yapılmasına rağmen neden hala bu sorun çözülemedi? Çünkü siyasetten nemalanan karar vericiler, kendi koltuklarını kaybetmemek için Halkın daha fazla partilerin içine girmesini istemiyor. Partileri kendi malı olarak görüyor, kimseyle paylaşmak istemiyorlar. Halk parti içine girerek kendi adaylarını belirlemeye başlarsa, kurdukları düzenlerinin bozulacağını çok iyi biliyorlar ve onun için asla istemiyorlar.
Biraz kopya gibi olacak ama işte bu düzene bende “KAPKARA” düzen diyorum. Bakın şimdi seçimle gelinen makamlara adayları; merkez yoklaması değil tüm üyelerin katılacağı ön seçim belirlerse öncelikle ”kapkara” düzenden kurtulmak için çok sağlam ve sağlıklı bir adım atılmış olur. “Egemenlik gerçek manada Milletin” olur. Günümüzdeki uygulamada siyasi partiler kanun boşluklarını kullanarak yargı gözetiminde ön seçim yapmıyorlar. Bu uygulama bazılarının 5-6-7 dönem vekillik yapmasının yolunu açıyor. Vekiller Millet in vekili değil genel merkezin vekili oluyor. Böyle vekil, önceliğine Halkın sorununu değil kendi sorununu alıyor ve çözüyor. Halk açken vekilin süper maaşı bunun sonucudur.
Bakın şimdi CHP de yürütülen kavganın temelinde bu sorun vardır. Kasım 23 kurultayını kaybeden taraftaki vekiller dışlandı. Yapılacak seçimde listelerde yer bulamayacaklarını bildikleri için ayaklarına gelen fırsatı kaçırmamak amacıyla birlikte yol yürüdükleri yoldaşlarına yapmadıkları çirkinlik kalmadı. İnsanda biraz olsun utanma olur yahu, partili arkadaşlarına gaz sıktırmak, plastik mermi kullanmak, kapı çerçeve kırılarak genel merkezi savaş meydanına çevirerek girmek neyin nesidir? Bu kin, nefret kime? Diyelim ki başardılar; seçilmiş başkan ve yönetim partiden uzaklaştırıldı, kim kazanmış olacak? Kuru soğana muhtaç Halkın yıllar sonra yeşeren iktidar umudu kişisel çıkar ve beklenti için yok edildi. Aklanma, paklanma yalanları da bırakılsın artık, o kelimeleri kullandıkça onları da kirletiyorlar.
Kanunları, parti tüzüğünü yok sayıyor, üyeden, delegeden, Halktan intikam almaya çalışıyorlar. Çok iyi bildiklerini gösterdikleri siyasetin ne kadar çirkin ayak oyunu varsa hepsini sergiliyorlar. Bu kavga onlar için hayat memat meselesi haline gelmiş. Ya seksen altı milyonun çektiği ekonomik sıkıntılar, gençlerin yok olan hayalleri, belli ki öyle bir şey yok diyorlar. Varsa yoksa ceylan deri koltuklar, onlar kaybedilmesin yeter. Halkın arasına çıkamıyorlar bir seçmenin sorusuyla karşılaştıklarında, kuvvetli torpili olan biri edasıyla verecekleri cevabı biliyor musunuz: “SEN KİMSİN?” Olacaktır. Öyle ya sen kimsin! “butlan” onun için kabul edilmedi mi? CHP artık onların! Kapı gibi mahkeme kararı, üstelik tedbir bile var. Bunlara Halkın hesap sorma hakkı haddine mi? Ama hakları da yenmesin, ülkede rejim değişikliği yapılırken Halkı oyalayarak, uyutarak, hep birlikte sadece seyrettiler ya yetmez mi?
Bunların büyük çoğunluğu vekillik için kesinlikle liyakatli değildirler. Zaten olsalar partinin üyeleri ve delegelerinin kararına saygı duyarak onların kararı, parti tüzüğü ve seçim kanunu ne derlerse o olur diye tartışmayı başlamadan bitirmeleri gerekirdi. Yapmadılar. Çünkü onlar ne partiyi, ne delegeyi ne de Halkı düşünüyorlar. Tek düşündükleri ceylan derisi koltuklar ile aldıkları maaşlar ve yolluklar. İddia ediyorum hiç biri ama hiç biri vekilliği kaybetsin o maaşı kendi mesleklerine devam ederek alamazlar.
Liyakatsizler; siyasetten servet yapmış, kendisine bu imkânı sağlayan partinin delege ve üyelerine hırsla saldırarak adeta intikam almaya çalışırlar. İddia ediyorum bunlar bağımsız bir komisyon tarafından liyakat sınavına tabi tutulsa çoğu tüm ülke nüfusu içinde ilk elli milyon içine bile giremez. Kaybedilen makamı yeniden kazanarak yarıda kalan servetini tamamlama hamlesine devam etmek isterler. Okuduğu tüzüğü, kanunu anlamaz ama her konuda ahkâm keser. Öte yandan helâline haramına bakmadan, para saymada, istiflemede üzerine yoktur. Çünkü Allahtan korkmaz, kuldan utanmaz! Sonra ATATÜRK ün partisinde arınma, paklanma yapılacakmış. Sana mı kalmış, hadi oradan, ŞEBELEK!...
Bugünkü yazıyı Prof. Dr. Halil ÇİVİ nin MİNARENİN İÇYÜZÜ adlı şiirinden alıntı ile bitiriyorum.
Doğruları dokuz köyden kovmuşlar,
Zorbaları “yiğit” diye övmüşler,
Dürüstlere “ahmak” diye sövmüşler,
Dünyada tek doğru, minare kalmış,
Onun da iç yüzü eğriymiş oğul.
Servetin kaynağı sorulmaz olmuş,
Hırsızlık, yolsuzluk, görülmez olmuş,
Kazancın hesabı verilmez olmuş,
Dünyada tek doğru, minare kalmış,
Onun da iç yüzü eğriymiş oğul.
Yalanın, talanın yolu açılmış,
Yetim hakkı altın tasla içilmiş,
Zor geçitler torpillerle geçilmiş,
Dünyada tek doğru, minare kalmış,
Onun da iç yüzü eğriymiş oğul.
Çete, mafya parsellemiş vatanı,
Kutsamışlar haram lokma yutanı,
Kimse düşünmemiş aşsız yatanı,
Dünyada tek doğru minare kalmış,
Onun da iç yüzü eğriymiş oğul.
Haksız sınavlarla halk aldatılmış,
Bilmeyen bilenden üstün tutulmuş,
Bile bile haram lokma yutulmuş,
Dünyada tek doğru minare kalmış,
Onun da iç yüzü eğriymiş oğul.
Siyaset çarkının mili bozulmuş,
Ahlakın, hukukun yolu bozulmuş,
Erkeğin, kadının dili bozulmuş,
Dünyada tek doğru, minare kalmış,
Onun da iç yüzü eğriymiş oğul.



Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum