Reklamı Geç
MSM SANİYELİ
OPTİMED TEMMUZ
Tekirdağ
25 Mart, 2026, Çarşamba
  • DOLAR
    44.35
  • EURO
    51.48
  • ALTIN
    6509.5
  • BIST
    12.93
  • BTC
    71070.738$

TAZİYE MESAJI:

25 Mart 2026, Çarşamba 15:28

Gazetemizin imtiyaz sahibi Edip Nurettin AKIN’ın hayatını kaybeden annesi 21 Mart 2026 Cumartesi günü öğle namazını müteakip Bağlık Mahallesi Veysel Karani Camisinde kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı. Edip Nurettin AKIN başta olmak üzere tüm aile bireylerinin acılarını paylaşıyor, başsağlığı diliyorum. Allah sabırlar versin, merhumeye Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun, ışıklar içinde uyusun.

Ölüm ne zaman ve nasıl olursa olsun kabullenmesi her zaman zor oluyor, büyük acı veriyor. Ancak inancımız gereği Kur’an-ı Kerim’de de yer alan “Her canlı ölümü tadacaktır” ayetinde dendiği gibi ölüm kaçınılmaz bir gerçektir. Herkesin, er ya da geç Allah’a döneceği ANKEBÛT SURESİ 57. AYET başta olmak üzere Kur’an’da birkaç yerde daha geçmektedir. Ayete göre ölüm bir son değil, fani hayattan baki hayata geçiş köprüsüdür. Burada dünya hayatının bir imtihan olduğu, hayır ve şerle sınanan insanların sonuçta hesap vermek üzere Allah’a döndürülecekleri hatırlatılmaktadır.

Aile hayatımızda anne: Aile bireyleri arasında köprü görevi görerek, sevgi ve fedakârlığıyla yuvayı bir arada tutan, huzuru sağlayan temel unsurdur. Çocukları iyi, ahlaklı, topluma faydalı birey olarak yetiştiren en önemli eğitimcidir. Değerlerin, örf ve adetlerin yeni nesillere aktarılmasında, kültürel mirasın devamlılığında kilit rol oynar. Çocuklarını karşılık beklemeden sever, onlar için fedakârlıklara katlanır. Anne, aile yapımızda yaşamın temelini atan vazgeçilmez bir değerdir.

“CENNET ANNELERİN AYAKLARI ALTINDADIR” Hadis-i şerifi dinimizde anneye gösterilmesi gereken sevgi ve saygının en yüksek mertebede olduğunu ifade eder. Hadis-i Şerif aynı zamanda annelerin hakkının ödenemeyeceğini, onlara iyi davranmak gerektiğini de vurgulamaktadır.

Edip Nurettin AKIN ve aile fertlerinin annelerine karşı görevlerini eksiksiz yaptıklarına şahidim. Merhumenin yakalandığı amansız hastalıkla mücadelesinde her zaman annelerinin yanında oldular. Ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Ama vade dolunca ne ailenin ne doktorların yapacakları bir şey olmuyor maalesef. Aile fertleri başta olmak üzere çaba gösteren herkesten Allah razı olsun.

Güzel Türkçemizde de “ANA GİBİ YAR OLMAZ” sözü ile Annenin sağladığı şefkat gibi bir dost olamayacağı belirtilmiştir. Canı yanan çok insanın ilk olarak aklına gelen “yandım anam” feryadı belki de bundandır. Rahmetli babam doyamadan daha dokuz yaşında annesini kaybetmiş, anılarını hatırladığımda gözleri dolar, hep özlemle, hasretle anardı. Belediye meclis üyelerimden biri de annesini küçük yaşta kaybetmiş o da hep “Allah’ım neden benim annem, neden ben” diye haykırdığını annesinin kaybını kolay kabul edemediğini anlatırdı.

Saygı değer okurlar bugünkü yazıyı da Bülent ECEVİT’in “Pülümür’ün Yaşsız Kadını” şiiri ile bitiriyorum.

Pülümür’ün bir dağ köyünde gördüm onu, yaşını sordum bir giz gibi güldü.

Kimi seksen dedi, köylülerden kimi yüz. Yüzüne baktım bir giz güldü.

Bir asa vardı elinde, bir solmuş krallığın kadifeden harmanisi üzerinde.

Bir Hititliydi o bir Selçukluydu, bir Kürt’tü, bir Türk.

Yaşını sordum bir giz gibi güldü, koluma girdi bir soylu kadınca.

Tozlu köy yolunda sürüyerek eteğini, beni tek gözlü sarayına götürdü. Köy yapısı kulübesinin.

Zamanı onda yitirdim ben, yitik zamana onda eriştim.

En soylu yoksulluğun toprak döşeli sarayında bir taç gibi kondu başıma Türkiyeliliğim.

(1969)

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum